İstanbul, Türkiye
bilgi@turkcesivarken.com

Kategori: Köşe Yazıları

Türkçeniñ Dil Ailesi

Türkçeniñ hañgi dil ailesine mensup olduğu kimi çevrelerce hâlâ tartışılmaktadır. Türkçe, kimilerine göre Ural-Altay Dil Ailesine mensuptur. Ancak bu görüş yañlıştır, çünkü Ural-Altay Dilleri Ailesi diye bir dil ailesi olmadığı, Ural Dilleri Ailesiniñ müstakil bir dil ailesi olduğu saptanmıştır. Bu görüşüñ yañlışlığı añlaşıldıktan soñra, Türkçeniñ Altay Dilleri Ailesine mensup olduğu söylenmeye başlandı. Ancak, yaklaşık 50…
Devamı

III. Göktürkçe Kursu da Bitti

2011 yılından bu yana Türk damgalarınıñ öğrenilmesi adına çalışmalarda bulunuyor; kurs açıyor, toplu öğrenimlerin olmasını sağlıyorum. İlk kursumu (bundan böyle öğrenek diyeceğim) 2011 yılında Iğdır’da çocuklara géçmiştim.[1] Buradaki deneyimlerimi bir günlüğe yazmış, hangi damganıñ daha öncelikli öğretilmesi gerektiğini, hangisiniñ öğrenme güçlüğünüñ ne düzeyde olduğunu birbir belirlemiş, öğretim süreci için bir yordam çıkarmıştım. 2012 yılınıñ soñlarına…
Devamı

Türkçe Bitki Adları Sözlüğü’nün Eleştirisi

Türkçe Bitki Adları Sözlüğü,1 eczacılık bilmeni2 Turhan Baytop’un handiyse yarım-yüzyıllık çalışmasının sonucudur. “Anaereği ülkemizde ilboyca3 kullanılan bitki adlarının bitkibilim alanında geçer Latince karşılıklarını saptama” olan Sözlük’te 1.300 denli çok bitki türünün Latince adları bulunuyor; belirlenmiş Türkçe bitki adlarının sayısıysa 4.000 dolayında.4 (Latince Bitki Adları dizini okura kolaylık sağlamış.). Ayrıca Baytop’ça çekilmiş 500 ışıkçiziyle5 birtakım bitkiler…
Devamı

Dilsel Kötümserlik

Kötümserlik – onun adı üstünde – yaşamı bir bütün olarak kötü görme eğilimidir. Gerçekten bir sayrılıktır. En azından tinsel bir sayrılığın belirtisi sayılır. Dilsel kötümserlikse kötümserliğin dil alanındaki görünüşüdür. Dil söz konusu edildiğinde olumsuz düşünüyor ya da yürek-karartıcı savlar ortaya atıyorsanız, dilsel kötümserliğe tutulmuşsunuzdur. Ne yapıp ederek bu sayrılıksal durumdan kurtulmanız gerekir. Yoksa güzelim yaşam…
Devamı

Türk Dil Kurumu ile Dil Derneği

Bilindiği üzere Türk Dil Kurumu (TDK) Atatürk’ün öncülüğüyle 1932’de bir “dernek” konumunda oluşturulmuştu. 1983’e değin özerkliğini korudu. Bu arada Derleme ile Tarama Sözlükleri’ni, Türkçe Sözlük’ü, Yazım Kılavuzu’nu, türlü uzmanlık alanlarıyla ilgili terim sözlüklerini, Türk Dili dergisini… yayımladı. Bilim ile yazın dallarında ödüller verdi. Çatısı altında toplanmış bilimcilerin, uzcuların1 çabalarıyla Türkçenin gelişip özleşerek varsıllaşması için etkinlikte…
Devamı

Messi Çanak Çömlek Patlattı

Kimi kavramlarıñ Türkçesiniñ olmadığı söylenir. Gérçekten de öyle yad kökenli sözcükler bulunur, Türkçe ile ilgilenen, özleştirme çalışmalarına göñül adamış kişiler bile bu kavramlar karşısında boynu bükük, sessiz kalmışlardır. Örneğin performans sözcüğü… Bu sözcüğe karşılık olarak “başarım” önerilse de, pek yéğlenmemektedir. Oysa “beceri”, bu sözcüğüñ birebir karşılığıdır. Yanlış da olsa, karşılık bulunamayan kavramlar epey vardır. Örneğin…
Devamı

Yaşar Kemal’i Okurken…

Yaşar Kemal – bütün büyük yazıncılar gibi – bir “sözcük büyücüsü”dür. Onun yuvarlağına girdiğinizde, türlü türlü kişi durumları yanında doğa-kişi, kişi-kişi savaşımlarına tanık olursunuz. Yapıtlarında yöreselden evrensele uzanan çizgide kişiliğin çektiği acıları – handiyse – iliklerinizde duyarsınız. O, yalnızca iyi bir anlatıcı değil; uz bir budunbilimci, tinbilimci ile toplumbilimci sayılır. Yazarın gerçekten tatlı olan anlatımına…
Devamı

Osmanlıca Nedir?

Aşağı yukarı bütün alanlara olduğu gibi dil alanına “kavram kargaşası” egemen. Yazık ki öyle! Örneğin Osmanlıca söz konusu olduğunda söylenenler, bu kargaşanın göstergesidir. Öyleyse, gene açıklaştırmaya gereksinim, var: Osmanlıca nedir; ne değildir? Öğrenmek isteyene, işte, gösterişsiz bir deneme: Sözlükler ile bilgilikler arasında – bencileyin – bir gezintiye çıkarsanız; Osmanlıcanın tanımında kimi eksiklerin, yanlışların bulunduğunu göreceksiniz:…
Devamı

İki Ucu Malum Değnek

Kendimden pay biçiyorum. Küçük yaşlardayken içinde bulunduğum ortamın etkisiyle yabancı kelimelere tam anlamıyla düşman idim. Okulda divan edebiyatının metinlerini gördükçe eseflenir, televizyondaki konuşmacıların kullandığı sözcüklerin nesebine takılırdım. Eskiden yazdığım yazılarda “otobüs, televizyon” gibi sözcükleri ağza almamak gerektiğini gayet katı bir biçimde savunmuşum. Fakat, bu sözcüklerin yerine ne kullanılması gerektiği hususunda öneri getirmemişim. Tıpkı bugünün esnemez…
Devamı

Özleştirmeciliğin Gerekçesi

Türkçenin özleşmesine katkıda bulunmuş değme kişiye… Genelde özleştirmecilik, özelde Türk özleştirmeciliği, kimilerince “boş” bir çaba sayılabilmektedir. Oysa gerek Türkçenin özleşme sürecinde aldığı azımsanamayacak yol, gerek sağgörülü dilcilerce anlatılagelenler; gerekse kişinin gözlemle, doğru uslamlamayla varabileceği gerçekler; özleştirmeciliğin bilimsel dayantısını da, kılgısal yararını da, ortaya koyar. Bundan ötürü, bu denemede özleştirmeciliğin gerekçesini – kendi düşündüklerimin, gözlemlediklerimin, okuduklarımın;…
Devamı