Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Dil Eğitimi

Dil üzerine yaptığıñız araştırmaları, kişisel çalışmaları içerir.

Dil Eğitimi

İletigönderen Boraan » 30 Eki 2016, 20:37

Aşağıdaki sözde değinilenler hakkında bilimsel araştırması olan, bu sözün doğruluğu hakkında açıklama getirebilicek bir arkadaşım yerliğimizde var mıdır?

''Dünyada tüm diller ağırlıklı sol beyin (matematik) tarafından yönetilirken ‘bir tek Türkçe sağ beyin (sezgiler) tarafından yönetilir. '' Taner Çağlı
  • 0

Üyelik görseli
Boraan
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1806
Katılım: 23 Eki 2007, 17:34
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 65

Ynt: Dil Eğitimi

İletigönderen Yılgın » 31 Eki 2016, 01:40

Bu konuyla ilgili bilimsel bir araştırmam yok ama ne demek istendiğini "sezgisel" olarak kendimce açıklamaya çalışayım.

Öncelikle dünyada tüm diller denmesi biraz iddialı olmuş, çünkü Ural-Altay dil ailesine iye olan ma Türkçe ile aynı ortak dilbilimsel özellikleri barındıran bir çok dil var.

Türkçe ile İngilizce üzerinde düşünelim. Uzun bir tümce kurduğumuzu varsayalım. İngilizcede önce eylemi ya da yüklemi verirsiniz. Artık eylemin sonrasında gelecek olan diğer tümce ögelerine ne yapacağınızı biliyorsunuzdur. Türkçe de ise eylem sonda olduğundan yükleme kadar ki kısım ile ne yapacağınız sezginize kalır. Ta ki yüklemi görene dek.

Bir de bunu hiç bilimsel olmayan bir örnekle taçlandırayım. İngilizce önce yememizi söyler sonra elmayı verir. Elmayı görmeden ne yapacağımızı biliriz, yalnızca yiyeceğimiz şeyin elma olduğunu bilemeyiz. Türkçe ise önce elmayı verir sonra yememizi söyler. Yüklem gelmeden elmayla ne yapacağımızı bilemeyiz. Artık yer miyiz yedirir miyiz işte orası sezgimize kalır.
  • 1

Yılgın
Türkçeséver
Türkçeséver
 
İleti: 20
Katılım: 12 Şub 2016, 03:11
Değerleme: 19

Ynt: Dil Eğitimi

İletigönderen Oktay D. » 31 Eki 2016, 03:52

Yañlış önerme. Dil işleme, beyinde hem sağ hem sol yarım kürede yapılır.

Sağ beyin, sezgisel ve bütüncül olanı işler. Yani sözcükleriñ veya heceleriñ değil, bütüncül olarak cümleniñ/paragrafıñ añlamını işleyen yérdir.

Öte yandan sol beyin, keskin ve indirgemeci olanı işler. Yani gramerden ve sözcükleriñ işlenilmesinden sorumludur.

Bu iki beyin olmadan hiçbir dili koñuşamazsıñız/añlayamazsıñız.

Öte yandan koñuşma (sesleri çıkarma) merkezi, her zaman sol beyinde bulunur, bu yüzden sol beyin olmadan kendiñizi ses çıkararak ifade edemezsiñiz. İki yarım küresiniñ bağlantıları kesilmiş/bozulmuş olan hastalarda vücuduñ sol tarafında (sağ beyinde) olup bitenleriñ dilsiz bir şekilde ifade édildiği gözlenmiştir, koñuşan ise hep sol beyindir. (bu konuda bir bilgilendirme için: https://www.youtube.com/watch?v=wfYbgdo8e-8
)

Türkçeden daha sezgisel öğeleriñ olduğu bir dil varsa o da Çincedir. Çincede sözcükleriñ keskin değil sezgisel añlamları vardır ve cümlede indirgenirler. Gramer yoktur, kavramlar sırayla söylenir. Örneğin Çincede "ben bir hayvan avladım" demek için "ben av-öldürmek bu hareket-şey" (我獵殺的動物) gibi bir yapı kurmañız gerekiyor. Ayrıca zaman kipleri olmadığı için bu cümlede geçmiş zaman olduğu sezgiñize kalmıştır.
  • 5

Üyelik görseli
Oktay D.
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7904
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 4443

Ynt: Dil Eğitimi

İletigönderen Boraan » 31 Eki 2016, 10:33

Önermeyi yazan kişi bir İngilizce eğitmeni satımlama izlemi olarak bu önermeden devinimle İngilizceyi Türkçe kullanarak öğretimi benimsemiş.

Ekte vikipediden aldığım verilerle azrak İngilizce konuşma oranlarını süzdüm.Çin ile Türkiyeyi karşılaştırdım.Başka etkenler de olabilir ancak Oktay'ın dediğine göre Çincenin sezgisel yönü de İngilizce öğrenme oranında etkili olmuş olabilir mi?

Çin : %5
Türkiye : % 17
  • 0

Ekler
Oran.png
Oran.png (118.68 KiB) 5188 kéz görüntülendi
Üyelik görseli
Boraan
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1806
Katılım: 23 Eki 2007, 17:34
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 65

Ynt: Dil Eğitimi

İletigönderen Oktay D. » 31 Eki 2016, 19:17

Türkçe kullanarak İngilizce öğretilemez. Her dil bağımsız olarak öğrenilir. Kazak Türkçesini bile Türkiye Türkçesi kullanarak öğretemezsiñiz. Öyle yapınca sadece Türkçe yerine İngilizce yer değiştirmiş gibi olur ancak İngilizce de öğrenilmiş olmaz. Ne Türkçe ne İngilizce bilen insanlar yetiştirmiş olunur.

Çin'iñ nüfusunuñ aşırı büyük bir kısmı köylü ve yereldir. Çinlileriñ yalñızca yurt dışına çıkanları veya ticaret yapanları İngilizce öğrenirler. O yüzden o oranlar pek bir şey ifade etmeyecektir.
  • 3

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7904
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 4443

Ynt: Dil Eğitimi

İletigönderen Yılgın » 31 Eki 2016, 21:05

Çincenin özellikle konuşurken Türkçeden çok daha sezgisel olduğu konusunda Oktay beye katılıyorum. Ancak yukarıda vermiş olduğu örnek bu durumu kesinlikle karşılamıyor. "我獵殺的動物"

"我" ben "猎杀" avlamak "的" geçmiş yapan ek "动物" hayvan

动物 hayvan demek. Siz 动(devinim) ma 物(nen) ayrı değerlendirmişsiniz. Tümcede geçmiş yapan bir ek de var.

Bütün bunları uğraşıp yazdım çünkü Çincenin grameri yoktur gibi yanlış bir kanı var. Bu kesinlikle yanlış. Bunun yerine Çincenin gramerinin ingilizce ma Türkçeye oranla çok çok daha yalınç ma esnek olduğu söylenebilir. Örneğin Çincede eylemleri oğura göre çekimlemeniz gerekmez. "yarın ben git","dün ben git","şimdi ben git". Eğer oğuru belli eden bir sözcük kullanmazsanız eylemin zamanını belirleyen yapılarda vardır. Ve Çincenin sezgiselliğinin nedeni bunların biri bile değildir. Onun nedeni başka.

Değme dil olguyu anlatma ya da anlamlandırma menziline sokarken birbirlerinden değişik evrimlere girer. Örneğin ben Türkçenin en sağlam ma en belirgin özelliklerinden biri olan sondan eklemeli bir dil olmasının yüklemini sonda barındırması ile doğrudan ilişkili olduğunu düşünüyorum.
  • 3

Yılgın
Türkçeséver
Türkçeséver
 
İleti: 20
Katılım: 12 Şub 2016, 03:11
Değerleme: 19

Ynt: Dil Eğitimi

İletigönderen Oktay D. » 31 Eki 2016, 22:38

Tabii gramer tümden yoktur démiş olmam biraz aşırı kaçmış olabilir. Çekim ve yapım yoktur démeliydim sanırım. Ancak elbette dizilim grameri var. Yani örneğin tamlamalar var ve tamlamalarıñ dizilimi Türkçedeki gibi: önce tamlayan soñra tamlanan. Beni düzelttiğiñiz için sağ oluñ.

Bu arada geçmiş zaman sözcüğü diye söylediğiñiz şey geçmiş zamanla (veya herhangi bir zamanla) ilgili bir sözcük değildir. Oradaki 的 (de) sözcüğü belirteç/yönelme sözcüğüdür, İngilizcedeki the veya Japoncadaki o gibi (Türkçede bu tür bir şey -i hâl eki ile yapılıyor) bir işlevi var, ancak tek başına "hedef, istikamet" añlamına geliyor. Yani gramatik bir şey değil. Zaten bazen yönelme bazen çıkma bazen belirtileme durumuna denk geliyor. O sözcüğün orada hangi işlevde olduğu sezgiden añlaşılır. "hayvanı" veya "hayvanları" veya "bir hayvan" veya "hayvana doğru" veya "hayvandan" añlamlarına gelebilir, fiiliñ ne olduğuna bağlı olarak. Çinliler için bu saydığım olasılıklar birbirinden ayrık düşünülen şeyler değil zaten.

Türkçeye 我獵殺的動物 (ben bir hayvan avladım) cümlesini bire bir çevirirsek "ben av-öldür istikamet hareket-şey" diye düşünülebilir, yine de ben önceki iletimde "bu" diye kısaltayım dedim. Onsuz da aynı añlamda cümle yapılabiliyor, sadece "(belirli) bir hayvan" demek yerine genel olarak hayvanları (çoğul) kast etmiş olursunuz (bu cümle özelinde).
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7904
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 4443

Ynt: Dil Eğitimi

İletigönderen Yılgın » 01 Kas 2016, 23:44

的de ekinin bildiğim kullanımları şunlar. -nın, -nin iyelik eki olarak. Örneğin "wo 的de qiche" benim arabam. Adı niteleyen çok heceli önadlardan sonra. Örneğin "mei guniang" güzel kız (burada kullanılmamış çünkü önad tek heceli) "piaoliang 的de guniang" güzel kız. Zaman olarak kullanımı. Bu örneği bir betikden alıntı yapıyorum.

他是昨天来找的经理 Tā shì zuótiān lái zhǎo de jīnglǐ. O dün yöneticiyi aramak için geldi. Şimdi "yarın" ekleyelim.

他是明天来找经理 Tā shì míngtiān lái zhǎo jīnglǐ. O yarın yöneticiyi aramak için gelecek. Görüldüğü gibi 的de yok.

的de ekinin sizin dediğiniz gibi bir kullanımı da olabilir ama ben bilmiyorum. Genellikle İngilizceden Çinceye çevirilerde "the", ölçü sözcükleri ile gösterilir.

"the animal" "那条动物 na tiao dongwu" ya da "那头动物 na tou dongwu". 条tiao uzun ince hayvanlar için kullanılır.(balık, yılan, gelincik) 头tou büyük baş hayvanlar için kullanılır.(geyik, boğa)

"ben av-öldür istikamet hareket-şey" bunun bire bir çevirim olduğunu söylemişsiniz ancak bu damga damga çevirimdir. Bire bir çevirim şöyle olmalı "ben avlamak istikamet hayvan". Damga damga çevirim ile bire bir çevirimle vereceğiniz kısıtlı anlaşılabilirliği de yitirirsiniz. Ayrıca başka bir kavramı karşılamak için bir araya gelmiş damgalar, bunun dışında bir araya gelme koşuluyla karşılaşmazlar. Demek istediğim bu, anlaşılmakta güçlük yaratmaz. En iyisi bir kaç örnek vereyim.

手shou el 机ji makina shouji 手机telefon

电dian elektirik 脑nao beyin 电脑diannao bilgisayar

重zhong ağır 要yao istemek 重要zhongyao önemli

熊xiong ayı 猫mao kedi 熊猫xiongmao panda

动dong hareket 物wu şey 动物dongwu hayvan

yad kökenli özel adlarda işler daha da karışır

意yi anlam 大da büyük 利li kazanç 意大利yidali italya

伦lun mantık 敦dun dürüst 伦敦lundun londra gibi gibi...

Umarım anlatmak istediğimi anlatmakta yeterli olmuşumdur.
  • 0

Yılgın
Türkçeséver
Türkçeséver
 
İleti: 20
Katılım: 12 Şub 2016, 03:11
Değerleme: 19

Ynt: Dil Eğitimi

İletigönderen Oktay D. » 02 Kas 2016, 02:08

Evet, "bire bir" derken damga damga démek istedim. İlk başta "harfi harfine" yazmıştım keşke öyle bıraksaymışım.

Şimdi burada Çinceyi çok az bildiğimi söyleyeyim. Akademik bir inceleme olarak Çince hakkında bilgim var ancak o da deriñ olmaktan uzak. Yiñe de 的 (de) sözcüğüne baktığımda sözcüğüñ cümledeki kullanıma göre şekillendiği açık geliyor.

Siziñ söylediğiñiz bilgilerde bazı sorunlar var. Örneğin "dün" añlamını kattığını söylediğiñiz cümlede "dün" añlamını o sözcük değil cümledeki başka bir sözcük vériyor. Bir de benim damga damga çevirideki amacım Çincedeki sezgiyi vérebilmekti. Soñuçta cümleniñ vérmek istediği añlamı söylersem zaten Çinceniñ kendi içindeki sezgiyi geçip doğrudan bizim dilimizdeki izdüşüme geçmiş oluruz. Oysa ben Çinliler açısından cümleniñ nasıl bir sezgiye sahip olduğunu göstermek istiyorum.

Araştırdığım kadarıyla Çince 的 (de) sözcüğü, aşağıdaki başlıca kullanımlara sahip.
  1. Tek başına bir ad olarak kullanılırsa "hedef" demek. Ayrıca kökeniniñ "parlak" olduğunu da öğrendim: Eski Çince *pliek > Orta Çince *tek (parlak) > Çağdaş Çince *de. Aslında bu damga-sözcük, añlam ile ses birleşimi bir damgaymış, yani iki parçasından biri añlamını veriyor, diğeri ise okunuşunu. "parlak" añlamınıñ nasıl olup da "hedef" añlamına evrildiğini añlamak için ilk kısmı olan 白 (bai) "beyaz" < "palamut meyvesinin içi" sözcüğüne bakmak gérekir. Bu kökenlik konuyu uzatmamak için sizi şuraya alayım: https://en.wiktionary.org/wiki/%E7%9A%84
  2. Bir adıñ yanına geldiğinde İngilizcedeki "the" gibi bélirtici bir añlama geliyor. Benim vérdiğim örnekte zaten durum böyle.
  3. Zarf olarak kullanıldığında pekiştirme añlamı katıyor. Bu kullanımıñ çok fazla örneği var, buraya aktarmak zor olur. Ancak siziñ "zaman" añlamlı dediğiñiz ifadeler buna iyi örnek. Orada bu sözcük zamanı belirtmiyor, zamanla ilgili şeye vurguyu veya pekiştirmeyi yapıyor.
    Siziñ "dün" içeren örneğiñiz olan 他是昨天来找的经理 (tā şi zuotēn lai cao de jiñli) cümlesinde "dün" añlamını véren sözcük 昨天 (zuotēn) sözüdür, ki bunuñ ilk kısmı "dün" démek iken ikinci kısmı "gün; gökyüzü" démektir. Siziñ vérdiğiñiz "yarınlı" cümle olan 他是明天来找经理 (tā şi miñtēn lai cao jiñli) cümlesinde ise 明天 (miñtēn) sözü "yarın" añlamındadır (damga damga çevirirsek "parlak gün" olur).
  4. Belli fiillerle birlikte çıkma hâli olarak kullanılıyor. 天的 (tēn de) yani "gökten" gibi...
  5. Nihayetinde ise iki ad öbeği arasında kullanılınca da -nıñ eki gibi iyelik belirtiyor. Siziñ örnek aslında bu şekilde kurulmuş: "benim arabam", 我的车 (wo de çə) gerçekten de 我 (wo) yani "ben" ile 车 (çə) yani "araba" arasında duruyor. Burada bu damganıñ "istikamet" gibi bir sezgide olması, 车 "araba"dan 我 "ben"e bir şey olduğunu belirtiyor. Tıpkı fiiliñ yanına gelince çıkma hâli sezgisini oluşturması gibi aslında.

Görüldüğü gibi sözcük çok çok değişik añlamlara sahip ve bu añlamlar sezgisel bir şekilde ortaya çıkıyor. Zaten Çinceye örnek vérmemdeki amaç bu tür sezgisel durumlardı.

Kısaca bu sözcük özünde bir añlama değil, bir sezgiye sahip ve bu sezgiye göre biz kendi dillerimizde onu añlama çeviriyoruz. Büyük olasılıkla tüm diller başlangıçta bu tür bir evre yaşadılar, ancak bu sezgisel öğeler zamanla belirgin kullanımlara sıkışıp bugünkü yapıları oluşturdular. Türkçe, Japonca gibi dilleriñ eski dönemlerinde çekim ekleriniñ özünde ekleşmiş edatlardan ibaret oldukları görülüyor. Üstelik bu edatlarıñ kendisinden türemiş sıradan sözcükler var. Buna örnek olarak bu başlığı gösterebilirim.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7904
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 4443


Dön Bilimsel araştırmalar, kişisel çalışmalar

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 5 konuk

Reputation System ©'