• Türkçesi Varken yérliğinde néler var?


    Değerli Türkçeseverler ile Türkçeyle ilgilenenler,


    Yérliğimize ilk kez konuk oluyorsañız, bu dizeleriñ yañında kendimizi tanıtmada başlangıç olabilecek konuları sunuyoruz. Bizim ereğimiz, görüşümüz artı kendimize biçtiğimiz görevimiz ile ilgili sorularıñız için yukarıdan Biz Kimiz? sekmesine bakabilirsiñiz.


    Anabétiñ aşağılarında soñ köşe yazılarını artı salıkları göreceksiñiz. Kimi araştırmacı üyelerimiziñ de yazılarını yayınlıyoruz.


    Yazışmalık bölümümüz ise; Türkçemiz, öbür Türkçeler ile bunlarıñ öteki dillerle olan étkileşimleri konusunda üyelerimiziñ yazıştıkları yérdir. Burada Türkçe kökenli olmayan sözcüklere Türkçe karşılıklarıñ
    (1) ağızlardan dérleme yoluyla,
    (2) eski dönemlerden diriltip uyarlama yoluyla,
    (3) öbür Türkçelerden alıntılama yoluyla ya da
    (4) Türkçeniŋ biñyıllardır süregelen kuralları doğrultusunda yéñi sözcük türetme yoluyla
    elde édilmesiniñ yanında, ayrıca, sözcükleriñ kökenleri, tümce yapıları, dilbilgisi, yazım kuralları gibi çok önemli konularıñ işlendiğine tanık olabilirsiñiz.


    Yazışmalığa üye olmak için tıklayın!


  • Öz Türkçe Ay Adları

    tarafından 24 Ekim 2011 günü yazıldı.

    Kuşkusuz, Dil Devrimi sırasında ay adlarına da el atılmış; demek, onların dahi özleştirilmesi, düşünülmüştür. Ancak, kamusal olarak yalnızca Arapça teşrinievvel yerine “ekim”, Ar. kânunuevvel yerine “aralık” ile Ar. kânunusani yerine “ocak” karşılıkları, önerilip tutundurulmuş. (Ar. teşrinisani yerineyse – öz Türkçe bir karşılık, bulunacağına – Şemsettin Sami’nin sözlüğünden alınmış gene Ar. kasım sözcüğü, dile yerleştirilmiş.). Bu [...]

  • Dil, Yazın ile Yaşam

    tarafından 18 Ekim 2011 günü yazıldı.

    Sözlükler ile yazım kılavuzları dolusu sözcükler… Oysa yaşam, dilde içkin olduğu denli dili, “aşkın”dır: Kimi kez bir durumu, olayı ya da olguyu, hangi sözcükle dile getireceğinizi, bilemezsiniz. Burada kullanageldiğiniz dilin yetersizliği değil; yaşamın en kapsamlı sözlüğe dahi sığmaması, söz konusudur. Gene de, elimizde dilden uygun bir dışavurum/iletişim aracı, yoktur; bulunamaz da. Yazına gelince; o, dille [...]

  • Türk Dil Devrimi – 2

    tarafından 15 Ekim 2011 günü yazıldı.

    Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’nin çalışmalarının ardından sıra dil meselesine gelmişti. Mustafa Kemal’in bu konuyu sürekli düşündüğünü şu sözlerinden anlıyoruz: “Daha çocukken dersler, kitaplar arasında yuvarlanırken, hissederdim ki, bu dilin bir şeye ihtiyacı var. O ihtiyacın ne olduğunu, nasıl elde edileceğini bilmezdim. Fakat mutlaka bir şey lazım olduğunu duyardım.” “Eğer ben size bu meseleyi ancak son [...]

  • 30. damga ñ (geŋizcil N sesi)

    tarafından 13 Ekim 2011 günü yazıldı.

    Bu yazı, daha önceki bir yazınıŋ güncellenmesidir. Dizi ve izletilerde “Recep İvedik”, Levent Kırca gibi güldüren kişiler, doğallık göstergesi olsun diye midir bilmiyorum, çoğu kez yöresel konuşurlar. Bu konuşmalarında yoğun bir biçimde geŋizcil seslerle konuşurlar. Ayrıca Aşık Veysel, Aşık Mahzunî gibi birçok halk ozanı ile bugün halk müziği yapan birçok sanatçı yırlarında bu sesleri kullanırlar. İşte [...]

  • Türk Dil Devrimi – 1

    tarafından 9 Ekim 2011 günü yazıldı.

    Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra sıra kültür konularında devrimler yapmaya gelmişti. Dil kapsamında ilk devrim alfabe üzerineydi. Burada harf devriminden ayrıntılıca söz etmeyip yalnızca Mustafa Kemal’in 9 Ağustos 1928 günü İstanbul Gülhane Parkı’ndaki söylevini vereceğim: “Arkadaşlar, güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz.  Bizim ahenktar, zengin lisanımız yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. Asırlardan beri [...]

  • Yabancı özel adlarıŋ yazımı ve çelişkiler

    tarafından 9 Ekim 2011 günü yazıldı.

    Bu yazı 03/07/2009 gününde yazılmış olan yazınıŋ güncellenmişidir. Geçenlerde bir yazıda Rus-Alman bir matematikçiniŋ adınıŋ Türkçedeki yazımına denk geldiydim. Yazık, kişiniŋ adını Almancada yazıldığı gibi, démeli Minkowski olarak yazmışlar, oysa w değil v ile olmalıydı. Çoğumuz /folksvagen/ diye okunan araç markası VolksWagen‘den ya da bazı araba onarıcılarınıŋ /fites/ démesinden biliyor olabilir; Almancada w damgası /v/ [...]

  • Öztürkçe Konuşun Démiyoruz ki!

    tarafından 27 Ağustos 2011 günü yazıldı.

    Türkçesi Varken Akımında, altın kayığımız ile ilerliyoruz. Akıntıda oluşan dalgalar kayığımızı sallamasa, daha da iyi olurdu ancak esen yél, yüzümüzü okşayıp géçince tüm kaygımızı da sıyırıp alıyor. Kötü olan ise, kayıktan düşenleriñ olması! Türkçesi Varken diyerek kasıldığımızı, yapay olduğumuz düşünüp, suya atlayanlarımız da yok déğil. Yok, yok! Kayığımıza soñradan girenlerden söz édiyoruz. Akıntıda çırpınıyorlardı, ellerinden [...]

  • Türkçesi Varken, öbürleri ölsün mü?

    tarafından 28 Temmuz 2011 günü yazıldı.

    Türkçesi varken! diyerek yürüttüğümüz bu akımda, birçok kez yañlış añlaşıldığımıza denk geldim. Añlaşılan géñel kanı, salt Türkçe’niñ kullanılması, öbür dilleriñ dışlanmasıdır. Bu yañlış añlaşılmanıñ önüne géçmek için belirtmeliyim; Türkçesi Varken! démek, öbür diller ile savaşmak déğil, Türkçe’niñ gelişimi için uğraşmaktır. Ne İngilizce’ye ne Arapça’ya ne de başka dillere karşı bir tutum izlediğimiz sanılmasın. Başka dillere [...]

  • Türküstan 5 Yaşında

    tarafından 11 Haziran 2011 günü yazıldı.

    Azerbaycan’da yayın yapan Türkçü çavlık Türküstan 5. yılını kutluyor. Türkçü-Turancı çizgide yol alan, dilde özleşmeye özen gösteren çavlık, yaşadığı tüm çetinliklere direnerek varlığını sürdürmekte, çıktığı yolda ilerlemektedir. Diyebiliriz ki Türküstan, düşüncelerimiziñ Azerbaycan’daki yansımasıdır. Varlığı, atan yüreğimiziñ devindiricisidir. Bundan ötrüTürkçesi Varken Topluluğu olarak, Türküstan’a emek véren tüm bireylere göñülden séviler sunar, çalışmalarında kolaylıklar dileriz. Vâr ol [...]

  • Türk Damgalarınıñ Kökeni

    tarafından 13 Nisan 2011 günü yazıldı.

    Konuşulan dili sesden, sözden alıp taşa dövmek, kâğıda yazmak düşüncesi oluşunca, bunuñ yolunu arayan kişiler bir takım yollar da geliştirdiler. Bedizden başladılar. Bu bedizler, seslemleri karşılar duruma geldikten soñra, ses değeri de kazandı. El alışıp göz tanıyınca, bedizlerde kısaltmalara da gidildi. İnek başı ile yola çıkılan bedizde, önce gözleri sildiler soñra burunu, kulakları; ardınca buna [...]

yukarı çık