<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkçesi Varken &#187; M. Alp</title>
	<atom:link href="http://turkcesivarken.com/yazar/mehmet-beylikli/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://turkcesivarken.com</link>
	<description>Başka sese benzemez ananın sesi, ararsan vardır her sözün Türkçesi.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Jan 2012 22:14:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Câhil Türkler</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/cahil-turkler/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/cahil-turkler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 14:25:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Alp</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[alıntı kelime]]></category>
		<category><![CDATA[alıntı kelimeler]]></category>
		<category><![CDATA[alıntı sözcük]]></category>
		<category><![CDATA[alıntı sözcükler]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[dirgen]]></category>
		<category><![CDATA[dirim]]></category>
		<category><![CDATA[ekim]]></category>
		<category><![CDATA[ekin]]></category>
		<category><![CDATA[evlek]]></category>
		<category><![CDATA[fidan]]></category>
		<category><![CDATA[fide]]></category>
		<category><![CDATA[gübre]]></category>
		<category><![CDATA[nadas]]></category>
		<category><![CDATA[Nişanyan]]></category>
		<category><![CDATA[orak]]></category>
		<category><![CDATA[Sevan Nişanyan]]></category>
		<category><![CDATA[tezek]]></category>
		<category><![CDATA[tırpan]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı kelime]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı kelimeler]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı sözcük]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı Sözcükler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=864</guid>
		<description><![CDATA[Sevan Nişanyan&#8217;ıñ, Taraf güncülünde (gazetesinde) yayımlanan Evlek başlıklı yazısını aktarıyorum; Karasabanı toprağa saplayıp öküzleri dehledin mi tarlanın bir ucundan öbür ucuna bir yarık açılır. Bu yarığa Anadolu’da evlek derler. Domates fidesi dikmek için çapayla açtığın yarık da evlektir. İstanbul’da otururken ben de bilmezdim, sonradan öğrendim. 1490 küsur tarihli Cami-ül Fürs’te aynen bu anlamda geçiyor. Kim bilir daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevan Nişanyan&#8217;ıñ, <strong>Taraf</strong> güncülünde (<em>gazetesinde</em>) yayımlanan <strong>Evlek</strong> başlıklı yazısını aktarıyorum;</p>
<blockquote>
<p style="text-align: left">Karasabanı toprağa saplayıp öküzleri dehledin mi tarlanın bir ucundan öbür ucuna bir yarık açılır. Bu yarığa Anadolu’da <strong>evlek</strong> derler. Domates fidesi dikmek için çapayla açtığın yarık da evlektir. İstanbul’da otururken ben de bilmezdim, sonradan öğrendim.</p>
<p>1490 küsur tarihli Cami-ül Fürs’te aynen bu anlamda geçiyor. Kim bilir daha eskidir ama çok çok da eski değil, Ortaasya’dan gelen pakette yok, Türklerin bu coğrafyada öğrendiği yeni kavramlardan biri. Rumcası <em>auláki</em> diye yazılır, <strong>avláki</strong> okunur. Rumcadan Türkçeye geçişlerde kalın seslinin çoğu zaman ince sesliye döndüğünü, vurgusuz ekin de düştüğünü daha önce belirtmiştim. Dolayısıyla avláki &gt; evlek.</p>
<p>Daha da eskiye gidersek antik Yunanca <strong>aúlaks</strong>, tam aynı anlamda. Sondaki –s eril nominatif ekidir, modern Yunancada daima düşer, sesli ile yapılan ad eklerinden biri gelir, kelime vurgusu da bir sağa yürür. Misal, Eski Yu <em>phálanks</em> sopa, Yeni Yu <em>phalánga</em> aynı anlamda. Bizdeki <strong>falaka</strong> bundan mı gelir diye yüz senedir tartışmışlar, o batağa girmeye hiç niyetim yok. (Deminki kurala göre Türkçesinin *felenk olması lazım. Ama ya direkt Rumcadan değil de Arapça üzerinden gelmişse? Ya Yunancada lehçe meseleleri varsa? Tahmin edemeyeceğiniz kadar muamma bir kelime falaka.)</p>
<p>Tarımla ilgili çok kelime var halk ağzına Rumcadan aktarılan. Misal: ergátis işçi, <strong>ırgat</strong> tarım işçisi. Dikráni iki dişli çatal, <strong>dirgen</strong> aynı. Drapáni Azrailin elindeki alet, <strong>tırpan</strong> da öyle. Gírisma her çeşit çevirme, <strong>kirizma</strong> toprağı kürekle altüst etme. Neátos yenilenme, özellikle toprağın yenilenmesi için tarlayı bir yıl boş bırakma, <strong>nadas</strong> aynı şey. Phyton, okunuşu /fitón/, topraktan biten bitki, çoğulu phytiá (/fitya/); <strong>fidan</strong> ve <strong>fide</strong> aynı şey. Kopriá dışkı, <strong>gübre</strong> bunun tarımsal amaçlı kullanılan çeşidi. Mándra ağıl, <strong>mandıra</strong> keza. Daha var bir yirmi yirmibeş tane.</p>
<p>Türkler tarlada çalışmayı kimlerden öğrenmiş dersiniz?<strong> </strong></p></blockquote>
<p style="text-align: left">Sayın Nişanyan, yazısınıñ sonunda alaycı bir vurguyla sormuş; &#8220;<em>Türkler tarlada çalışmayı kimlerden öğrenmiş dersiñiz?&#8221; <strong> </strong></em>Bu yöntemi genellikle, üstü kapalı biçimde, lâfı Türkçe&#8217;niñ ve dolayısıyla Türkleriñ aşağı, gelişmemiş olduğuna getirmek isteyenler kullanır. Türkçe&#8217;deki yabancı dillerden alınma olan sözcükler örnek gösterilerek, Türkçe&#8217;niñ ne deñli yetersiz ve kıt bir dil olduğu îmâ edilir.</p>
<p style="text-align: left">Oysa, dilimizdeki çoğu yabancı kökenli sözcüğüñ, eski Türkçeleri mevcuttur. Bu konuyu başka bir başlık altında irdeleyeceğiz.</p>
<p style="text-align: left">Bu yazıda, yalñızca Nişanyan&#8217;ıñ verdiği örneklere değinelim, meselâ; ırgat &lt; Yunanca <strong>ergátês</strong> (<em>εργάτης</em>) &lt; <strong>ergázomai</strong> (<em>εργάζομαι</em>) &#8220;<em>çalışmak</em>&#8220; kökünden; Türkçesi <strong>işçi</strong>, <strong>çalışan</strong>, dirgen &lt; Yunanca <strong>dikráni</strong> (<em>δικράνι</em>) <strong>di</strong> &#8220;<em>iki</em>&#8221; + <strong>kranon</strong> &#8220;<em>boynuz</em>&#8220;, halk ağzılarında <strong>çatal</strong> da denir, ayrıca burada bir sorun var, Yunanca <strong>dikráni</strong> &gt; Türkçe&#8217;ye geçerken neden /<strong>r</strong>/ ile /<strong>k</strong>/ yer değiştirmiş?<strong> Dikráni</strong>&#8216;nin &gt; *<strong>dikren</strong> olması daha mantıklı olmaz mıydı? Üstelik bir de /<strong>k</strong>/ &gt; /<strong>g</strong>/ olmuş !? Göçüşme olmuş *<strong>dikren</strong> &gt; *<strong>dirken</strong> o da &gt; <strong>dirgen</strong> olmuş denebilir.</p>
<p style="text-align: left"> Benim şöyle bir düşüncem var;  Türkçe *<strong>ti</strong>- &#8220;<em>dik olmak</em>&#8221; kökünden &gt; <strong>dik</strong>- &#8220;<em>dikmek, dik konuma getirmek</em>&#8221; &gt; <strong>dir</strong>- &#8220;<em>yaşamak 2) ayakta olmak 3) canlı olmak</em>&#8221; &gt; <strong>diril</strong>- &#8220;<em>dirilmek, canlanmak</em>&#8221; (edilgen) &gt; <strong>dirilt</strong>- <em>&#8220;canlandırmak 2) ayağa kaldırmak&#8221;</em>, Eski Türkçe <strong>tire</strong>- &#8220;diremek&#8221; &gt; <strong>tirek</strong> &#8220;sütun, direk&#8221;, dönüşlü hâli <strong>diren</strong>-, ettirgen hâli <strong>diret</strong>-, ağızlarda yaşamakta olan <strong>dirim</strong> &#8220;<em>hayat 2) sağlık</em>&#8220;, &#8220;ölümlük dirimlik&#8221;, <strong>diri</strong> <em>&#8220;canlı&#8221;,</em> <strong>dik</strong> <em>&#8220;vertikal, âmûdî&#8221;</em> vb.<em> </em></p>
<p style="text-align: left">Kısaca, aynı kökten; *<strong>tirgen</strong> &gt; <strong>dirgen</strong> olmuş diyebiliriz (?)  Anadoluda &#8220;<em>dayama direği</em>&#8221; añlamına da gelir <strong>dirgen</strong>&#8230;</p>
<p style="text-align: left">Türklerin tarlada çalışmayı bildiklerini, bunu kimseden öğrenmediklerini düşünüyorum, <strong>orak</strong>, <strong>tarla</strong>, <strong>orum / orut</strong> &#8221;<em>biçilmiş, orulmuş ot</em>&#8221; (&lt;<strong>or</strong>- <em>biçmek</em>) <strong>ekin</strong>, <strong>saban</strong>, <strong>ekim</strong>, <strong>darı </strong>&#8220;<em>her tür hubûbat</em>&#8220;, <strong>arpa</strong>, <strong>buğday</strong>, <strong>burçak</strong>  gibi kelimelerin tamamı Türkçe kökenlidir.</p>
<p style="text-align: left"><strong>Mandıra</strong>&#8216;nıñ Türkçesi <strong>ağıl</strong>&#8216;dır,<strong> </strong>diğer Yunanca kelimeleriñ añlamca karşılıkları da her dilde vardır, <strong>nadas</strong> &#8220;<em>yenileme</em>&#8221; demektir, görüldüğü üzere çok da matah bir añlamı yok, <strong>gübre</strong>&#8216;niñ Türkçesi <strong>tezek</strong>, <strong>kirizma</strong>&#8216;nıñ Türkçesi &#8221;<em>döndürme, çevirme</em>&#8220;, <strong>fidan</strong> ve çoğulu <strong>fide</strong>&#8216;niñ Türkçesi ise <strong>bitki</strong>, daha eski Türkçesi <strong>ösüm</strong>&#8216;dür (&lt;<strong>ös</strong>- &#8220;<em>bitmek, büyümek, yetişmek&#8221;</em>) Anadolu ağzılarında <strong>ösmek</strong> &#8220;<em>büyümek, boy atmak</em>&#8221; fiili yaşamaktadır. <strong>Tırpan</strong> ise Yunanca <strong>drepô </strong>(δρεπω) &#8220;<em>biçmek, ormak</em>&#8221; fiilinden &gt; <strong>drépanon</strong> (δρέπανον) biçiminde türetilmiştir yâni Türkçe <strong>or</strong>- &gt; <strong>orak</strong> ile añlamdaştır.</p>
<p style="text-align: left">Yazınıñ başında da değindiğim gibi, dilimizdeki çoğu yabancı kelimeniñ bu şekilde, gerek eski, gerekse hâli hazırda var olan karşılıklarını bulabiliyoruz. Ancak, Türkçede gerçekten de, ne Eski Türkçede, ne de ağızlarda karşılığı olmayan yabancı kökenli kelimeler de var. Kelimeleriñ, Türkçeleşmiş biçimleriñi yazmayacağım, aldığımız dildeki biçimleri ile aktaracağım;</p>
<p style="text-align: left"><strong>pozavak</strong> &lt; Ermenice պոզավակ ; <strong>poz</strong> &#8220;<em>hayat kadını</em>&#8221; + <strong>avak</strong> &#8220;<em>bey, baş, sâhip</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: left"><strong>ruspî</strong> &lt; Farsça رسپى ; &#8220;<em>hayat kadını</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: left"><strong>fâhişe</strong> &lt; Arapça فاحشة ; &#8220;<em>utanmaz, ahlâksız</em>&#8221; &lt; <strong>fâhiş</strong> فاحش  / <strong>fuhuş</strong> فحش</p>
<p style="text-align: left"><strong>kârhâne</strong> &lt; Farsça كارخانه ; &#8220;<em>fuhşiyat yeri</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: left"><strong>kahba</strong> &lt; Arapça قحبة ; &#8220;<em>hayat kadını</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: left"><strong>zînâ</strong> &lt; Arapça زناء ; &#8220;<em>gayrimeşrû ilişki</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: left"><strong>kulampara</strong> &lt; Farsça ; غلام پرست ; <strong>gulâm</strong> &#8220;<em>oğlan</em>&#8221; + <strong>perest</strong> &#8220;<em>seven, tapan, düşkün</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: left"><strong>zampara</strong> &lt; Farsça زن پرست ; <strong>zen</strong> &#8220;<em>kadın</em>&#8221; + <strong>perest</strong></p>
<p style="text-align: left"><strong>kotoş &lt;</strong> Ermenice կոտոշ ; &#8220;<em>boynuz 2) boynuzlu</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: left">Daha bunlar gibi pekçok sözcük var. Biz Türkler de hiçbir şey bilmiyormuşuz doğrusu, iyi ki Anadolu&#8217;ya gelmişiz de kültürümüz artmış. Ben de Sayın Nişanyan gibi soruyla bitireyim; Türkler pozavaklığı, ruspîliği, fuhuşu kimlerden öğrenmiş dersiniz?</p>
<p style="text-align: right"><strong>M. Alp Beylikli</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/cahil-turkler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

