• Yeŋi Türkçe Dedikleri

    Oktay DOĞANGÜN tarafından 14 Ağustos 2009 günü yazıldı.

    Çoğunlukla görülebildiği gibi, Türkçeniŋ bugünkü durumu çok iç açıcı değil. Geŋelde sözü edilen ve eŋ çok rahatsızlık veren şey, Türkçeye giren ve girmekte olan yabancı (özellikle Batı kökenli) sözcükler oluyor. Bunuŋ istenmemesiniŋ yanında, koyu bir biçimde tüm yabancı sözcükleriŋ (Arapça ve Farsça kökenliler de dâhil olmak üzere) dilden atılmasını isteyenler var. Bunuŋ soŋucunda aŋlaşılmaz bir [...]

  • Orkun Yazıtlarında Türk Sözcüğü

    İsmail Hakkı ERGÜVEN tarafından 13 Ağustos 2009 günü yazıldı.

    Türk dili uzmanı M. Ergin, Orhun yazıtları hakkında, “Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin. İlk Türk tarihi. Taşlar üzerine yazılmış tarih. Türk devlet adamlarının millete hesap vermesi, milletle hesaplaşması. Devlet ve milletin karşılıklı vazifeleri. Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün büyük vesikası. Türk askeri dehasının, Türk askerlik sanatının esasları. [...]

  • Türk Sözcüğü Üzerine

    İsmail Hakkı ERGÜVEN tarafından 12 Ağustos 2009 günü yazıldı.

    Bugün bilimsel alanda, “Türk” sözcüğünün sıfırdan sonra altıncı yüzyıl ortasında Göktürkler tarafından kurulmuş olan devlet (552-744) ile ortaya çıktığı bilinmektedir. Buna göre, “Türk” sözcüğü ilk olarak Çin yıllığı Çou-şu’da, Göktürk birliğini göstermek üzere 542 yılında ve Batı Wei imparatoru T’ai-tsu tarafından Göktürk şefi Bumın’a elçi gönderilmesi dolayısıyla da 545 yılında görülmektedir[1].
    Geçen yüzyıldan beri birçok araştırmacı [...]

  • Turfan Yazmalarını Okuma Çalışması

    Gökbey ULUÇ tarafından 5 Ağustos 2009 günü yazıldı.

    Türkistan’ıñ Turfan ilinde, 20. yüzyılın başlarında yapılan kazılarda, yüzlerce bet el yazması bulundu.

    Çinçe, Moğolca, Soğdça, Uygurca gibi dillerin kullanıldığı, genellikle de dinsel konuların işlendiği yazmalar arasında Türk âbecesi, başka bir deyişle Orkun-Yenisey âbecesi ile yazılmış yapraklar da bulunmaktadır. Yazımızda, bu yapraklardan biri incelemektedir.

  • Şapkasız Çıkmam Ağbi!

    Oktay DOĞANGÜN tarafından 22 Temmuz 2009 günü yazıldı.

    Her ne kadar İstanbul ağzına göre telafuz yapsak da yazı dilinden konuşmaya ince ayrılıklar olduğu bilinir. Nitekim ilk zamanlarda Türkiye Türkçesiniŋ, okunduğu gibi yazılan ve yazıldığı gibi okunan bir dil olması istenmiştir. Soŋraları öyle olmaktan yâzmıştır ama o kadar da çok uzaklaşmamıştır.
    Okunuş ve yazışıŋ birebir olmaktan sapmasınıŋ eŋ büyük örŋeği, şapkanıŋ kullanımınıŋ kısıtlanmasıdır. Evet, kısıtlanması… [...]

  • Yelveren’i bilmeyen yokmuş!

    Gökbey ULUÇ tarafından 12 Temmuz 2009 günü yazıldı.

    Eski betikçileri (sahafları) dolaşırken, yaşlı bir amcanıñ baktığı satağa yâni dükkâna girdik. Amcamız, ne bilgisayar kullanıyor ne de bu tür bir aygıt. Sorduğumuz her betiği, önce düşünür, soñra “var” ya da “yok” diye yanıtlardı. Aytış koyulaşınca, içerisi epeyce ısınmaya başladı. Ben hemen araya girdim; “ya bi yelveren olsaydı keşke…” Amca, hiç duraksamadan, “yok be oğlum, hasta ediyor o” diye yanıtıñı verdi.

  • Kyu Klavyeniŋ Götürdükleri

    Oktay DOĞANGÜN tarafından 9 Temmuz 2009 günü yazıldı.

    İletmen gavurcası instant messenger yazılımlarında Türkçe yazımıŋ yoz yoz yozlaştığını hepimiz izleriz. Buna kamu arasında MeSeNe Türkçesi de denr. Özelliklerini hepimiz biliyoruz ama üstünden geçeyim biraz. Bir kere, Türkçe karakter yoktur diyemeyiz, var, ama bir tâne: ı. Bu i harfiniŋ yerinedir. Diğerleri olan ğ, ş, ö, ü, ç kesinlikle kullanılmaz. Tabi v yerine w, ayrıca [...]

  • Söylenenlerin tersine, Türkçe gelişiyor!

    Gökbey ULUÇ tarafından 8 Temmuz 2009 günü yazıldı.

    Geñelağıñ yaygınlaşmasıyla, dile duyarlı, eñ azından neler yaşandığından çavı (haberi) olan gençler sürekli yeñi akımlar düzenlemekte, “Türkçe, Turkcheleshmesing” gibisinden sözlerle birileriñi uyarmaya çalışmaktadır.

    Durum böyle olunca, bu gençleri birer av olarak gören yazar takımı, tümüyle tecimsel (ticârî) erekli betikler (kitaplar) yazmaktan geri kalmıyor. Bu betiklerde, Türkçe’niñ bitişe doğru ilerlediğiñi, yok olma süreciñe girdiğiñi, böyle giderse de ulusumuzu yitireceğimizi söyleyenler olmuştur.

  • Uydurma söz yapmayız, yapma yola sapmayız

    Gökbey ULUÇ tarafından 5 Temmuz 2009 günü yazıldı.

    Türkçe’yi savunanları ikiye ayırabiliriz. Birisi “öz türkçeciler”, öbürü “yaşayan türkçeciler”.
    Öz türkçecilere  göre, tüm sözcükleriñ özü olmalıdır. Dil tümden arınmalı, yüzde yüz arı olmalıdır. Yaşayan türkçecilere göre ise, kökleşmiş, dile girmiş, karşılığı dilde olmayan sözcükler yad (yabancı) olabilir.
    Oysa biz topluluk olarak bunlarıñ ortasında bir yerdeyiz. Yüzde yüz arı bir diliñ olmayacağıñı bilir, böylesiñe boş düşler görmeyiz. [...]

  • Kekliği Düz Ovada Avlarlar

    Oktay DOĞANGÜN tarafından 4 Temmuz 2009 günü yazıldı.

    Atalarımız çok özgün deyimler ve sözler söyleyip durmuşlar. Bu söz ve deyişleriŋ öyküsünü hep merâk etmişimdir. Ama sadece sözüŋ kendisinden başka bilgi olmadığından öyküyü sözden çıkarsamaktan ötesini yapamıyorum doğal olarak. Geçen gün, bu sıradan çıkarsamalardan birini de bir arkadaşıma “çala ağız” söylediydim: “kekliği düz ovada avlarlar”.

    Türkçede keklik diye bir hayvan var. Sözden, kekliğiŋ kolay bir [...]

yukarı çık