Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

-mUr

Ekleriñ kökeni üzerine çalışmaları içerir.

Ynt: -mUr

İletigönderen Oktay D. » 05 Eyl 2017, 16:16

Swadesh listesi veya géñel olarak glottostatistic yöntemi akrabalık gerektirmez veya göstermez. Bu yöntemle akrabalık irdelemesi yapılamaz. Bazen temel sözcükler de alıntı olabilir. Örneğin Japonca temel sayılarıñ birçoğunu Çinceden almıştır. Kaldı ki Clauson bu yaptığı çalışmada örneğin Moğolcadaki büri "herbir" sözcüğünü hesaba katmadığı için Türkçe bir sayısı için Moğolcada bir karşılık olmadığını varsaymıştır, ki bu açıkça yañlıştır.

Ayrıca akraba olan iki dil sayı saymayı keşfetmeden öñce (hala sayı saymayan topluluklar vardır) ayrışmışsa bu kez sayı adları farklı olacaktır. Başka temel sözcükleriñ de farklı olduğu akraba diller vardır. Örneğin Oğuzcada birçok temel eylem, öteki Türkçelerden farklıdır (gitmek ~ barmak), Arap lehçeleri arasında temel sözcükler çok ayrı olabilmektedir. Türk dilleri arasında anne ve baba gibi temel sözcüklerde veya yer-yön adlarında birlik görülmez. Kısacası ortada zaten eñ başta Moğolca-Türkçe arasında hangi sözcüğüñ ortak olduğu hangisiniñ alıntı olduğu açık değildir.

Sümerce için zaten ortada arkeolojik hiçbir iz olmadığı için yalñızca sözcük beñzerliği koñuşulabiliyor. Oysa sözcük beñzerliği akrabalık için asla yéterli olmaz. Bu sözcükleriñ ortak mı alıntı mı olmasını bir yana bırakıñ, gérçekten denk sözcükler olduğunu bile bilmiyoruz. Burada Sümerceniñ Türkçeyle ortak sözcüklere sahip olduğunu kesinmiş gibi yansıtmak bu yüzden doğru olmayacaktır.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7836
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 4301

Ynt: -mUr

İletigönderen birtancazin » 05 Eyl 2017, 21:05

Türkmenistanlılar bu konuda daha çok araştırma yapmakta, yanlış anımsamadıysam özellikle anav ile sümer kültürleri arasında kazıbilimsel araştırmalarla elde edilen nesnel buluntular büyük ölçüde benzerlik sergilemektedir.

Ayrıca sümerce ilk ve orta dönemlerinde bırakıtlarından okunabildiğine göre daha özgün ve daha sonra kendi çevresinde bir gelişim yaşıyor, doğal olarak yalnızca oğuzcanın bin yılda nasıl bir gelişim yaşadığı ortada iken bu durum yadsınamaz, sümerceyle ilgili bırakıtlar içindeki daha eski dönemlere ilişkin olanlarda saptanan sözcükler türkçeyle daha çok örtüşüyor.


Allahın yokusu (takdiri) mu diyelim seyi kimse kendi inanışına göre değerlendirebilir ki bu görüş daha çok düşlemseldir, en azından şimdilik : sümerce bilginlerinin değişken çözümlemelerine göre eslim, silim, esi sözcükleri (yazmaların dönemsel uzaklıkları da etkili) barış, selam, esenlik olarak çevrilmektedir, bu söz silim olarak akatcaya, arami ve dolayısıyla sami dillerine geçer ve günümüzdeki selam, salim, selamet sözlerinin kökenini oluşturur, ancak bu söz türkçe ve moğolcada da esen, isen olarak bulunur, farsçadaki asu biçimi de aramiceye dayalıdır. Gün gelir islam dinin adı müslüman da inananların sanı olur, bugün türkler ve araplar islamla anılan başat uluslardır, ibrahim yalvacın da sümerler arasında, onların yurdunda yaşadığı bilinir, bu ardışımdaki denklem ilginçtir. Dolayısıyla ibrahim yalvacın soyundan gelen Son Tanrıelçisi türklerin içinden araplara karılmış bir kök, dinin adı da türklerin ata dilinden arapçada aytıma ermiş bir sözden gelir.
Düşlemsel bir görüş dedim unutulmasın:)
  • 0

birtancazin
birtancazin
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 770
Katılım: 19 May 2017, 00:37
Değerleme: 260

Önceki

Dön Ekler

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 1 konuk

Reputation System ©'