Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

/+şIn/, /+cIn/ eki

Ekleriñ kökeni üzerine çalışmaları içerir.

/+şIn/, /+cIn/ eki

İletigönderen Temirbek » 20 Eki 2007, 20:51

Bu ekler, geldikleri sözlerden "renk, yansıma, ışıma" añlamlı türetimler yapıyor olabilir mi? Sizler ne düşünürsüñüz?

Sarışın : "Sarı renkli"
Kögercin : "Gök renkli" < köker- "mavileşmek"
Bıldırcın : Bıldır (?)
Gökşin : "Gök renkli"
Yalçın : Yal- "parıldamak"
  • 0

En soñ Temirbek tarafından 25 Şub 2010, 21:54 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1092

Ynt: Renk eki -şın, -cın

İletigönderen bensay » 21 Eki 2007, 01:47

Güzel bir açılım, kutlarım...
  • 0

http://www.gelgelturkce.blogcu.com
https://www.facebook.com/OzlestirmeKilavuzu
Evrensel olan kavramlardır, sözcükler ulusal olabilir, dahası olmalıdır.
Üyelik görseli
bensay
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2482
Katılım: 03 Eyl 2007, 14:19
Konum: istanbul
Değerleme: 865

Ynt: Renk eki -şın, -cın

İletigönderen titizdilci » 18 Mar 2008, 00:03

Saın Ög güzel bir çalışma yapmış. Hıyar konusunda yükleme anlamın gerçek anlamdan daha çok kullanıldığı kaygısı anlaşılyor. Ancak sebze toptancısı dilinde yalnızca gerçek anlamında bir ürün olarak kullanıldığı, salatalık kavramına, salata yapmakta kullanılan biber, domates, marul gibi sebzelerin de girdiği düşünülerek, "hıyar"ı, -hak etseler bile- kimi kişilerle özdeşleştirmekten vazgeçilebilir.
  • 0

titizdilci
Türkçeséver
Türkçeséver
 
İleti: 18
Katılım: 09 Mar 2008, 20:38
Değerleme: 0

Ynt: Renk eki -şın, -cın

İletigönderen YİĞİT TULGA » 19 Mar 2008, 16:01

Uğrola,
Güzel bir konu olduğundan dayanamadım. Ben de bir iki ekleme yapayım dedim.

yal, yalçın, yalsı, yalımsı, yallaşma (parlak)
külçün, külcün, külsü, külümsü, külleşme (kül)
boz, bozcun, bozumsu, bozlaşma (boz)
kır, kırşın, kırımsı, kırlaşma (kır)
konur, konurcun, konurumsu, konursu, konurlaşma (açık kestane)
doru, dorucun, dorumsu, dorulaşma (kızıl)
kızıl, kızılcın, kızılımsı, kızılsı, kızıllaşma (kızıl)
alaz, alazcın, alazımsı, alazsı, alazlaşma (parlak, od, ateş, alev)
göğ, göğşün, göğümsü, göğsü, göğleşme (ham, çiğ, olgunlaşmamış)
al, alçın, alımsı, alsı, allaşma (kızıl, kırmızı)

Tüm boyakları bulup türetelim. Onlarca bilim terimi çıkar buradan. Karamada alaşımlar, bileşiklerin dönüşüm evreleri, doğuçta, bitkibilimde, yılkıbilimde, sopbilimde... kısacası onlarca bilim dalında böyle terimler çok kullanılıyor.

Uğrola

Dipçe:
boyak (DS)....renk
Karama.........kimya
doğuç............fizik
yılkıbilim.........zooloji
sopbilim....genetik

Bu konuyu unutmayalım. Usa geldikçe eklemeler yapalım.
  • 0

Sözlük indir.
http://tufar.com/SanalBaba/
Taranmasına "kıyacağınız" sözlük varsa benimle iletişim kurunuz.

"Türk Dil Kurumu" ile "Türk Günay Kurumu" özerk, tüzel kişiliğine dönmelidir. Atatürk kalıtını çiğneyenler yargılanmalıdır...
YİĞİT TULGA
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 973
Katılım: 29 Ağu 2007, 03:48
Değerleme: 33

Ynt: Renk eki -şın, -cın

İletigönderen BoZCiN » 03 Ağu 2008, 00:09

renk için: boyaz, boyam, boyak gibi örnekler var.

kahverengi için konur deniyor.

anadoluda hayvan adlandırmalarında al, ak, kara, boz, kır, kızıl, gök ile birlikte kullanılan ger sözü var. fakat hangi renk için kullanıldığını bilmiyorum.

turuncu, pembe, siyah, beyaz, gri, mor, mavi, kahverengi, bordo, turkuvaz ve pek çok başka renk için önerileri canlandırmak gerekiyor sanırım.
  • 0

Üyelik görseli
BoZCiN
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 157
Katılım: 01 Tem 2008, 20:55
Değerleme: 35

Ynt: Renk eki -şın, -cın

İletigönderen Gökbey » 03 Ağu 2008, 00:58

BoZCiN yazdı:turuncu, pembe, siyah, beyaz, gri, mor, mavi, kahverengi, bordo, turkuvaz ve pek çok başka renk için önerileri canlandırmak gerekiyor sanırım.


türünçi > turuncu öz dilden
kara > siyah
al / kızıl > kırmızı
ak > beyaz
göğerti > mor
göy (gök) > mavi
boz > gri
  • 0

Görsel
Göktürkçe Araştırmaları http://kokturukce.blogspot.com
Göktürkçe Günlüğüm http://gokbeyuluc.wordpress.com
Azəricə Dil Araşdırmaları http://dilcilik.blogspot.com
Üyelik görseli
Gökbey
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 1706
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:15
Konum: Azerbaycan/Bakü
Değerleme: 340

ALA RENGİ ÜZERİNE (KAYNAK TÜRK DİLİ DERGİSİ)

İletigönderen Boraan » 03 Ağu 2008, 10:19

Ala

Dr. Süreyya Ülker

Marmara Ü. Tıp Fakültesi Patoloji ABD



Kızılla kara arası bir renk olan ala ülkemizde daha çok    kahverengi olarak bilinmektedir. Ala sözü eski Türkçe'de rengârenk, çilli anlamlarına gelmekteydi (4, 9). Aladağ, alageyik, alabalık bileşik sözcüklerinde geçen ala sözü bu anlamdadır (9). Bugün de  alaca, alacalı    sözleri bu anlamda kullanılmaktadır. Daha sonra bu söz Anadolu'da bir renk adı olmuştur. Bu rengin ölçünlü ayrıncı sarıya çalan açık kestane rengidir.  Bu renk Osmanlıca'da fındıkî sıfatıyla tanımlanmaktaydı (1,11,14); çünkü, doğadaki en güzel örneği fındık kabuğunun rengidir. Nitekim İngilizce adı da fındık anlamına gelen hazeldır(11). Bir göz rengi olarak bu anlamda alanın yanı sıra ondan bozma ela sözü de kullanılmaktadır (1). Göke çalan elaya gökela veya çakır denmektedir (1). Bunlardan ikincisi daha çok göke çalan kır gözleri tanı mlayan bir sıfattır (14).

Eski Türkçe'de kahverengi anlamında konur sözü kullanılmaktaydı (4). Bugün de açık kahverengi saçlı kimseleri tanımlayan kumral sıfatı bir görüşe göre bu sözle al sözünün bileşimi olup özgün biçimi  konuraldır (8, 16). Raesaenen ise bu sözün kumun türevi olduğu kanısındadır (10). Konur sözü de az kullanılmakla birlikte dilimizde bugüne dek varlığını sürdürmüştür. Asya'daki Türk dilcelerindeyse yaygın olarak kullanılmaktadır. Konurun ölçünlü ayrıncı koyu kestane rengidir (4). Bugün alayla konur sözlerini büyük ölçüde silmiş olan  kahverenginin ölçünlü ayrıncı kavrulmuş kahvenin rengidir (1). İngilizlerse coffey sözünü kahverenginin açık bir ayrıncı olan sütlü kahverengi anlamında kullanmaktadırlar (20).

Alanın Latince adı spadixtir (3,17). Bu söz o dilde özleyin hurma dalı anlamına gelmektedir (20). Bu renk bugün kestane rengi olarak bilinmektedir (3). Doğadaki örnekleri hurmayla kestanedir.  Kızıla çalan parlak kahverengi olarak tanımlanmaktadır (1). Bu renkteki at donuna kestane dorusu  veya hurma dorusu denmektedir (14). Bu renkteki nesneler Osmanlıca'da hurmayı sıfatıyla tanımlanmaktaydı (14). İngilizce'de de bu renk kestaneyle hurma anlamlarına gelen chestnut, date sözleriyle adlandırılmaktadır (20). Fransızca'da kestane anlamına gelen marroon sözü bu rengi de tanımlamaktadır (13). Bu söz bu anlamıyla maron biçiminde sözlüklerimize de girmiştir (1).

Bu verilerden Türkçe alanın 3 ölçünlü ayrıncının bulunduğu anlaşılmaktadır. Ulusal ölçünlü ala fındık rengidir. Çağdaş uluslararası ölçünlü ala kahverengidir. Bilimsel uluslararası ölçünlü ala kestane rengidir. Fındık rengi sarıya çalan kestane rengidir. Kestane rengiyse kızıla çalan kahverengidir. Fındık rengi kestane rengi, kestane rengi de kahverenginin ayrıncıdır.

Alanın bunun dışında kalan ayrınçları açıktan koyuya doğru sırasıyla sütlü kahverengi, yağız, kırmızı kahverengi, koyu kahverengidir.  Sütlü kahverengi açık aladır. Adı Fransızca cafeaulaitnin çevirisidir. İngilizce'deyse, yukarıda da belirttiğimiz üzere, bu renk doğrudan doğruya kahve anlamına gelen coffey sözüyle anılmaktadır. Bu rengin adını sütlü ala biçiminde özleştirmiştik (18).

Yağız, sarıya çalan aldır. Ülkemizde Arapça esmer olarak da bilinir (1). Her iki söz teni bu renkte olan kimseleri tanımlayan bir sıfat olarak da kullanılır. Kimi sözlüklerde koyu esmer anlamına geldiği bildirilen kara yağız sıfatıysa (16) TDK'nun sözlüğüne oöre  gürbüz  anlamına gelmektedir (1). Yağızın Latincesi fulvus (3, 17), ingilizcesi  tan  (20), Fransızcası brundur (13). Fransızcası'nın İngilizce ile Almanca'daki eşdeğeri olan brown  ile  braun sözleriyse o dillerde ala anlamına gelmektedir. Boza çalan yağıza bej denir. Çağdaş batı dillerinde beige biçiminde yazılan bu söz ağartılmamış, boyanmamış yumuşak yünlü dokuma anlamına gelmektedir (20). Dönemle bu dokumaya özgü kum rengini tanımlar olmuştur. Boza çalan yağız olarak tanımlanır (20). TDK'nun sözlüğünde sarıya çalan açık kahverengi olarak tanımlanmıştır (1 ) ki bu tanım açık yağız demektir. Buradaki açık sıfatı Webster'in tanımındaki boz sıfatı denli seçik değildir. Saraç bu rengi yapağı rengi olarak adlandırmıştır (13). Bu rengin doğadaki başka örnekleri kumtaşı (2) ile sazdır. Bu yüzden dilimizde saz rengi olarak da bilinir (5, 1 1 , 13, 14). Bu renkteki nesneler saz sıfatıyla anılır (1). Bu renkteki nesneler uluslararası dirgerlik dilinde Latince griseofulvum sıfatıyla anılır. Bu sıfatı sözlüğümüzde bozcayağız sıfatıyla karşılamıştık (17). Bu renkteki ekmek küfünün adı Peniciilium griseofulvum (7, 17). Bunun, dilimize bozcayağız ekmek küfü biçiminde aktarmıştık (17). Bundan elde edilen dirikırına (antibiyotik) griseofulvin denmektedir (7, 17). Bunu da bozcayağız ekmek küfü dirikıranı olarak aktarmıştık (1 7). Bozcayağız sözü bu rengin de uygun bir karşılığı olabilir. Saz rengiyle yapağı rengi sözleri de saz yağızı, yapağı yağızı biçiminde özleştirerek bunun eşanlamlıları olarak sunulabilir. İngilizce'de beige-white olarak bilinen açık beje de (20) kırcayağız denebilir. Kır açık boz demektir.

Kırmızı kahverengi  oldukça geniş  bir kavram olup kapsamı ala kavramının ölçünlü ayrıncına göre değişmektedir. Örneğin, çağdaş uluslararası ölçünlü alaya göre kestane rengi kızıla çalmaktadır. Dolayısıyla kırmızı kahverenginin kapsamındadır, Oysa bu renk Latince'de ölçünlü aladır. Dolayısıyla bu kavramın kapsamı dışındadır. Bu rengin adıalakızıl biçiminde özleştirilebilir. Başlıca ayrınçları bakır rengi, bronz rengi, pas rengi, tarçınî dir. Pas renginin katıksız Türkçe adı  demirpasıdır (16, 17). Bu renkte nesneler Latince'de ferruginosus sıfatıyla adlandırılmaktadır (17). Bu, demir pası anlamına gelen ferrugo sözünün türevidir (17). Bakırrengiyle bronz renginin adları bakır kızılı ile  tunç kızılı  biçiminde özleştirilebilir. Bronz rengi nesneler kısaca bronz sıfatıyla tanımlanmaktadır. Örneğin kendisini derinin bronzlaşmasıyla gösteren böbreküstü yetmezliğine    bronz hastalığı, şeker hastalığınaysa  bronz diyabet  denmektedir. Bunların adlarını sözlüğümüzde      tunçluk, tunç tadakça biçiminde özleştirerek Türkçe tunç sözünü bu anlamda kullanmıştık (17). Bu genel dilimizde de yaygınlaştırılarak güneşte yanarak yağızlaşmak anlamına gelen bronzlaşma eylemi  tunçlaşma biçiminde özleştirilebilir.

Tarçınî tarçına özgü bir açık alakızıldır. Farsça'da cin ağacı anlamına gelen dâr-ı cinden bozma tarçına Antalya, İsparta, Konya illerimizde tatlıkabuk denmektedir (6, 17). Dolayısıyla bu renge tatlıkabuk kızılı denebilir.

Bir at donu olarak alakızıla doru denmektedir (1). Koyu doruya yağız doru denmektedir (1,14). Açık doruyaysa al dendiğini kızıl başlıklı yazımızda belirtmiştik (19). Kıra çalan al at donunaysa kula denmektedir (1). Bu anlamda sarı yağız sözü de kullanılmaktadır (16).

Koyu kahverengi karaya çalan aladır. Latince'de fuseus adıyla ala anlamına gelen spadix kavramının dışında tutulan bu renge dilimizde karakonur, karaala, kubuş boya denmektedir (17). Karakonur sözü 16. yy Ankara, 15.-16.yy Kayseri şeriyye sicillerinden taranmıştır (15,17). Karaala sözünün Kahramanmaraş ilimizde koyu boz anlamında kullanıldığı bildirilmektedir (6). Bu sözün doğru anlamının koyu kahverengi olması gerektiği açıktır. Kubuş boya sözüyse Tokat ilimizden derlenmiştir (6).
  • 0

En soñ Boraan tarafından 03 Ağu 2008, 10:20 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Boraan
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1800
Katılım: 23 Eki 2007, 17:34
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 65

Ynt: /+şIn/, /+cIn/ eki

İletigönderen bilimdan » 16 May 2018, 04:26

BILDIRCIN i. (Kökü belli değildir) [Eski Türkçe’de budursınbıldırcın” anlamında geçer]
GÜVERCİN i. (Eski Türk. kögürçgün < kȫkgök, mâvi”) [Kubbealtı Lugati]
  • 0

bilimdan
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 176
Katılım: 01 Kas 2017, 08:07
Değerleme: 67


Dön Ekler

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 2 konuk

cron
Reputation System ©'