Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Ortak Türkçe Gramer Terimleri Denemesi

Ortak Türkçe'niñ oluşumu üzerine yapılan çalışmaları içerir.

Ortak Türkçe Gramer Terimleri Denemesi

İletigönderen Oğuzosis » 06 Tem 2017, 07:18

Birkaç seri şeklinde yapmayı deniyorum. İçinde 10 Türk dili var; Türkiye, Türkmen, Azeri, Özbek, Uygur, Kazak, Kırgız, Tatar, Başkurt ve Karaçay-Balkar Türkçeleri var. Terimleri şu şekilde sıralamaya göre:
"X Dil Grubu
Y Türkçesi: Z (terim)
...
...

A Dil Grubu
B Türkçesi: C (Terim)
...
...

Sonuç: Yaygınlığa bakıldığında Türk dillerindeki en yaygın terimin Türkiye Türkçesine uygunlaştırılışı 'k' şeklinde olur." yazıp buraya aktaracağım.
E, ne diyorsunuz? Devam edeyim mi yoksa durayım mı?
  • 0

Oğuzosis
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 250
Katılım: 24 Mar 2017, 19:22
Değerleme: 199

Ynt: Ortak Türkçe Gramer Terimleri Denemesi

İletigönderen Oğuzosis » 06 Tem 2017, 09:54

Mesela bu ilk sözcüğümüz olsun:

Oğuz Dilleri
Türkiye: Ek - Takı
Azerbaycan: Şəkilçi
Türkmenistan: Goşulma

Karluk Dilleri
Özbekistan: Qo'shimcha
Uygurlar: Qoshumche

Kıpçak Dilleri
Kazakistan: Jalğaw - Qosımşa
Kırgızistan: Müçö
Tataristan: Quşımça
Başkurdistan: Yalğau
Karaçay ve Balkarlar: Calgau

Sonuç olarak 4 "koşumca" ve 3 "yalgama" terimi en yaygın olanlar oldukları için ortak Türkçe terimlerin bunlar olmasından yanayım. "Yalga-yı", "yalga-ma", "yalga-yış" arasındaki seçimi size bırakıyorum ancak bana sorarsanız "yalgama" daha iyidir. Ancak "yalgayı" da kulağa hoş geliyor.
  • 4

Oğuzosis
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 250
Katılım: 24 Mar 2017, 19:22
Değerleme: 199

Ynt: Ortak Türkçe Gramer Terimleri Denemesi

İletigönderen Oktay D. » 07 Tem 2017, 09:44

Burada yaygınlık neye göre düşünülüyor? Nüfus mu? Coğrafya mı? İkisiniñ birleşimi mi?

Nüfus olarak baktığımızda Türkiye Türkçesi eñ çok koñuşucuya sahip Türkçedir ve tüm Türkleriñ %40'ını oluşturuyor. Orta Asya coğrafyası büyük ancak nüfus yoğunluğu aşırı düşük.

Örneğin *koşumça biçimi için konuşucu sayılarını topladığımızda (ve Türkmence goşulma'yı *koşumça biçimine dahil éttiğimizde bile) nüfus 82 milyon édiyor (ki bunlarıñ çoğu kendi dilleriniñ dilbilgisini öğrenmiyor çünkü bulundukları ülkede resmi dil farklı). Oysa Türkiye Türkçesi konuşanlarıñ sayısı 88 milyon.

Öte yandan coğrafî yaygınlığı taban aldığımızda bu kéz %38'lik dilime sahip olanlarıñ sözcüğü *koşumça'yı %62'ye dayatmış oluyorsuñuz.

Şimdilik sözcük dayatma işini bir kenada bırakıp karar düzeneğini tartışalım. Diyelim ki bir Türk Birliği kuruldu. Bu birliğiñ kararları nasıl alınacak?

Örneğin bir kurultay oluşturuldu ve kurultay üyeleri (vekiller) bulundukları bölgeleriñ nüfusuna oranla seçildi, tıpkı TBMM gibi. Bu durumda %40 ile Türkiye'den gelen vekiller olacak. Bu da birliğiñ Türkiye baskın bir birlik olmasını gérektirecek ve muhtemelen diğer Türkler bundan soğuyacaklar.

Onuñ yérine ABD tipi bir ikili kurultay olduğunu düşünelim.

Buna göre kurultaylardan biri temsilciler kurultayı olacak ve vekiller nüfusa göre seçilecekler. İkinci kurultay ise seçkinler kurultayı olacak ve nüfusa göre değil de her ülkeden 2 seçkin gelecek şekilde oluşacak. Böyle bir durumda Temsilciler Kurultayında Türkiye %40 temsil édilirken Séçkinler Kurultayında diğerleri kadar, yani 2/50 (toplamda 25 Türkçe olduğunu varsayıyorum), temsil édilecek. Kararlar ise her iki meclisten de geçtikleri zaman geçerli olacaklar.

Böylece Temsilciler "ek" için %40 oy çıkartacaklar ancak Seçkinler "*koşumça" için (sanırım) %40 oy çıkartacaklar. O yüzden iki seçenek de iki kurultaydan aynı anda çıkamaz. Bu durumda bu oylamadan hiçbir karar çıkmaz. Ya da bazıları kendi sözcüğünü değil de diğeriniñ sözcüğünü seçer ve ona göre bir şey çıkar artık. Soñuçta "ek" sözcüğü tüm Türklerce añlaşılabilecek bir sözcüktür, ne biliyoruz belki Kazaklar bile bunu yéğleyecektir bu oylamada?

Aslında zaten ortak terimler için tek bir sözcük seçilmesi, eñ baştan doğru değil. Çünkü *koşumça ne kadar Türkçeyse *ek de o kadar Türkçedir. İkisi de hepimiziñdir, birini diğerine yeğlemek ötekini öldürmek olacaktır. Bir bakıma sözcük bazında kardeş katli añlamına gelecektir.

Onuñ yérine "Ortak Terimler" aslında bir "katışım" şeklinde düşünülmelidir bence. Yani bütün terimler ortaktır, hepsi öğretilecektir ve isteyen istediğini kullanabilir. Kullanıldığı zaman da karşıdaki añlayacaktır çünkü "Türkiyeliler bizim *koşumça dédiğimize *ek diyorlar" diye bilecektir.

Nasıl ki biz Azerbaycanlılarıñ kaleciye kapıcı dédiğini biliyorsak ve Azerbaycanlılar bizim kaleci dédiğimizi biliyorsa, bu durumda kapıcı diyen Azerbaycanlı bir tépik sunucusunuñ Türkiye kanalında karşılaşma sunması olanaklı olacağı gibi onuñ de kendi Türkçesini unutmasına veya dışlamak zorunda kalmasına neden olmayacaktır.

Varsıllıkları birbirimize aktararak, toplamda çok daha varsıl bir ortak söz varlığı oluşturabiliriz.
  • 5

Üyelik görseli
Oktay D.
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8212
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5118

Ynt: Ortak Türkçe Gramer Terimleri Denemesi

İletigönderen Oğuzosis » 08 Tem 2017, 18:03

Oktay D. yazdı:Burada yaygınlık neye göre düşünülüyor? Nüfus mu? Coğrafya mı? İkisiniñ birleşimi mi?

Şimdi, bana sorarsanız Türkiye'nin nüfusunu hesaba katarsak nüfus değil coğrafyayı örnek alırım. Coğrafya kısmına gelirsek, ben hem "koşumca"yı hem de "yalgama"yı önerdim. E, geriye kim kaldı? Türkiye ve Azerbaycan... Şimdi neyi, kime "dayatmış" oluyoruz, sizce?

Oktay D. yazdı:Şimdilik sözcük dayatma işini bir kenada bırakıp karar düzeneğini tartışalım. Diyelim ki bir Türk Birliği kuruldu. Bu birliğiñ kararları nasıl alınacak?

Örneğin bir kurultay oluşturuldu ve kurultay üyeleri (vekiller) bulundukları bölgeleriñ nüfusuna oranla seçildi, tıpkı TBMM gibi. Bu durumda %40 ile Türkiye'den gelen vekiller olacak. Bu da birliğiñ Türkiye baskın bir birlik olmasını gérektirecek ve muhtemelen diğer Türkler bundan soğuyacaklar.

Onuñ yérine ABD tipi bir ikili kurultay olduğunu düşünelim.

Buna göre kurultaylardan biri temsilciler kurultayı olacak ve vekiller nüfusa göre seçilecekler. İkinci kurultay ise seçkinler kurultayı olacak ve nüfusa göre değil de her ülkeden 2 seçkin gelecek şekilde oluşacak. Böyle bir durumda Temsilciler Kurultayında Türkiye %40 temsil édilirken Séçkinler Kurultayında diğerleri kadar, yani 2/50 (toplamda 25 Türkçe olduğunu varsayıyorum), temsil édilecek. Kararlar ise her iki meclisten de geçtikleri zaman geçerli olacaklar.

Böylece Temsilciler "ek" için %40 oy çıkartacaklar ancak Seçkinler "*koşumça" için (sanırım) %40 oy çıkartacaklar. O yüzden iki seçenek de iki kurultaydan aynı anda çıkamaz. Bu durumda bu oylamadan hiçbir karar çıkmaz. Ya da bazıları kendi sözcüğünü değil de diğeriniñ sözcüğünü seçer ve ona göre bir şey çıkar artık. Soñuçta "ek" sözcüğü tüm Türklerce añlaşılabilecek bir sözcüktür, ne biliyoruz belki Kazaklar bile bunu yéğleyecektir bu oylamada?


Öncelikle şunu diyeyim ki siyasetle çok az ilgilenirim, pek anlamam. Burayı daha sonra konuşalım mümkünse. Ancak şunu diyeceğim, ben burada 10 Türkçeden bahsettim, bunları öne alsak daha iyi olur. Ancak olası bir Türk birliğinde bu düşünülebilir.

"Ek" sözcüğünün tüm Türklerce anlaşılacağını nereden çıkardınız? Bizim dışımızda hiçbir yerde yok. Sibirya'yı bilemem fakat şurada terimlerini önerdiğim 10 Türkçenin içinde bulunmuyor. Hepsinde "koş-" fiilinden "koşumca, koşum, koşma, koşmaca" gibi karşılıklar kullanılıyor, gerçek anlamı için de. Hatta belki inanmazsınız, Azericede de durum böyle.

Oktay D. yazdı:Aslında zaten ortak terimler için tek bir sözcük seçilmesi, eñ baştan doğru değil. Çünkü *koşumça ne kadar Türkçeyse *ek de o kadar Türkçedir. İkisi de hepimiziñdir, birini diğerine yeğlemek ötekini öldürmek olacaktır. Bir bakıma sözcük bazında kardeş katli añlamına gelecektir.


Diyelim ki siz gerçek hayatınız da 10 kardeşsiniz. Diğer 9'u bir şey yapıyor, aynı şeyi. Siz onlara benzemek istemez misiniz? Kardeşleriniz gibi olmak istemez misiniz? Onlara benzemek sizin için ölmek mi olur? Hepsi "koş-" derken, siz "ekle-" deseniz hoşunuza gider mi? İşte, kendinizi ortak Türkçe için değiştirmek istemiyorsunuz lakin konusu açılınca hemen ortak Türkçeci oluveriyorsunuz. E, ne olacak şimdi? Size soruyorum, cevaplarsanız sevinirim.

Oktay D. yazdı:Onuñ yérine "Ortak Terimler" aslında bir "katışım" şeklinde düşünülmelidir bence. Yani bütün terimler ortaktır, hepsi öğretilecektir ve isteyen istediğini kullanabilir. Kullanıldığı zaman da karşıdaki añlayacaktır çünkü "Türkiyeliler bizim *koşumça dédiğimize *ek diyorlar" diye bilecektir.

Nasıl ki biz Azerbaycanlılarıñ kaleciye kapıcı dédiğini biliyorsak ve Azerbaycanlılar bizim kaleci dédiğimizi biliyorsa, bu durumda kapıcı diyen Azerbaycanlı bir tépik sunucusunuñ Türkiye kanalında karşılaşma sunması olanaklı olacağı gibi onuñ de kendi Türkçesini unutmasına veya dışlamak zorunda kalmasına neden olmayacaktır.

Varsıllıkları birbirimize aktararak, toplamda çok daha varsıl bir ortak söz varlığı oluşturabiliriz.


Ben buraya yazdıkça ortak bir şeyler, bazı üyeler rahatsız oluyor. Bunları istemiyorlar. Böyle mi "katışım"ı gerçekleştirmeyi düşünüyorsunuz? Buraya onlarla ilgili bir şey yazdım fakat yine rahatsız oldular. Ha, dediniz ya birbirimize öğretelim. E, ben size onların dediklerini buraya aktararak "öğrettiğimde" neden karşı çıkıyorsunuz? Bende mi akıl yok? Her şeyi yanlış mı anlıyorum? Fikirlerimde sorun mu var? Kendime soru sormamın nedeni nedir? Şizofren miyim ben yahu?
İşte şu noktada anlaşamadık, ben genel olanın her yerde olmasından yanayım, yerel olanın değil. Herkes "koş-"u biliyor, biz bilmiyoruz. Bunun için öğrenmeyi reddediyor, kolaycılık edip bizdekini onlara "kakalamaya" çalışıyoruz. Bana göre bu çok yanlış, çok...
  • 0

Oğuzosis
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 250
Katılım: 24 Mar 2017, 19:22
Değerleme: 199

Ynt: Ortak Türkçe Gramer Terimleri Denemesi

İletigönderen Oktay D. » 08 Tem 2017, 20:07

Sayın Oğuzosis,

Siziñ şahsıñıza karşıt bir şey yazmadığım halde koñuyu benim şahsıma ve bir niyet okumasına çevirmeñiz hoş olmadı. Aşağıda söyledikleriñizi ayrıntılı olarak değerlendirdim ve yañlış bulduklarımı açıkça ifâde éttim. Amacım baña yaptığıñız "ad hominem"iñ farkında olmañızı sağlamaktır, belki yaptığıñız şeyiñ farkında değildiñiz. Bu yanıtımı bu açıdan bir yarara çevirebilmeñizi umuyorum.

Oğuzosis yazdı:Şimdi, bana sorarsanız Türkiye'nin nüfusunu hesaba katarsak nüfus değil coğrafyayı örnek alırım. Coğrafya kısmına gelirsek, ben hem "koşumca"yı hem de "yalgama"yı önerdim. E, geriye kim kaldı? Türkiye ve Azerbaycan... Şimdi neyi, kime "dayatmış" oluyoruz, sizce?

Türkiye ve Azerbaycan'ı yok mu sayalım yani?

Oğuzosis yazdı:Öncelikle şunu diyeyim ki siyasetle çok az ilgilenirim, pek anlamam. Burayı daha sonra konuşalım mümkünse. Ancak şunu diyeceğim, ben burada 10 Türkçeden bahsettim, bunları öne alsak daha iyi olur. Ancak olası bir Türk birliğinde bu düşünülebilir.

Bunuñ gérçel siyasetle ilgisi yok, karar düzeneği örneği vérdim. Söz éttiğiñiz 10 Türkçeniñ diğer 15 tanesinden ne üstünlüğü var? Kırım Tatarcası, Karaçaycadan daha mı öñemsiz?

Oğuzosis yazdı:"Ek" sözcüğünün tüm Türklerce anlaşılacağını nereden çıkardınız? Bizim dışımızda hiçbir yerde yok. Sibirya'yı bilemem fakat şurada terimlerini önerdiğim 10 Türkçenin içinde bulunmuyor. Hepsinde "koş-" fiilinden "koşumca, koşum, koşma, koşmaca" gibi karşılıklar kullanılıyor, gerçek anlamı için de. Hatta belki inanmazsınız, Azericede de durum böyle.

Örñek vérdim, añlamaya da bilirlerdi elbette. Ben zaten diğer Türkçelerdeki koş- türevlerine karşı da çıkmadım, onlarıñ da atıp "ek" sözcüğünü kullanmasını da istemedim. Hatta öyle olması yérine hem "ek" hem de "koşumca" olsun diye savunuyorum. Buna dair başka sözcüklerden örneklerim de açıktır. O örneklerimi görmezden gelip sanki karşı çıkıyormuşum gibi yazmañız hoş olmadı. Kaldı ki hem başka Türkçelerde kullanılan iki sözcüğü aynı anda öñerip hem de Batı Oğuzcadaki sözcüğü dışlamañız da ayrı bir çelişki. Elbette çelişkili olabilir insan, ben de olabilirdim (belki de varsa çelişkimi görmüyorum şu anda). Öñemli olan bunu giderebilmek.

Oğuzosis yazdı:Diyelim ki siz gerçek hayatınız da 10 kardeşsiniz. Diğer 9'u bir şey yapıyor, aynı şeyi. Siz onlara benzemek istemez misiniz? Kardeşleriniz gibi olmak istemez misiniz? Onlara benzemek sizin için ölmek mi olur? Hepsi "koş-" derken, siz "ekle-" deseniz hoşunuza gider mi? İşte, kendinizi ortak Türkçe için değiştirmek istemiyorsunuz lakin konusu açılınca hemen ortak Türkçeci oluveriyorsunuz. E, ne olacak şimdi? Size soruyorum, cevaplarsanız sevinirim.

Bir şeyi 9 kardeş yapıyor diye 10. kardeşiñ kendi yaptığını unutması, tüm yaşamınca oluşturduğu şeyi bir kenara atmasını niye güzel bir şey olarak nitelendirdiğiñizi añlamıyorum. Kardeşlerim gibi olmak istemek nedir ayrıca? Her kardeşiñ bu dünyaya ve aralarındaki muhabbete kattığı bir şeyler vardır, çeşitlilik niye sorun olsun ki? 10 kardeşiñ 10'u da aynı mesleği mi yapmalıdır? Aynı şeylerden mi zevk almalıdır? Onuñ yérine çeşitli işler ve zevkler olsa daha güzel daha varsıl olmaz mı? Birbiriniñ kopyası 10 tane kardeş, isterse 100 kardeş olsunlar, bu dünyaya ve kendilerine ne katkıları olabilir ki? Çeşitlilik olmadan birbirleriyle birlik içerisinde olamıyorlarsa hiç olmasınlar daha iyi. Belki de Türk dünyasınıñ bu ayrık durumunuñ kaynağı çeşitliğe tahammülsüzlüktür? Kim bilir...

Benim bir kardeşim var ve kardeşimle ne tip olarak ne davranış olarak ne de zevk olarak birbirimize beñzeriz. Tümüyle ayrı dünyalarıñ insanlarıyızdır ancak kardeşimle her bir araya gelişimde çok iyi añlaşmanıñ ötesinde iki kafadar arkadaş gibiyizdir. Öyle ki, ortamda birimizi yéñi tanıyan insanlar, kardeş olduğumuza inanmayıp iki sıkı dost sanarlar ve dalga geçtiğimizi zannettikleri için nüfus cüzdanlarımızı bile çıkarttırırlar. İkimiziñ meslekleri, uğraşları, zevkleri ap ayrı olduğu halde çok iyi geçinir ve ortak zamanımızı çok iyi yaşarız. İşte Türk dünyası da böyle olsa daha güzel olmaz mı? Dünyaya ve Türklüğe daha büyük katkılar vérmez miyiz? Daha sağlam beyinler, daha sıkı bünyeler, daha üretken bireyler yétiştirmez miyiz?

Oğuzosis yazdı:Ben buraya yazdıkça ortak bir şeyler, bazı üyeler rahatsız oluyor. Bunları istemiyorlar. Böyle mi "katışım"ı gerçekleştirmeyi düşünüyorsunuz? Buraya onlarla ilgili bir şey yazdım fakat yine rahatsız oldular. Ha, dediniz ya birbirimize öğretelim. E, ben size onların dediklerini buraya aktararak "öğrettiğimde" neden karşı çıkıyorsunuz? Bende mi akıl yok? Her şeyi yanlış mı anlıyorum? Fikirlerimde sorun mu var? Kendime soru sormamın nedeni nedir? Şizofren miyim ben yahu?
İşte şu noktada anlaşamadık, ben genel olanın her yerde olmasından yanayım, yerel olanın değil. Herkes "koş-"u biliyor, biz bilmiyoruz. Bunun için öğrenmeyi reddediyor, kolaycılık edip bizdekini onlara "kakalamaya" çalışıyoruz. Bana göre bu çok yanlış, çok...

Sayın Oğuzosis, farkında mısıñız bilmiyorum ama niyet okuyorsuñuz. Siz benim rahatsız olduğumu nereden çıkarıyorsuñuz? Siziñ gibi düşünmüyorum diye niye beni karşıñıza alıyorsuñuz ki? Herkes illa siziñ istediğiñiz gibi mi düşünmek zorunda? Siziñ bir şeyi aktarmañıza ne zaman karşı çıktım? Şahsıñıza tek bir karşıtlık içeren cümle gösteriñ baña. Ben yöntemde farklı düşündüğüm için size karşı mı olmuş oldum? Siziñ gibi düşünmüyorum diye Ortak Türkçe karşıtı mı oluyorum? Nasıl bu kadar rahat niyet okuyup saldırabiliyorsuñuz añlamıyorum. Siz Oğuzca karşılığı yok saydıñız diye size "Oğuz karşıtı" veya "Oğuzcadan rahatsız oluyor" diyor muyum? Biri çıkıp size böyle dése nasıl hissedersiñiz?

Soñuçta benim Ortak Türkçe añlayışım sizinkiyle aynı olmak zorunda değil, elbette sizinki de benimkiyle aynı olmak zorunda değil. Siziñ şahsıñıza karşı da hiçbir şey yazmadım, sadece yönteme eleştiri getirdim, ki bunu yapmazsak ortak Türkçeyi bırakıñ hiçbir şeyi ortak yapamayız. Eleştiri olmazsa gelişim de olmaz. Elbette yöntem tartışacağız ki eñ iyi ve eñ güzel yöntemi ortaya çıkarabilelim.

Ayrıca Ortak Türkçe añlayışımıñ ne olduğu da 2007'den béri yazdığım iletilerimde net bir şekilde ortaya konulmuştur. Henüz okumamış olmalısıñız ki böyle yazıyorsuñuz, başka bir açıklama bulamıyorum. Dahası, benim Katışımlı bir Çağdaş Oğuzca öñerim bile vardır, öyle ki, Ortak Türkçe oluşturmak amacıyla Oğuz dilleri arasında bir katışım sağlanmasını savunmuştum ve aynı şeyi Kıpçak, Karluk vs için de uyguladıktan soñra ikinci aşamada tüm bunlarıñ katışıp ortak bir Türkçeniñ öyle oluşmasınıñ daha sağlıklı olacağını öñe sürmüştüm. Ancak siz ise okumadan hemen beni Ortak Türkçe karşıtı ilân édiyorsuñuz, bir duruñ bakalım muhattabıñız bu koñuda daha öñce ne yazmış bir bakıñ ondan soñra yanıt yazıñ. Belki farkında değilsiñiz ama öñceki yazdıklarıñız olmasa bu söyledikleriñiz çirkin bir iftira olmanıñ yanında ayrıca yapılan émeğe de saygısızlık olarak görülebilirdi. Kurduğuñuz cümleniñ muhattabıñızdaki karşılığıñı görmüyor musuñuz? Elbette baña saygı duymak zorunda değilsiñiz, ancak ben de bu iftira ve saygısızlığı ifâde étmekte özgürüm. Umarım yañlış añlıyorumdur çünkü öñceki yazdıklarıñıza baktığımda böyle bir şeyi yapacak bir kişiye beñzemiyorsuñuz.

Gelgelelim benim Ortak Türkçe añlayışıma göre, varsıllıktan ödün vérilmemelidir. Varsıl olunması için de her Türkçe kendi söz varlığı ve geçmişiyle gelip ortak bir havuza girmelidir. Diğer Türkçelerle yapılacak alış vérişiñ soñunda ortak bir söz varlığı ve ortak bir dil kültürü oluşacak, daha soñra da bu ortaklık içerisinde Ortak Türkçe kendiğilinden ve doğal bir yolla ortaya çıkacaktır. Ben bunu savunduğum için de siziñ kendi sözcüklerinden ve geçmiş birikiminden ödün vérerek oluşturmayı düşündüğüñüz Ortak Türkçeyi yöntem olarak doğru bulmuyorum. Bunu doğru bulmuyorum diye bundan rahatsız olduğumu çıkarmañız açıkça bir niyet okumadır, muhattabıñızı karşıya almaktır, "ad hominem"dir. Lütfen ne yaptığıñızıñ farkına varıñ ve normal iletişim ve tartışma seviyesine dönüñ.

Siz kendi ağzıñızla "ben genel olanın her yerde olmasından yanayım" diyorsuñuz. İşte benim karşı çıktığım yöntem de tam olarak budur. Eğer géñel olan her yerde olursa, bu diğerleriniñ kendinden ödün vermesi añlamına gelir. Bu ödün vérme işi de iki türlü olur; ya isteyerek ödün vérirsiñiz ya da zorla. Eğer zorla ödün vériyorsañız da bu bir dayatmanıñ soñucu ortaya çıkmıştır. Bunu da açıkçası doğru bulmuyorum. Çünkü varsıllığa bir tehtid olarak görüyorum. 1000 yıllık birikimleri çöpe atmak olarak görüyorum. Biz geçtiğimiz 1000 yılı boşuna mı yaşadık? Bu kadar Yunus Emre'leri, Pir Sultan Abdal'ları, Karacaoğlan'ları, Dil Devrimi'ni boşuna mı ürettik?

Bu söylediklerim diğer Türkçeler için de geçerlidir. Türkiye Türkçesi kendi birikimini dayatıp diğerleriniñkini tasfiye étse onlar da 1000 yılda biriktirdiklerini çöpe atmış olurlar. Karahanlıcadan bugüne dek geçirdikleri gelişimi yakmalılar mı? Hem de katıştırmak dururken?

Ha siz bu sorulara "evet, ortaklık uğruna birikimimizi yakmalıyız" diye yanıt vériyor olabilirsiñiz. Bu görüşü doğru bulmasam da burada savunulması hiçbir zaman sorun olmaz. Ancak siz bir kez bunu ifâde éttiñiz mi başkalarınıñ da bunu eleştirmesine de hoşgörüyle yanıt vérmeñiz beklenir çünkü siziñ kendi görüşüñüzü söyleme hakkıñız kadar başkasınıñ da onu eleştiren görüşü söyleme hakkı vardır. Bu olmazsa ortak bir şey de çıkmaz nitekim.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8212
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5118

Ynt: Ortak Türkçe Gramer Terimleri Denemesi

İletigönderen birtancazin » 08 Tem 2017, 21:02

Oktay beye katılıyorum.


Oğuzca ve özelde türkiye (balkanlar, anadolu, Kıbrıs), osmanlı Türkmenleri (suriye, ırak), iran_azerbaycan ve ardından Türkmenistan üzerinden bütünleşmedaha sonra uygur gelir, kıpçak ve karluk bütünleşmesinden ardında genel türk dil bütünleşmesi....

Eskiye giderken de tarama ve derleme çalışmaları ve türkiye tarihi yapıtları...


Ondan sonra eski orta asya yapıtları ve kaynakları
  • 0

birtancazin
birtancazin
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 770
Katılım: 19 May 2017, 00:37
Değerleme: 265

Ynt: Ortak Türkçe Gramer Terimleri Denemesi

İletigönderen Türkeröz » 09 Tem 2017, 18:58

""Ek" sözcüğünün tüm Türklerce anlaşılacağını nereden çıkardınız? Bizim dışımızda hiçbir yerde yok. Sibirya'yı bilemem fakat şurada terimlerini önerdiğim 10 Türkçenin içinde bulunmuyor. Hepsinde "koş-" fiilinden "koşumca, koşum, koşma, koşmaca" gibi karşılıklar kullanılıyor, gerçek anlamı için de. Hatta belki inanmazsınız, Azericede de durum böyle."

Ek sözcüğü ek- eylemindendir. Bizde ek- demek kat-, birleştir- demektir. İsteyen parça bile diyebilir. Anlaşılmayacağını hiç sanmıyorum. Ancak sizin söylediğinizi asıl biz anlamıyoruz. Koş- deyince şu görüntü geliyor.

Görsel


Kimse kusura bakmasın ama ben bize uymayanı istemem. Birileri tutturmuş ortak Türkçe diye. Sözde ortak türkçeci olmuşlar ama gerçekte ortak türkçe delisi olmuşlar. Sonra da gelmiş uzmanı olmadan bilmiş gibi konuşuyorlar. Tartışma bilmiyorlar, yalnızca biz biliyoruz bizim dediğimiz olacak diye atılıyorlar ve dayatıyorlar.. Bir de kendi düşünceciklerini nere yazmışlarsa oradakilerini kaynak diye kandırmaya çalışıyorlar.. Onlara kalınırsa dilimiz (Türkiye Türkçesi, başka bir deyişle Türkçe'miz) uydurukça ve ölmeli..
  • 0

Üyelik görseli
Türkeröz
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2977
Katılım: 25 Nis 2008, 17:08
Değerleme: 535

Ynt: Ortak Türkçe Gramer Terimleri Denemesi

İletigönderen Oğuzosis » 09 Tem 2017, 20:01

Oktay D. yazdı:Sayın Oğuzosis,

Siziñ şahsıñıza karşıt bir şey yazmadığım halde koñuyu benim şahsıma ve bir niyet okumasına çevirmeñiz hoş olmadı. Aşağıda söyledikleriñizi ayrıntılı olarak değerlendirdim ve yañlış bulduklarımı açıkça ifâde éttim. Amacım baña yaptığıñız "ad hominem"iñ farkında olmañızı sağlamaktır, belki yaptığıñız şeyiñ farkında değildiñiz. Bu yanıtımı bu açıdan bir yarara çevirebilmeñizi umuyorum.

Türkiye ve Azerbaycan'ı yok mu sayalım yani?


Bunuñ gérçel siyasetle ilgisi yok, karar düzeneği örneği vérdim. Söz éttiğiñiz 10 Türkçeniñ diğer 15 tanesinden ne üstünlüğü var? Kırım Tatarcası, Karaçaycadan daha mı öñemsiz?


Örñek vérdim, añlamaya da bilirlerdi elbette. Ben zaten diğer Türkçelerdeki koş- türevlerine karşı da çıkmadım, onlarıñ da atıp "ek" sözcüğünü kullanmasını da istemedim. Hatta öyle olması yérine hem "ek" hem de "koşumca" olsun diye savunuyorum. Buna dair başka sözcüklerden örneklerim de açıktır. O örneklerimi görmezden gelip sanki karşı çıkıyormuşum gibi yazmañız hoş olmadı. Kaldı ki hem başka Türkçelerde kullanılan iki sözcüğü aynı anda öñerip hem de Batı Oğuzcadaki sözcüğü dışlamañız da ayrı bir çelişki. Elbette çelişkili olabilir insan, ben de olabilirdim (belki de varsa çelişkimi görmüyorum şu anda). Öñemli olan bunu giderebilmek.


Bir şeyi 9 kardeş yapıyor diye 10. kardeşiñ kendi yaptığını unutması, tüm yaşamınca oluşturduğu şeyi bir kenara atmasını niye güzel bir şey olarak nitelendirdiğiñizi añlamıyorum. Kardeşlerim gibi olmak istemek nedir ayrıca? Her kardeşiñ bu dünyaya ve aralarındaki muhabbete kattığı bir şeyler vardır, çeşitlilik niye sorun olsun ki? 10 kardeşiñ 10'u da aynı mesleği mi yapmalıdır? Aynı şeylerden mi zevk almalıdır? Onuñ yérine çeşitli işler ve zevkler olsa daha güzel daha varsıl olmaz mı? Birbiriniñ kopyası 10 tane kardeş, isterse 100 kardeş olsunlar, bu dünyaya ve kendilerine ne katkıları olabilir ki? Çeşitlilik olmadan birbirleriyle birlik içerisinde olamıyorlarsa hiç olmasınlar daha iyi. Belki de Türk dünyasınıñ bu ayrık durumunuñ kaynağı çeşitliğe tahammülsüzlüktür? Kim bilir...

Benim bir kardeşim var ve kardeşimle ne tip olarak ne davranış olarak ne de zevk olarak birbirimize beñzeriz. Tümüyle ayrı dünyalarıñ insanlarıyızdır ancak kardeşimle her bir araya gelişimde çok iyi añlaşmanıñ ötesinde iki kafadar arkadaş gibiyizdir. Öyle ki, ortamda birimizi yéñi tanıyan insanlar, kardeş olduğumuza inanmayıp iki sıkı dost sanarlar ve dalga geçtiğimizi zannettikleri için nüfus cüzdanlarımızı bile çıkarttırırlar. İkimiziñ meslekleri, uğraşları, zevkleri ap ayrı olduğu halde çok iyi geçinir ve ortak zamanımızı çok iyi yaşarız. İşte Türk dünyası da böyle olsa daha güzel olmaz mı? Dünyaya ve Türklüğe daha büyük katkılar vérmez miyiz? Daha sağlam beyinler, daha sıkı bünyeler, daha üretken bireyler yétiştirmez miyiz?


Sayın Oğuzosis, farkında mısıñız bilmiyorum ama niyet okuyorsuñuz. Siz benim rahatsız olduğumu nereden çıkarıyorsuñuz? Siziñ gibi düşünmüyorum diye niye beni karşıñıza alıyorsuñuz ki? Herkes illa siziñ istediğiñiz gibi mi düşünmek zorunda? Siziñ bir şeyi aktarmañıza ne zaman karşı çıktım? Şahsıñıza tek bir karşıtlık içeren cümle gösteriñ baña. Ben yöntemde farklı düşündüğüm için size karşı mı olmuş oldum? Siziñ gibi düşünmüyorum diye Ortak Türkçe karşıtı mı oluyorum? Nasıl bu kadar rahat niyet okuyup saldırabiliyorsuñuz añlamıyorum. Siz Oğuzca karşılığı yok saydıñız diye size "Oğuz karşıtı" veya "Oğuzcadan rahatsız oluyor" diyor muyum? Biri çıkıp size böyle dése nasıl hissedersiñiz?

Soñuçta benim Ortak Türkçe añlayışım sizinkiyle aynı olmak zorunda değil, elbette sizinki de benimkiyle aynı olmak zorunda değil. Siziñ şahsıñıza karşı da hiçbir şey yazmadım, sadece yönteme eleştiri getirdim, ki bunu yapmazsak ortak Türkçeyi bırakıñ hiçbir şeyi ortak yapamayız. Eleştiri olmazsa gelişim de olmaz. Elbette yöntem tartışacağız ki eñ iyi ve eñ güzel yöntemi ortaya çıkarabilelim.

Ayrıca Ortak Türkçe añlayışımıñ ne olduğu da 2007'den béri yazdığım iletilerimde net bir şekilde ortaya konulmuştur. Henüz okumamış olmalısıñız ki böyle yazıyorsuñuz, başka bir açıklama bulamıyorum. Dahası, benim Katışımlı bir Çağdaş Oğuzca öñerim bile vardır, öyle ki, Ortak Türkçe oluşturmak amacıyla Oğuz dilleri arasında bir katışım sağlanmasını savunmuştum ve aynı şeyi Kıpçak, Karluk vs için de uyguladıktan soñra ikinci aşamada tüm bunlarıñ katışıp ortak bir Türkçeniñ öyle oluşmasınıñ daha sağlıklı olacağını öñe sürmüştüm. Ancak siz ise okumadan hemen beni Ortak Türkçe karşıtı ilân édiyorsuñuz, bir duruñ bakalım muhattabıñız bu koñuda daha öñce ne yazmış bir bakıñ ondan soñra yanıt yazıñ. Belki farkında değilsiñiz ama öñceki yazdıklarıñız olmasa bu söyledikleriñiz çirkin bir iftira olmanıñ yanında ayrıca yapılan émeğe de saygısızlık olarak görülebilirdi. Kurduğuñuz cümleniñ muhattabıñızdaki karşılığıñı görmüyor musuñuz? Elbette baña saygı duymak zorunda değilsiñiz, ancak ben de bu iftira ve saygısızlığı ifâde étmekte özgürüm. Umarım yañlış añlıyorumdur çünkü öñceki yazdıklarıñıza baktığımda böyle bir şeyi yapacak bir kişiye beñzemiyorsuñuz.

Gelgelelim benim Ortak Türkçe añlayışıma göre, varsıllıktan ödün vérilmemelidir. Varsıl olunması için de her Türkçe kendi söz varlığı ve geçmişiyle gelip ortak bir havuza girmelidir. Diğer Türkçelerle yapılacak alış vérişiñ soñunda ortak bir söz varlığı ve ortak bir dil kültürü oluşacak, daha soñra da bu ortaklık içerisinde Ortak Türkçe kendiğilinden ve doğal bir yolla ortaya çıkacaktır. Ben bunu savunduğum için de siziñ kendi sözcüklerinden ve geçmiş birikiminden ödün vérerek oluşturmayı düşündüğüñüz Ortak Türkçeyi yöntem olarak doğru bulmuyorum. Bunu doğru bulmuyorum diye bundan rahatsız olduğumu çıkarmañız açıkça bir niyet okumadır, muhattabıñızı karşıya almaktır, "ad hominem"dir. Lütfen ne yaptığıñızıñ farkına varıñ ve normal iletişim ve tartışma seviyesine dönüñ.

Siz kendi ağzıñızla "ben genel olanın her yerde olmasından yanayım" diyorsuñuz. İşte benim karşı çıktığım yöntem de tam olarak budur. Eğer géñel olan her yerde olursa, bu diğerleriniñ kendinden ödün vermesi añlamına gelir. Bu ödün vérme işi de iki türlü olur; ya isteyerek ödün vérirsiñiz ya da zorla. Eğer zorla ödün vériyorsañız da bu bir dayatmanıñ soñucu ortaya çıkmıştır. Bunu da açıkçası doğru bulmuyorum. Çünkü varsıllığa bir tehtid olarak görüyorum. 1000 yıllık birikimleri çöpe atmak olarak görüyorum. Biz geçtiğimiz 1000 yılı boşuna mı yaşadık? Bu kadar Yunus Emre'leri, Pir Sultan Abdal'ları, Karacaoğlan'ları, Dil Devrimi'ni boşuna mı ürettik?

Bu söylediklerim diğer Türkçeler için de geçerlidir. Türkiye Türkçesi kendi birikimini dayatıp diğerleriniñkini tasfiye étse onlar da 1000 yılda biriktirdiklerini çöpe atmış olurlar. Karahanlıcadan bugüne dek geçirdikleri gelişimi yakmalılar mı? Hem de katıştırmak dururken?

Ha siz bu sorulara "evet, ortaklık uğruna birikimimizi yakmalıyız" diye yanıt vériyor olabilirsiñiz. Bu görüşü doğru bulmasam da burada savunulması hiçbir zaman sorun olmaz. Ancak siz bir kez bunu ifâde éttiñiz mi başkalarınıñ da bunu eleştirmesine de hoşgörüyle yanıt vérmeñiz beklenir çünkü siziñ kendi görüşüñüzü söyleme hakkıñız kadar başkasınıñ da onu eleştiren görüşü söyleme hakkı vardır. Bu olmazsa ortak bir şey de çıkmaz nitekim.


Öncelikle şunu söyleyeyim ki büyük bir hiddetle, hoşgörülemeyecek bir biçimle yazmışım. Bunun için sizden, Sayın birtancazin'den, Sayın Türkeröz'den özür diliyor, üzgünlüğümü bildiriyorum.

Azerbaycan'ı ve Türkiye'yi yok saymayalım fakat ağırlık bu ikisinin haricindeki bölgede. Ancak 3'ünüzün de dediklerini düşündüm, bir orta yol bulmaya karar verdim. Israrımın da beyhudeliğini fark etme aşamasındayım. Yani, mantıken de sizlerin dedikleriniz daha akıllıca. Türkiye'den de bir şeyle katmamız lazım, elbette.

Kardeş olayını gerçekten güzel açıklamışsınız :) . Yukarıdakileri yazmama sebep olan önemli kısımlardan biri de o :) . Ha, bu arada umarım ki o kardeşinizle mutluluğunuz daimi olur.

Orada ben size dememiştim. Aslında, bir üyeyle aramızda konuşma geçmişti, tatlıya bağlamıştık. O üye de sizler gibi düşünüyordu ancak o tamamen karşıydı.
Yani, oralarda gerçekten konuşma tarzım "aptalca" idi. Zorlama yoluna girmişim, özür dilerim.

Tekrar sizlerden özür diliyorum, neden bilemiyorum fakat zorlama yoluna gitmişim. Umarım beni affedebilirsiniz.

Ancak şurayı ben anlamadım, pek çoğunuz neden Türkçenin dil grupları için farklı "ortaklaşmalar"ın ardından genel bir yolu seçiyorsunuz? Güzel bir izah, konuyu anlamama çok daha iyi olur.

Aslında anlatım biçiminiz çok hoş, hatamı anlamaya yardımcı oldu. Ama bilemiyorum, orada sinirli de değildim, niçin böyle bir anlatım şeklini kullanmışım, bilemiyorum.

İkna edici şekilde yazmışsınız, 1000 yıllık emek yakılamaz fakat "Oğuz dili ortak Türkçesinde" bile biraz eski eserlerden uzaklara gitme durumu mümkün, yok değil. Kendimizden ödün de vermemeliyiz, bu açık. Fakat Oğuz dili için kurulan bir ortaklıkta kural ne olacak?

Aslında ibret verici şekilde okudum yazdıklarınızı, çok etkileyici yazmışsınız. Eleştirilere gerçekten sertçe, kabaca cevap verdiğim özür dileyerek bu yanıtı da sonlandırıyorum.
  • 5

Oğuzosis
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 250
Katılım: 24 Mar 2017, 19:22
Değerleme: 199

Ynt: Ortak Türkçe Gramer Terimleri Denemesi

İletigönderen Oğuzosis » 09 Tem 2017, 20:04

birtancazin yazdı:Oktay beye katılıyorum.


Oğuzca ve özelde türkiye (balkanlar, anadolu, Kıbrıs), osmanlı Türkmenleri (suriye, ırak), iran_azerbaycan ve ardından Türkmenistan üzerinden bütünleşmedaha sonra uygur gelir, kıpçak ve karluk bütünleşmesinden ardında genel türk dil bütünleşmesi....

Eskiye giderken de tarama ve derleme çalışmaları ve türkiye tarihi yapıtları...


Ondan sonra eski orta asya yapıtları ve kaynakları


Sevgili birtancazin, bu ortaklıktaki aşamaları bana isterseniz özel mesaj, isterseniz buradan biraz daha açıklayabilir misiniz? Bu arada size de özellikle önceden biraz hiddetli şekilde cevap verdiğim için özür diliyorum.
  • 0

Oğuzosis
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 250
Katılım: 24 Mar 2017, 19:22
Değerleme: 199

Ynt: Ortak Türkçe Gramer Terimleri Denemesi

İletigönderen Oğuzosis » 09 Tem 2017, 20:13

Türkeröz yazdı:""Ek" sözcüğünün tüm Türklerce anlaşılacağını nereden çıkardınız? Bizim dışımızda hiçbir yerde yok. Sibirya'yı bilemem fakat şurada terimlerini önerdiğim 10 Türkçenin içinde bulunmuyor. Hepsinde "koş-" fiilinden "koşumca, koşum, koşma, koşmaca" gibi karşılıklar kullanılıyor, gerçek anlamı için de. Hatta belki inanmazsınız, Azericede de durum böyle."

Ek sözcüğü ek- eylemindendir. Bizde ek- demek kat-, birleştir- demektir. İsteyen parça bile diyebilir. Anlaşılmayacağını hiç sanmıyorum. Ancak sizin söylediğinizi asıl biz anlamıyoruz. Koş- deyince şu görüntü geliyor.

Görsel


Kimse kusura bakmasın ama ben bize uymayanı istemem. Birileri tutturmuş ortak Türkçe diye. Sözde ortak türkçeci olmuşlar ama gerçekte ortak türkçe delisi olmuşlar. Sonra da gelmiş uzmanı olmadan bilmiş gibi konuşuyorlar. Tartışma bilmiyorlar, yalnızca biz biliyoruz bizim dediğimiz olacak diye atılıyorlar ve dayatıyorlar.. Bir de kendi düşünceciklerini nere yazmışlarsa oradakilerini kaynak diye kandırmaya çalışıyorlar.. Onlara kalınırsa dilimiz (Türkiye Türkçesi, başka bir deyişle Türkçe'miz) uydurukça ve ölmeli..


Peki, Sevgili Türkeröz. Ancak bu bir gerçek. "Ek" sözcüğünün benzerine ve eş anlamlı olanına diğer Türk dillerinde rastlanmıyor. Hepsinde "koş-" fiili bu anlamda. Bu gerçeği biz değiştiremeyiz. Eğer bu da sertçe olduysa affedin.

Konuşma tarzımı yumuşatmaya çalıştım, hala sertçe geliyorsa lütfen bana bunu bildirin. Yani, "ortak Türkçe delisi" lakabını kötü bulmadım, yalan söylemeyeyim :) . Ancak "katışım"ı desteklediyseniz neden bizden olmayanı istemiyorsunuz? Desteklemediyseniz bir şey diyemem.

Düşünce tarzım gerçekten değişti, belki inanmayabilirsiniz. Bir de yanlış bir anlam çıkmaması için sondan bir önceki cümlenizi iyice açıklar mısınız?
  • 0

Oğuzosis
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 250
Katılım: 24 Mar 2017, 19:22
Değerleme: 199

Ynt: Ortak Türkçe Gramer Terimleri Denemesi

İletigönderen birtancazin » 09 Tem 2017, 21:53

Bana kalırsa lehçe ve şive ayrımı olmaksızın eskil gerçek ve yan anlamları, daha sonra yaşayan biçimlerini gösteren türk dili kök eylemler bilgiliği ve türk dili kök adlar bilgiliği anıklanmalı.

Örnek:

KÖ- (olanaklıysa ya da örneği varsa orhun abecesiyle yazılışı da belirtilir): başka bir yere gitmek, taşınmak
Köle_, Bir yerden bir yere götürmek, taşımak
Kötür_, Alıp gitmek
Köç_, Başka yer edinmek ya da konaklamak için taşınmak
Köter_, Yollamak, iletmek
Köç, Göçmek işi
Kölek, Yük arabası, yük hayvanı
Türkiye Türkçesi :
Gölemek, gölek, gölüt, gölemeci, göçmek, göçmen, göçer, göçebe, göçük, göçelge, götürü, götürme, göndermek, gönderi, gönderici, gönderim, gönderme.. (anlamları açıklanacak)
Kazak, kırgız, tatar, saha, başkurt, çuvaş, uygur, özbek, azeri, karaçay, varsa macar dillerinden de benzer biçimde güncel türevler belirtip açıklanacak.
Bu örnekler içinde yazı dili değil yerel özellikler uyarlanarak yad sözcükler de karşılanarak örneklendirilecek.

Yukarıda verdiğim gölüt (kamyon) gibi örneğin...

Kökenbilimsel olmakla birlikte türkçenin tarihsel tüm kök eylemleri dökümlemecek, türkçe kökenli olup olmadığı, alıntıysa kökeni de belirtilecek...


Lehçeler arasında tümce içi kullanış ve anlam ayrımları da anlaşılmış olacak, böylelikle...


Sıfat, bağlaç, anlatım özelliklerine dek örneklenecekler.
  • 5

birtancazin
birtancazin
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 770
Katılım: 19 May 2017, 00:37
Değerleme: 265

Ynt: Ortak Türkçe Gramer Terimleri Denemesi

İletigönderen birtancazin » 09 Tem 2017, 22:01

Anca bu çalışma sonucunda gerçek bir başvuru kaynağı oluşturulur ve lehçelerden ortak türkçeye ilerlenebilir.

YA_parlamak, çakmak, ışımak, yanmak, özünde aydınlık olmak anlamındadır.

Bilinen eski biçimler.. Bu durum ana türkçe, eski türkçe, orta dönem, güncel biçiminde bölümlenerek örnekler verilir, geçtiği kaynaklar, belgeler, taşlar gibi varsa belirtilir ve kullanıldığı tümceye gösterilir.

Daha sonra güncel dönem eylem ve sd türevleri sözlük gibi gösterilir..


Yaldız, yıldız, yıldırım, yalım, alev, alaz, yalabık, ışık, yangın, yanık, yakıt, yakacak, yakıcı, ışın, ışıltı, ışıldak, ışılgı / ışımak, yanmak, yakmak
Yeni:
Yalkı, yaltırık, yalmak, yaldırmak, yaldırak... Gibi türkiye türkçesi açısından







Çağdaş lehçeler tek tek belirtilir ve örneklenir.
  • 5

birtancazin
birtancazin
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 770
Katılım: 19 May 2017, 00:37
Değerleme: 265

Ynt: Ortak Türkçe Gramer Terimleri Denemesi

İletigönderen Oğuzosis » 09 Tem 2017, 22:07

Sanırım anladım. Yani siz tarihi olarak da bütünlüğü içeren, her dönemden bir şeyler katılacak olan, şive ve lehçelerdeki biçimleri göz önüne alınıp şekillendirilen bir "ortaklık"tan bahsediyorsunuz.

Peki siz, yukarıda bolca bahsettiğim şu durum hakkında ne diyeceksiniz? Nişanyan'a göre "koş-" fiili ilk kez Uygurca metinlerde, 900-1000'li yıllar arasındaki bir dönemde "karıştırmak, eklemek" anlamıyla kullanılmış. Verdiği cümle şu şekilde: üpüp kuşnuŋ süŋükin yıpar birle koşup [üpüp kuşunun kemiğini misk ile karıştırıp]. Burada "eklemek" anlamı söz konusu bana kalırsa. Nişanyan'ın dediğine göre de galiba 1680'li yıllarda yazılmış Osmanlıca-Latince sözlükte "atı hızlıca sürmek" anlamında. Büyük ihtimalle buradan bir anlam kayması söz konusu. Siz bu durumda ne yapardınız?
  • 0

Oğuzosis
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 250
Katılım: 24 Mar 2017, 19:22
Değerleme: 199

Ynt: Ortak Türkçe Gramer Terimleri Denemesi

İletigönderen birtancazin » 09 Tem 2017, 23:02

Koşmak burda karıştırmak, katmak, eklemek anlamında belli ki.


Zaten ko_ş eylemi kök olarak bugünkü koymak, kotarmak, konmak eylemlerinin kökü olan ko 'dan geliyor.

Koymaktaki y, d' den dönüşme oğuzca özelliği olarak ki bu ettirgenlik eki yani kodurmak da denilse eşanlamlı olurdu. Kotarmaktaki tar aktarmaktaki ile istim ek, konmak ise bildiğimiz dövünmekteki n eki, sonuç olarak koşmaktaki de bugünde işlek olan ş eki, bir anlamda koyuşmak der gibi düşünebiliriz. Birbirinin içine koymak, katmak, eklemek anlamında olduğu çok açık.

Koşmak bu bağlamda günümüzdeki anlamına ermiş, koşuk sözü ve anadoluda da koşma sözlerinide anımsamak gerek şiir anlamında.

Koş, koşa.. Çift
Koşundaş... Asker arkadaşı, kafadar / badi
Koşun... Acemi asker gibi sözlerimiz de kökteş.

Dolayısıyla ek yerine kullanılabilme özelliği olmasına karşın bunca anlam kazanmış bu eyleme dayalı ad yerine daha özgün olan EK sözünün kullanılmasından yanayım.

Öteki türk boylarında EK sözcüğünün sözcük eki anlamıyla yaygınlaşması onların dilini varsıllaştırır bana kalırsa..
  • 0

birtancazin
birtancazin
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 770
Katılım: 19 May 2017, 00:37
Değerleme: 265

Ynt: Ortak Türkçe Gramer Terimleri Denemesi

İletigönderen birtancazin » 09 Tem 2017, 23:03

Ayrıca onlarda bulunmadığını söylemişsiniz ancak bu sözcük kesin olmalı nitekim ek ile ekmek istim sözdür.

Göç ile göçmek gibi bir durum oluşmuş olmalı.

Ekmek / eklemek_ek
  • 0

birtancazin
birtancazin
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 770
Katılım: 19 May 2017, 00:37
Değerleme: 265

Soñraki

Dön Ortak Türkçe çalışmaları

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 2 konuk

Reputation System ©'