Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

matematik

Mantık, Matematik, Doğabilim (fizik), Kimya, Dirimbilim (biyoloji) gibi dallarda bilimsel kavramlarıñ özleştirme çalışmalarını içerir.

Ynt: matematik

İletigönderen Oktay D. » 18 Eki 2017, 00:12

Furkan Yıldırım yazdı:Türkçe ve Türkçecilik ilen matematik ve matematikçiliği şöyle ilişkilendirmiştim: Türkçe yazım kuralları koyan kimselere, yeni sözcük üreten kimselere Türkçeci yada özleştirmeci diyoruz. Ancak bunlar oturup dil üretmiyor dile ekleme yapıyor. Matematiğe kurallar ekleyen üzerinde çalışmalar yapanlara da matematikçi diyoruz. Onlarda ayrı bir bilim dalı oluşturmuyor, ekleme yapıyor.

Özleştirmeci ile matematikçi arasında büyük bir ayrım var. Matematikçi akademik bir iş yapar, matematiğe eklemeler yapmaz matematiği keşfeder. Keşfettiği şeyler, kendisi onları görmese bile vardır, tıpkı fiziğiñ doğadaki şeyleri keşfetmesi gibi. Örneğin 5 sayısı, insanlık saymayı hiç öğrenmeseydi bile var olacaktı. Bir gün uzaylılarla karşılaşırsak onlarla matematiksel nesneler (sayılar gibi) ve fiziksel süreçler (nötron bozunumu gibi) üzerinden añlaşabiliriz.

Oysa özleştirmecilik, akademik bir uğraş değildir (elbette akademik uğraş olan dilbilimden yararlanır, ancak dilbilim gibi bir şey değildir). Özleştirmecilik, bir uygulama alañıdır. Beñzetme yapmak gérekirse, fizik-fizikçi ile türkçe-türkoloji eşlemesi yaparsak özleştirmeciliğe karşılık eşleyeceğimiz şey fizik üzerine yapılan Ar-Ge olurdu. Matematiğiñ tarafına ise sanırım ekonometri olabilir.

Kısacası özleştirmeci ile matematikçi ayrı kategorilerdedir. Matematikçiye denk olan şey Türkologdur. Türkolog, tıpkı matematikçiniñ matematik üzerine çalışması gibi, Türkçe üzerine çalışan kişidir.

Ancak bilgisayar yalnızca bilgi de saymıyor.

Bilgisayar, tam olarak bilgi sayıyor. Tüm bildiğiñiz işlevleri bilgi saymak üzerinden gérçekleştiriyor. Bellek, işlemci, öñbellek, girdi, çıktı; hepsi bilgi saymak işleviniñ karmaşık bir düzende yapılmasından ibâret. İlk bilgisayardan bugünkü bilgisayara dek bu değişmedi, bugün kuantum bilgisayar araştırmalarında da durum aynı.

Matematik bir dil olmak dışında nedir? Matematiğin incelediği soyutluk, usumuzdaki soyut ölçü birimleri değil mi ve bu olay 1,2,3 gibi sayıları oluşturmakla başlamadı mı? Bu 1kgın neye eşit olduğu neye göre belirlendi sorusuna benziyor. Matematiğin incelediği soyut kavramlara kişioğlunun usundaki ortak dil demek sizce çok mu saçma olur? :)

Matematik 1, 2, 3 diye saymakla başlamadı, kategorize etmekle, felsefeyle ve mantıkla başladı. Öte yandan matematiğiñ incelediği soyutluk, ölçü birimleri değildir; ölçü birimleri fizikle ilgili bir şeydir, matematikle modellenmiştir ve buna aritmetik denir, aritmetik matematiğin kapsamında bulunan sayılar kuramı adlı kuramıñ bir ürünüdür sadece; matematiğiñ kendisi asla değildir. Elbette kişioğlunuñ usundaki ortak dil için matematiği kullanıyoruz ancak matematiğiñ kendisi bu dil değil. Örneğin Türkçe yazmak yérine matematik dilini yazamayız, çünkü matematiğiñ dil olarak kullanıldığı durumlar, dikkat édilirse, yalñızca çıkarım kuralları uygulanacak şeylerdir: örneğin fiziksel olaylar tutarlılık ve çıkarımlanabilir şeyler içerirler, bu yüzden de matematiği dil olarak kullanabiliriz. Ancak bir insanıñ duygu ve düşüncelerini, keyfi yazışmalarını matematikle ifade edemeyiz çünkü çıkarım kuralları uygulayamayız, nesnel değildirler.


Peki matematikçiler olaya ne gözle bakıyor, buldukları kuralların ne olduğunu düşünüyorlar? Demenize göre dediklerim bilgisayara yalnızca daktilo gözüyle bakmak, peki matematiğin bütün alanlarını, uğraşını kapsayan bir ad nasıl bulabiliriz? (Yalnız burada öğbilim sözcüğünün de doğru olmadığı konusunda anlaşmış durumda mıyız?)

Öğbilim, söylediğiñiz açıdan sağlam durmuyor, katılıyorum. Eğer yarı matematikçi sayılırsam (kuramsal fizikçiyim, matematiksel fizik çalışmaları yaptım) bu koñuda matematiğiñ fizikten tek farkınıñ evreni değil ama evren kadar nesnel bir şeyi (soyutluk) incelediğini rahatlıkla söyleyebilirim. Platon'dan beri bu koñu irdeleniyor, Platon matematiksel nesneleriñ soyut bir evrende var olduğunu düşünmüş. Bu koñuda modern görüşü Popper temsil étmektedir ve 20.yy matematik eğitimi ve felsefesi Popper'ıñ ortaya koyduğu bakış açısı ışığında inşa édilmiş durumdadır. Bu bakış açısı da "Popper'ıñ üçüncü dünyası" olarak bilinir. Tabii bunlar matematiğiñ ötesinde kalıyor. Ancak incelemek isteyenler bakabilir.

Matematikçileriñ kendi bulguladıkları şeylere bakışına dönersek, onlarıñ varlıklarını doğrudan kanıtladıkları için ortada bir varlıktan söz édildiğini iyi bir şekilde biliyor ve söylüyorlar. Yani 5 sayısı varlığı eñ az Higgs parçacığı kadar kanıtlanmış bir şeydir, sadece var olduğu yér farklıdır. Yani "5 elma" ile "5 sayısı" aynı şey déğildir.


Bu arada, bu tür irdelemeleri yararlı buluyorum, o yüzden bunu sorgulayıp bu tartışmayı yaptığımız için mutluyum, eñ azından öğbilim karşılığınıñ niteliğini añlamamızı sağladı ve matematik için daha güzel bir karşılık bulmak için ve bazı kavramları ayırt étmek için fırsatımız doğdu. Belki bu bilgi alış vérişi ve irdelemeler bizi güzel bir karşılığa götürür. Belki düşünmek değil de, irdelemek añlamak gibi kavramlar üzerinden matematiği tarif étmeye çalışıp öyle karşılık bulmalıyızdır? Eski Türkçede uk- "añlamak" diye ve irde-/irte- "irdelemek" diye sözcükler var, bunlar ele alınabilir (ben bir şey çıkaramadım).
  • 5

Üyelik görseli
Oktay D.
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7391
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 3304

Ynt: matematik

İletigönderen Furkan Yıldırım » 18 Eki 2017, 00:34

Evet, bende bildiğim konularda felsefî düşünmeyi, değişik bakış açılarından bakmayı severim. Ancak bilmediğim bir öykü anlatıyorsunuz, çok net anımsıyorum: "Matematik sayıların ve işlemlerin bulunması(bu sayıların toplanması) ile başladı ve gelişti." diye okumuştum. Ancak bu çok eskiydi, çocuklara yönelik kolaylaştırılmış bir betikdi belkide. Bu konuyu yeniden araştıracağım.

En baştaki bakış açınız güzel, dediklerimden daha doğru, sonuçta yer çekimi gibi nivton hiç bulmasa da o var olacaktı. Ekleme değil keşif yapıyorlar.

Bilgisayar da 1-0 sayıyor ve belleğindeki bilgileri kullanıyor(sayıyor), doğru ama ben video izleniyor, oyun oynanıyor diye düşünerek öyle demiştim.

Belirlenecek ad için yararlı oldu evet. :)
  • 0

Furkan Yıldırım
Furkan Yıldırım
Dérnek Üyesi
 
İleti: 75
Katılım: 23 Ağu 2017, 21:00
Değerleme: 59

Ynt: matematik

İletigönderen Furkan Yıldırım » 18 Eki 2017, 23:10

Dün matematiğiñ nasıl başladığına değişli araştırma yapacağımı démiştim. Ancak "Bu matematik bize gösterildiğinden değişik bir dal mı acaba?" diye usuma düştüğü için géñel bir araştırma yaptım.

Matematiğiñ nasıl başladığı üzerine net bilgiler yok, tahminler var. Bunlardan bazıları Nil nehriniñ yanındaki tarlaları ölçmekle(añları belirlemekle) başladı diyor, bazıları koyun saymakla başladı diyor.(Küçükken okuduğum gibi)
Benim matematiği bir dil olarak görmem aslında oldukça olağanmış, çünkü bugün bize bilinen her denklemiñ; daha önce bulunmuş, elde olan denklemler, sayılar yada biçimler üzerinden yola çıkılarak bulunduğu biçiminde. Démeli "matematikçi adam bilinen denklemler ve biçimler kullanarak yéñi denklemlere yada biçimlere ulaşır." gibi añlatılıyor. Aslında onlarda haklı çünkü olaylarıñ çıkış öyküsü anlatılsa öğrenciler hiç öğrenmek istemeyecek. Gérekli olan bilgileri bile öğrenmek istemeyen, zorla öğrenen bir çok öğrenci varken.

Eñ çok yararı olan belgesel şuydu: https://youtu.be/quladaYi-IQ
Eñ béğendiğim ve şaşırdığım buluş, İnsepşın filmindeki topacıñ üzerine üçgéñ yérleştirerek iç açıları 180den küçük üçgéñleri bulan Yanos bolyay(janos bolyai). Daha doğrusu önce düşlemiş sonra bunu yapmış. İşin özü ve yordamı da buymuş aslında. Oysaki okulda böyle añlatılmıyor.(Sanırım matematik kanıt gérektirdiği için.) Okulda anlatılan gibi eldeki bilgilerle bét üzerinde işlem yapmak déğilmiş.

Bu iş böyle soyut olarak sürdürülüyor, ancak eñ soñunda yazı diline dönüştürülüyor, démeli matematik soñuçta bir dil olmuş oluyor diyordum. Ancak savlarını hiç somutlaştıramamış, hiç anlatamamış yalñızca kendisi añlamış kimselere de matematikçi diyorlar:Bernard Rîmın.(Bernhard Riemann) Kendisiniñ bulduklarını ancak 50-60 yıl soñra Aynştayn somutlaştırmış. Daha başka buluşları olmuş olabilir de, Aynştaynıñ yazıya döktüğü kavramları da Bernard buldu diye onaylanıyor.

Biz bu bilimi somutlaştırarak yine de dile dönüştürüyoruz. Yertinciñ ortak dili olarak, ancak görüşümü "Matematik benim için dildir." olarak değiştirmem yérinde olacak..(Mühendislik okuduğum için)

Bence eñ géñel ad şu:
Soyutgörübilimi
Matematik

Görü: adGörme yetisi. felsefeDolaysız kavrama.

Somutlaştırılmış biçimine de bir ad vérebiliriz. Ancak soyutgörübilimi déyince öğrenciler eñ başından bunuñ somutlaştılmış soyut kavramlar olduğunu añlayacaktır. Somutlaştırılarak dil biçimine sokulmuş durumuna ad bulsak, bunu mühendisler, doğabilimciler, özbilimciler... vs. kullanacak bunun için sâdili dénilebilir. Gérek var mı, yorum siziñ.

Oktay hocam araştırmaya yönlendirdiğiñiz için sağ olun. :)
  • 5

Furkan Yıldırım
Furkan Yıldırım
Dérnek Üyesi
 
İleti: 75
Katılım: 23 Ağu 2017, 21:00
Değerleme: 59

Ynt: matematik

İletigönderen Oktay D. » 18 Eki 2017, 23:35

Yaptığıñız araştırmayı çok değerli buluyorum, sizi bundan dolayı takdir édiyorum. Bize de güzel bir şekilde sunduğuñuz için ayrıca sağ oluñ.

Matematik için görü sözcüğünü gündeme getirmeñiz çok iyi oldu, felsefedeki añlamı matematiğe oldukça yakın görünüyor. "Dolaysız bir kavrayış disiplini" diyebiliriz belki de matematiğe. Soyut sözcüğü belki de géreksiz bile kalabilir, çünkü "dolaysız kavramak" için soyut düşünmeñiz gérekecektir her durumda.
görübilim
matematik


Furkan Yıldırım yazdı:Bu iş böyle soyut olarak sürdürülüyor, ancak eñ soñunda yazı diline dönüştürülüyor, démeli matematik soñuçta bir dil olmuş oluyor diyordum.
[...]
Biz bu bilimi somutlaştırarak yine de dile dönüştürüyoruz. Yertinciñ ortak dili olarak, ancak görüşümü "Matematik benim için dildir." olarak değiştirmem yérinde olacak..(Mühendislik okuduğum için)

Ben de yukarıda bunu añlatmaya çalışıyordum aslında. Dil olarak gördüğümüz hali doğabilimcileriñ veya mühendisleriñ veya ekonomistleriñ vs kullandığı kısmı oluyor. Bu dili oluşturmaya aslında uygulamalı matematik diyoruz, ama diliñ kendisiniñ adı bu değil.

Buna ayrı bir ad takmak mantıklı olabilir gérçekten. Örneğin bu "dil"e matematikçiler ve biz doğabilimciler model kuramı diyoruz. Yani aslında "bilimiñ dili" dédiğimiz şey, matematiğiñ içinde keşfedilmiş matematiksel bir kuramdan ibaret. Démeli, doğabilimciler evreni aslında modellemiş oluyor, veya mühendisler yapacakları uygulamayı modellemiş oluyorlar, aynı şekilde ekonomistler ekonomiyi modelliyorlar. Model kuramı, bu modellemeniñ nasıl bir dil olduğunu tarif édiyor, yani matematikçileriñ üzerinde çalışması bu "dil"iñ dilbilgisi gibi oluyor :)

Elbette model kuramı gibi bir adı bu "dil"e koyamayız, biraz garip olur. Ancak adlandırmakta kararlıysak belki
kipdil
bilimiñ kullandığı matematiğe eşdeğer sayılan dil, model kuramı

gibi öñeriler düşünülebilir, bilemedim.
  • 5

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7391
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 3304

Ynt: matematik

İletigönderen Furkan Yıldırım » 19 Eki 2017, 00:46

Deminden beri kip yérine né dénilebilir diye düşünüyordum. Çünkü kip "biçim, örnek, kalıp" démek diye. Soñra daha fazla çéviri göstere basınca gördüm ki: felsefede "Önermeleriñ nicelik ve niteliğiyle belirlenen tasım biçimi." añlamına geliyormuş. Felsefi añlam olarak bence nokta atışı yapmışsıñız. Hem görüyü de felsefeden seçmiş olmamızla koşut olması bence çok güzel oldu.
Bu arada belirtmeden géçmiş olmayayım:
Tasım biçimi:Doğru olarak kabul édilen iki yargıdan üçüncü bir yargı çıkarma temeline dayanan bir uslamlama yolu, kıyas.
Uslamlama:Mantık ilkelerine uygun biçimde düşünme ya da bu ilkelerden yararlanarak sorun çözme.
Bu tanımlardan dolayı kip sözcüğünü béğendim. Soñuçta matematik dil olarak kullanıldığında, kanıt yaparken, somutlaştırırken eldeki denklemlerden yéñi denklemler çıkarmak olarak karşımıza çıkıyor.

Eğer béğinilmez ise bence somutlaştırmak yada önermeleri, düşleri yazıya aktarmak, imlerle göstermek añlamına gelen sözcükler bulabiliriz.
  • 0

Furkan Yıldırım
Furkan Yıldırım
Dérnek Üyesi
 
İleti: 75
Katılım: 23 Ağu 2017, 21:00
Değerleme: 59

Ynt: matematik

İletigönderen Furkan Yıldırım » 19 Eki 2017, 04:02

Görübilimi diliniñ şu özelliği(aslında dilininde özelliği bu déğil de biz kanıt yapmak için bét üzerinde böyle işlem yaptığımız için öyle diyorum.) üzerinde déğilde:
Furkan Yıldırım yazdı:Soñuçta matematik dil olarak kullanıldığında, kanıt yaparken, somutlaştırırken eldeki denklemlerden yéñi denklemler çıkarmak olarak karşımıza çıkıyor.

Şu özelliği üzerinde yoğunlaşırsak:
Furkan Yıldırım yazdı:Biz bu bilimi somutlaştırarak yine de dile dönüştürüyoruz.

İmgedili
Model kuramı

felsefeİmge: Duyu organlarıyla algılanmış olan bir neñiñ somut ya da düşünsel kopyası.
Matematiğiñ yordamına uygun oldu. Görübilimi adıyla da örtüştü. Düşündüklerimiziñ, duyu ile algıladıklarımızıñ yazı ile anlatımı, somut kopyası.

Yakında Oktay Sinanoğlunuñ Fizik Kimya Matematik Ana Terimleri Sözlüğü elime géçecek. O neler önermiş bétik gelince onları da yazarım.
  • 0

Furkan Yıldırım
Furkan Yıldırım
Dérnek Üyesi
 
İleti: 75
Katılım: 23 Ağu 2017, 21:00
Değerleme: 59

Önceki

Dön Biçim ile Doğa Bilimleri

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 1 konuk

Reputation System ©'