Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Eski Türkçe'nin Ekleri

Yazım, söyleyiş kuralları üstüne bilgiler içerir.

Eski Türkçe'nin Ekleri

İletigönderen Baturalptürk » 11 May 2011, 10:17

Ana Türkçe'de varolup bugün kullanılmayan pek çok ekimiz var.
Bunları derlememiz gerekiyor. Onun için üyelerimiz bilgilerini burada paylaşabilirler.
  • 3

Üyelik görseli
Baturalptürk
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 532
Katılım: 15 Eki 2008, 17:47
Konum: Ankara
Değerleme: 59

Ynt: Eski Türkçe'nin Ekleri

İletigönderen Temirbek » 13 May 2011, 16:05

Güzel bir başlık. Benim bu konuyla ilgili en çok önemsediğim ek, Eski Türkçedeki fiillerden ad yapan /-g/ ekidir. Bu ek aslında günümüzde de işlek ancak görünürde değil. Bu nedenle kimi karışıklıklar söz konusu. Bu konuya "kendimce" bir çözüm ürettim, yeri gelmişken bunu paylaşmak isterim;

Eski Türkçeden bir örneklerle giderlim, öl- fiilinden > ölüg, bu sözcük günümüze gelişte > ölüğ > ölü evrimine uğramıştır, bu yapıdaki tüm sözcüklerde olduğu gibi. Eski Türkçe tir- "yaşamak" fiilinden > tirig "canlı 2) yaşayan" > tiriğ > diri şeklinde evrilmiş.

Bu hâdise Kıpçak öbeğindeki dillerde de var, ancak Kıpçak öbeğindeki diller, görece daha "öz" Türkçe kalabilmiş, bu nedenle, yiten bu /-g/ sesi, ardında bir iz bırakmış, en soñda bulunan sesliyi "uzatmış". Meselâ Türkçe görü sözcüğü yeñi türetilmiş bir sözcük, bu sözcük Eski Türkçede *körüg olur, yâni doğru bir türetim. Bu sözcüğün Kıpçak Dillerindeki biçimi körüü'dür.

Fiiliñ kökü, sessiz harfle bitiyorsa, yiten /-g/ ardında sesli uzatması izi bırakıyor kör- "gör-mek" /r/ ile bittiğinden > *körüg > körüü. Ancak, fiiliñ kökü sesli harf ile bitiyorsa, yiten /-g/, ardında /-v/ bırakıyor, meselâ oku- fiili /o/ ile bittiğinden *okuu değil > okuv olmakta.

Yeñi türetilmiş olan sınav sözcüğü de bu mantıkla türetilmiş, çünkü fiiliñ kökü sesli ile bitiyor < sına- (*sınaa olamayacağından)

Eski Oğuzcada da yiten /-g/ sesiniñ soñda kalan sesliyi uzattığı kanısındayım ancak biz bu uzun seslileriñ tümünü yitirdiğimizden, bu uzun seslileri de yazımda belirtmemişiz. Eski Oğuzca yazığ > bugün yazı, Eski Anadolu Türkçesinde de bu yapıdakı sözcükleriñ soñlarında ğayın harfi kullandığı olmuştur. Demek istediğim, bizde de yiten /-g/ ardında uzun sesli bırakmıştır, hiç değilse yazımda bunu belirtmeliyiz diye düşünüyorum.

Çözüm önerim de şu; Türkçedeki bütün "uzun seslileri" göstermeye de yarayacak olan dizge şu olmalı; Noktasız harfleriñ uzunları /^/ ile gösterilmeli; â ê î ô û (/î/ uzun /ı/'dır). Noktalı harfleriñ uzunları ise Macarcadakı gibi /´/ ile gösterilmeli; í ő ű

Dil içi tutarlılık olması için, tüm bu yapıdakı sözcükler bu kaideye uygun olarak yazılmalıdır; *ölű < Etü ölüg, *yazî < ETü yazıg, *dirí < ETü tirig, *durû < ETü turug vb.

Bu yöntem bir yandan fiil-ad karışıklığını da ortadan kaldıracaktır. Örneğin fiil kökü olan sıva- "sıvamak" ile, bu kökten gelen > sıvag > sıvağ > sıva, yiten /-g/'niñ iz bırakımı gereği > *sıvâ olarak yazılmalıdır ki eski kaynaklarda da bu şekilde (sıvâ) uzun a ile yazılmıştır,  bknz: Nişanyan Köken Bilgisi Sözlüğü "sıva"

Bir başka örnek, fiil kökü olan eski- "eskimek" ile bu kökten gelen > eskig > eskiğ > eski adı; *eskí olarak yazılmalıdır. Benzer bir diğer örnek fil kökü olan ekşi- "ekşimek" ile bu kökten gelen > ekşig > ekşiğ < ekşi adı; *ekşí olarak yazılmalıdır.

Bu yöntemi, bu yapıda olan tüm sözcüklerin "yazımında" kullanmalıyız. Böylece bir yandan Eski Türkçe ile doğru bir bağ kurulmuş olur ve genel olarak dilde de yazımda da bir tutarlılık oluşur. Seslendirirkense "uzun" söylemeye gerek yoktur.

Tabii bu durumda "sınav" yerine > *sınâ, "türev" yerine > *türê yazmak gerekir. Eski Türkçeden sözcük diriltimlerinde de bu yapıa dikkat etmemiz gerekir, örneğin Eski Türkçe betig "kitap" > günümüze uyarlanırsa betiğ > *betí olarak yazılmalıdır "betik" olarak değil. Betik, "ayrı" bir sözcüktür ve "mektup" añlamında kullanılmalıdır.

Eski Türkçedeki bu ekin, günümüze yansıması yazımda belirtilmediğinden, kendi elimizle dilimizi kısırlaştırıyoruz. Meselâ ETü koşug "şiir" sözcüğünü yañlış olarak bugüne "koşuk" diye aktarıyorlar, oysa > *koşuğ > *koşû olmalıdır, böylelikle hem "koşmak/yüğürmek"ten gelen ve ayrı bir sözcük olan "koşu" ile karışmaz hem de sözcüğün evrimi doğru olarak yansıtılmış olur. *Koşuk ise "başka" bir sözcük olarak türetilebilir, çünkü fiilerden ad yapan /-k/ eki "ayrı" bir ektir.

Şöyle bir örnekle daha da añlaşılır kılalım, ETü'den gelen ölüg > ölű, /-g/ ekiyle türemiş bir sözcük iken, şu anda örnek olsun diye türettiğim bir sözcük olan *ölük ise /-k/ ekiyle türetilmiştir ve "ayrı bir sözcüktür, "ölmüş olan, mevtâ" añlamına gelebilir. Dolaysıyla bu iki farklı eki bir torbaya koyup Türkçe'yi budamayalım.

Yukarıda açıkladığım yöntemle, dil devrimi yıllarında "doğru" olarak türetilmiş olan kimi sözcüklerin yazımları şöyle olmalı; artî "zâid, plus < Eski Türkçede olsaydı *artıg olurdu ve bu sözcük görüldüğü üzere /-k/ ekiyle türemiş olan artık ile farklıdır. Diğer örnekler; *açî "açı" < *açıg, *dizí "dizi, sıra 2) serial" < *tizig, *görű < "görü" < körüg, *duyû "his, duyu" < *tuyug vb.
  • 10

En soñ Temirbek tarafından 13 May 2011, 19:11 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1092

Ynt: Eski Türkçe'nin Ekleri

İletigönderen Temirbek » 13 May 2011, 16:17

meselâ oku- fiili /o/ ile bittiğinden *okuu değil > okuv olmakta.


İletide birçok yazım yañlışı yapmışım, alıntıladığım yerde añlamış olacağıñız üzere "meselâ oku- fiili /u/ ile bittinden" olacak. İletileri düzenleme özelliği kaldırıldığı için, yazım yañlışlarını bu şekilde düzeltmek durumundayız. Bunuñ dışındakı hatâlı yazımları da mâzur görüñüz. :)
  • 0

En soñ Temirbek tarafından 13 May 2011, 19:11 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1092

Ynt: Eski Türkçe'nin Ekleri

İletigönderen D. Can Aktan » 13 May 2011, 16:50

Temirbek'iñ önerdiği konuda benim daha ayrımlı bir çözüm önerim var.

Türkmence'de -uv/-üv, -v: Fiillere gelerek bunlardan so­yut ve somut isimler türetir: aylav "çember, halka", derñev "yoklama, kontrol, teftiş", düzüv "doğru, düzgün, iyi", yazuv "yazı". biçiminde bir ek var. Bu ekiñ kullanılabileceğini düşünüyorum.
  • 0

Üyelik görseli
D. Can Aktan
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 479
Katılım: 16 Ara 2008, 20:30
Konum: Ankara
Değerleme: 21

Ynt: Eski Türkçe'nin Ekleri

İletigönderen Baturalptürk » 13 May 2011, 17:13

Temirbek'in önerisini uygulanabilir bulmadım. Pratikleşme eğiliminde olan dilde bu türde angaryalar kabul görmez. Gerçekçi olmak lazım. Bu öneri değil biz, TDK tarafından taplansa dahi, halk tarafından benimsenmeyecektir.

Açıkçası "-g" ekini bu denli büyük sorun addetmiyorum.

"yazmak"tan yazı ve yazık meydana gelmiş.
Sonu sesli ise "-v" eki gelir (sınav, söylev) yahut aynen kalır (ekşi, eski, sıva).

Ölmek"ten ölü ve ölük kelimeleri meydana gelmiş. "Ölük" zaten olan bir kelimedir ve 'sönük, hâlsiz' gibi anlamlara gelir. Burada bir kısırlaşma değil bir transformasyon var. Hatta bir çeşitlenmeden de söz edilebilir. Bu bence bir sorun değil.

SÖZLÜKÇÜK
taplamak: Razı olmak, kabul etmek, istemek, muvafık görmek.
  • 0

Üyelik görseli
Baturalptürk
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 532
Katılım: 15 Eki 2008, 17:47
Konum: Ankara
Değerleme: 59

Ynt: Eski Türkçe'nin Ekleri

İletigönderen Temirbek » 13 May 2011, 19:29

Önerimiñ uygulanmasınıñ çetin olduğunu biliyorum. Bu öneride bulunmamın nedeni, dil içi tutarlılık olması. Yoksa, kısa yoldan /-g/ > /-v/ değişimi gereği bu ekin günümüzdeki hâli olan /-v/'yi kullanmak tabii ki en kolay ve mantıklı çözümdür.

Fiil kökü sessizle bitenlerde sorun yok, ölü, diri, duru, duyu vb. Ancak bu durumuñ sözcük diriltimlerinde de gözetilmesi gerektiği görüşümü sürdürüyorum meselâ ETü betig > günümüzde *beti olmalıdır, "betik" değil. ETü koşug bugün *koşu olur vb. Bu konuda önemsemezcilik yapmamalıyız.

Fiil kökü sesli ile bitenlerde, zaten uygulamada olan ve öbür Türk Dillerindeki gibi /-v/ getirilir, sınav, ödev, söylev, okuv "tahsil, öğrenim" (Türkmence, Özbekçe. Aynı kökten > okuvçu "öğrenci")

Aslında, Eski Oğuzcadan bugüne gelişte, fiil kökü sesliyle biten sessizle biten farketmeksizin tümüne /-v/ gelseydi, hiçbir sıkıntı olmayacaktı, bu durumda ilgili sözcükler bugün *ölüv, *diriv, *yazıv vb. olacaktı. Bu durumda Eski Türkçeden unutulmuş sözcükleri diriltirken de *betiv, *koşuv şeklinde uyarlayacaktık.
  • 0

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1092

Ynt: Eski Türkçe'nin Ekleri

İletigönderen D. Can Aktan » 13 May 2011, 21:49

Temirbek yazdı:Aslında, Eski Oğuzcadan bugüne gelişte, fiil kökü sesliyle biten sessizle biten farketmeksizin tümüne /-v/ gelseydi, hiçbir sıkıntı olmayacaktı, bu durumda ilgili sözcükler bugün *ölüv, *diriv, *yazıv vb. olacaktı. Bu durumda Eski Türkçeden unutulmuş sözcükleri diriltirken de *betiv, *koşuv şeklinde uyarlayacaktık.


Ben böyle olması gerektiğini düşünüyorum.
  • 0

Üyelik görseli
D. Can Aktan
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 479
Katılım: 16 Ara 2008, 20:30
Konum: Ankara
Değerleme: 21

Ynt: Eski Türkçe'nin Ekleri

İletigönderen Boraan » 14 May 2011, 06:02

Ellerin dert görmesin Temirbek;

Fiil kökü sessizle bitenlerde sorun yok, ölü, diri, duru, duyu vb. Ancak bu durumuñ sözcük diriltimlerinde de gözetilmesi gerektiği görüşümü sürdürüyorum meselâ ETü betig > günümüzde *beti olmalıdır, "betik" değil. ETü koşug bugün *koşu olur vb. Bu konuda önemsemezcilik yapmamalıyız.


Bu bölümceye aynen katılıyorum, eski Türkçede sözcükler sesli harfler ile bitmez ama günümüzde sesli ile biten sözcükler sözkonusudur. Beti , koşu  kullanımlarını benimsiyorum.

Fiil kökü sesli ile bitenlerde, zaten uygulamada olan ve öbür Türk Dillerindeki gibi /-v/ getirilir, sınav, ödev, söylev, okuv "tahsil, öğrenim" (Türkmence, Özbekçe. Aynı kökten > okuvçu "öğrenci")


Günümüzdeki örneklerle tutarlılık açısından eylem kökü sesli ile bitenlerde ise bu kurala uyulması gerektiğini düşünüyorum.
  • 0

Üyelik görseli
Boraan
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1800
Katılım: 23 Eki 2007, 17:34
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 65

Ynt: Eski Türkçe'nin Ekleri

İletigönderen Türkeröz » 14 May 2011, 14:07

İyi de başka ekler de var. Onlara da göz atılsın. Mesela -z (kopuz, öküz, yalnız, uyuz, ayaz...) bunları da atlamayalım.
  • 0

Üyelik görseli
Türkeröz
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2940
Katılım: 25 Nis 2008, 17:08
Değerleme: 514

Ynt: Eski Türkçe'nin Ekleri

İletigönderen Türkeröz » 14 May 2011, 14:13

Sonra -p eki var: Çalap, yalap...
  • 0

Üyelik görseli
Türkeröz
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2940
Katılım: 25 Nis 2008, 17:08
Değerleme: 514

Ynt: Eski Türkçe'nin Ekleri

İletigönderen Gökbey » 14 May 2011, 14:29

ETü betig > günümüzde *beti olmalıdır, "betik" değil. ETü koşug bugün *koşu olur vb. Bu konuda önemsemezcilik yapmamalıyız.


Dönüşümlere yalnızca Anadolu üzerinden bakmamak gerek. Bilig sözcüğü Azerbaycanda bilik olarak kullanılıyor. Oğuz öbeğinden olduğundan, ayrı tutulamaz. Oysa sözüne bakılırsa, bili olması gerekirdi ki, bizde bilgi olmuş durumda. Dolayısıyla dönüşmelerde tekdüzelik yok gibi duruyor. Türlü dönüşmeler yaşadığı görünen gérçek. Böylece, o déğil de, bu olmalıydı démeyi doğru bulmuyorum.
  • 3

Görsel
Göktürkçe Araştırmaları http://kokturukce.blogspot.com
Göktürkçe Günlüğüm http://gokbeyuluc.wordpress.com
Azəricə Dil Araşdırmaları http://dilcilik.blogspot.com
Üyelik görseli
Gökbey
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 1706
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:15
Konum: Azerbaycan/Bakü
Değerleme: 340

Ynt: Eski Türkçe'nin Ekleri

İletigönderen Boraan » 14 May 2011, 14:51

Bu konuda her zaman kısa,  kılgısal sözcükler yeğlemimdir uzun sözcükler,  türetimler Almanların yaptığı türetimlere benzer. Özellikler Türkiye Türkçesinde  bilig>bilik>bili sözcüğünü bilimsel ek olarak kullanılmasından yanayım. tutumbili, dirimbili, varlıkbili, sayıbili ;  ya da daha da kısaltılarak  tutumbil, dirimbil, varlıkbil daha kılgısal söyleyişler olabilir.
  • 0

Üyelik görseli
Boraan
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1800
Katılım: 23 Eki 2007, 17:34
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 65

Ynt: Eski Türkçe'nin Ekleri

İletigönderen Temirbek » 14 May 2011, 18:59

Azericede kullanılan bilik ile bili < ETÜ bilig "irfan 2) hikmet" önceki örneklerdeki gibi farklı" sözcüklerdir. Azericede de düzensiz ses değişimleri var, eğer bilik < bilig'den geliyorsa, düzensiz ses değişimi var demektir, çünkü ETü bilig, Azericede de bili olur.

Esâsında bilik "mâlum" demektir. Azericede mâlumat" añlamında kullanılır. Çizik "çizilmiş olan", donuk "donmuş olan" örneklerindeki gibi bilik "bilinmiş olan, mâlum". Yiñe konu tam da belirtmek istediğim yere geldi, bili "hikmet 2) irfan" ayrı bir sözcük bilik "mâlum, mâlumat" ayrı bir sözcük ikisini bir torbaya koyup Türkçe'yi buduyoruz.

Bilgi sözcüğü ise Dil Devrimi yıllarında türetilmiş bir sözcüktür ve ETü bilig ile ilgisi yoktur. Torbaya bir ekleme daha yapmayalım :) Neredeyse sadece bil- fiil kökünü tek sözcük sayacağız :) Sevgi, algı, vergi, katkı yapısında bir sözcük bilgi, doğru bir türetim.
  • 0

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1092

Ynt: Eski Türkçe'nin Ekleri

İletigönderen Temirbek » 14 May 2011, 19:33

Yukarıdaki iletime bir kaç ekleme daha yapayım, daha da añlaşılır olsun. Verdiğim sözcük örnekleri üzerinden gidelim;

sevgi "muhabbet", ETü sevig > sevi "aşk", sevik "dost, sevilen" (Halk Ağızları) hatâ üçüncül bir añlam yüklemesiyle belki "popüler"; 3 ayrı sözcüktür

algı "idrak", olsaydı ETü *alıg > türetisek Yeñi Türkçe alı (almakla, algıyla ilgili herhañgı bir kavram olabilir), alık "alınmış olan" 3 ayrı sözcüktür (sersem, budala, idiot, ebleh añlamındaki alık farklı bir sözcüktür)

vergi "İng. tax", olsaydı ETü *berig > Yeñi Türkçe veri "data", türetirsek *verik "verilmiş olan, belki sâdık/kendini bir şeye adamış/vermiş olan?" olabilir. Altayca beringen "sâdık" bizim dile uyarlarsak *veringen, verik 3 ayrı sözcüktür (Halk Ağızlarındaki verik "bir yaşındaki piliç" farklı bir sözcüktür)

katkı, ETü katıg > katı "sert, pekişik, katık 3 ayrı sözcüktür

Yâni ETü bilig > günümüz biçimi bili, bilik ve bilgi 3 farklı sözcüktür. Gökbey, yañlış bilinen bir şeyi tekrarlamış, ETü bilig > bizde bilgi, Azerice bilik olmuştur demiş, ancak öyle değildir. Aynı kökten gelen üç kardeşe tek kimlik çıkarmak olmaz :) "Türkçe'yi budamayalım" derken añlatmak istediğim tam da buydu.
  • 0

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1092

Ynt: Eski Türkçe'nin Ekleri

İletigönderen Boraan » 18 Ara 2012, 01:01

-d eki şu an yokolmuş bir ek gibi görünmekte bana, d>y ses değişmesinde görünmekte yalnızca...

bo-d (boy,kavim),  e-d-(g)ü (iyi), ö-d (zaman), ka-d (ka-r fırtınası) gibi...
  • 0

Üyelik görseli
Boraan
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1800
Katılım: 23 Eki 2007, 17:34
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 65

Soñraki

Dön Yazım, söyleyiş kuralları

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 1 konuk

Reputation System ©'