Gönderen Konu: TDK Hakkında Yazılanlar Çizilenler  (Okunma sayısı 520 kéz)


Takılar:

0 Üye ve 1 Konuk konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Baturalptürk

  • Dil Emekçisi
  • *****
  • İleti: 529
  • Eşey: Bey
    • MSN Messenger - baturalpturk@hotmail.com
    • Kimliği Görüntüle
    • Ulatı (e-ileti)
TDK Hakkında Yazılanlar Çizilenler
« : 01 Ağustos 2013, 12:01:39 »
Türk Dil Derneği Başkanı Sevgi Özel şöyle demiş:

"...Türk Dil Kurumu’nun sözlük yapma yöntemi yanlış. Tamlama ile bileşik sözcüğü karıştırıyor. Sözcük türlerini bilmiyor.
Mesela “toparlayıcı krem, kaldırım süpürgesi” gibi başlıklar mevcut ve bu olamaz. Büyükanne kelimesini kimse ayrı yazmaz, ama girin bakın TDK ayrı verir. Türkçe’nin söz varlığını son 30 yıldır yerle bir ettiler, canına okudular. Asıl eleştirilmesi gereken bu konudur."


Bence TDK'nın ilk hükümdeki tavrı doğru. Kabul, gereksizler de var, ama sözgelimi "kaldırım süpürgesi" tabirinin sözlükte bulunması gerekir. Belki maddebaşı değil de maddeiçi olarak kaydedilebilir. Zira, bu söz dizisinin anlamı özelleşmiş ve farklı bir kavrama karşılık gelmiş. Artık bir süpürge çeşidi değil.

Ancak sözcüklerin ayrı yazımı hakiki bir sorun. Hele böyle "büyükanne" gibi sözcüklerin ayrı yazımı kabul edilemez. Bunun gibi nice örnekler ve de çelişkiler örneklenebilir. 

Çevrimdışı Kafkasmurat

  • Yeñi Üye
  • *
  • İleti: 44
  • Felsefe ve Türkoloji gönüllüsü
    • MSN Messenger - kafkasmurat72@gmail.com
    • Kimliği Görüntüle
    • Felsefe ve Türkoloji blogu
    • Ulatı (e-ileti)
Ynt: TDK Hakkında Yazılanlar Çizilenler
« Yanıt #1 : 02 Ağustos 2013, 23:51:53 »
TDK bürokrasinin sıradan bir basamağı olmuştur. Benim hocalarımın hepsi TDK'de çalışıyordu. Bunun içindeki insanlarla bir ilgisi yok. Değişken hükümetlere bağlı hantal bir kurumdur. Türk diline katkıdan çok olumsuzluk getirmektedir. Çünkü toplum bu kuruma bel bağlamıştır. Belki olmaza özel atılımlar bu boşluğu çok iyi doldurabilir.
Benden bir eleştiri: "Düzgün bir ağ sayfası" bile yapamıyorlar. Genç çocukların kurduğu sözlük siteleri bundan kat kat güzeldir. yavaş, çoğu zaman açılmayan, karışık bir yer.
Başka dile uymaz annenin sesi, her sözün ararsan vardır Türkçesi. www.dmy.info

Çevrimdışı Oktay D.

  • Oktay Doğangün
  • Yönetici
  • Dil Emekçisi
  • *****
  • İleti: 4511
  • Eşey: Bey
  • "Türk demek, Türkçe demektir."
    • Kimliği Görüntüle
    • Okuğu'nuñ çevirisi için dilbilimsel bir girişim
    • Ulatı (e-ileti)
Ynt: TDK Hakkında Yazılanlar Çizilenler
« Yanıt #2 : 03 Ağustos 2013, 22:20:40 »
TDK'nıñ yañlışları, dérnek türünde bir yapı olmadığı sürece baña olağan gelmeyi sürdürecektir. Né bekliyorduñuz? Vérgi Dairesiniñ ya da bir Cezâ Mahkemesiniñ saçma sapan işler yapmasınıñ yanında TDK'nıñ eksiksiz davranmasını mı?

Çevrimdışı Baturalptürk

  • Dil Emekçisi
  • *****
  • İleti: 529
  • Eşey: Bey
    • MSN Messenger - baturalpturk@hotmail.com
    • Kimliği Görüntüle
    • Ulatı (e-ileti)
Ynt: TDK Hakkında Yazılanlar Çizilenler
« Yanıt #3 : 20 Eylül 2013, 21:23:32 »
Alıntı
Türkçenin Öz Türkçesi
Oktay Akbal


Türk Dil Kurumu kapatıldı mı?
12 Eylül’cülerin eliyle kapatılmaktan beter oldu? Atatürk adı verilen bir uydurma kuruluşa bağlandı. Özgürlüğünü, değerini yitirdi. Kaç yıldır sesi duyulmaz oldu. İstenen de buydu. Atatürk’ün yaratıcı eylemlerinin tek tek söndürülmesi. TDK böyle oldu? Adı var kendi yok. Ama onun yerine Dil Derneği var. Türk Dili dergisini çıkarıyor. 26 Eylül Dil Bayramları’nda toplantılar düzenleyerek, dil devriminin işlevini yerine getirmeye uğraşıyor.

“Türk Dili” dergisi son sayısında Atatürkçü Türk Dil Kurumu’nun başına gelenleri açık açık yazmış, üzücü bir öykü. Bilgi Yayınları’ndan çıkan “Atatürk’ün Türk Dil Kurumu ve Sonrası” kitabında bu tarihsel olay ayrıntılarıyla anlatılıyor.

“Ülkesinin yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır” diyen Atatürk’ten bu yana ne yazık ki Türkçemiz oldukça yalnız kalmıştır. Önce 12 Eylül gerileme hamlesi en çok bu kurumu vurmuştur. Osmanlıca ya da Arap ve Fars sözlüklerini pek seven birtakım sözde bilimciler bugün de aynı yoldadır. Özellikle son on yıldır, yani AKP iktidarından bu yana, gerek basında, gerekse politikacılarımızın konuşmalarında, öz Türkçe denen sözcüklere yer vermemek, ille de işin içine Arapçayı sokmak, gittikçe yaygın bir tehlike oluyor.

Diliyoruz ki Atatürk’ün öncülüğündeki Dil Devrimi bugün bir eski masal gibi... Yeni yetişen genç yazarların konuyla fazla ilgilenmediklerini görüyor, üzülüyorum. Nerde Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın, Tahsin Yücel’in Türkçesever şairliği, yazarlığı? Nerde gündelik basındaki ille de öz Türkçe düşmanlığı? Hâlâ direnenler var “öz Türkçe de neymiş, var mı öyle bir şey” diye işi alaya almak isteyenler. Nerde dilde Türkçeyi sonsuza kadar yaşatmak çabasındaki genç dilciler, şairler, yazarlar? Edebiyatın temeli dildir. Türkçedir. Hangi yazar Türkçeyi ustalıkla yazmayı başarmışsa apayrı bir değer kazanmıştır.
Bilimler Akademisi kuruluyor diye Türk Dil ve Tarih Kurumları ortadan kaldırıldı. Görünüşe göre akademinin bir şubesi oldu. O günden beri kamuoyunda adı geçmez, eski kurumun ne halde olduğu da düşünülmez. Bir ad olarak bir de Ankara’da bir özel bina olarak var sayılır.

1983’te bu iki tarihsel kurum kapatıldığı zaman böyle bir eyleme şiddetle karşı çıkanlar oldu. En başta Nadir Nadi’yi, Şerafettin Turan’ı, Mümtaz Soysal’ı sayabilirim. Şunu da hatırlamalı, bir süre de dilimizdeki öz Türkçe sözcükleri sözlüklerden çıkarıp atmak isteyenler vardı. Ben de o günlerde yazdığım bir yazıda şöyle demiştim: “Yasaklanan sözcükler hangileri mi? Anı, yapıt, bellek, bileşim, deneysel, düşsel, görsel, onursal vb. gibi nice sözcüklerin yerine yine Arapça ya da Farsça olanları getirmek gibi bir gerici anlayışla da karşılaştık. Neyse ki akıl, bilim bu çirkin düşmanlığı yendi. O gün bugün dilimizi kendi öz Türkçemizle konuşuyoruz...”

22 Ağustos 2013 - Cumhuriyet


Her konuyu gericiliğe bağlamak işini özünden saptıran bir tutum. Eski kelimelerimizi yeniden kazanmanın gericilikle bir ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Tersine bunu yapmak elzemdir. Ayrıca, yeni sözcükleri de artık hemen her kesimin dilinde duyuyoruz. Bence dildeki kutuplaşmanın katılığı erimiş, her iki damardan beslenen daha yararlı bir yola girilmiş durumda.

Çevrimdışı Oktay D.

  • Oktay Doğangün
  • Yönetici
  • Dil Emekçisi
  • *****
  • İleti: 4511
  • Eşey: Bey
  • "Türk demek, Türkçe demektir."
    • Kimliği Görüntüle
    • Okuğu'nuñ çevirisi için dilbilimsel bir girişim
    • Ulatı (e-ileti)
Ynt: TDK Hakkında Yazılanlar Çizilenler
« Yanıt #4 : 20 Eylül 2013, 23:35:46 »

Her konuyu gericiliğe bağlamak işini özünden saptıran bir tutum. Eski kelimelerimizi yeniden kazanmanın gericilikle bir ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Tersine bunu yapmak elzemdir. Ayrıca, yeni sözcükleri de artık hemen her kesimin dilinde duyuyoruz. Bence dildeki kutuplaşmanın katılığı erimiş, her iki damardan beslenen daha yararlı bir yola girilmiş durumda.
Kimileri kuşağı gereği olaylara kendi gençliğindeki gibi bakıyor, bu bakıştan kurtulamıyor. O yüzden bu yazıyı ya da buna beñzer yazıları yazanlar yalñızca "zaten öyle düşünenler" için yazmış oluyorlar.