• Türkçesi Varken yérliğinde néler var?


    Değerli Türkçeseverler ile Türkçeyle ilgilenenler,


    Yérliğimize ilk kez konuk oluyorsañız, bu dizeleriñ yañında kendimizi tanıtmada başlangıç olabilecek konuları sunuyoruz. Bizim ereğimiz, görüşümüz artı kendimize biçtiğimiz görevimiz ile ilgili sorularıñız için yukarıdan Biz Kimiz? sekmesine bakabilirsiñiz.


    Anabétiñ aşağılarında soñ köşe yazılarını artı salıkları göreceksiñiz. Kimi araştırmacı üyelerimiziñ de yazılarını yayınlıyoruz.


    Yazışmalık bölümümüz ise; Türkçemiz, öbür Türkçeler ile bunlarıñ öteki dillerle olan étkileşimleri konusunda üyelerimiziñ yazıştıkları yérdir. Burada Türkçe kökenli olmayan sözcüklere Türkçe karşılıklarıñ
    (1) ağızlardan dérleme yoluyla,
    (2) eski dönemlerden diriltip uyarlama yoluyla,
    (3) öbür Türkçelerden alıntılama yoluyla ya da
    (4) Türkçeniŋ biñyıllardır süregelen kuralları doğrultusunda yéñi sözcük türetme yoluyla
    elde édilmesiniñ yanında, ayrıca, sözcükleriñ kökenleri, tümce yapıları, dilbilgisi, yazım kuralları gibi çok önemli konularıñ işlendiğine tanık olabilirsiñiz.


    Yazışmalığa üye olmak için tıklayın!


  • Flüt mü Kaval mı?

    tarafından 25 Temmuz 2010 günü yazıldı.

    İlkokula giden oğlum flüt öğrencesi alıyordu.Flütünden söz ettikçe ben de bunun Türkçesinin kaval olduğunu söylüyordum. Öğretmeni flütle kavalın ayrı çalgılar olduğunu söylemiş. Bunun üzerine konuyu araştırma gereğini duydum. Flüt sözü Fransızca flûte’ten bozma (1, 27). Fransızca flûte’un kökeniyse Latince flabeolum’a dayanıyor (46). Sözcüğün İtalyancası flauto olup, bu söz de dilimize flavta biçiminde girmiş. Sözcüğün İngilizcesi [...]

  • Kaz Dağları Yazıtı

    tarafından 17 Temmuz 2010 günü yazıldı.

    Kaz Dağlarına gezmeye giden Işık Tekin beyden bir ileti aldım. İletisinde ilginç yazılar gördüğünü, bunları da araştırınca Türk damgalarına çok benzettiğini söylemişti. Ben de heyecanla o bedizleri görmek istediğimi bildirdim, kendisinden tezlikle göndermesini diledim. Gönderince de şöyle bir baktım ulayı aşağıdakı sonuçları çıkardım. [...]

  • Küğ mü Mırın Mı? I

    tarafından 6 Haziran 2010 günü yazıldı.

    Fransızca musiqueten bozma müzik sözü ünlü mırınbilimci (müzikolog) Oransay’ca Divan’da geçen küğ sözüyle karşılanmıştır (19). Bilgisunarda yaptığımız araştırmada Türkçe yanlısı kimi mırın ağellerinin bu sözü bu anlamda kullandıklarını gördük. Fransızca musique Latince musicadan, Latince musica Yunanca mousikeden, o da esin ecesi anlamına gelen Mousa’dan bozmadır (43, 46). Almancada Musik (26), İngilizcede music (24) biçimindedir. Yunanca [...]

  • TürkçeVizyon – Uluslararası Türkçe Yır Şenliği 2010

    tarafından 31 Mayıs 2010 günü yazıldı.

    Bu yıl ikincisi düzenlenen Avrovizyon bénzeri Türkçevizyon bu gece (31.05.2010) kutlanmaya çalışıldı(!)

    İlk yarışmaya 16 ülke katılmışken bu kez toplamda 25 ülke boy gösterdi. Katılan ülkeler arasında Türk kökenli olmayanlar da vardı. Türk kökenli olanlar kendi ağızları ile söylerken öbürleri İstanbul Türkçesi ile yazıp besteledikleri yırları ile katıldılar.

  • Göktürk Damgaları Evrensel Yiv Ölçünlerinde

    tarafından 10 Nisan 2010 günü yazıldı.

    Bir süre önce şu[1] başlıkta bildirdiğimiz gibi Göktürk damgaları evrensel yiv démeli unicode ölçünlerine yükseltildi. Bu ne añlama geliyor? Şuna; artık Lâtin damgalarını yazdığıñız gibi Türk damgalarını da özgürce yazabileceksiñiz. Aşağıda gördüğüñüz gibi GOOGLE’da arama bile yapabileceksiñiz. [...]

  • Perdeden Tuşa Dokunak II

    tarafından 6 Nisan 2010 günü yazıldı.

    Küçük körüklü kopuza konsertina denir. Adı İtalyanca concertinadan bozmadır (44). Almanca biçimi Konzertina, İngilizcesi İtalyancada olduğu gibi concertina’dır. Çalgıyı 1834’te Alman Carl Friedrich Uhlig geliştirmiş, ancak buluş ülevini (patent) almamış. Daha sonra İngiliz Charles Wheatstone, Uhlig’in buluşunu bilmeksizin 1844’te yeniden geliştirip, bunun buluş ülevini almış. Wheatstone, çalgının adını İtalyanca concertina koymuş. Çalgı, benzeri olan el [...]

  • Saatler Olsun!

    tarafından 25 Mart 2010 günü yazıldı.

    Ondan soñra yaşamımda bir çok yérde bu türden kullanımlar işitmeye başladım. Ne var ki, artık babam dışında kimseden sıhhatler olsun sözünü işitmedim. Tüm kamuoyu saatler olsun diyor. Ançıp şimdilerde bu bana ilginç gelmektedir. Sıhhat sözü sağlık démektir. Sıhhatler olsun; sağlıklar olsun diye çevirilir. Hadı sağlık olsun diye daha düzgün bir çeviri yapalım. Benim añlamadığım şu; saçını, sakalını kestirenlere neden sağlık olsun diyoruz?

  • Türkçe Yazıldığı Gibi Okunan Bir Dil midir?

    tarafından 20 Mart 2010 günü yazıldı.

    Ne var; Azerbaycan Türkçesi okunduğu gibi yazılmaz. Üstelik derslerinde de bunuñ böyle olmadığı söylenir. Örñeğin isteyir yazarlar ançıp okurken isdiyir derler. İsteyir diye okursan yañlış olur. Eylemlerin soñu -maq ile biter ancak okurken, konuşurken bu -max olur.

  • Geliyom, Gidiyom Demek Dili Bozar mı?

    tarafından 1 Mart 2010 günü yazıldı.

    Türkçe’yi savunanlar arasında şöyle bir yanılgınıñ olduğuna denk gelmek olanaklıdır; İstanbul ağzı dışındakı tüm ağızlar yanılgılıdır, bozuntudur. O ağızlarda konuşmak dile zarar vermeniñ yanında çok da gülünçtür. Bilinmelidir; dil devriminde ortak ağız olarak İstanbul’unku seçildi. Nedeni çok sıradan; bilgin kimseler İstanbul’daydılar. Ankara yeñi baş-il olmuştu, bildiğiniz köy idi. Özünde ana ağız olarak Ankara’nıñ alınması gerekirdi, [...]

  • Azerbaycan’da Sessiz Dil Devrimi

    tarafından 27 Şubat 2010 günü yazıldı.

    Bakacak yayınlarınıñ Azerbaycan’da özgür olduğu dönemler, kimbilir kimseniñ ayrımında olmadan sessiz bir devrimi başlattı. Şuan için diyebilirim, tüm Azerbaycan toplumu İstanbul Türkçesini añlıyor. Genç kuşağın kimi öy kendi aralarında İstanbul ağzında konuştukları da oluyor, ne var ki yaşlılar añlamasına karşın, konuşamıyorlar, konuştuklarında da gülmeli oluyor. [...]

yukarı çık