• Türkçesi Varken yérliğinde néler var?


    Değerli Türkçeseverler ile Türkçeyle ilgilenenler,


    Yérliğimize ilk kez konuk oluyorsañız, bu dizeleriñ yañında kendimizi tanıtmada başlangıç olabilecek konuları sunuyoruz. Bizim ereğimiz, görüşümüz artı kendimize biçtiğimiz görevimiz ile ilgili sorularıñız için yukarıdan Biz Kimiz? sekmesine bakabilirsiñiz.


    Anabétiñ aşağılarında soñ köşe yazılarını artı salıkları göreceksiñiz. Kimi araştırmacı üyelerimiziñ de yazılarını yayınlıyoruz.


    Yazışmalık bölümümüz ise; Türkçemiz, öbür Türkçeler ile bunlarıñ öteki dillerle olan étkileşimleri konusunda üyelerimiziñ yazıştıkları yérdir. Burada Türkçe kökenli olmayan sözcüklere Türkçe karşılıklarıñ
    (1) ağızlardan dérleme yoluyla,
    (2) eski dönemlerden diriltip uyarlama yoluyla,
    (3) öbür Türkçelerden alıntılama yoluyla ya da
    (4) Türkçeniŋ biñyıllardır süregelen kuralları doğrultusunda yéñi sözcük türetme yoluyla
    elde édilmesiniñ yanında, ayrıca, sözcükleriñ kökenleri, tümce yapıları, dilbilgisi, yazım kuralları gibi çok önemli konularıñ işlendiğine tanık olabilirsiñiz.


    Yazışmalığa üye olmak için tıklayın!


  • Dile Yansıyan Sapkınlık

    tarafından 3 Nisan 2011 günü yazıldı.

    - Kızım dur! Ben véreyim benim ki bozuk zaten… – Amaan ne olacak sanki! Nasılsa benimki de bozulacak, ben véreyim! Türkçe lastik gibidir, nereye çekersen oraya gider diye bir sözlem ortaya atmışlar da, arkasını getirmişler;  kendi sapıklıklarını örtbas étmeye çalışıyorlar. İlkokul öğrenciliğimi anımsıyorum; dilimiziñ töz sözcükleri olan almak, vérmek, koymak ib. sözcükleri sıradan bir biçimde [...]

  • Azerbaycan’da Özleşmeye Bakış Açısı

    tarafından 15 Mart 2011 günü yazıldı.

    Daha önceki bir yazımda[1] Azerbaycan’da özleşme akımıñdan daha doğrusu gizli bir dil devrimi olduğundan söz étmiştim. Toplum arasında özleşme varken yétkili kişilerde, yüksek orunlarda olanlarda ise Rusça’dan İngilizce’ye doğru bir akım olduğu gözle görülmektedir. Özleşmeyi yalnızca kendimiz için istemek, kuşkusuz çok sığ bir bakış olur. Ben, özellikle tüm Türk soylu uluslarıñ özleşme akımına katılmasını istiyorum. [...]

  • Göktürkçe Betikler Gönderiye Verildi

    tarafından 7 Şubat 2011 günü yazıldı.

    2010 Kasım ayının 30′u önerdiğim Türk damgalarıyla yazışma akımına[1] katılan arkadaşlara ilk betiklerini bugün gönderdim. Gönderide yalnızca yazışma kağıtları değil, Azerbaycan’da yayın yapan türkçü çavlık Türküstan‘dan bir kesi ayrıca 2007 yılında basıp dağıttığımız dil bildirilerinden[2] elimde kalanları da ekledim. Bununla birlikte birkaç arkadaşa yine Azerbaycan’da yayın yapan türkçü dergi olan Kimlik‘den birer kesi koydum. İki [...]

  • Mutlağa İnanç ve Türk Damgaları

    tarafından 8 Kasım 2010 günü yazıldı.

    Topluluklarınıñ adı: Mütləqə İnam [3] “Mutlağa İnanç” Bir düşünsel akımı sürdürüyorlar. Tözü, 32 yıl önce Ruslarıñ egemenliğinde atılmış. Birkaç kez kapatılmış ancak engellere karşın varlığını korumuş, bugün ise açıkça çalışmalarını sürdürmekte, bétiklerini olası her bétikçi de görebilme olanağı sunmaktadırlar.

  • Gaspıralı İsmail Bey: Dilde Birlik ulayı Türklük Bilinci

    tarafından 20 Ekim 2010 günü yazıldı.

    Gaspıralı İsmail Bey: Dilde Birlik ve Türklük Bilinci (Şuuru) Yazan: Necip HABLEMİTOĞLU 19. Yüzyılın sonlarına doğru Türk Dünyası, uygar (medeni) Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında, hemen her alanda oldukça geri durumdaydı. Bu geriliğin nedenleri ve çözümü üzerine kafa yoran Türk aydınları, “ceditçi” azu (yani) yenilikçi, aydınlanmacı bir düzlemde (platformda) yeralmışlardı. Karşılarında ise, mevcut durumu korumadan (muhafazadan), [...]

  • Soñradan Türeyen Sesler Üzerine

    tarafından 15 Ekim 2010 günü yazıldı.

    Dilimiziñ şöyle bir özelliği var; c, ğ, j, l, m, n, r, z sesleriyle başlayan öz sözcük olamaz. Bunuñ nedeni; bu sesleriñ Türk diline soñradan katılmış olmalarıdır. Latin damgalarında /ç/ sesi /c/ ‘den soñra gelmektedir. Bunuñ yanısıra /c/ damgasınıñ altına eklenen çentik ile simgelenmektedir. Böyle olması, /ç/’niñ soñradan türemiş bir ses gibi algılanmasına neden oluyor. [...]

  • Kemandan Viyolaya Gıygı

    tarafından 7 Ağustos 2010 günü yazıldı.

    Yaylı çalgı denince usumuza öncelikle keman gelir. Batıdan gelip, ilkel bir yaylı çalgı olan kemençenin büyük ölçüde yerini alan bu çalgının geçmişimizde kökü olmadığından eski kaynaklarda geçen bir Türkçe adı yoktur. Keman sözü Farsça olup özleyin yay anlamına gelir. Tokat’taki Karaçay göçmenleri kemana da kemençeye de kılkobuz demektedirler (4). Buradaki kıl sözü tel anlamında olup, [...]

  • Küğ mü Mırın Mı? II

    tarafından 6 Ağustos 2010 günü yazıldı.

    Mırınla ilgili önemli bir kavram şarkıdır. Uyumlu, ezgili insan sesleri dizisi olarak tanımlanır (16). Genel kanı Arapçada doğu anlamına gelen şark sözünün türevi olan şarkî niteminden bozma olduğu yolundadır (1). Gazimihal ise bu sözün Türkçe çağırmak eyleminden türeyen çağırgı sözünden bozma olduğu kanısındadır (11). Eski Türkçede bu anlamda kullanılan yır sözü (6) günümüze ır biçiminde [...]

  • Uyğur Dilini Araşdırmağa Nə Zaman Başlayacıq?

    tarafından 5 Ağustos 2010 günü yazıldı.

    Doğu Türküstanın (Uyğurların yaşadığı özərk ölkə) Turfan elində Alman araşdırmacılar bir tapınaqda əl yazmaları olduğunu necə olursa öyrənirlər. Oranın sorumlusu rahib onları vermək istəməyibdir. Çox uzun sürən bazarlıq sonucunda isə Almanlara əl yazmalarının gizlədildiyi sandıqları veribdilər. [...]

  • Borgudan Trompete Boru

    tarafından 28 Temmuz 2010 günü yazıldı.

    Türkçe sözlükte boru sözü “1) Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz gibi akışkanları iletmeye yarayan çeşitli uzunluk ve çapta olabilen boş silindir. 2) Perdesiz, pes ses veren, basit üflemeli çalgı” biçiminde tanımlanmıştır (13). Boru sözü eski Türkçede borga (24), borgu (24), borguy (6) biçimlerinde, sözcüğün bugünkü ikinci anlamını karşılamak üzere geçmektedir. Bir de Divan’ın [...]

yukarı çık