Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Yabancı Dilerdeki Türkçe Kökenli Sözcükler

Dil üzerine yaptığıñız araştırmaları, kişisel çalışmaları içerir.

Ynt: Yabancı Dilerdeki Türkçe Kökenli Sözcükler

İletigönderen Bi50likdaha » 14 Eyl 2013, 01:14

Yaptığınız akıl ve mantık çerçevesinde hiç bir dayanağı yok , Güneş Dil Teorisi gibi savlara yöneliyorsunuz onu belirtmek istedim.
Bilimsel dayanağı olmayan bilgileri paylaşmak yarar değil kıyın verir , sanalağ bunlar ile dolu okuyan kişide yanlış ma noksan bilgiler oluşturuyor.
Örneğin şu verdiğiniz bilgilere değinelim.
DEDEKTİF: Galiba Fransızca bir kelime. "Didik edip" Bir olayı araştıran adam.
DEŞİFRE:  Fransızca kelime. "Deşip er" Bir şeyi ortaya çıkarma başarısı,örneğin toprağı deşip içinde varsa gizli olanı açığa çıkarmak.
ATRAKSİYON: AT ARIK ,Hareket atılım,bir şeyin başka bir yere harkeketi,atılması. Buna ingilizler alımlılık ve  cazibe anlamı yüklemişler. Aslında kelimenin kökünde hareket anlamı vardır.
HARAKA: Arapça  kelime,"ARA AKMAK" uzaklara,oraya,öteteye doğru bir hareket. Uzaklara,oraya,öteye ARA diyebiliriz. AKA ise akmak yani haraket.
ATOK: İzlandaca bir kelime, anlamı çatışma, bizde ise TOK-UŞMAK, proto Türkçede ise ATOK asker adam demektir,öyle ya askerler birbirleriyle ATOKUŞURLAR.
Böyle bir çok kelime var aklıma geldikçe burada paylaşacağım.


Yabancı sözcükleri günümüz Türkçesine göre yorup , ona göre anlamlar çıkartmak ne kadar akıllıca cidden merak ediyorum.
Dedektif , detect adlı eylemden gelme olduğu çok açık fark etme , bulma , keşif etme.
-ive eki geliyor Latince  detective  oluyor yani ; bulucu , bulman , keşifçi gibi bir anlama bürünüyor.
Atraksiyon :  attraction (n.)  , attract => ad-tract  track = çekim , sürüklenme , ad = üzerine doğru önelme eki.
Tracktor  mesela  ; Trackt-or , çeker çekici gibim.
Arapça sözcük ile yorum yapamayacağım gerekliliklere iye değilim.
Tokuşmak'a gelince yumurta tokuşturmaktan atyıyorsan bahsediyorsan bu karşılıklı tok sesi çıkartmak demek , değiş tokuşmak dan bahsediyorsan bu karşılıklı dokunmak demek.

Sonlandırsam ; Verdiğin bilgiler yalnızca kof savlardan oluşuyor , en ufak tutarlılığı yok , örnek vericeksen kişisel çalışmalardan bulumlarından bilimsel dayanaklar ile gelmen hem senin hem de tüm yerliğimizin yararına olur.
Düşün ben çok bilgili biri değilim bu konularda ama kolayca çürüttüm , biraz daha uz biri olsa ne yapardı kim bilir ?
İngilizce bir sözcük ile geleceksen önce buraya danış.
http://www.etymonline.com/index.php

Ayrıca Arapça gibi ( Hami-Sami ailesine ait bir dil çok eski yazılı eserlere ve uzun süre kullanılan Geniş coğrafya dillerinin olduğu bir aile , Arapça onlar kadar eski değil ama din dili olduğu için kullanım sahası , kullanımı , bilimi , birikimi oldukça geniş ve zengin bir dil)  İngilizce gibi ( Hint-Avrupa dil ailesine ait bir  dil ki bunların yazılı geçmişi ve dilsel yakınlığı yine oldukça fazla Yunanca , Farsça , Latince) dilleri Altay dil ailesinde bulunan Türkçe ile karşılaştırman için çok sağlam belgelere , dayanaklara ihtiyacın var. Bu ailenin (Düşün dilin değil) yazılı tarihi diğerlerine göre çok yeni(ki bu da Japonca o da Altay dilimi değil mi tartışmaları hala güdülen  Türkçeye en uzak Altay dili)  ve yazın , edebiyat ve benzeri belgeleri ve hakimiyet alanları diğerlerine göre oldukça az olmuş diller.( Türklerde Arapça , Farsa kullanılmış çoğu zaman eserler genelde bu dillerde , Japonlarda Çince olmuş , Moğollar ve diğer Tunguz halkları desen ileride yok olmaya mahkumlar).

Yeterince açıklayabildiysem buraya bu dillerle olan azı ya da olmuş alışveriş kanıtlaman için sağlam kaynaklar ve kanıtlar gerekiyor , şu şuna benziyor bu buna benziyor demek ki budur diye yapılmaz bu.
Oğrunda Zamanında yaptılar şimdi ancak dalga geçiliyor bu yaptıklar ile.
  • 0

Bi50likdaha
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1845
Katılım: 27 May 2013, 19:31
Konum: Ankara
Değerleme: 407

Ynt: Yabancı Dilerdeki Türkçe Kökenli Sözcükler

İletigönderen ATABAÞKAN » 14 Eyl 2013, 15:26

Ben değil resmen kelimeler konuşuyor.
İşin temelini kavraman gerekiyor.

İngilizce dilinin nasıl oluştuğunu düşünüyorsun.
Birden bire birileri çıkıp Modern ingilizce konuşmayamı başladı.

Kelimeleri parçalamaya başlayınca malesef bunlar ortaya çıkıyor.

ÖRNEK:

ULURU: UL-UR-U ,Avusturalyada bulunan bir büyük "ULU" kaya. Aborjinler bu ismi vermişler.
Bu kaya dümdüz olan bir bölgede adeta bir "UR" gibi kabarmış.
İnsanlar gördükleri şeylere ad veririrler,ve o ad onların dilinde önceden var olan bir sözcüktür.
Birden bire uydurulan şey değildir.

UR:Şişkinlik,kabarıklık,ur.
ULU: Yüksek,büyük,ulu,yüce.
ULURU: Büyük şişkinlik,adamlar bu şekilde isim vermişler, bunan başka ne açıklayabilirim.

Geçmişe doğru gildikçe dillerde ortaklaşma başlar.

Güneş dil teorisi bencede saçma,sen beni başkalarıyla karıştırma.
  • 0

ATABAÞKAN
Türkçeséver
Türkçeséver
 
İleti: 24
Katılım: 07 Mar 2013, 23:21
Değerleme: 0

Ynt: Yabancı Dilerdeki Türkçe Kökenli Sözcükler

İletigönderen Oktay D. » 14 Eyl 2013, 16:26

Sayın ATABAŞKAN,

Yaptığıñız kökenleme girişimleri, sözcükleriñ biçimlerini yakıştırma yoluyla başka biçimlere beñzetmektir, buna "halk etimolojisi" dénmektedir. Oysa kökenbilim araştırması yapmak, sözcükleriñ biçimleriyle dilediğince oynamak değildir. Kökenbilim, sözcükleriñ kazıbilim arkeoloji idir! Tıpkı kazıbilimde olduğu gibi bir sözcüğüñ néreden geldiği, onuñ önceki biçimleriniñ varlığıyla kanıtlanabilir.

Örneğin, Türkiye Türkçesindeki oda "éviñ bir bölümü, tek gözü olan év, (resmî) daire" sözcüğünüñ bir önceki biçiminiñ odaġ "tek gözü olan év, çadır; éviñ bir bölümü" olduğunu biliyoruz çünkü, daha eski metinlerde bu biçim geçiyor. Yalñızca eski metinlerde geçmesi de yétmez çünkü aynı ses déñliklerine sahip başka sözcükleriñ de bulunması gerekir. Çok heceli sözcüklerde söz soñunda -ġ/-g sesiniñ yitmesi, Eski Oğuzcadan Eski Anadolu Türkçesine geçerken kurallıdır: kapıġ > kapı; ölüg > ölü; dirig > diri; sarıġ > sarı; atlıġ > atlı; katıġ > katı; öyleg > öyle > öğle; gibi. Oysa tek hecelilerde böyle bir durum söz konusu olmamış: öġ > öğ; daġ > dağ; yaġ > yağ; bég > bey; tuġ > tuğ; > öğ/öy/oğ (ağızlarda); gibi...

Sürdürürsek, o sözcüğüñ de ōtaġ "büyük çadır, tek gözü olan év" biçiminden geldiğini yiñe metinlerde görüyoruz.Ancak bu yétmez, çünkü ilk hecedeki uzun ünlü soñrası sert sessizleriñ yumuşamasını da kurallı olarak görmemiz gerekiyor. Belki de bu da yétmeyecek başka Türk dillerinde izlerini bulmamız gerekiyor: ōt "ateş" > od; āt "isim" > ad; kȫk "mavi, gökyüzü" > göğ+ (ek alınca); āk "beyaz" > ağar- "beyazlamak"; yāt "yabancı" > yadırga- "yabancı saymak"; āç "acıkmış" > acık- (ek alınca); ārt "arka" > ard; gibi. Oysa aynı yapıda gibi görünen ancak kısa ünlülü olan sözcüklerde bu yumuşama yoktur: ot "yéşillik, bitki"; at "beygir, iğdiş" > atlı; kök "menşe, asıl" > köken; ak- "sıvınıñ yér değiştirmesi" > akım "cereyan"; yat- "uyumak, uzanmak" > yatık; aç- "açmak" > açık; art- "çoğalmak" > artık; gibi... Bu sözcükleri Türkmence, Çuvaşça ve Yakutçada incelerseñiz ya uzunluğuñ korunduğunu ya da bir şekilde iziniñ kaldığını gözlersiñiz. Bu durumda ōtaġ sözcüğünüñ oda sözcüğüne varışı her aşamada ayrıntılı olarak izlenmiş olur.

Bu kökenlemeyi daha da sürdürebiliriz: ōtaġ sözcüğünüñ ōta- "ateş yakmak" sözünden geldiğini, bu kéz aynı dönemde kullanılan ōtak/ōtçak "evde ateş yakılan yér" > ocak "ateş yakılan yér, aile, ev" sözcüğünden ve diğer türk dillerindeki türevlerinden añlaşılabilir. Kaldı ki bu sözcüğün de ōt "od, ateş" sözcüğünden geldiği görülebilir. Bunlar için de tabi ki söz konusu ekleriñ (ada gelenler, éyleme gelenler, ad yapanlar, éylem yapanlar karıştırılmadan) kurallı olarak dilde bulunması gereklidir: addan éylem yapıcı +A- eki, éylemden ad yapıcı eki, addan ad yapıcı +çAk eki.

Kısacası bu örnekle, kökenbilimiñ kabaca néce yapıldığını görebilirsiñiz. Oysa siziñ vérdiğiñiz örnekler né kurallıdır né de eski metinlere dayalıdır. Tüm bunlarıñ yanında, vérdiğiñiz kökenlemeniñ bugün bilinene göre daha geçerli olmasını sağlayacak bir söylemiñiz de bulunmuyor. Örneğin Fransızcadaki detective sözcüğünüñ bugünkü bilinen kökenlemesini çürütebilir misiñiz? Tarihsel, biçimbilimsel ve añlambilimsel olarak çürütemezseñiz, siziñ kökenlemeñiz geçerliliğiñi nerede ilân édecektir?
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7360
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 3238

Ynt: Yabancı Dilerdeki Türkçe Kökenli Sözcükler

İletigönderen ATABAÞKAN » 15 Eyl 2013, 00:17

Başka izahatı yok bunun,bulursanız banada söyleyin.
  • 0

En soñ ATABAÞKAN tarafından 15 Eyl 2013, 00:20 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
ATABAÞKAN
Türkçeséver
Türkçeséver
 
İleti: 24
Katılım: 07 Mar 2013, 23:21
Değerleme: 0

Ynt: Yabancı Dilerdeki Türkçe Kökenli Sözcükler

İletigönderen Bi50likdaha » 15 Eyl 2013, 00:45

Tek tümce ile yanıtlamışsın koca paragrafı  :)
  • 0

Bi50likdaha
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1845
Katılım: 27 May 2013, 19:31
Konum: Ankara
Değerleme: 407

Ynt: Yabancı Dilerdeki Türkçe Kökenli Sözcükler

İletigönderen ATABAÞKAN » 15 Eyl 2013, 15:08

Aman tanrım ben şimdi ne yapacağım.
Neyseki Türkçe ile anlam ve dizilim bakımından uyuşan onlarca kelime hala orada kabak gibi duruyor.
Hem size İngilizcenin,Fransızcanın,Arapçanın Türkçe kökenli olduğunu kim söyledi.
  • 0

ATABAÞKAN
Türkçeséver
Türkçeséver
 
İleti: 24
Katılım: 07 Mar 2013, 23:21
Değerleme: 0

Ynt: Yabancı Dilerdeki Türkçe Kökenli Sözcükler

İletigönderen Türkeröz » 16 Tem 2017, 17:05

squeeze: sıkmak, sıkışmak, sıkıştırmak, sıkma, sıkışma, sıkış, sıkışık, sıkışıklık, sıkıştırma
squeezer: sıkacak

squeezebox: akordiyon (sıkma kutu, sıkçal)
  • 5

Üyelik görseli
Türkeröz
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2920
Katılım: 25 Nis 2008, 17:08
Değerleme: 509

Ynt: Yabancı Dilerdeki Türkçe Kökenli Sözcükler

İletigönderen Türkeröz » 24 Eyl 2017, 18:32

İngilizce'deki day sözü døgn < doğun sözüne benziyor.
  • 0

Üyelik görseli
Türkeröz
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2920
Katılım: 25 Nis 2008, 17:08
Değerleme: 509

Ynt: Yabancı Dilerdeki Türkçe Kökenli Sözcükler

İletigönderen Oktay D. » 24 Eyl 2017, 20:44

Beñzerliğiñ köken için hiçbir añlamı olmadığını yinelemek gérekir. Hatta géñelde köktaş olduğu ortaya çıkan sözcükler birbirine hiç beñzememektedir. Örneğin Çuvaş Türkçesi çul ile Géñel Türkçe taş tamamen aynı sözcüktür. Hint-Avrupadan örnek vérmek gérekirse,"3 sayısı" añlamındaki İngilizce (İngiltere) three (okunuş: /fɹ̠̊ʷi:/ veya tanıdığımız harflerle /fruii/) sözcüğü Farsça se sözcüğüyle aynı sözcüktür.

İngilizce bir sözcük olan day sözcüğü, Oğuzca doğ- ile bu kadar beñzeşemez. Çünkü bunuñ añlamı, İngilizce day sözcüğü aslında -atıyorum- Uygurca tog- sözcüğünden daha yakın démektir ki bu olanaksız. Sözcükler daha uzağa gittikçe daha az beñzerler. Çuvaşça o yüzden iyi bir örnektir, diğer Türkçelerden çok daha uzaktır çünkü diğerlerinden daha öñce ayrılmıştır, bu yüzden da daha az beñzer.

Sümerceyi Türkçeye beñzetmek de bu yüzden sorunludur. Sümerce 4000 yıl öñce koñuşulan bir dildi ve oradaki sözcükleriñ Eski Türkçe sözcüklere hiç beñzememesi beklenir. Henüz 2000 yıl içinde Eski Türkçe *tāl2 sözcüğü çul olmuşsa, eñ az Çuvaşça kadar yalıtılmış olan Sümercedeki herhangi bir sözcük (örneğin dingir) Eski Türkçede kim bilir nasıl bir hale gelirdi.

İngilizcedeki bir sözcüğüñ ise bu kadar beñzemesi için oraya yéñi geçmesi gérekir. Öyle bir durum olmadığını, sözü édilen sözcükleriñ İngilizce ve atası olan Germen dillerinde ve hatta géñel olarak Hint-Avrupa dillerinde ne déñli eski olduğu iyi bilinmektedir. O halde bu sözcükler Türkçe kökenli olamazlar, yalñızca birer tesadüftürler.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7360
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 3238

Ynt: Yabancı Dilerdeki Türkçe Kökenli Sözcükler

İletigönderen birtancazin » 25 Eyl 2017, 22:34

Uydurmaca bunlar.

Ancak sümerce konusunda katılamam. Sümerler demeli kengerler türklerin ve türkçenin atası boylardandır, bu konuda daha çok bulgu daha çok kangı (ikna)...

Türkler asyaya batıdan yayıldı bu ileride tarih kitaplarında yer alacak rusların asyaya yayılması gibi türkler bunun iki bin beş yüz yıl önce gerçekleştirdi ve bilindik börklü türkler ortaya çıktı nitekim masagrt saka istik kimmer dönemleri işte bu türk-ari mücadeleleri ve halen tartışılan kim nedirin nedenleridir. Sonuç ariler güneye çinlilere güneye tamemen çekilerek kısılırken türkler bpzkırlar özdeşleşmiştir. Çeçen gürcü çerkes avarlezgi gibi bir çok halk gibi türkler de doğu anafolu avrasya arasında evrilmiş macarlsr da dahil geçmişteki bu turukkular gurlar sümerler gibi sonraki sakalara kimerlere uzanan halkların dallarıdır, macarların da uzun dönem kafkaslara yakın oturduğunu hatırlayalım.
Baskları da bu bağlamda analım.

Bizim bugün Türk dediğimiz bildiğimiz evre hunlarla biçimlenip göktürk karluk oğuz ile erdi..
Turan denecekse yalnızca kazak oğuz değil macar çeçen sekel bulgar da dahildir buna.
Sekel ile balıkesirli çepni_çebi arasında erzurumludan daha çok yakınlık vardır her açıdan.. Yöresel bulgar ya da Bulgaristan pomağı ile de marmaralı egeli yörüj manav Türkmen arasındaki yakınlık da hayrete düşürebilir.

Bulgarlar pomaklar çitaklar gacallar gagavuzlar ile çuvaşlar hatta başkurtların folklorik öğeleri de keza böyledir.... Tipler ise ikiz kardeş gibidir.


Sümer yontularında sümerliler adeta klasik azeri tipleridir.. Arap kürt pers gibi bilindik oradoğu tiplerine benzemezler kafkas-avrasya halklarına dha çok benzerler ki hunlar da bu tipteydi.

Oğuz uygur özbek azeri ogur_bylgar_çuvaş gibi halklar dışında kıpçak tatar sibir türkleri moğolları asimile ettiklerinden çekik gözleri baskındır, oysa başta saydıklarımda bu çok düşüktür, türkiyede yüzde ikidir en çok örneğin ki türkiyede de moğol yerleşimi olmuştu hatta kırgız ve kıpçaklar sanıldığından daha çok göçüo oğuzlaşmıştır. (kütahya, adana, Bursa, ankara, yozgat)(kırgızlar türbesi)

Adana hatay suriyede kıpçaklar türkmenleşmiş, bir kısmı araplşmıştır.

Özetle klasik öntürk tipi bugünkü ortalama oğuz tipidir, sümerlerde araplar ibraniler gibi halklar güçlenmeden önce bölgenin hakimi olmuş öntürklerdir, kaldı ki bu halklar kalıcı olmamış islamla birlikte tekrar kuzey afrikaya kadar açılabilmiştir... Fikistinlilerin araplığı da tartışılır malum..

Bence türk tarihini altaydan değil hazarın batı ve güneyinden başlatmak yerinde olur şimdilik daha çok nesnel bulguya gereksinimimiz olsa dahi....


Hakkarideki balballar ve runik buluntular tesadüf değil ya
  • 0

birtancazin
birtancazin
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 770
Katılım: 19 May 2017, 00:37
Değerleme: 248

Ynt: Yabancı Dilerdeki Türkçe Kökenli Sözcükler

İletigönderen Oktay D. » 26 Eyl 2017, 02:28

birtancazin yazdı:Uydurmaca bunlar.

Dilbilimiyle ilgili bir şeye iddialı bir şekilde ama bilimden bu déñli uzak bir tümce kurabiliyorsañız size neyi nasıl añlatacağım bilemedim.

Karşıñızda ayrıntılı ve ciddi bir şey yazan biriniñ söylediklerini bu déñli ciddiyetsiz bir tepki vériyorsañız bundan soñra söyleyeceklerimi de ciddiye alacağıñızdan kuşku duyarım. Koñuyla ilgili kaynaklar her üniversiteniñ kütüphanesinde bulunuyor, sizi onlara havale édiyorum.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7360
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 3238

Ynt: Yabancı Dilerdeki Türkçe Kökenli Sözcükler

İletigönderen birtancazin » 29 Eyl 2017, 02:15

Uyurmaca bunlar sözüm size değildi Oktay bey yukarıda söz edilen başka dillerdeki ses benzerliğinden yola çıkarak türkçe oldukları savlanan örneklerle ilgili idi.. Niagara.. Ne yaygara gibi :)
  • 5

birtancazin
birtancazin
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 770
Katılım: 19 May 2017, 00:37
Değerleme: 248

Önceki

Dön Bilimsel araştırmalar, kişisel çalışmalar

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 3 konuk

Reputation System ©'