Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Türkiyede Yabancı Dil Eğitimi

Dil ile ilişkili olan, öbür ulamlarla uyuşmayan géñel yazışmaları içerir.

Türkiyede Yabancı Dil Eğitimi

İletigönderen Furkan Yıldırım » 20 Nis 2019, 15:13

Esenlikler,
Yabancı dil eğitiminin nasıl olması gerektiği konusunda Türk Dili Derneğinin görüşleri nedir?
Bunu tartışmak amaçlı bu başlığı açtım.
Sanırım geçenlerde Kıraç Türkçe ve yabancı dil eğitimiyle ilgili bir kaç yorum yapmış ve birisiyle mi bir kaç kişiyle mi ne tartışmaya girmiş. Ben tam bilmiyorum durumları. Tartışma çıkması olağan bir durum, herhangi bir konu üzerinde ulusça %50nin üzerinde ortak görüş bildirmekte oldukça zorlanıyoruz. Fazlasıyla heterojen bir milletiz.
Neyse bence biz konuyu kendimizce ele alalım. Ben doğru eğitim için özellikle küçük çocukların psikolojisi üzerine yoğunlaşmak gerektiğini düşünüyorum. Bildiğimiz gibi küçük çocuklar çevresini gözlemlemeye başladığında görüşleri de oluşmaya başlar. Bu dönem de “okursam iyi bir yerlere gelirim”, “düzenbaz olursam iyi bir yerlere gelirim, boşver okulu” gibi düşünceleri belirmeye başlar. Kimisi zorla okula gider kimisi severek, bunları belirleyen görüşlerini belirleyen gibi çevre şartlarıdır. Aile eğitimi de buna dahildir. Ancak şöyle bir gerçek var ki, çocuğa verilen öğütler, kendisinin oluşturduğu fikirleri çok zor yıkar. Ailem bana okula başladığım günden beri İngilizce öğrenmem konusunda öğüt verirken ben lise bitene dek öğrenmemek için inat ettim. Nedenini açıklayayım; çocuklara ilkokul 1-2-3 de “İngilizler bir çok milleti yanlarına alarak ülkemizi işgal etmeye geldiler. Ülkemizi bölmeye kalktılar.”, “Onları ülkemizden kovduk şanlı zaferler kazandık ancak 250 bin şehit verdik...” şeklinde tarih anlatıp 4. sınıfta “İngilizce bilmeyeni adam yerine koymazlar”, “İngilizce bilmeden üniversite okuyan boşuna okumuş sayılır” şeklinde söylemlerle İngilizce öğretmeye kalkarsanız artık o okuldan bir verim beklemeyin.
Bu yalnızca yabancı dil eğitimi için bütün eğitimler için geçerlidir. Dünyada bütün çocuklar bir şeyi öğrenirken ilk önce neden öğrenmesi gerektiğini sorgularken Türkiyede öğretmenler neden öğrenmesi gerektiğini ya en son anlatır yada hiç anlatmak istemez. “Okumak istiyorsan sorgulama öğren geç” derler. Bu nedenle çocuklar genellikle babasının dedesinin amcasının yada dayısının mesleğine yönelir. Çünkü neyi neden öğrenmesi gerektiğini ona bakarak görür. Yabancı dil eğitiminde de ilk önce çocuklara yabancı dili neden öğrenmesi gerektiğini doğru bir şekilde anlatmak gerekir.
Peki ne oldu da ben İngilizce öğrenmeye karar verdim? Hatta şu an ek olarak Japonca öğreniyorum ve yakında Koreceye belki başka bir dil daha öğrenmek istiyorum. Çünkü üniversite 1 de gördüm ki 2000lerde yazılmış mekatronik kaynaklarının bile Türkçe çevirisi yok. Kendimi biraz zorlayarak ilkokulda gördüğüm İngilizceyi çat pat anımsamaya başladıktan sonra okudukça ve öğrendikçe, daha fazla Türkçesi olmayan kaynaklara erişmeyi istedim. Sonra ders dışı bir çok şey de buna dahil oldu. Türkçe çevirisi olmayan filmler, diziler, videolar... Peki düşmanlığıma ne oldu? Unuttum, çünkü başka bir dünyaya açılan kapı gibi gelmişti. Ne kadar iyi ve çok yabancı dil bilirsem o kadar sınırları kaldırabildiğimi hissettim. Biz ülkece eğitim sistemimizde hiç sorun yok öğrenmeyen çocuklarda sorun var diye düşünürüz ya, beni yabancı dile düşman eden sistem mi suçlu yoksa ben mi suçluyum kararı siz verin.

Üniversitelerde yabancı dil eğitimine gelince, ben doğru olmadığını düşünüyorum. Muğla Sıtkı Koçman üniversitesinde İngilizce elektrik-elektronik mühendisliği, İtü de İngilizce makina Mühendisliği okuyan 2 arkadaşım vardı. İkisinin de İngilizcesi anadili gibi değildi. Yani en baştan 1-0 yenik durumdalar çünkü insan anadilinde düşünür. İngilizce öğrenecekler, Türkçe düşünecekler, sınavlarda yeniden İngilizce yazacaklar. Bununla uğraşmak zor geldiği için İngilizce okuyanlar genellikle ezbercilik yaparlar. Elektrik-elektronik okuyan arkadaşım İngilizce bir bölüm okuduğu için pişman olduğunu söylemişti.
Bana hak vermeyenler olacaktır. Daha önce malzeme bilimi hocamız derste şunu anlatmıştı; Üniversiteler arası bir sınav yaşılmış ve Harvard ile Odtü denk çıkmış, ancak bakmışlar ki Odtülü öğrenciler bildilerini işaretlemişler, Harvardlı öğrenciler ise bildiklerinden yeni bir şeyler çıkarmışlar. Hoca bunu anlattıktan sonra durumu yorumlarken klasik bir Türk yorumu yaptı; “Kesin bizimkiler tembelliğinden uğraşmak istemiyordur.” dedi. Bende “Acaba Harvardlı öğrenciler ana dillerinde eğitim gördüğü için, Odtülüler yabancı dilde eğitim gördüğü için olabilir mi? Yalnızca ezber yapıp geçmişlerdir belki...” dediğimde yalnızca hoca değil bütün sınıf “ne alakası var ya...” demişti. Yani insanlar ikisinin alakası olmadığını sanıyor ancak bence çok ilgisi var.
İngilizce üniversite veya lise okumak Türkçe bölüm okurken açıp İngilizce bir kaynaktan bir şey öğrenmeye benzemez. Düşünün ilk sınavı geçmek için 7 haftanız var sonra vizeler(ilk sınavlar) sonra durum yine aynı 2. sınavı geçmek için 7 haftanız var sonra finaller(son sınavlar) geliyor. En az 50-60 almak zorundasınız. Her dönemde en az bunun gibi 7 tane dersiniz var. Bir dünya konunun öğrenileceği, sınava yönelik soru çözümlerinin yapılacağı ödevlerin projelerin kuizlerin yapılacağı bu 7 hafta da kaç kişi öğrendiklerini Türkçeye çevirip tam anlamıyla öğrenmeye çalışır ki?
Ezber yapmak öğrenmek demek değildir bunu artık herkes biliyor zaten. Neden yabancı dil eğitimi ezberciliğe sevk eder bunu irdelemek gerek.
Zaten sürenin sıkışık olduğunu söyledim. Buna ek olarak İngilizcenin Türkçeye zıt bir dil olduğunu da ekleyelim. Öge dizilimi İngilizce ile Türkçenin farklı olduğu tek konu değildir, bunlar gibi birde mantık farkı da vardır. Örneğin biz “Teşekkür ederim, sağ olasın, değmez” derken İngilizler “Thank you” derler. Yani “Teşekkür sen” gibi Türkçeye çevirince anlamsız bir sözcük. Bırakın Türkçeyi, İngiliz İngilizcesiyle Amerikan İngilizcesi arasında bile bir çok fark var. Ben o ikisi arasındaki ayrımı çok bilmem, o yüzden detaylı bilgi için; https://www.google.com.tr/amp/s/www.hot ... 3famp=true adresine bakınız. Yani demem o ki bu durumlar yüzünden İngilizce öğrenilen bilgilerin Türkçe olarak oturması direk Türkçe öğrenmeye göre iki kat daha uzun sürüyor, öğrenciler de bununla uğraşmak istemiyor. Daha “İngilizce bilim için uygun mudur?” konusuna bike gelmeden İngilizce eğitimin bir çok dezavantajına değindik. Bunlara okulda öğrenilen İngilizce ile endüstri de kullanılan İngilizceninde farklı olduğunu eklersek İngilizce eğitim daha da anlamsızlaşacaktır. İngilizce öğrenilen bilgiler büyük oranda İngilizce kalır. Türkçe düşündüğümüz içinde çabuk unutulur.
İngilizce eğitim için harcanan zaman ve kaynağı Türkçeyi bilim dili yapmak için ve yabancı dil eğitimini sevdirerek doğru ve pratik tekniklerle yabancı dil öğretmek için uğraşsaydık bence çok daha iyi olurdu. İlkokulda bir konuyu bir şekilde öğrendin, liseye geçtin değişti farklı bir şekilde bir daha öğren, üniversiteye geçtin bi daha değişti, sürekli aynı konuyu farklı şekillerde bir daha öğren, derken üzerine koyma imkanın kalmadı gibi sorunlarla karşılaşmazdık. Buna ek olarak hocanın zamanında bir kavram şu sözcükle ifade ediliyordu şimdi şu sözcükle gibi sorunlarımızda olmazdı.(bkz: gravitasyon-yerçekimi)
Diper Türk ülkelerinde yabancı dil eğitimi ne durumda bilen varsa yazarsa güzel olur. Belki ortak bir çözüm bulunabilir.
  • 1

Üyelik görseli
Furkan Yıldırım
Dérnek Üyesi
 
İleti: 213
Katılım: 23 Ağu 2017, 21:00
Değerleme: 331

İletiThis post was deleted by TürkçeSözlük78 on 21 Nis 2019, 19:09.
Gérekçe: boş yaptığımı düşündüm


Dön Géñel yazışma

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 3 konuk

Reputation System ©'