Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Dini Terimler Kılavuzu

İnançsal kavramları özleştirme çalışmalarını içerir.

Ynt: Dini Terimler Kılavuzu

İletigönderen katiller » 08 Kas 2008, 14:29

beyler hiç mi Allah'tan korkmadınız yahu nasıl bir sûre için kelime uydurursunuz? hele Kur'an için bulduğunuza ne demeli biraz insaflı olalım abartmayalım. Diğer kelimeler içinde bu geçerlidir.
Türk milletinin bin yıldır kabullendiği kelimeleri bir çırpıda nasıl atarsınız?
Nurullah Ataç ve onun kafasındakiler Türkçemizi "Uydurukça" ya çevirdi.

Gerekli açıklamayı bekliyorum...
  • 0

Üyelik görseli
katiller
Türkçeséver
Türkçeséver
 
İleti: 25
Katılım: 08 Kas 2008, 14:16
Değerleme: 0

Ynt: Dini Terimler Kılavuzu

İletigönderen Oktay D. » 08 Kas 2008, 14:38

Oktay D. yazdı:...

Betikte[2] Kur'an'daki Kavramlarıñ Türkçede Karşılığı Yoktur, Savı (60. bet) diye bir başlığıñ altında yazar, 1000 yıllarında yapılan bir Kur'an çevirisinden söz ediyor. Orada tüm dînî terimleriñ Türkçe karşılıkları vardır. Öyle ki her karşılık Türkleriñ İslâm öncesi dönemde kullandıkları sözcüklerdir (bu başlıkta o sözcüklerden birkaçını görüyorum).

Yazar, özellikle Kur'an'da geçen Arapça sözcükleriñ zaten Araplarıñ İslâm öncesi dönemde putlara taparken kullandıkları sözcükler olduğunu örñeklerle açıklıyor ve bunu her keresinde vurguluyor. Bu biçimde 1000 yıllarında (henüz Türkleriñ İslamı yeñi benimsediği ve hiç Arapça sözcük almadığı bir dönemde) yapılmış bu çeviride de tıpkı Kur'an'ıñ Arapça terminolojisi gibi bir Türkçe terminoloji seçildiği görülüyor. Ancak betikte bu çeviriniñ kime ait olduğu geçmiyor.

Dipçe.
[1] düş- "raslamak".
[2] Cengiz Özakıncı, "(Dünden Bugüne Türklerde) Dil ve Din", Otopsi yayınları, 7. basım, 2001.


Özünde ben, dinî terimleriñ o dönemlerden diriltilmesi yañlısıyım. Devriñ din adamları Türkçeyi Arapça-Farsçaya çevirmişler. Biz uyduruyoruz(!). Sanki diğer sözcükler gökten inmiş de bizim türettiklerimiz uyduruk kalıyormuş gibi!
  • 5

Üyelik görseli
Oktay D.
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8557
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 6055

Ynt: Dini Terimler Kılavuzu

İletigönderen Yérbey » 08 Kas 2008, 15:12

katiller yazdı:beyler hiç mi Allah'tan korkmadınız yahu nasıl bir sûre için kelime uydurursunuz? hele Kur'an için bulduğunuza ne demeli biraz insaflı olalım abartmayalım. Diğer kelimeler içinde bu geçerlidir.
Türk milletinin bin yıldır kabullendiği kelimeleri bir çırpıda nasıl atarsınız?
Nurullah Ataç ve onun kafasındakiler Türkçemizi "Uydurukça" ya çevirdi.

Gerekli açıklamayı bekliyorum...


Şimdi kalkıp birine "Türkçe" sövsem (küfür etsem) günah olur ama tapınmalarımı (ibaadetimi) Türkçe yapsam sevam olmaz mı ?

Neden Arapça, yoksa Allah Türkçe bilmiyor mu?
  • 0

"Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik."
Üyelik görseli
Yérbey
Dérnek Üyesi
 
İleti: 484
Katılım: 16 Eyl 2007, 20:38
Değerleme: 70

Ynt: Dini Terimler Kılavuzu

İletigönderen Baturalptürk » 08 Kas 2008, 15:59

Ben kendi adıma konuşıyorum. Nasıl Yüce Kuran'ın anlamı Türkçeye çevrilebiliyorsa surelerin adları da Türkçeye çevrilebilir. Surelerin adlarını Türkçeye çevirmek de günahtır diye bir şey hiç okumadım. Tersine Yüce Kuran'ı anlamak Allah'ın bir buyruğu olduğuna göre onu Türkçe okumak ve anlamak bize sevap kazandırır. Kuran sözcüğü halkın dilinden hiçbir zaman düşmez. Allah sözcüğü de hep kullanılacaktır. Ancak Tanrı dendiğinde ona uygun değil demek bir dinbilmezliği gösterir.
Ben özleştirme yanlısıyım. Sözlükte her yabancı sözcüğün o an için kullanılsın veya kullanılmasın öz Türkçe bir karşılığı olmasını isterim. Ancak tasfiyeci değilim. Halkın sıklıkla kullandığı sözcükleri bir çırpıda atmak da doğru değilir ve zaten olanaksızdır.
En kızdığım noktalardan birisi de"uydurma". Türkçe'nin öz kurallarına göre çok kullanışlı bir sözcük türetirsin adı uydurma olur. Kimi zaman eski sözcükleri diriltmeye çalışırsın ona da yan gözle bakarlar (yanıt gibi). Ama bu kişiler halkın hiç bilmediği Arapça- Farsça sözcükler kullanırlar, kullanmayı teşvik ederler, ya da kullananı eleştirmezler. 200-300 yıllık saray diline -Osmanlıcaya- ata mirası gözüyle bakarlar, Türkçe derler. Ancak 2000-3000 yıllık duru Türkçe'ye (yani Arapça-Farsça'dan aşağılık duygusuyla sözcükler alınıp dilimiz pisletilmeden önce) hiç ata yadigarı demezler. Ya da bizim kültürümüz diye yaymaya çalışmazlar.
Dilinin %90'ının yabancı olduğunu görüp bundan üzülenlere ve bu duruma çare aramaya çalışanlara hep engel olurlar.

Uydurmacı sözünü bir yerde kullanmazlar. Arapça için bir kurul oluşturulup binlerce sözcük dilden atıldığında ve onların karşılığı birer birer "uydurulduğunda" ona hiç uydurukça demezler. Hatta alır onları kullanırlar. Arapça öz bir dil diye övünürler, Türkçe için aynı duyarlılığı göstermezler ve aynı isteği duymazlar.

Beyler, bu durum bir çelişki değil midir? Neden Türkçe'nin öz güzelliklerini yaymayı ve geliştirmeyi istemiyorsun? Neden bu insanlara KATİL damgası vuruyorsun? Neden dilinin TÜRKÇE olmasını istemiyorsun?
NEDEN????

Öte yandan Türkçe ibadetin sakıncalı olduğunu söylerseniz bu boş konuşmalığın vebali altında ezilirsiniz. Kimse kimsenin ibadetine karışamaz, kimseye Arapça ibadet etmiyorsun diye sevabın azalıyor diyemez. Her buduna vahiy gelmiştir. Arapça olarak Kuran'ın inmesinin nedeni de Yüce Kuran'da yazmaktadır.

Konuları bilmeden konuşmayalım...
  • 0

Üyelik görseli
Baturalptürk
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 532
Katılım: 15 Eki 2008, 17:47
Konum: Ankara
Değerleme: 74

Ynt: Dini Terimler Kılavuzu

İletigönderen Oktay D. » 08 Kas 2008, 17:50

Evet, yukarıda söylenenlere katılmamak elde değil. Bu yerlikte çoğu kullanıcınıñ arılaştırmadan[1] çok özleştirme[2] yañlısı olduğu açık. Bu yüzden biri özleştirmeye karşı çıkıyorsa niyeti kötüdür, düşüncesi yozdur.

Bu düşünce, zaten bugüne dek bizleri böyle kandırmıştır. Arapçası ödül (sevap) Türkçesi yâzık (günah). Bunuñ, üzerinde Arapça yazıyor diye çöpe bisküvi paketini atmayan düşünceden ne ayrığı var?

Dipçe.
[1] arılaştırma "tasfiyecilik, yad sözleriñ dilden atılması"
[2] özleştirme "yad sözlerle birlikte herbirinñ Türkçe karşılığınıñ da kullanılması". örñeğin/meselâ, oturak/sandalye, sözcük/kelime gibi sözcükler Türkçede birlikte yaşarlar.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8557
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 6055

Ynt: Dini Terimler Kılavuzu

İletigönderen Ziyahan » 08 Kas 2008, 17:53

Birkaç konuya itirazım olacak:
Bunlardan ilki, Müslüman kelimesinin karşılığı için Esenlikli önerilmiş.
Bu öneri Müslüman sözcüğünün anlamını karşılamıyor!
Esenlik,Ruhsal bir sonuç olabilir ama kelimenin karşılığı Esenlikli değildir. Müslüman kelimesi Teslim kökünden türemiştir ve teslim olmuş manasındadır.

Yine Mü'min kelimesinin karşılığı dayanlış verilmiş. Mü'min kendisinden emin olunan demektir. Emin kökünden türemiştir. Türkçe karşılık türetirken lütfen kelimelerin ait oldukları dillerde karşıladıkları anlamı gözönünde bulunduralım.

Kureyş kelimesi de kentin değil, topluluğun soyun adıdır.

Kur'an-ı Kerim kelimesinin karşılığı da Tanrı Buyruğu olmamalı. Kur'an-ı Kerim tamlamasını inceleyecek olursak,
Kur'an ve Kerim kelimeleri ile karşılaşıyor oluruz. Bu ne demektir?
Kur'an, ikra, yani okumak fiilinden türemiştir.  Okunacak olan anlamına gelir. Okunacak kitap gibi. Kerim de bildiğiniz gibi yüce,soylu,değerli anlamlarını taşır. İçerikleri itibariyle Tevrat'ta,Zebur da,İncil de Tanrı Buyruklarıdır. Ama bunların da genel adları vardır. Özel demiyorum aksi takdirde çeviri mümkün olamazdı zaten.
Ek bilgi olarak şunları da söylemeliyim, Kur'anda, Kur'an'ın kendisini andığı bazı sıfatlar, nitelemeler vardır. Nedir bunlar?
1, Kerim, 2, Mubin (Her şeyin apaçık olduğu), 2,Zikr(Mesaj,çağrı,hatırlatma,uyarıcı anlamında), 3, Mufassal (Her şeyin detaylandırıldığı),4Furkan(iyiyi kötüden ayıran), Kerim(Büyük,yüce,soylu) gibi. Karşılık olarak bu nitelemelerden birinin önerilmesi daha uygundur görüşümce.
Kur'an-ı Kerim'in kutsal bir ad olduğunu düşünmüyorum. Kur'an kelimesinin kendisi de bir sıfattır. Sıfat-fiildir. Okunacak manasındadır. Kur'an-ı Kerim'in bizzat kendisinde 16/44- (O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik." şeklinde bahsedilmektedir.  Yani bir sıfat olarak kullanılmıştır ve özel isim değildir!
Anlam olarak şöyledir, biz bu okunacak olanı, okunanı, insanların düşünmesi için gönderdik. Dolayısıyla, benim fikrim, Kur'an'ın içeriğinde, kendisi için kullandığı sıfatlardan birinin Türkçe karşılığını kullanmak.
Yukarıda saydığım sıfatların pek çoğu Kur'anda tekrar ettiğinde, parantez içerisinde Kur'an olarak yazılır:
15/6- Dediler ki: “Ey kendisine Zikir (Kur’an) indirilen kimse! Sen mutlaka delisin!”

Hatta Kur'an çevirilerini, bu sıfatlar ile adlandıranlarda vardır. Örneğin Edip Yüksel'in Kur'an çevirisinin adı Mesaj'dır (Arapça karşılığı Zikr)
Akit gazetesinin zamanında yayınlamış olduğu Kur'an çevirisinin adı da Furkan(İyiyi kötüden ayıran)'dır.

Edip Yüksel'in; Kur'an çevirilerinde hep Kerim sıfatının seçilmesinin ideolojik bir tercih olduğunu belirten görüşleri vardır.
Edip Yüksel'e göre, bu Kur'an'ı anlaşılmaz, halktan uzak, halkın anlayamayacağı bir yere oturtmak için sıklıkla tercih edilmiş Kur'an'ın kendisi için hatırlattığı diğer sıfatlar (Mubin(apaçık olan), Mufassal (Her şey iayrıntıları ile açıklayan),Zikr(Mesaj,çağrı) gözardı edilmiştir.

Sure adlarının Türkçeleştirilmesinin de kutsala aykırı bir davranış olduğunu düşünenler, Bir Esbab-ı Nuzul Tefsri (İniş Nedenine Göre Açıklaması) incelemelerini öneririm.
Sure(Bölüm) adları, içeriğinde bahsedilen olaylara göre verilmiştir. Örnek Al-i İmran (İmran ailesinden bahsedilen suredir), Bakara(İnek anlamındadır, ve İsrailoğullarından bahsedilen suredir.), Nisa(Kadın anlamındadır ve surenin kendisinde kadınlara pek çok öğüt vardır.), Tebbet (Ebu Leheb'den onun zulmünden ve eşinden bahseder.) Fil ( Fil olayı olarak bilinen olayı anlatır.)

Malesef surelerin bu arapça adlarını ezbere bilenler, şuna hiç dikkat etmiyorlar, Kur'an'ın pek çok yerinde, Düşünmez misiniz? uyarısı vardır. (Tefekkür etmez misiniz? Akletmez misiniz?) Buan rağmen Kur'an'ın hiçbir yerinde Hıfzetmez misiniz? (Ezberlemez misiniz, ezberleyiniz) uyarısı yoktur!

Yine Yunus suresinde, şiddetli bir uyarı vardır
"Allah pisliği, aklını kullanmayanların üzerine yağdırır!"



Ziyahan ALBENİZ
  • 5

En soñ Ziyahan tarafından 08 Kas 2008, 18:09 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Ziyahan
İlgili
İlgili
 
İleti: 11
Katılım: 18 Eki 2008, 15:42
Değerleme: 10

Ynt: Dini Terimler Kılavuzu

İletigönderen Oktay D. » 08 Kas 2008, 21:23

Sayın Ziyahan,

Çok aydıñlatıcı bilgiler verdiñiz, sağoluñ. Bize de bu tür bilgileri verecek kişiler gerekiyor. Birçok yañlışımızı ancak bu biçimde düzeltebiliriz.

Türkçede "teslim etmek" añlamına gelen *uyur- sözcüğü alınabilir. Özünde uyruk sözcüğü "uyurulmuş, teslim edilmiş" añlamındadır. "Teslim olmak" añlamı, uy- "uymak, izlemek, izinden gitmek" sözcüğünde diriltilebilir[1] ("uyur-" onuñ ettirgen hali olur). Bu durumda uyunç[2] sözcüğü "1. teslimiyet, 2. İslâm" añlamında kullanılabilir. Buradan yola çıkarak, uyan/uygan[3] sözcüğü "Müslüman" için kullanılabilir.

kerim sözcüğünü kutsal[4], kutayı[5] gibi sözcükleri dirilterek karşılamak güç değildir. Kur'an sözcüğünü de okunç (adıl) ya da okunuş (ad) olarak düşünebiliriz. Soñuçta Kutsal Okunç ya da Kutsal Okunuş gibi bir tamlama oluşacaktır. Söz ettiğiñiz añlamı tümüyle karşıladığını sanıyorum.

Zikr için añıl[6] sözcüğü kullanılabilir. Nitekim bu sözcük erkek adı olarak kullanımdadır.
Mufassal için ayırsak[7], Furkan için ayıran/ayırgan[8] olabilir.

Dipçe.
[1] uy- < Eski Türkçe ud- "izlemek, takip etmek, uyum sağlamak"
[2] uyunç, eylemden adıl/ad yapan +nç eki ile.
[3] uyan/uygan, eylemden adıl yapan +gan, demeli Anadolu (Türkiye) Türkçesindeki biçimiyle +an eki ile.
[4] kutsal < kutsa- "mutlu olmayı istemek" +l "eylemden adıl yapan ek" < kut "mutlu"
[5] kutayı < Eski Türkçe kutadgu < kutad- "mutlu yapmak" +gu "eylemden adıl yapan ek" < kut "mutlu". Bakıñız: kutadgu bilig "mutluluk veren bilgi"
[6] añıl < añ- "anmak, zikretmek" +l "eylemden adıl yapan ek"
[7] ayırsak < ayırsa- "ayırmak istemek" +k "eylemden ad yapıp soñuç añlamı katan ek" < ayır "ayırmak" < Eski Türkçe adır- "ayırmak, fark etmek" < ad- "bölmek, ayrı tutmak"
[8] ayıran < Eski Türkçe adırgan "ayıran, ayırgan" < adır- "ayırmak, fark etmek" < ad- "bölmek, ayrı tutmak"
  • 4

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8557
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 6055

Ynt: Dini Terimler Kılavuzu

İletigönderen Ziyahan » 08 Kas 2008, 22:26

Değerli Oktay Bey;
Mufassal için ayırsak[7]  kelimesini önermişsiniz. Dipnot'ta da [7] "ayırsak < ayırsa- "ayırmak istemek" +k "eylemden ad yapıp soñuç añlamı katan ek" < ayır "ayırmak" < Eski Türkçe adır- "ayırmak, fark etmek" < ad- "bölmek, ayrı tutmak" açıklaması verilmiş.

Mufassal kelimesi, Arapça FSL fiilinden türemiş ve her şeyin detaylıca açıklandığı anlamına gelmektedir.

Dolayısıyla ayırsak kelimesi, bence Furkan kelimesinin karşılığı olarak daha uygundur. Ama Furkan için yaptığınız öneri, ayırsak kelimesinden çok çok daha iyi bir öneridir. Ayıran!

Furkan iyiyi kötüden ayıran demektir. Anadolu insanının kullandığı Yaba (sap ile samanı ayıran) kelimesi de mecazi anlamda bu kelimeyi karşılıyor. Tabii ki birebir değil. Ve din gibi ciddi bir alanda, mecazi anlamlara yaslanmak pek tabii olmaz!







Saygılarımla!
  • 5

En soñ Ziyahan tarafından 08 Kas 2008, 22:34 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Ziyahan
İlgili
İlgili
 
İleti: 11
Katılım: 18 Eki 2008, 15:42
Değerleme: 10

Ynt: Dini Terimler Kılavuzu

İletigönderen Ziyahan » 08 Kas 2008, 23:22

İlginç bir köşe yazısı okumuş idim Milliyet gazetesinde.
Güneri Civaoğlu'nun "Beni Hatırlayınız!" başlıklı yazısı.
O yazıda, Behçet Kemal Çağlar'ın, Kur'an için yaptığı Nazım(Şiirsel) çevirilerden birkaç örnek var, aşağıya aktarıyorum:
İHLAS Suresi:

Söyle ki gündüz gece
Tanrı tek Tanrı yüce
O doğmaz ve doğurmaz
Kimse O’na denk olamaz...

ALAK Suresi :

Candan seslen, Rabbin yanında hazır
Temiz tut gönlünü koy secdeye baş.

MAUN Suresi:

Yazık gösteriş için namaz kılana
Yoksula yardımdan uzak kalana
Öksüzü hor görüp azarlayana
Ödünç vermeyi de ayıp sayana
Onun nasibi yok imandan yana.

LEYL Suresi:

Bir kul ki yardım sever, bir kul ki hakkı tanır,
Yüreği bu sayede arınır, aydınlanır.
Karşılık beklemeden iyilik yapar her sabah.
İşte böyle kulundan razıdır elbet Allah.

FATİHA:

Hamd, evrenler sahibi yüce Allah içindir.
Allah ki acıyandır, koruyandır, sevendir;
Günü gelince ancak
O’dur hesap soracak.
Tek sana tapar, senden medet umanlarız biz...


Kaynak http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetayArsineri%20=84
  • 0

En soñ Ziyahan tarafından 09 Kas 2008, 08:22 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Ziyahan
İlgili
İlgili
 
İleti: 11
Katılım: 18 Eki 2008, 15:42
Değerleme: 10

Ynt: Dini Terimler Kılavuzu

İletigönderen Oktay D. » 08 Kas 2008, 23:32

Ziyahan Bey,

Benim gördüğüm kadarıyla, din terminolojisinde mecâzî añlamlar çoktur. Ancak şimdilik örñek gösterecek deñli donanımlı değilim.

Evet, "ayıran" türetimi Arapçadaki sözcüğüñ Türkçe eşleniği oluyor: furkan, Arapça frq "ayırmak" kökünden geliyor, onuñ fe˘lān "yapan" kalıbıdır. demeli fark sözcüğüyle kökteş.

Dediğiñizde haklı sayılırsıñız: mufassal, fśl "yarmak, bölmek, ormak" kökünden gelir. Kalıbı mufa˘al "yapılmış, yapık" dır. Demeli fasıl "bir tür eğlence" ile kökteş. Buradan hareketle, bölük, oruk "mufassal" añlamı karşılanır.
Karşılaştırıñ:
yır "müzik parçası, şiir bölümü" < *yarır < yar- "bölmek, yarmak"
fasıl "müzik yapıtınıñ bir bölümü" < fa˘ıl kabılında fśl "yarmak, bölmek"
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8557
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 6055

Ynt: Dini Terimler Kılavuzu

İletigönderen Ziyahan » 09 Kas 2008, 00:57

Dediğiñizde haklı sayılırsıñız: mufassal, fśl "yarmak, bölmek, ormak" kökünden gelir. Kalıbı mufa˘al "yapılmış, yapık" dır. Demeli fasıl "bir tür eğlence" ile kökteş. Buradan hareketle, bölük, oruk "mufassal" añlamı karşılanır.
Karşılaştırıñ:
yır "müzik parçası, şiir bölümü" < *yarır < yar- "bölmek, yarmak"
fasıl "müzik yapıtınıñ bir bölümü" < fa˘ıl kabılında fśl "yarmak, bölmek"
[/quote]

Oktay Bey;
Mufassal kelimesi ayrıntılandırılmış, detaylandırılmış manasındadır. Kökü evet, "ayır" fiil köküdür. Ama oradan türemiş ve bambaşka bir anlam kazanmıştır. Detaylandırmak manasına gelmiştir. Bunun arapça karşılığı da  "tafsilat" tır.
Eğlence karşılığı fasıl'ın yan anlamıdır. Fasıl'ın gerçek anlamı bölümdür. Sanırım ona bu tür "eğlence" anlamını izafe eden, TDK'nın sözlüğünde de belirtiği gibi[1] parçanın ayrılmış, bölümlenmiş kısmını ifade etmesi bakımındandır.
Dolayısıyla, şahsi görüşüm, önerinizi, yani Musaffal'a yaptığınız "bölük" ve "oruk" önerinizi uygunsuz bulduğumu söyleyebilirim.
Arapçada, latin harfleriyle yazılan "Mu" eki, fiili sıfat yapan bir ek sanırım. İncelemediğimi itiraz edeyim.
Yani Kur'an'ı bu sıfatlarından birinin Türkçe karşılığı ile anmak durumunda, benim önerim, ayrıntılandırılmış ve türevi sözcükler olacaktır. Nitekim Kur'anda bu konuda şöyle pasajlar bulmak mümkün:


(Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik. Nahl: 89 (Diyanet'in yeni meali. Arapça aslının latin harfleriyle yazımına bakarsanız musaffal kelimesini görecekseniz)



1-  müzik  Peşrev, nakış, şarkı, saz semaisi vb. parçaların belli bir sıraya göre çalınıp söylenmesi:
      "Radyo ince sazdan sultaniyegâh faslına başlamış."- A. İlhan.
  • 0

Ziyahan
İlgili
İlgili
 
İleti: 11
Katılım: 18 Eki 2008, 15:42
Değerleme: 10

Ynt: Dini Terimler Kılavuzu

İletigönderen Oktay D. » 09 Kas 2008, 01:45

Özünde, kendimi doğru açıklayamadım. Tabi ki bölük, oruk sözcüklerini mufassal sözcüğünüñ dinî añlamına karşılık olarak önermedim. Sadece yapısını vermek istedim. Kipe kip çevirdim sadece. "fasıl", "yır" karşılaştırmasını sözcük yapılarını karşılaştırmak için vermiştim.

Dipçe.
O süreniñ Arapçasında "mufassal" sözcüğü geçmiyor.
bölüm: وَنَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ تِبْيَانًا لِّكُلِّ شَيْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً وَبُشْرَى لِلْمُسْلِمِينَ
yazı çevrimi: "... wä näzzälnä ăleyk el-kitâb tebîlnä' läkul şî wä hudäy wä raHmät wä buşräy el-muslümîn"
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8557
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 6055

Ynt: Dini Terimler Kılavuzu

İletigönderen Ziyahan » 09 Kas 2008, 02:05

Sanırım sureyi yanlış verdim, düzelteceğim. Kusura bakmayın!
  • 0

Ziyahan
İlgili
İlgili
 
İleti: 11
Katılım: 18 Eki 2008, 15:42
Değerleme: 10

Ynt: Dini Terimler Kılavuzu

İletigönderen bensay » 10 Kas 2008, 21:09

Müslüman için DLT'de aşağıdaki bilgi yer alır:

     çomak : üygurlar'ca ve bütün Müslüman olmayan halk tarafından Müslümanlar'a
     verilen ad, Müslüman .I, 381;II, 3 § çomak eri; Müslüman.I, 381  

Kuşkusuz bu bugün kullanılamaz. Bir bilgi anımsatısı olarak değindim.

Karahanlılar sanırım "boyun veren" demişler. Bir arkadaş bu yerlikte bildirmişti. Olmadı, boyun sunan>sunağan = müslüman, sunağanlık = müslümanlık, İslamiyet? Bir us devindirisi...
  • 0

http://www.gelgelturkce.blogcu.com
https://www.facebook.com/OzlestirmeKilavuzu
Evrensel olan kavramlardır, sözcükler ulusal olabilir, dahası olmalıdır.
Üyelik görseli
bensay
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 3163
Katılım: 03 Eyl 2007, 14:19
Konum: istanbul
Değerleme: 1835

Ynt: Dini Terimler Kılavuzu

İletigönderen Yérbey » 10 Kas 2008, 21:40

Azu  sungan tek başına yeterli olur.

müslüman > sungan
  • 0

"Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik."
Üyelik görseli
Yérbey
Dérnek Üyesi
 
İleti: 484
Katılım: 16 Eyl 2007, 20:38
Değerleme: 70

ÖncekiSoñraki

Dön İnanç

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 2 konuk

Reputation System ©'