Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Niçin ağızlardan bu kadar söz alınır?

Yérgi, övgü, eleştiri, kınama azı kutlama yazılarını içerir.

Niçin ağızlardan bu kadar söz alınır?

İletigönderen Oğuzosis » 28 Tem 2017, 20:11

Şöyle bir giriş yapacağım. Elbette ki her dil yazıya geçirilecek iken belirli bir esas üzerine kurulması gerekmekte idi. Yani, onun dilin bir bölümünden veya tamamından bir şeyler alınması gerekmekte idi.

Benim değineceğim mevzu şu ki Dil Devrimi esnasında İstanbul ağzı tercih edilerek Latin alfabesi ile birlikte -şu an da onunla yazıp düşündüğüm- yeni bir "Türkiye Türkçesi" ortaya çıktı. Osmanlı Türkçesinin biraz daha sadeleşmiş dil sistemine yepyeni türetimler ortaya çıktı. Ancak yine kayda değer bir kısım da yerli ağızlardan alındı.

O zamanlarda dilin esası oluşturuldu diyebiliriz. Ancak günümüzde de gerek yeni gerek eski yabancı kelimeler bulunmakta. -Benim konuşmak istediğim kısma, nihayet, geldik ki- bu kelimelere pek çoğumuz ağızlardan karşılık bulmaya çalışıyoruz. Fakat ben önce resmi dilde yapılan sözcük türetimlerine, sonrasında da diğer Türk dillerine bakıyorum.

Her neyse, bir temelimiz var iken ne için hala ağızlara bakıyoruz? Oradan bir şeyler umuyoruz? Bunu bana güzelce açıklayabilir misiniz?

Benim en büyük rahatsızlığım şu konuda, ağızlar hiç ama hiç tutarlı değil. Belki ben bunu şu an konuşmakta olduğum Trabzon ağzını değerlendirip her ağza yayarak bir genelleme yapıyor olabilirim. Fakat her şeye rağmen kökü belirsiz yüzlerce, eki yanlış eklenmiş binlerce sözcük var(-dır).

Kısacası bu benim hoşuma gitmiyor. Güzel bir taraf göremiyorum. Bana bunun iyi tarafını veya doğru kısmını söyleyebilir misiniz?
  • 0

Oğuzosis
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 253
Katılım: 24 Mar 2017, 19:22
Değerleme: 199

Ynt: Niçin ağızlardan bu kadar söz alınır?

İletigönderen birtancazin » 28 Tem 2017, 21:06

Anadolu ağızlarından teleffuz alınmıyor ki bir yad sözcüğün karşılığı var ise yerel ağızlardan aktarılmasının nesi kötü anlamış değilim.
Örnek verdim öteki başlıkta, dans yerine birçok yörede de bilinen kalgı ve kalgımak neden işletilmesin?
  • 0

birtancazin
birtancazin
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 770
Katılım: 19 May 2017, 00:37
Değerleme: 260

Ynt: Niçin ağızlardan bu kadar söz alınır?

İletigönderen Oğuzosis » 28 Tem 2017, 21:14

Telaffuz ile alakalı nereyi kastederek bir şey dediniz? Tam anladım.

Ya, işte bana kötü geliyor. Gerek tam ve desteklenebilir çözümlemelerin seyrek yapılabilmesi gerek birçok sözcüğün hatalı türetilmesi gerek aktarımdaki yanlışlıklar, bunu bana yanlış bir durum olarak anlatıyor.

Yani, mesela bizde "makyaj"a "sürünme" deriz, "sürünmek" de "makyaj yapmak"tır. Ancak bu "sür-" kökenin dayansa da ben resmi dile bulunmasını istemem. Çünkü "sürün-" fiili "sür-" fiilinin dönüşlü çatı eki almış hali değildir. Resmi dilde "yerlerde sürünmek" şeklinde bulunuyor.

Şunu da sorayım ki "kalgı" sözü nereye dayanıyor? Geçmişi var mı? Açık, net ve biçimi sabit bir sözcük müdür?
  • 0

Oğuzosis
Oğuzhan Yavru
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 253
Katılım: 24 Mar 2017, 19:22
Değerleme: 199

Ynt: Niçin ağızlardan bu kadar söz alınır?

İletigönderen birtancazin » 29 Tem 2017, 01:37

Kalgımak,
Kavlımak denilen sıçramak, hoplamak ya da kaldırmak/kalkmak kökü olan kal_a dayanıyor, öztürkçe...

Boyanmak da deniyor... Kendini boyamak demek..
Enlik de deniyor.
Hangisi daha uygun ise ondan yararlanılır.
Ayrıca sürme, allık gibi sözler var.

Teleffuz dediğim söyleyiş.
  • 5

birtancazin
birtancazin
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 770
Katılım: 19 May 2017, 00:37
Değerleme: 260

Ynt: Niçin ağızlardan bu kadar söz alınır?

İletigönderen Oktay D. » 29 Tem 2017, 09:39

Ağızlar, ap ayrı bir diller yığını değil soñuçta. Türkiye Türkçesi de bundan 250 yıl öñce Oğuzcanıñ bir ağzıydı.

Soñuçta resmî ağız da bir ağızdır. Bugün aslında resmî ağız dédiğimiz ağız, Anadolu Türkçesiniñ diğer ağızlarıyla aynı düzeydedir, tek farkları onlarıñ yazı standardı yok, resmî ağzıñ var. Ayrıca yöresel konuşucularıñ katkı sağlaması yérine ülke çapında bir katkı alıyor.

Diğer ağızlarda ayrıca yañlış eklenmeler veya kökü bélirsiz sözcükler veya tutarsızlıklar bulunmaz. Onlar da tıpkı resmî ağız gibi içinde belli bir mantık kurulan türetimlere sahiptir. Ancak resmî ağız daha çok üzerinde durulduğu için ve uzun süredir yazıya geçirildiği için hakkında daha fazla bilgimiz oluyor. Bir ağız hakkındaki bilgi ise yalñızca bir Türkolog o yörede kamp kurup sözcükleri dérlediğinde ortaya çıkıyor ve hiçbir ağız hakkında Osmanlı döneminde yapılan bir dérleme çalışması olmadığı için 1932 öñcesi ile ilgili hiçbir bilgi kırıntısı olamıyor. Oysa resmî ağzıñ, Selçuklunuñ ortalarından béri tâkip édilebilecek bir sürekliliği bulunuyor. Bu da bilgi açısından bir fark, yani biz bilmiyoruz diye ağızlar daha az tutarlı değildir.

Öte yandan ağızlardan dérleme yaparken yapılan şey, sözcüğü olduğu gibi almak olmuyor. Eki kökü bélirlenebilmiş olanları resmî ağza uyarlayarak ve aynı tutarlılık içine sokarak alıyoruz. Aslında bir bakıma diğer Türk dillerinden sözcük alırken yaptığımızı yapıyoruz, tek farkı ağızdan alınanlarıñ resmî dille neredeyse aynı biçimde olması ancak diğer Türk dillerinden alınanlarıñ çok daha farklılaşmış olması. Ne de olsa 1000 yıl öñce diğer Türk dilleri ile Oğuzca da (Çuvaşça ve Halaçça dışarda kalacak şekilde) "Géñel Türkçe" dénilen diliñ ağızlarıydı ve farklar bugünkü Anadolu ağızlarındaki farklar gibiydi.

Ne yazık ki Cumhuriyet'iñ ilk yıllarında ağızlar hep horlandığı için okullarda ağızlar sanki yañlışmış gibi öğretilir oldu. Ben de küçükken hep öğretmenlerden ve şehirli insanlardan (ki ben de şehirliyim) ağızlarıñ yañlış bir Türkçe olduğunu işitip durdum. Ancak bu baña hep kibirli ve yañlış bir tutum olarak göründü. Ağızlar da aşırı kurallı bir söyleyişe ve biçime sahiptir, tek farkı resmî ağızdan farklı yollardan geçmiş olması nedeniyle resmî ağzıñ mantığından bakıldığı zaman tutarsızmış gibi görünmesidir. Oysa atıyorum Karamanoğulları beyliği diğer beylikleri yutup imparatorluk olsaydı bugün resmi ağzımız İç Anadolu ağzı olacaktı ve bu kez de siz İstanbul ağzını hor görecektiñiz :)
  • 6

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7455
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 3385

Ynt: Niçin ağızlardan bu kadar söz alınır?

İletigönderen Oğuzosis » 29 Tem 2017, 09:56

Yani, bu açıklamadan sonra bana sadece "Teşekkür ederim." demek düşüyor. Onun için, teşekkür ederim.

Oktay D. yazdı:Ne yazık ki Cumhuriyet'iñ ilk yıllarında ağızlar hep horlandığı için okullarda ağızlar sanki yañlışmış gibi öğretilir oldu. Ben de küçükken hep öğretmenlerden ve şehirli insanlardan (ki ben de şehirliyim) ağızlarıñ yañlış bir Türkçe olduğunu işitip durdum. Ancak bu baña hep kibirli ve yañlış bir tutum olarak göründü. Ağızlar da aşırı kurallı bir söyleyişe ve biçime sahiptir, tek farkı resmî ağızdan farklı yollardan geçmiş olması nedeniyle resmî ağzıñ mantığından bakıldığı zaman tutarsızmış gibi görünmesidir. Oysa atıyorum Karamanoğulları beyliği diğer beylikleri yutup imparatorluk olsaydı bugün resmi ağzımız İç Anadolu ağzı olacaktı ve bu kez de siz İstanbul ağzını hor görecektiñiz :)

Sadece bu kısımla ilgili bir şey diyeceğim. Ben eskiden beri Trabzon ağzına aşırı bağlıyım. Hatta ilkokulda yazıyı öğrendikten sonra ilk yazılarımı ağzıma göre yazıyordum. Ta o zamanlardan beri resmi dilde yanlışlar arıyordum.
Dil sitemiyle -ağızlardaki- ilgili bir şey demeyeceğim. Son olarak diyeyim ki kesinlikle hor görme durumu söz konusu değil.
  • 0

Oğuzosis
Oğuzhan Yavru
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 253
Katılım: 24 Mar 2017, 19:22
Değerleme: 199

Ynt: Niçin ağızlardan bu kadar söz alınır?

İletigönderen Oğuzosis » 29 Tem 2017, 17:54

Bununla ilgili şunu diyeceğim, bundan sonra ağızlardan söz alımını kötü olarak görmeyeceğim. Fakat içimde bu düğüm, bu mesele halledilmedikçe de "Ağızlardan söz almayı destekliyorum, hadi alalım!" diyeceğimi hiç mi hiç sanmıyorum.
  • 0

Oğuzosis
Oğuzhan Yavru
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 253
Katılım: 24 Mar 2017, 19:22
Değerleme: 199

Ynt: Niçin ağızlardan bu kadar söz alınır?

İletigönderen Oktay D. » 30 Tem 2017, 00:06

Hor gördüğüñüzü sanmıştım, kusura bakmayıñ düzelteyim onu. İletimdeki ana düşünce soñuçta yaygın olarak var olan hor görme üzerineydi, bunu doğal görüyorum, eğer öğretmenler tek ağızdan hor gösterirse elbette yetişen kuşaklar da bunu öyle alacaklardır.

Bu arada zaten ağızlardaki sözcükleri illa alacağız diye bir öñcelik tanımıyoruz, soñuçta her sözcük kendi içinde tek tek düşünülerek karşılanmalı. Eğer ağızdaki beğenilmezse başka kaynaklar deñenmeli elbette.

Yine de ağızlarda ortaya çıkan türetimleriñ çoğunlukla daha kolay yérleşeceği de bir gérçektir bu yüzden ağızlardan dérlemek sıfırdan türetmeye veya eskilerden diriltmeye veya öteki Türkçelerden uyarlamaya göre daha getirisi olan bir yöntem. Ne de olsa o ağız içinde tutmuşsa Türkiye çapında da tutması, aynı insan yapısından dolayı, beklenen bir durumdur.
  • 5

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7455
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 3385

Ynt: Niçin ağızlardan bu kadar söz alınır?

İletigönderen Oğuzosis » 30 Tem 2017, 12:23

Oktay D. yazdı:Hor gördüğüñüzü sanmıştım, kusura bakmayıñ düzelteyim onu. İletimdeki ana düşünce soñuçta yaygın olarak var olan hor görme üzerineydi, bunu doğal görüyorum, eğer öğretmenler tek ağızdan hor gösterirse elbette yetişen kuşaklar da bunu öyle alacaklardır.

Belki ben bu yaygın "hor görü" içinde bulunduğum için tam olarak duygularımı ve mantığımı anlamış değilim, bilemem.

Oktay D. yazdı:Yine de ağızlarda ortaya çıkan türetimleriñ çoğunlukla daha kolay yérleşeceği de bir gérçektir bu yüzden ağızlardan dérlemek sıfırdan türetmeye veya eskilerden diriltmeye veya öteki Türkçelerden uyarlamaya göre daha getirisi olan bir yöntem. Ne de olsa o ağız içinde tutmuşsa Türkiye çapında da tutması, aynı insan yapısından dolayı, beklenen bir durumdur.

Benim için bir gerçek değil, en azından her zaman değil. Mesela, Trabzon ile Rize'nin hem dilsel hem sosyal hem de kültürel yapısının farkı maymunların yüzgeçleri ile balıkların kolları gibidir, hiçbir alanda birbirlerine benzemezler ve birbirlerinden hiç hazzetmezler :D . Bir tarafta konuşulanın öbür tarafta anlaşılması mümkün değildir, desem yeridir.
Fakat her zaman belirlenen kökten geldiğini nasıl anlayacağız? Mesela "kalgı"nın "kal-" kökünden gelip "kalk-" ile köktaş olduğunu veya yabancı sözcüklerin değişerek Türkçe gibi görünmesini nasıl çözeceğiz?
  • 0

Oğuzosis
Oğuzhan Yavru
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 253
Katılım: 24 Mar 2017, 19:22
Değerleme: 199

Ynt: Niçin ağızlardan bu kadar söz alınır?

İletigönderen Oktay D. » 30 Tem 2017, 12:27

Oğuzosis yazdı:Mesela "kalgı"nın "kal-" kökünden gelip "kalk-" ile köktaş olduğunu veya yabancı sözcüklerin değişerek Türkçe gibi görünmesini nasıl çözeceğiz?

Kökenbilimle. Eğer bir sözcüğüñ kökeninden emin değilsek onu zaten nasıl karşılık olarak kullanırız ki? Her sözcüğü tek tek elden geçirmemiz gérekiyor zaten.
  • 5

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7455
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 3385


Dön Eleştiri, kutlama

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 2 konuk

Reputation System ©'