İstanbul, Türkiye
bilgi@turkcesivarken.com

Kubuzdan Lavtaya Kopuz

Türklerin düncel ulusal telli çalgısı olan kopuz Divan’da kubuz biçiminde Arapça udun karşılığı olarak yer almaktadır (7). Kopuzun eski Yunan’daki eşdeğeri lir idi. Bu çalgının, Latinceye de değişmeksizin geçen Yunanca adı lyra idi (4). Lyra sözü dirgerlik diline de bir dilgibilim (anatomi) terimi olarak girmiştir. Kopuz biçiminde oluşumların adlandırılmasında kullanılan bir terimdir. Osmanlıcası uddur (11). Karşılığı sözlüğümüzde kopuz olarak verilmiş, ıklık sözü eşanlamlı bir seçenek olarak sunulmuştur (23). İkinci seçenek İşçil-Elöve’den alınmıştır (11). Lyra sözünün türevleri olan lyratus ile lyriformis de birer dilgibilim terimidir (23). Karşılıkları kopuzlu, kopuzumsu olarak verilmiştir (23). Osmanlıca karşılıkları udî ile udiyüşşekildir (11). Lyra sözü gökbilimde Türkçe adı Çalgı olan bir takımyıldızın adıdır (14). Bu takımyıldızın Osmanlıca adı Şelyaktır (16). Yunanlıların lyra dedikleri çalgıya Araplar mi’zaf demekteydi (2). Ud adı verilen çalgının 8. yy’de Medine’de (9) ya da 9. yy’de Irak’ta (2) geliştirildiği bildirilmektedir. Ud, adını öd ağacından almaktadır. Kökleşik sözlüklerimize ut biçiminde giren bu sözü (1, 15) biz, Osmanlıcada olduğu gibi ud biçiminde (19) yazmayı yeğliyoruz. Bundan amacımız bu sözün edep anlamına gelen Türkçe ut sözüyle karışmamasıdır.

Ortadoğuda Yunan kopuzu, yerini Arap kopuzuna bıraktıktan sonra Arap kopuzu batıya da yayılarak Yunan kopuzunun yerini almıştır. Arapça el ud sözü Almancada Laute, Fransızcada lute, İtalyancada liuto olmuştur. Almanca Laute Türkçeye lavta biçiminde girmiştir. Macarlarsa bu çalgıya koboz demektedirler (12). Yayla, çalgıçla ya da parmakla çalınan daha küçük bir telli çalgının adı olan Arapça rebab sözü ud anlamında da kullanılmıştır (10). Bu sözün Farsça revaveden bozma olduğunu ileri süren İran kaynakları da vardır (10).

Kopuzun Farsça adı barbattır. Bu söz berbat biçiminde dilimize de girmiştir (19). Bu sözün Bizans’a sığınan son Sasanlı hakanı Hüsrev Perviz’in ünlü çalgıcısı Barbud’un adından bozma olduğu sanılmaktadır (9); ancak Meyer, benzeri bir söylentiye konu olan, harp anlamında Arapça barbudun Yunancada harp anlamına gelen barbiton sözünden bozma olduğunu ileri sürmüştür (22). Bu, berbat için de geçerli olabilir. Arap udu berbadın geliştirilmesiyle oluşmuştur (9). Ud ortaya çıktıktan sonra berbat sözü udun Farsça karşılığı olarak kullanılmaya başlamıştır. Udun Çince adı pi-padır (9, 17). Bu söz eski Uygur Türkçesine de girmiştir (17). Farsça barbat’ın kökenini bu söze bağlayanlar da vardır (9).

Kopuz sözü Moğolcaya ku’ur biçiminde geçmiştir (17). Gazimihal, Gaziantep’te 8, 10 ya da 12 telli bir çalgıya kövür dendiğini belirtmektedir (10). Bu söz derleme sözlüğünde geçmemektedir (6). Gazimihal kopuzun Çağataycada kovur biçiminde kullanıldığını belirtmektedir (10). Bu sözü de elimizdeki kaynaklarda bulamadık. Gazimihal kovur sözünün kopuzun Türkçedeki ikinci bir biçimi olduğunu belirtip, bu sözün Moğolcaya ku’ur biçiminde geçmekle kalmayıp çöğür, tambur, tokur, yongar gibi çalgı adlarının kaynağı olabileceğini savunmaktadır (10). Ögel, Gazimihal’in dayandığı kovur, kövür sözlerini hiçbir kaynakta bulamadığını, bu yüzden bu varsayımı değerlendiremediğini belirtmektedir (17). Türkçeden bozma Moğolca ku’ur sözünün Farsçaya geçtiği bilinmektedir (8). Bu sözün Farsça üzerinden kovur ya da kövür biçiminde Türkçeye dönmesi de olanaklıdır. Dahası İlhanlılar döneminde doğrudan doğruya Moğolcadan Türkçeye dönüş de gerçekleşmiş olabilir; ancak kovur sözünün kopuzun eski Türkçedeki 2. bir biçimi olduğunu, Türkçe çöğür, tokur, yongar sözleriyle Arapça tanbur sözünün buradan kökenlendiğini sanmıyoruz. Başlıca kopuz çeşitleri harp, kolaşon ile yeltemedir.

Harp, dik tutularak çalınan eğri bir kopuzdur. Adı Fransızca harpetan bozmadır (1). Fransızca harpe eski Almanca harphadan, o da Latincede eğri anlamına gelen curvustan, o da Yunancada kuru sap anlamına gelen karphostan bozmadır (25). Almancası Harfe, İngilizcesi harp, İspanyolcasıyla İtalyancası arpadır. Türkçede arp diye de söylenir (1, 15). Özleyin Fransızca harpe’ın okunuşu harp değil, arptır. Harp sözünün İngilizceye dayalı bir biçim olduğu anlaşılmaktadır. Harp sözü Yunan kopuzu (lir) anlamında da kullanılır (25).

Çalgının Yunanca adları barbiton ile barbitostur (25). Bu sözler değişmeksizin Latinceye de geçmişlerdir (25). Arapçası barbud (5), Farsçası çengdir (19). Arapça barbud Meyer’e göre Yunanca barbiton ya da barbitos’tan bozmadır (22). Steingass’a göreyse Bizans’a sığınan son Sasanlı hakanı Hüsrev Perviz’in ünlü çalgıcısı Barbud’un adından bozma olduğu söylenmektedir (20, 22). Bu sözler barbut (22), çenk (19, 22) biçimlerinde Türkçeye de girmiştir. Çeng sözü değişmeksizin de girmiştir (19, 22). Bu söz ayrıca ud, zil anlamlarına da gelir (5). Bu Farsça söz sanc biçiminde harpla zil anlamlarında Arapçaya da geçmiştir (17).

Doerfer’ce Türkçe yatuğan sözünün kökeni olduğu ileri sürülen Mançuca fituhan sözü Räsänen’e göre harp anlamına gelmektedir (18). Doerfer’in görüşünü derinlemesine eleştiren Ögel ise fituhanın bir ud ya da gitar olduğunu belirtmektedir (17).
Eski Uygur Türkleri Ögel’e göre harp anlamında kungkau, kunku sözlerini kullanmışlardır (17). Bu sözler Çincede çalgı anlamına gelen kung-hou sözünden bozmadır (17). Caferoğlu’na göre bu sözler Uygurcada geniş anlamda çalgı, dar anlamda harp için kullanılmıştır (3). Müller ise bu sözlerin Uygurcada yalnızca çalgı anlamına geldiğini belirtmektedir (17).
Harp’ın eski Türkçe karşılığı egridir (5). Ketencoğlu, bu çalgıya Karaçaycada kingir kobuz dendiğini belirtmektedir (13). Karaçay-Malkar Türkçesinde kıngır eğri demektir (21). Dolayısıyla bu sözün doğru biçiminin kıngır kobuz olup, eğri kopuz anlamına geldiği anlaşılmaktadır. Bu verilerden harpın dilimizdeki doğal karşılığının eğrikopuz olduğu anlaşılmaktadır.

Kolaşon 16.-17.yy’lerde kullanılmış, uzun kollu bir İtalyan kopuzudur (25). Kolaşon sözü Fransızca colachondan bozmadır (10). Çalgının İtalyanca özgün adları colacio (10) ile colascionedir (10, 25). Fransızcada cholecedon diye de anılır (10). Gazimihal bu çalgının, Dede Korkut’ta geçen kolca kopuz olduğu, adının da kolca sözünden bozma olduğu kanısındadır (10). Türk kopuzunun en uzun kollu biçimi olan bu çalgının adı Dede Korkut kitabında kolça kopuz, kurulıca kopuz, alça kopuz biçimlerinde de geçmektedir (10, 17). Gazimihal’e göre alça kopuzun doğru biçimi elce kopuzdur (10). Ögel’e göreyse alca kopuzdur (17).

Gazimihal’e göre Dede Korkut’ta geçen yelteme sözü yine bu çalgının adlarından biridir (10); ancak yelteme sözünün Evliya Çelebi’nin Akşemsettin torunu Hamdi Çelebi oğlu Şemsi Çelebi’ce geliştirilmiş olduğunu belirttiği bir çeşit tımbıranın adı olarak kullanılması (10, 17, 24) 14. yy’de bu sözle ayrı bir kopuz çeşidinin dile getirilmek istenmiş olabileceğini düşündürmektedir (17, 24). Yeltemek coşturmak anlamındadır (17, 24). Dolayısıyla Dede Korkut’un yeltemesinin coşturucu bir kopuz çeşidi olduğu da düşünülebilir.

Gazimihal’e göre bağlama kolca kopuza titrem (perde) bağları bağlanmasıyla ortaya çıkıp onun yerini almış, bağlama çıktıktan sonra kopuz sözü Anadolu’da unutulmuştur (10). 1435’te ölen ünlü Türk çalgıbilimcisi Meragalı Abdülkadir İbni Gaibî Farsça yapıtında kolca kopuzun Farsça adını tunbûre-i türkî olarak vermiştir (10). Bu söz Osmanlıcaya tambûre-i türkî biçiminde geçmiş olup türk tımbırası anlamına gelmektedir. Bu sözün İstanbul’da geliştirilen en gelişkin tımbır çeşidi olan fasıl tamburunun Mısır’daki adı olan tanbûr-u türkî ile (10) karıştırılmaması gerekmektedir. O, türk tımbırı anlamındadır.

KAYNAKÇA
1)Ağakay MA. Türkçe sözlük. 10. bası. TDK. Ankara, 2005.
2)http://www.cacac.org/arabic_music_instruments.htm
3)Caferoğlu A. Eski Uygur Türkçesi sözlüğü. TDK. İstanbul, 1968.
4)Cassell’s Latin dictionary. Macmillan. USA, 1982.
5)Clauson G. An etymological dictionary of pre-thirteenth century Turkish. University Press. Oxford, 1972.
6)Türkiye’de halk ağzından derleme sözlüğü. TDK. Ankara, 1963-82.
7)Divanü lûgat-it Türk dizini. TDK. Ankara, 1972.
8)Doerfer G. Türkische und mongolische Elemente im neupersichen. Wiesbaden, 1963-67.
9)Gazimihal MR. Musıki sözlüğü. MEB. İstanbul, 1961.
10)Gazimihal MR. Ülkelerde kopuz ve tezeneli çalgılarımız. Kültür Bak. Ankara, 1975.
11)İşçil Şİ, Elöve AU. Türkçe hekimlik terimleri üzerine bir deneme. TDK. Bursa, 1944-48.
12)Kerkay E. http://www.passiondiscs.co.uk/articles/hungarian_folk_instruments2.htm
13)Ketencoğlu M. Kuzey Kafkasya. Bölgesel müzikal genellemeler. Röportajlar/Yazılar. http://www.muammerketencoglu.com/roportajlar.php?id=yaz21
14)Kızılırmak A. Gökbilim terimleri sözlüğü. TDK. Ankara, 1969.
15)Kutlu A, Yaşayan S, Ateş K, Dizman İ, Kul E, Özel S, Çotuksöken Y, Küçükceylan N. Türkçe sözlük. 2. bası. Dil Derneği. Ankara, 2005.
16)Orta öğretim terimleri kılavuzu. TDK. Ankara, 1963.
17)Türk kültür tarihine giriş 9. 3. bası. Kültür Bak. Ankara, 2000.
18)Räsänen M. Versuch eines etymologischen Wörterbuchs der Türksprachen. Lexica Societatis Fenno-Ugricae. Helsinki, 1969.
19)Redhouse. Türkçe/Osmanlıca-İngilizce sözlük. Sev. İstanbul, 1999.
20)Steingass F. A comprehensive Persian-English dictionary including the Arabic words and phrases to be met with in Persian literature. 3. ed. London, 1947.
21)Tavkul U. Karaçay-Malkar Türkçesi sözlüğü. TDK. Ankara, 2000.
22)Tietze A. Tarihi ve etimolojik Türkiye Türkçesi lugatı. Birinci cilt A-E. Österreichische Akademie der Wißenschaften. Simurg. İstanbul, 2002.
23)Ülker tıp terimleri sözlüğü. Latince-Türkçe, Türkçe-Latince. Açıklamalı 3. bası. İstanbul, 2004.
24)Ülker S. Tımbırdayan tellerin dili. Türk Dili Dergisi Mayıs-Haziran 2008; 21 (126): 18-21.
25)Webster’s third new international dictionary of the English language unabridged. Könemann. Wiesbaden, 1993.

(Türk Dili Dergisi Kasım-Aralık 2008; 22 (129): 22-24)