Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Dil arılaştırmanın saçmalığı, abesliği

Yérgi, övgü, eleştiri, kınama azı kutlama yazılarını içerir.

Ynt: Dil arılaştırmanın saçmalığı, abesliği&Türkçe üzerindek

İletigönderen Kutluay » 01 Ara 2010, 22:29

Ee.. Dumuriks! Nedir sonuç?.. Toplayalım mı tası tarağı, gidiyor muyuz Sibirya'ya?
Ya da senin deyişinle ırk olarak moğolumsu (Türk) değil de 'beyaz Aryan' olduğumuzu öğrendik ya şimdi biz göbek mi atalım? Ne yapmamızı isterdin? Türkçeyi unutalım Ermenice mi konuşalım?.. Ya da Yunanca?.. Arapçaya ne dersin?
  • 0

En soñ Kutluay tarafından 02 Ara 2010, 01:39 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Kutluay
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 309
Katılım: 23 Eyl 2010, 14:00
Değerleme: 18

Ynt: Dil arılaştırmanın saçmalığı, abesliği&Türkçe üzerindek

İletigönderen dmx » 01 Ara 2010, 22:54

böyle saçma sapan şeyleri tabiki düşünmem fakat atalarımızdan kalan kelimeleri atmayalım ki hem geçmişte yazılan türkçe (nutuk gibi) metinlerle irtibat kopmasın ve de orta asyadaki türki dillerle ortak olan kelimeler kaybolmasın
  • 0

dmx
İlgili
İlgili
 
İleti: 15
Katılım: 28 Kas 2010, 18:42
Değerleme: -15

Ynt: Dil arılaştırmanın saçmalığı, abesliği&Türkçe üzerindek

İletigönderen Kutluay » 01 Ara 2010, 23:08

Nutuk dedin, demek Atatürk'ü önemsiyorsun. Hımm..ortak Türk dili düşüncen de var. Artı değerler bunlar. Düşündüm de sen basbayağı bizden birisin! Hadi bizi yönlendir şimdi.
  • 0

Üyelik görseli
Kutluay
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 309
Katılım: 23 Eyl 2010, 14:00
Değerleme: 18

Ynt: Dil arılaştırmanın saçmalığı, abesliği&Türkçe üzerindek

İletigönderen Kuşhan » 02 Ara 2010, 00:28

dmx, madem Türkçenin köklerinin de Hint-Avrupa ya da Semitik dillerden alındığını söylüyorsun, öyleyse yabancı sözcük ya da burada bizim kullandığımız Türkçe sözcükleri kullanmamızın senin için bir ayrımı olmaması gerek. Senin dediğin gibi olsun diyelim, dilimiz tek bir daldan gidilirse daha tutarlı bir dil olur ve daha düzenli ve anlaması kolay bir dil olur. Senin kullandığın dil gibi kullanırsak her bir sözcüğü anlamak için o kullandığın dilin kurallarını bilmemiz gerekecek. Demek istediğim, düşüncelerini sorgulayıp yeniden yansızca düşünmek istemiyorsan bile bu yönden söylediklerinin işe yarar bir yönü yok.
  • 0

Üyelik görseli
Kuşhan
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 492
Katılım: 09 Ağu 2010, 19:45
Değerleme: 19

Ynt: Dil arılaştırmanın saçmalığı, abesliği&Türkçe üzerindek

İletigönderen Boraan » 02 Ara 2010, 09:15

Bence DMX  kardeşimiz rap dinlediği için rock n roll'u  pek yeğlemiyordur. Çin'in ekonomik durumu ne olucak bilmiyorum ama  rock n roll dan anlamayan amerikalıların ilerde yapacağı sporlar go oyunu,  tai chi gibi olabilir.  ;D
  • 0

En soñ Boraan tarafından 02 Ara 2010, 12:55 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Boraan
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1806
Katılım: 23 Eki 2007, 17:34
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 65

Ynt: Dil arılaştırmanın saçmalığı, abesliği&Türkçe üzerindek

İletigönderen Temirbek » 02 Ara 2010, 17:58

Üye dmx şöyle demiş;

böyle saçma sapan şeyleri tabiki düşünmem fakat atalarımızdan kalan kelimeleri atmayalım ki hem geçmişte yazılan türkçe (nutuk gibi) metinlerle irtibat kopmasın ve de orta asyadaki türki dillerle ortak olan kelimeler kaybolmasın


Şunu bir kez daha hatırlatmak gerekiyor anlaşılan. Bu yerlik (internet sitesi) tasfiyeci değildir. Dilimizin bir parçası olmuş kelimeleri “atalım” diyen yok. Böyle birşey zâten mümkün de değil, mantıklı da değil. Bu yerliğin savunduğu şudur; Nasıl ki yabancı kökenli olduğu hâlde dilimize mâl olmuş kelimeler var ve onlar artık bizimse, Türkçe kökenli olup da zaman içinde unuttuğumuz, kullanımdan düşmüş olan sözcüklerimizi de “atmayalım” onları da dilimize kazandıralım. Gerek Eski Anadolu Türkçesi devrinde kullanılmış, yazılı kaynaklarımızda geçen, gerekse halk dilinde yaşamakta olan kelimeler de “bizimdir” ve bu dilin söz dağarcığı içindedir. Bu sözcükleri de yazı dilimize kazandırmalıyız. Bizim dediğimiz budur.

Biz, bir Türk'ün, Yunus Emre'nin şu koşuğundaki tüm kelimeleri anlamasını isteriz;

“Sözüm el gün için değil
Sevenlere bir söz yeter
Sevdiğimi söylemezsem
Sevmek derdi beni boğar

Taş yürekte ne biter
Dilinden ağu tüter
Nice yumşak söylese
Sözü savaşa benzer.”

Bu şiirin adı Sevi yâni “aşk”. Ancak çoğu kişi sevi sözcüğünu “uydurukça” zanneder. Neden Türklerin ekseriyeti dilinin söz dağarcığı içinde bulunan bu sözcükten habersizdir? Neden el gün'ün “halk”, ağı'nın “zehir” demek olduğunu bilmez? Bizce bilmelidir.

Biz, tabii ki bir Türk'ün, İstiklâl Marşımızdaki şu Mehmet Âkif dizelerini de anlamasını savunuruz;

“O zaman vecd ile bin secde eder varsa taşım,
Her cerîhamdan, İlâhi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.”

Bu dizelerde geçen vecd, cerîha, mücerred sözcüklerinin anlamlarını kaç gencimiz biliyor? Biz kalkıp, bir Türk'ün kendi İstiklâl Marşını anlayamamasını mı savunacağız?

Elbette hayır. Bizim derdimiz, Türkçe'nin tüm kelime haznesinin korunmasıdır. Türkçe'nin tüm yazılı tarihindeki, kayıtlı olan bütün sözcüklerin tek sözlükte toplanmasıdır ki işte o sözlük, gerçek Türkçe sözlük olacaktır.
  • 0

En soñ Temirbek tarafından 02 Ara 2010, 18:06 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1141

Ynt: Dil arılaştırmanın saçmalığı, abesliği&Türkçe üzerindek

İletigönderen Boraan » 03 Ara 2010, 09:07

Cumhuriyet olduğumuz için Osmanlıca sözcüklerin eskiye nazaran çok fazla kullanılmaması İmparatorluk zamanı kalmamasından ötürüdür.  Ayrıca Temirbek arkadaşımızın Mehmet Akif 'den verdiği örnekler gibi  sözcüklerin hepsi lisedeki Edebiyat derslerinde okutuluyor.Ben lise yıllarımdan biliyorum. Lise yıllarında edebiyat derslerine önem veren herkes bu sözcükleri bilir.Kimse İmparatorluktan kalan kalıtı yadsıyamaz, amma Cumhuriyet olmayı da çok zor şartlar altında kazandık,  halkın dilinin egemen olduğu bir  Türkçe'ye de burun bükmemek lazımdır.  
  • 0

En soñ Boraan tarafından 03 Ara 2010, 09:23 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Boraan
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1806
Katılım: 23 Eki 2007, 17:34
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 65

Ynt: Dil arılaştırmanın saçmalığı, abesliği&Türkçe üzerindek

İletigönderen Boraan » 03 Ara 2010, 10:46

O zaman coşarak bin yükünür varsa taşım
Her yaramdan, Tanrıdan,boşanıp kanlı yaşım
Fışkırır salt ruhum   gibi    yerden naaşım
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.
  • 0

En soñ Boraan tarafından 03 Ara 2010, 10:56 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Boraan
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1806
Katılım: 23 Eki 2007, 17:34
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 65

Ynt: Dil arılaştırmanın saçmalığı, abesliği&Türkçe üzerindek

İletigönderen Tansık » 01 Oca 2011, 22:21

Baksanıza bizim yarı bilgeye eski Türkçe metinlerle ilişiğimizin kopması, kardeş dillerle olan ortaklıkların yitmesi gibi kaygıları da varmış. Meğer onca hırgür bunun içinmiş. Boş ver sen adı güzel kardeşim kaygıdır, tasadır nemize gerek; üç günlük dünya değil mi?
Dalgayı bırakıp konuya dönecek olursam benim de değinmem gereken üç beş nokta var. Gerçi ülküdaşlarım dil mevzuunda  ağzının payını vermişler. Zaten benim değineceklerim senin yarım yamalak bilgilerinle ve de bunun cabası olarak kıt Türkçenle ortaya koyduğun sayısız, pervasız yanlışlardan gözüme çarpanlarla birlikte yerliğin demirbaş üyelerinden beklemediğim şekilde sarfedilmiş sözler olacak.
İlkin şunu söyleyeyim ki sen olaylara ilk iletinde yazdığın üzre ''ne de olsa üç günlük dünya, değer mi, sonunda her şey azot döngüsünün bir parçası olacak, bu uğraş, bu çaba, bu kavga niye?'' zihniyetiyle yaklaşan birisi isen burada bulunman, böylesine bir tartışmaya iştirak etmen dahi hata. Ama bu derece soysuzlaşmış bir insan olmadığını ümit ederek, son iletinden hareketle, senin kimi kaygıları, kimi hedefleri olan yani insancıl niteliklere iye birisi olduğunu düşünerekten birkaç saçmalamana kısaca değineceğim. Şunu da söyleyeyim ki yazılarını tamamiyle okumuş değilim. Bunun sebebi de kıt bir Türkçe ve ''Stockholm sendromu'' örneğinde olduğu üzre yeni öğrendiği herhangi bir sözcüğü veya kavramı olur olmadık her yerde kullanmaya çalışan zavallıların tutumuyla yazmış olmanın yazılarını anlaşılmaz ve sıkıcı boyutlara taşıması:
-Göktürk abecesinin Soğd abecesinden aparma olduğuna vurgu yapmışsın; bu kulaktan dolma bilgini çürütmeye Kazım Mirşan'ın ve hatta bu yerliğin üyelerinden bir arkadaşımızın yapmış olduğu kökenleme çalışmaları yeter kanısındayım. Ancak şunu belirtmekte fayda var; Birinci Göktürk Kağanlığı'nın çağdaşı yazıtların Soğd abecesiyle yazıldığı doğrudur.
-Tengriciliğin İrani bir din olduğunu söyleyerek saçmalığın daniskasına
imza atmışsın; Farsların en eski dini, aynı zamanda dünyanın ilk tektanrıcı dini
Zerdüştlük ve Fars mitolojisi bilim çevrelerince malumdur ve bunların özbeöz Türklerin dini olan Tengricilikle ve onun etkisinde gelişim göstermiş Türk
mitolojisiyle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Ayrıca Tengricilikteki kavramlara
bakacak olursak bunların en eski çağlardan beri sabit olmakla birlikte Öztürkçe olduğunu görürüz. Tarih boyunca benimsemiş olduğu gayrımilli dinlerin kavramlarını olduğu gibi alan Türklerin sözde Fars işi Tengriciliği benimserken o dinin Farsça kavramlarını dilinin o en ilkel zamanlardaki doğal olarak kıt imkanlarıyla Türkçeleştirme seferberliğine girmiş olmaları olasılığı düşünülemez herhalde.
-Gelelim Anadolu'nun etnik yapısına yönelik yavelerine; acaba hangi nesnel
kaynak Anadolu'ya yapılan Türk göçlerinin, Anadolu'da ancak 200-300 binlik
bir Türk mevcudiyeti oluşturabildiğini ve bunların da Anadolu'da o zamanlarda zaten var olan ve sayısı 10-12 milyonu bulan budunlar arasında eriyerek mankurtlaştığını söyler. Anadolu'ya göçte bulunan Oğuzların sayılarına yönelik verilmiş 200-300 bin; 11, 12 ve 13. yüzyıllarda Anadoluya yapılmış olan göçlerin ancak bir dalgasını oluşturur. Toplam sayı ise 3-4 milyonlara ulaşmıştır. Hele Anadolunun, Oğuzlar gelmezden önceki nüfusunun 10-12 milyon olduğu ne şişirme bir bilgidir ki sahibinin elinde patlamıştır. Adı güzel kardeşime Osmanlı'nın son zamanlarındaki Anadolu nüfusunun dahi 10 milyonlarda seyrettiğini söylesem; bana, Anadoludaki toplumların 7-8 asır boyunca nüfusu korumaya yönelik politika izlediğini söyler herhalde. Anadolu insanının DNA yapısını inceleyen araştırmaya gelecek olursak kimse ne benim ne de benimle birinci dereceden kan bağı bulunan bir akrabamın DNA yapısını inceledi. Şayet senin DNA yapın incelendi ve verdiğin bilgileri doğrular bir sonuç çıktıysa da hiç şaşırmam bilesin. Bu mahut araştırma da olsa olsa Doğunun ekserisinde Türkmenlerin yaşadığı yerler bir yana Süryanisinden Arabına, Kürdünden Zazasına binbir etnik döküntünün toplanmış olduğu ücra bir köşesinde yapılmıştır.
Son olarak beni üzen bir konu ki; yerliğin değerli üyelerinin ağız birliği etmişçesine ırkçılığı kötüler vurgulamalar yapması ve adeta ırkçılığa cephe alması. Bu gibi soysuzlara bakaraktan peşin hüküm koymamalı. Irkçılık öyle ulvi bir öğretidir ki kafatasçılık saçmalığına indirgenemez. O kendi ırkına ait olan her şeyi sevme ve yükseltme ülküsüdür. Kahramanca fedakarlıklar bekleyen çetin bir yaşam biçimidir. Burada amacım bir görüşün yaymacasını yapmak değil ama şunu bilin ki sizler de Türk dilinin tutkunu ve onu yükseltme ereğindeki şahıslar olarak ırkçılık bayrağının bir ucundan tutmuş bulunuyorsunuz ve eminim ki bu sevme ve yükseltme arzunuz salt Türkçeyle sınırlı değildir.
  • 0

En soñ Tansık tarafından 20 Oca 2011, 21:10 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Tansık
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 583
Katılım: 20 Tem 2010, 01:58
Değerleme: 15

Ynt: Dil arılaştırmanın saçmalığı, abesliği&Türkçe üzerindek

İletigönderen Boraan » 02 Oca 2011, 18:06

Burada amacım bir görüşün yaymacasını yapmak değil ama şunu bilin ki sizler de Türk dilinin tutkunu ve onu yükseltme ereğindeki şahıslar olarak ırkçılık bayrağının bir ucundan tutmuş bulunuyorsunuz


Ben bunu ırkçılık bayrağının değil özgürlük bayrağının ucundan tutmuş olarak algılıyorum.Kimse özgürlük bayrağını vermek istemez.
  • 0

Üyelik görseli
Boraan
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1806
Katılım: 23 Eki 2007, 17:34
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 65

Ynt: Dil arılaştırmanın saçmalığı, abesliği&Türkçe üzerindek

İletigönderen Tansık » 08 Oca 2011, 12:56

Sözünü etmiş olduğunuz özgürlüğün anarşistlerin amaçladığı türden azu salt Türkçe'nin yad diller boyunduruğundan kurtarılmasına yönelik bir özgürlük olmadığına eminim. Yine eminim ki ''Yetkin, olgun, varsıl, yüzde yüz arı ve çağın gereklerini tümüyle karşılayan bir Türkçe konuşalım da; varsın, Türkeli'nde Türk budununun kaderini gayri Türk yöneticiler tayin etsin, varsın, Türkeli'nde Türk öğrencisine Türk abecesini gayri Türk muallimler öğretsin ve geleceğimizin tohumlarını onlar eksin, hatta varsın, Türkeli'nde dönen sermayenin tükeli Rumun, Yahudinin, Avrupalının elinde olsun.'' diyecek denli milli bilinç yoksunu değilsiniz. Bu yerlikteki mevcudiyetiniz bu bilincin sizde çoktan uyanmış olduğunun göstergesidir, kanımca.
Öyleyse sorun nedir diye sormak gerek. Sorun, beyinlerdeki yanlış ırkçılık telakkisidir. Irkçılığın bir fitne, ırkçıların da birer öcü olarak görülmesinde; ırkçılığın mümessili konumundaki Nazist, Faşist, Falanjist vb. oluşumların o melun dönemlerdeki kanlı icraatleri ve varlıkları yukarıda saydığımız oluşumlardan çok daha mühim tehlikeler teşkil eden kimi kesimlerin her eli kanlıyı bir ırkçı olarak damgalamaları büyük rol oynamıştır. Elbette mezkur oluşumların bilimsel ve kavramsal bağlamda tahlil ve tasnifini ırkçılık siyasi akımı çerçevesinde yapmak icap eder ancak bu oluşumların o malum dönemlerde izlemiş oldukları; diğer ırkları istihkar eden, diğer ırklara zulmeden politikalarını, yaklaşımlarını ırkçılığın esasları olarak algılamamak gerek. Bu noktada Türk soycularının tek ereğinin şu olduğunu çekinmeden söyleyebilirim: Türkeli'nde Türk budununun, ekiniyle birlikte say alanda ödünsüz, koşulsuz erki. Bu da elbette, ilkin, sizin de sözünü etmiş olduğunuz özgürlüğün umumi anlamda tüm dünya Türkleri için sağlanmasıyla olacaktır.
Evet, Türk ırkı acunda mutlak erke sahip olmalıdır, çünkü; kunoğlunun bu hayat çölünde ihtiyaç duyduğu ve şu anlık yalnız ılgım yanılsamaları şeklinde görebildiği, sadece muhayyilesiyle kurgulayabildiği hakkaniyet, Türk'ün özüne dönmesiyle gerçeklenecek, sağlanacaktır.
  • 0

En soñ Tansık tarafından 05 Mar 2011, 15:17 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Tansık
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 583
Katılım: 20 Tem 2010, 01:58
Değerleme: 15

Ynt: Dil arılaştırmanın saçmalığı, abesliği&Türkçe üzerindek

İletigönderen Boraan » 09 Oca 2011, 13:38

Ben şunu söyleyeyim öncelikle yalnıkları ırklarına göre ayırmam buna dinim izim vermez ama yersuya yeniden gelsem Türk olarak gelmek isterim önen Türklükte ırkçılık pek olmamıştır ,ha sevmediğin milletler olabilir  ama kitabımda adaletli davranmak  yazar, ancak bu ülkenin dilini yokeden  , devletini  heba eden , toprağının içine  eden,yabancıya peşkeş çeken nenbir kişiye de soyu ne olursa olsun oyum yoktur.Benim özgürlüğümü yokeden kişiler bu kişilerdir. Bu halk iyi eğitilemediği için yıllarca bunun ayrımına varamıyor.Çözüm ise çok basit Atatürk'ün Öğretim birliğini tekrar kurup küçük yaşlardan , asıl savaş dediği ekonomik savaş için  ,başına seçtiği kişileri yurdun varsıllığını artıracak ,  devletin dışaçığını kapatabilicek ehli kişilerden seçebilecek ekonomik bilgiyi ve eğitimini veren  eşit nitelikli okullardan  yetişen bireylerin, halkı artık bu bilisizlikten uzaklaştırıp yeni kuşakların bilinçlenmesini sağlamasıyla olacaktır.Ama ne yazık ki kafa yapılarımız bunun oluşmasını izin vermemektedir.
  • 0

En soñ Boraan tarafından 09 Oca 2011, 14:04 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Boraan
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1806
Katılım: 23 Eki 2007, 17:34
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 65

Ynt: Dil arılaştırmanın saçmalığı, abesliği&Türkçe üzerindek

İletigönderen Tansık » 09 Oca 2011, 16:56

Sayın Boraan,  
Irklar arasında ayrım gözetmeyen birisinin ırkların alamet-i farikası niteliğinde olan dillerden birinin yükselmesi, evren dili olması için uğraş vermesi ne kadar tutarlıdır? "E, madem şu veya bu ırkın nazarınızda hiçbir ehemmiyeti yok; neden şu'ca için veya bu'ca için değil de Türkçe için uğraş veriyorsunuz?" diye sormazlar mı size? Demek böyle bir düşünce içerisindesiniz; öyleyse, söyledikleriniz ve tutumlarınız çelişiyor, sayın Boraan. Madem dininiz size bunu söylüyor ve siz de dininize bu denli sadıksınız; dininizin size seslendiği dille konuşun, onu yükseltmeye çabalayın. Hem Arap dilinin hüküm süreceği bengi hayatta zorluk çekmezsiniz. Bir de şu son zamanlarda Arapçaya ecnebi dillerden kimi sözcüklerin yoğun ve kararlı bir hücumu söz konusu; bunların tasfiyesi elzemdir diye düşünüyorum. Cennette Frenkçenin işi ne, değil mi!
  • 0

En soñ Tansık tarafından 09 Oca 2011, 17:09 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Tansık
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 583
Katılım: 20 Tem 2010, 01:58
Değerleme: 15

Ynt: Dil arılaştırmanın saçmalığı, abesliği&Türkçe üzerindek

İletigönderen Boraan » 09 Oca 2011, 19:40

Sayın Tansık

- Türkçe için uğraş veriyorum, anadilimdir, çünkü en güzel yırlarımı bu dille yazabilirim.
- Türkçe için uğraşıyorsam  niçin  sorgulasın ki bu ülkede, bu çok esemesiz olur.
- Dinimin seslendiği dil evrenseldir bunun Arapça ile bir ilgisi yok.(verilen mesaj önemli).Okunak ise o dönemki en yoldan çıkan toplum olduğu için Araplara indirilmiştir.Doğal olarak anlamaları için Arapça olması gerekiyor.
- Cennet dilinin Arapça olacağı Emevi Abbasi  uydurmalarıdır.Belki orda dile gereksinim duymayacağız,  Tanrı bilir.Tabii ki gidebilirsek görürüz.
- Irklar arasında ayrım gözetmeyen  Çalap'ın esirgemesidir, kendimi O'ndan niye üstün göreyim.Yalnıklar arasında iyilikte yarışmak önemlidir.Coğrafyalara göre gezegenimizden kaynaklı çeşitlilik oluşmuş yalnızca.

  Sonuçta siz usu başında birisiniz  din konusunda kendi seçminizi yapmışsınızdır.Bu yüzden burada bunların tartışılmasının ne gereği vardır ne de burdaki amacımıza bir yararı vardır.
  • 0

Üyelik görseli
Boraan
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1806
Katılım: 23 Eki 2007, 17:34
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 65

Ynt: Dil arılaştırmanın saçmalığı, abesliği&Türkçe üzerindek

İletigönderen ermanas » 02 Nis 2011, 18:25

Öncelikle DMX takma adlı arkadaşa vermiş olduğunuz tutarlı, doğru yanıtlrdan dolayı sizleri kutluyırum. Şunu söylemem gerekir ki ben bu denli sabır(?) gösteremezdim... Türk dili-yazını anabilimdalında yükseklisans yapmama ve altaistik ve halk edebiyatı  alanında çalışıyorum...birçok profesör ile (gerek rus gerek alman ve gerekse bunların ekolleriden gelen türk ) sohbetlerimde bu denli saçma ve daynaksız bir sav duymadım. hiçbirine cevap yazmadım sadece okudum sizler çok doğru br şekilde yanıtlamışsıınız...demek burası kutlama bölümü o halde sizi kutluyorum. bu yerlikte yeni sayılırım, üyeliğim öncedir ancak etkin değildim. umarım bu denli safsataları okumuş cahilerin aklından sileriz ...esen kalın
  • 0

ermanas
Sesli Yeñi Üye
Sesli Yeñi Üye
 
İleti: 1
Katılım: 22 Ağu 2008, 12:01
Değerleme: 0

ÖncekiSoñraki

Dön Eleştiri, kutlama

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 1 konuk

Reputation System ©'