İstanbul, Türkiye
+90234567890
bilgi@turkcesivarken.com

Kategori: Üyelerimizden

Kızıl Elma

Türk tarihinin önemli bir yerini tutar kızıl elma, her savaştan sonra kızıl elmada görüşürüz diyerek ayrılır, her savaşa kızıl elma diyerek yola çıkarlardı. Kimi zaman Çin olmuştu kızıl elma sarı deniz kıyılarına kadar, kiminde Hindistan en uç noktasına kadar. Ve İstanbul doğunun başkenti, dünyanın  arzuladığı yer, fatih sultan mehmet gibi alp çıkana kadar ulaşılmaz olan.…
Devamı

Bilim Dilinde Türkçe Anlatım Sorunları (Prof. Dr. Mustafa Yıldız)

    Gerek bilimsel toplantılarda gerekse bilimsel yazıların okunmasında karşılaşılan bazı Türkçe anlatım sorunları anlamayı ve kavramayı zorlaştırmaktadır. Zor anlaşılan anlatım ve metinler öğrenme hızını düşürmekte bazen de yanlış anlamalara neden olabilmektedir. Konuşulan ya da yazılan dil açısından birinci derecede önemli olan anlaşılır olmasıdır. Eğer bir sözcük zihinde çağrışım yapmıyorsa onun içinde bulunduğu cümleyi anlamak…
Devamı

Tañrı adı üzerine

06 Şubat 2008’de yazmış olduğum bir yazıyı güncelleyerek aktarmak isterim. Kimileri, Tañrı adınıñ kullanılmasına karşı olduklarını söylerler. Tañrı demenin günah olduğunu savunurlar. Tañrı adının kullanılmaması gerektiğini düşünenlerin kendilerince öñe sürdükleri gerekçeleri birkaç maddede toparlanabilir; 1) Tañrı adı Türkleriñ eski dini olan Teñricilik inancından gelen bir addır, bu nedenle kullanılması uygun olmaz. 2) Tañrı adı, 99 Güzel Ad (Esmâ’ûl Hûsnâ) içinde olmadığından kullanılması…
Devamı

Türkçeniñ Dil Ailesi

Türkçeniñ hañgi dil ailesine mensup olduğu kimi çevrelerce hâlâ tartışılmaktadır. Türkçe, kimilerine göre Ural-Altay Dil Ailesine mensuptur. Ancak bu görüş yañlıştır, çünkü Ural-Altay Dilleri Ailesi diye bir dil ailesi olmadığı, Ural Dilleri Ailesiniñ müstakil bir dil ailesi olduğu saptanmıştır. Bu görüşüñ yañlışlığı añlaşıldıktan soñra, Türkçeniñ Altay Dilleri Ailesine mensup olduğu söylenmeye başlandı. Ancak, yaklaşık 50…
Devamı

İki Ucu Malum Değnek

Kendimden pay biçiyorum. Küçük yaşlardayken içinde bulunduğum ortamın etkisiyle yabancı kelimelere tam anlamıyla düşman idim. Okulda divan edebiyatının metinlerini gördükçe eseflenir, televizyondaki konuşmacıların kullandığı sözcüklerin nesebine takılırdım. Eskiden yazdığım yazılarda “otobüs, televizyon” gibi sözcükleri ağza almamak gerektiğini gayet katı bir biçimde savunmuşum. Fakat, bu sözcüklerin yerine ne kullanılması gerektiği hususunda öneri getirmemişim. Tıpkı bugünün esnemez…
Devamı

Türkçe’nin Kaleleri: Kubbealtı Lügati

Kitabevlerinde gördükçe içinde kaybolduğum, zevkle ve imrenme ile inceleyegeldiğim “Misalli Büyük Türkçe Sözlük”ü birkaç ay önce nihayet tedarik ettim. Türkçe’nin bu kutlu kazanımını gecikmeli de olsa anmak istiyorum. Daha çok “Kubbealtı Lügati” adıyla anılan “Misalli Büyük Türkçe Sözlük” 2005 yılında yayımlandı. Ancak, sözlük, ağızdan kelimenin çıkıvermesi gibi yayımlanıvermedi elbette. Kubbealtı Vakfı’nın çatısı altında Faruk Nafiz Çamlıbel, Orhan…
Devamı

Türkçe’nin Kaleleri: TDK Türkçe Sözlük 11. Baskı (2011)

TDK Türkçe Sözlük’ün 11. baskısının 2011 yılında çıkacağı öngörülüyordu. 2010’un son aylarında gazetelerdeki haberlerle ne kadar meraklansam da sözlüğü elime alabilmek için 2012 yılının şubat ayını beklemek zorunda kaldım. Yayımın gecikmesine karşılık sözlüğün ucuz fiyatı övgüye değer.   TDK Türkçe Sözlük incelendiğinde, sözlüğün bir önceki baskısına kıyasla ciddi oranda artan söz miktarı ilgi çekici. Dilerseniz,…
Devamı

Türk Dil Devrimi-4

Devamlı üzerinde kafa yorulan terimler meselesi gerçekten de en çözülesi sorunlardandı. Zira, teknik terimler Türkçe’ye olabildiğince uzaktı. Bu ıstılahların, Türk çocuklarının rahatça öğrenebileceği kadar yalın olması gerekiyordu. ‘Bir müsellesin mesaha-i sathiyesi kaidesi ile irtifaının hasıl-ı darbının nısfına müsavidir’ sözü bırakılıp ‘bir üçgenin alanı tabanı ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir’ sözüne geçilmesi elbette bilim alanında öğrenciler…
Devamı

Türk Dil Devrimi-3

Dil kargaşası almış başını gitmişti. Yazarlar dergiyi açıp kendince bir karşılık yazıyor ve kimsenin kimseyi anlamadığı bir keşmekeş meydana geliyordu. Sözgelimi Memduh Necdet, 1933 senseinde yayımladığı ‘Gazi Yolu- Dilimizi Nasıl Onarmalıyız?’ adlı kitabının önsözünde (o zamanki dille ‘öngen’inde) şu cümlelere yer veriyordu: “Bu kitabı önce hiç bir yad söz kullanmadan yazmıştım. Bu kendilikte (hususta) yoksulluğum…
Devamı

Türk Dil Devrimi – 2

Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’nin çalışmalarının ardından sıra dil meselesine gelmişti. Mustafa Kemal’in bu konuyu sürekli düşündüğünü şu sözlerinden anlıyoruz: “Daha çocukken dersler, kitaplar arasında yuvarlanırken, hissederdim ki, bu dilin bir şeye ihtiyacı var. O ihtiyacın ne olduğunu, nasıl elde edileceğini bilmezdim. Fakat mutlaka bir şey lazım olduğunu duyardım.” “Eğer ben size bu meseleyi ancak son…
Devamı