• avatar

    Öz Türkçeyi Anlamak Olanaksız mıdır?
    Daha béğeni yapılmamış.

    tarafından 12 Ocak 2015 gününde yazıldı, 1456 kéz okundu.
    Bu yazıdaki görüş ve tümceleriñ sorumluluğu, yazarıñ kendisinde olup, burada yér almasıyla Türkçesi Varken Topluluğu'nuñ Türkçecilik açısından çoksesli bir yérlik olması amaçlanmıştır.

    Öz Türkçenin anlaşıl(a)madığı savı özleştirme karşıtçılarınca, kimi kez öz-Türkçecilerce dahi ileri sürülmektedir. Savlayan savını tanıtlamayla yükümlü olsa da, söz konusu savı çürütmek yararlı bulunacaktır. Okuyor olduğunuz deneme bu “çürütme” üzerine. İşe bir örnekle başlamada yarar görüyorum:

    Bilindiği üzere Türk sağaltmanlık dili özleştirmeye en çok direnen alanlardan biridir. Bundan ötürü, örneğin büyük ölçüde Fransızca-, bir ölçüde İngilizce-kökenli sözcüklerle dolup taşan ot tanıtmalıklarını “uğraşı-dışı” bir kişinin anlaması güçtür. İşte, ben o tanıtmalıklarda yapılacak bir özleştirmenin anlamayı – sıradan kullanıcı/okur için – enikonu kolaylaştıracağı kanısındayım. Kanımı somut bir örnekle açıklamam gerekirse, yaygın biçimde kullanılan bir otun tanıtmalığından düşgele1 yaptığım bir alıntıyı, ardınca bu alıntının – gene kendi ürünüm olan − öz Türkçe çevirisini okurun ilgisine sunabilirim, sunayım.

    İlkin Koraspin-adlı otun2 tanıtmalığından bir bölümü okuyasınız:

    Koraspin (100 mg)

    Enterik-kaplı3 tablet

    Asetilsalisilik asit

    Antiagregan

    Endikasyonları:

    Antitrombotik olarak; nonstabil anjina pektoriste ve risk altındaki (hipertansif, hiperlipidemik, diyabetik) kişilerde4 koroner trombozun önlenmesinde; miyokart reenfarktüs profilaksisinde; kardiyovasküler cerrahide, özellikle aortokoroner baypas ve arteriyovenöz şantlarda; postoperatif tromboz ve ambolinin önlenmesinde, geçici iskemik ataklarda ve inme profilaksisinde endikedir.5

    Şimdiyse özdeş tanıtmalığın öz Türkçe çevirisini6 okuyasınız:

    Koraspin (100 mg)

    Bağırsaksal-kaplı sıkıt

    Sirke-söğüt ekşiti

    Topaklaşmaönler

    Gereklikleri:

    Pıhtılaşmaönleyici olarak; değişken göğüs boğağında, çekince altındaki (kan basınçları yüksek, aşırı yağ sayrısı, şekerli) kişilerde taçdamarsal pıhtılaşmanın önlenmesinde; yürek kası tıkanca depreşmesi koruyucu sağaltmanlığında; yürek-damar yarmanlığında, özellikle anaatardamar-taçdamar köprülemelerinde, atardamar-toplardamar bağlantılarında; işlemce-sonrası kan pıhtılaşmasının, damar tıkanıklığının önlenmesinde; geçici kan eksikliği tutulgalarında7, koruyucu inme sağaltmanlığında gereklidir.

    Şimdi, elinizi buluncunuza8 koyarak söyleyesiniz: Yukarıdakilerin hangisi daha anlaşılırdır? Demek örneğin “miyokart reenfarktüs profilaksisi” mi daha anlaşılırdır; yoksa “yürek kası tıkanca depreşmesi koruyucu sağaltmanlığı” mı?.. Kuşkusuz öz Türkçe, demek çağrışımsal sözcükler daha anlaşılırdır. Doğallıkla biz Türkler için… Yad söz(cük)lere alışmış, koşullanmış olmak bu gerçeği değiştir(e)mez. Anlaşılmazlığın kimilerinin işlerine gelmesi de… Yalnızca doğrular, gerçekler önem taşır anlayacağınız. Öz Türkçede bekinme9 doğruculuğun, gerçekçiliğin, giderek ülkücülüğün, yetkinciliğin bir gereğidir. Bu konuya ilişkin karşısavlarsa nesnel olmayıp bilimsel, ussal dayantılardan yoksundur.

    Dil çok-boyutlu, çokdüzlemli bir olgudur. Bundan dolayı, değme durumda, koşulda kullanılabilecek belirli bir dilin sözünü etmek olanaksız. (Öyle ki, kimi dilbilimciler – doğal olarak abartıyla – “dil” diye bir nenin var olmadığını söyler.). Şu kesindir: Dilin özlük oranı bağlam, ortam, seslen(il)en… etmenlerine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Demek örneğin yazı dilinde erinçlilikle10 kullanabildiğiniz, kullandığınız öz Türkçe birtakım sözcükleri, konuşma dilinde kimileyin kullanmayabilirsiniz. Ancak, bu, öz Türkçenin bir bütün olarak anlaşılmaz olduğu, bu nedenle geçersiz sayılması gerektiği anlamına gelmez. Genel dildeki özleşme özel dillere – şu ya da bu ölçüde – yansır. Nitekim yukarıda örnek olarak verdiğim sağaltmanlık dilinde bile – az da olsa – özleşme görülmektedir. Gene örneğin dilbilim dilindeki bütünsel diye nitelenebilecek özleşme, dilbilimin özleşmeye daha elverişli bulunmasından çok, dilbilimcilerimizin dil bilinçlerinin daha gelişkin olmasına yorulmalıdır. Ne olursa olsun; dilde özün yada yeğlenmesi anlamayı – kaçınılmaz bir sonuç olarak – kolaylaştırır. (Yadı öze yeğleyenlerin şaşılası durumunu çözümleme ayrıca yapılabilir, yapılmalıdır.)

    Öyleyse, bu denemenin başlığındaki soruyu şöyle yanıtlayayım: Öz Türkçeyi anlamak olanaksız değildir. Gerçekte öz Türkçe en anlaşılır dildir. Başka dilleri anlamak için ek bilgi gereklidir. Oysa öz Türkçeyi anlamak için Türkçeyi bilmek yeter. Öz benimsenir, yad yadırganır. Şimdiki durumda bunların tersleri olabiliyorsa, oluyorsa, suçlu öz Türkçe ya da öz-Türkçecilik sayıl(a)maz. Suçlu arayıp bulmak gerekiyorsa, özlerine yadlaşmış, yozlaştıkça yozlaşmış kişiler ile onları bu şaşılasılığa, giderek acınasılığa düşürmüş kimseler suçludurlar. “Öz Türkçe anlaşılmıyor, anlaşılmaz.” önermesi, özleştirme karşıtçılarının – kimi kez özleştirmeci (!?) bireylerden, kuruluşlardan dayanak alarak – öne süregeldikleri geçersiz mi geçersiz bir savdan özge bir nen değil. Doğrusunu isterseniz, tutunmuş öz Türkçe karşılıkları yeğleyerek pekiştirme, daha tutunmamış olanlarıysa kullanarak tutundurma değme Türkün “ödevler”idir. Türkçeyi, Türklüğü büsbütün yok etmeye çabalayanların el üstünde tutuluyor oldukları günümüzde bunu eyitmek nicelerinin tatlılarına gitmeyebilir, gitmez. Şu var ki, Güneş balçıkla sıvanmaz. Genelde doğrucular ile yanlışçılar, özelde öz-Türkçeciler ile özleştirme karşıtçıları savaşımlarıysa11 yaşam var oldukça sürecek. Yeğleme sizindir.

    2015 Ocağı

    Seyhan

    _____________________________________________

    1 1. Os. rastgele.

    2 2. Özgün adı Coraspin. (Ot adlarını özleştirmek, en azından Türkçeleştirmek için, ilk ağızda bütünüyle “yerli” otların üretilmesi gerekmektedir. Buysa Türkey’de Türk araştırmacılarınca yapılan sağaltsal çalışmaların sonuçlarının gene Türk işleyimcilerince değerlendirilip üretim sürecine sokulmasını gerektirir. [Son evrede ota ad koyacak kişinin ya da kişilerin doğru dil bilinci edinmiş olmaları gerektiğiyse caba.]. Ne ki, varolan durumda, ot adlarında sesçil yazımın bile uygulanmadığına tanık oluyoruz.)

    3 3. Buradaki çizgiciği ben koydum.

    4 4. Özgün örüde yanlış olarak “hastalarda” denmiştir.

    5 5. Bu bölümcenin yazımını düzeltme baskısında kaldım. Örneğin by-pass biçiminde yazılmış sözcüğü “baypas” olarak sesçil yazıma uyduruverdim.

    6 6. Bu “dil-içi” çevirideki bütün sözcüklerin öz Türkçe olmadığını biliyorum. Gelgelelim söz konusu örü için daha çok özleştirme – şimdilik – olanaksız bulunuyor.

    7 7. Tutulga: Os. atak, keşik, kriz, nöbet. (“Keşik” sözcüğünün Moğolca-kökenli olduğu anımsana.)

    8 8. Bulunç: Os. vicdan.

    9 9. Os. ısrar etme.

    10 10. Erinçlilik: Os. rahatlık.

    11 11. Buracıkta konu dışına çıkacağım için beni bağışlayasınız. Gelgelelim şunları da söylemem gerek: Savaşımı sevmiyorum. “Ülküsel” bir yuvarlağa doğruluk, güzellik ile iyilik egemen olur. Yeryüzü ülküsel değil; o ayrı. Bundan ötürü, savaşım kaçınılmaz. Gene de, savaşım verirken barışçıl, iyilikçi olmayı, kalmayı bilmeli. Dahası, benlikçilik gütmeksizin, işi kişiselliğe dökmeyerek, demek ülküler uğrunda savaşmak gerek. Yoksa savaşım yarardan çok, dokunca getirecektir.

    Değerleme:

yukarı çık