İstanbul, Türkiye
bilgi@turkcesivarken.com

Tin Sağaltmanlığı Terimcesinde Ufak Bir Özleştirme Denemesi

Osmanlı çağında ülkemizdeki sağlıkbilim öğretiminin Fransızca olarak yapılması – sonradan Fransızca öğretim, bırakılmış olsa da – Türk sağaltmanlık terimcesini, büyük ölçüde Fransızcalaştırmıştır. Doğallıkla Dil Devrimiyle terimlerin de özleştirilmesine girişilmiş; ancak, sağlıkbilim alanında gereken dilsel arılaşma, bugüne değin sağlanamamıştır. (Bundan çıkarsanacak vargılardan biri şu: Yad dille öğretim; çekinceli, dokuncalı, sakıncalıdır. [Günümüzde Fransızcanın yerini almış bulunan İngilizceyse, Türkçe bağlamında ağır sorunların doğmasına yol açıyor; bu gidişle yol açmayı sürdürecek.]). Söz konusu yetersizlik, sağlıkbilimcilerimizin çoğunun “sıradan yurttaş”ın anla(ya)madığı terimlerle dolu bir dili koruyarak kendilerine duyulan gereksinimi, diri tutmak istemesiyle açıklanabilir. Ayrıca sağlık kesimi çalışanlarının – özellikle sağaltmanların − öteden beri kullanılan yad terimleri, “Böyle gelmiş; böyle gider.” tutumuyla özleştirmekten kaçındıkları ya da varolan öz Türkçe karşılıkları denlemedikleri, söylenebilir. Ne olursa olsun; sağaltmanlık terimcemiz, bugün – konuyla ilgili kimi örülerde % 80 oranını aşmış bir biçimde – yaddır.1 (Üstelik son onyıllarda sağaltmanlık terimleri, yazık ki, İngilizceden dışalımlanıyor!)

Bundan ötürü, örneğin bir otun tanıtmalığını okurken ya da bir sağaltmanın konuşmasını dinlerken; o konuda uzman değilsek, kullanılan dili anlamakta güçlük çekiyoruz. (Değme dilde terimlerin büsbütün anlaşılması, belirli bir öğrenim görmeyi gerektirir. Benim burada sözünü ettiğim sorun, hiçbir çağrışım güçleri bulunmayan yad sözcüklerden yararlanıladurmasıdır.). Oysa bir sayrının ya da sayrı yakınının – uzman olmasa bile − söz konusu sayrılığa ilişkin terimleri, en azından çağrışımsal olarak kavrayabilmesi, demek belleğindeki bilgilerle ilişkilendirebilmesi gerektir. Doğrusu, genelde dilimizi özleştirmenin, özelde sağaltmanlık terimcesini Türkçeleştirmenin anagerekçesi, bu. Özleştirmeye “ussal” nedenlerle karşı çıkılamaz anlayacağınız.

Tin sağaltmanlığına gelince; son yıllarda tin sağaltmanlarıyla kaynaşma baskısında kalmam, beni bu anabilim dalının terimcesini – hiç değilse kendimi ilgilendirdiği denli çok – özleştirmeye yöneltti. Evet, bu alandaki çoğu Fransızca olan yad terimlere duyarsız bulunamazdım. Ne de olsa – kendi çapımda – bir özleştirmendim. Özleştirmenlikse, ilk ağızda kişinin kendi yaşamıyla ilintili sözcükleri Türkçeleştirmesini, gerektirir(di). Aşağıda sunduğum dizelge, işte, bu gerektirimin bir sonucu olup yalnızca “kişisel türetiler”imi, içermektedir. Demek başkalarınca doğrusu özleştirilmiş bulunan tin sağaltmanlığı terimlerini, bu dizelgeye almadım. Kuşkusuz bunların hepsi, birer öneri niteliğindedir: Onanabilir de, onanmayabilir de. Yeğ karşılıklarıysa – önerici, kim olursa olsun – benimsemeye davrantılıyım. Uzatmayayım; alın, benden size bir tutam Türkçe tin sağaltmanlığı terimi:

Akımla sarsma: Elektroşok

Aşırı etkin: Hiperaktif

Aşırı-etkinlik: Hiperaktivite

Bunaltıgiderici: Anksiyolitik

Çıldırıgiderici: Antipsikotik

Çıldırısal: Psikotik

Çılgın: Manyak

Çılgın-çökkün: Manik-depresif2

Çökeğen/çökkünleştirici: Depresif

Çökkünlük: Depresyon

Çökkünlükgiderici: Antidepresan

Gücenti: Kompülsiyon

İkiuçlu: Bipolar

Küme sağaltımı: Grup terapisi

Takınaklı: Obsesif

Takınaklı-gücentili: Obsesif-kompülsif

Tin argınlığı: Psikasteni

Tin sağaltımcısı: Psikoterapist

Tin sağaltımı: Psikoterapi

Tin sağaltmanı: Psikiyatr

Tin sağaltmanlığı: Psikiyatri

Tin sayrılığı: Psikopati

Tin sayrısı: Psikopat

Toplum korkusu: Sosyal fobi

Toplumdan-korkan: Sosyal fobik

Usuyarık: Şizofren

Usyarılımsal: Şizofrenik ile şizoit

Usyarılımsal-duygulanımsal: Şizoafektif

Uyanıklık: Dikkat

Yılgı keşiği:3 Panik atak

Görüldüğü üzere tin sağaltmanlığı terimcesi, tinbiliminkiyle örtüşüyor. Yukarıdaki dizelge, bu alanda sık sık kullanılan terimlerden bir bölümünü, kapsamakta. Bunların çoğu, yad biçimleriyle ilboy diline dahi geçmiştir. (Söz konusu terimlerin ilboyca genellikle yanlış kullanılmasıysa, ayrıca ele alınmalı.). Diyeceğim, Türk tin sağaltmanlığındaki; dahası, Türk sağlıkbilimindeki Fransızcacılığa hepten karşıyım. Son dönemdeki İngilizceciliğe de… Sorunun çözülmesi için gene dilsel bilgi, bilinç, saygı, sevgi ib.ni kazan(dır)ma gerekli. Yoksa Türk sağaltmanlarının çoğunluğunda görülen dilsevmezlik/Türkçe yağılığı, varlığını sürdüregidecek; sağlıkbilim terimcesi, yadlığını – büyük ölçüde – koruyacaktır. Bu durum, kimilerinin yararına olsa da sağlıkbilimsel olanaklardan yararlanagelen yığınlar ile Türkçe için dokuncalıdır. Öyleyse, sağlıkbilimde de özleştirmecilik gütmekten kaçınmamalıyız. Sağaltmanların dilinden tanıtmalıklarınkine varasıya “anlaşılırlık” hepimizin özlemi olsa gerek. Bu özlemi, en azından bundan kelli gidermeye çalışmalı.

______________________________

1 İşin acıklı yanı, Türkçe sağlıkbilim sözlükleri – bir iki değerli yapıt dışında – uğraşı-dışı kullanıcının sağlıkbilim dilini anlamasına elverecek nitelikte bulunmaktan uzaktır. Demek aşağı yukarı hiçbir “özleştirme” düşüncesi gütmeksizin anıklanmış.

2Manik-depresif yerine daha önce “taşkın-çökümlü” karşılığı, önerilmişti. Ancak, ben çılgın-çökkünün daha uygun (tutunabilir) bir karşılık olduğu kanısındayım.

3Keşik sözcüğünün Moğolca-kökenli (<kezik) olduğunun; gerçekte “sıra, gezek” anlamına geldiğinin ayrımındayım. Ben, bu sözcüğü, eşanlamlı “atak, kriz, nöbet” sözlükbirimlerine yeğledim. (Doğallıkla burada bir anlam genişlemesine uğratma, söz konusu. Bir de, Moğolcanın Türkçeyle yakın hısım olması, etmendir. Keşik yerine öpöz Türkçe bir sözcük türetmekse, oldukça güç.)