İstanbul, Türkiye
bilgi@turkcesivarken.com

Saatler Olsun!

Béş-altı yaşlarında yuyunduktan soñra oturma odasına girdiğimde, kalabalık ev ahâlisi saatler olsun derdi bana. Oysa yunağa girip yıkanmayı, çimmeyi hiç sévmeyen ben, karşı çıkar; ne saatleri, aylar olsun diye çığırırdım.

Yédi yaşındaydım. Babamıñ elinden tutmuş éve doğru gidiyorduk. Saçlarımı yéñi kestirmiştim. Yolda komşumuz ile denk geldik. Bana saatler olsun dédi. Añlamamıştım, babama doğru başımı kaldırıp niye benden saati soruyor démiştim. Babam da gülerek, sıhhatler olsun diyor, sağol démelisiñ dédi.

Ondan soñra yaşamımda bir çok yérde bu türden kullanımlar işitmeye başladım. Ne var ki, artık babam dışında kimseden sıhhatler olsun sözünü işitmedim. Tüm kamuoyu saatler olsun diyor. Ançıp şimdilerde bu bana ilginç gelmektedir. Sıhhat sözü sağlık démektir. Sıhhatler olsun; sağlıklar olsun diye çevirilir. Hadı sağlık olsun diye daha düzgün bir çeviri yapalım. Benim añlamadığım şu; saçını, sakalını kestirenlere neden sağlık olsun diyoruz?

Buna bénzer bir kullanım da çok yaşa‘dır. Hapşıran, tıksıran birine bunu söylüyoruz. Dédiklerine göre; hapşırma sırasında yüreğin de içinde bulunduğu bir takım organlar bir anlığına duruyormuş. Kaslar inanılmaz aşamada kasılıyor, bağırdakı tüm havayı dışarı atmaya çalışıyormuş. Öyle ki, o sırada göz kapakları açık olan biriniñ gözleri, yuvalarından fırlayabilirmiş. Bu yüzden ölüm tehlikesi géçiren kişiye çok yaşa dilekleri iletilmekte imiş. İyi güzel de yéryüzünüñ géçmişinde böyle bir olaya nerede denk gelindi? Bu yaşıma dek hapşırdım ancak soñunda bir neñ olmadı, kuşkum yok sizlerde de bir neñ olmadı.

Soñuç olarak añlamsız bulduğum bu sözleri kullanmamaya karar vérdim. Artık biri yüzünü kırptığında, saçlarını kestirdiğinde azı hapşırdığında hiç bir söz démiyorum.