Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Hangi düşünüş yöntemidir?

Dil ile ilişkili olan, öbür ulamlarla uyuşmayan géñel yazışmaları içerir.

Hangi düşünüş yöntemidir?

İletigönderen datadeveb » 13 Eyl 2018, 06:26

Birkaç sözcüğü bir arada ele alarak birbiri arasında bir anlam tutağı (mantığı) ortaya koymak ve bununla birlikte anlamlara yeni bakış açıları kazandırmak uğraşına bu alanda verilmiş bir isim var mı? Örneğin kişisel olarak yaptığım bir anlam didiklemesi şöyle.

ol - öl
bol - böl
dol - döl

ol: Bir şeyin var denilebilir duruma erişmesi, birleşmesi, bir araya gelmesi, yapılanması gibi gibi sözcüğün anlamını düşünüyorum.
öl: Ol sözcüğüni göz önünde tutarak öl sözcüğünün ol sözcüğünün karşıt anlamlısı olduğunu görüyorum. Ol sözcüğüne birleşme anlamına yakın bir bakış açısıyla baksam öl sözcüğüne de bu bakışının karşıtıyla bakıyorum. Yani ayrışma anlamını düşünerek.

Bunlarla birlikte düşüncelerimde bazı sözcükler anında beni de gör der gibi önüme gelip diğer sözcüklerede göz gezdiriyorum.

Bol: ol sözcüğünü ele alarak ol sözcüğünün dokunduğu şeylerin bildiğimiz anlamıyla çokluk etkisini yoğuruyorum.
Böl: ol sözcüğünün karşıtı öl ile tokuşturup günümüzdeki anlamına değdirerek bir yoğurma yapıp azalan etkisinde öl sözcüğünün tadında bir anlama yaklaşıyorum.

Bunları da düşünüyorken dol ve döl sözcüklerine yöneliyorum.

Dol: ol sözcüğüyle bağlayıp olmuş olan bir şey başka yerde yoksa ve olmuş olan şey olmayan yerde bir şekilde olmaya başlıyorsa buna dol sözcüğüyle eşleştiriyorum. Yani boş olan yere "ol" ların birikmesi, yığılması gibi...
Döl: öl sözcüğüyle bağlayıp olmuş olandan ayrılan yani dol sözcüğünün bakış açısının bir değişi. Bir şey düşünün... Bir yerden çıkıp bir yere giriyor. Bir yerden çıkma yönünü ele aldığınızda başka isimlenme, bir yere giriş ele aldığında başka isimlendirme oluyor ama birbiriyle karındaş gibiler.

Bu biçimde düşünme çalışmaları yapanlar var mı? Bu düşünme yöntemine ne deniliyor? Kimlerin çalışmalarına bakmak gerekir? gibi bu konuyla ilişkilendirilebilecek her türlü veriye gerek duyuyorum. Bu konuda yalnız olduğumu sanmıyorum. Sağ olun.
  • 0

Deveb Önyüz Çatısı
data-deveb.github.io
Üyelik görseli
datadeveb
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 207
Katılım: 31 Tem 2018, 18:20
Değerleme: 120

Ynt: Hangi düşünüş yöntemidir?

İletigönderen Oktay D. » 13 Eyl 2018, 09:38

Yalñızca Türkiye Türkçesine baktığıñızda ortada böyle biçim-añlam ilişkileri olduğunu düşünmeñiz doğal. Ancak gérçekte durum böyle değil. Bu şekilde dar örneklem uzayından yola çıkılarak ulaşılan soñuçlara halk kökenlemesi déniyor.

ol-öl örneğiniñ yañlışlığını göstermem yéterli sanıyorum.

Öñcelikle olmak ile ölmek Batı Oğuz Türkçesi Türkiye, Azerbaycan, Gagauz ne özgü bir ikili.

olmak sözcüğünüñ eski biçimi olan uzun o'lu bolmak sözcüğüdür, zamanla /o/ yuvarlak seslisi arkasındaki /b/ dudaksı sessizi erimiş. Burada biri /ö/ ile diğeri /bo/ ile başlayan iki sözcük var kısaca. Öte yandan ikisiniñ L ile bitmesi tesadüf değil çünkü Türkçede soñ ekler vardır ve bu L eki édilgenlik çatı ekinden başkası değil. Ancak başındaki parçalar birbiriyle ilişkili olmaktan çok uzak, tek ortak yanları yuvarlak ünlü içermeleri ancak zaten 9 çeşit ünlü var, elbette herhangi iki sözcüğüñ yuvarlak ünlü içermeleri 4/9 şansla (%44 olasılıkla) zaten olağan. Bir de üstüne ölmek kısa ö içerirken bolmak uzun o içeriyor, ünlü nitelikleri de farklı.

Türkçede sözcük ilişkileri soñdan başlanarak irdelenir, baştan veya ortadan değil. Baştan veya ortadan ilişki aranan dillere bükünlü diller denir ve İngilizce veya Farsçanıñ bulunudğu Hint-Avrupa veya Arapcanıñ içinde bulunduğu Sami dilleri buna örnek oluşturur.

Türkçe ise çok keskin bir biçimde soñdan eklemeli bir dil. O yüzden soñn parçaları ilişkilendirmek gérekir.

Bu arada olmak-ölmek karşıt añlamlı değiller, doğmak ile ölmek karşıtlar. olmak'ıñ karşıtı bitmek olabilir. Elbette bu karşıtlıklar Oğuzcaya göre. İlk Türkçede bambaşka bir durum var olmuş olabilir. Örneğin doğmak sözcüğü dolmak ile aynı kökten, ana karnınıñ dolmasıyla ilişkili mecaz bir oluşum, Eski Türkçede ise doğmak yérine kılınmak veya yaratmak kullanılır.
  • 5

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7728
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 4085

Ynt: Hangi düşünüş yöntemidir?

İletigönderen datadeveb » 13 Eyl 2018, 22:19

Matematiksel dil türkçe üzerinde düşünen birisiyim ve türkçe dilinde sözcüklerin oluşumunda bir matematiksellik seziyorum. Ses çarpanları üzerinde kişisel olarak düşünüyorum. Bu tür çalışmalar yapanları tanıyanlarınız var mı diye bu konuyu açtım. Sorularıma yanıt aldığımı sanmıyorum.

Yazdıklarıma sizin söylediğiniz yönden bakın. Yine aynı yola düşeceksiniz.

Temel koşullarım.

Tüm seslerin tek başına belli veya belirsiz anlamları vardır. Bunlara kişisel düşüncelerimde kendi tanımımla ses çarpanı diyorum.

Ses çarpanı türkçedeki genel olarak sayılan eklemeli sayışlarını çiğnemiyor.

Sesin bir doğrultusu vardır. Önce çıkan ses sonra çıkan ses ile çarpışma anlamı kazanır. Yani sıralı ses ile sözleme yapılır. Günümüz anlayışı ile kodlama yapılır.

!'=+(!'=+?'^=!'?%(!'^&^=+%_!'^_?! bu da bir sözcük olabilirdi. Gözünüzle gördüğünüz bu çizimlere bir anlam eşleştirmesini usunuzla yapamadığınız için tıkanıyorsunuz. Ses ile eşleştirmesini yapabiliyor musunuz? Hayır. Şimdi seslerin dizilişi ile bu işi düşünün ve ilk sesden sonra gelen kök sözcüğü oluşturan sesler çarpan sestir. Belki gelecekte bunlara çarpan ses demeyi bırakıp başka bir isimle anmaya başlarım. O yüzden düşüncelerimi anlamak için sözlerimden dayanak alın. Bir söz tam olarak bir şeyi anlaması gereken birisine aktaramıyorsa örtük sözdür. Ya sözün kendisi örtüktür, ya da sözü anlayan kişi örtüktür. Bunlar işlerin uslama (felsefe) kısmı.

Sesin ağız ile nasıl biçimde çıkarıldığına bakmaksızın ses duygusuna bakmalısınız. Yani seslerin etkileri, dokunuşları vs.

ses + ses + ses birlikteliği bir söz (kod) oluşturuyor. Bu da anlam eşlemesiyle doluyor.

Baştaki ses tanımlanacak ses oluyor. Sonra gelen sesler tanımlayıcı ses oluyor.

1.ses + 2.ses + 3.ses + 4.ses

1.ses tanımlanacak ses iken 2.ses tanımlayıcı ses olur
3. sesin olması nedeniyle 2. ses tanımlanacak ses durumuna düşer ve 3. ses tanımlayıcı ses olur.
4. sesin olması nedeniyle 3. ses tanımlanacak ses durumuna düşer ve 4. ses tanımlayıcı ses olur.

Gelelim ol ve öl sözcüğüne. Ol ve öl sözcükleri karşıttırlar. Doğ sözcüğü öl sözcüğünün karşıtı değildir. Çünkü doğmak olan bir şeyin ortaya çıkması demektir. Güneşin doğması. İnsanın doğması. Hayvanın doğması... Düşüncenin doğması. İsterseniz ele alın düşünce doğuşunu. Düşünce doğuşu olanlar nedeniyledir. Düşünce oluşmadan doğmaz. Düşünce doğabilmesi için o düşüncenin önce oluşması gerekir.

Önce varlığı doğru okumalı ve sonra sözcüklerin seslerini okumalı. Sonra sözcük anlamlarını düşünüp arasındaki bağları görmeniz gerekir.

ol, öl, dol, döl, bol, böl, çol, çöl diye giderek tüm ses dizilişlerini birlikte düşünüp ortaya koyup birbirine dönüşmedeki anlam tutaklarını yakalamalısınız.

Gördüğünüz üzere bükünme yöntemiyle düşünmüyorum. Bu nedenle söyledikleriniz beni kapsayıcı nitelikte bir eleştiri olmuyor.

Matematiksel olarak türkçeyi düşünme çağınız daha gelmedi mi?

Buradan gelişmiş türk dili tanıları çıkarılabilir. Sonuçta çağlar bilmeyen insanların duygu ve düşünceleriyle kullanarak aktarılan sözcüklerle dolu. Bazıları çeşitli nedenlerle ses yıpranmasına uğramış olabilir. Ama bu bulmacanın çözümü olanaksız değil.

Şimdi gelelim olmak sözcüğünün eski durumuna.

Bultı ile boldı sözcüklerini "oldu" diye çevirenler var olduğu sürece geçmiş yazıtların günümüzce tanımlanmasını öncelemem.

Dil gelişen bir şeydir ve geçmişteki sözler inceliklerini bütünüyle kazanmıştır olarak ele alınamaz.

Koşuşan insanları düşünün. Herkes koşuyordur ama koşmanın aslını koşmak üzerinde her şeyi deneyimlemişler yapıyordur. Bu nedenle eski yazıtlardaki tutarsızca verilen çevirileri bi düzeltsinler önce... Sonrasına bakarız.

Bunların çoğu kişisel görüş ve düşüncelerimdir. Dayanaklarımdan sağlıklı durum çıkmayabilir. Tanınan, bilinen bir kişi varsa eğer bu konular üzerinde, neler yapıldığını incelemek isterim.
  • 5

Deveb Önyüz Çatısı
data-deveb.github.io
Üyelik görseli
datadeveb
Deveb Önyüz Çatısı
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 207
Katılım: 31 Tem 2018, 18:20
Değerleme: 120

Ynt: Hangi düşünüş yöntemidir?

İletigönderen Oktay D. » 13 Eyl 2018, 22:42

Tarihi metinlerde doğ– ile bol– sözcükleriniñ asıl añlamları bulunabiliyor. Söz éttiğiñiz añlamlar 1500 yıl soñrasında gelişen mecaz añlamlardır. İnanmıyorsañız daha öñce bir başlıkta vérdiğim veya birçok başlıkta sözü geçen kaynaklara bakıñ, inceleyiñ. Böyle bir sorgulamaya girişen kişi, araştırmasını da kendi yapmalıdır. Eñ azından Divanü Lügati't-Türk édiniñ ki 1000 yıl öñcesiniñ Türkçesi ile ilgili eliñizde bir kaynak olsun. Çukurova Üniversitesi Makale Bilgi Sistemi diye bir yérlik var, orada da birçok makaleyi indirebiliyorsuñuz, "fonoloji, fonetik, sesbilgisi, seslik bilgisi" gibi açar sözlerle aratırsañız daha iyi bulunsuñuz belki. Ayrıca İngilizce biliyorsañız Marcel Erdal'ıñ Old Turkic Word Formation ile A Grammar of Old Turkic bétikleri Türkçeniñ öz yapısına ışık tutabilir.

Türkçe 100 yıl öñce ortaya çıkmadığı için söyledikleriñizi öñce geçmişle karşılaştırmañız gérekir. Osman Nedim Tuna'nıñ hesabına göre eñ az 8000 yıllık bir geçmişi, yazıtlara göre eñ az 3000 yıllık bir geçmişi var. Bu kadar yıl boyunca ortaya çıkan ve gelişen her şeyi görmezden gelip yalñızca soñ 100 yılıñ durumuna bakarsañız ister istemez yañılırsıñız. Türkçeniñ düşlediğiñiz tarzda bir dil olmadığını şimdiden söyleyeyim. Siz daha çok Arapça, İbranice veya Hintçe gibi dillerle karıştırıyorsuñuz. O dillerde durum biraz daha söylediğiñize yakınken Türkçede oldukça uzak.

Bu arada neredeyse tüm eski diller matematiksel bir sezgiye sahiptir. Türkçeniñ farkı, bunu bugün de koruyabilmesidir, ancak siziñ düşlediğiñiz gibi bir matematiğe değil, bambaşka bir matematiğe sahiptir. Onu da söz éttiğim kaynakları araştırırken yavaş yavaş göreceksiñizdir.
  • 9

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7728
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 4085

Ynt: Hangi düşünüş yöntemidir?

İletigönderen datadeveb » 14 Eyl 2018, 06:32

Yazdıklarım arasında nerede ön takı yaptım diye bakıp bakıp duruyorum. Siz nerde görüyorsunuz ön takıyı? Türkçede önceleme düzeni vardır. Konuşurken sözcükleri dizerek bunu çok güzel görebilirsiniz. Aynı şey sözcüklerde de vardır.

Ancak seslerin anlam etkilerinin tanısını koymak şu an benim için kolay değil.

Hiçbir yerde ön takılı duruma girmemişken siz düşündüğüm şeyleri ön takılı durum gibi gösteriyorsunuz.

Birinci sese etki eden ikinci ses birinci sesin anlamını değiştirir. Yani ses çarpışması olayı vardır.

Önce ol sözcüğüne değinip sonra bol gibi sözcüklere giriştiğim için mi ön takı düşündüğümü sanıyorsunuz?

"o" sesini düşünün en sonunda varacağınız anlam ile benim düşündüğüm anlam(lar) tutuşacak mı görmek isterim.
  • 0

Deveb Önyüz Çatısı
data-deveb.github.io
Üyelik görseli
datadeveb
Deveb Önyüz Çatısı
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 207
Katılım: 31 Tem 2018, 18:20
Değerleme: 120

Ynt: Hangi düşünüş yöntemidir?

İletigönderen Oktay D. » 15 Eyl 2018, 02:02

Öñ takıdan kim söz étti? Benim iletimde öñ ek/takı vb. bir şey geçmedi ki? Başkasına mı yazdıñız diyeceğim bu başlıkta ikimizden başkası yok. Yañlış başlığa mı yanıtı gönderdiñiz?
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7728
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 4085

Ynt: Hangi düşünüş yöntemidir?

İletigönderen datadeveb » 15 Eyl 2018, 02:46

"Siz daha çok Arapça, İbranice veya Hintçe gibi dillerle karıştırıyorsuñuz." dediğiniz için ilk olarak ön takılı düzen düşündüm. Bir başka dayanağım da irdelemenin baştan veya ortadan yapılmadığına değinmeniz oldu. Başka bir şeyden söz ediyorsanız eğer anlamamışımdır.
  • 0

Deveb Önyüz Çatısı
data-deveb.github.io
Üyelik görseli
datadeveb
Deveb Önyüz Çatısı
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 207
Katılım: 31 Tem 2018, 18:20
Değerleme: 120

Ynt: Hangi düşünüş yöntemidir?

İletigönderen Oktay D. » 15 Eyl 2018, 16:17

O dilleriñ ortak özelliği bükünlü olmalarıdır. Bu dillerde eylemleriñ biçimi veya sesleri değişerek/bükülerek yéñi türevler oluşur.

Arapçadan örnek véreyim.

Arapçada eylem kökü k-t-b sözcüğü "yazmak" démek. Bu eylemiñ çekimlerinde sesliler değişir: kataba (o yazdı), yektubu (o yazar), gibi. Bu eylemden başka bir eylem türetirken de başka sessizler var olur: istaktaba (o yazdırdı), yestaktubu (o yazdırır), gibi.

İbranicede de aynı şeyler var (zaten akraba diller), ancak ibranicede halen yaşayan bir durum daha var, o da siziñ dédiğiñiz şeye beñziyor.

İbranicede örneğin ş-q-p (bakmak, gözetlemek) sözcüğü aslında q-p (yaslanmak, güvenmek) sözcüğünden geliyor. Öte yandan g-z-z (kırpmak) sözcüğü ile g-z-m (budamak) ve g-z-r (kesmek) sözcükleri köktaştır.

Kısaca bükünlü dillerde sessiz veya seslileri bükerek yéñi sözcükler oluşuyor.

Türkçede ise böyle bir durum hiç yok. Géñel olarak Ural dillerinde buna beñzer bir durum az da olsa görülürken (Samoyedce gibi) Altay dillerinde hiç görülmez.
  • 5

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7728
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 4085

Ynt: Hangi düşünüş yöntemidir?

İletigönderen datadeveb » 15 Eyl 2018, 22:35

Bunlarda benim düşündüğüm ses çarpanı yok ki.

Şimdi türkçede sondan ses eklemeli yapı yok mu? Evet... Şimdi ses koşullanı dökeyim.

Tek sesli ses çarpanları: Bunlar tek başına söylenebilen seslerdir. O,U,I,A,Ö,Ü,İ,E

Şimdi bu seslere bir etki yükleyin. Her sesin etkisi usunuzda anlayışıda etkiler.

Çift sesli ses çarpanları: O,U,I,A,Ö,Ü,İ,E öncelendiğinde diğer sesler ses çarpanı olur.
Çiftsi sesli ses çarpanları: Diğer seslerden sonra O,U,I,A,Ö,Ü,İ,E çarpan etkisinde olur.

Yani ilk başta bulunan ses kök ses olup ondan sonra gelen sesler biribini çarpan ses oluyor. Bu da eklemeli yapıyı oluşturuyor. Yani bükünlülük durumu oluşturmuyor.

Örneğin o sesi tek başına "var" etkisinde bir durumdadır. Başka bir ses ile yan yana geldiğinde var etkisi durumu bir değer etkisine dönüşüyor ve ilk başta gelen sesin değerini veriyor. Bu değerde kök sesi ya yükseltiyor ya da düşüyor, ya parçalıyor ya da birleştiriyor, ya toparlıyor ya da yayıyor, ya çoğaltıyor ya azaltıyor gibi...

Bizim düşünce dilimiz türkçe olduğu için seslerin etkilerini bilinçsizle içerleyebiliyoruz. Sesler bir anlamla eşleşince birbirine eklediğimizde sonsuz sayıda sözcük üretebilir duruma geliyoruz. Kök seslerin etkilerini imliklemeliyiz diye düşünüyorum.

Sanırım önce en anlaşılır yere gireyim.

Türkçe eklemeli dillerden değil mi? Eklemeli dilde işlevler nasıl olur? Ekler anlayışı bir yerden bir yere doğru çekiştirir.

Şimdi basit örnek yapalım.

"Ben uzağa gidiyorum."

Bunlar çarpım sözcükleridir. Aynı anda toplam sözcükleridir. Sözcüklerin yerini değiştirdiğiniz de anlaşılma yükü değişirken anlam yükü değişmez. Şimdi biraz ana dili türkçe olan usumuzdaki etkilerini didikleyelim.

"Ben" dediğimde ne düşünüyorsunuz? Eğer öncesinde gelen bir konu süreci yoksa, usunuzda bir bağlayıcı dayanak bulamıyorsanız düşüncenizi iki şeye çevirirsiniz. Kendisini biraz gizemli olmak üzere açtı ve öyle bıraktı ya da bu işin devamı olacak.

Şimdi şunu düşünün.

"Ben uzağa" artık burada bir olasılık daraltması yaptı. Anlam biraz daha netleşti ama tamamlanmadı çünkü burada önceden gelen bilinir konu yoksa dayanak sonradan gelecek konuya yöneldi.

"Ben uzağa gidiyorum." bu durumda daha çok netleşmiş ve tutarlı düşünüşe eriştik.

uzak sözcüğünü değişitip yakın sözcüğünü kullanalım.

"Ben yakına gidiyorum." bu durumda tümcedeki yapılar değişmedi. Özne, yönelme, eylem aynen olduğu gibi duruyor. Ama düşünülen bir şey değişti. Yakınlık ve uzaklık duygusu.

Peki bunu sözcüklerde yapabiliyor muyuz? Bu bakış açısıyla yapamıyoruz. Çünkü bu bakış açısı burada işliyor. Sözcüklerde başka bir bakış açısı yapıyoruz.

Yakın, yakınlar, yakınlara, yakınlık, yakınlığa, yakınlıklara, yakınma, yakınmaya, yakınmalara
Uzak, uzaklar, uzaklara, uzaklık, uzaklığa, uzaklıklara, uzakma, uzakmaya, uzakmalara

Eklerin sözcük türetmesindeki etkilerin kökü bozmadan bir yerlere etkisel olarak çekerek sürüklemek. Ama bir saniye... Uzakma nedir?

İşte bu durumlarda köklerin birbirine karşıtlığının durumu ortaya çıkıyor. Bu da eklerden dolayı sözcüklerin anlamsal karşıtlıklarının imliğini bulmamıza yardımcı olacak durumda olduğunu gösteriyor.

Varlık ortamında birbirine iki zıt durumu aynı etkilerle etkilediğinizde bunun bozulmaması gerekir. Bu nedenle karşıtlıklarla sözcüklerin özlüğünün derinlerine erişebilirsiniz.

Usunuzdaki duyuların tıkanmasını sezdiniz mi?

Ses çarpanı da bunların kökü oluyor. Yani ses çarpanı usumuzdaki düzeni oluşturan değerler yükü oluyor. Şu karşıt örneğindeki gibi eklerde tıkanıyorsak ses çarpanlarında tutarsızlık var. Değer aralığını sayısal olarak birbirine yakın görürken bir yerde öyle bir kopuyor ki bunlar karşıt değil diyorsunuz. Ama karşıt gibi duruyorlar. İşte usunuzdaki bu tıkanıklık us ölçeğine göre bir şeylerin yanlış olduğunu söylüyor. Matematiksel türkçeye ilgi duymanın döküntüleri sanırım bu yazdıklarım :D

Ses çarpanıyla ilgili anlatmaya çalıştığım sezgilerimi biraz daha anlatabilmişimdir umarım. Sözcüklerin birbiriyle olan etkisinin bir alt boyutunu eklerle onunda bir alt boyutunu seslerle yapmamız gerekiyor. Düzenimiz böyle. İşte sesteki boyutu çözmek işin en zor yanı. Çözdükten sonra tutmayın türkçeyi. Ama gerçekten çok zor... Bu sezgileri dayanaklandırmak vs...

Bükümlü dillere gelince... O dillerdeki gibi düşünemem ben. Çünkü düşünce dilim türkçe... Tıkanırım. Çıkamam işin içinden. Bir şeyler sürekli çıkmaza toslar. Bir şeyler yazıyorum ama dayanaklandırma durumu konusunda güvensiz duyuladığım için gece yolculuğu yapan kişi gibiyim.
  • 5

Deveb Önyüz Çatısı
data-deveb.github.io
Üyelik görseli
datadeveb
Deveb Önyüz Çatısı
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 207
Katılım: 31 Tem 2018, 18:20
Değerleme: 120


Dön Géñel yazışma

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 2 konuk

Reputation System ©'