Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

kılavuz

Sözcükleriñ kökeni üzerine yapılan tartışmaları içerir.

kılavuz

İletigönderen M.calli » 18 Haz 2014, 22:49

kılabuzdan evrilmiş diyorlar ama kılabuz nedir ?
  • 0

Demir tavında düşünce dilde dövülür.
M.calli
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1045
Katılım: 05 Oca 2014, 23:49
Konum: kocaeli
Değerleme: 530

kılavuz

İletigönderen bilimdan » 19 May 2018, 20:59

kılavuz i. (Eski Türk. kulābuz > kulāvuz) [Eski bir Îran dilinden gelmiştir] (Kubbealtı Lügati)

Benzer sözcükler:
kılık Hal ü şan, hareket tarzı, gidiş (Tarama Sözlüğü)

kıbal Değişik ve özel biçim, yol; 1. Biçim (giyim kuşam, görünüş için). 2. Benzer: Şu adamın kıbalı 3. Durum, tarz, yol. (Derleme Sözlüğü)

kıvcı Yol gösteren, kılavuz : Yayla yolu muntazam değil bir kıvcı alalım.
  • 1

bilimdan
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 198
Katılım: 01 Kas 2017, 08:07
Değerleme: 73

Ynt: kılavuz

İletigönderen Oktay D. » 20 May 2018, 00:21

Kübbealtı Sözlüğü bu kökenlemeyi Doerfer'iñ görüşünden almış olmalı. Nişanyan Türkçe kökenli olduğunu söylemiş ancak Doerfer'iñ görüşünü de bildiğini bélirtmiş.
Nişanyan Sözlük yazdı:ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
kulābuz: al-dalīl [[rehber - 'b' sesi 'w'den dönüşmüştür.]], kalın kāz kulāwuzsuz bolmas [[kaz sürüsü kılavuzsus olmaz]]

<< ETü kulavuz yol gösteren, rehber

Not: Türkçe sözcük en erken İbn Faḍlān'ın M 921 yılında Volga Bulgarları arasında yaptığı yolculuk bağlamında kaydedilmiştir. Doerfer sf. 3:1504 bir İrani dil olan Xwarezmceden alıntı olduğunu savunur.

Nişanyan b~w ilişkisini tersten düşünmüş, oysa 11.yy'daki b'li biçim daha eski biçimiñ korunmasıdır, nitekim Eski Uygurca metinlerdeki iki ünlü arasındaki w'li/v'li biçimler Uygur Y ağzınıñ ses özelliğidir.

Sözcük Moğolca biçime sahip görünüyor. Eski Moğolcada -AbA-/-AwA- biçimi -AgU- biçimine evrilir. Örneğin, *tilaba "taş" > çilagu veya *karabal "nöbetçi" > karagul veya *aba- "toplanmak" > agu- gibi. Bu biçimleriñ Türkçedeki karşılıkları géñellikle -AwU- biçiminde oluyor, büyük olasılıkla ya Moğolcadan geçtiği dönemde öyleydiler ya da denktaş sözcükler bu şekilde evrilmişler. Demin vérdiğim örnekleriñ ilki dışında Türkçedeki karşılıkları sırasıyla şu durumda: Eski Türkçe karawul "karakol", Eski Türkçe aw- "toplanmak".

Bu bilgiler ışığında Eski Türkçe kulawuz sözcüğünüñ Moğolcada kulagur olması gérektiğini düşünebiliriz. Böyle bir sözcük var mı bilmiyorum.
  • 1

Üyelik görseli
Oktay D.
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7890
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 4398

Ynt: kılavuz

İletigönderen bilimdan » 20 May 2018, 04:20

From Latin clavis. (İngilizce Vikisözlük)
  • 0

bilimdan
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 198
Katılım: 01 Kas 2017, 08:07
Değerleme: 73

Ynt: kılavuz

İletigönderen Oktay D. » 20 May 2018, 10:14

bilimdan yazdı:From Latin clavis. (İngilizce Vikisözlük)

Latincedeki clavis sözcüğü "anahtarlar" démek, bugün İtalyancada chiavi (/kiya:vi/ diye okunur), İngilizcede key (/ki:y/ diye okunur) olarak bulunuyor. Añlam olarak hiçbir ilgisi bulunmuyor. Vikisözlüğe bu yüzden yañlış girilmiş, dahası kılavuz sözcüğünüñ sanki "anahtar" añlamı varmış gibi yapılmış oysa öyle bir añlamı da ne eski kaynaklarda ne de bugün bulunmuyor.

Öte yandan Eski Bulgar Türkçesinde kolavur "kılavuz, öñder" sözcüğü var (*) Tam hangi yazıtta olduğunu bulabileceğim kaynak dérnek yérleşkesinde kaldı, gittiğimde tam bilgiyi buraya yazarım , ayrıca bu sözcük Avrupa Avarlarına boo kolovros "buğ kılavuz" unvanı olarak geçmiş. Bu örneklerde /z/ yérine görülen /r/ sesi, sözcüğüñ Türkçe olduğunu Latinceden gelemeyeceğini gösteriyor.
  • 4

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7890
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 4398

Ynt: kılavuz

İletigönderen toorku » 24 May 2018, 07:19

clavis iddiasinin devami olarak

https://www.etymonline.com/word/*klau-? ... sreference

*klau-

also *kleu-, klēu-, Proto-Indo-European root meaning "hook, crook," also "crooked or forked branch" (used as a bar or bolt in primitive structures).

It forms all or part of: anschluss; autoclave; clause; claustrophobia; claves; clavichord; clavicle; clavier; claviger; clechy; clef; cloison; cloisonne; cloister; close (v.); close (adj.); closet; closure; cloture; clove (n.1) "dried flowerbud of a certain tropical tree, used as a spice;" cloy; conclave; conclude; disclose; enclave; enclose; exclude; foreclose; include; occlude; preclude; recluse; seclude; slot (n.2) "bar or bolt used to fasten a door, window, etc."

It is the hypothetical source of/evidence for its existence is provided by: Greek kleis "bar, bolt, key; collarbone," klobos "cage;" Latin clavis "key," clavus "nail," claudere "to shut, close;" Lithuanian kliūti "to catch, be caught on," kliaudžiu, kliausti "to check, hinder," kliūvu, kliūti "to clasp, hang;" Old Church Slavonic ključi "hook, key," ključiti "shut;" Old Irish clo "nail," Middle Irish clithar "hedge, fence;" Old High German sliozan "shut," German schließen "to shut," Schlüssel "key."



ancak oktayin tanimladigi bicimiyle (ve yukardaki etimolojinin diger dillerdeki yansimalarina da bakarak) latince olamayacagi asikar
  • 0

noktasızlaştıramalandıramadıklarımızdanmısınız
toorku
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 915
Katılım: 17 Ara 2014, 20:50
Değerleme: 1247


Dön Köken Tartışmaları

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 4 konuk

Reputation System ©'