İstanbul, Türkiye
bilgi@turkcesivarken.com

Türk Dil Kurumu ile Dil Derneği

Bilindiği üzere Türk Dil Kurumu (TDK) Atatürk’ün öncülüğüyle 1932’de bir “dernek” konumunda oluşturulmuştu. 1983’e değin özerkliğini korudu. Bu arada Derleme ile Tarama Sözlükleri’ni, Türkçe Sözlük’ü, Yazım Kılavuzu’nu, türlü uzmanlık alanlarıyla ilgili terim sözlüklerini, Türk Dili dergisini… yayımladı. Bilim ile yazın dallarında ödüller verdi. Çatısı altında toplanmış bilimcilerin, uzcuların1 çabalarıyla Türkçenin gelişip özleşerek varsıllaşması için etkinlikte bulundu. Karşıtçılarının varlığına karşın dil konusunda ülkemizdeki en güvenilir yetkeydi. Ne olduysa, o 1983’te oldu: Karşıdevrimcilerin2 kışkırttıkları düşürümcü paşalar, TDK’yi – kılıfına uyduruvererek – kapattılar.

Oysa Atatürk, kalıtyazısıyla3 kendi gelirinden TDK’ye pay bırakmış; dahası – kuşkusuz – bu kurumun bilimsel özgürlüğünü korumasını, demek özerk kalmasını istemişti. (Atatürkçülük taslayan düşürümcü paşaların Atatürk devrimlerini, ilkelerini, kalıtını böyle çiğnemiş olmaları düşündürücüdür.). 1983’ten sonraki TDK, bugüne değin, 1932 ile 1983 arasındaki TDK’ninkinden bütünüyle ayrımlı bir yol izledi. Bununla birlikte, eski – Atatürk’ün kurduğu – TDK’nin süreği olduğunu savlayagelmiştir. Sanki o kopuş hiç yaşanmamış, yalnızca bir tür “yenidenyapılanma”ya gidilmiştir. Ancak, bugünkü TDK, yönetiminin eskiden olduğu gibi seçilerek değil, atanmayla işbaşına gelmesinden tutun dilsel anlayışına varasıya bambaşka bir kurumdur. Bunu kavramak için örneğin TDK’nin ağ bölgesine4 ya da değmehangi bir – 1983-sonrası − yayınına, özellikle sözlüklerine göz atmak yeter: TDK, yazık ki hanidir karşıdevrimin kurganı5 gibidir!

Yeni TDK’nin olumsuzlukları üzerine çok söz söylendi. Burada onları uzun uzadıya yineleyecek değilim. Ancak, şunları belirtmem gerek: 1983-sonrası TDK, anıklayıp yayımladığı yazım kılavuzlarıyla Türkçenin yarım-yüzyıllık yazım geleneğini gerçekten bozmuştur. Böylece gerçekleşme yolunda bulunan yazım birliği yerini yazımsal kargaşaya bıraktı. (Gelgelelim TDK, son yıllarda kimi bakımlardan eski TDK’nin yazımına döndü. Örneğin düzeltme iminin kullanım alanını yeniden daraltıp bileşik sözcükleri çoğalttı. Bu bir gelişim olarak görülebilirse de, sözünü ettiğim kargaşa – şimdi bile – sürüyor.6). Ayrıca yeni TDK’nin, özleştirmeciliği “dilsel soyculuk” ile “uydurmacılık” sayarak Osmanlıcaya saygınlık kazandırma girişimi Türkçenin arınmasını durguya uğratayazmıştır. (Şu var ki, 1983-sonrası TDK, 1990’larda yad sözcüklere7 karşılıklar bulma çalışmasına başladı. [Bu süreçte önerilmiş karşılıkların çoğu, özleştirmenlerce daha önce ortaya atılmıştı. Böylece yeni TDK, öncelinin türetilerini – biraz değiştirerek – onamış oluyordu.]. Yad sözcüklere bulunmuş karşılıkların bir bölümü gene yaddı: TDK uzmanlarının içtensizliği, özçelişikliği sırıtıyordu.). Kısacası, günümüzde dil alanında varlığı duyulan yetke boşluğu, TDK’nin bilimdışı bir dilsel tutumu bulunan çevreye verilmiş olmasının kaçınılmaz sonucudur. Tüm burada “TDK elden giderken dilseverler ne yapıyorlardı? Şimdi ne eyliyorlar?” diye sormak gerekiyor. Buysa benim Dil Derneğine değinmem anlamına gelir.

Dil Derneği, bir küme dilseverce 1987’de Ankara’da kurulmuştu. TDK’nin kapatılıp ayrımlı – karşıdevrimci – bir takımla yeniden açılması üzerine hepten umutsuzluğa kapılmış olan aydın kesim, Dil Derneğini dayanaklamaya başladı. Dil Derneğiyse bugüne değin – kısıtlı olanaklarına karşın – Türkçe Sözlük’ü, Yazım Kılavuzu’nu, Çağdaş Türk Dili dergisini8, kimi dilsel betikleri yayımladı; bilim ile yazın alanlarında ödüller verdi, türlü etkinlikler düzenledi ib. Ö.Â. Aksoy’un “Özleştirme durdurulamaz!” özdeyişini savsöz edinmiş, Dil Devrimini sürdürdüğü savında bulunan Dil Derneğinin bencileyin öz-Türkçeciler için şimdiki TDK’den yeğ olduğu apaçıktır. Gelgelelim ben – kendi payıma – Dil Derneğini yeter görmüyorum. Bu, büyük ölçüde söz konusu derneğin “anaakıntı”da9 kalmak istemesinden kaynaklanıyor. Anaakıntıysa Dil Devrimciliğiyle çoğun örtüşmez. Gene de, Dil Derneği, 1983-sonrası TDK’nin entipüften dilciliğinden çok daha sağlıklı bir dilsel anlayışa iye. Bundan ötürü, Dil Derneğini – kimi çekincelerle de olsa – dayanaklamam pek doğaldır. Başka dilseverlerin de öyle yapmalarını dilerim.

TDK ile Dil Derneği arasında süregelen çekişme/karşıtlık, günlerin birinde sona erer mi ola? Demek TDK, özerk bir yapıya kavuşturulup Dil Derneği kendi varlığını kendisi kaldırarak TDK’ye katılır mı? Sürerduruma bakacak olursak, bu çok güç görünüyor. Şundan ötürü: 1983’ten bu yana TDK’yi Atatürk’ün TDK’si yapma girişimleri hiçbir olumlu sonuç vermedi. Günümüzde erkte bulunanlarsa Türkçenin özleştirilmesine karşı olduklarını açıkça söylüyorlar. Onlardan yardım ummamalı anlayacağınız. Şimdiki anakarşıkoyma10 önderi, TDK’ye bilimsel özgürlük kazandırma sözü vereduruyor; o ayrı. Ne ki, bunun için önce bir başına erke gelmek gerek. Buysa kolay değil. Doğallıkla bütün dilseverlerin gönülleri söz konusu ikiliğin giderilmesini ister. Türkçenin geniş olanaklara iye, özleştirmecilik güden, yaptırımı bulunmasa da toplumun güvendiği bir kamu kurumuna gerçekten gereksinimi var. Sürev bu konuda bize neler gösterecek; onu şimdiden kestiremem. Ancak, öz Türkçeye gönül vermiş bir kişi olarak elimden geleni yaparım. Öbür öz-Türkçecilereyse yılmamalarını öğütlerim. Şundan dolayı: Türkçenin yağıları11 boş durmuyorlar. Türkçeyi sevenlerin savaşımdan geçmeleri yaraşık almaz. (“Doğru” dil, uğrunda çaba harcamaya değer.)

_______________________________

1 Uzcu: Os. sanatçı.

2 Dil Devriminin yapılmadığına, yapılamayacağına inananlardansanız, karşıdevrimci sözcüğü size anlamsız gelir. Ancak, o durumda “yadsımacılık”la suçlanmayı göze almanız gerek.

3 Kalıtyazı: Os. vasiyetname.

4 Basılı sözlükleri Genelağ ortamına eşlemlemek, yayınlarını “sanal satımevi” yoluyla da okura ulaştırmak ib., bir kurumu çağcıl saymaya elvermese gerek.

5 Kurgan: Os. kale.

6 Bu denemeyi yazarken kullandığım sözcük işlemcisinin şimdiki TDK yazımını taban almış olması dildeki kuralsızlığın boyutlarını göstermektedir.

7 Söz konusu “yad sözcükler”in daha çok Fransızca ile İngilizce olması, Arapça ile Farsça sözcüklere hiç dokunulmaması anlamlıdır.

8 Dil Derneği kurulduğu yıl İstanbul’da yayım yaşamına başlamış olan Türk Dili Dergisi’yse, günümüze dek düzenlice yayımlanarak “Türkçenin bağımsızlığı ülküsü”nü yaşatma ödevini – kendi çapında – yerine getirmiştir.

9 Anaakıntı: İng. mainstream.

10 Os. anamuhalefet.

11 Yağı: Os. düşman.