Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Çatışkılar Felsefesi

Dil üzerine yaptığıñız araştırmaları, kişisel çalışmaları içerir.

Çatışkılar Felsefesi

İletigönderen TürkçeSözlük78 » 05 Oca 2019, 20:55

Doğrulam ve yanlışlam başlığında bunun temellerini atmıştım. Şimdi (dört beş saatlik uzun bir uslamlamadan sonra) gerisini de getirebilirim.

Felsefeye başlamadan önce basit gözüken kavramların tanımını yapmak isterim.

Soyut: Düşünsel, gerçekte vâr olamayan, yalnızca essel zihinsel veya ussal aklî yollarla algılanabilen, duyularla algılanamayan nesnenin, nenin veya özdeğin özelliği

Soyutluk: Kısaca soyut olma durumu

Somut: Algılanabilmesi için usa veya ese gerek olmayan, duyularımızla algılanabilen nesnenin, nenin veya özdeğin özelliği

Somutluk: Kısaca somut olma durumu

Bunlar bizim yapıtaşlarımızdır.

Uslamlayacak olursak, her yargının (önermenin) tersinin (genellikle) olduğunu görürüz. Tersi olmayan yargılara daha ileride değineceğim. Şimdilik yargıların ifâde edildiği ana biçime "düz yargı", bu yargının tersine de "ters yargı" diyelim. Kolay usbilgisi mantık durumları var burada, değil mi?

Şimdi gelelim daha önemli tanımlamalara, bunlar olmadan yapamayız.

Doğru: Düzü doğru, tersi yanlış olan yargı

Yanlış: Düzü yanlış, tersi doğru olan yargı

Bunlar zâten özünü ele veriyor. Şimdi benim kattığım doğrulam ve yanlışlam kavramlarına değinelim. Bunlar olmadan çatışkıları anlamamız olanaksızdır. Bunlar olmadan çatışkılar birtakım us zorlayıcı sorulardan başka bir şey değildir.

Doğrulam: Düzü de doğru, tersi de doğru olan yargı

Yanlışlam: Düzü de yanlış, tersi de yanlış olan yargı

Biraz düşünelim. Bir yargının düzünün ile tersinin aynı olması saçma ve soyuttur değil mi? Bunlar çatışkı oluşturur bizim için. Çatışkıların da gerçek yaşamda yeri yoktur. Onlar dil sâyesinde bizim usumuza gider, sözcükler sâyesinde yaşarlar. Başka türlü yaşamaları zâten olanaksızdır. Soyut bir şey somutluğa yaklaşırsa soyutluğunu normal olarak yitirir ve gerçekleşir.

Önemli bir sorun: Doğrulam ve yanlışlam kavramlarına örnek olarak ne verebiliriz?

Yanıtı:

Örnek veremeyiz. Bunlara örnek vermemiz zâten gerekmiyor. Vâr olmayan bir şeyi (çatışkıyı) açıklamak için kullanıyoruz bu kavramları. Bunlara örnek vermek için bir çatışkı oluşturmamız gerekir. Örneğin şöyle bir soruda demek istediğimi anlayabiliriz:

Bu soruda yanıtı veren kişinin soruyu doğru yanıtlama olasılığı kaçtır?
A)%25
B)%50
C)%100
Ç)%25

Matematikteki olasılığı kullanarak kuramsal bir sonuç elde edersek -ki deneysel ile kuramsal sonucun uyuşması için deney sayısını arttırmamız gerekir, bu durumda soru sayısını arttırmamız bir şeyi değiştirmeyecektir çünkü soru zâten bir çatışkıdır.- bu sonuç %25 olur. Ancak bu iki seçenekte bulunduğu için "doğru" yanıt %50 olacaktır. %50'de bir yerde olduğundan bu seçenek de doğru olacaktır. Şimdi ne oldu? %100 oldu. E bu da bir seçenekte var? Öyleyse bu durum nasıl açıklanır? Sorunun yanıtı var mı, yoksa her yanıt doğru mu?

A'yı seçsek, A doğru olur. Ancak A olmayanlar da doğru değil mi? Evet. A'nın tersi de doğru, düzü de doğru. İşte buna "DOĞRULAM" denir. Böyle bir örnek ile yanlışlamı da örnekleyebiliriz.

Şimdi bu soru aradan çıktı. Gelelim uzun bir uslamlama sonucuna daha. Bir yargıyı düz ve ters diye ayıralım ve yine bilindik usbilgisi ile boşlukları dolduralım.

Düz yargıTers yargı
DoğruYanlış
YanlışDoğru
DoğruDoğru
YanlışYanlış
Hem doğru hem de yanlışYOKTUR, OLAMAZ


Düzü doğru, tersi yanlış ise bu "doğru yargı"dır.
Düzü yanlış, tersi doğru ise bu "yanlış yargı"dır.
Düzü de tersi de doğru ise bu "doğrulam yargı"dır. (Çatışkı nedeni)
Düzü de tersi de yanlış ise bu "yanlışlam yargı"dır. (Çatışkı nedeni)

Düzü hem doğru hem yanlış ise bu yargının tersi yoktur. Yargı, çatışkı nedeni değil doğrudan çatışkının ta kendisidir.

Buna örnek verelim:

(yalnızca bu bölümü kopyala yapıştır ile atıyorum)

Öykü: Bir berber, bulunduğu köydeki erkeklerden, yalnızca kendi kendini tıraş edemeyen erkekleri tıraş ediyor.

Soru: Berberi kim tıraş edecek?

Doğan sonuçlar:
1- Eğer kendi kendine tıraş olmasa, bu durumda kendi kendine tıraş olamayan erkek sınıfına girecek ve kendisi de kendini tıraş edemeyen erkekleri tıraş ettiği için kendini tıraş etmesi gerekecek.

2- Kendini tıraş etmesi durumunda da kendi kendine tıraş olabilen erkekler sınıfına girmiş olacak ve sadece kendi kendine tıraş olamayan erkekleri tıraş ettiği için, bu kuralı bozmuş olacak.

İki sonuç da hem yanlış hem de doğrudur. Bu sonuçların tersi yoktur. İki sonuç da çatışkıdır.

USLAMLAMA SONUCU ÇIKARIMLAR:

Çıkarım 1: Soyut bir olgu ne denli somutluğa yaklaşırsa doğrulamlardan ve yanlışlamlardan arınır, dolayısıyla çatışkılardan uzaklaşarak gerçekleşir.

Çıkarım 2: Tersi ve düzü aynı olan yargılar (doğrulamlar ve yanlışlamlar) çatışkıya neden olur.

Çıkarım 3: Her yargının özü ile çelişmeyen bir tersi olması gerekir. Yaşam somuttur, çatışkı da soyut.
  • 0

Onca olay olduktan sonra,
Niye düşlerim ki bir yokra?
-Tünerik Gezgini
Üyelik görseli
TürkçeSözlük78
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1306
Katılım: 12 Nis 2018, 01:07
Konum: İstanbul
Değerleme: 778

Ynt: Çatışkılar Felsefesi

İletigönderen bensay » 05 Oca 2019, 21:21

ilgi alanım değilse de "doğrulam" totolojiyi mi karşılıyor?
  • 1

http://www.gelgelturkce.blogcu.com
https://www.facebook.com/OzlestirmeKilavuzu
Evrensel olan kavramlardır, sözcükler ulusal olabilir, dahası olmalıdır.
Üyelik görseli
bensay
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2863
Katılım: 03 Eyl 2007, 14:19
Konum: istanbul
Değerleme: 1432

Ynt: Çatışkılar Felsefesi

İletigönderen Oktay D. » 05 Oca 2019, 21:27

Burada bazı çelişkiler var. Onları açıklamak yérine (çünkü burası felsefe/matematik yérliği déğil), size bulanık mantık koñusuna bakmañızı öñeriyorum. Bu düşünceleriñizi o koñuyla birlikte yéñider değerlendirince çelişkilerden arınmaya başlarsıñız zaten bence.

bensay yazdı:ilgi alanım değilse de "doğrulam" totolojiyi mi karşılıyor?

totolojileriñ tersi yañlıştır. Örneğin p bir öñerme olsun, "p veya p-değil" öñermesi bir totolojidir (p ne olursa olsun her zaman doğrudur). Bu totolojiniñ tersi olan "p-değil ve p" öñermesi ise yañlıştır, her zaman yañlıştır.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8285
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5368

Ynt: Çatışkılar Felsefesi

İletigönderen TürkçeSözlük78 » 05 Oca 2019, 21:38

Bulanık mantık bir şeyin "çok doğru, doğru, az doğru, çok yanlış, yanlış, az yanlış" olacağını savunmuyor mu? Benim felsefeme göre kesin bir doğru vardır. Bilgi felsefesinin büyük sorusu olan "Doğru nedir? (What is the truth?)" benim felsefem için gereksiz bir soru. Doğrular apaçık ortadadır. Çatışkılarda da kişiden kişiye bu değişmez.

Ayrıca bulanık esemenin (mantığın) benim bilgilerimle çeliştiğini düşünmüyorum. Bulanık eseme benim yaptığım felsefenin teknoloji ile birleştirilmiş biçimine benziyor. Daha çağdaşı ve daha önceden düşünülmüşü gibi. Neden bir çelişki var, pek anlayamadım.
  • 0

Onca olay olduktan sonra,
Niye düşlerim ki bir yokra?
-Tünerik Gezgini
Üyelik görseli
TürkçeSözlük78
Oğuzhan T.
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1306
Katılım: 12 Nis 2018, 01:07
Konum: İstanbul
Değerleme: 778

Ynt: Çatışkılar Felsefesi

İletigönderen Oktay D. » 05 Oca 2019, 21:54

Doğru bir şeyiñ tersi de doğruysa üç durum var olur:
  • öñermeniñ doğruluk değeri 0-1 arasında bir değerdir
  • öñerme düzgün bir tamdéyim değildir (kuralsızdır)
  • öñerme kendisiyle çelişiyordur.
Bulanık mantık ilk durumu benimseyen mantık kuramıdır.

Bir öñermeniñ doğruluk değeri x olsun, tersiniñ doğruluk değeri 1-x olarak hesaplanır. Eğer bir öñermeniñ tersiyle kendisi aynı doğruluk değerine sahipse 1-x=x olacağından x=1/2 olarak hesaplanmış olur. Dikkat éderseñiz x=1 ise ister istemez tersi 1-x=0 olur, başka çaresi yoktur. O yüzden eğer doğruluk değerleri her zaman ya 0 ya 1 olarak alınırsa, söyledikleriñiz çelişik kalır. Yok eğer 0 ve 1 arası da olanaklıysa o zaman zaten bulanık mantığı elde édersiñiz.

Bulanık mantıktaki 1/2 gibi doğruluk değerlerini illa "çok doğru" veya "az doğru" olarak modellemek zorunda değilsiñiz. "Doğru olma olasılığı" olarak da modelleyebilirsiñiz. Örneğin bulanık mantık, kuantum bilgisayarlarda kullanılabiliyor, zira kuantum bilgisayarlarda 1 bit ya 0dır ya 1dir ancak ölçüm olmamışsa 0 veya 1 arasında bir olası değer alır ve bu da bulanık mantık gibi işler.
  • 5

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8285
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5368

Ynt: Çatışkılar Felsefesi

İletigönderen TürkçeSözlük78 » 05 Oca 2019, 22:10

Ben bu felsefe ve mantığı bırakıyorum öyleyse. ;D

Bu kuram benimkisini çiğneyip atıyor. Gülme bir yana şaka maka bana bu kuramlardan söz ettiğiniz için teşekkür ederim. Bu felsefeyi oluşturmadan önce büyük bir araştırma yapmıştım. Nedense bu kuramla karşılaşmamışım. Russell'dan tutun antik Yunan'a dek her şeye bakmıştım bir de. Bunu araştırdıktan sonra belki yeni bir kuram yaparım.

Yapmama gerek olmayacağa benziyor ama. Bu kuram aşırı mantıklı. Benimkinin çağdaş biçimi gibi bildiğiniz.
  • 0

Onca olay olduktan sonra,
Niye düşlerim ki bir yokra?
-Tünerik Gezgini
Üyelik görseli
TürkçeSözlük78
Oğuzhan T.
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1306
Katılım: 12 Nis 2018, 01:07
Konum: İstanbul
Değerleme: 778

Ynt: Çatışkılar Felsefesi

İletigönderen Oktay D. » 05 Oca 2019, 22:55

Bunu bir beyin esnetimi olarak düşünüñ. Eldeki bilgilerle, bilinen ancak ileri aşama olan yapıları kendiñiz buluyorsañız doğru yoldasıñız démektir.

Zaten ayrıca bulanık mantık çok eski bir şey değil. Çağdaş añlamdaki bulanık mantık, Azerbaycanlı O dönemde Sovyetlere bağlıydı matematikçi, bilgisayar bilimci ve yapay zeka araştırmacısı olan Lütfi Ələsgərzadə tarafından oluşturuldu (1961-1965 makaleleri). (Yani bu alañı ilk keşfedenlerden biri bir Türk ;) )

Elbette öñcesinde birtakım beñzer kuramlar ortaya atıldı (bkz. Łukasiewicz ile Tarski, 1920-1923), ancak başlı başına bir matematik dalı olması anca 1960'lara kadar beklemiş. Bugün kuantum bilgisayarlarıñ geliştirilmesiyle birlikte yéñiden mühendisleriñ ilgisini çekmeye başladı ancak onsuz da matematikçiler arasında çok yaygın bir araştırma alañı değil.
  • 5

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8285
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5368


Dön Bilimsel araştırmalar, kişisel çalışmalar

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 1 konuk

Reputation System ©'