Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

cehennem ve cennet

İnançsal kavramları özleştirme çalışmalarını içerir.

Ynt: cehennem ve cennet

İletigönderen datadeveb » 08 Eki 2018, 01:54

Furkan Yıldırım yazdı:
datadeveb yazdı:
TürkçeSözlük78 yazdı:Balı sevmiyorsak cennetten nefret mi etmemiz gerekiyor şimdi? ;D Cennete neden bal denildiğini anlayamadım, biraz saçma geldi. Bunun yanında kutra ve odra çok güzele benziyor. "Yut"un da felaket demek olduğunu bilmiyordum. Aktarma Sözlüğü'nde felaket için "yukavut" yazıyordu. Bir tane yırıma bu sözcüğü koymuştum.


Çocularını severken "balam" vs derler. "The Horde" adlı yapımı izlersen orada kocaman oğlunu "balam" diye diye seven bir kesiti yakalarsınız 22. dakika dolaylarında. Ayrıca bu yapımda bol bol türkçe sözcük bulup gündemleyebilirsiniz.
Balam ile bal yada balım aynı kökten gelmiyor. Balam "oğlum, çocuğum" añlamında, bala "oğul, yavru, özellikle kuş yavrusu" sözcüğünden geliyor. Yañlış añımsamıyorsam siz bir kaç kez daha aynı kökten gelmeyen sözcükleri aynı kökten geliyormuş gibi düşünmüştüñüz. Bu çok yañlış bir yaklaşım. Bu gül "bitki" ile gül- "gülmek" sözcükleriniñ aynı olmaması kadar basit. Örñeğin gerçek, geri, germek, gez, gezi gibi... sözcükleriñ hepsi ge- gibi bir ortak kökten gelmiyor. Sözcükleriñ köklerini öğrenmek için hepimiziñ yaptığı gibi kökenbilim sözlüklerini Gülensoy, Nişanyan , bu alañda yazılan öğretici bétikleri Marcel Erdal inceleyebilirsiñiz.(yalñızca her okuduğunuza inanmayıñız :))


Bu alanın ustası değilim. Bu bilinen bir şey. Yol tutumlarınız ile örtüşmeyen düşünme yöntemlerim an gelir kendini gösterebilir. Burada olduğu gibi. Öncelikle balyöre sözcüğünü "bala" ile eşleştirerek düşünmediğimi belirteyim. Bala sözcüğünün yavrular için söylendiğini biliyorum. Yavrulara gelince sevimlilik, tatlılık gibi özellikleri var diye bal sözcüğüyle bir ilişkilendirilmesi olasılığını bir yanda tutarım. Bu nedenle bir başka açıdan da değinmek için bala sözcüğünü gündeme getirdim. Çünkü çocuklar cennet yaşantısına bir aralık gibidir. Birçok sözcükte benzer tuttumu üsteleyici olmamak koşuluyla gerçekleştiririm. Bu sözcüklerdeki seslere yüklenen anlam nedniyle duygulara değip geçmesiyle alakalı bir durumdur. Sözcüğe yüklenen anlam ile seslerin tanıtıldığı anlamlar birbirine yakın olunca yer yer algıları istenilmeyen sapaklara yöneltebilir. Sapaklarda kalışları uzun olmasa da sapıp çıkılan durumlar oluyor. Bazı yabancı kaynaklı sözcükleri benimseyebilmenin altında da biraz bu durum yatar.

Balyöre önerime gelince. Bal sözcüğünü türkiyede anlaşılan tatlı olan tatlı olarak önceledim. Tatlı sözcüğüne bakacak olursak acı, ekşi, bal bunların her biri bir tatdır. Tatlı denilince "tadı olan" olarak algılamamız gerekirken bize şekerliliği düşündürtmemizi sağlayan dayanaklar bulmuştur. Belli ki dil kuralları dışında birşeyler olmuş diye düşünürüm.

Balyöreyi cennet sözüyle eşleştiremeyenlere yardımcı olur ümidiyle "balayı" sözcüğünü örnek veririm. Eğer sözcüğe yine bakarsanız "balyöresi" diye yazmamış olduğumu görebilirsiniz. Ki ballar bölgesi gibi bi anlamı düşünerek önermediğimi gösterir. Bunlarla birlikte ek olarak cennette bal ırmağı gibi güzelliklerin olduğu dini kaynaklarda geçer. Bu durumda cennet sözcüğüne karşılık olabilecek bir dayanak olur. Bir diğer açıdan cennet arapçada kıyamet sonrası acısız ve istenilen yurt olmasının yanında yeryüzünde bahçe olarak bildiğimiz yeşillikli veya özen gösterilmiş yerlere de deniyor.

Diğer önerim gülyöre de gül sözcüğünün dokunduğu anlamlar nedeniyle önerimi sundum. Gül bitkisi ile gülmek ikisi de güzel şeydir. İkisine de dokunur. Gül bitkisi + yöre ile gül çiçeği gibi bir yöre olduğu anlamı üzerine kurulan bu önerimde de aynı durumu yapmış olmaktayım. Bir taşla birden çok kuş vurmak. Dolayısıyla "gül" sözcüğünden bu iki anlamı da bir biçimde dokunabiliyor olma olanağını değerlendirdim.

Acıyöre de hem dil tadı olarak hem de yaşam tadı veya yaşantı biçimi anlamı olarak kendini gösterebilen bir öneri olarak değerlendirilebilir.
  • 8

Deveb Önyüz Çatısı
data-deveb.github.io
Üyelik görseli
datadeveb
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 851
Katılım: 31 Tem 2018, 18:20
Değerleme: 532

Ynt: cehennem ve cennet

İletigönderen Furkan Yıldırım » 09 Eki 2018, 01:46

datadeveb yazdı:Bu alanın ustası değilim. Bu bilinen bir şey. Yol tutumlarınız ile örtüşmeyen düşünme yöntemlerim an gelir kendini gösterebilir.
Usta olmanız gerekmez ki. Hepimiz o kaynaklara başvuruyoruz. Hatta ben bildiğim néñ şéy lerde bile emin olmak için yéñiden bakıyorum. Usta kişiniñde izleyeceği yol aynı, acemi kişiniñde. Koñu yöñtemse tamam, ancak aynı kökten geliyor sanarak bunları öñeriyorsañız diye démiştim.
datadeveb yazdı:Birçok sözcükte benzer tuttumu üsteleyici olmamak koşuluyla gerçekleştiririm. Bu sözcüklerdeki seslere yüklenen anlam nedniyle duygulara değip geçmesiyle alakalı bir durumdur. Sözcüğe yüklenen anlam ile seslerin tanıtıldığı anlamlar birbirine yakın olunca yer yer algıları istenilmeyen sapaklara yöneltebilir. Sapaklarda kalışları uzun olmasa da sapıp çıkılan durumlar oluyor. Bazı yabancı kaynaklı sözcükleri benimseyebilmenin altında da biraz bu durum yatar.
Öñcelikle burada düşüncelerimizde üsteleyici olabiliriz, düşüncelerimiziñ doğruluğu koñusunda insanları ikna étmeye çalışabiliriz. Ancak dayatmacı olamayız. Bunlarıñ yañında kaba koñuşmamakta ve ağız dalaşı çıkarmamakta yazışmacı adına yarar var(zaten bunları yapmıyorsuñuz). Birde dil dışı paylaşımda bulunmamak dışında yazışmalığıñ çok bir kuralı yok.
İkinci olarak; bu bir sözcüğüñ birçok añlama değinmesi olayı Türkçede var olmayan bir özellik.(Kural déğil, özellik) Atalarımız sözcük türetirken böyle bir tutumda bulunmamış. "Şu kökten türetelim, şuna da beñzemiş olsun, gönderme olsun" démemişler. Bu durum Türkçeniñ sözcüklerinde daha kesin añlam bulunmasına, bir sözcüğüñ az sayıda anlam barındırmasına yol açıyor. Örñeğin İngilizcede géñel olarak sözcükleriñ anlamı 10uñ üzerindedir, ancak Türkçede géñel olarak 5iñ altındadır. Yabancı kökenli sözcüklere dikkat éderseñiz hep altı boş kalır, ulusuñ bir kısmı için başka, bir kısmı için başka bir añlamdadır. Hatta kişiden kişiye bile değişebilir. Ancak Türkçede sözcükleriñ altı doludur, (géñel olarak) kısa ve kesin añlam içerir. Bu nédenle yabancı bir sözcük için bir kaç Türkçe sözcük türetilmesi gerekebiliyor. Bu eseme mantık yle sözcük türetilirse Türkçe sözcüklerde bu bahtsızlığa uğrayabilir. Çünkü sözcüğüñ halk tarafından karşılanması yabancı sözcüklere beñzer olacaktır.

datadeveb yazdı:Balyöreyi cennet sözüyle eşleştiremeyenlere yardımcı olur ümidiyle "balayı" sözcüğünü örnek veririm.
Evet, türetim açısından beñziyorlar. Bunu örñek göstererek sözcüğü öñerdiğiñizde daha kabul édilir duruyor.
datadeveb yazdı:Diğer önerim gülyöre de gül sözcüğünün dokunduğu anlamlar nedeniyle önerimi sundum. Gül bitkisi ile gülmek ikisi de güzel şeydir. İkisine de dokunur. Gül bitkisi + yöre ile gül çiçeği gibi bir yöre olduğu anlamı üzerine kurulan bu önerimde de aynı durumu yapmış olmaktayım. Bir taşla birden çok kuş vurmak. Dolayısıyla "gül" sözcüğünden bu iki anlamı da bir biçimde dokunabiliyor olma olanağını değerlendirdim.
Ancak şu farklı kökten gelen diğer sözcüklere değinmesi olayı bana pek sıcak gelmedi. Zekice bir düşünce belki ancak dile zarar véreceğini düşünüyorum. "Bundan sonra Türkçede cümleniñ öğeleriniñ dizilimi Avrupa dillerindeki gibi olsun" démeye benzeyen bir durum. Yabancı sözcük yok ancak yabancı bir özellik var. Her hangi bir dile öykünme taklit étme olmasa da yabancı.

Démeli bu yöñtem bence iyi déğil. Türkçeniñ kurallarını göz öñünde bulundururken özelliklerini de göz öñünde bulundurmalıyız diye düşünüyorum.
  • 4

Üyelik görseli
Furkan Yıldırım
Furkan Yıldırım
Dérnek Üyesi
 
İleti: 205
Katılım: 23 Ağu 2017, 21:00
Değerleme: 298

Ynt: cehennem ve cennet

İletigönderen datadeveb » 09 Eki 2018, 02:12

Önerdiğim sözcüklerde dokunuş var derken yabancı bir yere girdiğinizde tanıdığınız bir kokuyu alıp kendinizi yabancılık duygusundan biraz daha uzaklaştırabilmiş olmak gibi düşünülmesini bekliyorum. Sözlükte tanımlı anlam ne olursa olsun düşünüşümüz sözcükler üzerinde anlam dokusunu öngöremediğimiz yollara sokabiliyor. Dil kurallarıyla ilgili değil. Dilin doğasıyla ilgili bir durum. Dil kurallarına göre bir bozukluk gibi görülebilirken barındığı ortamın benzersiz güzeli olarak algılanabilir. Önerdiğim sözcüklerde dil kurallarına uyum var. Ancak sanki balayöre diyeceklermişte balyöre demişler gibi ya da birisinin gülmeyi koşul koşmuş düşündürmesi gibi gülyöre denmesi... Bu sözcük önerilerinin duygusal dokunuşlarına da bakmak gerek. Çünkü sesi söylenişi bile duyguları etkileyebilecek durumda olursa sözcüklerin barınışı daha kolay sürdürülebilir olur.
  • 0

Deveb Önyüz Çatısı
data-deveb.github.io
Üyelik görseli
datadeveb
Deveb Önyüz Çatısı
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 851
Katılım: 31 Tem 2018, 18:20
Değerleme: 532

Ynt: cehennem ve cennet

İletigönderen Furkan Yıldırım » 09 Eki 2018, 02:52

Teorik olarak evet bir kuralsızlık yok ancak "zarar vérir" tahminime bir örñek véreyim: gül "bitki" ve yöre sözcüklerini birleştirerek gülyöre dédik, ancak gülmek éylemine de koşut olsun, gülmek usa gelsin dédik... Burada şöyle bir durum var, éylemler ek almadan adlaşamazlar, démeli éylém gül sözcüğünü düşünmek kurallara aykırılık oluşturdu işte burada. Bunuñ gibi daha da istenmeyen durumlar ortaya çıkacaktır. Bu durumu kurallardan bağımsız, insanlarıñ diğer sözcüğü de usuna getirmesi gibi düşünüyorsuñuz ancak bu durumda kurallara aykırılık çıkabiliyor yine de.

Bu gibi öykünmeler daha önce de dénenmişti, ancak Türkçeniñ kendi içinde déğil, diğer dillere öykünmeydi. Örñeğin uzman~fachmann, buldozer~yoldüzer… gibi. Bu durum çokça eleştirilmiş ve géñel olarak doğru bulunmamıştı. Siziñ öñeriñiz beñzer bir durumuñ Türkçe içinde olması. Bu yöñtem nasıl karşılanır bilmiyorum ancak ben çok sağlıklı bulmadım. Bu kez sorun sözcükleriñ özgün olmaması déğil, diliñ özgünlüğünü yitirme tehlikesi.

Bence kalıcılık eskiden sağlandığı gibi doğru türetimler yaparak sağlanmalı. O da olmuyorsa kuralları aşmak yérine dil bilinci oluşturulmalı. Ben kalıcılık için Türkçede göndermeler, koşutluklar sağlanması bir yaña dursun, yéñi türetilen bir sözcüğüñ ilk duymada hiç tanıdık gelmemesiniñ, añlaşılmamasınıñ bile sorun olmayacağını düşünüyorum.(Bu koñuda da açıklamalar yapabilirim) Öñemli olan kullanılmasını sağlamak. (Eğer bu koñuya devam étmek istiyorsañız koñuyla ilgili başlığa, yada yéñi başlık açıp ona yazıp burada linkini paylaşırsanız daha sağlıklı olur, bu koñuyu burada tartışarak kuralları çiğniyoruz.)
  • 0

Üyelik görseli
Furkan Yıldırım
Furkan Yıldırım
Dérnek Üyesi
 
İleti: 205
Katılım: 23 Ağu 2017, 21:00
Değerleme: 298

Ynt: cehennem ve cennet

İletigönderen bensay » 16 Ara 2018, 19:12

Aysu Ata'nın "Karahanlı Türkçesinde İlk Kur'an Çevirisi" adlı yapıtında "tamu" ya ilişkin genele yaygın anlayışın tersine bu sözcüğün Türkçe olabileceği yönünde bir yorumlama yapılmış, görüş kısaltılmış alıntılamalarla aşağıdadır:

"... Söz konusu kelimeyle ilgili olarak tamıt-... tamtul-... tamdur-... da metinlerde yer almaktadır... Clauson, tamıd- için (F) ibaresini kullanmış ve kelimeyi Çince yen < diam ile ilişkilendirmiştir... Kırgızcada Clauson'nun belirttiği gibi tamız III 'tutuşturmak, yakmak' yanında aynı kökten gelen tamızgı II 'ateş tutuşturmaya yarayan nesne' tamızgılık ve tamıl- da geçmektedir. ayrıca Kırgızcada tamduk ve yukarıda verdiğimiz türevlerin kökünü açıklayacak nitelikte olan tam- IV 'tutuşmak, yanmak' fiili de yer almaktadır. Bu durumda Clauson'un tamıd-'yı Çince bir kelime ile ilişkilendirmesi görüşü de çürütülmektedir. Kırgızcada 'tutuşmak, yanmak' için tam- fiilini bulmamız, bizim bu güne kadar yapılmış çalışmalarda tamu 'cehennem' için söyenilen "Sogdçadan alıntı kelime" açıklamasını soru işareti ile karşılamamıza neden olmuştur. Köktürk ve Uygur metinlerinde tamu, daha sonra tamuğ şeklinde sıkça geçen bu kelime bugünkü Türkçelerin çoğunda da küçük söyleyiş farkları ile yaşamaktadır... En eski metinlerde tamu sonra tamuğ olarak geçen bu kelime eğer söylenildiği gibi alıntı bir kelime (S Sogd. tmw) ise bu ikilik nasıl açıklanabilir? Ayrıca alıntı bir kelimenin gerek tarihi gerekse çağdaş Türk dillerinde yaygın kullanımda olması biraz düşündürücüdür. Bize göre Eski Türkçedeki tamu kelimesinin dile ilk girişinde ilk etken Sogdçadaki tmw olabilir. Fakat aynı kelimenin Karahanlı dönmiyle beraber tamuğ şeklini alması, Kırgızcada geçen tam- fiili ile ilgili olabilir. tam-...-u(ğ) ile 'tutuşan, yanan şey, ateş' ve oradan 'cehennem' anlamını kazanmış olmalıdır. Tercümede Arapça "cehennem"in Türkçe karşılığı tamuğ otı 31/58a2'dır. Bu da tamuğ ve ot arasındaki ilgiyi bir bakıma ortaya koymaktadır."


Bu arada Nişanyan'ın verdiği bilgiye göre cehennem anlamındaki Soğdça "tmw"nin kök anlam içeriği "karanlık, gece" ile ilgili olup, İslamiyette ise cehennem deyince usa ilk gelen "ateş, kızgın ateşte yanma" olmaktadır. Nitekim;

"Artık o ateşten sakının ki, onun tutuşturucu odunu (kâfir) insanlarla taşlardır. O (ateş) kâfirler için hazırlanmıştır. " (el-Bakara, 2/24) "Kâfirler için hazırlanan ateşten korkun. " (Âli İmrân, 3/131).


Yukarıdaki veriler kapsamında Karahanlıların ilk müslüman Türk kağanlığı imparatorluğu olmaları bağlamında "karanlığın, gecenin" beylik sürdüğü hüküm sürdüğü yer olan islamiyet öncesi cehennem anlayışının da islamiyetle birlikte "ateşin" beylik sürdüğü yere evrilmesi usa yatkın olup, tamu'dan tamuğ'a geçiş bu kapsamda gerçekleşirken sözcüklerin sesletimlerinin birbirine çok yakın olması kutdeğimsiz talihsiz bir denkgelinti rastlantı gibi gözükmektedir.
  • 0

http://www.gelgelturkce.blogcu.com
https://www.facebook.com/OzlestirmeKilavuzu
Evrensel olan kavramlardır, sözcükler ulusal olabilir, dahası olmalıdır.
Üyelik görseli
bensay
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2681
Katılım: 03 Eyl 2007, 14:19
Konum: istanbul
Değerleme: 1191

Ynt: cehennem ve cennet

İletigönderen TürkçeSözlük78 » 16 Ara 2018, 21:59

Kutra
Cennet

Odra
Cehennem


Odra ve kutra sözcüklerinin tutmuş olduğumu belirtmek isterim. Son olkunlarda zamanlarda yazdığım bir yıra şiire da koydum. Dörtlükler arasında Genellikle yır (şiir) yazarken dörtlükleri ve ikilikleri karışık kullanırım. Dörtlüklerin arasına iki üç ikilik serpiştiririm. geçen ikiliği beyti sizinle paylaşmak isterim:

...

Verdiğim emeğe, öye zamâna , gönlüme yazık yazık olmak eylemi var burada ,
Tinin Ruhun odrada cehennemde yanarcasına dolu yazık burada da günâh anlamındaki yazık sözcüğü var. Sözdeşleme (cinas) yaptım burada. ,

...
  • 5

Onca olay olduktan sonra,
Niye düşlerim ki bir yokra?
-Tünerik Gezgini
Üyelik görseli
TürkçeSözlük78
Oğuzhan T.
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 837
Katılım: 12 Nis 2018, 01:07
Konum: Yedi Tepe
Değerleme: 559

Ynt: cehennem ve cennet

İletigönderen bensay » 16 Ara 2018, 22:20

"odra, kutra" benimde beğendiğim sözcükler, koşuğunuzda şiirinizde da güzel kullanmışsınız, bunlar ayrı konu, ortada "tamu" sözcüğüne ilişkin dilbilimsel tutarlılığı olan genelin tersine bir çözümleme vardı, onu paylaştım, "odra demeyin, tamu deyin" demedim, kimin hangi sözcüğü kullanacağı kendi özgür istencine bağlı bir nendir sonuçta.
  • 0

http://www.gelgelturkce.blogcu.com
https://www.facebook.com/OzlestirmeKilavuzu
Evrensel olan kavramlardır, sözcükler ulusal olabilir, dahası olmalıdır.
Üyelik görseli
bensay
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2681
Katılım: 03 Eyl 2007, 14:19
Konum: istanbul
Değerleme: 1191

Ynt: cehennem ve cennet

İletigönderen datadeveb » 16 Ara 2018, 22:22

mutra
cennet


mut

mut (I)
isim
1. isim Mutluluk
  • 8

Deveb Önyüz Çatısı
data-deveb.github.io
Üyelik görseli
datadeveb
Deveb Önyüz Çatısı
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 851
Katılım: 31 Tem 2018, 18:20
Değerleme: 532

Ynt: cehennem ve cennet

İletigönderen datadeveb » 16 Ara 2018, 22:30

mutarı
cennet


içre veya içeri (içerisi ne güzel böyle)
taşra / dışra veya dışarı (dışarısı ne güzel böyle)
  • 0

Deveb Önyüz Çatısı
data-deveb.github.io
Üyelik görseli
datadeveb
Deveb Önyüz Çatısı
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 851
Katılım: 31 Tem 2018, 18:20
Değerleme: 532

Ynt: cehennem ve cennet

İletigönderen TürkçeSözlük78 » 16 Ara 2018, 23:56

bensay yazdı:"odra, kutra" benimde beğendiğim sözcükler, koşuğunuzda şiirinizde da güzel kullanmışsınız, bunlar ayrı konu, ortada "tamu" sözcüğüne ilişkin dilbilimsel tutarlılığı olan genelin tersine bir çözümleme vardı, onu paylaştım, "odra demeyin, tamu deyin" demedim, kimin hangi sözcüğü kullanacağı kendi özgür istencine bağlı bir nendir sonuçta.


"Odra yerine tamu deyin" dediğinizi filan anlamamıştım zâten. Yalnızca sözcükleri beğendiğimi belirtmek ve yırımı şiirimi paylaşmak istemiştim. :)
  • 0

Onca olay olduktan sonra,
Niye düşlerim ki bir yokra?
-Tünerik Gezgini
Üyelik görseli
TürkçeSözlük78
Oğuzhan T.
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 837
Katılım: 12 Nis 2018, 01:07
Konum: Yedi Tepe
Değerleme: 559

Önceki

Dön İnanç

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 2 konuk

Reputation System ©'