Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Türk Savunma Uzlukları

Dil üzerine yaptığıñız araştırmaları, kişisel çalışmaları içerir.

Türk Savunma Uzlukları

İletigönderen Temirbek » 18 Mar 2015, 14:45

Evet, bu başlıkta Türk Savunma Uzlukları (sanatları) hakkında yazışalım istedim. Türk savunma sanatları ile ilgili araştırma yaparken şöyle bir görüte düşgeldim

İzleyin youtube.com


Özellikle Özbekistan'da sürdürülen Kurash ki bildiğimiz güreş sözcüğünüñ Özbekçesidir, Judo'nuñ biraz daha yalıñ biçimidir denebilir. Özbekler bu geleneksel ata sporlarına sahip çıkıyorlar ve tüm dünyada da kurash öğrenenler var. Aşağıya kurash ile ilgili bir tanıtım görütü ekliyorum

İzleyin youtube.com


Kazaklar da ata sporları küres'i dünyada tanıtmaktalar. Kazakçada bizdeki soñ ses /-ş/ler /-s/dir; kuş = kus, baş = bas, beş = bes, aş = as vb. Bu nedenle küreş'e de Kazakçada küres deniyor, Kazak Küresi "Kazak Güreşi" ya da Kazakşa Küres "Kazakça Güreş" diyorlar. Onla da ilgili bir görüt ekleyelim

İzleyin youtube.com


Kazaklar da tıpkı Japonlar gibi kendi güreşlerini bir ulusluk (Kazakça ulttuk) bir de uluslararası yarışmalarla sürdürüyorlar. Japonlar da Sumo için bir ulusluk bir de uluslararası ayrı yarışmalar düzenlerler. Biz de keşke Yağlı Güreş için böyle bir yol izlesek...

Kazaklar, bu yarışmaları Kazakstan Barısı "Kazakistan Parsı", Avrasya Barısı "Avrasya Parsı" ve Alem Barısı "Alem/Dünya Parsı" gibi adlarla düzenliyorlar. Birkaç görüt daha ekleyelim

İzleyin youtube.com


Avrasya Parsı'na Türkiye'den de takımlar katılmış

İzleyin youtube.com


Gelelim Tatarlara... Güreş'iñ Tatarcadaki adı da Köreş kimileyin Kuşak Güreşi de deniyor.

İzleyin youtube.com


Sadede gelelim :) Ruslar tüm bu halkardan esinlenerek Sambo adında ulusluk (millî) bir savunma sanatı geliştirdiler. Sambo adı Rusça САМозащита Без Оружия "Kendini Silahsız Savunma" deyiminiñ kısaltılmışından elde edildi. Zaman içinde iki tür Sambo geliştirildi, biri Borba Sambo "Güreş Sambo", yukarıda saydığımız güreşlerden esinlenildi

İzleyin youtube.com


Diğeri Boyevoye Sambo "Dövüş Sambo", pekçok farklı teknik birleştirilerek oluşturuldu, güreş + yumruk-tekme diyebiliriz

İzleyin youtube.com


Daha soñra Amerikalılar da Dövüş Sambo'nuñ eldivensiz ve başlıksız olanını; Serbest Dövüş Sambo'yu türettiler. Brezilya Jiu Jitsu'su gibi bir şey, bildiğimiz boğuşma ve Allah ne verdiyse dalma diyebiliriz :) günümüzde MMA (Karma Dövüş Sanatları) ya da Kafes Dövüşü diye bilinen turnuvalarda uygulanır.

İleti çok uzadığı için ikinci bölümle sürdüreceğiz...
  • 4

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1097

Ynt: Türk Savunma Uzlukları

İletigönderen Temirbek » 18 Mar 2015, 17:11

Özetle demek istediğim neden bir Türk dövüş/savunma sanatı olmasın? Bu şekilde düşünen kimi üstadlar bu işe girişmişler. Nihat Yiğit'iñ geliştirdiği ve tüm dünyada tanınan Sayokan var örneğin, bir diğer Türk dövüş sanatı da Hakan Haslaman'ıñ geliştirdiği Amarok

Her iki savunma sanatında da eski Türk kültürüne özgü şeyler kullanılıyor, özellikle damgalarımızıñ kullanılması çok güzel. Ancak, bu tür takdir edilesi çalışmalarda benim içime sinmeyen bir iki nokta var, onlara değinmek isterim. Öñcelikle benim içime sinmeyen ilk mesele ad konusu... Yıllar Yıllar öñce Yabgu Nihat Yiğit'le bir iki ileti yazışmamız olmuştu, o yazışmalarıñ ikincisinde kendisine bu ad konusundaki düşüncelerimi belirtmiştim, sanırım beni yañlış añladı ve biraz kırıldı ki yanıt vermedi :) Sayokan adı; "Savaşçınıñ Yolu ve Kanı"ndan türetilmiş evet, ancak bence biraz da olsa Japoncaya beñzetme kaygısı var gibi demiştim, ille de Orta Asya tınısı olan Türkçe bir ad aranıyorsa söz gelimi *Savungu, *Korungu gibi bir ad da konabilir demiştim... Amarok adı da; "Alpağutnung Mengü AzRak Oğuz Köreşi"nden türetilmiş, ancak bir Eskimo-Aleut dili olan İnuitçede amarok "kurt" demektir.

Bu söylediklerim yañlış añlaşılmamalı, bu tür güzel çabalar zorlama olmayan güzel Türkçe adlarla da olabilir. Neden İnuit mitolojisindeki gri kurtuñ adı olan amarok'u kullanalım ve bu adıñ "Alpağutnung Mengü AzRak Oğuz Köreşi"nden geldiğini iddia edelim? Buna gerek yok, mesela, *Börü Tögüş "Börü-Kurt Dövüşü" desek daha iyi bence :) ya da neden Japonca tınılı Sayokan? Tamam, "Savaşçınıñ Yolu ve Kanı", ama gerek yok bence, söz gelimi *Alplık Yolu desek olmaz mı?

İkinci içime sinmeyen nokta da bu tür dövüş sanatlarında hep bir Uzakdoğu, Çin-Japon esintilerine kapılmak. Neden hep kimono tarzı giyimler? Oysa Budizm felsefesinden esin alan tüm dövüş sanatlarınıñ anayurdu sanıldığı gibi Çin değil Hindistan'dır. Çinli Şaolin rahiplerince oluşturulan Kung-Fu mesela, evet Çin'de geliştirilmiştir ancak bu sanat, Bodidarma adlı Hintli keşişle birlikte, Budizm'le birlikte Çin'e Hindistan'dan gelmiştir (kendisi ayn zamanda Zen Okulu'nuñ kurucusudur). Bugün Hindistan'da hâlâ yeryüzünüñ eñ eski savaş sanatlarından biri olan Kalaripayattu geleneği sürdürülür. Kung-Fu'nuñ da kökeni Kalaripayattu'dur.

Bu örneği şunuñ için veriyorum, bakıñız Çinliler Hindistan kökenli bir dini benimsedikleri için ne kendi öz Hanzı yazı dizgelerini bırakıp Hint alfabesine geçmişlerdir, ne dillerine biñlerce Hintçe sözcük almışlardır, ne de Hint geleneklerini benimseyip Hintlileşmişlerdir. Kendi geliştirdikleri savaş sanatlarında da ne giysilerde Hint etkisi vardır ne de tekniklerde, sadece felsefeniñ ve savaş sanatınıñ özü/fikri oradan gelmedir. Aynı şey diğer Güney Doğu Asya kavimleri için de geçerli, Budizm'in ardından İslam'ı benimseyen Endonezyalılar da tıpkı Çinliler gibi Budist felsefeyle kendi türettikleri Pencak Silat adlı savaş sanatlarını bırakmadılar ve giyimiyle kuşamıyla kendilerine özgü olarak korudular. Malaylar da keza, Silat Melayu'yu, "Bunlar Budist-kâfirlik zamanından kalma şeyler, biz artık Müslümanız bırakalım böyle işleri" demediler. Japonlardan söz etmeye bile gerek yok sanırım...

Yani bir dövüş/savunma dizgesi/sistemi türetilecekse ille de kimono giymeye gerek yok :) adını Japonca'ya, Çince'ye beñzetmeye çalışmaya gerek yok. Buna eñ net örnek Musevileriñ türettikleri Krav Maga "Yakın Dövüş"tür. Ne kimono vardır, ne Uzakdoğu esintisi. Öyle kılıçlı mılıçlı bence gereksiz olan bir sürü hengame de yoktur. Günümüzde sokakta vb. kendini savunmak zorunda kaldığında işe yarayacak teknikleri içerir, nettir... Bu satırları okuyan Aikidoka'lar alınmasınlar ama söz gelimi Aikido, soñ derece estetik, adeta dans gibi bir savunma sanatıdır, itirazım yok, ben de beğeniyorum ancak gerçek hayatta etkisizdir, evet ne yazık ki gerçek bu. Gerçek hayattaki gerçek bir kavgada Aikido hiçbir işe yaramaz, Karate de... Ancak söz gelimi Dövüş Sambo, Krav Maga, Tay Dövüşü (Muay Thai) ya da MMA gibi teknikleri biliyorsañız işe yarar. Judo, Kurash gibi boğuşmayı da içerenler bir nebze işe yarayabilir, yani Aikido'dan iyidirler :) ancak onlarda da tekme-yumruk vb. olmadığından yetersiz kalırlar.

Sadede gelirsem, bence eñ başta adı Çince ve Japonca'ya beñzetme kaygısı güdülmeden türetilmiş olan, giyimlerinde kimono ya da beñzeri bir kuşam olmayan (meselâ Krav Maga'da bildiğiñ kısakollu ve normal bir altlık giyilir) ve eñ önemlisi "gerçek hayatta işe yarayacak olan" teknikleriñ olduğu, yalıñ ve etkili bir Türk dövüş sanatı türetilmelidir. Yine kültürümüze, geçmişimize ait simgeler, ögeler olabilir tabii, hatta olmalıdır. Damgalarımız kullanılır, terimler tümüyle Türkçe olur vb.

Ad konusunda da kafayı öyle çok yormaya da gerek yok bence, meselâ zaten tanıdık olan Yakın Dövüş adıyla bir dizge geliştirilebilir. İçeriğinde yumruklarıñ, dirsekleriñ, dizleriñ, tekmeleriñ olduğu, boğuşma, kapma, kilitleme, sıkıştırma gibi teknikleriñ uygulandığı, silahlı, tüfekli, sopalı ve bıçaklı saldırılardan korunma yollarınıñ öğretildiği, gerçek hayata ve çağımıza uygun (kılıç ve ok yok artık malum) tam bir savunma dizgesi olmalıdır.

Anadolu'nuñ kimi yörelerinde yaşayan Karakucak Güreşi, Aba Güreşi, Kuşak Güreşi gibi güreş teknikleri baz alınarak, bu teknikler biraz daha zenginleştirilerek Judo ya da Kurash tarzı bir dal türetilebilir. Bunuñ dışında yukarıda söz ettiğim gibi Dövüş Sambo gibi, her türlü tekniğiñ yer aldığı, Allah ne verdiyse dalınan gerçek bir dövüş dalı da geliştirilebilir :)

İleride Karma Tögüş (damgalarla yazımına uysun diye eski Türkçedeki gibi yazdım) çalışma alañını (spor salonunu) açarsam hepiñizi beklerim :) Fazla kasmaya gerek yok, ad da belirtke de yalıñ... Kimono tarzı giyim yok, kısakolunu giy gel...

kısakollu.jpg
kısakollu.jpg (49.4 KiB) 4468 kéz görüntülendi
  • 13

Ekler
belirtke.jpg
belirtke.jpg (7.67 KiB) 4468 kéz görüntülendi
Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1097

Ynt: Türk Savunma Uzlukları

İletigönderen Oktay D. » 18 Mar 2015, 17:54

Bence dövüş sanatı bir felsefeyle başlar.

Sokakta karate işe yaramaz demişsin ancak çok işe yarar. Çünkü karate pasfi dövüş sanatıdır. Kendini savunacağıñ ölçüde dövüşürsün, saldırı amacıñ olamaz. Karatede de tekme, yumruk vardır ancak çok sınırlıdır, genellikle gelen yumruğu veya tekmeyi önleme yoluna gidilir. Yani karate bilen birine saldırıldığında kendini eñ az zararla (bazen sadece biraz yorularak) o kavgadan kurtarır.

Bir dövüş sanatınıñ işe yarar olması için illâ dövmek vurmak gerekmez, illâ yumruk tekme vs olması gerekmez.

Bence güreşte de yumruk tekme olmaması çok iyi bir şey. Güreşçi birine saldıran olursa güreşçi adam olasılıkla saldıran adamıñ yumruğunu ya da tekmesini doğrudan tutup adamı yere çalacaktır :)

Kısaca karate gibi uzak doğu sporları ile güreş gibi orta asya sporlarınıñ sanki temel amacı kavgayı olabildiğince çabuk ve eñ az zararla bitirmek gibi geliyor. Karate bunu gelen yumruk ve tekmeleri nereden geldiğine göre önlemekle kavgayı bitirmeyi amaçlarken, güreşte yumruk ve tekmeyi saldıranıñ vücudunu tutarak önleyip saldıranı etkisiz hale getirme söz konusudur. Karate kavgayı psikolojik üstünlükle bitirir. Saldıran kişi artık yumrukla tekmeyle zarar veremeyeceğini anlar ve pes eder. Öte yandan güreşte saldıran kıpırdayamaz yerde hale gelirse zaten pes etmese bile bir şey yapamaz olur :)

Bunlarıñ da dikkate alınmasını öneriyorum.
  • 5

Üyelik görseli
Oktay D.
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7507
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 3561

Ynt: Türk Savunma Uzlukları

İletigönderen Temirbek » 19 Mar 2015, 22:51

Bence dövüş sanatı bir felsefeyle başlar.


Evet... Aslında şöyle bir ayrım yapmak gerekiyor bence; Savunma Sanatları - Dövüş Dizgeleri (sistemleri). Öñceki iletimde böyle bir ayrım yapmadan, tümünü aynı kefede değerlendirmişim. Savunma sanatları, Budizm kökenli kültürlerden çıkarlar, çünkü Budizm'de Ahimsa "şiddetsizlik, zararsızlık" ilkesi vardır. Bu nedenle biri size saldırırsa, mecburen kendinizi savunmak durumunda kalırsıñız. Bu savunmayı da öylesine bir ustalıkla yaparsıñız ki saldırgana dahi zarar vermezsiñiz. İşte bu nedenle amacıñız birini "dövmek" ise, Aikido, Karate gibi savuma sanatları etkisiz kalır, bunu kast etmek istemiştim.

Dövüş dizgelerinde ise böyle bir felsefe yoktur (hatta bir felsefeleri yoktur), saldırgana zarar vermeme gibi bir durum söz konusu değildir.

Biz Türkler Budist bir toplum değiliz ve kültürümüz Budizm'e göre biçimlenmemiş, meselâ et yiyoruz, oysa Ahimsa ilkesi gereği et yenemez, bu ilkeye göre bir canlıyı öldürüp onu yemek, yeryüzünde uygulanabilecek şiddet türleriniñ eñ tepe noktalarından biri olarak değerlendirilir. Kimseye bir zararı olmayan, mâsum koyuna acımayıp onu yemeyi olağan kabul eden bir kültürüñ fertleri, saldırgana da acımasa olur bence :) tekme tokat dalalım gitsin :) Yani bizim kültürümüzden savunma sanatı çıkamaz, çıksa çıksa dövüş dizgesi çıkar. Ruslardan Dövüş Sambo, Yahudilerden Krav Maga çıktığı gibi, onlar da etobur mâlum...

Et yiyen Budistler de ana yoldan sapmıştır biraz (Gerçek Budizm bu değil) :) meselâ Taylandlılar et, balık vb. yerler bu nedenle Tay Dövüşü (Muay Thai) gibi bir dövüş dizgeleri var, Japonlar da balık ve et yerler bakma Aikido yaptıklarına :) saldırgana zarar verme ama zavallı orkinosları, balinaları baltalarla kes soñra da ye, olmadı Yamato, olmadı... Bodidarma'nıñ kemikleri sızlıyor olmalı... :)
  • 10

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1097

Ynt: Türk Savunma Uzlukları

İletigönderen Oktay D. » 20 Mar 2015, 15:17

Yañlış bir bilgiden hareket edince yañlış şeyler yaparız.

Öncelikle, et yemekle saldırganlık arasında doğrudan bir ilişki ararsak bulamayıp hüsrana uğrarız.

Ata sporumuz güreş olduğu halde "bizden savunma sanatı çıkmaz" diyorsun. Soñuçta güreşte zarar vermek ve dövmek yoktur, etkisiz hale getirmek vardır.

Bu arada et yememek bireysel bir tercih olabilir ancak etle beslenmek insan türü (ve insansı türler) için evrimsel bir zorunluluk şeklinde gerçekleştiği için insanda et yemek saldırganlıkla bağdaşık bir şey değildir. İnsansı türleri, et için avlanırken saldırı taktiği değil, yakalama ve etkisiz hale getirme taktiği güderler. Maymunlar küçük kemirgenleri, böcekleri vs avlarken, insanlar uzun mesafeler koşabildikleri için antilop vs avlamaya başlamışlardır. Antilopları da saldırıyla değil, yorup yakalamayla avlar. Sırf bunu yapabilmek için hiçbir memelide olmayan terleme kapasitesini geliştirmek durumunda kalmıştır çünkü Afrika sıcağında kilometrelerce koşup vücut ısısını düşürmesi gerekir. Memeliler vücut ısıslarını sadece dilleriyle ve nefesleriyle ayarlayabiliyor, bu yüzden av da avcı da sıcaklarda koşamaz, hepsi güneş varken yatarlar (aslanlar günde 17-18 saat uyur örneğin). İnsanlar (homo habilis'ten beri) ise en sıcak zamanda avlarını yorarak avlamayı öğrenmiştir.

Kısaca tüm insan türü için et yemek doğal bir durumken, bazılarında saldırganlık olması veya olmaması, et yemekle bağdaşık (correlated) değildir.

Türklerde de (birçok boyda olduğu gibi) eti elde etmek için saldırı yapılmaz. Hayvan yetiştirilir, kutsanır ve yiyecek olacağı için ondan özür dilenir. Eñ sakin ve mutlu haliyle ölüme yollanır. Abdallarda her seferinde hayvanı keserken müzik eşliğinde ağıt yakılır.
  • 5

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7507
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 3561

Ynt: Türk Savunma Uzlukları

İletigönderen Temirbek » 20 Mar 2015, 22:02

Yok, et yemek ile saldırganlık arasında bir bağ kurmadım. Yani demek istediğim şu, Budist kültürden doğmuş olan bir savunma sanatında saldırgan da olsa o kişiye zarar vermeme çabası vardır ve bunuñ nedeni Ahimsa'dır, et yememeleriniñ sebebi de Ahimsa'dır vb. Bunlar tıpkı bir Müslümanıñ içki içmemesi ya da domuz eti yememesi gibi doğrudan doğruya inançtan kaynaklanan şeylerdir. Demek istediğim şey, et yemeyi, yani başka bir canlıyı öldürmeyi olağan gören bir kültürde, size saldıran kişiye gerekirse zarar da verebilme düşüncesi neden olmasın? İlle de olsun da demiyorum ama bir Türk savunma sanatı türetilebileceği gibi bir Türk dövüş dizgesi de türetilebilir, iki ayrı disiplin oluşturulabilir ya da ikiden çok...

Ata sporumuz olan güreş, şu andaki yalıñ haliyse tam añlamıyla sistematik bir savunma sanatı durumunda değil, daha çok bir tür güç mücadelesi durumunda. Teknikleriñ biraz daha zenginleştirilmesi gerek ki bu yapılırsa Kurash'ıñ durumuna yükselir. Biraz daha zenginleştirilirse Judo gibi, biraz daha ileri götürülürse Aikido gibi, teknikçe çok daha zengin bir hâl alabilir. Beñzetme yapacak olursak bizim güreşimiz şu anda ağaçtan yapılmış gayet yalıñ bir oturgaç (sandalye) gibi, iş görüyor ancak estetik ve deriñ işlemeleri yok, düz... Biraz işleme katılırsa, oymalarla süslenir, cilâ atılırsa daha yakışıklı bir hâl alabilir :)

Özetle, demek istediğim eğer bir Türk savunma sanatı türetilecekse, bu muhtemelen güreş baz alınarak yapılacaktır ve Judo ayarında bir savunma sanatı olabilecektir. Savunma sanatı dışında bir de dövüş dizgesi türetilebilir.
  • 0

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1097

Ynt: Türk Savunma Uzlukları

İletigönderen Temirbek » 04 Ara 2016, 02:59

Gerek kalmadı beyler :) Rayan Kuş adındaki bir Hakasyalı, eski Türk savaş yordamlarından kök alan yeñi bir savaş dizgesi türetmiş > Teñri Küreş

İzleyin youtube.com


Rayan Kuş, Kazakistan'da yaşıyormuş, Teñri Küreş Kazak ordusu ile Polis Teşkilatında da öğretiliyormuş.

Bu da bélirtkesi, facebook'ta bétleri de var, izlemek isteyenler beğenebilirler.
  • 5

Ekler
Teñri Küreş.jpg
Teñri Küreş.jpg (33.2 KiB) 3117 kéz görüntülendi
Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1097


Dön Bilimsel araştırmalar, kişisel çalışmalar

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 1 konuk

Reputation System ©'