İstanbul, Türkiye
bilgi@turkcesivarken.com

Küğ mü Mırın Mı? II

Mırınla ilgili önemli bir kavram şarkıdır. Uyumlu, ezgili insan sesleri dizisi olarak tanımlanır (16). Genel kanı Arapçada doğu anlamına gelen şark sözünün türevi olan şarkî niteminden bozma olduğu yolundadır (1). Gazimihal ise bu sözün Türkçe çağırmak eyleminden türeyen çağırgı sözünden bozma olduğu kanısındadır (11). Eski Türkçede bu anlamda kullanılan yır sözü (6) günümüze ır biçiminde gelmiştir (5, 28, 31).

Şarkı sözü çalgıbilimde Gazimihal’ce Gaziantep yöresinden derlenen bir bağlama çeşidi (12) olan doğu bağlaması (41) ile doğu tımbırı dediğimiz bir çeşit Türkmen tımbırının (41) adıdır. İkincisinin adı, Mısır’da kullanılan Arapça adı olan tanbûr-u şarkîden bozmadır (22).

Bu durumda şarkıcının genel mırındaki karşılığı ırcı, çalgıbilimdeki karşılıklarıysa doğu bağlamacısı ile doğu tımbırcısı olmaktadır. Ircıya Osmanlıcada muganni de denirdi (24). Arapça kökenlidir. Bu arada şarkı sözünün dilimizde köklü bir alıntı olduğunu yadsımadığımızı da belirtmek isteriz. Ünlü ırcı Bülent Ortaçgil’in halamızın güveysi olduğunu da bu nedenceyle belirtmek isteriz.

Topluca ırlayan topluluğa koro denir. Bu, İtalyanca corodan bozmadır (1). İtalyanca coro Latince chorustan bozmadır (46). Latince chorus Yunanca chorostan bozmadır (46). O da kalgı (dans) anlamına gelen choreiadan bozmadır (11, 46). Yunanca choreia, Rumca üzerinden dilimize kökleşik bir kalgıyı tanımlayan hora ile Doğu Karadeniz’e özgü bir halk oyunu olan horon biçiminde girmiştir. Gazimihal’in koro dinletisi anlamında önerdiği söylenk sözü (11, 34) sözlüğümüze koro anlamında girmiştir (43). Bu sözü koro dinletisi anlamında da kullanmanın bir sakıncası olacağını sanmıyoruz. Koro dinletisine söylenk dinletisi de denebilir. Söylenge Almancada Chor (26), Fransızcada choeur (11), İngilizcede chorus (46) denir. Mırın gösterisi anlamına gelen konser sözü Fransızca concertten bozmadır (1). Fransızca concert İtalyanca concertodan bozmadır. O da Latincede büyük bir istekle çabalamak anlamına gelen concertare eyleminin türevidir (46). Almancası Konzert (26), İngilizcesi concerttir (46). İtalyanca concerto sözü dilimize konçerto biçiminde bir çalgının özelliklerini öne çıkarmak amacıyla oluşturulmuş mırın yapıtı anlamında da girmiştir (1). Elimizdeki kaynaklarda Türkçe karşılığını bulamadığımız bu terimin özleştirilmesi işini mırıncılara bırakıyoruz. Konserin Türkçe karşılığı olan dinleti sözü bu anlamda kökleşik sözlüklerimizde yer almaktadır (1, 16).

Bir mırın yapıtının ezgilerinin oluşturduğu bütüne beste denir (16). Bu Farsça sözün karşılığı Oransay’ca bağda biçiminde önerilmiştir (19). Bağda yapan kişiye besteci ya da bestekâr denir. Oransay bunun karşılığını bağdar olarak vermektedir (19).

Sarıçalgıya (Bakır üflemeli çalgı takımı) özgü ezgilere boru ezgisi ya da fanfar denir. Fanfar sözü Fransızca fanfaredan bozma olup, o da yansımadır (38, 46). Almancası Fanfarenstoß, Trompetengeschmetter, Tuschtur (26). İngilizcesi fanfare (46), İtalyancası fanfaradır (11). Fanfar sözü çalgıbilimde düz boru, sarıçalgı anlamlarına da gelir (38). Sonuncusuna fanfar mızıkası da denir (38). Bakır üflemeli çalgılardan oluşan takım anlamındadır.

Davul-zurna sözü dilimizde önemli bir mırın terimidir. Tüngürle gürdüdükten oluşan ikiliyi tanımlar. Gerek davul, gerek zurna sözünün dilimizde kökleşmiş alıntılar olduğunu bugüne dek hep söyledik (39, 44). Bu terimin Türkçe köklerden karşılığı düdük-tüngür olabilir. Zurnanın Türkçesi olan gürdüdük yerine daha genel bir terim olan düdük kullanılıp, ses uyumu açısından tüngürle düdüğün yeri değiştirilerek oluşturulmuş bir terimdir.

Halka özgü ır anlamına gelen halk şarkısı halk ırı biçiminde özleştirilebilir. Arapça halk sözü yerine eski kaynaklarda geçen ilboy (28) sözü kullanılarak ilboy ırı da denebilir. Türklere özgü ilboy ırına türkü denir. Arapça türkî niteminden bozmadır (1). Türkleme biçiminde özleştirilebilir.

Yürüyüş düzününde bağdanmış ezgiye marş denir. Fransızca marchetan bozmadır (1). Onun da eski Almancada sınırlarını belirleme anlamına gelen marcôndan bozma olduğu sanılır (46). Almancası Marsch (25), İngilizcesi march (46), İtalyancası marciadır (11). Mıhçıoğlu, karşılığını yürüt biçiminde önermiştir (18). Biz çaldırı sözünün daha uygun bir karşılık olabileceği kanısındayız. Marş sözü mırın dilinde yürüyüş denen bir düzünle bu düzüne uygun çalışı niteleyen yürüyüşlü anlamlarına da gelir (11). Askerlikte marş sözü yürüme komutudur. Bu anlamda arş biçimi de kullanılır. Mıhçıoğlu bu komutu yürü biçiminde özleştirmiştir (18). Marş sözü devitgeli (motorlu) araçlarda ilk devinim anlamındadır. Kuyumcu, marş motorunun karşılığını ilkdevinim motoru biçiminde vermiştir (17).

Bir ülkenin simgesi olan çaldırıya ulusal çaldırı (millî marş) denir. Buna ulusal yurtlama da denebilir. Yurtlama sözünü yurt ırı (vatan şarkısı) anlamında öneriyoruz. Türkiye’nin ulusal çaldırısına bağımsızlık çaldırısı (istiklâl marşı) denir. Ulusal çaldırının Almancası nationale Hymne (26), İngilizcesi national anthemdir (24).

Almanca Hymne sözü Yunanca hymnostan bozmadır (46). Fransızcası hymne, İngilizcesi hymn, İtalyancası inno ya da unno (11), Latincesi hymnustur (46). Çeşitli anlamları olan, geniş kapsamlı bir mırın terimidir. Ünlü İstanbullu usulcu (piyanist) Furlani, cumhuriyet devrimi üzerine bağdadığı çaldırının adını “Millî Ün” koymuştur (11). Gazimihal buna dayanarak İtalyanca unno’ya sesçe de anlamca da yakın olan Türkçe ün sözünün, hymnos’un bütün anlamlarını karşılayacak biçimde kullanılmasını önermiştir (11).

Hymnos sözü ilahi, ulusal çaldırı (millî marş), methiye, neşide, sena şarkısı, yurtlama (vatan şarkısı) anlamlarına gelir. Arapçada tanrı anlamına gelen ilah sözünün türevi olan ilahî niteminden bozma ilahi sözü dinsel içerikli ırlara verilen bir addır. Gencan’a göre bu ır çeşidine Mevlevîler ayin, Bektaşiler nefes, Alevîler duşe, Gülşenîler tapuğ, Halvetîler durak, başka yollardan olanlar cumhur derlermiş (13). Bunlardan durak sözü ayrıca tekerlemelerde okunan koşmalarla ilahilere verilen addır (13, 14). İlahi sözü tanrılama biçiminde özleştirilebilir. Gülşenîlerin bu anlamda kullandıkları tapuğ sözü de ikinci bir seçenek olarak sunulabilir.

Bir kişiyi övmek amacıyla yazılan ya da söylenen söz ya da koşuğa methiye denir (13, 14). Arapçada övgü anlamına gelen medih sözünün türevi olan Osmanlıca medhiyeden bozmadır. Almancası Elogie, Lobgedicht; Fransızcası éloge; İngilizcesi eulogydir (14). Batı dillerindeki adları Yunancada iyi söz anlamına gelen eulogiadan bozmadır (46). Türkçesi övgüdür (13, 14, 26).

Neşide Arapça kökenli Osmanlıca bir terimdir. Konusu gönül açıcı, uyumu tatlı koşuktur (13). Gencan, karşılığını okuncalık biçiminde vermiştir (13).

Sena şarkısı övgü ırıdır. Almancası Lobgesang, Loblied (25); İngilizcesi song of praise (46), Yunancası hymnostur (46). Radloff’ça Karay Türkçesinden kaside anlamında derlenen sarnav sözünün (27) övgü ırının eşanlamlısı olduğunu söyleyebiliriz; çünkü geniş anlamda kaside övgü ırı demektir.

Kaside Arapçada ölçülü (mevzun, vezinli) anlamına gelen kasid sözünün türevidir (1). Geniş anlamda övgü ırı demektir. Dar anlamdaysa din, devlet büyüklerini öven ır demektir (14). Sözcüğün kökü olan kasid sözü de her iki anlamda Osmanlıcaya girmiştir. Dar anlamdaki kasidenin Almancası Ode (26); Fransızcası, İngilizcesi, Latincesi ode (14, 46); Yunancası aoidedir (46). Hepsinin kaynağı olan Yunancası ırlamak anlamına gelen aeidein eyleminin türevidir (46). Kaside’nin Türkçesi Radloff’ça Karay Türkçesinden sarnav biçiminde derlenmiştir (27). Irlamak anlamına gelen sarnamak eyleminin türevidir (27). Bunun da eski Türkçede ötmek anlamına gelen sayramak eyleminden (4, 6, 36) bozma olduğu anlaşılmaktadır. Kaside sözü Doğu Anadolu’da kısa öykü anlamında da kullanılır (13, 14).

Ulusal çaldırının İngilizce adı olan national anthem teriminde geçen anthem sözü de Yunanca hymnos sözü gibi çeşitli anlamları olan bir mırın terimidir. Sözcük, Latince antiphonadan bozmadır (46). O da Yunancada düzgün (concordant) (Gazimihal konkordan’ın Türkçesini düzgün olarak veriyor (11)) anlamına gelen antiphonostan bozmadır (46). Antiphona, neşide, vatan şarkısı anlamlarına gelir. Antiphona, karşılıklı okunan tanrılama demektir (46). Türkçe doğal karşılığı karşılıklı tanrılamadır.

Böylelikle son bölümünü genel mırın terimlerine ayırdığımız, Türkçe çalgı adları üzerine bir deneme niteliğinde olan bu dizinin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Dizimizin 1. bölümünde (37) 22. sayfanın 29. satırında yer alan kalameia sözünün kalamaia, yine o sayfanın en alt satırında yer alan 33 sayılı kaynağın 3 biçiminde düzeltilmesi gerektiğini bildirmeyi de bir görev biliriz. Yine o yazıda Eren’in 1942 yılında yazdığı bir yazıya dayanarak Çerkezcede kaval anlamına gelen kamıl sözünün eski Bulgar Türkçesinden kalma bir alıntı olduğu kanısında olduğumuzu belirtmiştik. Daha sonra Tavkul’un Haziran 2007’de Çerkezcedeki Bulgar Türkçesi alıntılar konusunda yazdığı bir yazıda bu söze de yer verildiğini gördük (29). Bu, kanımızı pekiştirdi. Yine o yazımızda Türkçe adını kısa yan kaval olarak verdiğimiz çalgının son yıllarda düz eşdeğerinin de geliştirilmiş olduğunu öğrendik. Ülkemizde pikolo blok flüt adıyla anılıp İngilizce adı piccolo recorder olan bu çalgının doğal Türkçe karşılığının kısa düz kaval olduğunu belirtmek isteriz. Dizimizin 4. bölümünde (40) 18. sayfanın 18., 23. satırlarında yer alan 29 sayılı kaynağın 30, 49. satırında yer alan 29 sayılı kaynağın 28; 19. sayfanın 43. satırında yer alan 15 sayılı kaynağın 16, 47. satırında yer alan 23 sayılı kaynağın 22 biçiminde düzeltilmesi gerekmektedir. Yine o yazının 21. sayfada yer alan kaynakçasında 32 sayılı kaynağın sayfaları yazılmamıştır. 18-21 olması gerekmektedir. Dizimizin 8. bölümünde (41) Ziya Santur’un dedemizin amcasının oğlu olduğunu belirtmiştik. Bunun, “amcasının torunu (oğlunun oğlu)” biçiminde düzeltilmesi gerekmektedir. Dizimizin 9. bölümünde (42) Ziya Santur’un, Pelin Halkacı Akın’ın babasının anneannesinin amcasının oğlu olduğunu belirtmiştik. Bunun, “babasının anneannesinin amcasının torunu (oğlunun oğlu)” biçiminde düzeltilmesi gerekmektedir. Yine o yazının 24 nolu kaynağının adı “Okyanus 2. yüzyıl ansiklopedik Türkçe sözlük” olarak verilmiştir. Buradaki “2. yüzyıl”ın “20. yüzyıl” biçiminde düzeltilmesi gerekmektedir.

 

KAYNAKÇA

 

  1. Ağakay MA. Türkçe sözlük. 10. bası. TDK. Ankara, 2005.
  2. Caferoğlu A. Eski Uygur Türkçesi sözlüğü. TDK. İstanbul, 1968.
  3. Türkçeden Osmanlıcaya cep kılavuzu. TDK. İstanbul, 1935.
  4. Clauson G. An etymological dictionary of pre-thirteenth century Turkish. University Press. Oxford, 1972.
  5. Türkiye’de halk ağzından derleme sözlüğü. TDK. Ankara, 1963-82.
  6. Divanü lûgat-it Türk dizini. TDK. Ankara, 1972.
  7. Doerfer G. Türkische und mongolische Elemente im neupersichen. Wiesbaden, 1963-67.
  8. Eren H. Söz bilgisi: Mırın kırın etmek. Türk Dili 1988; LVI: 25-28.
  9. Eren H. Türk dilinin etimolojik sözlüğü. Ankara, 1999.
  10. Eyuboğlu İZ. Türk dilinin etimoloji sözlüğü. 2. bası. Sosyal Yayınlar. İstanbul, 1991.
  11. Gazimihal MR. Musıki sözlüğü. MEB. İstanbul, 1961.
  12. Gazimihal MR. Ülkelerde kopuz ve tezeneli çalgılarımız. Kültür Bak. Ankara, 1975.
  13. Gencan TN, Ediskun H, Dürder B, Gökşen EN. Yazın terimleri sözlüğü. TDK. Ankara, 1974.
  14. Göğüş B, Oğuzkan F, Önertoy O, Ünlü M, Koçak S. Yazın terimleri sözlüğü. Dil Derneği. Ankara, 1998.
  15. İşçil Şİ, Elöve AU. Türkçe hekimlik terimleri üzerine bir deneme. TDK. Bursa, 1944-48.
  16. Kutlu A, Yaşayan S, Ateş K, Dizman İ, Kul E, Özel S, Çotuksöken Y, Küçükceylan N. Türkçe sözlük. 2. bası. Dil Derneği. Ankara, 2005.
  17. Kuyumcu İ, Beşorak Y. Otomobil ve motor bilgisi terimleri sözlüğü. TDK. Ankara, 1980.
  18. Mıhçıoğlu C. Sözcüklerin öyküsü. Kültür Bak. Ankara, 1996.
  19. Oransay G. Bağdarlar geçidi. Küğ Yayını. İzmir, 1977.
  20. Ögel B. Türk kültür tarihine giriş 6. Kültür-Turizm Bak. Ankara, 1984.
  21. Ögel B. Türk kültür tarihine giriş 8. 3. bası. Kültür Bak. Ankara, 2000.
  22. Ögel B. Türk kültür tarihine giriş 9. 3. bası. Kültür Bak. Ankara, 2000.
  23. Räsänen M. Versuch eines etymologischen Wörterbuchs der Türksprachen. Lexica societatis Fenno-Ugricae. Helsinki, 1969.
  24. Redhouse. Türkçe/Osmanlıca-İngilizce sözlük. 17. bası. Sev. İstanbul, 1999.
  25. Steuerwald K. Almanca-Türkçe sözlük. ABC. İstanbul, 1982.
  26. Steuerwald K. Türkçe-Almanca sözlük. ABC. İstanbul, 1983.
  27. Osmanlıcadan Türkçeye söz karşılıkları tarama dergisi. TDTC. İstanbul, 1934.
  28. XIII. yüzyıldan beri Türkiye Türkçesiyle yazılmış kitaplardan toplanan tanıklarıyla tarama sözlüğü. TDK. Ankara, 1963-77.
  29. Tavkul U. Adige (Çerkes) dilinde Bulgar Türkçesi alıntı sözcükler üzerine. Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Haziran 2007; 4(2): 104-115.
  30. Tayla S. Kılıçoyunu terimleri sözlüğü. TDK. Ankara, 1970.
  31. Taymas AB. İbnü-Mühennâ lûgati indeksi. TDTC. İstanbul, 1934.
  32. Tietze A. Tarihi ve etimolojik Türkiye Türkçesi lugatı. Birinci cilt A-E. Österreichische Akademie der Wißenschaften. Simurg. İstanbul, 2002.
  33. Toparlı R, Vural H, Karaatlı R. Kıpçak Türkçesi sözlüğü. TDK. Ankara, 2003.
  34. Tuğlacı P. Okyanus 20. yüzyıl ansiklopedik Türkçe sözlük. Pars, 1971.
  35. Türkay K, Koçak S, Ünal S. Uygulayım terimleri sözlüğü. 2. bası. TDK. Ankara, 1980.
  36. Ülker S. Sayrı. Türk Dili Dergisi Mayıs-Haziran 2006; 19(114): 8-9.
  37. Ülker S. Flüt mü kaval mı ? Türk Dili Dergisi Kasım-Aralık 2007; 21(123): 19-25.
  38. Ülker S. Borgudan trompete boru. Türk Dili Dergisi Ocak-Şubat 2008; 21(124): 32-37.
  39. Ülker S. Zurnadan obuaya gürdüdük. Türk Dili Dergisi Mart-Nisan 2008; 21(125): 32-36.
  40. Ülker S. Tımbırdayan tellerin dili. Türk Dili Dergisi Mayıs-Haziran 2008; 21 (126): 18-21.
  41. Ülker S. Psalterion’dan santura yatuğan. Türk Dili Dergisi Mart-Nisan 2009; 22 (131): 24-26.
  42. Ülker S. Kemandan viyolaya gıygı. Türk Dili Dergisi Mayıs – Haziran 2009; 22 (132): 19 – 22.
  43. Ülker S. Ülker tıp terimleri sözlüğü. Latince-Türkçe, Türkçe-Latince. 4. bası. İstanbul, 2009.
  44. Ülker S. Tabldan davula tüngür. Türk Dili Dergisi Temmuz – Ağustos 2009; 23 (133): 31 – 33; Eylül – Ekim 2009; 23 (134): 31 – 33; Kasım – Aralık 2009; 23 (135): 26 – 28.
  45. Ülker S. Perdeden tuşa dokunak. Türk Dili Dergisi Ocak – Şubat 2010; 23 (136): 34 – 36; Mart – Nisan 2010; 23 (137): 21 – 23.
  46. Webster’s third new international dictionary of the English language unabridged. Könemann. Cologne, 1993.
  47. http://de.wikipedia.org/wiki/Akkordeon , 22 Jun 2007.

Türk Dili Dergisi Temmuz – Ağustos 2010; 24 (139): 30 – 32