Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

GÜNGENCİ - bir SAATÇİ dükkanınıñ adı

Yérgi, övgü, eleştiri, kınama azı kutlama yazılarını içerir.

Ynt: GÜNGENCİ - bir SAATÇİ dükkanınıñ adı

İletigönderen Bengitaşlarındili » 09 May 2012, 23:59

Oktay D. yazdı:Ben burada bunu tartışmıyorum ki. Baña göre isteyen saat dér, isteyen güngen. Benim tartıştığım konu, ekiñ var olup olmadığı ma sözcüğüñ kurallılığıdır.
Bakın yine dürüst olacağım. İsteğe, erke bağlı bir yağday değil bu. İsteyen "güngen" diyemez, der ise Türk dil birliğini bozmaya yönelik kasıtlı bir girişim olur bu. Hala ortak Türkçe bilincini sizlerde göremiyorum, hala öztürkçecilik peşindesiniz. Dil ne yaptığını bilmeyen yığınların insafına bırakılamaz. Hele dilci kimliği ve birikimleri olmayan sıradan kişilerin keyfiyetine asla. Dili düzenleyecek, yönlendirecek kurumlar olabildiğii gibi, akımlar ve yönelişler de vardır. Bizdeki kurumu geçin kendine hayrı yok ama akımlar yönelişleri sizler, bizler belirliyoruz. Bize düşen tavır bunu keyfiyete bırakmadan ortak dil bilinciyle yürütmek. Bütün Türklerin ortak bir zeminde bu konuları tartışacağı ortamlar oluşturulmadan, bütün Türk halklarının dilcileri yan yana yüz yüze gelip ortak bir karar almadan önce ŞİMDİLİK TÜRK DİLLERİNDE SAAT İÇİN TEK ORTAK SÖZÜMÜZ OLAN SAATİ KORUMAK ZORUNDAYIZ! Şu halde Saat yerine Güngeni önermek iyi niyetli değil, bunu serbestiye havale etmek ise gaflettir.
  • 0

Anlayın Artık! Uydurukçuluk devri bitti! Bitti! Koskoca Türk dünyası dururken uydurduklarınızı yutturamazsınız. Biri önerdiğiniz sözü ilk anda kabullenebilir ama sonra diğer Türk dillerindeki karşılıklarını öğrenince, önermiş olduğunuz uyduruk söz için size kin ve nefret besler. Benim şu anda tüm uydurukçulardan duyduğum nefreti duyar size, ama bunu şahıs olarak kimseye yöneltemediği, maddileştiremediği için Türkçeciliğe yansıtır. Türkçeciliğe nefret duymaya başlar.İşte siz UYDURUKÇULAR farkında olmadan TÜRKÇEYİ BALTALAYANLAR DURUMUNDASINIZ. Yeter artık UYDURMAYIN!
Üyelik görseli
Bengitaşlarındili
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2144
Katılım: 28 May 2009, 15:46
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 0

Ynt: GÜNGENCİ - bir SAATÇİ dükkanınıñ adı

İletigönderen Toygun » 10 May 2012, 00:32

Neyi savunduğunuzu bir türlü anlayamıyorum. Son iletilerinizden derlediğim ve aşağıya yazdığım sözcüklerin hiçbirisi öteki Türk lehçelerinde yok. Bunları kullanarak siz de ortak Türkçe'yi bozma ihanetine(?) ortak olmuyor musunuz?

bilinç, ortam, örgüt, yayımcılık, aygıt, eklemlenmek, yerelcilik, bölge, türev, özgü, eylem, anlam, savunu, olasılık, etki, yöntem, çelişki, aday, sanal, eleştiri, yapay, ürün

Öteki Türk lehçelerinde mânâ deniyor, siz neden anlam diyorsunuz?

Öteki Türk lehçelerinde ihtimal deniyor, siz neden olasılık diyorsunuz?

Öteki Türk lehçelerinde tesir deniyor ,siz neden etki diyorsunuz?

Öteki Türk lehçelerinde usûl deniyor ,siz neden yöntem diyorsunuz?

Öteki Türk lehçelerinde mahsûl deniyor, siz neden ürün diyorsunuz?

Çoğu Türk lehçesinde tenkit deniyor, siz neden eleştiri diyorsunuz?

Biraz daha araştırırsam daha onlarca sözcüğünüzü saptayabilirim ortak Türkçe ülküsüne ihanet(!) eden...
  • 0

En soñ Toygun tarafından 11 May 2012, 12:36 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Toygun
Genel Sorumlu
Genel Sorumlu
 
İleti: 5281
Katılım: 17 Haz 2010, 17:30
Değerleme: 1292

Ynt: GÜNGENCİ - bir SAATÇİ dükkanınıñ adı

İletigönderen Kuşhan » 10 May 2012, 02:09

Bengitaşlarındili yazdı:Bakın yine dürüst olacağım. İsteğe, erke bağlı bir yağday değil bu. İsteyen "güngen" diyemez, der ise Türk dil birliğini bozmaya yönelik kasıtlı bir girişim olur bu. Hala ortak Türkçe bilincini sizlerde göremiyorum, hala öztürkçecilik peşindesiniz. Dil ne yaptığını bilmeyen yığınların insafına bırakılamaz. Hele dilci kimliği ve birikimleri olmayan sıradan kişilerin keyfiyetine asla. Dili düzenleyecek, yönlendirecek kurumlar olabildiğii gibi, akımlar ve yönelişler de vardır. Bizdeki kurumu geçin kendine hayrı yok ama akımlar yönelişleri sizler, bizler belirliyoruz. Bize düşen tavır bunu keyfiyete bırakmadan ortak dil bilinciyle yürütmek. Bütün Türklerin ortak bir zeminde bu konuları tartışacağı ortamlar oluşturulmadan, bütün Türk halklarının dilcileri yan yana yüz yüze gelip ortak bir karar almadan önce ŞİMDİLİK TÜRK DİLLERİNDE SAAT İÇİN TEK ORTAK SÖZÜMÜZ OLAN SAATİ KORUMAK ZORUNDAYIZ! Şu halde Saat yerine Güngeni önermek iyi niyetli değil, bunu serbestiye havale etmek ise gaflettir.


Ortak Türkçenin tek yolu sizin yolunuz değil. Ortak Türkçeye giden başka yollara Türkçe düşmanı demeniz kimseyi öyle yapmaz. Siz hiçbir çaba harcamadan "yanlışsa yanlış, herkes öyle yapıyor ama! Çoğunluğun yaptığı yanlış doğrudur!" mantığıyla gidiyorsunuz. Ortak Türkçe gibi büyük bir değişim olacaksa bana göre kökten başlayarak herkes üstüne düşen görevi yaparak yanlışlarını düzelterek yapmalıdır. Unutulan sözcükler varsa hatırlamalı, yapısında sorun varsa düzeltmelidir. Atatürk Türkiye'yi kurarken Osmanlı Devleti II olarak da kurabilirdi ancak böyle bir devrimin olmasını değerlendirerek olağan zamanlarda yapılamayacak değişimleri yapabildi. Ortak Türkçe devrimi yapılacaksa da bu devrim olurken bu zamana kadar düzeltilemeyen ne varsa düzeltmenin tam sırasıdır. "Herkes saat diyor, öyleyse öyle kalmalı" demek şimdi için geçerli olabilir ancak o geçiş sırasında bunu değiştirme olanağı var. Önemli olan bana göre Ortak Türkçe oluşana kadar ona en iyi biçimde hazırlanmak, bugün olanaksız gözüken ne varsa o zaman olanaklı olabilecekmiş gibi düşünmektir. Şimdi bir daha ihanet ediyorsunuz gibi sözler sözylemeden tek akıllı sizsiniz öbürleri geri zekalı gibi düşünmeden yazmayın.
  • 0

Üyelik görseli
Kuşhan
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 492
Katılım: 09 Ağu 2010, 19:45
Değerleme: 19

Ynt: GÜNGENCİ - bir SAATÇİ dükkanınıñ adı

İletigönderen Baturalptürk » 10 May 2012, 07:55

Ortak Türkçe zaten tam bir hayal.. Şu anki Rusça gibi her milletin kullanacağı bir dil olursa ancak o zaman ortak ünsiyet kurulabilir. Yapay dil de, bence, akla yakın görünmüyor.
  • 0

Üyelik görseli
Baturalptürk
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 532
Katılım: 15 Eki 2008, 17:47
Konum: Ankara
Değerleme: 66

Ynt: GÜNGENCİ - bir SAATÇİ dükkanınıñ adı

İletigönderen Temirbek » 10 May 2012, 12:12

Bu konuda Sayın Bengitaşlarındili'ne katılmıyorum. Benim şahsî görüşüm şu; Nasıl ki Cermen Dilleri bir kökten gelir ancak bugün ayrı dillerdir, hiçbir Alman ile İsveçli "aman ne olur ortak bir dil bulalım" derdinde değildir, nasıl ki Hırvat ile Ukraynalının "ortak dil" gibi bir dertleri yoktur, aynen bu örneklerdeki gibi benim de "ortak Türk Dili" gibi bir derdim yok açıkçası. 5 yıl önce bu işlere yeñi yeñi başlarken vardı, ancak artık böyle birşeyin gereksiz ve ayrıca mümkün olmadığı kanısındayım.

Ayrıca Türk Dilleri içinde en çok konuşucusu olan diller Oğuz Dilleridir. Demeli, ille de bir ortak dile geçilecekse, Kıpçaklar, Karluklar ve Sibiryalılar bize uymalıdırlar.

Ben, sadece öz Türkçe bir sözcük, eylem kökü, ek ya da yapı söz konusu olduğunda diğer Türk Dillerini kaale alırım, bunlar dışında elbette yerelciyim. Ben herşeyden önce Yörük-Türkmen (Avşar) kökenli biriyim demeli Oğuz'um. Bir Kazak nasıl ki "Kazakpın" (Kazak'ım) diyorsa ben de boy adımı kullanabilirim. Esâsında "Türk" bir üst addır, bizler Oğuz'uz. Kazak da Türk'tür, Yakut da.

Sizin düşüncenize göre bir örnek verirsek Sayın Bengitaşlarındili, örneğin Kırgızlar Farsça kökenli bir söz olan gûl'ü kullanırlar, şimdi biz de özbeöz Türkçe olan çiçek'i kullanmayı bırakıp da gûl mü diyelim? Gül "bizim dilimizde" bir çiçeğin özel adı olmuştur. Kırgızlara uyacağız, aramızda bir ortaklık kuracağız diye çiçek yerine gül diyemeyiz.

Hep bu örneği veririm, yine aynı örneği vereyim. Azeriler kompüter derler, şimdi kalkıp ortak kelimemiz olsun diye ben de kompüter demem. Burada yapılması gereken Azerilerin bilgisayar'ı kendi dillerine uyarlayarak *biliksayar demeleridir. Buna benzer şekilde bizler şofben deriz, yabancı kökenlidir. Azeriler ise suqızdıran derler, bu örnekte de biz, *sukızdıran şeklinde uyarlayarak bu sözü almalıyız. Ortaklık ancak böyle olur bence, "yalnızca Türkçe"de ortaklaşabiliriz, el diliyle ortaklık olmaz.

Ayrıca katılmadığım bir nokta da şurası, Türk Dünyası denince nedense hep Altaylara kadar olan bölge ele alınıyor. Bunu TRT Avaz da yapmakta. Sadece Müslüman olan Türk Halkları kaale alınıyor. Oysa bizler gibi Oğuz olan soydaşlarımız var; Gökoğuzlar (Gagauzlar), Ortodoks oldukları için onları Türk saymayacak mıyız? Kuzey ve Güney Sibiryalı kimisi Budist kimisi Teñrici Türk Dili konuşan halklar var (Tıvalılar, Hakaslar, Altaylılar, Dolganlar, Sahalar).

Siz Kazakları, Kırgızları örnek verip "onlar da saat, sağat vb. diyorlar biz de saat demeliyiz" demişsiñiz. Ben de size Tıvalıları ve Hakasları örnek verip "onlar da çak, şak vb." diyorlar (bizdeki çağ "zaman") deyip saat yerine çağ'ı da kullanabileceğimiz görüşünü sunabilirim. Neden Kazak'a uyuyoruz da Hakas'ı es geçiyoruz? Amacımız Türk Birliği midir? Müslüman Birliği midir? Araplar da sa'at diyor Farslar da, onlar da mı Türk sizce?

Bu yazdıklarımı tartışma olsun diye ya da muhalefet olsun diye yazmıyorum, şahsî görüşlerim bunlar. Burası bildiğim kadarıyla Türkçü bir yazışmalık değil, bizler de Türkçülük davasında değiliz. Evet, aramızda Türkçü üyeler de olabilir ancak bu yazışmalığıñ ana ereği Türkçülük değildir ve dil yönetikisinde* de Türkçü bakış yoktur. Bu yüzden ortak Türkçe, ortak Türklük gibi kavramlar ana ilgi alanımızda değildir.

Tüm Türk Dili konuşan halklar kompyuter, kompüter, komputür vb. diyorlar, bir tek biz bilgisayar demekteyiz, sizce Türk Dünyasının dil birliğine(!) bir darbe mi vuruyoruz? Bizler kompüter demeyeceğiz, onlar, dillerine göre *biliksayar, *biliksanar vb. diyecekler. Benim Türkçecilik davasından añladığım budur.
  • 0

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1141

Ynt: GÜNGENCİ - bir SAATÇİ dükkanınıñ adı

İletigönderen Oktay D. » 10 May 2012, 13:24

Temirbek yazdı:Bu yazdıklarımı tartışma olsun diye ya da muhalefet olsun diye yazmıyorum, şahsî görüşlerim bunlar. Burası bildiğim kadarıyla Türkçü bir yazışmalık değil, bizler de Türkçülük davasında değiliz. Evet, aramızda Türkçü üyeler de olabilir ancak bu yazışmalığıñ ana ereği Türkçülük değildir ve dil yönetikisinde* de Türkçü bakış yoktur. Bu yüzden ortak Türkçe, ortak Türklük gibi kavramlar ana ilgi alanımızda değildir.

Burada, yérlik ile ilgili bir yañlış söylem var, bu yüzden yönetim adına yanıt vérmeliyim. Öncelikle Ortak Türkçe yérliğiñ ana ilgi alañlarından biridir, ancak bu siyâsî bir görüşe bağlı olarak yapılmamaktadır. Açıklayayım:

Evet, doğru: yérliğiñ kendisi, Türkçülük ya da başka siyâsî düşüncelere ait değildir. Çünkü yérlik siyâsî bir yérlik değildir. Üyeler, çeşitli siyâsî görüşlerde olup, hatta Türkçecilik añlayışları da o siyâsî düşüncee bağlı olabilir. Ancak tartışmalar siyâset dışı kalmalıdır ma yalñızca dil ile ilgili olmalıdır. Ortak Türkçe ise, bazı siyâsî görüşleriñ kapsamında olsa bile kendisi siyâsî bir düşünce değildir; siyâset üstüdür. Tıpkı bir ekonomi yérliğinde siyâset dışı olarak ekonomik modeller tartışılmasına karşın, tartışılan ekonomik modelleriñ birçoğunuñ siyâsi düşünceleriñ kapsamında da olabilmesi gibi; Ortak Türkçe de, siyâsetiñ içinde de yér bulmasına karşın, kendisi özünde siyâset dışı bir konu olduğu için bu yérliğiñ ana konularından biridir. Nitekim, bu iş için ayrı yazışmalık bölümümüz bulunmaktadır.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8247
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5256

Ynt: GÜNGENCİ - bir SAATÇİ dükkanınıñ adı

İletigönderen Bengitaşlarındili » 10 May 2012, 21:12

Toygun yazdı:Neyi savunduğunuzu bir türlü anlayamıyorum. Son iletilerinizden derlediğim ve aşağıya yazdığım sözcüklerin hiçbirisi öteki Türk lehçelerinde yok. Bunları kullanarak siz de ortak Türkçe'yi bozma ihanetine(?) ortak olmuyor musunuz?

bilinç, ortam, örgüt, yayımcılık, aygıt, eklemlenmek, yerelcilik, bölge, türev, özgü, eylem, anlam, savunu, olasılık, etki, yöntem, çelişki, aday, sanal, eleştiri, yapay, ürün

Öteki Türk lehçelerinde hep mânâ deniyor, siz neden anlam diyorsunuz?

Öteki Türk lehçelerinde ihtimal deniyor, siz neden olasılık diyorsunuz?

Öteki Türk lehçelerinde tesir deniyor ,siz neden etki diyorsunuz?

Öteki Türk lehçelerinde usûl deniyor ,siz neden yöntem diyorsunuz?

Öteki Türk lehçelerinde mahsûl deniyor, siz neden ürün diyorsunuz?

Çoğu Türk lehçesinde tenkit deniyor, siz neden eleştiri diyorsunuz?

Biraz daha araştırırsam daha onlarca sözcüğünüzü saptayabilirim ortak Türkçe ülküsüne ihanet(!) eden...
Doğru "öztürkçe" sözleri kullanıyorum. Sizin temsile ve sürdürmeye çalıştığınız "öztürkçeci" zihniyetin Türkçeye "kakaladığı(!)" / kazandırdığı ( az sayıda) sözleri kullanıyorum. Bu istemdışı bir kullanım. Yalnızca yazıda kullanacağım bir konuşma tarzı ile kendime dürüst olmam. Size de olmam. Ama bir yerlerden başlamak gerekiyor ve tenkidinizin gereğine bakacağım. Son olarak; yanlış anlaşılmış olmamak için  belirtmekte gereklilik görüyorum. Ben Osmanlıcı/Osmanlıcacı değilim. Benim Ortak Türkçeciliği savunmamdaki amaç Arapça Farsça sözlere dönüş yapmak değil. Ben Ortak Türkçeciliği Orta Asya üzerinden daha arı duru köklere ve sözlere ulaşılabileceği düşüncesiyle, yozlaşmadan ve özgünlüğün yitirilmesinden payını almamış, anlam kaymalarının asgari düzeyde olduğu bir dil yapısını Orta Asya Türkçesinde gördüğüm için Ortak Türkçecilikten yana tavır koyuyorum. Dahası ben arılaştırma karşıtı da değilim. Ben arılaştırmanın TÜRK HALKARINCA "hep beraber" "ortak irade" ile ve eşgüdümlü yapılmasından yanayım. O irade oluşuncaya ve uygulama alanı bulacağı imkanlara kavuşuncaya dek Türk halklarının ortak söz dağarını oluşturan sözlere ARAPÇA/FARSÇA olsalar da dokunulmaması gereğine inanıyorum. "Türk halkları ORTAK İRADELERİ yol verirse o sözler için gereken ne ise yaparlar. " diyorum. Peki, ihanetinize ortak olmasam ve söz/dilbilgisi bakımından diğer Türk dillerindeki yapıları Türkçeye taşısam anlaşılacak mıyım?  Çok büyük olasılık ile zor. Ama deneyeceğim.

Baturalptürk yazdı:Ortak Türkçe zaten tam bir hayal.. Şu anki Rusça gibi her milletin kullanacağı bir dil olursa ancak o zaman ortak ünsiyet kurulabilir. Yapay dil de, bence, akla yakın görünmüyor.
Bu önyargınız tam bir hezeyan. Aymazlık ve amaçsızklık örneği. Öztürkçeciliğin amacı nedir? Sizin dilciliğinizin ülküsü nedir? Sizin oluşturmaya çalıştığınız dil de hayal. Ama çabalıyor ve uyduruyorsunuz, amacınız ne ki sizin uydurmalarınızı değerli kılarken bütün Türklerin ortak bir dile kavuşmnası amacına yönelik çabalar "hayal" denilerek küçümsenecek kadar değersiz? Bu tavrınız Türk dil birliği açısından RUSLARIN MİLLİYETLER POLİTİKASINDAN DAHİ DAHA FAZLA TÜRK DÜŞMANI!
Sizin dilciliğiniz ortak Türk dili amacına hizmet etmeyecekse neye hizmet edecek? Türklerin arlarında var olan dil birliğini daha da bozarak daha da biri birine yabancılaşmasına mı? Neyi ölçüt alıyorsunuz? Ülkünüz ne? Ülküsüz bir dilcilik yok. Hiç olmadı!
Dil devrimini artık salt arılaştırmacı gözle görmekten vazgeçmenin ve belli ölçüde yol almış ve başarı kazanmış olan arılaştırma çabalarının ötesine geçip ortak Türkçe amacına yönelme vakti gelmiş, geçmektedir. Arılaştırmacılığın hedefi, dilimizde yer etmiş ancak bütün Türk dünyasında kullanılan yabancı da olsa ortak sözlerimiz değil, bundan böyle dilimize sızması olası yabancı sözlerdir. Kaldı ki bunlara karşı alınacak önlemlerde izlenecek yol, bundan böyle bağımsız hareket ederek bunlara karşılık geliştirmek değildir. Orta Asyadan bağımsız geliştirilen her yeni söz, dilimizi onların dilinden uzaklaştırmaya katkı sunacak ve Türk dil birliğinin bozulmasına hizmet edecektir.

Bundan böyle gerçek anlamda Türkçecilerin bu gerçekliğin bilincinde olarak davranış ve tutum geliştirmesi, hatta Orta Asya Türk dillerinden birini mutlaka öğrenmek yoluyla, ortak dilin ve bu dili yaşama geçirmenin yollarını ara duruma gelmesi, Ortak Türk dili hedefine hizmet etmesi zorunludur.

Yoksa salt özleştirmeci yaklaşım Türkçeden yana görüntüsü verse de aslında TÜRK VE TÜRKÇE DÜŞMANIDIR!.
Baturalptürk
  • 0

Anlayın Artık! Uydurukçuluk devri bitti! Bitti! Koskoca Türk dünyası dururken uydurduklarınızı yutturamazsınız. Biri önerdiğiniz sözü ilk anda kabullenebilir ama sonra diğer Türk dillerindeki karşılıklarını öğrenince, önermiş olduğunuz uyduruk söz için size kin ve nefret besler. Benim şu anda tüm uydurukçulardan duyduğum nefreti duyar size, ama bunu şahıs olarak kimseye yöneltemediği, maddileştiremediği için Türkçeciliğe yansıtır. Türkçeciliğe nefret duymaya başlar.İşte siz UYDURUKÇULAR farkında olmadan TÜRKÇEYİ BALTALAYANLAR DURUMUNDASINIZ. Yeter artık UYDURMAYIN!
Üyelik görseli
Bengitaşlarındili
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2144
Katılım: 28 May 2009, 15:46
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 0

Ynt: GÜNGENCİ - bir SAATÇİ dükkanınıñ adı

İletigönderen Kuşhan » 11 May 2012, 00:48

Bengitaşlarındili yazdı:Orta Asyadan bağımsız geliştirilen her yeni söz, dilimizi onların dilinden uzaklaştırmaya katkı sunacak ve Türk dil birliğinin bozulmasına hizmet edecektir.


Öyleyse toplansın tüm Türk halklarının temsilcileri hep birlikte türetelim. Türetmek de en son çare. Önce karşı çıktığınız yabancı dillerin dilimize sızmasının geçmişte yaşanması sonucu unutulan sözcükleri geri kazanmalıyız. Nedir yani bu kadar zor olan. Ortak Türkçeyi kabul edecek halklar bunu mu yapamayacak?
  • 0

Üyelik görseli
Kuşhan
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 492
Katılım: 09 Ağu 2010, 19:45
Değerleme: 19

Ynt: GÜNGENCİ - bir SAATÇİ dükkanınıñ adı

İletigönderen BARIÞ » 11 May 2012, 12:24

Kuşhan yazdı:Öyleyse toplansın tüm Türk halklarının temsilcileri hep birlikte türetelim. Türetmek de en son çare. Önce karşı çıktığınız yabancı dillerin dilimize sızmasının geçmişte yaşanması sonucu unutulan sözcükleri geri kazanmalıyız. Nedir yani bu kadar zor olan. Ortak Türkçeyi kabul edecek halklar bunu mu yapamayacak?


"Büyük devlet olmanın şartlarından biri de zengin ve kudretli bir dile sahip olmaktır. Milli ihmaller dolayısıyla gelişmemiş olan kökü kuvvetli dilimizi, büyük bir bilim ve sanat dili haline getirmek ihmal olunamıyacak bir davamızdır. Ne melezleştirilmiş eski dil, ne de öztürkçe denilen uydurma dil, büyük bilim ve edebiyat dili olamaz. Terimleri Türk köklerinden üretme , konuşma dilinde Türkçeyi veya Türkçeleşmişi seçme esasında olan “Arınmış Türkçe” ye taraftarız. İnsanın yüreği ne ise, milletin dili de o olur. Bu değerli varlık, gerçek değerlerden meydana gelecek bir akademi ve milli şuura malik uzamanlar ve sanatçılar eli ile korunmalıdır." Nihal ATSIZ, Orkun, 1.sayı, Şubat 1962


Bence Bengitaşlarındili arkadaşımızın yanıldığı şu:

*Nihat Atsız' ın dediği Cumhuriyet yıllarının başlarındaki özensiz Türkçeleştirme çalışmalarını (Öztürkçecilik - Uydurukçuluk) Yerliğimizinde ki çalışmalarla bir tutuyor ama değerli katkıları ortadadır.
(Yanlışlık yapmak doğaldır, düzeltilmelidir.)

*Öztürkçecilik ile Tasfiyeciliği karıştırıyor. Tam tersi bir çok arkadaşımın Öztürkçe deyince Arınmış Türkçe yi anladığı açıktır. Dilden Arapça Farsça sözcükleri ayıklamak dili boşaltmaktır. Yerliğimizde ise Türkçe karşılıklarının yeğlenmesi (zorlama olmadan) salık veriliyor. Örnek "Sözcükte kelimede" bizimdir, bunları bilmeliyiz ama sözcüğü kullanırsak daha iyi olur.

*Ortak Türkçe çalışmalarındaki "Türk Lehçelerinin çoğunun kulandığı sözcükleri kullanalım." düşüncesini Arınmış Türkçe çalışmalarıyla bitiştirip Kırgızı Tatarı Rus veya Fars vb. kökenli sözcüğü kullanıyor, biz de öyle yapalım görüşü var. Bu çabasını Tüm Türklerin Birleşmesi Ülküsünce hoş görsem de Üstün Bir Dil Çalışması için, Türkçe' nin arınması için tehlikeli buluyorum.
  • 0

En soñ BARIÞ tarafından 11 May 2012, 12:35 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
BARIÞ
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 580
Katılım: 27 Ara 2011, 18:14
Değerleme: 14

Ynt: GÜNGENCİ - bir SAATÇİ dükkanınıñ adı

İletigönderen Oktay D. » 11 May 2012, 14:15

Barış'ıñ dédiği çok doğru, ayrıca hem yérliğiñ işlevini hem de üyeleriñ tutumlarını çok iyi añlamış olduğunu gösteriyor. Üyeler adına da sağ olsun diyorum.

Ek olarak, birçok yérde yérlik olarak çeşitli Türkçeci görüşler için belli sözler yazmıştık. Örneğin Barış'ıñ bazı söylediklerini "İster örneğin densin ister meselâ, biz yalñızca Türkçesiniñ de var olduğundan söz ederiz." olarak özetlemiştik. Kısaca yérlik, sözcük kullanımı konusunda bir yeğleme yapmazken yabancı sözcükleriñ (istenirse) Türkçesiniñ bulunabileceğini söyler; ötesi kullanıcılara kalmıştır. Başka sözler de bulunuyor (Ortak Türkçe için de).

Bu bağlamda yérlik, Türkçeleşmiş olanı dilden atma ya da uyduruk olanı dile kazandırma, ya da Ortak Türkçe olanı yok sayma gibi girişimlerde kesinlikle bulunmaz. Zaten, Türkçecilik camiasınıñ işlevini kalkıp da Türkçesi Varken yérliği üstlenemez, çünkü karar düzeneği bu yérlik değildir, karar diliñ kullanıcılarıñdır; démeli üyeleriñdir!

Dipçe.
Bu arada üye sayımız, Türkçecileriñ geñel sayısına oranla az olduğu için tartışmalar bir karara bağlanmaktan, sormacalar da bir soñuca varmaktan uzak kalmaktadır. Bence üyeler, yérliği benimseyip üye yelpâzesini geñişletme girişimlerinde bulunabilir.
  • 0

Ekler
turkcesi_var-bet.png
ortakt
diliniz_u
y
En soñ Oktay D. tarafından 11 May 2012, 14:17 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8247
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5256

Ynt: GÜNGENCİ - bir SAATÇİ dükkanınıñ adı

İletigönderen Baturalptürk » 12 May 2012, 09:43

Bu önyargınız tam bir hezeyan. Aymazlık ve amaçsızklık örneği. Öztürkçeciliğin amacı nedir? Sizin dilciliğinizin ülküsü nedir? Sizin oluşturmaya çalıştığınız dil de hayal. Ama çabalıyor ve uyduruyorsunuz, amacınız ne ki sizin uydurmalarınızı değerli kılarken bütün Türklerin ortak bir dile kavuşmnası amacına yönelik çabalar "hayal" denilerek küçümsenecek kadar değersiz? Bu tavrınız Türk dil birliği açısından RUSLARIN MİLLİYETLER POLİTİKASINDAN DAHİ DAHA FAZLA TÜRK DÜŞMANI!
Sizin dilciliğiniz ortak Türk dili amacına hizmet etmeyecekse neye hizmet edecek? Türklerin arlarında var olan dil birliğini daha da bozarak daha da biri birine yabancılaşmasına mı? Neyi ölçüt alıyorsunuz? Ülkünüz ne? Ülküsüz bir dilcilik yok. Hiç olmadı!


Benimki önyargı değil öngörü. Benim ülkümü siz anlayamadıysanız o sizin idraksizliğinizdir. Sizin için de defaatle anlattım, hâlâ bu soruyu sormayı başarmak takdire şayan!

Tekrar söyleyeyim, benim amacım Türkçe'nin varsıllaşmasıdır. Bunu sağlamanın yolu da her türlü tasfiyecilik akımından uzaklaşmakla olur. Başka bir deyişle, gerek eski dili kesip atmak gerek yeni türetilerin önünü tıkamak sapılmaması lazım olan yollardır. Kurallara uygun türetileri belli bir bilinirliğe ulaşırsa desteklerim. Eskiden türetilmiş ve galat olduğu anlaşılmış kelimelerde ise yaygınlaşma durumuna bakarım. Eğer yayılmışsa akıntının tersine kürek çekmeye hacet yok. Onları da kabul ederim. Kısacası benim fikriyatımı nasıl adlandırırsınız bilmem ama öztürkçecilik, tasfiyecilik gibi muğlak sözler benimle uyuşmayan yakıştırmalardır.

Öbür Türk devletleriyle yakınlaşmamız elbette ki harika bir hamle olur. Bunun önkoşulu ortak ünsiyet vasıtası olan dildir. Üç yöntem var önümüzde:

1. Lehçelerin yakınlaşması: Türk dünyasındaki dillerin kelimelerini ortaklaştırmasıyla anlaşılabilir bir havuz yaratmak. Ancak, bu yol tam bir hayal. Her lehçe ayrı kazandır. İçindeki malzeme aynı olsa dahi pişen aş tamamen farklı olacaktır. Bunları tektipleştirmeye kimsenin gücü yetmez. Akıntıya kürek sallamak olur.
Yalnız, kelime alınmasın da demiyorum, olabiliyorsa öbür lehçelerdeki bütün kelimeler bizde de olsun. Göreceksiniz ki o durumda bile tam anlaşma sağlanamayacak.

2. Yapay dil: Yapay dil de akla en uzak görünen mesele. Bütün Türk dünyasının o dili öğrenmesinden öte hazırlanma süreci bile çok zor olacak. Hazırlandı diyelim, nerede kullanılacak? Yüzyıllardır kullandığımız lehçeyi terk edip ona mı geçeceğiz? Geçmeyeceksek o dili nasıl öğreneceğiz? Bu yapaylığı 220 milyonluk çoğu eğitimsiz bir coğrafyada tatbik etmek de hayalden ibaret.

3. Bir lehçe seçilmesi: İşte en münasip yol. Bugün Rusça nasıl ortak dil olarak hâlâ konuşuluyorsa en güçlü Türk devletinin lehçesi ortak ünsiyet vasıtası olmalıdır. Zaten de oluyor. Bugün Azerbaycan'da Türkçe'yi duymamış genç sayısı çok az. Ayrıca, Türkiye'ye geldiklerinde de çok iyi Türkiye Türkçesi konuşuyorlar. Eğer ileride Türkiye en büyük ekonomiler sıralamasında ilk ona girerse ve ilerlerse o vakit Türkçe'nin bilhassa Türk dünyasında ne denli yayılacağını görebilirsiniz.   
  • 0

Üyelik görseli
Baturalptürk
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 532
Katılım: 15 Eki 2008, 17:47
Konum: Ankara
Değerleme: 66

Önceki

Dön Eleştiri, kutlama

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 2 konuk

Reputation System ©'