Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Yaygın yañlış savlara yanıtlar

Dil üzerine yaptığıñız araştırmaları, kişisel çalışmaları içerir.

Yaygın yañlış savlara yanıtlar

İletigönderen Temirbek » 28 Oca 2014, 18:16

Bilirsiñiz, kimi meşhur iddialar vardır. Bu başlık altında bu gibi iddiaları yanıtlayalım isterim. İlk değinmek istediğim yaygın ve yañlış iddia şu;

Betik sözü, Çince pi-ti "yazı-fırçası"ndan gelir.


Öñcelikle Çincede *pi "yazı", *ti "fırça" biçiminde sözler yoktur. Hadi bu iddiayı bir an için kabul edelim. Bileşik ad olan pi-ti nasıl olur da Türkçede fiil (yazmak) olarak kullanılır ve soñuna fillerden ad yapan /-g/ eki getirilerek bitig biçiminde yeñi bir söz türetilebilir? Bu iddia tıpkı şuna beñzer; Yunanca kökenli Arapça olan kalem'i dilimize almışız, bu adı fiil olarak *kalemmek "yazmak" şeklinde kullanıp, daha soñra da kalemmek fiilinden > *kalemeg "kitap" şeklinde bir söz türetmek... :) Mantıklı mıdır? Alacaksak zaten Arapçada kitap vardır, doğrudan o alınır (ki alınmış da).

Çincede 书 /şu/ "kitap" demektir, alacak olsaydık doğrudan şu'yu alır kullanırdık. Öte yandan Çincede 写 /şie/ "yazmak" ad olarak kullanılırsa da "yazı" demektir *pi falan değil. İddiadaki *pi'ye eñ yakın Çince söz 笔 /bi/ "fırça", soñradan kazandığı añlamla da aynı zamanda "kalem" sözüdür ki tekil olarak değil geñelde 画笔 /hua bi/ "çizim/yazım fırçası" olarak kullanılır.

İddiaya geri dönelim, diyelim ki Göktürkler bi "fırça" sözünü aldılar (ki taşa kakarak yazıyorlar, fırça ile işleri yok) bitig'iñ soñundaki -tig kısmı nedir? Ayrıca bu sözüñ Tonyukuk Yazıtlarındaki ilk kaydedilişi kapalı e ile; bétig biçimindedir. Daha soñra kapalı e sesleri de [ı-i] damgasıyla yazılmaya başlandığı için bitig olarak okunmuştur, ancak aslı bétig'dir. Yine bi "fırça" sözünüñ fiil olarak kullanılması mümkün değildir. Bu yaygın iddia görüldüğü üzere tutarsız, asılsız ve saçmadır. Yukarıda değindiğim gibi alınacak olsa doğrudan şu "kitap" sözü alınırdı.

Şimdi gelelim bétig'iñ ne demek olduğuna. Bugün bütün Türk Dillerinde kullanılmakta olan bir söz olan bét "yüz 2. yüzey 3. satıh 4. sayfa" demektir. Yerliğimiziñ girişinde de ana bét olarak düşgelmişsiñizdir. Bizim dilimizde bu söz yalñızca "béti béñzi atmak" (yüzünüñ rengi kaçmak/solmak) deyiminde kalmıştır. Öbür Türk Dillerinde ise "sayfa" añlamı hâlâ kullanımdadır.

Eski Türkçedeki adlardan eylem yapan /+I-/ ekiyle (örneğin öl "nem" > öli- "nemlenmek") > béti- "yüzeylemek" yani ileride kazanacağı añlam geñişlemesiyle "sayfaya dökmek, yazmak" fiili türemiştir. Eylemlerden ad yapan /-g/ ekiyle de > bétig "kitap 2. yazı 3. yazıt 4. her türlü nâme" añlamına gelmektedir (Bu köken çözümlemesini ilk bulgulayan yerlik yöñeticimiz Oktay Doğangün'dür).
  • 0

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1122

Ynt: Yaygın yañlış savlara yanıtlar

İletigönderen Temirbek » 28 Oca 2014, 18:21

Bu başlık üzerinden şu konuları da açmak isterim. Bét adı daha da geriye, Ana Altayca *- "görmek" fiiline dek gider. Bu fiil Eski Japoncada *bi- > günümüz Japoncasında mi- "görmek" olmuştur. Altay/Türk Dillerinde b~m dönüşümü görülgendir. - "görmek" fiilinden > bét "görünüş 2. yüz 3. sima 4 çehre" añlamlarına gelir, "yüzey" añlamı ikincildir (Bugün dahi yüz~yüzey añlamları geçişkendir; "Kitabıñ yüzüne bile bakmadım" örneğindeki gibi)

Bence, aynı kökten > *bén- "görünmek" ad yapıcı /-g/ ile > *béng "görünen şey", aynı zamanda vücuttaki nokta añlamındaki béñ de bu sözle bir ve aynı olabilir çünkü béñ de ard damak n'si iledir. İkincil olarak "nokta, iz, im" > eylem yapıcı /+I-/ ile > *béngi- "görünür/belli olmak 2. tanınmak, seçilmek, ayırt edilmek" ve ad yapıcı /-z/ ile de > béngiz yani bugünkü béñiz "görünüm 2. sıfat" (yüzüñ sıfatı añlamında).

Aynı kökten gelen daha birçok sözümüz ve filimiz var; bél "iz, işâret", bélli "işâretlenmiş 2. bilinen", bél- "görülmek" > Eski Türkçe bélgür- > günümüz bélir- "görünür olmak, bélirmek", belge "belli eden şey, vesika 2. ortaya koyan, gösteren şey", belgi "işâret, im" vb.
  • 0

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1122

Ynt: Yaygın yañlış savlara yanıtlar

İletigönderen Temirbek » 28 Oca 2014, 18:50

İkinci değinmek istediğim asılsız iddia

Su, Çincedir.


Çincede 水 /şui/ "su" demektir. Türkçe su ile sesletimi biraz beñzeşiyor gibi :) Buradan yola çıkan dilci cengâverler hemen yargıya varıyorlar; "Su Çincedir" :) Yalñızca sesletime bakarsak İngilizce earth "yer" sözü de Arapça ardh /أرض/ "yer" sözünden geliyor olmalıdır :) Tabii ki değil...

Ses beñzerliği üzerinden dilcilik, köken bilimcilik yapılamaz. Öñcelikle ilgili sözleriñ eskin arkaik biçimlerine bakılmalıdır. Bakalım; Çince şui, Eski Çincede de şui, değişiklik yok, oysa bugünkü Türkçedeki su Eski Türkçede sıb biçiminde. Daha soñraki dönemlerde soñda bulunan /-b/niñ etkisiyle, /ı/ yuvarlaklaşarak sözcüğü sub'a evriltmiş. İlerleyen çağlarda ise sub'uñ soñundaki /-b/ Eski Türkçeden günümüze olağan değişimle /-v/leşmiş ve sözcük suv'a dönüşmüş. Bu nedenle bugün Özbekçe ve Türkmencede suv "su" demektir. Altay yöresi dillerde ise /v/leşme değil /ğ/leşme olduğundan sözcük, kimi dillerde suğ/sug kimilerindeyse suu biçimini almıştır. Kazakça, Kırgızca, Türkçe gibi dillerdeyse suğ > su biçimini almıştır.

Sözüñ geldiği ana kök *- "akışkan olmak" fiilidir. Bugünkü sıvı, sıvışmak, sızmak, sır "mâcun" gibi sözlerde /ı/lı aslî biçim korunmuştur. Eğer su sözcüğü diğer kökteşleri gibi /ı/lı olarak günümüze ulaşsaydı bugün *sıv diyor olacaktık. Sıva- "sıvı madde sürmek" fiilindeki gibi. Suv ara biçiminiñ korunduğu tek örnek suvar- "sulamak" fiilidir. Sıv/sığ biçiminiñ korunduğu tek örnek ise sığla "Liquidambar orientalis" ağacınıñ adında kalmıştır.
  • 0

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1122

Ynt: Yaygın yañlış savlara yanıtlar

İletigönderen Oktay D. » 29 Oca 2014, 18:47

Temirbek yazdı:Bu başlık üzerinden şu konuları da açmak isterim. Bét adı daha da geriye, Ana Altayca *- "görmek" fiiline dek gider. Bu fiil Eski Japoncada *bi- > günümüz Japoncasında mi- "görmek" olmuştur. Altay/Türk Dillerinde b~m dönüşümü görülgendir. - "görmek" fiilinden > bét "görünüş 2. yüz 3. sima 4 çehre" añlamlarına gelir, "yüzey" añlamı ikincildir (Bugün dahi yüz~yüzey añlamları geçişkendir; "Kitabıñ yüzüne bile bakmadım" örneğindeki gibi)

Bence, aynı kökten > *bén- "görünmek" ad yapıcı /-g/ ile > *béng "görünen şey", aynı zamanda vücuttaki nokta añlamındaki béñ de bu sözle bir ve aynı olabilir çünkü béñ de ard damak n'si iledir. İkincil olarak "nokta, iz, im" > eylem yapıcı /+I-/ ile > *béngi- "görünür/belli olmak 2. tanınmak, seçilmek, ayırt edilmek" ve ad yapıcı /-z/ ile de > béngiz yani bugünkü béñiz "görünüm 2. sıfat" (yüzüñ sıfatı añlamında).

Aynı kökten gelen daha birçok sözümüz ve filimiz var; bél "iz, işâret", bélli "işâretlenmiş 2. bilinen", bél- "görülmek" > Eski Türkçe bélgür- > günümüz bélir- "görünür olmak, bélirmek", belge "belli eden şey, vesika 2. ortaya koyan, gösteren şey", belgi "işâret, im" vb.

bélgür- < bélgü "bélgi, işaret" < bél "im, iz" [Erdal, 1991].

Bence *bén- diye bir gövde varsa zaten doğrudan -gXz eki var, béngiz olur.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7720
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 4065

Ynt: Yaygın yañlış savlara yanıtlar

İletigönderen Temirbek » 20 Şub 2014, 16:32

Öz Türkçe bir söz görmeye tahammül edemeyen, Türklük karşıtı hazımsızlarıñ bir diğer iddiası da Tañrı < Teñri adınıñ Çince olduğu iddiasıdır. Bu ilginç sava göre Çince ten /天/ "gökyüzü" (aynı zamanda "gün" demektir) ile yine Çince /日/ "güneş" sözleri birleşmiş ve > tenrı olmuş :) Demeli yani ; "Gök Güneşi"... Bu fantastik görüşlere sahip arkadaşlarıñ unuttukları şu ki Çincede zaten Tañrı añlamına gelen bir söz vardır; Şın /神/ hatta bir de "Tañrı'nıñ Yolu" añlamına gelen Şın Dao /神道/ bileşiği vardır. Japoncaya alınmış biçimini duymuşsuñuzdur; Şinto... Japonlar kimileyin öz Japoncası olan "Kami no Miçi"yi (Tañrı'nıñ Yolu) de kullanırlar.

Türkler alacak olsalar doğrudan Tañrı añlamına gelen Şın'ı alırlardı, kalkıp da Çince bir bileşik türetip Ten Rı "Gökyüzü Güneşi" gibi bir söz ortaya çıkarıp bir de buna Tañrı añlamını katmak nice bir görüştür? :) Öte yandan Teñri adında ard damak n'si; /ñ/ sesi bulunur, oysa Türklük karşıtı zorlama iddiadaki tenrı'daki ses /n/dir. Demeli, neresinden tutsañız eliñizde kalan bir iddia...

Teñri, Eski Türkçede "Gökyüzü" demekti, aynı zamanda ikincil añlamı Tañrı'ydı. Çünkü Eski Türklere göre gökyüzü bizâtihi Tañrı idi. Demeli, Eski Türkler Tañrı'ya inanmazlardı, çünkü O'nu bizzat görürlerdi :) Her başlarını yukarıya kaldırıp baktıklarında Kök Teñri ayan beyan oradaydı zaten, inanması mı var bunuñ? :)

Dîvânu Lugâti't Türk'e baktığımızda teñ- "havalanmak 2. göğe yükselmek" biçiminde bir fiil görmekteyiz. Örnek tümceler de bulunur;

Kuş teñdi (Kuş havalandı)

Teñek (hava)

Teñit- "havalandırmak 2. göğe doğru yükseltmek" > Er okın teñitti (Adam okunu göğe doğru yükseltti)

Teñtür- "teñdir-" > Ol kuş teñtürdi (O kuşu havalandırdı)

Teñür- "havalandırmak 2. göğe doğru yükseltmek, teñirmek" > Er ok teñürdi (Adam ok teñirdi/havaya doğru yükseltti)

Ayrıca

Teñri "Ulu Tañrı"

Teñrigen "Tañrı'ya inanan kişi"

Sözlerini de üleşmek isterim. Görüldüğ üzere Teñri "Gökyüzü 2. Tañrı" sözünüñ Türkçedeki kökü açıktır. [desc=Öbür Türk Dillerindeki "barca" > tüm, bütün 2. hepsi, tümü]Varca [/desc]Teñrigenlere esen olsun...
  • 0

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1122

Ynt: Yaygın yañlış savlara yanıtlar

İletigönderen Oktay D. » 19 Mar 2014, 01:42

Sağ ol Temirbek.

Benim de öteden béri görüşüm, teñri sözcüğünüñ DLT'de geçen teñür- biçiminden -i eki alarak geldiği yönündedir. Azaltımlı reduced /ü/ sesi ek alınca düşmüştür ancak Moğolcada tañġaraġ, Yakutça/Dolganca teñgere ma Moğolcaya geçen teñgeri biçimlerinde korunmuştur.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7720
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 4065

Ynt: Yaygın yañlış savlara yanıtlar

İletigönderen Bi50likdaha » 21 May 2014, 00:53

Temirbek yazdı:İkinci değinmek istediğim asılsız iddia

Çincede 水 /şui/ "su" demektir. Türkçe su ile sesletimi biraz beñzeşiyor gibi :) Buradan yola çıkan dilci cengâverler hemen yargıya varıyorlar; "Su Çincedir" :) Yalñızca sesletime bakarsak İngilizce earth "yer" sözü de Arapça ardh /أرض/ "yer" sözünden geliyor olmalıdır :) Tabii ki değil...

Ses beñzerliği üzerinden dilcilik, köken bilimcilik yapılamaz. Öñcelikle ilgili sözleriñ eskin arkaik biçimlerine bakılmalıdır. Bakalım; Çince şui, Eski Çincede de şui, değişiklik yok, oysa bugünkü Türkçedeki su Eski Türkçede sıb biçiminde. Daha soñraki dönemlerde soñda bulunan /-b/niñ etkisiyle, /ı/ yuvarlaklaşarak sözcüğü sub'a evriltmiş. İlerleyen çağlarda ise sub'uñ soñundaki /-b/ Eski Türkçeden günümüze olağan değişimle /-v/leşmiş ve sözcük suv'a dönüşmüş. Bu nedenle bugün Özbekçe ve Türkmencede suv "su" demektir. Altay yöresi dillerde ise /v/leşme değil /ğ/leşme olduğundan sözcük, kimi dillerde suğ/sug kimilerindeyse suu biçimini almıştır. Kazakça, Kırgızca, Türkçe gibi dillerdeyse suğ > su biçimini almıştır.

Sözüñ geldiği ana kök *- "akışkan olmak" fiilidir. Bugünkü sıvı, sıvışmak, sızmak, sır "mâcun" gibi sözlerde /ı/lı aslî biçim korunmuştur. Eğer su sözcüğü diğer kökteşleri gibi /ı/lı olarak günümüze ulaşsaydı bugün *sıv diyor olacaktık. Sıva- "sıvı madde sürmek" fiilindeki gibi. Suv ara biçiminiñ korunduğu tek örnek suvar- "sulamak" fiilidir. Sıv/sığ biçiminiñ korunduğu tek örnek ise sığla "Liquidambar orientalis" ağacınıñ adında kalmıştır.

Sırıl Sıklam ikilemesi sanırım kökenlemen ile ilgilidir.
  • 0

Bi50likdaha
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1845
Katılım: 27 May 2013, 19:31
Konum: Ankara
Değerleme: 412

Ynt: Yaygın yañlış savlara yanıtlar

İletigönderen bilimdan » 23 May 2018, 22:48

Temirbek yazdı:Bilirsiñiz, kimi meşhur iddialar vardır. Bu başlık altında bu gibi iddiaları yanıtlayalım isterim. İlk değinmek istediğim yaygın ve yañlış iddia şu;

Betik sözü, Çince pi-ti "yazı-fırçası"ndan gelir.


Öñcelikle Çincede *pi "yazı", *ti "fırça" biçiminde sözler yoktur. Hadi bu iddiayı bir an için kabul edelim. Bileşik ad olan pi-ti nasıl olur da Türkçede fiil (yazmak) olarak kullanılır ve soñuna fillerden ad yapan /-g/ eki getirilerek bitig biçiminde yeñi bir söz türetilebilir?
İngilizce Vikisözlükte Korece /but/ writing brush, painting brush; pen sözünün kökeni de Çince yazı fırçası anlamına gelen kelimeye dayandırılmış:
Phono-semantic compound (形聲, OC *prud): semantic 竹 (“bamboo”) + phonetic 聿 (OC *b·lud, “writing brush”) – a hand holding a brush 聿. The bamboo (竹) refers to the material of traditional Chinese brushes.
Mandarin

(Standard)

(Pinyin): bǐ (bi3)
(Zhuyin): ㄅㄧˇ

(Chengdu, SP): bi2

Cantonese (Jyutping): bat1
Hakka (Sixian, PFS): pit
Min Bei (KCR): bĭ
Min Dong (BUC): bék
Min Nan (POJ): pit
Wu (Wiktionary): piq (T4)

Middle Chinese: /pˠiɪt̚/

Old Chinese

(Baxter-Sagart): /*p.[r]ut/
(Zhengzhang): /*prud/

Çincenin çeşitli kolları bulunduğu ve dönemden döneme sözcüklerin telaffuzlarının değiştiği nazara alınırsa bit kökünün Çinceden alınmış olması ihtimal dahilinde gözükmektedir: Çince bit - i (Türkçe isimden fiil yapma eki) + g (Türkçe fiilden isim yapma eki).
  • 0

bilimdan
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 198
Katılım: 01 Kas 2017, 08:07
Değerleme: 73

Ynt: Yaygın yañlış savlara yanıtlar

İletigönderen bilimdan » 24 May 2018, 00:03

Temirbek yazdı:Öz Türkçe bir söz görmeye tahammül edemeyen, Türklük karşıtı hazımsızlarıñ bir diğer iddiası da Tañrı < Teñri adınıñ Çince olduğu iddiasıdır. Bu ilginç sava göre Çince ten /天/ "gökyüzü" (aynı zamanda "gün" demektir) ile yine Çince /日/ "güneş" sözleri birleşmiş ve > tenrı olmuş :) Demeli yani ; "Gök Güneşi"... Bu fantastik görüşlere sahip arkadaşlarıñ unuttukları şu ki Çincede zaten Tañrı añlamına gelen bir söz vardır; Şın /神/
Aslında gök anlamındaki tengri kelimesinin Çince ile bağlantısı olabilirdi. İngilizce Vikisözlüğe göre 天 Çincenin bazı kollarında tíng, tiĕng, tiang gibi şekillerde telaffuz ediliyor. Sözcüğün bugünkü anlamı da anlam kayması (veya anlam değişmesi) ile açıklanabilirdi. Ancak Sumercede DINGIR "tanrı" sözü bulunduğu için bu ihtimal biraz zayıf görünüyor. Bu arada Sumercede gök anlamındaki sözcüğün AN okunduğu düşünülmekte ancak DINGIR ve AN aynı işaretle yazılmaktaydı.
  • 0

bilimdan
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 198
Katılım: 01 Kas 2017, 08:07
Değerleme: 73

Ynt: Yaygın yañlış savlara yanıtlar

İletigönderen Furkan Yıldırım » 24 May 2018, 18:57

bilimdan yazdı:Aslında gök anlamındaki tengri kelimesinin Çince ile bağlantısı olabilirdi. İngilizce Vikisözlüğe göre 天 Çincenin bazı kollarında tíng, tiĕng, tiang gibi şekillerde telaffuz ediliyor. Sözcüğün bugünkü anlamı da anlam kayması (veya anlam değişmesi) ile açıklanabilirdi.
Peki tutarsızlıkları né yapıcaz? Aynı yolun tersini çizdiğimi varsayın, Teñri sözcüğü Türkçeden Çinceye géçmiştir diye idda édiyorum o zaman, ses benzerlikleri var ya hani. Türkçe Çinceyi asla étkilemiş olamaz, yalñızca Çince Türkçeyi étkilemiş olabilir diye bir kural mı var?

Apaçık bir tutarsızlık örneği: Fikret Yıldırım, bétiği olan Irk Bitig ve Orhon Yazılı Metinlerin Dili'nde Irk Bitigde géçen Tensi "Göğün Oğlu"(bir inanış déğil, bir kağanlık ünvanı) sözcüğünüñ Çince 天子(Tian-zi)den geldiğini idda étmiş(emin bir biçimde). Gérçektende Türkleriñ böyle bir ünvan kullanmayışından bunuñ Çince olma olasılığı yüksektir ve ses benzerliği olarakda tutarlıdır. Aynı bétikte hatta aynı bétte; Teñri "Gökyüzü" sözcüğünüñ de Çinceden alındığını ve 天理(tian-li)den geldiğini idda étmiş(ancak bu kéz bir soru imi koymuş).

Şimdi bir karar vérelim, 天(tian) sesi aynı dönem Türkçesine; iki sözcüğüde aynı kişileriñ kullanmasına, aynı eserlere yazıp çizmesine karşın nasıl bir "Ten" olarak birde "Teñ" olarak girdi? Aynı yazıtlarda ikiside yazıldı ama néden ikiside aynı biçimde t-e-ñ yada t-e-n damgalarıyla yazılmadı. "Olur öyle şeyler yaa!" déyip géçelim mi bu savlar karşısında.

Temirbek yazdı:Çincede zaten Tañrı añlamına gelen bir söz vardır; Şın /神/ hatta bir de "Tañrı'nıñ Yolu" añlamına gelen Şın Dao /神道/ bileşiği vardır.
Daha öñce yine tutarsız benzer bir idda için démiştim ki; "Biz 'Çinliler bu dili yapamamış olmamış böyle' déyip alıp sözcükleri baştan mı inşa éttik?" Çince sözcükler alıp 天理(gök yönetimi) yada 天日(gök güneşi) gibi tamlamalar yapana kadar "Şın" sözcüğünü almış olurduk. Ki o dönemde kişiler Çinliler gibi yaşayınca, Çinliler gibi giyinince bile Türklüklerini kaybedecekleri, Çinlileşeceklerini düşünmüşler. Buna karşın Tañrılarınıñ adını Çinceden almışlar!?
  • 0

Üyelik görseli
Furkan Yıldırım
Furkan Yıldırım
Dérnek Üyesi
 
İleti: 195
Katılım: 23 Ağu 2017, 21:00
Değerleme: 254

Ynt: Yaygın yañlış savlara yanıtlar

İletigönderen bilimdan » 24 May 2018, 20:58

Furkan Bey, yazıların içinden cımbızla çeker gibi alıntı yaparak nereye varmaya çalışıyorsunuz? Ayrıca okuduğunuzu anlamadan bir sinir hâliyle yazıyor gibisiniz.
  • 0

bilimdan
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 198
Katılım: 01 Kas 2017, 08:07
Değerleme: 73

Ynt: Yaygın yañlış savlara yanıtlar

İletigönderen TDK » 24 May 2018, 21:06

Bazı insanların bakış açıları dar. Bilgisi yetmediğinden sağa sola sataşır gibi yazıyor. Halife / kalfa, element / eleman gibi iki biçimli çok sayıda kelime var. Japoncada da aynı Çince kelime farklı okunuşlarla yer alabiliyor.

Belki de kendi adı ve soyadıyla yazdığı için girdiği tartışmalarda yetersiz kalınca rezil olacağını düşünen veya bunu ego tatmini meselesi hâline getiren kullanıcılar sıkışınca da kendi kitabını kaynak göstermeye kalkabiliyor. Bunda maksat nedir, bakın ben bu işin kitabını yazacak kadar biliyorum izlenimi bırakmak mı, yoksa gerçekten ciddi kaynaklar göstermekten âciz misiniz?
  • 0

TDK
Türkçeséver
Türkçeséver
 
İleti: 55
Katılım: 28 Haz 2014, 22:11
Değerleme: -25

Ynt: Yaygın yañlış savlara yanıtlar

İletigönderen Furkan Yıldırım » 24 May 2018, 21:12

TDK yazdı:Bazı insanların bakış açıları dar. Bilgisi yetmediğinden sağa sola sataşır gibi yazıyor. Halife / kalfa, element / eleman gibi iki biçimli çok sayıda kelime var. Japoncada da aynı Çince kelime farklı okunuşlarla yer alabiliyor.Belki de kendi adı ve soyadıyla yazdığı için girdiği tartışmalarda yetersiz kalınca rezil olacağını düşünen veya bunu ego tatmini meselesi hâline getiren kullanıcılar sıkışınca da kendi kitabını kaynak göstermeye kalkabiliyor. Bunda maksat nedir, bakın ben bu işin kitabını yazacak kadar biliyorum izlenimi bırakmak mı, yoksa gerçekten ciddi kaynaklar göstermekten âciz misiniz?
Benim herhangi bir bétiğim yok, kendinize gelin. :D

Şimdi egoculuğa neyin vurmadan önce sorduğum soruları yañıtlayıñ lütfen. Türkçeniñ aynı döneminde dile girmiş, aynı eserlerde kullanılmış ayrı ayrı bétinmiş!? "Çincede farklı kelime okunuşları var, bunu şu okunuşa göre bunu da şu okunuşa göre yazalım" demişler herhalde.

bilimdan yazdı:Furkan Bey, yazıların içinden cımbızla çeker gibi alıntı yaparak nereye varmaya çalışıyorsunuz? Ayrıca okuduğunuzu anlamadan bir sinir hâliyle yazıyor gibisiniz.
İlk paragrafım sizin alıntıladığınız sözcüğe yañıttı, sonraki yazdıklarım Fikret Yıldırım'ın yazdıklarını yanlışlamak için olmasına karşın kendi betiğimden alıntı yapıp artistlik yapıyorum sandınız. Kim yanlış okuyor Sayın Bilimdan?
  • 0

Üyelik görseli
Furkan Yıldırım
Furkan Yıldırım
Dérnek Üyesi
 
İleti: 195
Katılım: 23 Ağu 2017, 21:00
Değerleme: 254

Ynt: Yaygın yañlış savlara yanıtlar

İletigönderen bilimdan » 24 May 2018, 21:17

Furkan Yıldırım yazdı:İlk paragrafım sizin alıntıladığınız sözcüğe yañıttı, sonraki yazdıklarım Fikret Yıldırım'ın yazdıklarını yanlışlamak için olmasına karşın kendi betiğimden alıntı yapıp artistlik yapıyorum sandınız. Kim yanlış okuyor Sayın Bilimdan?
Bir isim benzerliğinden dolayı yanılmak farklı şey, bir paragrafın tamamını yok sayarak içinden bir cümleyi kendi istediği gibi anlayarak buna cevap yazmak farklı şey. Yukarıda tengri Çincedir demiş miyiz, hayır. Sadece Çinceden alıntı da olabilirdi ancak daha eski bir kelime olan DINGIR varken bu ihtimalin zayıf olduğunu belirtmişiz. Bunun üzerinden nasıl bir tutarsızlık örneği çıkartabiliyorsunuz, hayret.
  • 0

bilimdan
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 198
Katılım: 01 Kas 2017, 08:07
Değerleme: 73

Ynt: Yaygın yañlış savlara yanıtlar

İletigönderen Furkan Yıldırım » 24 May 2018, 21:23

bilimdan yazdı:Bir isim benzerliğinden dolayı yanılmak farklı şey, bir paragrafın tamamını yok sayarak içinden bir cümleyi kendi istediği gibi anlayarak buna cevap yazmak farklı şey. Yukarıda tengri Çincedir demiş miyiz, hayır. Sadece Çinceden alıntı da olabilirdi ancak daha eski bir kelime olan DINGIR varken bu ihtimalin zayıf olduğunu belirtmişiz. Bunun üzerinden nasıl bir tutarsızlık örneği çıkartabiliyorsunuz, hayret.
Anlatamıyorum sanırım, tutarsızlık siziñ yazınızda déğil Fikret Yıldırımıñ bétiğinde géçiyor. Herhangi bir kızgınlık durumu taşımadan, Çinceden alıntı olması durumunda oluşan tutarsızlıkları gözardı edemeyeceğimizi, illaki Çince Türkçeyi etkilemiştir diye bir kural olmadığını yazdım. Yalnızca bu kısmı sizeydi. Benim uzun uzun bu savıñ üzerinde durmam, sizin idda étmenizden déğil, böyle géñel bir iddanın bulunmasından. Yalnızca o kısmı çekme nédenim buydu. Başka anlamlar yüklemek déğil.
  • 0

Üyelik görseli
Furkan Yıldırım
Furkan Yıldırım
Dérnek Üyesi
 
İleti: 195
Katılım: 23 Ağu 2017, 21:00
Değerleme: 254

Soñraki

Dön Bilimsel araştırmalar, kişisel çalışmalar

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Google [Bot] ve 3 konuk

Reputation System ©'