Archives

  • Kişisel Türentiler (neolojizm) Sözlükçüğü Daha béğeni yapılmamış.

    Aşağıda yad karşılıklarıyla dizelgelenmiş öz Türkçe iki yüz elli söz(cük), benim on dört-yıllık öz-Türkçeciliğimin ürünlerinin bir bölümüdür ya da seçkisidir. Dile bireyin katkısı da “yaşamsal” önem taşıdığından, bıkıp usanmaksızın, yılmayarak – daha çok – kimsenin şu ya da bu nedenle özleştirmediği – türlü alanlara değgin − yad söz(cük)leri özleştirdim. Gösterişsiz sözlükçüğüm incelenirse, söz konusu el […]

    Ağu 26th, 2014 | Filed under Köşe Yazıları
  • Aydın Kime Denir? Daha béğeni yapılmamış.

    İlkin “aydın”1 kavramının içlemini oluşturan – sözlüklerden derlediğim – nitelikleri ya da özellikleri sıralayayım: açık-düşüncelilik, anlık düşkünlüğü, anlığın yaratıcı kullanımını gerektiren etkinlik göstermeklik, bilgililik, bilimsel yeryüzü görüşü iyeliği, çağın gereksinimlerini benimsemiş olmaklık, çağının ekinini edinmiş bulunma durumu, davranış ile düşünce tutarlığı; deneyimden ya da duygudan çok, anlıkça geliştirilip büyük ölçüde yönlendirilmiş olmaklık; eğitilmiş anlağın varlığı, […]

    Mar 26th, 2014 | Filed under Köşe Yazıları
    Tags:
  • Yazmak Üzerine Daha béğeni yapılmamış.

    Kimse doğuştan yazar değildir: Yazar olunur. Yazarlık yeteneği diye bir nen – kuşkusuz – vardır. Ayrıca yazarlık deneyimi önem taşır. Gelgelelim yazan, yazmayı seven, o denli kötü yazmayan birine “Siz hangi ülevle1, yetkiyle yazıyorsunuz?” biçiminde çıkışıl(a)maz. Tersine, böyle bir kişiyi yazmaya isteklendirmek gerekir. Özellikle söz konusu kişinin başka dışavurum aracı ya da olanağı yoksa… Yazmak […]

    Kas 24th, 2013 | Filed under Köşe Yazıları
  • Bütün Bunlar Boşuna mıdır? Daha béğeni yapılmamış.

    Yıllar önceydi. Bir akçaevinin1 iş sınavına girecektim. (Yaşama atılmam gerekti. Onlar “toplumsal baskı”yı üzerimde duyduğum sürevlerdi.). Ağabeyim beni sınavın yapılacağı yere arabasıyla götürüyordu. Ben – alışılageldiği üzere – suskundum. Dışarıdaki kış görünümünü: koşuşturan kişileri, taşıt ırmağını… sözümona izliyordum. Gergin, tedirgindim. Benim dilsel duyarlığımı bilen ağabeyim, “Kimsenin Türkçeyi iplediği yok. Usunu başına devşir: Çalışmalısın. İş görüşmesinde […]

    Ağu 31st, 2013 | Filed under Köşe Yazıları
  • İngilizce Salgını ile Türkçenin Geleceği Daha béğeni yapılmamış.

    İlkin bilinen kimi gerçekleri anımsatmada yarar görüyorum: İngilizce, 19. yüzyılda güdülen İngiliz sömürgeciliğiyle uluslararası bir dil durumuna gelmiştir; İkinci Yeryüzü Savaşından sonraysa Amerikan yayılmacılığıyla en önemli dil sayılır olmuştur. Ülkemiz 1950’den başlayarak Amerikancılığın etkisi altına girdiğinden/sokulduğundan, İngilizce önce birinci yad1 dil konumuna erişti. Bunun ardınca İngilizce öğretim yapan özel okullar çoğaldı. 1980’den beriyse ipin ucu […]

    May 29th, 2013 | Filed under Köşe Yazıları
  • Okumak Ya Da Okumamak Daha béğeni yapılmamış.

    Kişi bilgi edinmek; başkalarının duygularını, düşüncelerini öğrenmek için okur. Doğallıkla okursa… Okumak kendimizi geliştirmeyi, öğrenme ongunluğunu duymayı, yazınsal tat almayı sağlar. Demek yerinizde saymamak, eşdeyişle “bilişsel” bakımdan ilerlemek istiyorsanız okursunuz. Yazın yapıtlarıysa okura verdiği tat yanında acıma, anlayış ile eşduygu1 kazandırır. Hiç okumaksızın aydın olun(a)maz. Okuma araçları ile yöntemleri ayrımlılaşsa da okuma eylemi geçilmezliğini – […]

    Nis 28th, 2013 | Filed under Köşe Yazıları
    Tags:
  • Türkçe Bitki Adları Sözlüğü’nün Eleştirisi Daha béğeni yapılmamış.

    Türkçe Bitki Adları Sözlüğü,1 eczacılık bilmeni2 Turhan Baytop’un handiyse yarım-yüzyıllık çalışmasının sonucudur. “Anaereği ülkemizde ilboyca3 kullanılan bitki adlarının bitkibilim alanında geçer Latince karşılıklarını saptama” olan Sözlük’te 1.300 denli çok bitki türünün Latince adları bulunuyor; belirlenmiş Türkçe bitki adlarının sayısıysa 4.000 dolayında.4 (Latince Bitki Adları dizini okura kolaylık sağlamış.). Ayrıca Baytop’ça çekilmiş 500 ışıkçiziyle5 birtakım bitkiler […]

    Mar 8th, 2013 | Filed under Köşe Yazıları
  • Dilsel Kötümserlik Daha béğeni yapılmamış.

    Kötümserlik – onun adı üstünde – yaşamı bir bütün olarak kötü görme eğilimidir. Gerçekten bir sayrılıktır. En azından tinsel bir sayrılığın belirtisi sayılır. Dilsel kötümserlikse kötümserliğin dil alanındaki görünüşüdür. Dil söz konusu edildiğinde olumsuz düşünüyor ya da yürek-karartıcı savlar ortaya atıyorsanız, dilsel kötümserliğe tutulmuşsunuzdur. Ne yapıp ederek bu sayrılıksal durumdan kurtulmanız gerekir. Yoksa güzelim yaşam […]

    Ara 28th, 2012 | Filed under Köşe Yazıları
  • Türk Dil Kurumu ile Dil Derneği Daha béğeni yapılmamış.

    Bilindiği üzere Türk Dil Kurumu (TDK) Atatürk’ün öncülüğüyle 1932’de bir “dernek” konumunda oluşturulmuştu. 1983’e değin özerkliğini korudu. Bu arada Derleme ile Tarama Sözlükleri’ni, Türkçe Sözlük’ü, Yazım Kılavuzu’nu, türlü uzmanlık alanlarıyla ilgili terim sözlüklerini, Türk Dili dergisini… yayımladı. Bilim ile yazın dallarında ödüller verdi. Çatısı altında toplanmış bilimcilerin, uzcuların1 çabalarıyla Türkçenin gelişip özleşerek varsıllaşması için etkinlikte […]

    Eki 18th, 2012 | Filed under Köşe Yazıları
  • Yaşar Kemal’i Okurken… Daha béğeni yapılmamış.

    Yaşar Kemal – bütün büyük yazıncılar gibi – bir “sözcük büyücüsü”dür. Onun yuvarlağına girdiğinizde, türlü türlü kişi durumları yanında doğa-kişi, kişi-kişi savaşımlarına tanık olursunuz. Yapıtlarında yöreselden evrensele uzanan çizgide kişiliğin çektiği acıları – handiyse – iliklerinizde duyarsınız. O, yalnızca iyi bir anlatıcı değil; uz bir budunbilimci, tinbilimci ile toplumbilimci sayılır. Yazarın gerçekten tatlı olan anlatımına […]

    Haz 9th, 2012 | Filed under Köşe Yazıları
Archive by Gökhan Çağlayan