Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

çıkmak fiili ve iddialar

Dil üzerine yaptığıñız araştırmaları, kişisel çalışmaları içerir.

çıkmak fiili ve iddialar

İletigönderen Temirbek » 07 Şub 2011, 17:56

Sevan Nişanyan, “Yañlış Cumhûriyet” adlı betiğinde dil devrimine yönelik eleştirilerde bulunmakta. Dil Devrimi yıllarında dilin kısırlaştrıldığını söylemekte ve örnek olarak şu kelimelerin tamamının çıkmak ile karşılandığını belirterek eleştiride bulunmakta;

ihraç, istihraç, istihlas, itisar,  tard, istidlal, iskat, tarh, neşir, isdar, ifrağ, ifraz, istifrağ, istinbat, hazf, hal', ilâ, ref

Bu sözcüklerin İngilizcede de ayrı ayrı karşılıkları olduğunu belirtmekte ve şu örnekleri vermekte;

evict, extract, expel, discharge, deduce, infer, exclude, deduct, subtract, issue, excrete, vomit, derive, delete, elide, undress, remove, dismantle, elevate

Ancak bu iddialarda saptırma var. Çünkü tüm bu Arapça ve İngilizce sözcükler Türkçede “çıkmak" ile karşılanmıyor.

Örneklerle gidelim;

istihlas > Bu sözcük TDK sözlüğünde yok, yâni dilimizde olmayan bir kelime. Ama yine de değinelim. Sözcük halaskurtulma” kökünden geliyor ve dönüşlü yapıda, “kurtulunma" gibi bir anlamı var. Görüldüğü gibi “istihlas” için dilimizde "çıkmak” değil kurtulmak diyoruz.

tard > Türkçede “tard etmek” için “çıkmak” değil kovmak kullanılır. Ad olan “tard” içinse kovuş ya da  kovma denir.

iskat > Bu sözcüğün Türkçesi de “çıkmak değil, düşürme'dir.

tarh > Bu sözcüğün Türkçesi de “çıkmak” olmayıp eksiltme, azaltma'dır. “Tarh etmek” yerine de mâlumunuz azaltmak, eksiltmek denir.

neşir > Türkçesi “çıkmak” değil yaymak'tır.

ifrağ > Türkçesi “çıkmak” değil boşaltmak, boşaltım'dır.

istifrağ > Türkçesi “çıkmak” değil kusmak'tır. Yukarıda bahsedilen “ifrağ” ile “istifrağ” aynı kökten gelir.

istidlal > Türkçesi “çıkmak” değil çıkarmak kullanımda olan biçimiyle çıkarım'dır. Denebilir ki “çıkmak” ile “çıkarmak” aynı kökten geliyor. Elbette, Her dilde aynı ana kökten gelen pekçok sözcük vardır, “ifrağ” ile “istifrağ” gibi

hal > Türkçede “hal etmek” olarak kullandığımız bu sözcük Arapçada “çözmek” anlamına gelir ki Türkçesi de “çıkmak” değil çözmek'tir.

ref > Türkçede “ref etmek” olarak kullanılan bu kelimenin Türkçesi “çıkmak” olmayıp, yükseltmek'tir.

ifraz > Türkçesi “çıkmak” değil ayırmak'tır. Osmanlıca çoğul biçimi “ifrazat” da “çıkmak” ile değil salgılamak ile karşılanır. Aynı kökten “müfreze” “ayrık, ayrılmış”.

ihraç > Arapça “huruc” “çıkma” kökünden gelir. İşte bu sözcüğün karşılığı çıkmak'tır. “İhrac etmek” ise ettirgen yapı  çıkarmak ile karşılanır.

istihraç > Bu sözcük de “huruc” kökünden gelir. Dönüşlü yapıdadır, birebir Türkçesi *çıkarınmak “kendi kendine çıkarmak”tır. Günümüzde çıkarsamak ile karşılanmakta. Ancak *çıkarınma da kullanılabilir; “Kendi kendine bir sonuç çıkarma” anlamında.

hazf > TDK'dan; “(Divan edebiyatı terimi) Eski yazıda noktasız kelimelerden yazı meydana getirme sanatı. Böyle olan yazıya mahzuf denirdi.

isdar > TDK'dan; “Halı tezgâhı” (isdar, istar) (?)

istinbat TDK sözlüğünde yok.

itisar TDK sözlüğünde yok, itizar var ki anlamı “özür dileme” (?)

ilâ > -e kadar (?)

Görüldüğü gibi Nişanyan'ın örnek olarak verdiği sözcüklerden kimisi sözlüğümüzde/dilimizde olmayan kelimeler. Diğerleri de “çıkmak” ile değil farklı sözcüklerle karşılanmakta. Velev ki tüm bu sözcükler iddia edildiği gibi “çıkmak” ile karşılansaydı ne olurdu? Bu özellik, yâni bir kelimenin 20-30 kadar farklı anlamının olması, diğer diller için söz konusu olduğunda “zenginlik” olarak adlandırılmıyor mu? Neden Türkçe'ye gelince “fakirlik” olsun?

Şimdi de verilen İngilizce sözcüklere bakalım, acaba tümü dilimizde “çıkmak” ile mi karşılanmakta;

expel > Türkçesi “çıkmak” değil sürmek'tir. “Sürmek, kovmak” anlamındaki bu kelime Latince kökenlidir, türetiliş biçimi de şöyledir; Latince bir edat olan ancak zaman içinde ekleştirilen ex “dışa, dış” + pellere “sürmek” > expellere “dışa sürmek 2) atmak”

extract > ex “dış, dışa” + trahere “çekmek, sürümek” > extrahere “dışa sürümek, dışarı çekmek/çıkarmak”

exclude > “ex” + claudere “kapamak” > excludere “dışa kapamak 2) dışlamak”

excrete > “ex” + cernere “ayırmak” > excrene “dışa ayırmak 2) boşaltım”

elide > “ex” + lidere “vurmak” > elidere “dışa vurmak 2) yuvarlamak 3) atmak”

elevate > “ex” + levare “kaldırmak” > elevare “kaldırmak 2) yükseltmek”

Görüldüğü gibi hiçbiri “çıkmak” ile karşılanmıyor kimisi “yükseltmek”, kimisi “boşaltmak” anlamına gelmekte. Ayrıca bu sözcüklerin hiçbirisi İngilizce değil Latince kökenli.

Devam edelim;

subtract > Latince sub “alt” + trahere “çekmek, sürümek” > subtrahere “aşağı çekmek”

Görüldüğü gibi yine trahere fiili kullanılmış. Yâni aynı fiilin başına bir ex “dış” koyup extrahere > extract sözcüğü türetilirken, aynı fiilin başına bu kez sub “alt” koyup subtrahere > subtract şeklinde “farklı” bir sözcük türetilmiş. Aynı yöntem Türkçede kullanılmış ve *dışaçekim ya da *dışasürüm şeklinde bir sözcük türetilmiş olsaydı ve aynı fiil ile bir de *altaçekim veya *altasürüm şeklinde bir başka bileşik sözcüğümüz olsaydı, bu durum Sayın Nişanyan ve fikirdeşleri tarafından “dilde kıtlık, dilde kısırlaşma” olarak yorumlanacaktı.

Örnek olarak verilen diğer İngilizce sözcüklere değinmeye gerek yok, onlar da başlarına “in”, “de”, “dis”, “un” gibi edat/önek getirilerek türetilmiş kelimeler.
  • 0

En soñ Temirbek tarafından 07 Şub 2011, 21:29 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1097

Ynt: çıkmak fiili ve iddialar

İletigönderen Baturalptürk » 26 Mar 2011, 17:28

Sevgili Temirbek'in yazdıklarında birtakım yanlışlıklar saptadım. Bunları paylaşayım ki değerlendirmelerimiz doğru olabilsin. Hepsinin üstünden bir de ben geçeyim:

ihraç: Söylendiği gibi mukabili çıkarmak sözcüğüdür.
TDK sözlüğünde mevcut.

istihraç: Sözlük anlamı "bir şeyin içinden diğer bir şeyi çıkarmak" biçimindedir. Bu doğrultuda felsefede de kullanılır. Anlamdaşı çıkarsama sözcüğüdür. Keşke çıkarsamak eylemi de bulunsaydı.
TDK sözlüğünde mevcut.

istihlas: Kurtarılma manasından ziyade "bir şeyi kendine mahsus kılmaya çalışma" anlamına işaret edildiğini düşünüyorum. Fakat emin değilim.
TDK sözlüğünde namevcut.

i'tisar: Bu sözcük itizar ile ilgili değil. İ'tisar, 'usaresini çıkarmak için bir şeyi sıkma' anlamında.
TDK sözlüğünde namevcut.

azil / tart: İkisi de 'kovma, işten çıkarma, görevden alma' anlamlarında.
İkisi de TDK sözlüğünde mevcut.

istintaç: 'Sonuç çıkarma' anlamındadır.
TDK sözlüğünde mevcut.

istidlal: 'Kanıtlara dayanarak bir sonuca varma' anlamındadır. Felsefede kullanılan benzer anlamdaki sözcük içi çıkarım sözcüğü yeğlenmiş. Fakat ilk anlamı için doyurucu ve kapsayıcı bir anlamdaşı yok.
TDK sözlüğünde mevcut.

ıskat: Burada sözcüğün 'çocuk düşürme' biçimindeki anlamı kastedilmiyor. 'Iskat'ın öteki anlamı 'hükümsüz bırakma, dışlamak, çıkarmak, hesaba katmamak' anlamları kastedilmiştir.
TDK sözlüğünde 'düşürme' anlamıyla mevcut.

tarh: Bildiğimiz matematikteki 'çıkarma' işleminin adıdır. Bir sayıyı bir sayıdan çıkarmaktır. Burada 'eksiltmek, azaltmak' kelimeleri kullanılmaz.
TDK sözlüğünde mevcut.

neşir: Anlamdaşı bildiğimiz 'yayımlamak' kelimesidir. Bir yazar hakkında konuşurken 'filanca adlı kitabı çıkmış' da deriz. Yani, 'yayımlamak' ile 'çıkarmak' sözcüklerinin ikisi de kullanılır.
TDK sözlüğünde mevcut.

ısdar: Elbette ki 'halı tezgâhı' manasındaki sözcükten bahsedilmemiştir. 'Bir yarlık (ferman), buyruk, berat çıkarmak' manasındadır. 'Isdar-ı ferman' gibi tamlamalar da bulunur.
TDK sözlüğünde namevcut.

ifrağ: 'Vücuttan çıkarmak' demektir. Sözlüklerimizde boşaltım kelimesi vardır ifrağın yanında.
TDK sözlüğünde mevcut.

ifraz: Eşanlamlısı salgılama sözcüğüdür.
TDK sözlüğünde mevcut.

istifrağ: Eşanlamlısı kusma kelimesidir.
TDK sözlüğünde mevcut.

istinbat: Anlamı 'bir söz veya işten gizli bir mana çıkarma'.
Hoş ve özgün bir anlamı var. Sözlüğümüzde bulunmasını isterdim.
TDK sözlüğünde namevcut.

hazf: Anlamı 'aradan çıkarma, silme, giderme'.
TDK sözlüğünde 'hazfetmek' biçimiyle mevcut.

hal: Bu sözcüğün 'çözmek' anlamındaki hal ile bağlantısı yoktur. Bu sözcük ek aldığında incelmez: hâli (durumu) değil, halli (çözümü) değil, hali (pazarı) değil, halı (tahttan indirilmesi) şeklindedir. Anlamı üç tanedir. İlki, 'soymak, soyup çıkarmak'; ikincisi, 'boşanmak'; üçüncüsü ise 'tahttan indirmek'tir.
TDK sözlüğünde üçüncü anlamıyla mevcut.

i'la / ref: 'Yükseltmek, çıkarmak' anlamlarındadır.
TDK sözlüğünde i'la sözcüğü bulunmazken ref kelimesi refetmek şeklinde mevcuttur.


"Çıkmak" sözcüğünün bu denli çok anlama iye olması benim nazarımda olumludur. Amma velakin; bu durum, kimi sözcükleri, nüanslarını hiçe sayarcasına tırpanlıyorsa orada ciddi bir sorun vardır. Sözcük, ifade ve nüans varsıllığından ödün verilmemelidir. Özellikle şunu da göstermek istedim ki bahsedilen sözcüklerin çoğunluğu günümüz sözlüklerinde mevcut. Demek oluyor ki o sözcükler hâlâ Türkçe'nindir.
  • 0

Üyelik görseli
Baturalptürk
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 532
Katılım: 15 Eki 2008, 17:47
Konum: Ankara
Değerleme: 59

Ynt: çıkmak fiili ve iddialar

İletigönderen Boraan » 26 Mar 2011, 21:50

"Çıkmak" sözcüğünün bu denli çok anlama iye olması benim nazarımda olumludur. Amma velakin; bu durum, kimi sözcükleri, nüanslarını hiçe sayarcasına tırpanlıyorsa orada ciddi bir sorun vardır. Sözcük, ifade ve nüans varsıllığından ödün verilmemelidir. Özellikle şunu da göstermek istedim ki bahsedilen sözcüklerin çoğunluğu günümüz sözlüklerinde mevcut. Demek oluyor ki o sözcükler hâlâ Türkçe'nindir.


Bu Sözcükler  ''çıkmak''  eyleminden daha çok,  bir bölümü de olsa onun türevleriyle ilgilidir, Türkçede ayırtılar tümce içinde anlaşılabilir,bu  sözcükler ise  anca süslü osmanlıca  anlatımlarda kullanılabilir.

istihraç: Sözlük anlamı "bir şeyin içinden diğer bir şeyi çıkarmak" biçimindedir. Bu doğrultuda felsefede de kullanılır. Anlamdaşı çıkarsama sözcüğüdür. Keşke çıkarsamak eylemi de bulunsaydı.
TDK sözlüğünde mevcut.


Çıkarınmak sözcüğünü kullanabilirsiniz.İlle de TDK sözlüğünde bulunmasına gerek yok sözcüğü kurulumu doğru sonuçta..

istihlas: Kurtarılma manasından ziyade "bir şeyi kendine mahsus kılmaya çalışma" anlamına işaret edildiğini düşünüyorum. Fakat emin değilim.
TDK sözlüğünde namevcut.


Osmanlıca bir sözcüktür,  ''bir şeyi elde etmeye çalışma''  anlamına gelir, verdiğiniz anlam hemen hemen doğrudur.Türkçemizde  ''iyelenmek'' eylemine bu anlam verilebilir.

i'tisar: Bu sözcük itizar ile ilgili değil. İ'tisar, 'usaresini çıkarmak için bir şeyi sıkma' anlamında.
TDK sözlüğünde namevcut.


Osmanlıcada ''Suyunu çıkarmak için bir şeyi sıkma'' olara var,  zaten bu sözcüğün deyimini ''suyunu sıkma'' olarak kullanıyoruz '' i'tisar  etme'' demeye hiç mi hiç gerek yok.




istintaç: 'Sonuç çıkarma' anlamındadır.
TDK sözlüğünde mevcut.


Çıkarınmak sözcüğünü kullanabilirsiniz.


istidlal: 'Kanıtlara dayanarak bir sonuca varma' anlamındadır. Felsefede kullanılan benzer anlamdaki sözcük içi çıkarım sözcüğü yeğlenmiş. Fakat ilk anlamı için doyurucu ve kapsayıcı bir anlamdaşı yok.
TDK sözlüğünde mevcut
.

ilk anlamı için  ''usa varma''  gibi bir deyim türetip  kullanabilirsiniz  diğer yandan istidal (akıl yürütme) anlamı için ''usa vurma'' deyimi kullanılır.

ıskat: Burada sözcüğün 'çocuk düşürme' biçimindeki anlamı kastedilmiyor. 'Iskat'ın öteki anlamı 'hükümsüz bırakma, dışlamak, çıkarmak, hesaba katmamak' anlamları kastedilmiştir.
TDK sözlüğünde 'düşürme' anlamıyla mevcut.


''çocuk düşürme'' ile ilgili bir anlam bulamadım bu nerde geçmektedir.Çıkarmaktan kasıt osmanlıcadaki ''silmek'' anlamında kullanımı olmalı.

tarh: Bildiğimiz matematikteki 'çıkarma' işleminin adıdır. Bir sayıyı bir sayıdan çıkarmaktır. Burada 'eksiltmek, azaltmak' kelimeleri kullanılmaz.
TDK sözlüğünde mevcut


Burda esiltme,  azaltma sözcükleri ''tarh'' ın  ''indirme'' anlamına verilmiştir ilk anlamlarından biridir.matematikte kullanılan Çıkarmak ise  son anlamıdır, Matematikte Ata'nın  türettiği sözcükleri kullandığımız gibi bu sözcüğe de artık bu anlamda gerek duymamaktayız.

neşir: Anlamdaşı bildiğimiz 'yayımlamak' kelimesidir. Bir yazar hakkında konuşurken 'filanca adlı kitabı çıkmış' da deriz. Yani, 'yayımlamak' ile 'çıkarmak' sözcüklerinin ikisi de kullanılır.
TDK sözlüğünde mevcut.


Burdaki anlamı yaymaktır, yayımlamak değildir;  o devirler sözcük türetilmediği Osmanlıcada bu anlama kaydırılmış olabilir.Bu sözcüğün  osmanlıcaya geçen asıl anlamı ''herkese  duyurma'' dır.

ısdar: Elbette ki 'halı tezgâhı' manasındaki sözcükten bahsedilmemiştir. 'Bir yarlık (ferman), buyruk, berat çıkarmak' manasındadır. 'Isdar-ı ferman' gibi tamlamalar da bulunur.
TDK sözlüğünde namevcut.


Osmanlıcada Çıkarma, çıkarılma anlamlarında kullanıldığı gibi geri döndürme  gibi bir anlamı daha vardır.Türkçe'de bu sözcüğü kullanmaya hiç gerek yok.


ifrağ: 'Vücuttan çıkarmak' demektir. Sözlüklerimizde boşaltım kelimesi vardır ifrağın yanında.
TDK sözlüğünde mevcut


Türkçemizde ''çıkmak''  ile karşılanmaz, ''vücuttan çıkarmak''  sözüyle sindirimi amaçlıyorsanız  yalnızca kusma anlamında  ''çıkarmak'' demeniz yeterlidir.Genellikle Osmanlıca yerine bu tür Türkçe sözcükleri kullanmak kabalık olarak gösterilmektedir.Diğer yandan ise ifrağ sözcüğünün asıl anlamı ''biçim verme'' dir yani ''bir halden başka bir hale sokma''  boşaltma anlamı ikinci anlamıdır

9. Sindirim yolundan dışarı atmak: çıkarmak TdK


ifraz: Eşanlamlısı salgılama sözcüğüdür


Osmanlıcada  ''ayırmak ''  anlamında kullanılır,  salgılama anlamı türetim yoksunluğundan  verilmiş olabilir.


istinbat: Anlamı 'bir söz veya işten gizli bir mana çıkarma'.
Hoş ve özgün bir anlamı var. Sözlüğümüzde bulunmasını isterdim.
TDK sözlüğünde namevcut


istinbat etme  yerine  ''gizi anlamak'' , ''gize ermek'' gibi deyimler kurulabilir, sözcük olarak ''gizanlam'' denilebilir.Bu sözcüğü türkçeye almaya gerek yoktur,


hal: Bu sözcüğün 'çözmek' anlamındaki hal ile bağlantısı yoktur. Bu sözcük ek aldığında incelmez: hâli (durumu) değil, halli (çözümü) değil, hali (pazarı) değil, halı (tahttan indirilmesi) şeklindedir. Anlamı üç tanedir. İlki, 'soymak, soyup çıkarmak'; ikincisi, 'boşanmak'; üçüncüsü ise 'tahttan indirmek'tir.
TDK sözlüğünde üçüncü anlamıyla mevcut


Bu sözcük çıkmak değil ''çıkartmak''  ''çıkartılmak'' sözcükleri ile karşılanabilir, Osmanlıcada daha çok anlamı vardır.

- Kaldırma
- Azletmek özdeşi ''uzaklaştırmak'' (OsmanlıcadaTahtan çıkartılmak olarak  kullanılmıştır)
- bir yerden ihraç etmek  özdeşi ''çıkartmak''
- giysi gibi şeyleri soymak, özdeşi ''soyunmak''
- Karısını boşamak, evlatlıktan red  gibi ''geri çevirmek''


i'la / ref: 'Yükseltmek, çıkarmak' anlamlarındadır.
TDK sözlüğünde i'la sözcüğü bulunmazken ref kelimesi refetmek şeklinde mevcuttur.


Çıkmak sözcüğü en çok aşağıda anlama gidiyor kanımca , yükselmek anlamındadır.

Çıkmak : bir  şeyin yukarısına çıkma,


Bu osmanlıca sözcüğün şanını yüceltme, şöhretini artırma gibi anlamları için çıkarmak sözcüğü kullanılabilir, yükseltmek anlamındadır


hazf: Anlamı 'aradan çıkarma, silme, giderme'.
TDK sözlüğünde 'hazfetmek' biçimiyle mevcut.

istifrağ: Eşanlamlısı kusma kelimesidir.
TDK sözlüğünde mevcut

azil / tart: İkisi de 'kovma, işten çıkarma, görevden alma' anlamlarında.
İkisi de TDK sözlüğünde mevcut.

 
Nişanyan da çıkmak sözcüğü yerine çıkarmak deseymiş biraz olsun okuyucudan kafa karışıklığını gidermiş olurdu...
  • 0

Üyelik görseli
Boraan
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1801
Katılım: 23 Eki 2007, 17:34
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 65

Ynt: çıkmak fiili ve iddialar

İletigönderen Baturalptürk » 06 Nis 2011, 21:50

Bunları burada yazmamızın nedeni Nişanyan'ın bir kitabındaki kısırlaşma iddiasından ötürüdür. Saydığımız sözcükleri vererek bunların "çıkarmak/çıkartmak/çıkarsamak" sözcük grubuna karşılık geldiğini belirtmiş ve zamanla bazı kavramların kaybolduğunu savlamıştır. Dolayısıyla, buradaki sözcükleri Türkçe'ye alma gibi bir isteğimizden ötürü listelemedik. Gerçekten de kimi kavramları unutmuş muyuz diye test ettik. Biliyorsunuz ki, bir kavrama tahsis edilmiş sözcük belleklerden silindikçe, o kavramın ağırlığı, atfedilirliği ve düşüncelere tesiri azalır.
Sözcük varsıllığı sorununu 'ayırtıların tümce içinde verildiğine' dair bir tezle yanıtlamak ancak bir geçiştirme olabilir. O ayırtıların tümce içinde verilmesi tamam iyidir; fakat bunların, bütün tanımını toparlayıp özetleyen tek sözcükle verilmesi hepsinden iyidir. 
Söz edilen karşılıklar geçiştirmeden ibarettir. Ne 'çıkarınmak' türetimi "istihraç ile istintaç" gibi iki farklı sözcüğün birini bile karşılamaktadır, ne de 'usa varma' gibi bir icat ile "istidlal" kelimesinin nitelikleri uyuşmaktadır.

Bunların yanında eklemem gereken bazı noktalar daha var:

*İstihlas sözcüğünü Nişanyan iddia ettiği betikte "kurtarma" anlamıyla vermiş. Bunun "çıkarmak" ile pek ilişkisini göremedim. Kaldı ki, sözlüklerde "istihlas"ın 'kurtarılma' anlamıyla kullanımı galat olarak belirtilmiş, ve hatta bu anlamı bazen sözlüklere dahi alınmamıştır. O anlamda "tahlis" kelimesi kullanılmalı denmiş.
"Tahlis" ise Türkçe sözlükte bulunmaktadır.

* Iskat sözcüğüyle ilgili Boraan şöyle yazmış:
''çocuk düşürme'' ile ilgili bir anlam bulamadım bu nerde geçmektedir.Çıkarmaktan kasıt osmanlıcadaki ''silmek'' anlamında kullanımı olmalı.


Sözcüğün anlamının, Temirbek'in sözlerine atfen,  bildiğimiz düşmek anlamına gelmeyeceğini söyledim. 'Çocuk düşürme' tabiri "ıskat" ile kullanılan bir tabirdir. "Iskat-ı cenin" terkibi vardır ki çocuk düşürme demektir. "Hükümsüz bırakma" anlamının bahsedilen anlam olduğunu söyledim.

*Söz edilen anlam "neşir, ısdar, issue (ing.)" paralelinde. Ortak paydaları "çıkarmak, yaymak, duyurmak" anlamlarına sahip olmaları. Ayrıca buradaki anlamına "yayımlamak" da girer. Çünkü biz sözcüklerin asıl anlamlarına bakmıyoruz. Nişanyan'ın belirttiği anlama bakıyoruz.Osmanlı'da da "gazete/kitap neşretmek" gibi tabirler bulunmaktadır.

*İstinbat Türkçe sözlükte olmasını istediğim birinci kelime. Çünkü bugün bu manayı veren net bir kelimeye denk gelmedim.

*
Nişanyan da çıkmak sözcüğü yerine çıkarmak deseymiş biraz olsun okuyucudan kafa karışıklığını gidermiş olurdu...


Nişanyan "çıkarmak" da demiş zaten.

*Buraya kelimelerin bütün anlamlarını almadık. Öyle yapsaydık, kuşkusuz, sayfalar bitmezdi. "Çıkmak" söz grubu ile alakalı olanlar üstünde tartışmaktayız.
  • 0

Üyelik görseli
Baturalptürk
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 532
Katılım: 15 Eki 2008, 17:47
Konum: Ankara
Değerleme: 59

Ynt: çıkmak fiili ve iddialar

İletigönderen Temirbek » 06 Nis 2011, 23:44

Sözcük varsıllığı sorununu 'ayırtıların tümce içinde verildiğine' dair bir tezle yanıtlamak ancak bir geçiştirme olabilir. O ayırtıların tümce içinde verilmesi tamam iyidir; fakat bunların, bütün tanımını toparlayıp özetleyen tek sözcükle verilmesi hepsinden iyidir. 
Söz edilen karşılıklar geçiştirmeden ibarettir. Ne 'çıkarınmak' türetimi "istihraç ile istintaç" gibi iki farklı sözcüğün birini bile karşılamaktadır, ne de 'usa varma' gibi bir icat ile "istidlal" kelimesinin nitelikleri uyuşmaktadır.


Bu yorumlarınıza katılmıyorum. Bu tavrı doğru bulmuyorum. Türkçe'yi aşağı görme ve gelişmesini engelleme gibi bir tutum var, ya da benim algılayışım böyle. (hitabım size değil) Bakınız, bir sözcük, kullanıla kullanıla kulak alışkanlığı oluşturur, ilk kez duyduğunuz bir sözcüğü elbette yadırgarsınız.

Ayrca her dildeki her sözcüğe zaman içinde ikincil, üçüncül anlamlar katılır. Bu bilinçlice yapılır. Yoksa bir dil gelişemez. Yâni siz Arapça kökenli olan bir sözcüğe ikincil, üçüncül anlamlar katılmasına itiraz etmeyip bunun Türkçe kelimelere yapılmasına karşı durursanız;

1) Türkçe nasıl gelişecektir?
2) Burada bir eşitsizlik yok mudur?

Mevcut olan sürerduruma (statükoya) sırt dayayıp, Türkçe'yi hâkir görmek benim onamayacağım bir tutum. Burada sözüm size değil Baturalptürk, genelde böyle bir tutum var. Yâni 800-900 yıldır kullanıla kullanıla kulak alışkanlığı ve pekçok yan anlam, ikincil (ve daha çok) anlam kazanmış bir sözcüğün karşısına Türkçe bir sözcükle çıktığımızda itiraz ederseniz burada bir haksızlık var demektir.

Zaten bunca yıl boyunca (1000 yıl, 800 yıl, sözcüğe göre değişir) yabancı kökenli kelimelerin bir Türkçesinin ortaya çıkamayışının nedeni budur. Yani siz bir taraftan hazıra yabancı kelime alacaksınız ve onu kullanacaksınız ve bu nedenle Türkçesi varsa dışlanıp unutulacak yoksa da hiç oluşamayacak. Bir çocuğun doğmasına izin vermemek gibi bir durum. "Türklerin kendi çocuğu olmasın, çok istiyorlarsa evlât edinsinler" demek gibi bir durum.

Örneğin Arapça kökenli olan zekâ sözcüğünün asıl anlamı "parlamak, ışıldamak"tır. Zekî de "parlak, ışıldak" demektir. Ancak bu sözcüklere "bilinçli olarak" ikincil anlam yülenmiş. Oysa Türkçede bu kavramın özel adı vardır; "zekâ". Añlamak fiili de buradan gelir, halk dilinde añsız "zekâsı kıt olan" ve añlı "zekî" sözcükleri vardır. Şimdi birileri çıkıp diyor ki "Zekâ yerine añ denir mi?" Neden denmesin ki? Bu şekilde düşünenleri añlamak mümkün değil. Bir yandan, "Zekâ artık Türkçe'dir. Añ denemez" derler, bir taraftan da söz, kelimelerin kökenlerine gelince "Zekâ Türkçe değil ki, Arapça kökenli. Türkçe yeterince zengin bir dil değil" derler. Bizim oralarda bir söz vardır; "Dövermiñ, sövermiñ" :) İkisini de yapmayalım tabii, añlatalım, añları varsa añlarlar.

Öncelikle, biz kimseye birşey dayatmıyoruz. İsteyen "zekâ" der, isteyen "istihrac" der. Aynı şekilde kimse de bize birşey dayatamaz. Biz, bugüne dek geri bırakılmış, gelişmesi engellenmiş dilimizi geliştirme çabasındayız. Hâlâ Türkçe'nin kendi çocuklarına sahip olmasını engellemek isteyenler var. Hayır, bugüne dek Türkçe'nin karşısına dikilerek gelişmesini engellediler, bir sürü yabancı kelimeyle doldurarak kıt bıraktılar. Ancak bu böyle gitmeyecek.

Arapça "istihrac" sözcüğü "ihrac" ile aynı köktendir. İhrac da "çıkarmak" demektir onun da kökeni < "harc" anlamı "çıkmak". Dolayısıyla, bu kökten dönüşlü hal olan "istihrac" çıkarınmak anlamına gelir. Yani siz Arapça olan bu sözcüğe zaman içinde ikincil bir anlam kazandırarak "birşeyin içinden bir başka şeyi çıkarmak" anlamını kazandıracaksınız ama söz gelimi Türkçe çıkarınmak gibi yeni bir sözcüğün ortaya çıkmasına dahi itiraz edeceksiniz. Buna "dilkırım" denir. Daha sözcüğün doğmasına izin vermezseniz, Türkçe nasıl gelişecek? Bırakın çıkarınma diye yeni bir sözcüğümüz olsun ve bu sözcük zaman içinde "birşeyin içinden başka bir şeyi çıkarmak" anlamı kazansın.

Türkçe denen engin'e dalmamıza engel olmayın. Türkçe'nin derinliklerinden, dibinden unuttuğumuz incileri çıkarmamıza karşı durmayın. Bir örnek; bugünkü gerek sözcüğünün eski biçimi kergek'dir. Buradaki /-k/ eki fiillerden ad yapan ektir. Demek ki elimizde Eski Türkçe kerge- "eksikliğini duymak 2) eksik olmak" fiili var. Bu fiil günümüzde *geremek "ihtiyaç duymak, eksikliğini duymak" olur. Çünkü sözcük gerek şeklinde. Zaten, Arapçadan, Farsçadan dilimize sokulmuş ve "etmek", "eylemek" vb. ile kullanılan sözcüklerin tümünün Türkçede özel bir fiili vardır. Yâni "İhtiyacı olmak" ya da "ihtiyaç duymak" yerine *gerenmek denebilir. Yâni "gereksinim duymak" demeye de gerek yok.

Tekrar ediyorum, buradaki hitabım size değil Baturalptürk, bu şekilde düşünenlere. Türkler olarak, ülkemizde dilimizi konuşmak, yazmak, geliştirmek, ilerletmek için kimseden izin almayacağız, onama beklemeyeceğiz. İsteyen "ihtiyaç duysun" biz gereneceğiz, bu kadar basit. İsteyen istihrac etsin biz çıkarınacağız.
  • 0

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1097

Ynt: çıkmak fiili ve iddialar

İletigönderen bey-hadi » 07 Nis 2011, 08:25

Temirbek yazdı:Çünkü sözcük gerek şeklinde. Zaten, Arapçadan, Farsçadan dilimize sokulmuş ve "etmek", "eylemek"


dəmirbəy, indiyədək sizdən neçə dənə kök sormuşum, heç birinə qarşıt vermədiz, verəmədiz.
boş, aralıq, yabançılar ağzına, yazına uyub, hər gələ danışmayın. oxuyub öğrəşin. sizin qarşızda olanlar, dağ başında yaşamırlar. sizdən öncəkilərdə çox atıb tutmuşlar.
siz ordan burdan iki sözcük farscadan öğrəşmisiz, bütün dilləri qatıb qarışdıyırsız.

gerek sözü (ehtiyac anlamında) farscada yoxdur. farscada kar sözü var, ki oda sanskiritcədir. (sanskiritcə (kar karani: iş işləmək) farscaya keçib olub > kar kərdən: iş işləmək).

genə, kişi kimi sözünüzdə durursunuzsa buyürun, farscada (kar\gerek) in kökü nədir.
  • 0

En soñ bey-hadi tarafından 07 Nis 2011, 14:32 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Türkçe sapdal etimoloji sözlük

http://www.turuz.com
bey-hadi
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 289
Katılım: 14 Eki 2010, 11:42
Konum: Tebriz
Değerleme: 17

Ynt: çıkmak fiili ve iddialar

İletigönderen Temirbek » 07 Nis 2011, 15:20

Sayın Bey-Hadi, yazdığımı yañlış añlamışsıñız sanırım. Ben, "gerek sözü Farsça'dır" demedim, gerek sözcüğü öz be öz Türkçe'dir. Arapçadan, Farsçadan alınıp da Türkçe olan "etmek", "eylemek" ile birlikte kullandığımız bütün kelimelerin, Türkçede özel bir eylemi vardır dedim. Meselâ; Arapça ricâ sözcüğü Türkçede fiil olarak kullanılamaz, bu nedenle > ricâ etmek denir. Oysa Eski Türkçede ötünmek "ricâ etmek" demektir ve bu kökten gelen bir de ötünç "ricâ" vardır. Demeli, bu kavramın bizde özel fiili vardır. Arapça "iftihar" > "iftihar etmek" denir oysa Türkçede övünmek denir bunuñ özel fiili vardır. Bunu demek istedim. Arapça ricâ'ya, iftihar'a gerenmiyoruz (ihtiyâcımız yok, ihtiyaç duymuyoruz) bunu belirtmek istedim.

Azeri Türkçesi ile Türkiye Türkçesi arasında bazı noktalarda nüans farklılıkları olabiliyor, sanırım bundan ötürü zaman zaman beni yañlış añlıyorsuñuz. İran Türklerindensiñiz añladığım kadarıyla (?)

Yazdığınıza ufak bir ekleme yapacağım, umarım yiñe yañlış añlamazsıñız :) Farsça ile Hintçe "kökteş" dillerdir, Türkçe ile Moğolca gibi bu nedenle pekçok ortak fiil kökleri, ekleri vardır. Nasıl ki biri çıkıp da Türkçe olan sağ- "süt sağmak" Moğolcadan alınmıştır diyemezse "kar" Sanskrit'ten alınmıştır da diyemeyiz. Moğolca saga- "süt sağmak" ile = Türkçe sağ- "kökteş"tir. Moğolca süü ile Türkçe süt "kökteş"tir. Buna benzer şekilde Hint-İran Dil kolunda da ortak yapılar vardır.
  • 0

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1097

Ynt: çıkmak fiili ve iddialar

İletigönderen bey-hadi » 07 Nis 2011, 19:49

təmirbəy sizcə, bir sözün hançı dildə doğduğunu, nə bildələr bəlirir?.

qaldı ki, farsca ilə sanskiritcənin ilişgisi.
farscanın kökü, bilginlərə görə, pəhləvidir. pəhləvi dilinin köküdə, genə bilginlərə görə, sanskiritdir.

moğolca türkcənin ilişgisi
moğolcanın ana işləmlərinin (feil) çoğunu türkcə ilə üstün (üst üstə) düşür.

qaldı us\suu sözləri.
su (moğlca) < > su bir sözdülər. yalnız səslinin yer dəğişməsi var.
süü (moğlca) < süyüt > süt bir sözdülər. yalnız səs yuvarlanması var.
  • 0

Türkçe sapdal etimoloji sözlük

http://www.turuz.com
bey-hadi
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 289
Katılım: 14 Eki 2010, 11:42
Konum: Tebriz
Değerleme: 17

Ynt: çıkmak fiili ve iddialar

İletigönderen Boraan » 08 Nis 2011, 20:19

her dildeki her sözcüğe zaman içinde ikincil, üçüncül anlamlar katılır. Bu bilinçlice yapılır. Yoksa bir dil gelişemez. Yâni siz Arapça kökenli olan bir sözcüğe ikincil, üçüncül anlamlar katılmasına itiraz etmeyip bunun Türkçe kelimelere yapılmasına karşı durursanız;

1) Türkçe nasıl gelişecektir?
2) Burada bir eşitsizlik yok mudur?


Aynen katılıyorum, eskiler yaptı mı doğru yeniler yaptı mı yanlış mantığından kaynaklanıyor.Halbu ki şu yoldan gidilse, şöyle  türetilse daha iyi olur gibi yapıcı eleştirilerde bulunulamıyor bu konuda.Bu yüzden sözlüğe yeni sözcükler eklemek zorlaşıyor.
  • 0

Üyelik görseli
Boraan
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1801
Katılım: 23 Eki 2007, 17:34
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 65

Ynt: çıkmak fiili ve iddialar

İletigönderen Baturalptürk » 09 Nis 2011, 11:28

Bu yorumlarınıza katılmıyorum. Bu tavrı doğru bulmuyorum. Türkçe'yi aşağı görme ve gelişmesini engelleme gibi bir tutum var, ya da benim algılayışım böyle. (hitabım size değil)


Bu nasıl bir söz böyle?
Benim cümlelerimi alıntılayıp "katılmıyorum, Türkçe'yi aşağı görme tutumu var" demişsiniz, sonra da hitabınızın bana olmadığını söylemişsin.
Hitabın ile yazın başka hava çalarken elindekiyle cebindekinin ne farkı var anlayamadım?
  • 0

Üyelik görseli
Baturalptürk
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 532
Katılım: 15 Eki 2008, 17:47
Konum: Ankara
Değerleme: 59

Ynt: çıkmak fiili ve iddialar

İletigönderen Temirbek » 27 Nis 2011, 21:34

İletinizden alıntıladığım kısıma katılmadığımı belirtmişim ve size olan hitâbım orada bitmiş. Ardından yazdığım cümle yâni "Türkçe'yi aşağı görme ve gelişmesini engelleme gibi bir tutum var." kısmı size hitâben değil demek istedim, bu şekilde düşünenlere hitâben yazdım.
  • 0

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1097

Ynt: çıkmak fiili ve iddialar

İletigönderen Temirbek » 10 Kas 2016, 10:01

Yıllar soñra bu başlığa birkaç ekleme yapmak istedim, çünkü 7 Şubat 2011 günlemesinde (halk ağızları: İng. "date" karşılığı) yazdığım ilk yazıda kimi yañlışlar, kimi eksikler var.

Nişanyan'ıñ dizelediği sözcükler: “ihraç, istihraç, istihlas, itisar, tard, istidlal, iskat, tarh, neşir, isdar, ifrağ, ifraz, istifrağ, istinbat, hazf, hal', ilâ, ref

istihlas < halasa "arınmak 2. kurtulmak". Sözcük dönüşlü yapıdadır, birebir Türkçeleştirirsek *kurtulunma añlamına gelir, ancak yine dönüşlü yapıda olan arınmaile karşılanabilir

tard < tarada "uzaklaşmak 2. kovmak". Türkçesi kovma

iskat < sakata "düşmek". Türkçesi düşürme

tarh < taraha "atmak 2. bırakmak". Türkçesi atma 2. bırakma

neşir < naşara "saçmak 2. dağıtmak". Türkçesi yayım > yayımlama (Geñelde yayın "broadcast" ile karıştırılır)

ifrağ < faraga "boşaltmak 2. dökmek". Türkçesi boşaltım
istifrağ < faraga "boşaltmak 2. dökmek". Türkçesi kusma

istidlal < dalla "göstermek". Türkçesi kanıtlama 2. çıkarım (delîl sözcüğü de < dalla kökünden gelir)

hal < hala'a "boşanmak 2. soyunmak". Bu söz, Osmanlıcada "tahttan indirme" añlamında kullanılmış. Sanırım "soyutlamak, görevden/bulunduğu yérden soyutlama" gibi bir añlam yüklenmiş.

ref < rafa'a "kalkmak 2. yükselmek". Türkçesi kalkma 2. yükselme

ifraz < faraza "ayırmak". Türkçesi ayrıcalık. Aynı kökten ifrazat "ayrıştırma" için Türkçede salgılama denmesi daha uygundur

ihraç < haraca "çıkmak". Kullanımda olan bir söz, bu söz ile birlikte *dışsatım ya da *dışasatım da kullanılabilir
istihraç < haraca "çıkmak". Türkçesi çıkarsama

hazf < hazf "silmek 2. gidermek 3. eksilmek". Eski Türkçesi öçürme, yeñi Türkçesi giderme

ısdar < "yaymak 2. salmak" < sadr "yayık (olan şey); göğüs". Türkçesi yayma 2. salma. Osmanlıcada kullanılan "Isdâr-ı Ferman"ıñ da Türkçesi "Buyruk Yayma" ya da "Buyruk Salma"dır

istinbat < nabata "bitmek 2. ösmek 3. yetişmek". Sözcük dönüşlü yapıdadır, birebir Türkçeleştirirsek *bitinme démektir. Bu kökten türetilmiş tanıdık bir söz de var dilimizde, nebat "bitki". Arapçada yine aynı kökten türettikleri müstenbet vardır bir de: "fidanlık 2. sera 3. kreş, çocuk yuvası" añlamlarında. İstinbat, öz añlamca "topraktan çıkma, bitme" démek, sözcüğe edebî bir añlam yüklemişler: "Bir söz ya da işten gizli bir añlam çıkarma". Buradaki "gizli" kısmı tümüyle soñradan añlam yükleme. Türkçede de bir sözcüğe soñradan böyle bir añlam yüklenebilir, söz gelimi: *çıkartı ya da Arapçasıyla aynı kökten türetelim dénirse: *bitiri

itisar < 'asara "sıkmak". Aslen sıkmak démek olan 'asara'ya "suyunu sıkmak" añlamı da eklenmiş, tıpkı Türkçedeki gibi, işte bu kökten türetilen itisar da sıkma démek. Türkçede de kullanılır "sıkma üzüm suyu" vb.

ila < 'ala "yükselmek". Birebir Türkçesi yükseltme, ancak yüceltme dérsek daha yérinde olur. Örneğin: "İlâ-i Kelimetullah" = Allah'ıñ kelimesini yüceltme, Tañrı'nıñ sözünü yüceltme

Görüldüğü gibi, çıkmak yalñızca haraca'nıñ karşılığıdır, öbür 17 sözcüğüñ Türkçedeki karşılıkları ayrıdır. Ancak Sayın Nişanyan'ıñ niyeti üzüm yémek olmadığı için, bilerek çarpıtmada bulunmuş belli ki. Ayrıca, diyelim ki gerçekten de Türkçedeki çıkmak éyleminiñ 18 añlamı olsun, bu durum başka dillerde olduğunda "zenginlik" olarak adlandırılmıyor mu? Néden aynı durum Türkçede olduğunda/olsa (olmadığını yukarıda gösterdik), bu kez "kıtlık" olarak adlandırılmakta? Görüldüğü gibi, bu konularda bélirgin bir "Türkçe karşıtlığı" söz konusu.

Nişanyan, aynı betiğinde, tüm bu sözleriñ İngilizcede de birer karşılığı olduğunu, Türkçede ise yalñızca çıkmak olduğunu yazmış (bunuñ doğru olmadığını gösterdik). Nişanyan'ıñ vérdiği İngilizce sözler: "evict, extract, expel, exclude, excrete, elide, elevate, issue, dismantle, discharge, undress, deduce, deduct, derive, delete, infer, subtract, vomit, remove"

Şimdi de geliñiz tüm bu sözler hangi köklerden néce (nasıl) türetilmişler onlara bakalım:

evict < La. ex "dış, dışa" + vincere "savmak 2. yenmek"

extract < La. ex "dış, dışa" + trahere "çekmek"

expel < La. ex "dış, dışa" + pellere "kovmak"

exclude < La. ex "dış, dışa" + claudere "kapamak"

excrete < La. ex "dış, dışa" + cernere "elemek"

elide < La. ex "dış, dışa" + lidere "çarpmak 2. atlamak"

elevate < La. ex "dış, dışa" + levare "kalkmak 2. yükselmek"

issue < La. ex "dış, dışa" + ire "gitmek"

dismantle < La. dis "ayrı 2. aykırı" + manteler "örtmek"

discharge < La. dis "ayrı 2. aykırı" + carricare "yüklemek"

undress < La. un "karşıt" + directus < dis "ayrı 2. aykırı" + regere "yöneltmek"

deduce < La. de "aşağı 2. uzağa" + ducere "götürmek 2. iletmek"

deduct < La. de "aşağı 2. uzağa" + ducere "götürmek 2. iletmek"

derive < La. de rivo "pıñar'dan, akarsu'dan" < Ana Hint-Avrupaca *reiwos "akan; nehir" < *reie- "akmak 2. koşmak"

delete < La. de "aşağı 2. uzağa" + linere "bulamak 2. silmek"

infer < La. in "iç, içe, içten" + ferre "taşımak"

subtract < La. sub "alt, alta" + trahere "çekmek"

vomit < La. vomere "kusmak"

remove < La. re "geri 2. uzağa" + movere "itmek"

Görüldüğü gibi tüm bu sözler Latince kökenli, İngilizce değil. Yine görüldüğü gibi, pek çok türetimde aynı önekler kullanılarak farklı sözler oluşturulmuş, örneğin 8 sözüñ türetiminde ex "dış, dışa" bileşiği var. Evict < exvincere "dışasavım", extract "dışaçekim", expel < expellere "dışakovum", exclude < exclaudere "dışakapama", excrete < excernere "dışaeleme", elevate < exlevare "dışakalkım" vb. Söz gelimi, Türkçede dışasavım, dışaçekim, dışakovum, dışakapama, dışaeleme gibi sözcükler olsaydı, bu kez de Sevan Nişanyan: "Tüm bu sözleriñ türetiminde dış, dışa bileşiği kullanılmış, Türkçe kıt bir dil" diyecekti, ancak aynı durum Latincede olduğu hâlde, Sayın Nişanyan'dan böyle bir yorum gelmiyor.

Yine, dizilgedeki sözlere bakıñız, extract sözü < ex + trahere "dışaçekim" biçiminde türetilmiş, bu türetime béñzer biçimde, baştaki bileşik değiştirilerek bu kez subtract < sub + trahere "altaçekim" türetimi yapılmış. Türkçede de dışaçekim, altaçekim biçiminde iki sözcük olsaydı, kuşkusuz Nişanyan bu sözcüklere de kulp takacak: "Aynı sözcüğüñ (çekim) başına dışa ile alta eklenerek uydurulmuş sözcükler, Türkçe uyduruk bir dil" yorumunda bulunacaktı. Ancak Nişanyan, aynı uydurmalar(!) Latincede olduğu hâlde, bu sözleri eleştirmemiş, aksine Türkçede olmayan(!) sözcükler olduğunu iddia éderek dizilgesine eklemiş.

Nişanyan'ıñ dizelediği sözleriñ Türkçelerini yazarsak:

evict: boşalttırma 2. attırma (evden, işyerinden vb.)

extract: özüt, özütleme (ör: malt extract "arpa özütü")

expel: kovma 2. sürgün ("sürgün étme")

exclude: dışlama

excrete: boşaltım (ifrağ)

elide : atlama 2. yuvarlama (okumada ya da yazmada, bir harfi ya da heceyi atlama)

elevate: kaldırma 2. yükseltme

issue: yayım, yayımlama (Nişanyan'ıñ söz éttiği añlamı budur: geñelge yayımlama "issue a notice", yönetmelik yayımlama "issue a bylaw" vb.)

dismantle: söküm

discharge: boşaltma (boşaltma borusu "discharge pipe", boşaltma kapağı "discharge gate" vb.)

undress: soyunma

deduce: sonuçlandırma

deduct: düşüm (kârdan düşüm "deduct from the profit", hesaptan düşüm "deduct from account" vb.)

derive: türetim

delete: silme

infer: çıkarsama

subtract: eksiltme

vomit: kusma

remove: Eski Türkçesi öçürme, yeñi Türkçesi giderme (bknz: Kıpçak Dilleri öşürgiş = Oğuz Dilleri öçürgüç "silgi")
  • 0

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1097


Dön Bilimsel araştırmalar, kişisel çalışmalar

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 4 konuk

Reputation System ©'