Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Türkçe'ye Geçiş Adım Adım Olmalı

Günümüzde kullanılmayan eski kavramlarıñ diriltmesi için yapılan çalışmaları, önerileri içerir.

Ynt: Türkçe'ye Geçiş Adım Adım Olmalı

İletigönderen binsozcuk » 24 Ağu 2019, 10:12

TürkçeSözlük78 yazdı:"He iki o"nun "aş iki o" diye okunması İngilizceden neden kaynaklansın ki? İngilizcede H sesi "eyç" diye okunuş. Fransızcadan alınmış olduğu bence apaçık ortada.
İngilizce eğitim verilmesi gerçekten çok üzücü ve en büyük sıkıntı da bunu kaldırırsak gerçekten ülkece gerileriz. Bunu kaldırmak istiyorsak (ki istemeliyiz) önce Türkçe dizgesini oturtmalı ve tüm İngilizce kaynakları Türkçeye DÜZGÜNCE çevirmeye başlamalıyız. Kimi üniversite dersleri var ki bu derslerin Türkçe kaynakları YOK. Eğer İngilizce eğitimi atarsak bildiğiniz bir sürü bölüm ölür. Dediğim gibi çevirirsek sıkıntı olacağını düşünmüyorum ama.
Uluslararası okullardaki İngilizce hadi neyse de tüm okullarda olması gerçekten de çok saçma bir durum. Dediğiniz gibi sömürge ülkesi hesâbındayız şu anda...


Haklısınız, h20'nun aş2o diye okunması Fransızca kaynaklı olmalı, bu da yıllar önceden Fransıca etkisindeki ebilim in sanlarının o biçimdeyaygınlaştırmasından dolayı... İngilizce'yi alışkanlıkla yazmışım.

Bu arada eğitim konusunda sömürge ülkesi olduğumuz düşünceme katıldığınıza sevindim, ben bu konularda çok yeni bir aydınlanma yaşadım. Daha öncesine kadar okuduğum kitapların hepsi İngilizce'ydi. Şöyle oldu:

Bundan birkaç ay önce kızımı İngilizce matematik çalıştırıyordum. Let's Do Mathematic gibi bir şeydi, işte 6 times 7, 14 divided by 2 diye gidiyoruz, bir anda kızımın gözlerindeki anlamsızlığı yakaladım. Yaptığımız işin saçmalığı o kadar iyi ortaya çıktı ki.

Biraz önce Türkçe olarak Ay'ın neden Dünya'ya düşmediğini konuşuyorduk, masa üzerinde yuvarladığım kalem neden durur bulmaya çalışıyorduk, basınç farkı denilen şeyin hemen her hava hareketiyle ilgisini düşünüyorduk. Yine sayılar, sözcükler... Çocuğun kafası açılıyor, çevresini kavramaya başlıyordu.

Sonra 6 times 7 diyince kafa durdu, çünkü dil beynimiz için o kadar gerekli bir düşünme aracı ki dil olmadan düşünemiyoruz bile. Bu çocuk da gezenenimizdeki her çocuk gibi ana diliyle düşünüyor...

Sonra İngilizce öğretmek bir yerde kabul edilebilir, ancak İngilizce eğitim vermek ne kadar saçma, ne kadar aşağılık bir ulus davranışı anlamaya başladım. Gerçekten de bizden başka en iyi okullarında İngilizce eğitim verilen dünyada bir tek sömürge ülkeleri olduğunu gördüm.

Benim düşünceme göre yabancı dil öğretimi anaokul ve ilkokulda olmamalı, ortaokulda çok iyi İngilizce okumayı öğretmeliyiz, çünkü bilgi kaynaklarına ulaşmak için okumak yeterli. Belki daha ilerisinde yazmak ve üniversitede de işinde İngilizce konuşması gerekecekler için de konuşmaya geçmeliyiz. Ancak hiçbir zaman İngilizce eğitim yapılmamalı. İngilizce eğitim alanlar alanındaki Türkçe terimleri bile bilmediğini görüyoruz.

Yine dediğim yöntemle İngilizce çok daha kolay öğretilebilir, herkes de aslında İngilizce'nin çok da büyütülecek bir şey olmadığını görür. Başka bir yabancı dil bilmiyorum, ancak aynı şeyin diğer diller için de geçerli olacağını düşünüyorum.
  • 1

binsozcuk
Türkçeséver
Türkçeséver
 
İleti: 43
Katılım: 23 Ağu 2019, 10:43
Değerleme: 28

Ynt: Türkçe'ye Geçiş Adım Adım Olmalı

İletigönderen binsozcuk » 24 Ağu 2019, 11:27

Bu arada biyoloji için canlı bilimi derken can sözcüğünün Türkçe kökenli sayılmadığını veya olmadığını bilmiyordum, sonradan yakaladım.

Öte yandan Ali Püsküllüoğlu'nun sözlüğünde can sözcüğü için 62 anlam var. TDK'nin sözlüğünde 3 sayfadan fazla yer kaplıyor. Bu sözcük artık Türkçeleşmiş diyebiliriz, yine can'dan canlı yaptığımızda artık onu gerçekten de Türkçe'nin öz çocuğu sayabiliriz.

Bana kalsa sözlüklere bu tür sözcüklerin kökeni olarak Türkçe'yi de eklerim, çünkü bu gibi bazı sözcükler kökeni Farsça/Arapça olsa bile Balkan ülkelerinde kullanılıyor. Bunda Arapça'nın ve Farsça'nın hiçbir katkısı/payı/işi yok, tüm katkı Türkçe'den.
  • 3

binsozcuk
Türkçeséver
Türkçeséver
 
İleti: 43
Katılım: 23 Ağu 2019, 10:43
Değerleme: 28

Ynt: Türkçe'ye Geçiş Adım Adım Olmalı

İletigönderen Oktay D. » 25 Ağu 2019, 21:15

TürkçeSözlük78 yazdı:Bu savlarınız doğruysa neden TDK'de herkes özellikle K'yi ka diye değil de ke diye okuyun diyor? Bütün TDK'de bu dediklerinizi bilen bir tâne kişi bile yok mu? Sözcükleri baştan sona değiştiren bir kuruluş neden k/q sorununu sonradan incelemedi?

TDK, bu koñuda herhangi bir gérekçe göstermediği bir karar almış, bu türden birçok keyfi kararı olabiliyor. Örneğin şapkanıñ kullanımı, r harfiniñ el yazısı biçimi, özel adlarıñ yazımı, vb. birçok koñuda TDK ile ayrı düşebiliyoruz (Türk Dili Dérneği, bu saydığım koñularıñ tümünde ayrı düşmekte). O yüzden "TDK öyle diyor" hiçbir ölçütte argüman olamaz, yalñızca gérekçeler argüman olabilir. "Ben ke okunmasını istiyorum, bu yalñızca bir seçim" diye de düşünebilirsiñiz, kimse buna karşı çıkmaz, ancak bu bir argüman déğildir.

TDK içerisinde bilen veya bilmeyen ayrımından çok, karar mekanizması öñemli olduğundan orada bilen 1 kişi eğer çoğunluk déğilse pek bir şey yapamaz. Ayrıca 1928 yılında Türkoloji dalı henüz emekleme döneminde bir bilim dalıydı, henüz üniversitelerde veya TDK'de bu koñuda hiçbir çalışma yapılmamıştı. Soñradan yapılan çalışmalar ise bu kararı étkilemek durumunda olmuyorlar (özellikle 80'den béri TDK bir devlet kurumu, dérnek déğil).

TürkçeSözlük78 yazdı:Ayrıca ben kuruluş adlarından çok sıradan okumayı kastetmiştim. Birisi k görünce ke diye okumalı. Günümüzde kimse K'yi ke diye okumaz. Herkes ka diye okur, bu ince k'nin gittiği anlamına mı geliyor?

Türkiye Türkçesinde sözcük başlarında ke/ka ayrımı bakışımsız asimetrik dır.

K ile başlayan sözcükleriñ çok ezici çoğunluğu kalıñ ünlülüdür. Bunuñ nédeni Eski Türkçe söz başı /k-/ sesleriniñ ince ünlülü sözcüklerde ötümlüleşerek /g/ olmasıdır (sert ünsüz içerenlerde géri /k/ olur Anadolu ağızlarında bu géri beñzeşme olmaz, o yüzden ağızlardan alınan kimi sözcüklerde g kalmıştır. : kes-, kip, kişi, ...). Oysa kalıñ ünlülü sözcüklerde /k/ hep korunur (g'li kalıñ ünlülü sözcükleriñ tümü yabancı kökenlidir).

Soñuçta kısaltmalarıñ okunuşundan söz édiyorsak, K ile başlayan bir sözcüğüñ kalıñ /k/ içermesi oldukça yüksek oranlı bir durumdur Türkiye Türkçesinde. Bu yüzden de insanlar K gördüklerinde "ka" okumaya eğilimli olacaklar, doğal olarak.

TürkçeSözlük78 yazdı:Ek olarak da ben Kalın k sesini (Q) hem gırtlaktan "ke" demekle oluyor sanıyordum. Neden bu ka diye okunuyor?

Gırtlak duraksamasıyla söylenen k (dilcik duraksaması uvular stop ) sesiniñ Latin q olarak adlandırılması günümüzde yalñızca Arapça için geçerli bir durum. Oysa Osmanlı yazısında, Arapçada gırtlaksı k için kullanılan qaf harfi, her zaman bizim kendi bildiğimiz kalıñ k veya Azerbaycan'da kullanılan kalıñ g sesi démek oldu.

Hiçbir zaman Oğuz Türkçesi yazarken gırtlaksı k okunuşu olmadı [.] Oğuzlar diyorum çünkü, Uygurlarda q harfi Arapçadaki gibi gırtlak duraksamalı k démektir, nitekim onlarda kalıñ k sesi o sese evrilmiştir. , o yüzden Latin q ve Arapça qaf harfleriniñ Türkçe için añlamı kalıñ k dir. Türk dünyasında géñel olarak q harfi kalıñ k veya ötümlüleşmişi olan kalıñ g démektir.
  • 5

Üyelik görseli
Oktay D.
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8247
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5256

Ynt: Türkçe'ye Geçiş Adım Adım Olmalı

İletigönderen TürkçeSözlük78 » 25 Ağu 2019, 22:24

Açıklamalar için çok teşekkür ederim. Ancak usuma takılan birkaç şey daha var. Eğer biz TDD olarak bu Q'nun olmayışına karşı çıkıyorsak, bunu dilimize koymamalı mıyız? TDK yerine TDQ vb. gibi, ilk başta çok çirkin duracaktır ancak sormadan duramadım.

Son sorum da şu: günümüzde bu K'yi "ka/ke" diye okumak hep bir seçim meselesi mi olacak? Eskiden bir yanlış yapılmış, günümüzde de sorun çıkmasın diye onu ke diye okumamalı mıyız?
Sonuçta K dışındaki her damgada bu sona e getirme kuralı benimsenmiş, biz neden şimdi hem K var hem de Q var deyip ortaya yoktan bir sorun çıkartalım ki? Onların yaptıkları ne kadar yanlış olsa da olan olmuş. Bence günümüzde yapabileceğimiz en iyi şey, TDK'nin yaptığı gibi insanların K'yi "ke" diye okumasını sağlamak ve ka okunuşunu uslarından çıkarmak. Bu durumu +sAl ekine çok benzettim. +sAl eki türetildiği için çok tartışma çıkmıştı (ki hâlâ da çıkıyor). Ancak, olan oldu ve artık bu ek dilimize güzelce oturdu. Dediğim gibi biz K dışında tüm damgalar için bu "sona e getirerek okuma" kuralını oturtmuşken şimdi K-Q birlikte olmalı demek biraz "oyunbozanlık" gibi görünüyor. Tabii bizim dediğimiz (K ve Q'nın birlikte dilimizde bulunması) şey doğru olan şey. Ancak olan olmuş...
  • 0

Onca olay olduktan sonra,
Niye düşlerim ki bir yokra?
-Tünerik Gezgini
Üyelik görseli
TürkçeSözlük78
Oğuzhan T.
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1281
Katılım: 12 Nis 2018, 01:07
Konum: İstanbul
Değerleme: 766

Ynt: Türkçe'ye Geçiş Adım Adım Olmalı

İletigönderen Oktay D. » 25 Ağu 2019, 23:42

Öñcelikle bizim, Türk Dili Dérneği olarak, Q harfini eklemek gibi bir savunumuz yok. Benim de yok. Burada yalñızca K harfiniñ kısaltmalarda okunuşu ve onuñ kökeni üzerinde duruyoruz. Şu âna dék kimse Q harfi de olsun démedi.

Halk ke/ka diyorsa bunuñ dil bilimsel ardalañı olduğu için diyor. TDK (ve ondan öñce meclis) zaten 1928'den béri hep ke diyelim diye zorluyor ancak halk açısından ke farklı, ka farklı; 90 yıldır değiştirilemedi. Démeli, TDK kendi içinde yañlış yérden yardırsa da zaten tutunmadı. Niye bunda diretiyoruz ki? Soñuçta dil, canlı gibidir ve bir zümre bir emir vérdi diye değişmez.

Ayrıca tüm öteki seslerde bunuñ olmayışınıñ, /k/ sesine özel oluşunuñ bir nédeni var: öteki hiçbir seste ka/ke bakışımsızlığı bakışımsızlık = asimetri bu déñli büyük déğil. Öyle ki, Göktürk damgalarında bile 5 ayrı K damgası bulunurken öteki sesler için eñ fazla 2, çoğu 1.

Kaldı ki, néden insanlara zorla ke dédirtip ka'yı atmaya uğraşıyoruz? ka okunuşu Türkçeniñ içinden çıkan bir şey, néden atalım? Néden sévmiyorsuñuz? Yabancı bir étki mi ki? Yañlış bir étki mi ki? Hiçbiri déğil, öz mü öz Türkçe kaynaklı eskiden gelme, Türkiye Türkçesine içkin bir durum.
  • 3

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8247
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5256

Ynt: Türkçe'ye Geçiş Adım Adım Olmalı

İletigönderen TürkçeSözlük78 » 25 Ağu 2019, 23:56

Oktay D. yazdı:Kaldı ki, néden insanlara zorla ke dédirtip ka'yı atmaya uğraşıyoruz? ka okunuşu Türkçeniñ içinden çıkan bir şey, néden atalım? Néden sévmiyorsuñuz? Yabancı bir étki mi ki? Yañlış bir étki mi ki? Hiçbiri déğil, öz mü öz Türkçe kaynaklı eskiden gelme, Türkiye Türkçesine içkin bir durum.


Yabancı bir şey olmamasına karşın tüm yabancı okunuşlarla birlikte kullanıldığı için sevmiyorum. Türkiye'deki insanların neredeyse hiçbiri bu dediklerinizi bilmiyor ben bile sizden az önce öğrendim, keşke bu konuyu araştırsaymışım önceden. Bana geçirdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. ve ka diye okurken bildiğiniz şu anda Türkçe düşünme diye biçimlenmiş dizgeyi paramparça ediyor.
Dediğim gibi, TDK bir yanlış yapmış ve ke diye okunmalı yalnızca demiş. Neden biz şimdi öbür tüm damgalara bir şey yapmazken bu K damgasına ayrıcalık tanıyoruz ki? Bu tanımamızın nedenini "90 yıldır halk benimsemek istemedi, zorla bir şey yapılmaz" diye yanıtlamışsınız ancak bence bu olay hiç de böyle değil.
K'nin ka diye okunmasının nedeni yabancı bir etki filan değil. Ancak, Fransızların da K'yi "ka" diye okuduğunu unutmayalım. İnsanlar K damgasının "ke" diye okunması gerektiğini biliyor. Yıllardır okullarda ve neredeyse her yerde TDK gibi kurumlar ve dernekler sâyesinde bu herkese öğretildi. Ancak dediğiniz gibi ka okunuşu öbürleri gibi yitmedi ve bizde kaldı. Bence bu okunuşun kalması artık onun bize âit olmadığını gösteriyor az da olsa.
İnsanlar öbür okunuşların silinmesini tapladı ancak ka kaldı. Biz de buna zâten dilimizde var dedik. Ancak bunun bizde olduğundan dolayı kaldığını gerçekten düşünmüyorum, özellikle de akademik alanlarda.
İnsanlar n'ye "en", s'ye "es" vb. diyorlar. K'ye de "ka" demelerinin arkasında yatan en büyük neden bence Fransızca yine. Ne kadar bizim dilimizde olsa da onlarda da var. Ve nedense n'ara bu yanlış okumalar başlasa hep K'den başlıyor.
Özetlemem gerekirse, bizim dilimizde olabilir ancak bence TDK'nin yanlış bir karar vererek onu atmasından sonra artık bu okunuş bizim olmaktan çıktı. Artık Fransız özentiliği yüzünden dilimizde. TDK onu attıktan sonra biz de onu bir nevî atmış olduk. 90 yıldır kalıyorsa bunun nedeni özentiliktir. Tıpkı İngilizce özentiliği gibi bu da. Bu yüzden sevmiyorum işte bu okunuşu. Zâten dilimizden atılmışken bunu hâlâ kullanmamız çok saçma. Onu biz atıp fırlatmışız, tıpkı unuttuğumuz bir sürü Eski Türkçe sözcük ve yapım/çekim ekleri gibi. Bu K'nin "ka" diye okunuşunu kabûl etmek ve hoş görmek, gidip sokakta Eski Türkçe ekleri kullanarak konuşmak gibi bir şey.
  • 4

Onca olay olduktan sonra,
Niye düşlerim ki bir yokra?
-Tünerik Gezgini
Üyelik görseli
TürkçeSözlük78
Oğuzhan T.
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1281
Katılım: 12 Nis 2018, 01:07
Konum: İstanbul
Değerleme: 766

Ynt: Türkçe'ye Geçiş Adım Adım Olmalı

İletigönderen Oktay D. » 26 Ağu 2019, 01:49

Bugün yaşayan kuşaklarıñ pek azı Fransızca biliyor, geçmişte Fransızcadan étkilenen toplamda pek az insan oldu, üstüne bir de hem TDK hem de Cumhuriyet'iñ ilk yıllarındaki (o Fransızcadan étkilenmiş olan) aydıñlar hep "ke" diye okumayı savundu.

Tüm bunları düşündüğümüzde Anadolu'nuñ bir köyündeki yabancı dil étkisinden uzak biriniñ K görünce "ka" diye okumasınıñ yukarıdaki söyledikleriñizle bir ilgisi olmadığı çok açık duruma geliyor.

Siz bence en, es, em diye okuyan kitleniñ aynı zamanda "ka" démesi nédeniyle bunuñ Fransızcadan geldiği kanısına kapılıyorsuñuz.

Ayrıca siz bence dili ve koñuşurları biraz hafife alıyorsuñuz. Halkıñ K görünce ka démesiniñ çok eski bir yérden gelmesiniñ şaşılacak bir yanı yok çünkü. Halk, koñuşurken elbette neyiñ nereden geldiğini bilmez ancak dil dénen düzenekte eski şeyler ayakta kalır. Örneğin gök sözcüğünüñ Eski Türkçede ö'nüñ uzun olmasından dolayı bugün ek aldığında göğ+ olduğunu, ancak kök için öyle olmadığını kimse öğretmedi. Yine de bu ses olayını içten içe her koñuşucu biliyor. Yoksa 1500 yıllık bu bilginiñ Türkçe koñuşurlarıñ dil altbilincinde farkında olmaksızın durmasını nasıl açıklayacaksıñız?

Eski Türkçe sanki yabancı bir dilmiş gibi söylüyorsuñuz? Türkiye Türkçesi gökten mi indi? Şu ânda kullandığıñız tüm yapılar, tüm añlamlar, tüm ekler, tüm kökler hepsi Eski Türkçeden gelmedir. Türkçeyi Esperantoyla karıştırmayalım.

Bu arada "fırlatmışız, atmışız" diyorsuñuz da, kim atmış söyler misiñiz? Tüm Anadolu ve Trakya ka diye okurken kısıtlı bir zümreniñ atmasıyla mı atılmış oluyor? İsteğiñiz, Türkçeyi Türkçeye karşın mı düzenlemek? Bu kadar çoğunluğuñ biñlerce yıldır K'ya "ka" démesini nasıl yok sayabiliyorsuñuz?
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8247
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5256

Ynt: Türkçe'ye Geçiş Adım Adım Olmalı

İletigönderen TürkçeSözlük78 » 26 Ağu 2019, 03:01

Oktay D. yazdı:Bugün yaşayan kuşaklarıñ pek azı Fransızca biliyor, geçmişte Fransızcadan étkilenen toplamda pek az insan oldu, üstüne bir de hem TDK hem de Cumhuriyet'iñ ilk yıllarındaki (o Fransızcadan étkilenmiş olan) aydıñlar hep "ke" diye okumayı savundu.


Günümüzdeki sözde aydınların çoğu özellikle Fransızca okumaları baz alarak konuşuyor. He yerine aş denilmesi, ne yerine en denilmesi nasıl yanlışsa bu açıdan ke yerine ka denilmesi de yanlış oluyor. (Bu yazdığım tümcelerde ka okunuşunun da Türkçede olduğunu unutuyor filan değilim. Burada ben Fransız özentilerinin özellikle ka diye okumasının nedeninin bu olduğunu belirtiyorum. Siz benim yazdıklarımı anlamamışsınız sanırım, büyük olasılıkla ben iyi anlatamadım son iletide.)


Oktay D. yazdı: Tüm bunları düşündüğümüzde Anadolu'nuñ bir köyündeki yabancı dil étkisinden uzak biriniñ K görünce "ka" diye okumasınıñ yukarıdaki söyledikleriñizle bir ilgisi olmadığı çok açık duruma geliyor.


Ben zâten "ka okunuşu Türkçede yoktur." demiyorum ki... Ka okunuşu elbette Türkçede var ancak biz onu belirli bir zaman boyunca atmaya çalıştık ve şu anda TDK tanımlarına ve kurallarına göre dilimizde yok. TDK attıktan sonra ka okunuşunun devâm etmesinin nedeni bence, dilimizde bulunduğundan dolayı ka okunuşunun atılmaya karşı koyuşu değil, uzun yıllardır Fransızca ve İngilizce sâyesinde süregelen özentilik.


Oktay D. yazdı: Siz bence en, es, em diye okuyan kitleniñ aynı zamanda "ka" démesi nédeniyle bunuñ Fransızcadan geldiği kanısına kapılıyorsuñuz.


Dediğim gibi, Fransızcadan geldiği kanısında değilim. Ben "TDK attıktan sonra hâlâ dilimizde olmasının nedeni bence Fransızca-İngilizce özentiliği" diyorum.


Oktay D. yazdı: Eski Türkçe sanki yabancı bir dilmiş gibi söylüyorsuñuz? Türkiye Türkçesi gökten mi indi? Şu ânda kullandığıñız tüm yapılar, tüm añlamlar, tüm ekler, tüm kökler hepsi Eski Türkçeden gelmedir. Türkçeyi Esperantoyla karıştırmayalım.


Ben asla Eski Türkçeye yabancı bir dilmiş gibi bakmam. Tersine ben Eski Türkçeyi çok severim. Uzun bir süredir bu yazışmalıktayım, 1000'den fazla iletim bile olmuş. Benimle uzun süredir konuşuyorsunuz ve bana bir şeyler öğretiyorsunuz. Bence benim Eski Türkçeye gârezim olmadığını benim hakkımda biraz düşünerek anımsayabilirsiniz. Ben tersine Eski Türkçeyi çok severim. Eski Türkçe damgaları 11. sınıftayken kendi çabalarımla öğrenmiştim. 11. sınıfın sonuna doğru ise kendi çapımda "Çağdaş Göktürk Damgaları"nı oluşturmuştum. Pek bir yere varmadığından ve ilkel olduğundan bu yazışmalıkta ondan hiç söz etmedim.
Ayrıca ben bolca yır yazan birisiyim. Yırlarıma da bolca Eski Türkçe sözcükleri koyuyorum (damga ve ek değişikliklerini göz önünde bulundurup uyarlayarak tabii). Eski Türkçe, beni dilbilime çeken kavramdı.


Oktay D. yazdı:Bu arada "fırlatmışız, atmışız" diyorsuñuz da, kim atmış söyler misiñiz? Tüm Anadolu ve Trakya ka diye okurken kısıtlı bir zümreniñ atmasıyla mı atılmış oluyor? İsteğiñiz, Türkçeyi Türkçeye karşın mı düzenlemek? Bu kadar çoğunluğuñ biñlerce yıldır K'ya "ka" démesini nasıl yok sayabiliyorsuñuz?


Köylülerin ka deyişine tabii ki de karşı çıkmıyorum ancak dediğim gibi, TDK bunu atıp "sonuna e getirerek okuyalım" dedikten sonra hâlâ direnen tek damga bu oldu. Bence bu ka/ke bakışımsızlığından değil Fransızca-İngilizce özentiliğinden kaynaklanıyor. Ben çok matematikçi gördüm, K'ye bir ara "ke" diyen sonra da "ka" diyen. İnsanlar ke diye okunması gerektiğini biliyor. Okullarda, anaokullarında, ortaokullarda, liselerde ve üniversitelerde ÖZELLİKLE üstüne basılarak ka değil ke denilmeli deniyor. Ve sonuç ortada: insanlar K'yi düzgün okumayı geçin H'ye "aş" bile diyor. "Aş"ı geçtim, Fransızca bilmeden Fransız özentiliği yapanlar "haş" bile diyor. Haşhaş olasıcalar! ;D
  • 0

Onca olay olduktan sonra,
Niye düşlerim ki bir yokra?
-Tünerik Gezgini
Üyelik görseli
TürkçeSözlük78
Oğuzhan T.
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1281
Katılım: 12 Nis 2018, 01:07
Konum: İstanbul
Değerleme: 766

Ynt: Türkçe'ye Geçiş Adım Adım Olmalı

İletigönderen Oktay D. » 26 Ağu 2019, 03:13

TDK'nıñ bir şeyleri "atması" baña hiçbir şey ifâde étmiyor, ka için bu zorlamadan başka bir şey déğil. Anadolu'da hiç kimse Fransızca harf okunuşuna göre ka démiyor. Birileri Fransızcadan bazı harfleriñ okunuşunu almış ancak aynı ânda eski okunuşları da araya serpiştirmiş o kadar. Bu azınlık özenti insanlara bakıp da ka okunuşunu zorla atacak déğilim. Siz isterseñiz ka démeyiñ, size karışacak déğilim. Olayı tüm açıklığıyla ortaya koyduğumu düşünüyorum, tartışmada bundan soñrasınıñ yineleme olacağı kanısındayım.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8247
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5256

Önceki

Dön Sözcük Diriltme Önerileri

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 1 konuk

Reputation System ©'