<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkçesi Varken &#187; Gökbey ULUÇ</title>
	<atom:link href="http://turkcesivarken.com/yazar/gokbey-uluc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://turkcesivarken.com</link>
	<description>Başka sese benzemez ananın sesi, ararsan vardır her sözün Türkçesi.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jul 2010 04:18:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Kaz Dağları Yazıtı</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/kaz-daglari-yaziti/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/kaz-daglari-yaziti/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jul 2010 14:28:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[kaz dağları]]></category>
		<category><![CDATA[kaz dağları yazıtı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=1236</guid>
		<description><![CDATA[Kaz Dağlarına gezmeye giden Işık Tekin beyden bir ileti aldım. İletisinde ilginç yazılar gördüğünü, bunları da araştırınca Türk damgalarına çok benzettiğini söylemişti. Ben de heyecanla o bedizleri görmek istediğimi bildirdim, kendisinden tezlikle göndermesini diledim. Gönderince de şöyle bir baktım ulayı aşağıdakı sonuçları çıkardım. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kaz Dağlarına gezmeye giden <strong>Işık Tekin</strong> beyden bir ileti aldım. İletisinde ilginç yazılar gördüğünü, bunları da araştırınca Türk damgalarına çok benzettiğini söylemişti. Ben de heyecanla o bedizleri görmek istediğimi bildirdim, kendisinden tezlikle göndermesini diledim. Gönderince de şöyle bir baktım ulayı aşağıdakı sonuçları çıkardım.</p>
<p><strong>Işık Tekin beyin ayrıntılı açıklaması:</strong><br />
<em>Kaz dağları milli parkı; Kaz dağları tabiki çok geniş bir alan ve koruma altına alınmış. Gidiş güzergahımız ve çıkılabilen tek yolun olduğu güzergah Zeytinli beldesi ardından Mehmetalan köyü ardından park girişi var orada park giriş ücretini ve yanınıza kılavuz arkadaşı alıp parka giriyorsunuz. Askeriyenin revize ettiği toprak yol var yol bir dağ yoluna göre oldukça geniş ve kullanışlı. Tırmanış esnasında sağlı sollu ara ara çeşmeler mevcut bahsettiğim çeşme zirveye yakın bir yerlerdedi tahminen (NOT: Bölgede Tozlu yaylası adında bir yayla mevcut muhtemelen o yüksekliklerde)<br />
</em><br />
<em>Çeşmenin hikayesi daha önce bahsettiğim gibi yol çalışmaları esnasında askeriye tarafından düzenlenmiş. Mermerci arkadaş eski taş üzerindeki yazıları da aynen yenisi üzerine geçirmiş. Bana rehberimin verdiği bilgi buydu. Hatta yazıları kendisine sorduğumda bilmediğini, bir kaç kişinin de merak edip yazıları not ettiğini ama kimsenin geri dönmediğini belirtti.<br />
</em><br />
<em>Tabi ondan sonra 1726 rakımda Sakız Türbesininin bulunduğu  Yörük ve Türkmenlerin şenlik yaptıkları  zirve düzlükleri mevcut.</em></p>
<p><strong>Okuma Çalışması</strong><br />
Kaz Dağlarında olduğu için adını <strong>Kaz Dağları Yazıtı</strong> olarak koyuyorum.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/07/kazdaglari-yaziti-1.jpg"><img class="size-full wp-image-1237    aligncenter" title="kazdaglari-yaziti-1" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/07/kazdaglari-yaziti-1.jpg" alt="" width="324" height="432" /></a></p>
<p>Burada açık aydın göründüğü gibi <strong>tozlu göre edremit</strong> yazıyor. Büyük olasılık, yazıyı mermere aktaran usta /y/ damgasının silikliği yüzünden yukarıdakı çatalları birleştirmedi, ortaya ne /y/ ne de adam akıllı /g/ damgası çıktı. Kuşkusuz orada <strong>yöre</strong> yazılmak istenmiş. Bu yüzden <strong>tozlu yöre edremit</strong> olarak okunmalıdır.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/07/kazdaglari-yaziti-2.jpg"><img class="size-full wp-image-1238  aligncenter" title="kazdaglari-yaziti-2" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/07/kazdaglari-yaziti-2.jpg" alt="" width="324" height="432" /></a></p>
<p>Bu kısımda ise, <strong>mengmed şerip ıpalaslan</strong> yazıyor. İlk sözcük <strong>mehmet</strong>, ikinci sözcük <strong>şerif</strong>, üçüncü sözcük ise <strong>alpaslan</strong> olmalıdır. Dolayısıyla ortaya <strong>Mehmet Şerif Alpaslan</strong> gibi bir kişi adı çıkıyor.</p>
<p><strong>Yazının Geçmişi Ne Olabilir?</strong><br />
Yazının çok fazla bir geçmişi olduğunu düşünmüyorum. İkinci bedizde gördüğümüz yanılgılar böyle düşünmeme neden oldu. Özellikle <strong>mehmet</strong> yerine <strong>mengmed</strong> yazması bana ilginç geldi. Şundan ötrü; Türk damgalarının sayısal ortama aktarılmış biçiminde /h/ yerine /ng/ damgası yerleştirilmiştir. Düğmelik (klavye) düzeninde /h/ ye bastığınızda genizcil n /ng/ damgası çıkar. Sanırım biri bilgisayarda yazdırıp, kazıması için ustaya vermiş. Buna göre taş çatlasa 20 yıllık bir geçmişi var.</p>
<p><strong>Şerif</strong> sözcüğünce ise /f/ yerine /p/ kullanımı; günümüzdeki /f/ seslerinin eskiden /p/ sesinden dönüştüğü kuralının bilinmesinden dolayı olmuştur.</p>
<p><strong>Alpaslan</strong> sözcüğündeki yanılgıyı da ustaya bağlıyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/kaz-daglari-yaziti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TürkçeVizyon &#8211; Uluslararası Türkçe Yır Şenliği 2010</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/turkcevizyon-uluslararasi-turkce-yir-senligi-2010/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/turkcevizyon-uluslararasi-turkce-yir-senligi-2010/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 May 2010 21:45:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çavlar (Haberler)]]></category>
		<category><![CDATA[eurovision]]></category>
		<category><![CDATA[türkçevizyon]]></category>
		<category><![CDATA[turkvision]]></category>
		<category><![CDATA[turkvizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=1224</guid>
		<description><![CDATA[Bu yıl ikincisi düzenlenen Avrovizyon bénzeri <strong>Türkçevizyon</strong> bu gece (31.05.2010) <strong>kutlanmaya çalışıldı</strong>(!)

İlk yarışmaya 16 ülke katılmışken bu kez toplamda 25 ülke boy gösterdi. Katılan ülkeler arasında Türk kökenli olmayanlar da vardı. Türk kökenli olanlar kendi ağızları ile söylerken öbürleri İstanbul Türkçesi ile yazıp besteledikleri yırları ile katıldılar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl ikincisi düzenlenen Avrovizyon bénzeri <strong>Türkçevizyon</strong> bu gece (31.05.2010) <strong>kutlanmaya çalışıldı</strong>(!)</p>
<p>İlk yarışmaya 16 ülke katılmışken bu kez toplamda 25 ülke boy gösterdi. Katılan ülkeler arasında Türk kökenli olmayanlar da vardı. Türk kökenli olanlar kendi ağızları ile söylerken öbürleri İstanbul Türkçesi ile yazıp besteledikleri yırları ile katıldılar.</p>
<p>Açıkçası birincisinden çavım, bilgim yoktu ancak ikincisini baştan sona izledim. Türkçeniñ gelişimi için yadırganamaz bir örgütlenme diyebilirim. Olmasına gérçek añlamda sévindiğimi de bildirmek isterim. Ancak, bir iki eleştirim olacak.</p>
<p>İkincisi düzenlenen bir yarışma neden bu denli çırakca, amatörce oldu? Filistinli kız yırıñı söylerken yıltırıklar kesildi. Uluslararası bir yarışma da bunuñ olması béklenemez. Kendi adıma söylüyorum, o ân utancımdan yériñ dibine girdim. Çok sönük bir yarışma oldu. İzlemeye gelenler neredeyse yoktu. Oturakları gösteriyor, bomboş. İlk olmasından ötrü, sokaktan toplayacağınız kişilere 10 lira verip yarışma sonuna dek oturmalarını sağlayabilirdiniz. Yéterli tanıtım yapılmadı. Ürdün&#8217;den katılımcı olmuş ancak Ürdünlüleriñ bu yarışmadan çavları bile olduğunu sanmıyorum. Yiğidi öldür, hakkını yeme démişler; sunucunuñ payını vérmek gerek. İşini uzmanca yaptı.</p>
<p>Umarım soñrakı yarışmalarda daha ustaca, daha uzmanca bir örgütlenme olur ulayı devletimiz de bu etkinliğe iyelenir de Avrovizyon düzeyinde bir yarışma olur.</p>
<p>Eñ azından başlangıcı yaptıkları için tüm emeği géçenleri yürekten kutlarım, vâr oluñ.</p>
<p><a href="http://www.trt.net.tr/turkcevizyon" target="_blank">http://www.trt.net.tr/turkcevizyon</a></p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/05/turkcevizyon2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1232" title="turkcevizyon2" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/05/turkcevizyon2.jpg" alt="" width="645" height="484" /><br />
</a><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/05/turkcevizyon1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1233" title="turkcevizyon1" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/05/turkcevizyon1.jpg" alt="" width="645" height="484" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/turkcevizyon-uluslararasi-turkce-yir-senligi-2010/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göktürk Damgaları Evrensel Yiv Ölçünlerinde</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/gokturk-damgalari-evrensel-yiv-olcunlerinde/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/gokturk-damgalari-evrensel-yiv-olcunlerinde/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Apr 2010 13:45:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çavlar (Haberler)]]></category>
		<category><![CDATA[damga]]></category>
		<category><![CDATA[evrensel yiv]]></category>
		<category><![CDATA[göktürkçe]]></category>
		<category><![CDATA[orkun]]></category>
		<category><![CDATA[unicode]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=1133</guid>
		<description><![CDATA[Bir süre önce şu[1] başlıkta bildirdiğimiz gibi <strong>Göktürk damgaları evrensel yiv démeli unicode ölçünlerine yükseltildi.</strong> Bu ne añlama geliyor? Şuna; artık Lâtin damgalarını yazdığıñız gibi Türk damgalarını da özgürce yazabileceksiñiz. Aşağıda gördüğüñüz gibi <strong>GOOGLE'da arama bile yapabileceksiñiz.</strong> [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir süre önce şu[1] başlıkta bildirdiğimiz gibi <strong>Göktürk damgaları evrensel yiv démeli unicode ölçünlerine yükseltildi.</strong> Bu ne añlama geliyor? Şuna; artık Lâtin damgalarını yazdığıñız gibi Türk damgalarını da özgürce yazabileceksiñiz. Aşağıda gördüğüñüz gibi <strong>GOOGLE&#8217;da arama bile yapabileceksiñiz.</strong></p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/04/google-gokturkce.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1134" title="google-gokturkce" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/04/google-gokturkce.jpg" alt="" width="547" height="284" /></a><br />
Ancak bir sorunumuz var; bu evrensel yivin (unicode 5.2.0) soñ sürümü, yalnızca soñ sürüm yayınlayan yazılımlarda çalışıyor. Örñeğin Firefox, GIMP gibi&#8230; Bu yüzden bir öngörüş olarak 5 yıl içinde tüm yéryüzüne yayılır diye düşünüyorum.</p>
<p>Bilgisayarlarda görüntüleyebilmek için şu[2] başlantıya tıklayıp, yazıtürünü kuruñ. Kullanıp yazmak içinse, bu[3] bağlantıya tıklayıp <strong>Emir Yâsin Sarı</strong>&#8216;nıñ anıkladığı belgeyi okuyuñ. Belgede 3 ayrı işletim dizgesi (Linux-Windows-Macintosh) için yordamlar añlatılmaktadır.</p>
<p>Ayrıca bu özelliği kullanarak açılmış iki de yérliğimiz bulunmaktadır. Örñek olması açısından inceleyebilirsiñiz. Biri benim kişisel günlüğüm; <a href="http://gokbeyuluc.wordpress.com/" target="_blank">http://gokbeyuluc.wordpress.com</a> öbürü de E. Y. Sarı&#8217;nıñ günlüğü; <a href="http://fankibiber.wordpress.com/" target="_blank">http://fankibiber.wordpress.com</a></p>
<p><strong>dipçe:</strong><br />
[1] <a href="../yazismalik/index.php?topic=1069.msg8129#new" target="_blank">http://turkcesivarken.com/yazismalik/index.php?topic=1069.msg8129#new</a><br />
[2] <a href="../belgeler/orkun2.ttf" target="_blank">http://turkcesivarken.com/belgeler/orkun2.ttf</a> (sağ tıkla farklı kaydet &#8216;i seç)<br />
[3] <a href="../belgeler/orkunsayisal.rar" target="_blank">http://turkcesivarken.com/belgeler/orkunsayisal.rar</a><br />
[4] <a href="http://turkcesivarken.com/yazismalik/index.php?topic=2859.0">http://turkcesivarken.com/yazismalik/index.php?topic=2859.0</a> Sorularıñız için&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/gokturk-damgalari-evrensel-yiv-olcunlerinde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saatler Olsun!</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/saatler-olsun/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/saatler-olsun/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Mar 2010 16:10:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[anlamsız söz kullanımları]]></category>
		<category><![CDATA[çok yaşa]]></category>
		<category><![CDATA[hapşırmak]]></category>
		<category><![CDATA[saatler olsun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=1079</guid>
		<description><![CDATA[Ondan soñra yaşamımda bir çok yérde bu türden kullanımlar işitmeye başladım. Ne var ki, artık babam dışında kimseden <strong>sıhhatler olsun</strong> sözünü işitmedim. Tüm kamuoyu <strong>saatler olsun</strong> diyor. Ançıp şimdilerde bu bana ilginç gelmektedir. <strong>Sıhhat</strong> sözü <strong>sağlık</strong> démektir. Sıhhatler olsun; <strong>sağlıklar olsun</strong> diye çevirilir. Hadı <strong>sağlık olsun</strong> diye daha düzgün bir çeviri yapalım. Benim añlamadığım şu; <strong>saçını, sakalını kestirenlere neden sağlık olsun diyoruz?</strong>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Béş-altı yaşlarında yuyunduktan soñra oturma odasına girdiğimde, kalabalık ev ahâlisi <strong>saatler olsun</strong> derdi bana. Oysa yunağa girip yıkanmayı, çimmeyi hiç sévmeyen ben, karşı çıkar; <strong>ne saatleri, aylar olsun</strong> diye çığırırdım.</p>
<p>Yédi yaşındaydım. Babamıñ elinden tutmuş éve doğru gidiyorduk. Saçlarımı yéñi kestirmiştim. Yolda komşumuz ile denk geldik. Bana <strong>saatler olsun</strong> dédi. Añlamamıştım, babama doğru başımı kaldırıp <strong>niye benden saati soruyor</strong> démiştim. Babam da gülerek, <strong>sıhhatler olsun diyor, sağol démelisiñ</strong> dédi.</p>
<p>Ondan soñra yaşamımda bir çok yérde bu türden kullanımlar işitmeye başladım. Ne var ki, artık babam dışında kimseden <strong>sıhhatler olsun</strong> sözünü işitmedim. Tüm kamuoyu <strong>saatler olsun</strong> diyor. Ançıp şimdilerde bu bana ilginç gelmektedir. <strong>Sıhhat</strong> sözü <strong>sağlık</strong> démektir. Sıhhatler olsun; <strong>sağlıklar olsun</strong> diye çevirilir. Hadı <strong>sağlık olsun</strong> diye daha düzgün bir çeviri yapalım. Benim añlamadığım şu; <strong>saçını, sakalını kestirenlere neden sağlık olsun diyoruz?</strong></p>
<p>Buna bénzer bir kullanım da <strong>çok yaşa</strong>&#8216;dır. Hapşıran, tıksıran birine bunu söylüyoruz. Dédiklerine göre; hapşırma sırasında yüreğin de içinde bulunduğu bir takım organlar bir anlığına duruyormuş. Kaslar inanılmaz aşamada kasılıyor, bağırdakı tüm havayı dışarı atmaya çalışıyormuş. Öyle ki, o sırada göz kapakları açık olan biriniñ gözleri, yuvalarından fırlayabilirmiş. Bu yüzden ölüm tehlikesi géçiren kişiye <strong>çok yaşa</strong> dilekleri iletilmekte imiş. İyi güzel de yéryüzünüñ géçmişinde böyle bir olaya nerede denk gelindi? Bu yaşıma dek hapşırdım ancak soñunda bir neñ olmadı, kuşkum yok sizlerde de bir neñ olmadı.</p>
<p>Soñuç olarak añlamsız bulduğum bu sözleri kullanmamaya karar vérdim. Artık biri yüzünü kırptığında, saçlarını kestirdiğinde azı hapşırdığında hiç bir söz démiyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/saatler-olsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkçe Yazıldığı Gibi Okunan Bir Dil midir?</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/turkce-yazildigi-gibi-okunan-bir-dil-midir/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/turkce-yazildigi-gibi-okunan-bir-dil-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 08:09:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[azerice]]></category>
		<category><![CDATA[dil bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[yazıldığı gibi okunan bir dil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=1071</guid>
		<description><![CDATA[Ne var; <strong>Azerbaycan Türkçesi okunduğu gibi yazılmaz.</strong> Üstelik derslerinde de bunuñ böyle olmadığı söylenir. Örñeğin <strong>isteyir</strong> yazarlar ançıp okurken <strong>isdiyir</strong> derler. <strong>İsteyir diye okursan yañlış olur.</strong> Eylemlerin soñu <strong>-maq</strong> ile biter ancak okurken, konuşurken bu <strong>-max</strong> olur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dil iki türlüdür; <strong>yazı dili</strong> ulayı <strong>konuşma dili</strong>. Bu ikisi arasında göze çarpan ayrımlar vardır ançıp bu ayrımlar soñ derece doğaldır, olağandır.</p>
<p>Konuşma diliniñ kişiye verdiği tat ile yazı diliniñ verdiği arasında uçurumlar vardır. Okuduğunuz bir yazı sizi hüzünlendirmiş olabilir ancak bir başkasına añlattığınızda durum aynı sonuçla bitmeyebilir. Konuşma sırasındakı yüz devinmeleriniz, ağız-kaş biçimleriniz karşı tarafda diñleme duygusu uyandırabilir. Bu nedenlerle ikisini bir kalıba koymak yañlış olur. Şöyle konuşuyor olabilirsiniz<strong>; Soora ona dooru dönüp didim ki; booayı yahalıyı veir, sooanları ezmesin.</strong> Ançıp bu sözleri yazmak istediğiniz ortaya şu çıkacaktır;<strong> Sonra ona doğru dönüp dedim ki; boğayı yakala, soğanları ezmesin.</strong></p>
<p>Burada ilginizi çekti mi bilmiyorum; yazdığımız gibi okuduk. <strong>Sonra</strong> yazdık ançıp okurken <strong>soora</strong> demedik. Bu kısımda yapılan yorum yanlışları var. Yazdığımız gibi okumuyormuşuz! <strong>Sonra</strong> yazıp <strong>soora</strong> diye okusaydık dediğiniz doğru olurdu. <strong>Soora</strong> diye okunması için <strong>soora yazarsıñ.</strong> Soñuç yine değişmez.</p>
<p><strong>Boğa</strong> yazısını <strong>booa</strong> diye okumanıñ nedeni; Türkçede /ğ/ sesiniñ yañlış öğretilmesinden ileri gelir. <strong>Bu ses Türkiyede erimiş, yok olmuşdur.</strong> Tek işi kendinden önce gelen ünlüyü uzatmaktır. Yazı birliği sağlanması ereği ile dilde kullanımı sürdürülmektedir. Lâtin âbecesine yeñi geçen Gagavuz Türkleri /ğ/ sesine yazılarında yer vermezler, yazılması gereken yerde ünlüyü uzatırlar.</p>
<p><strong>Değil</strong> sözcüğü <strong>diil gibi</strong> söylenir. Dedik az önce /ğ/ sesi yoktur, öyle ise <strong>deeil</strong> olur. Burada bilinmesi gereken sözcükte geçen /e/ sesleriniñ âbecemizde kullanmadığımız <strong>kapalı e</strong> olduğudur. Azericede bu ses gösterilir ançıp bizim âbecede yer verilmemiştir. Kapalı e sesi /i/ ile /e/ arası bir ses verir. Bundan ötürü <strong>deeil</strong> dediğinizde <strong>diil</strong> gibi bir sözcük duymanız soñ derece olağandır.</p>
<p>Ne var; <strong>Azerbaycan Türkçesi okunduğu gibi yazılmaz.</strong> Üstelik derslerinde de bunuñ böyle olmadığı söylenir. Örñeğin <strong>isteyir</strong> yazarlar ançıp okurken <strong>isdiyir</strong> derler. <strong>İsteyir diye okursan yañlış olur.</strong> Eylemlerin soñu <strong>-maq</strong> ile biter ancak okurken, konuşurken bu <strong>-max</strong> olur.</p>
<p>Azerice ile karşılaştırma yapıldığında asıl ayrım ortaya çıkar. Bizdeki amaç, <strong>yazıldığı gibi konuşmaya çalışmaktır</strong>. Dil Devrimi süreci incelendiğinde de epey yol alındığı görülür.</p>
<div><strong>Sonuç olarak Türkçe; yazıldığı gibi okunan ançıp yazıldığı gibi konuşulmayan bir dildir.</strong><strong> </strong></div>
<div></div>
<div style="text-align: right;"><strong>Gökbey ULUÇ</strong></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/turkce-yazildigi-gibi-okunan-bir-dil-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geliyom, Gidiyom Demek Dili Bozar mı?</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/geliyom-gidiyom-demek-dili-bozar-mi/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/geliyom-gidiyom-demek-dili-bozar-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 19:48:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[azerice]]></category>
		<category><![CDATA[bozulan türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[dil devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[gelişen dil]]></category>
		<category><![CDATA[geliyom]]></category>
		<category><![CDATA[gidiyom]]></category>
		<category><![CDATA[Gökbey Uluç]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul türkçesi]]></category>
		<category><![CDATA[lehçeler]]></category>
		<category><![CDATA[ortak ağız]]></category>
		<category><![CDATA[ortak türk dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=907</guid>
		<description><![CDATA[Türkçe&#8217;yi savunanlar arasında şöyle bir yanılgınıñ olduğuna denk gelmek olanaklıdır; İstanbul ağzı dışındakı tüm ağızlar yanılgılıdır, bozuntudur. O ağızlarda konuşmak dile zarar vermeniñ yanında çok da gülünçtür. Bilinmelidir; dil devriminde ortak ağız olarak İstanbul&#8217;unku seçildi. Nedeni çok sıradan; bilgin kimseler İstanbul&#8217;daydılar. Ankara yeñi baş-il olmuştu, bildiğiniz köy idi. Özünde ana ağız olarak Ankara&#8217;nıñ alınması gerekirdi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkçe&#8217;yi savunanlar arasında şöyle bir yanılgınıñ olduğuna denk gelmek olanaklıdır; <em>İstanbul ağzı dışındakı tüm ağızlar yanılgılıdır, bozuntudur. O ağızlarda konuşmak dile zarar vermeniñ yanında çok da gülünçtür.</em></p>
<p>Bilinmelidir; dil devriminde ortak ağız olarak İstanbul&#8217;unku seçildi. Nedeni çok sıradan; bilgin kimseler İstanbul&#8217;daydılar. Ankara yeñi baş-il olmuştu, bildiğiniz köy idi. Özünde ana ağız olarak Ankara&#8217;nıñ alınması gerekirdi, sonuçta baş il idi. Bugün Yörüklerin ağzı ile konuşuyor, yalnızca onlarıñ dilinde kalmış geñizcil n sesini de âbecemizde yaşatıyor olacaktık.</p>
<p>Dile duyarlı biriniñ yanıñda <strong>geliyom, gidiyon</strong> dediğinde demeli Yörük ağzında konuşmaya çalıştığında hemen sert çıkar; <strong>Ne biçim konuşma, dilin içine ediyorsun!</strong><em> </em>diye uyarı verir. Iğdır ağzında yaptığım konuşmalardan söz etmek bile istemiyorum, karşı tarafın alaycı devinmeleri ile sözleri gerçekten üzücü boyutta. Öyle bir durum olmuş ki artık Iğdır dışında sürekli kendimi kasarak İstanbul ağzıyla konuşmaya, sözümona <em>kırıtmaya</em>[1] çalışıyorum.</p>
<p>Şimdiki öy eki <strong>-yor</strong>&#8216;un kökenini bilsek, bunlar olmayacak azı daha seyrek olacak. Söz başındakı <strong>t &gt; d</strong> dönüşümleri Türkçeniñ bir kuralıdır. Bu yüzden Irk Bitig&#8217;iñ 24. ırkında geçen <strong>tileyür</strong> sözcüğü bugün kullandığımız <strong>diliyor</strong> sözcüğü ile birdir. Tıpkı <em>temür &gt; demir, tıl &gt; til &gt; dil</em> sözcüklerinde olduğu gibi&#8230;</p>
<p>Eski dilde vâr olan bu <strong>-yür</strong> ekiniñ kökeni <strong>yörü-</strong> den gelir. Orkun yazıtlarından da bildiğimiz gibi /ü/ ile /ö/ sesleri ayırt edilemiyordu. Batı illerimizde ulayı Özbeklerde buna benzeyen bir kullanım bulunmaktadır; <em>gelip turıng</em>. <strong>Dur</strong> sözcüğünüñ eskin biçimi olan <strong>tur-</strong> söz konusudur burada&#8230; Oğuz dillerinde <strong>yörür</strong> önceleri ayrı denirmiş, soñraları kökleşmiş, her bir ağızda türlü biçimleri bitmiş. Örñeğin <em>Kafkas Türkçesinde</em>[2] şöyle bir değişim süreci izlemiş;</p>
<p><em>gele yörür &gt; geleyör &gt; geleyür &gt; geliyir &gt; gelir</em></p>
<p>Bir süre soñra <strong>yörür</strong> sözcüğü ekleşiyor ulayı kısalmaya uğruyor. Önceleri <strong>-ür</strong> kısmını yitiriyor, ardından <strong>-yör</strong> de kalan ünlü /ö/ sesi Oğuz dillerinde bir bir değişiyor. Anadoluda kalınlaşıp<strong> -yor</strong> olurken, Türkmenlerde <strong>-yAr</strong> oluyor. Gagavuzlarda /y/ sesi de düşerek <strong>-Ar</strong> biçimini alıyor. Eñ düzgünü Kafkaslarda yaşanıyor, her ünlü için bir biçimi oluşuyor; <strong>-Xr, -yXr</strong> gibi olağan derecede güzel yeñi bir ek olmuş oluyor. Yeri gelmiş iken demeden geçmeyeyim; ortak bir Türk dili oluşturulacaksa şimdiki öy eki olarak Kafkaflarınkınıñ alınmasını isterim, bu yönde çıkış ederim.</p>
<p>Soñ yıllarda <strong>geliyo, gidiyo</strong> gibi kullanımların arttığını, gençler arasındakı yazışmaların dışına çıktığını biliyoruz. Yazın diline geçeceğine kuşku yok, şimdilik reklamlarda, ürün uramlarında demeli sloganlarında görüyoruz. Buna sorun gözüyle değil de gelişim gözüyle bakıyorum. Söz soñuñdakı /r/ düşümü dilde sürekli yaşanmaktadır. Azericede <strong>-dXr</strong> ekiniñ geldiği tüm sözcükler <strong>-dX</strong> biçiminde bitirilir. Ne var, yazı dilinde böyle yazmak yañlış sayılmaktadır. Gagavuz Türkçesiniñ iki kolundan biri olan güney kolunda <strong>geliyi, gideyi</strong> gibi konuşulmaktadır. İlginizi çekti mi? <strong>Geliyir, gideyir</strong> sözcükleriniñ /r/ &#8216;siz biçimi bunlar. Demeli söz sonundakı /r/ düşüyor tıpkı <strong>geliyo, gidiyo</strong> gibi.</p>
<p><em><strong>Yörü-</strong> sözcüğü nasıl olur da ek olur?</em> Gibi bir düşünce oluşabilir usuñuzda; bunuñ beñzer örñekleri günümüzde yaşanmaktadır. Bu bir gelişim olduğundan, yaşanmaması ne kötü olurdu. <strong>Bilim</strong> sözcüğünü ele aladım. Bu yeñi bir kavram, daha bir yüzyıl bile olmadı oluşalı ançıp bugün için ekleşme sürecinde de görmekteyiz kendisini&#8230; Kimse <strong>gök bilimi</strong> demez <strong>gökbilim</strong> der, <strong>añlam bilimi </strong>demez <strong>añlambilim</strong>, <strong>dil bilimi </strong>değil <strong>dilbilim</strong> der; hatta <strong>dilbilimsel </strong>gibi bir sözcüğü betiklerinde kullananları da görmekteyiz. Bu, gün gibi aydın görünen bir olaydır; <strong>-bilim</strong> artık ekleşmiş bir sözcüktür. Kim bilebilir, ileride <strong>-im</strong> kısmı düşüp yalnızca <strong>-bil</strong> olarak kalmasın! Dilbil, añlambil, gökbil&#8230;</p>
<p>Göñül isterdi; <strong>yörü-</strong> sözcüğü Kafkaslarda olduğu gibi olsaydı tüm lehçelerde, ne uyumlu olurdu. Ançıp Anadoluda kalınlaşmış <strong>-yor</strong> biçimini almış. Bu dil ölü olmadığı için sürekli kendine geliştirmek istediğinden durmamış, kısalmayı sürdürmüş. <strong>Gidiyorum</strong> diyenlere <strong>nere gidiyon</strong> demiş. <strong>Nereye varıyorsun</strong> olmuş <strong>havaryon</strong>: <em>hara (nere) varıyorsun (varyon)</em></p>
<p>Bunlar dilin gelişimidir, bu nedenle her bir ağızda konuşulan bildik, arı Türkçedir. Yörükleriñ ağzı ortak ağız seçilseydi, kimbilir İstanbul ağzını eleştirenlere yazıyor olacaktım. Kuşkum yok; İstanbul ağzına da diyeceklerdi <strong>çox uzadıyon sözü&#8230;</strong></p>
<p><strong>Gökbey ULUÇ</strong></p>
<p><strong></strong>____________<br />
[1] Iğdır&#8217;da İstanbul ağzı ile konuşmaya çalışanlara söylenen söz, damga.<br />
[2] Azerbaycan, İran ulayı Ardahan, Iğdır, Kars gibi yerleşim bölgelerinde konuşulan Türk diline verdiğim geñel ad.<strong><br />
</strong></p>
<div id="_mcePaste" style="overflow: hidden; position: absolute; left: -10000px; top: 627px; width: 1px; height: 1px;">cimbomlu_redkid@hotmail.com</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/geliyom-gidiyom-demek-dili-bozar-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Azerbaycan&#8217;da Sessiz Dil Devrimi</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/azerbaycanda-sessiz-dil-devrimi/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/azerbaycanda-sessiz-dil-devrimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 16:27:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[altın çağ]]></category>
		<category><![CDATA[Ana Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[arı dil]]></category>
		<category><![CDATA[arındırma]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[azerice]]></category>
		<category><![CDATA[dil bildirisi]]></category>
		<category><![CDATA[dil devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[dil devrimi ve sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[dil yaratmak]]></category>
		<category><![CDATA[dile duyarlılık]]></category>
		<category><![CDATA[dili bozanlar]]></category>
		<category><![CDATA[dilimizi bozan emolar]]></category>
		<category><![CDATA[eski Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Gökbey Uluç]]></category>
		<category><![CDATA[özleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[yeni sözcük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=999</guid>
		<description><![CDATA[Bakacak yayınlarınıñ Azerbaycan’da özgür olduğu dönemler, kimbilir kimseniñ ayrımında olmadan sessiz bir devrimi başlattı. Şuan için diyebilirim, tüm Azerbaycan toplumu İstanbul Türkçesini añlıyor. Genç kuşağın kimi öy kendi aralarında İstanbul ağzında konuştukları da oluyor, ne var ki yaşlılar añlamasına karşın, konuşamıyorlar, konuştuklarında da gülmeli oluyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;deki dil devriminiñ ne güçlüklerle yaşandığını yaşlılarımız çok iyi biliyor. Biz ise onların bize añlattıklarını, yazıp-çizdiklerini okuyarak neler yaşandığını öğreniyoruz. Bugün çok sıradan bir biçimde kullandığımız sözcüklerle bile o dönemlerde nasıl alay edildiğini öğrenmek, çok şaşırtmıştı beni. Toplum ağızlarından yazı diline aktarılan <em>ödül, düş</em> gibi masum sözcüklere kara çalanların olduğunu bilmek üzücü olsa da, bugün için bize güç vermekte, ders olmaktadır.</p>
<p>Cumhuriyetin yeñi kurulduğu dönemlerdeki yazılarda geçen Türkçe sözcük oranı %35 iken, günümüzde %95&#8242;lere değin çıkmaktadır. Bu devrim, bitmiş değil; bugün için de tüm hızıyla sürmektedir. Sevindirici olan, yalnızca Türkiye sınırları içerisinde tıkanıp kalmamış, Azerbaycan&#8217;dan Tabgaçeli&#8217;ne değin uzanmasıdır. Özellikle Tabgaçeli&#8217;nde yaşayan Salar Türkleri bu konuya çok önem veriyorlar. Öz dilden olan sözcükleri, uyarlayarak yeñi oluşturdukları Lâtin tabanlı yazı dillerine aktarmaktadırlar. Öyle ki, üzerinde birçok tartışma yaptığımız -sAl ekine değin alıp, kullanıma sokmuşlar.</p>
<p>Bakacak yayınlarınıñ Azerbaycan&#8217;da özgür olduğu dönemler, kimbilir kimseniñ ayrımında olmadan sessiz bir devrimi başlattı. Şuan için diyebilirim, tüm Azerbaycan toplumu İstanbul Türkçesini añlıyor. Genç kuşağın kimi öy kendi aralarında İstanbul ağzında konuştukları da oluyor, ne var ki yaşlılar añlamasına karşın, konuşamıyorlar, konuştuklarında da gülmeli oluyor.</p>
<p>Bu durumun soñradan ayrımına varılmış olmalı&#8230; Türk dizileriniñ çevirisiz yayınlanmasına yasak getirildi. Ruslar kızmasın diye, yansız bir karar aldık diye Rusça yayınlara da aynı yasak uygulandı. Gerekçe olarak Türkiye Türkçesi yad dil olarak gösterildi ulayı Azerbaycan diline zarar verdiği söylendi. Bu durumu kimi yurttaşları da onayladı. Onlara göre bir ülkede başka bir ülkeniñ dili ile yayın yapılması uygun değildi. Evet, Türkiye Türkçesini yad dil olarak görenler de bulunmaktadır.</p>
<p>İnanılmaz ama Türk dizileriniñ büyük etkisi olduğunu Behram Caferoğlu şöyle söylüyor; &#8220;Öyle olmuştu ki, küçük çocuklar birbirlerine -nasılsın efendim- diye selam verip, İstanbul ağzında konuşuyorlardı.&#8221; Belgeselin birinde Türkçe kursuna gelen Kırgız öğrenciye &#8220;Neden Türkçe öğrenmek istiyorsunuz?&#8221; diye sorulduğunda şu yanıt alınmış idi; &#8220;Türk dizilerini daha iyi añlamak için&#8230;&#8221; Bir başkası ise; &#8220;Türkiye ürünleriniñ kullanım kılavuzlarını okuyabilmek için&#8230;&#8221;</p>
<p>Yasağa karşın diyebilirim, Azerbaycanda eñ yoksul uruğun bile evinde uydu alıcısı var artık. Böylelikle TÜRKSAT üzerinden Türkiye arklarına ulaşabilmektedirler. Toplumun gösterdiği bu ilgi, kendime adıma diyeyim beni çok onurlandırmaktadır.</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/02/pedeqoji-universitesi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1053" title="pedeqoji-universitesi" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/02/pedeqoji-universitesi-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a>Azerbaycanda iki türlü dil devrimi yaşanmaktadır. Biri devletce yürütülen öbürü de toplumca. Önce toplumca yürütülen devrimden söz edeyim; öz kökten olan, dil devriminde kullanıma sokulan azı ağızlardan alınıp yaygınlaştırılan sözcüklere yoğun ilgi var. Sözgelimi,<em> öğ-</em> kökünden olan <em>öğrenmek, öğrenci, öğretmen,</em> öğretim gibi sözcükler pek yeğlenir durumda. Kendi ağızlara göre uyarlayıp kullanıyorlar.<em> İmtihan</em> yerine <em>sınak</em> (sınav), <em>dost</em> yerine <em>arkadaş</em> diyenlerin sayısı azımsanmayacak denli yüksek. <em>Düşünce</em> sözcüğü <em>fikir</em>&#8216;in yerine geçip oturmuş bile; <em>fikirleşmek</em>ten çok <em>düşünmek</em> sözcüğü kullanımda. <em>Devamlı </em>yerine <em>sürekli</em> sözcüğünü kullanan çavlıklara demeli gazetelere denk gelinebilmektedir. Özetle toplumun büyük bir kısmında ana kökten gelen sözcükler kullanılmaya çalışılmaktadır.</p>
<p>Ne var, şöyle bir yanlışa düşüyorlar; <em>arkadaş</em> sözcüğünü,<em> okul</em> sözcüğünü olduğu gibi alıyorlar. Oysa okul yerine <em>oxul</em>, arkadaş yerine <em>arxadaş</em> demeleri gerekir. Kalın ünlülü sözcüklere /k/ sesi kesinlikle Azeri ağzında olmaz.</p>
<p>Dilde yalınlaşmayı isteyen yazarlar da bulunmaktadır. Özellikle Türkçü kesimin çıkarttığı dergi, çavlık gibi basın-yayın ürünlerinde ortak sözcüklere nasıl geçildiği gözle görülebilir. Bunuñ yanında bir örñek daha vereyim; <em>fren</em> yerine Azerbaycan ağızlarında yaşayan <em>dur</em> añlamındakı <em>eyle-</em> sözcüğünden yararlanarak <em>eyleç </em>sözü türetilmiş ulayı bugün tüm yurtta kullanılmaktadır.</p>
<p>Bunlar güzel gelişmeler ançıp devletce yürütülen <em>sessiz dil devrimi</em> sakıncalı boyutlarda ilerlemektedir. Ülke Rusça egemenliğinden soñra devletce İngilizce egemenliğine sürüklenmektedir. Tüm kamu kuruluşlarınıñ giriş kapılarınıñ yanlarına biri Azerbaycan Türkçesi öbürü İngilizce olmak üzere iki tabela asılmaktadır. Özel şirketler yapsa añlarım da kamu kurumlarındakı bu uygulamaya hiçbir biçimde añlam verememekteyim.</p>
<p><strong>Gökbey ULUÇ &#8211; Bakü</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/azerbaycanda-sessiz-dil-devrimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Dillerindeki Ayrım Neden Oluştu?</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/turk-dillerindeki-ayrim-neden-olustu/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/turk-dillerindeki-ayrim-neden-olustu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 19:58:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[ağızlar lehçeler]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[azerice]]></category>
		<category><![CDATA[çakmak]]></category>
		<category><![CDATA[dillerin oluşumu]]></category>
		<category><![CDATA[öyküleme]]></category>
		<category><![CDATA[su kızdıran]]></category>
		<category><![CDATA[türk dilleri]]></category>
		<category><![CDATA[yandıran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=741</guid>
		<description><![CDATA[<em>Dönemin geniş bozkırlarına yayılan Türklerden iki öbek varmış. Bunlardan biri kızıl çadır öbürü de </em><em>ak çadır kullanırmış. Gün gelmiş çakmak taşını bulmuşlar. Kullanımının yararlı olduğunu gördükten sonra toplum arasında yaygınlaştırmışlar. Ançıp bu aygıta bir ad vermek gerekiyormuş. Ak sakallar kurulu toplanmış. Kızıl çadırlı Türkler söz almış; </em><em>

- Biz bu taşları birbirine çaktık, kıvılcım çıktı. Öyle ise bunun adı <strong>çakmak</strong> olsun.  Hem </em><em>I. Yemek Adları Kurultayı'nda ana-bacılarımız </em><em>dolma, sarma, kıyma gibi eylem köklerini kullanarak adlandırma yapmışlardı. Bu adlandırma geleneğini sürdürelim.

Karşı çıkan ak çadırlıların başı ayağa kalkmış;

- Olmaz! Bunlar elimizdeki nesneleri yakmaya yarıyor. Bu nedenle bizim önerimiz; <strong>yandıran</strong>'dır.</em>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Iğdır&#8217;da Türkçe konuşan biri Astana&#8217;da, Taşkent&#8217;de konuşan birini anlamakta zorluk çeker. Oysa her ikisi de aynı dili konuşmaktadır. Peki, ne oldu da araya ayrımlar girdi, anlaşılmazlık doğdu?</p>
<p>İşin özünü incelediğimizde, nedenin çok masum olduğunu görmekteyiz; <strong>yorum ayrımı, bakış açısı</strong>.</p>
<p>Çakmağın kibritten daha önce bulunduğunu biliyoruz. Çünkü çakmağın bulunuşundan birkaç saniye sonra od demeli ateş bulunmuştur. İki nesneyi birbirine sürtüp, sürtünme ısısı ile od çıkarmanın daha önce olduğu söylenebilir. Ancak bu çok uzun sürdüğünden ilk önce çakmak taşlarının kullanılması daha usa yatkın duruyor. Gelelim o dönemki soydaşlarımızın bu işe nasıl ad verdikleri konusuna&#8230; Bunu bir <strong>öyküleme yaparak</strong> anlatmak istiyorum.</p>
<p><em>Dönemin geniş bozkırlarına yayılan Türklerden iki öbek varmış. Bunlardan biri kızıl çadır öbürü de </em><em>ak çadır kullanırmış. Gün gelmiş çakmak taşını bulmuşlar. Kullanımının yararlı olduğunu gördükten sonra toplum arasında yaygınlaştırmışlar. Ançıp bu aygıta bir ad vermek gerekiyormuş. Ak sakallar kurulu toplanmış. Kızıl çadırlı Türkler söz almış;</em></p>
<p><em>- Biz bu taşları birbirine çaktık, kıvılcım çıktı. Öyle ise bunun adı <strong>çakmak</strong> olsun.  Hem </em><em>I. Yemek Adları Kurultayı&#8217;nda¹ ana-bacılarımız </em><em>dolma, sarma, kıyma gibi eylem köklerini kullanarak adlandırma yapmışlardı. Bu adlandırma geleneğini sürdürelim.</em></p>
<p><em>Karşı çıkan ak çadırlıların başı ayağa kalkmış;</em></p>
<p><em>- Olmaz! Bunlar elimizdeki nesneleri yakmaya yarıyor. Bu nedenle bizim önerimiz; <strong>yandıran</strong>&#8216;dır.</em></p>
<p><em>Bu iki öbek anlaşamamış ançıp önerdikleri sözcükler günümüze değin kullanılıp gelmiş. Kızıl çadırlılar Anadolu&#8217;ya göç edip gelmiş, ak çadırlılar da Kafkaslara&#8230; Türkiye&#8217;de <strong>çakmak</strong> olarak kullanılan sözcük, Azerbaycan&#8217;da <strong>yandıran</strong> olarak bilinmiş. Böylece aynı nesnenin aynı ulusca iki ayrı adı olmuş.</em></p>
<p>Yukarıdakı kısa öykülemede, sıradan bir örnek verildi. Aynı us yürütümü tüm sözcükler için geçerlidir. Biri &#8220;<strong>bilgisayar&#8221;</strong> demiş öbürü &#8220;olmaz, özgün adı <strong>kompüter</strong>dir biz de öyle demeliyiz&#8221; demiş. Biri <strong>&#8220;şofben&#8221;</strong> demiş öbürü &#8220;olmaz bu suyu kızdırıp ısıtıyor adı da <strong>su kızdıran²</strong> olsun&#8221; demiş. Böyle sürüp gitmiş ulayı gitmektedir de&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><strong>Gökbey ULUÇ</strong></p>
<p>________________<br />
[1]<em> Böyle bir kurultay hiçbir oğur olmadı.<br />
</em>[2]<em> Azerbaycan&#8217;da şofben için kullanılan sözcük.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/turk-dillerindeki-ayrim-neden-olustu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sözcükler Terleyebilir mi?</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/sozcukler-terleyebilir-mi/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/sozcukler-terleyebilir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 23:08:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[arı böcek]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[azerice]]></category>
		<category><![CDATA[göktürkçe]]></category>
		<category><![CDATA[sözcük kökeni]]></category>
		<category><![CDATA[terk]]></category>
		<category><![CDATA[turkey]]></category>
		<category><![CDATA[türük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=727</guid>
		<description><![CDATA[Türkçede iki ünsüzün yanyana gelmediğini biliyoruz. Öyle ise <strong>terk</strong> sözcüğü nasıl Türk kökenli oluyor?

Bu tür sözcükler dilimizde epeyce bulunmaktadır. En kolayından<strong> Türk</strong> sözcüğünün kendisi var. Ançıp köken araştırması yapıldığında işin özünü bilmek kişiyi sevindiriyor.

Göktürkçe'de Türk sözcüğü <img class="alignnone" title="türük" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2009/06/turuk.png" alt="" width="39" height="16" /> (türük) gibi kullanılmakta idi. [...]

Mısır ülkesinin adı örneğin. Bitki adı olarak da kullanılır. İşin özü şudur; Mısır'dan gelen bu yeni bitkiye <strong>mısır buğdayı</strong> denmiştir. Bir süre sonra buğday sözcüğü kullanımdan düşmüş ulayı mısır kalmıştır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkçede iki ünsüzün yanyana gelmediğini biliyoruz. Öyle ise <strong>terk</strong> sözcüğü nasıl Türk kökenli oluyor?</p>
<p>Bu tür sözcükler dilimizde epeyce bulunmaktadır. En kolayından<strong> Türk</strong> sözcüğünün kendisi var. Ançıp köken araştırması yapıldığında işin özünü bilmek kişiyi sevindiriyor.</p>
<p>Göktürkçe&#8217;de Türk sözcüğü <img class="alignnone" title="türük" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2009/06/turuk.png" alt="" width="39" height="16" /> (türük) gibi kullanılmakta idi. Bu yüzden bir sorun yokdu. Oğur içinde son seslemdeki /ü/ ünlüsü düşmüş ulayı <strong>Türk</strong> olmuştur. Türük sözcüğündeki /ük/ eki, kır<strong>ık</strong>-sök<strong>ük</strong> gibi sözcüklerde geçen eylemden ad yapan ekin kendisidir. Kırık kırılmış, sökük sökülmüş gibi türük de türemiş anlamına gelmektedir. Bu kökenlemenin ayrıntısı uzun süreceğinden, konu dağılmasın diye kısa kesiyorum.</p>
<p><strong>Terk</strong> sözcüğünün de eski dilde <strong>terik</strong> (<a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/01/terik.png"><img class="alignnone size-full wp-image-735" title="terik" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/01/terik.png" alt="" width="30" height="17" /></a>) olduğunu düşünüyorum. İlk seslemde /e/ olduğu için sonrasındakı dudak benzerliğinden /i/ olmalıdır. Bu da az önce dediğim kırık-sökük sözcükleri ile eştir. Kırık kırılmış, sökük sökülmüş, terik terlemiş&#8230; Evet, terlemiş anlamına geliyor. Biraz düşündüğümüzde <strong>ter</strong> sözcüğü ile de aynı anlama geldiğini görmekteyiz. Ter; eğnimizi terk eden sıvıya denir. Demeli eğnimizdeki sıvı yerini terk ediyor ulayı terlemiş oluyor. Bana göre eskiden bu sözcük <strong>terik sıvı</strong> idi. Sıvı sözcüğü bir süre sonra kullanımdan düştü ulayı terik önadı (sıfatı) tek başına bu kavramı karşılamaya başladı.</p>
<p>Bu sizi şaşırtmasın. <em>&#8220;Aydan arı, sudan duru&#8221;</em> deyimimize göre. Burada geçen <strong>arı</strong> sözcüğünün bildiğimiz bal üreten böcek ile hiç bir ilgisi yoktur. Kaşgârlı Mahmut, Divanı Lügatit Türk betiğinde arı sözcüğünü <strong>temiz, saf</strong> olarak vermiştir. Bu yüzden bu sözcük bir önaddır. <strong>Arı böcek</strong> sözcüğündeki böcek sözü düşmüş yalnızca arı kalmıştır. Atalarımız bunlara arı demeli saf, temiz demişlerdir çünkü bunlar son derece arınıklardır. Her bir arı öz kovanına girmeden önce ayaklarını bile temizler. Dışarıda gezerken çiçeklere konarlar, mındar dediğimiz nenlere yaklaşmazlar.</p>
<p>Bu tür örneklerden bayağı vardır dilimizde. Mısır ülkesinin adı örneğin. Bitki adı olarak da kullanılır. İşin özü şudur; Mısır&#8217;dan gelen bu yeni bitkiye <strong>mısır buğdayı</strong> denmiştir. Bir süre sonra buğday sözcüğü kullanımdan düşmüş ulayı mısır kalmıştır.</p>
<p>Bu konuda çok önemli bir örnek daha var. Azerbaycan Türklerinin <strong>hindtoyuğu, hindxoruzu</strong> dediği diriye bir oğurlar biz de öyle diyorduk. Tavuk (toyuq) sözcüğü bizde düşmüş hind (hindi) tek başına kullanılır olmuş. Az önce dediğimiz mısır buğdayı örneğindeki gibi oldu. İlginç olan, bu diri bizden de İngilizlere gitmiş. Onlar da <strong>türkiye kuşu</strong> diye adlandırmışlar. Öngöreceğiniz gibi kuş sözcüğü düşmüş, yalnızca türkiye kalmış. O da bugün <strong>turkey</strong> olarak hem diriyi hem de ülkemizin adını simgelemektedir. Bu nedenle kimilerinin dediği gibi &#8220;<em>İngilizler bizimle dalga geçiyor</em>&#8221; sözünü taplamıyorum.</p>
<p>Artık diyebiliriz; <strong>sözcükler de terleyebilir</strong>. Çünkü terlemek sözcüğünün ıraklaşmak, uzaklaşmak, terk etmek anlamları olduğunu biliyoruz. Az önce verdiğim örnekleri usunuza getirin. Onlar iki sözcükten oluşuyorlardı. Biri terk etti yoldaşını, tıpkı eğnimizi terleyip, terk eden sıvı gibi&#8230;</p>
<p>________________<br />
<strong>Gökbey ULUÇ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/sozcukler-terleyebilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkçede Kısaltmaların Yeri</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/turkcede-kisaltmalarin-yeri/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/turkcede-kisaltmalarin-yeri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2009 23:46:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[kelime kısaltma]]></category>
		<category><![CDATA[kısaltma]]></category>
		<category><![CDATA[sözcük türetme]]></category>
		<category><![CDATA[türkçede kelime kısaltmaları]]></category>
		<category><![CDATA[türkçede kısaltma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=659</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti yerine <strong>teece</strong>, alışveriş merkezi yerine <strong>aveme</strong> dediğimiz şu günlerde, Türkçe için yeñi bir sorunuñ adını da koyabiliriz; <strong>kısaltma sorunu.</strong>

<strong>Kısaltma dediğimiz kavram, özünde bir çözüm ürünüdür.</strong> Sözcük türetme yeteneğini yitirmiş, yeñi sözcük türetemeyen dillerin soñ çırpınışlarıdır. Bu dili kullanan bilginlerin ürettikleri bir çözüm yoludur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti yerine <strong>teece</strong>, alışveriş merkezi yerine <strong>aveme</strong> dediğimiz şu günlerde, Türkçe için yeñi bir sorunuñ adını da koyabiliriz; <strong>kısaltma sorunu.</strong></p>
<p><strong>Kısaltma dediğimiz kavram, özünde bir çözüm ürünüdür.</strong> Sözcük türetme yeteneğini yitirmiş, yeñi sözcük türetemeyen dillerin soñ çırpınışlarıdır. Bu dili kullanan bilginlerin ürettikleri bir çözüm yoludur.</p>
<p>Geñelde üç, dört sözcükden oluşan tanım tümcesiniñ baş damgaları alınır, ard arda yazılır, araya okunaklı olsun, añlamlı çıksın diye de ünlüler eklenir, al sana sözcük. Yer misiñ, yemez misiñ? Usda kalıcı olur diye dalga geçilen bir söz öbeğini örñek vereyim;<em> alttan ittirmeli üstten tüttürmeli çok oturgaçlı getirgeçli götürgeç</em>. Bunuñ baş damgalarını alır, okunaklı olsun diye de aralara ünlü koyarsak ortaya şu çıkar; ALİTÜTÇOGEG. Bu sözcük kullandıkça şu durumu almazsa gözüm açık giderim; <strong>ali tut çökek.</strong></p>
<p><strong>Personel Computer</strong> sözcüğünü <strong>PC</strong> olarak kullanan batılıları örñek aldığımızdan bu sözcüğü <strong>pisi</strong> diye söyleyip dilimize de soktuk. Oysa biz bu aygıta illa <strong>kişisel bilgisayar</strong> dememize gerek yok. Bunu ilerletip, özenerek <strong>KB</strong> diye kısaltmasını yapıp dile sokmamıza da gerek yok. Sonuçta, iş yerinde kullanılan da, evde küçük çocuğumuzun oyun aygıtı ereğine kullandığı da bilgisayardır; yalnızca bilgisayar.</p>
<p>Öncelikle şu kesinkes bilinmelidir; kısaltmalar Türkçe&#8217;niñ yapısına uymaz. Türkçe, kısaltmaya gerek duymaz. Bu sözüm, hiçbir biçimde kısaltma yapılamaz añlamına gelmemektedir. Kimi özel durumlarda kısaltma yapılması çok olağan bir durumdur.</p>
<p><strong>Gökbey Yiyecek İçecek İşletmeleri</strong> adlı bir işletme olduğunu düşünelim. Bu işletme hakkında bir yazı yazacaksıñız. Yazı içerisinde bu işletmeniñ adı birçok kez geçeceğinden, hem biçimsel bozukluğu neden olacak, hem de yazan kişiye oğur yitirtecek. Bu gibi durumlarda önce işletmeniñ kısaltması ardından da ayraç içinde açılımı yapılır, soñrasındaki tüm metinde kısaltma kullanılır; <strong>GYİİ </strong><em>(Gökbey Yiyecek İçecek İşletmeleri)</em> gibi. Bu gibi durumlarda sorun yok. <em>Alışveriş merkezi</em> yerine AVM yazarak işiñi yaptığıñda da sorun yok. Ançıp <em>alışveriş merkezi</em> yerine <strong>aveme</strong> dersen burada bir sorundan söz ederiz. 85 salisede[1] söylenen bir söz öbeğini bile kısaltma gereği duyuyorsan gerçekten bir sorun var demektir. Hadi üşengeciz, konuşmaya da mı üşeniyoruz artık?</p>
<p><strong>Öğrenci Seçme Sınavı</strong> ya da bilinen adıyla <strong>ösese</strong> de bu soruna bir örñektir. Gerçi artık bu adı değişti ançıp yine de örñekleyeyim. <strong>Ösese sınavı</strong> denildiğini duymuşsuñuzdur hattâ kendiñiz de diyorsuñuzdur. Oysa böyle bir kullanım yañlıştır. Açılımı yapıldığında <span style="text-decoration: underline;">öğrenci seçme sınavı sınavı</span> oluyor. Ançıp o denli ÖSS denmiştir ki, ösese başlı başına bir sözcük olmuş, bir kavramı karşılar duruma girmiştir. Yukarıda verdiğim örñekteki gibi yazılarda ÖSS diye kullanılması olağandır ançıp konuşma dilinde ösese diye yer alması bir yozlaşıdır.</p>
<p><strong>Mortgage</strong> sözcüğü için <strong>tutulu satış</strong> dendi; güzel de oldu. Kimse benimsemedi dendi, oysa topluma sordular mı benimseyip benimsenmeme işini? Yoğ, dil ile ilişiği olmayan bankacılar benimsemedi diye ortada kaldı. Soñrasında da dediler ki bunu kısaltıp <strong>tutsat</strong> yapalım. Oysa buna ne gerek var? <span style="text-decoration: underline;">Añlamadığım, bana birşeyler çağrıştırmayan tek sözcük yerine, añladığım iki sözcük daha yeğdir</span>; daha mantıklıdır. Bir iki harf daha desem, dilimi mi yapışır?</p>
<p>Elin adamı, dili sözcük türetemiyor diye kısaltma yapıyor; oysa bizim buna gereksinimiz yok. <strong>Türkçe, vârolan türetme yeteneği ile iki milyon kullanılabilir sözcük türetebilir.</strong> Bu özelliği ile değil <em>bilgi çağını</em>, hâyâlini kurduğumuz <em>uzay çağını</em> bile başı dik götürür.</p>
<p><strong>Gökbey ULUÇ</strong><br />
_____________<br />
[1]<em> Süreölçer ile üç kez denedim. İlkinde 99 sanise, ikincisinde 85, üçüncüsünde ise yine 99 salise oldu.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/turkcede-kisaltmalarin-yeri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
