Umudun Türkçe Olsun Daha béğeni yapılmamış.

Bu harflere gözlerini dikmiş okumayı seven, okutmayı amaç edinmiş tüm aydın bireylere öncelikle sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum.

Tekirdağ Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisiyim. Vatana millete hayırlı bir evlat olmak için, pek tasvip etmediğim bir yöntemi olan üniversite sınavına hazırlanıyorum. Bulduğum boşluklarda küçük çaplı da olsa Türkçeye hizmet etmeye çalışıyorum.

Oktay Sinanoğlu imzalı ”Türkçe Giderse Türkiye Gider” sözünü, bir sosyal paylaşım ağına taşıyıp yaklaşık 150.000 kullanıcıya ulaştığımı belirtmek istiyorum.

Sözü çok uzatmadan bu yazımda değineceğim başlıkları sıralayayım:

*Türkçe
*Türkçe ve Sosyal Paylaşım Ağları
*Gençliğin Gelecekteki Türkçe Duruşu

‘Türkçe’ diyerek başlayalım birlikte yazıp çizmeye.

Sizlerin de bildiği gibi dilimiz dünyanın en köklü dillerinden. Yapılan araştırmalara göre biz Türkler birçok dile sözcük verip birçok dilden sözcük almışız. Bunun nedeni de birçok toprak parçası ve birçok millet üzerinde hakimiyet kurmamızdır. Bu dünya için ender rastlanan bir durumdur ve bir bakıma gurur vericidir.

”Gurur verici yanı nedir?” diye soracak olursanız; bugün de geçmişte olduğu gibi kendi kültürünü zulümle ve baskıyla benimsettirmek isteyen onca millet varken, bizim bunu hoşgörü ve saygıyla gerçekleştirmiş olmamızdır.

Asla sömürgecilik yapmamış ve dilimizi dünyanın her yerinde temsil etmiş ecdadımızla gurur duymak doğaldır. Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi: “Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”

Ve bizler de biliyoruz ki geçmişimizi tanımak için; ecdadımıza kulak vermeliyiz.

Örneğin Karamanoğlu Mehmet Bey: “Şimden gerü hiç gimesne divanda, dergahda, bergahda ve dahı her yerde Türk dilinden özge söz söylemeye.”

Tarihimizin dediklerini dinledikten sonra dili genel hatlarıyla yorumlamaya çalışalım; farkında olduğumuz bir durum var. Bu bize karşı olanların genelde kullandığı bir durumdur. Hemen söylüyorum; ”dilin değişim içinde olması”.

Sanıyorlar ki biz dilimizi korumaya ve geliştirmeye çalışırken zincirlere ve güce başvuruyoruz. Kesinlikle hayır. Biz milli kültür duygusunu baskın çıkartarak bireylere seçme şansı sunuyoruz. Ve de soruyoruz, ”Dilimiz değişecekse bu neden olumlu bir değişim olmasın?”

Olumlu bir değişim taraftarı olmayanlar; ruhları sömürgeci güçlere teslim edilmiş, milli mücadele duygusu körelmiş bir öbek yancıdır. İlk olarak verdiğimiz savaş bu yancılara karşıdır, yabancılara değil.

Dilin ve kültürün ne denli sağlam bir yapı taşı olduğunu bilen yancılar ve kültür sömürgecileri, kılı kırk yararak her türlü alanda kendi dillerini ve kültürlerini çok çeşitli biçimlerde benimsettirmeye çalışıyorlar. Okuma kültürü zayıf düşmüş ve araştırmacı kimliğini kazanmamış halkımız da bu oyunlara kolayca geliyor.

Aristo’nun bir sözü vardır: “En kara bahtlı ulus, kaleleri ayakta iken, kültürü ve ahlakı harabe olan ulustur.”
Bu büyük düşünürün anlatmak istediği çok önemli bir şey var. Bugün bir kısmımızın övündüğü kalelerimiz, bölünmüş yollarımız, kilometrelerce asfaltımız ve çılgın projelerimiz olabilir. Ancak kültürümüzü ve değerlerimizi koruyamadığımız taktirde elimizde bulunan her şeyi kaybedeceğimiz en büyük gerçektir.

Topla, tüfekle ve bin bir çeşit oyunla yıkılmayan kalelerimiz bir yad sözle yıkılmadan buna bir ‘dur’ demek vatandaşlık görevimizdir.

Yad söz demişken ikinci konu başlığımıza giriş yapabiliriz diye düşünüyorum: ”Türkçe ve Sosyal Paylaşım Ağları”

Birçoğumuzun içinde olduğu sosyal paylaşım ağları, ne yazık ki günümüz insanı için ikinci ev niteliğinde. Tabii ki bilinçli insanlar için bu ortam, bir bilgi dükkanı haline gelip olumlu işler yapılmasını da sağlıyor. Bunun yanı sıra çokça olumsuzluklar da beraberinde geliyor, Türkçenin durumu gibi.

Türkçenin durumu genel ağda (İnternet) çok kötü bir durumda. Özellikle kültür yıkımına uğramış genç nesilde baş veren bu tür olaylar, genellikle özentilik ve beğenilme duygusundan doğuyor. Fikirlerin günden güne değer kaybettiği günümüzde; maddiyatçılığın önem kazanması, beraberinde düşünmeyen ve amaçsız bir toplum getiriyor.
Milli değerlerinden ve insani duygulardan yoksun genç bireyler, kültür sömürgeciliğine karşı çıkarken dahi onların diliyle yazıp çiziyor. İşte beni ve binlerce kişiyi üzen durum budur.

Türkçe üzerine kurmuş olduğum ‘Türkçe Giderse Türkiye Gider’ şu an sosyal ağdaki en büyük Türkçe oluşumudur. Binlerce kişi farklı farklı görüşlere de sahip olsak da bir ana unsur etrafında toplanıp birlikte hareket edebiliyoruz. Tıpkı milli mücadele ruhu gibi, tıpkı şu an ihtiyacımız olan şey gibi.

Genel ağdaki yıkımı biraz olsun hafifletmek ve önlemler almak için bazı çalışmalar yapıyoruz. En önemlisi de bunu hiçbir kazanç elde etmeden, gönüllü olarak yapıyor olmamız diye düşünüyorum. Çünkü genç kardeşlerimizin dilimize ihtiyacı var, eğer bir kişi bile bundan yıllar sonra çıkıp ”madem biz hatalıydık, doğrusunu siz biliyordunuz, neden bir şey yapmadınız?” derse ne benim vicdanım rahat eder ne de destek veren arkadaşlarımın.

Dilimiz konusunda çok da umutsuzluğa kapılmamak gerek diye düşünüyorum; çünkü umudumuzu yitirirsek çalışma azmimizi de kaybederiz. Bu ortamın içinde olan bir genç olarak ‘Gençliğin Gelecekteki Türkçe Duruşu’nu değerlendirmek istiyorum.

Gün geçtikçe bilinçli arkadaşlarımızın sayısı artıyor ve okuma kültürü tekrardan oluşuyor. En azından bu belli bir kesim için geçerli de olsa yeterlidir. Açıkçası benim gelecekte Türkçe ve Türkiye için umudum var. Ne demiş Mustafa Kemal: ”Umutsuz durum yoktur. Umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim..”

Biz de umudumuzu yitirmeyelim; Mete Han için, Oğuz Kağan için, Karamanoğlu Mehmet Bey için, Osman Bey için, Fatih Sultan Mehmet Han için, Mustafa Kemal için ve daha sayamayacağımız nice önder için.

Biz de umudumuzu yitirmeyelim; bu topraklar için, bu dil için, bu millet için canını hiçe sayarak şehadete yükselen şanlı erlerimiz, düşünürlerimiz için.

Çağdaş ve güçlü bir Türkiye için hep birlikte okumaya ve okutmaya devam edelim. Dilimizi ve milli değerlerimizi koruyarak onları geliştirelim. Yazmama yardımcı olduğunuz için teşekkürler, saygılar.

Tuğberk SEV / Kutlu Sesleniş Dergisi

<b>Değerleme:</b>

Şub 19th, 2012 | Posted in Genel
Tags:
Comments are closed.