İstanbul, Türkiye
bilgi@turkcesivarken.com

Perdeden Tuşa Dokunak II

Küçük körüklü kopuza konsertina denir. Adı İtalyanca concertinadan bozmadır (44). Almanca biçimi Konzertina, İngilizcesi İtalyancada olduğu gibi concertina’dır. Çalgıyı 1834’te Alman Carl Friedrich Uhlig geliştirmiş, ancak buluş ülevini (patent) almamış. Daha sonra İngiliz Charles Wheatstone, Uhlig’in buluşunu bilmeksizin 1844’te yeniden geliştirip, bunun buluş ülevini almış. Wheatstone, çalgının adını İtalyanca concertina koymuş. Çalgı, benzeri olan el kopuzcuğundan, dokunaklarının sesinin körük açılıp kapanırken değişmemesiyle, yani almaşık sesli (wechseltönig) olmamasıyla ayrılır. Kısacası el kopuzu düzenine değil, körüklü kopuz düzenine uyar. Adının körüklü kopuzcuk biçiminde özleştirilebileceği kanısındayız. Körüklü kopuzcuğun başka önemli özellikleri altıgen biçiminde olması, iki yanında da düğme biçiminde ezgi dokunakları bulunmasıdır (44). Uhlig’in geliştirdiği körüklü kopuzcuk Wheatstone’un geliştirdiğinden değişik olarak almaşık sesliydi (wechseltönig). Uhlig’in körüklü kopuzcuğuna alman körüklü kopuzcuğu, Wheatstone’unkineyse ingiliz körüklü kopuzcuğu denir. El kopuzcuğu denen çalgı alman körüklü kopuzcuğundan geliştirilmiştir.George Jones adlı bir kişi 1850’de bir ölçüde almaşık sesli bir körüklü kopuzcuk geliştirmiş, buna alman-ingiliz körüklü kopuzcuğu ya da kısaca angıl körüklü kopuzcuğu (anglo konsertina) denmiştir (44).

Bu arada gençliğimizden beri körüklü kopuz çaldığımızı, Ankara Körler Okulu batı mırını (müziği) öğretmeni, uz körüklü kopuzcu Şahin İşiner’in yakınında bulunmuş olduğumuzu, Kafkas ezgilerinin uz çalıcısı Hacımurat Dağıstanlı’nın yakın arkadaşımız olduğunu, kazan körüklü kopuzumuzun onun armağanı olduğunu belirtmek isteriz. İşiner özleyin yan kavalcıydı; ancak burmadüdükle (saksofon) körüklü kopuzu da özdeş uzlukta çalardı. İki gözü de görmezdi. İnançlı bir Atatürkçüydü. Ünlü akıncı Turhan Bey’in soyundandı. Altmışlı yetmişli yıllarda Ankara’daki bütün halk oyunları topluluklarının körüklü kopuzuyla yan kavalını İşiner çalardı. 1981 yılında öldükten sonra Türk halk mırınının bu ustasını tanıtan bir yazı yazmıştık (30). İşiner’in oğlu Ergün Devlet Halk Oyunları Topluluğu sanatçısıdır. Oyunculuğunun yanı sıra o da babası gibi körüklü kopuzla yan kaval çalar. Adı geçen topluluğun kurulmasını basın yoluyla ilk önerenlerden biri olduğumuzu da belirtmek isteriz (29). İşiner’den sonra onun yerini Dağıstanlı aldı. Onun alanı Kafkas mırınıyla sınırlıydı. Ankara, Düzce, İzmit, İstanbul ile Yalova’daki Kafkas halk oyunları topluluklarının hem öğreticiliğini yapar, hem de körüklü kopuz çalardı. Milliyet gazetesinin 1983 yılında düzenlediği halk oyunları yarışmasında onun çalıştırdığı Düzce Üstokulu (Lisesi) Kafkas Halk Oyunları Topluluğu Türkiye birincisi olmuştu. Çok yönlü bir yetenek olan Dağıstanlı bu yarışmada adı geçen topluluğu yetiştirip onun körüklü kopuzunu çalmakla kalmamış, çizmelerini de babasının işyerinde kendisi üretmişti. Özleyin adı geçen üstokulda düşünbilim (felsefe) öğretmeniydi. İstanbul Üniversitesi Yazın Fakültesi Tinbilim (Psikoloji) Bölümü çıkışlıydı. 1989 yılında Amerika’nın Patterson kentine yerleşti. Bir süre oradaki Türk derneklerinde de öğreticilikle çalgıcılık yaptı. 2008 yılında Türkiye’ye döndü.

Klavikord, piyano geliştirilmeden önce gözde olan bir düncel telli dizilemli çalgıdır. Adı Fransızca clavicordedan bozmadır (1). O da Latince clavichordiumdan bozmadır (40). İngilizce adı clavichorddur (40). Bu sözlerin anlamı olan telli dizilem sözü çalgının Türkçe doğal karşılığıdır.

Klavsen, genellikle piyanoya benzer bir telli dizilemli çalgıdır. Tellerinin açıkta olması, genellikle iki dizilemli olmasıyla piyanodan ayrılır (40). Eski biçimleri dizilemsiz olup, telleri çekilerek çalınırmış (5). Klavsen sözü Fransızca clavecinden bozmadır. O da Latince clavicymbalumdan bozmadır (40). İtalyanca adları arpicorda ile cembalodur (40). Almanca adı olan Klavizymbel de clavicymbalum’dan bozmadır (3). İngilizce adı olan harpsichord ise İtalyanca arpicorda’dan bozmadır (40). Dilimizde çembalo (1), çimbalo (26) adlarıyla da anılır. Bunlar, İtalyanca cembalo’dan bozmadır (1, 26). İtalyanca cembalo sözü özleyin çarpana (zil) anlamına gelir (37); tatlıyatuk (santur) anlamında da kullanılır (35). İtalyanca adlarından arpicorda, çalgının eğrikopuz (harp) gibi kırık düzende (arpej) çalındığını, telli bir çalgı olduğunu vurgular. Latince adı olan clavicymbalum’un çevirisi olan dizilemli çarpana Türkçe doğal karşılığı olup, klavyeli zil anlamına gelir.

Telli dizilemli çalgıların en gelişmişi olan piyanonun adı İtalyanca pianodan bozmadır (1). İtalyanca piano sözü de sevecen anlamına gelen Latince piusun (36) türevidir. Piyano sözü mırın dilinde bir çalgı adı olmasının yanı sıra bir ezginin alçak sesle “usul usul” ya da “usulcacık” çalınmasını tanımlar. Mırıncılar, terimin bu anlamını İtalyanca özgün biçimi olan piano biçiminde yazarak çalgı anlamındaki piyanodan ayırmayı yeğlerler (5). Terimin Türkçe doğal karşılığı usuldur. Doğu mırınında kullanılıp yöntem anlamına gelen Arapça kökenli usul ile karıştırılmaması gerekir. Usul sözünün piyanonun çalgıbilimsel anlamını da karşılayabileceği kanısındayız (36). Dirgerlik dilinde piyano sözü piyano perküsyonu teriminde geçer. Piyano çalarcasına ince vuruşlarla gerçekleştirilen sayrı bakısını tanımlar. Sözlüğümüzde karşılığı usul çalarcasına vurma olarak verilmiştir (36). Bu vurma yöntemine Murphy perküsyonu da denir (36). Usul dediğimiz çalgıya Almancada Klavier denir (21). Fransızcada dizilem anlamına gelen clavier sözünden bozmadır. Bu arada yarlıgamalı anneannemiz İhsan Halkacı’nın usul öğretmeni olduğunu da belirtmek isteriz. Kendisi Karamanoğullarının İç İli Ocağı’ndan olup, ünlü yer bilgini Prof. Faik Sabri Duran’ın kız kardeşi, ünlü boyar Elif Naci’nin anneannesinin yeğeni (erkek kardeşinin kızı) idi. Ziya Santur, Pelin Halkacı Akın gibi ünlü çalgıcılar çıkaran Halkacı çoluğunun geliniydi.

Org, borulu dizilemli bir çalgı olup kilise mırınında önemli yeri olan bir çalgıdır. Adı Fransızca orguedan bozmadır (1). Fransızca orgue Latince organumdan, o da Yunanca organondan bozmadır (40). Gerek Yunanca organon, gerek Latince organum o dillerde orgun yanı sıra çalgı anlamına da gelirler. Dirgerlikteyse örgen (organ) anlamına gelirler (36). Yunanca organon Farsçaya erganun biçiminde geçmiş, bu söz Osmanlıcaya da girmiştir (19). Org, çağdaş batı dillerinde Latince organum’dan bozma adlarla anılır. Almanca Orgel (3) ile İngilizce organ (40) buna örnektir. Almancada org borusuna org düdüğü anlamına gelmek üzere Orgelpfeife denir (3). Bu söz Alman halk dilinde org anlamında da kullanılır. Yunanca organon sözü Arapçaya argul biçiminde iki borulu bir çeşit kavalın adı olarak girmiştir (6, 32). Bu söz Filistin Arapçasında yargul biçimindedir (2). Hatay’da argıl, argun adlarıyla anılan, borularından biri deliksiz olan bu koşa kavalın adının eşideliksiz biçiminde özleştirilmesini önermiştik (32).

Farsçada orga nîşe de denir (23). Farsça nîşe’nin Türkçe karşılığı eski kaynaklarda koltuk sipsisi olarak verilmiştir (23). Gazimihal, bu sözün tulum anlamında kullanılmış olabileceğini belirtiyorsa da (6), biz bu sözün orgun uygun bir karşılığı olduğu kanısındayız.

Dizilemli bir çalgı olmayıp, bir döndürmeli çalgı olan laternaya Almancada döndürmeli koltuk sipsisi anlamına gelmek üzere Drehorgel denir (21). Bu çalgıya latarna da denir (21). Latarna, laterna sözleri İtalyanca lanternadan bozmadır (1). İtalyanca lanterna Latincede fener anlamına gelen lanternadan, o da Yunancada meşalelik anlamına gelen lampterden bozmadır (40). Bu çalgıya Almancada kopuz kutusu anlamına gelmek üzere Leierkasten de denir (21). Kolu döndürülünce ezgi çalan kutu biçiminde bir çalgıdır. Kopuz kutusu sözünün uygun bir karşılığı olduğu kanısındayız. Döndürmeli koltuk sipsisi de güzel bir eşanlamlı seçenektir.

 

KAYNAKÇA

 

  1. Ağakay MA. Türkçe sözlük. 2. bası. TDK. Ankara, 2005.
  2. http://www.al-bab.com/arab/music/instruments.htm
  3. Brockhaus FA. Der Sprach Brockhaus. 9. Aufl. Wiesbaden, 1984.
  4. Ediger E, Dündar T, Güyagüler T. Madencilik terimleri kılavuzu. TDK. Ankara, 1979.
  5. Gazimihal MR. Musıki sözlüğü. MEB. İstanbul, 1961.
  6. Gazimihal MR. Türk nefesli (ötkü) çalgıları. Kültür Bak. Ankara, 1975.
  7. Gencan TN, Ediskun H, Dürder B, Gökşen EN. Yazın terimleri sözlüğü. TDK. Ankara, 1974.
  8. Göğüş B. Anlatım terimleri sözlüğü. Ankara, 1998.
  9. Göğüş B, Oğuzkan F, Önertoy O, Ünlü M, Koçak S. Yazın terimleri sözlüğü. Dil Derneği. Ankara, 1998.
  10. Hengirmen M. Dilbilgisi ve dilbilim terimleri sözlüğü. Engin. Ankara, 1999.
  11. Köksal A. Bilişim terimleri sözlüğü. TDK. Ankara, 1981.
  12. Kutlu A, Yaşayan S, Ateş K, Dizman İ, Kul E, Özel S, Çotuksöken Y, Küçükceylan N. Türkçe sözlük. 2. bası. Dil Derneği. Ankara, 2005.
  13. Kuyumcu İ, Beşorak Y. Otomobil ve motor bilgisi terimleri sözlüğü. TDK. Ankara, 1980.
  14. Mıhçıoğlu C. Sözcüklerin öyküsü. Kültür Bak. Ankara, 1996.
  15. Nutku Ö. Gösterim terimleri sözlüğü. İnkılâp. İstanbul, 1998.
  16. Orta öğretim terimleri kılavuzu. TDK. Ankara, 1963.
  17. Ögel B. Türk kültür tarihine giriş 9. 3. bası. Kültür Bak. Ankara, 2000.
  18. Özleştirme kılavuzu. TDK. Ankara, 1978.
  19. Redhouse. Türkçe/Osmanlıca-İngilizce sözlük. 17. bası. Sev. İstanbul, 1999.
  20. Saraç T. Fransızca-Türkçe büyük sözlük. TDK. Ankara, 1976.
  21. Steuerwald K. Türkçe-Almanca sözlük. ABC. İstanbul, 1983.
  22. Osmanlıcadan Türkçeye söz karşılıkları tarama dergisi. TDTC. İstanbul, 1934.
  23. XIII. yüzyıldan beri Türkiye Türkçesiyle yazılmış kitaplardan toplanan tanıklarıyla tarama sözlüğü. TDK. Ankara, 1963-77.
  24. Tavkul U. Karaçay-Malkar Türkçesi sözlüğü. TDK. Ankara, 2000.
  25. Tayla S. Kılıçoyunu terimleri sözlüğü. TDK. Ankara, 1970.
  26. Tietze A. Tarihi ve etimolojik Türkiye Türkçesi lugatı. Birinci cilt A-E. Österreichische Akademie der Wißenschaften. Simurg. İstanbul, 2002.
  27. Tuğlacı P. Okyanus 20. yüzyıl ansiklopedik Türkçe sözlük. Pars, 1971.
  28. Türkay K, Koçak S, Ünal S. Uygulayım terimleri sözlüğü. 2. bası. TDK. Ankara, 1980.
  29. Ülker S. Türk halk dansları balesi kurulmalıdır. Köy-Kent Aralık 1974; 1(3): 2.
  30. Ülker S. Müzisyen folklorcu İşiner’in ardından. Türk Folkloru Şubat 1982; 3(31): 23-24.
  31. Ülker S. Akla kara. Türk Dili Dergisi Eylül-Ekim 1997; 11(62): 7-9.
  32. Ülker S. Flüt mü kaval mı? Türk Dili Dergisi Kasım-Aralık 2007; 21(123): 19-25.
  33. Ülker S. Borgudan trompete boru. Türk Dili Dergisi Ocak-Şubat 2008; 21(124): 32-37.
  34. Ülker S. Tımbırdayan tellerin dili. Türk Dili Dergisi Mayıs-Haziran 2008; 21 (126): 18-21.
  35. Ülker S. Psalterion’dan santura yatuğan. Türk Dili Dergisi Mart-Nisan 2009; 22 (131: 24-26.
  36. Ülker S. Ülker tıp terimleri sözlüğü. Latince-Türkçe, Türkçe-Latince. 4. bası. İstanbul, 2009.
  37. Ülker S. Tabldan davula tüngür. Türk Dili Dergisi Temmuz – Ağustos 2009; 23 (133): 31 – 33; Eylül – Ekim 2009; 23 (134): 31 – 33; Kasım – Aralık 2009; 23 (135): 26 – 28.
  38. Vardar B, Güz N, Öztokat E, Rifat M, Senemoğlu O, Sözer E. Dilbilim ve dilbilgisi terimleri sözlüğü. TDK. Ankara, 1980.
  39. Vardar B, Güz N, Öztokat E, Senemoğlu O, Sözer E. Açıklamalı dilbilim terimleri sözlüğü. ABC. İstanbul, 1988.
  40. Webster’s third new international dictionary of the English language unabridged. Könemann. Cologne, 1993.
  41. http://de.wikipedia.org/wiki/Akkordeon, 22 Jun 2007.
  42. http://de.wikipedia.org/wiki/Bandoneon , 25 Jun 2007.
  43. http://de.wikipedia.org/wiki/Handzuginstrument , 25 Jun 2007.
  44. http://de.wikipedia.org/wiki/Konzertina, 25 Jun 2007.

 

Türk Dili Dergisi Mart –Nisan 2010; 23 (137): 21 – 23