Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Yakın manalı çokça kelimeyi tasfiyeyle tek kelimeye irca etm

Dil ile ilişkili olan, öbür ulamlarla uyuşmayan géñel yazışmaları içerir.

Yakın manalı çokça kelimeyi tasfiyeyle tek kelimeye irca etm

İletigönderen Nigâhban » 05 Ara 2011, 15:29

alenî, bâriz, âşikâr, ayan, bedîhî, vâzıh, sarih, müstehcen, münhâl, üryan, meftuh, defisiter kelimelerinin hepsini açık ile, münakaşa, münazara, müzakere, mübahase, müsademe, mübareze kelimelerinin hepsini tartışma ile karşılamak dilimizi zenginleştirir mi, züğürtleştirir mi?
  • 0

"Argo, kanundan kaçanların dili. Uydurma dil, tarihten kaçanların. Argo korkunun ördüğü duvar, uydurma dili şuursuzluğun.
Biri günahları gizleyen peçe, öteki irfan boğan kement.
Argo yaralı bir vicdanın sesi, uydurma dil hafızasını kaybeden bir neslin.
Argo, her ülkenin; uydurma dil, ülkesizlerin." Cemil Meriç
Nigâhban
İlgili
İlgili
 
İleti: 11
Katılım: 05 Ara 2011, 14:35
Değerleme: 0

Ynt: Yakın manalı çokça kelimeyi tasfiyeyle tek kelimeye irc

İletigönderen Boraan » 05 Ara 2011, 16:44

Bana göre Türkçe sözcüklerinin kullanımına göre yan anlam varsılı bir dil, geçmişteki sözcük alımı bu özelliğini unutturmuş olabileceğini düşünüyorum.
  • 0

Üyelik görseli
Boraan
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1799
Katılım: 23 Eki 2007, 17:34
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 65

Ynt: Yakın manalı çokça kelimeyi tasfiyeyle tek kelimeye irc

İletigönderen Bengitaşlarındili » 05 Ara 2011, 16:54

Nigâhban yazdı:alenî, bâriz, âşikâr, ayan, bedîhî, vâzıh, sarih, müstehcen, münhâl, üryan, meftuh, defisiter kelimelerinin hepsini açık ile, münakaşa, münazara, müzakere, mübahase, müsademe, mübareze kelimelerinin hepsini tartışma ile karşılamak dilimizi zenginleştirir mi, züğürtleştirir mi?

Soruyu sorma biçiminiz yanlış olduğu gibi soruya verdiğiniz cevap da yanlıştır,  dil devriminin yanlışları o denli fazla ki elbette artık o yanlışlarla mücadele etmemiz gereği ortaya çıkmıştır, ancak dil devrimin yanlışlarını eleştirmek ayrı, devrimin özüne karşı olmak ayrı. Akşamleyin sorunuzu yanıtlayacağım.
  • 0

Anlayın Artık! Uydurukçuluk devri bitti! Bitti! Koskoca Türk dünyası dururken uydurduklarınızı yutturamazsınız. Biri önerdiğiniz sözü ilk anda kabullenebilir ama sonra diğer Türk dillerindeki karşılıklarını öğrenince, önermiş olduğunuz uyduruk söz için size kin ve nefret besler. Benim şu anda tüm uydurukçulardan duyduğum nefreti duyar size, ama bunu şahıs olarak kimseye yöneltemediği, maddileştiremediği için Türkçeciliğe yansıtır. Türkçeciliğe nefret duymaya başlar.İşte siz UYDURUKÇULAR farkında olmadan TÜRKÇEYİ BALTALAYANLAR DURUMUNDASINIZ. Yeter artık UYDURMAYIN!
Üyelik görseli
Bengitaşlarındili
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2144
Katılım: 28 May 2009, 15:46
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 0

Ynt: Yakın manalı çokça kelimeyi tasfiyeyle tek kelimeye irc

İletigönderen Oktay D. » 05 Ara 2011, 16:59

Boraan yazdı:Bana göre Türkçe sözcüklerinin kullanımına göre yan anlam varsılı bir dil, geçmişteki sözcük alımı bu özelliğini unutturmuş olabileceğini düşünüyorum.

Evet, bir dilde iki türlü varsıllık bulunur:
1) sözcük varsıllığı (çok aŋlamı çok sözcükle sağlama)
2) aŋlam varsıllığı (çok aŋlamı bir sözcüğüŋ tümce içindeki kullanımıyla sağlama)
Çoğu dilde yalŋızca biri vardır. Örneğin Arapça 1. türdendir, ancak Çince 2. türden. Bazı diller de iki türe aittir: Türkiye Türkçesi, İngilizce, Fince vb. Birinci türden diller daha çok yazı dilleriyle gelişen dillerdir, çok yazılarak gelişmiştir. İkinci türden olanlar ise çok konuşularak gelişen dillerdir.

Türkçe, Cumhuriyet öncesine dek pek yazı dili olmadığı için ancak konuşularak oldukça korunduğu ve diri kaldığı için daha çok ikinci türden bir dil olmuştur (dahası; bazı Çağdaş Türkçeler, örneğin Sibirya Türkçeleri, 19.yy'dan önce bir yazı diliyle hiç yazılmamışlardır ancak gelişkindir). Cumhuriyetle gelen Dil Devriminde konuşulan dilin yazı dili haline getirilip buna önem verilmesi birinci türden varsıllıkları da sağlamıştır (Bengitaşlarındili'nin söz ettiği "Dil Devriminin özü" budur diye düşünüyorum). İnce ayrımların çok sözcükle sağlanması durumunuŋ Türkçede Arapça sözcükler ile sağlanması Cumhuriyet öncesindeki yazı alışkanlığının Arapça ile baskılanmasından kaynaklıdır, ancak aŋlam varsıllığı eŋ az 2500 yıllık dil geçmişinden gelmedir. Bu iki varsıllık da olmalı ve korunmalıdır. Türkçe karşılıklarla besleyerek tabii ki...

Söz ettiğiniz örneklerdeki ince ayrımı ise şu yollarla hallederiz:
1) [i]alenî, bâriz, âşikâr, ayan, bedîhî, vâzıh, sarih, müstehcen, münhâl, üryan, meftuh, defisiter[i] sözcükleri yerine karşılıklar bulmak.
2) [i]alenî, bâriz, âşikâr, ayan, bedîhî, vâzıh, sarih, müstehcen, münhâl, üryan, meftuh, defisiter[i] sözcükleri yerine karşılık bulmayıp doğrudan bunları kullanmak.
3) açık sözcüğünü tümcede ustaca kullanmak.

Konuşan/yazan kişiniŋ hangisini yeğleyeceğine karışamayız. Ancak bu yerlikte bu üç yolu da sağlayacak gelişim için ellerimizi sıvarız.
  • 0

En soñ Oktay D. tarafından 05 Ara 2011, 17:05 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Oktay D.
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7392
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 3304

Ynt: Yakın manalı çokça kelimeyi tasfiyeyle tek kelimeye irc

İletigönderen ingichka » 05 Ara 2011, 18:02

Nigâhban yazdı:alenî, bâriz, âşikâr, ayan, bedîhî, vâzıh, sarih, müstehcen, münhâl, üryan, meftuh, defisiter kelimelerinin hepsini açık ile,
aleni
sıfat (aleni:) Arapça ¤alen³

    Açık, ortada, meydanda, herkesin içinde yapılan:

bariz
sıfat (ba:riz) Arapça b¥riz

    Açık, göze çarpan, belirgin:

aşikâr
sıfat (a:şikâ:rı) Farsça ¥şik¥r

    Açık, apaçık, belli, meydanda:

ayan
sıfat, eskimiş Arapça ¤iy¥n

    Belli, açık.

bedihi
sıfat, eskimiş (bedi:hi:) Arapça bed³h³

    Besbelli, apaçık.

vazıh
sıfat, eskimiş (va:zıh) Arapça v¥øi§

    Açık, aydın, belli.

sarih
sıfat (sari:hi) Arapça ¹ar³§

    Açık, kolay anlaşılır, belli, belirgin, belgin:

müstehcen
sıfat Arapça mustehcen

    Açık saçık, edebe aykırı, yakışıksız:

münhal
sıfat Arapça mun§all

1 .    Boş olan, açık bulunan (memuriyet vb.), boş, açık:

üryan
sıfat, eskimiş Arapça ¤ury¥n

    Çıplak.
TDK GTS
Neden açık sözünün çok anlamlılığına takılarak sözcüklerin ortada, göze çarpan, belirgin, apaçık, belli, besbelli, aydın, belgin, yakışıksız, boş, çıplak gibi karşılıklarından hiç bahsetmiyorsunuz? Olayı tek yönüyle ele aldığınız için bakış açınız yanlış.
  • 0

Üyelik görseli
ingichka
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2242
Katılım: 01 Oca 2008, 14:33
Konum: istanbul
Değerleme: 19

Ynt: Yakın manalı çokça kelimeyi tasfiyeyle tek kelimeye irc

İletigönderen Kuşhan » 05 Ara 2011, 18:14

ingichka yazdı:Neden açık sözünün çok anlamlılığına takılarak sözcüklerin ortada, göze çarpan, belirgin, apaçık, belli, besbelli, aydın, belgin, yakışıksız, boş, çıplak gibi karşılıklarından hiç bahsetmiyorsunuz? Olayı tek yönüyle ele aldığınız için bakış açınız yanlış.


Çok doğru.

Nigâhban yazdı:alenî, bâriz, âşikâr, ayan, bedîhî, vâzıh, sarih, müstehcen, münhâl, üryan, meftuh, defisiter kelimelerinin hepsini açık ile, münakaşa, münazara, müzakere, mübahase, müsademe, mübareze kelimelerinin hepsini tartışma ile karşılamak dilimizi zenginleştirir mi, züğürtleştirir mi?


Burda eleştirmeniz gereken tüm bu sözcüklerin yerine yalnızca açık sözcüğünü kullananlardır. Bu örneklerle devrime karşı çıkamazsınız.
  • 0

Üyelik görseli
Kuşhan
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 492
Katılım: 09 Ağu 2010, 19:45
Değerleme: 19

Ynt: Yakın manalı çokça kelimeyi tasfiyeyle tek kelimeye irc

İletigönderen Bengitaşlarındili » 05 Ara 2011, 20:33

Nigâhban yazdı:alenî, bâriz, âşikâr, ayan, bedîhî, vâzıh, sarih, müstehcen, münhâl, üryan, meftuh, defisiter kelimelerinin hepsini açık ile, münakaşa, münazara, müzakere, mübahase, müsademe, mübareze kelimelerinin hepsini tartışma ile karşılamak dilimizi zenginleştirir mi, züğürtleştirir mi?

İlk olarak Türk Dil devrimine karşısınız, ön yargılısınız, Osmanlıcısınız, Türkün dil devriminin amacını haiz değilsiniz.  Dil devriminin amacını kanıksamadan karşı devrimci fikirlerle buraya katkı sunmaya değil doğrudan saldırmaya ve başarabilirseniz Dilci duruşu çürütmeye ve çökertmeye gelmişsiniz. Bu devrim bizim için kutsal gidin başka şeylerin nigahbanlığını edin... Her nigah-ı bedinizde dide'i şahsınızı oymaya tüvanayızdır...  
İftira ve bühtanlarınıza krşılık, buyurun Türkçenin gücü:
Aleni: Açık, Ortada, Ortalık yerde, Görünür, Görünürlü, El içinde, Belli
Bariz: Belli, Belirgin, Belgili, Anık, İzlenirli,
Aşikar: Açık, Aygın, Belli, Belgin, Görülen
Ayan: Bilinen, Bilindik, Belli, Görünür, Görünüşlü
Bedihi: Seçik, Seçilirli, Kanıtsamaz, Ortada
Vazıh: Anlaşılır, Anlaşılan, Anlamlı, Anık
Sarih/Sari: Aykın, Anık, Yaktı, Tak, Sözsüz
Müstehcen:Yalıncak, Yalanaç, Çıplak, Yakışıksız, Yaraşıksız, Görksüz, Kınamalı
Münhal: Çözülmüş, Ortaya konmuş, Belli, Belirli, Belirlenmiş
Üryan: Çıplak, Yalıncak, Yalanaç, Anadan doğma, Donsuz ( Giyimsiz) Açık
Meftuh: Açılışlık, Açılıştaki, Açımlık, Açılmış, Ele alınmış, Ele geçmiş, Ele geçirilmiş, Elde edilmiş, Edinilen, Edinilmiş
Münakaşa: Boyaşma, Karartışma, Kızartışma, Çekişme
Münazara: Bakışma, Karaşma, Söyleşme, Deyişme
Müzakere: Anışma, Dilleşme, Deyişme, Tartışma
Mübahese: Söyleşme, Deyişme, Aytışma, Atışma,
Müsademe: Tokuşma, Çarpışma, Çekişme, Değişme
Mübareze: Vuruşma, Kakışma, Didişme
  • 0

En soñ Bengitaşlarındili tarafından 05 Ara 2011, 20:57 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Anlayın Artık! Uydurukçuluk devri bitti! Bitti! Koskoca Türk dünyası dururken uydurduklarınızı yutturamazsınız. Biri önerdiğiniz sözü ilk anda kabullenebilir ama sonra diğer Türk dillerindeki karşılıklarını öğrenince, önermiş olduğunuz uyduruk söz için size kin ve nefret besler. Benim şu anda tüm uydurukçulardan duyduğum nefreti duyar size, ama bunu şahıs olarak kimseye yöneltemediği, maddileştiremediği için Türkçeciliğe yansıtır. Türkçeciliğe nefret duymaya başlar.İşte siz UYDURUKÇULAR farkında olmadan TÜRKÇEYİ BALTALAYANLAR DURUMUNDASINIZ. Yeter artık UYDURMAYIN!
Üyelik görseli
Bengitaşlarındili
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2144
Katılım: 28 May 2009, 15:46
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 0

Ynt: Yakın manalı çokça kelimeyi tasfiyeyle tek kelimeye irc

İletigönderen Temirbek » 11 Ara 2011, 20:19

Nigâhban yazdı:alenî, bâriz, âşikâr, ayan, bedîhî, vâzıh, sarih, müstehcen, münhâl, üryan, meftuh, defisiter kelimelerinin hepsini açık ile, münakaşa, münazara, müzakere, mübahase, müsademe, mübareze kelimelerinin hepsini tartışma ile karşılamak dilimizi zenginleştirir mi, züğürtleştirir mi?


Sayın Nigâhban Star güncülünde yayımlanan Yağmur Atsız'ıñ bir yazısından alıntı yapmış. Bu gibi çıkışlar genelde dil devrimini karalama amaçlı yapılıyor. Dil Devriminde hatâlar olduğunu, kimi yañlış türetilmiş sözler olduğunu bizler de söylüyoruz. Ancak bu gibi amacı belli çıkılar sığ kalıyor bence. Beñzeri bir çıkışı Sevan Nişanyan da Yañlış Cumhûriyet adlı betiğinde yapıyor ve bir dizi Arapça kökenli Türkçe sözü yazıp bunların bugün sadece "çıkmak" fiii ile karşılandığını belirtiyor. Ancak kandırmaca yapıyor, bu konuyu tartışacaksak ne sihirdir ne kerâmet el çabukluğu mârifetçilik yapmamalıyız. Oktay ve Bengitaşlarındili'niñ yazdıkları yeterli, o iletiler üstüne birşey yazmak gereksiz, sadece birkaç ekleme yapmak istedim.

Yağmur Bey de Sevan Bey de kaçak güreşiyorlar. Meseâ Nişanyan söz konusu çıkışında dizilediği kelimeler içinde istifrâ'yı da vermiş, evet istifrâ yerine "çıkarmak" da deniyor ancak bu kibar bir kullanım olarak yapılıyor yoksa bunun tam Türkçesi kusmak'tır. Allah Aşkına, bugün kusmak fiili kullanılmıyor mu? Yerine göre istifrâ da deriz, çıkarmak da kusmak da. Ancak Nişanyan kusmak'ı katakulli ile yok sayıp "istifrâ atıldı sadece çıkarmak deniyor, dil budandı" diye iddia ediyor. Bu pek mertçe bir iddia olmuyor.

Yağmur Atsız da beñzeri bir yazı yazmış. Arapça kökenli Türkçe sözler olan münâkaşa ve münâzara yerine bir kişi eğer sadece tartışma'yı kullanıyorsa, bu o kişiniñ Türkçe bilmezliği ile ilgili bir durumdur. Türkçeyi falanca kimseniñ bildiği kelimeden ibâret sayamayız. Birileri Türkçeyi doğru düzgün kullanmıyor/kullanamıyor diye dil devriminiñ amacını karalayamayız.

Arapça kökenli Türkçe olan münâkaşa sözü < nakaşa "boyamak"tan gelir, nakış "boya" da aynı köktendir, münâkaşa ise karşılıklılık bildiren yapıdadır yâni birebir çevirisi boyaşma'dır. Tabii ki münâkaşa yerine *boyaşma denmeyebilir. Türkçe kökten türetilen tartışma münâkaşa karşılığı/añlamdaşı olarak türetilmiştir, münâzara karşılığı/añlamdaşı olarak değil.

Münâzara sözü de < nazara "bakmak" kökünden gelir, nâzır "bakan", nazar "bakış" kelimeleri de bu köktendirler, yine karşılıklılık bildiren yapıyla münâzara "bakışma" demektir, "karşı karşıya durma" añlamı da verilmiştir. Bu sözcüğe de ille Türkçe kökenli Türkçe bir karşılık arasak söyleşme, aytışma, deyişme, konuşma vb. denebilir. Yâni münâzara'yı da münâkaşa'yı da tek lime ile, tartışma ile karşılayan ya da böyle yapalım diyen yok. Türkçe bilmeyenleriñ yañlış Türkçe kullanımlarını baz alıp, bu hatâlı kullanımlar üzerinden sanki bizler de o hatâları savunuyormuşuz gibi davranmayıñız. Bakıñız hiç de tek kelimeye indirgeme falan yok, tartışma, söyleşme... Mücâdele için çekişme, müdâdele için değişme, müzâkere için görüşme, mübâhese için soruşma, müsâdeme için çarpışma, mübâreze için dövüşme denebilir, bu Arapça kökenli Türkçe sözleriñ, Türkçe kökenli Türkçeleri bunlardır. Hepsini kullanılırız, hiçbirini atalım tutalım diyen yoktur.
  • 0

En soñ Temirbek tarafından 05 Şub 2012, 20:36 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1070

İletiThis post was deleted by Oktay D. on 28 Eki 2016, 01:05.
Gérekçe: tekrar

Ynt: Yakın manalı çokça kelimeyi tasfiyeyle tek kelimeye irc

İletigönderen Temirbek » 28 Eki 2016, 00:56

Yıllar soñra bu yazıya bir yanıt daha véreyim dédim :) Konuyu başlatan ilk iletideki alıntı, Hüseyin Nihâl Atsız'ıñ oğlu Yağmur Atsız'ıñ Star adlı güncülde (gazetede) yazmış olduğu bir yazıdan alıntıdır. Öñcelikle Yağmur Bey'iñ yazısını aktaralım:

Canım politika yazmak istemiyor bugün. Pek Ataç-vârî bir cümle, pardon tümce oldu. Tek eksiği tümcenin sonundaki tilcik. Ataç “bugün” yazmaz “büğün” yazardı ama o kadar kusur da oluversin.
Evet, doğru tahmîn etdiniz, Ataç!

“Osmanlı çağı bir gölgesinden korkan sadrâzamlar değil gölgesinden korkulan sadrâzamlar yönetimidir.” demişdir, kalemine sağlık!

Kendime gelince:

Genç okuyucularım üslûbum konusunda ikiye ayrılıyorlar. Kullandığım kelimeleri ve imlâmı hiç beğenmeyerek beni paylayanlarla fevkalâde beğenip sırf o sebebden yazılarımı iple çekdiklerini ve bu sâyede kendi dil haznelerini de geliştirdiklerini belirtenler.

Daha önce de birkaç kere îzâh etdim ki 1930’larda Türkçe dünyânın en zengin ve âhengli dillerinden biriydi. Ama o “eski” kelimelerin atılmasıyla bugün artık üçyüz kelimelik bir mahalle arası lehçesine tahavvül etmişdir. 300 kelimeyle de ne edebiyât olur ne bilim ne felsefe ve hattâ ne de gazetecilik!

O yüzden bugün Atatürk’ün Gençliğe Hitâbesi’ni anlamakdan âciz bir gençlikle yüzyüzeyiz.

Öztürkçe denilen maskaralık benliğinden firâr edenlerin hezeyânıdır!

Bakınız; alenî, bâriz, âşikâr, ayan, bedîhî, vâzıh, sarih, müstehcen, münhâl, üryan, meftuh, defisiter gibi tam oniki kavramın bugünki içler acısı lehçemizdeki tek karşılığı “açık” olmuşdur! Tepe tepe kullanalım!

“Gitti” yerine “gitdi”, “tehdit” yerine “tehdid” vs. yazmam ise öyle telaffuz edilmesi için değil her sekiz on yılda bir imlâ değiştirmeyi barbarlık olarak telâkkıy etdiğim içindir. Medenî dillerde böyle bir soytarılık da yokdur. 60/80/100 yılda bir çok dikkatle mahdud değişiklikler yapılır.

O sâyede de meselâ bir “ağabey, ağbey, ağbiy, ağbi, âbi, abi” rezâleti yaşanmaz.

D’lerin T olmasına “emir” çıkdığı zaman Abdülhak Hâmid arkadaşı Müderris Ferîd Bey’e bu “Hamit ve Ferit” münâsebetsizliğini kasdederek “Eh, senin kuyruğuna da bir İT takdılar.” der.

Bunun üzerine Ferîd Bey: “Benim hiç olmazsa FER’imi (ışığımı) bırakdılar. Sen ise HAM bir İT oldun.” cevâbını yapıştırır.

Türkçeyi kolaylaştırıyorlarmış!

Piyanolardaki siyah tuşları da kaldırsınlar ki çalması daha kolay olsun!

15.11.2011 Star


Altını çizdiğim bölüm, ilgili alıntınıñ yapıldığı bölüm. Burada vérilen bilgi açıkça yañlış. Öñcelikle geliñ, bu yad sözler (yabancı kelimeler) özünde (aslında) né démekmiş onlara bakalım:

alenî < Ar. 'alanbélli” = 'ilanduyurma 2. bélirtme

bâriz < Ar. baraza çıkmak 2. ortaya/meydana çıkmak” = mübâreze çıkışma 2. dövüşme” (karşılıklı ortaya/meydana çıkma añlamında)

âşikâr < Fa. âşikâr bélli” < OFa. âşkârak < Ave. âviş-kâra bélli-kılmak

âyan < Ar. 'iyângözlenen, gözlenik” < 'ayngöz

bedîhî < Ar. badîhî bélirgin” < badaha bélirmek

vâzıh < Ar. vâzih aydıñ” < vazaha aydıñlanmak

sarih < Ar. sarîh duru” < saraha durulaşmak

müstehcen < Ar. mustahcan görksüz, çirkin 2. soysuz” < hacîn soysuz 2. melez, nesli bozuk” < hecin tek hörgüçlü deve

münhâl < Ar. munhâl çözülmüş, çözük” < hall çözme” = hall etmekçözmek

üryan < Ar. uryân çıplaklık” < 'arîçıplak

meftuh < Ar. maftuh açık” < fataha açmak

defisiter < Fr. déficitaire yetersiz” < La. deficientem yetersiz 2. eksik 3. kısık 4. az 5. batık” < deficere bırakmak 2. ayrılmak 3. çökmek 4. düşmek 5. yetersiz kalmak 6. batmak 7. sönmek 8 . solmak” < de aşağı 2. uzağa” + facere yapmak, étmek, éylemek, kılmak

*****

Özetle, bu sözleriñ Türkçeleri şöyledir:

alenî (Arapça) = âşikâr (aynı sözüñ Farsçası) : Türkçesi bélli

bâriz : Türkçesi ortada, apaçık, seçik

âşikâr : < Avestaca âviş-kâra belli-kılmak/étmek” (yukarıda değinmiştik, bu sözüñ Arapçası alenî, Türkçesi bélli'dir)

âyan : Türkçesi gözlenen, gözlenik

bedîhî : Türkçesi bélirgin, aygın

vâzıh : Türkçesi aydıñ

sarih : Türkçesi duru, bélirli

müstehcen : birebir Türkçesi soysuz, ancak añlamca şaçık dénse daha uygun olur

münhâl : Türkçesi çözük, çözülmüş

üryan : Türkçesi çıplaklık

meftuh : Türkçesi açık

defisiter : Türkçede pek de kullanılmayan bir söz, TDK Sözlük'te de, Nişanyan Sözlük'te de yok. Bu sözüñ birebir Türkçesi aşağı-kılan, aşağı-éden'dir. Tek sözcükle karşılık aranıyorsa, yetersiz, düşük vb. dénebilir.

Görüldüğü gibi Yağmur Bey yañılıyor, tüm bu sözler için yalñızca açık kullanılmıyor. Kullanan varsa bu onuñ sorunudur. Ona bakarsañız İslam adına hareket éttiğini söyleyen, "Allah-u Ekber" diyerek baş kesenler de var, ancak onlar için né diyoruz? "Onlar İslam'ı temsil étmiyorlar, onlar İslam'ı yañlış añlıyorlar", dolayısıyla bu örnekteki gibi, sizler de Türkçeyi "yañlış añlayanları/bilenleri" kaale almayıñız, onlarıñ yañlışları Türkçeyi bağlamaz.
  • 5

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1070

Ynt: Yakın manalı çokça kelimeyi tasfiyeyle tek kelimeye irc

İletigönderen Temirbek » 28 Eki 2016, 01:54

Nigâhban yazdı:alenî, bâriz, âşikâr, ayan, bedîhî, vâzıh, sarih, müstehcen, münhâl, üryan, meftuh, defisiter kelimelerinin hepsini açık ile, münakaşa, münazara, müzakere, mübahase, müsademe, mübareze kelimelerinin hepsini tartışma ile karşılamak dilimizi zenginleştirir mi, züğürtleştirir mi?


İlk iletiniñ ikinci bölümüne de yanıt vérmek isterim. Altını çizdiğim sözleriñ tümünü bir tek tartışma sözüyle karşılamak doğal olarak Türkçeyi yoksullaştırır, bir kişi bunca söz yérine yalñızca "tartışma" diyorsa, daha öñce de değindiğimiz gibi o kişi Türkçeyi bilmiyor démektir.

Yine, öñcelikle geliñ, tüm bu sözler özünde né démekmiş onlara bakalım:

münâkaşa < Ar. munâkaşa "oyuşma 2. çakışma" < nakaşa /نقش/ "oymak 2. kakmak 3. çakmak" = nakış < nakş "oyma 2. kakma 3. motif, desen 4. resim"

münâzara < Ar. munâzara "bakışma 2. yüz yüze gelme" < nazara /نظر/ "bakmak" = nazar "bakış", nâzır "bakan"

müzâkere < Ar. muzâkara "anışma" < zakara /ذكر/ "anmak" = zikir < zikr "anma, anış"

mübâhase < Ar. mubâhasa "soruşma 2. araşma" < bahs /بحث / "araştırma 2. inceleme 3. arama 4. danışma"

müsâdeme < Ar. musâdama "çarpışma 2. vuruşma" < sadama /صدم/ "çarpmak" = sadme "çarpma 2. vuruş, vurma"

mübâreze < Ar. mubâraza "çıkışma 2. birbiriniñ karşısına çıkma" < baraza /برز/ "çıkmak 2. ortaya çıkmak" = bâriz "apaçık, ortada, seçik"

Görüldüğü gibi tümünü "tartışma"yla karşılamak büyük bir yañılgıdır. Tüm bu sözleriñ Türkçede birer değil ikişer karşılıkları dahi vardır:

münâkaşa : çakışma, çatışma

münâzara : tartışma, yüzleşme

müzâkere : görüşme, uzlaşma

mübâhase : söyleşme, danışma

müsâdeme : çarpışma, vuruşma

mübâreze : çıkışma, dövüşme

Gördüğüñüz üzere tartışma yalñızca "münâzara"nıñ karşılığıdır.
  • 5

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1070


Dön Géñel yazışma

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 4 konuk

Reputation System ©'