Bu yazıda, Kayı sözcüğü üzerinden kimi irdelemelerde bulunacağız. Sevan Nişanyan, Taraf güncülündeki (gazetesindeki) Kayı başlıklı yazısında şöyle diyor;
Geçen gün “Kayı boyunun adı dönme demek” diye yazdım, gene epeyce heyecanlara yol açtı. TDK’nın web sitesi Kayı için “sağlam, güçlü, sert” diyormuş, tabii, bir Türk Boyunun adı başka ne olabilir? “Belgelerini açıkla” diye bindiler tepeme.
Boynumuz kıldan ince, açıklayalım. Önce TDK bu tanımı nereden bulmuş diye merak ettim, baktım. A) Ortaasya Türkçesinde, B) TDK’nın derlediği, erken Türkiye Türkçesinin söz varlığını veren Tarama Sözlüğünde, C) Çağataycada, D) Osmanlı Türkçesinin en kapsamlı kaynağı olan Meninski sözlüğünde, E) yine TDK’nin Anadolu ağızlarının söz varlığından derlediği Derleme Sözlüğünde böyle bir anlama rastlamadım. Mutlaka benim bilmediğim başka kaynakları vardır. Devlet sırrı değilse belki açıklarlar.
Peki, ne buldum? Eski Uygurca kaymak: “dönmek, geri dönmek” (Clauson sf. 674, M. Erdal sf. 775). Divan-ı Lugat-i Türk’te gerü kaydı: “yüzünü veya yönünü çevirdi”, kayığ yer: “ana yoldan sapan yer”. Çağatayca kaymak “bükülmek, dönmek, olduğu yerde geri dönmek”, kayık: “bükülmüş” (Pavet de Courteille sf. 416). Eski Kıpçakçada kaymak yok, ama kayıtmak var. Codex Cumanicus’ta kaytmak, Kitab-ül İdrak’ta kayıtmak: “dönmek, avdet etmek”.
Dede Korkut’ta da “dönmek” anlamında kayıtmak geçiyor. “Av avlayalım…kayıtalım otağımıza düşelim, yeyelim, içelim.” “Dirse hanın hatunu kayıttı gerü döndü.”
Anladığım kadarıyla kaymak fiili Türkiye Türkçesinde belki ayağı kaymak (= ayağı burkulmak) deyiminin etkisiyle anlam kaymasına uğrayınca, “dönmek” yerine bir süre kayıtmak ve kayıkmak kullanılmış, sonra bunlar da tedavülden düşmüş.
Kayı “boyunun” adın nereden geliyor, vallahi bilmem; kimse de bilmiyor. Ama TDK’nin, başka kanıt görmedikçe işkembe-i kübradan atmışlar diyeceğim tanımına oranla, “dönme” bana sanki daha makulmüş görünüyor. Hatta Kaşgarlı Mahmud’a inanırsak “sapık” diye de çevirebiliriz belki.
varılan fiil kökleri ya da sözcüklerin başına yıldız (asteriks) konur, “setleşmek, katı hâle gelmek” anlamındaki *kay- fiili de bu gruptan. “geri dönmek” añlamındaki kay- ise yukarıdaki alıntılardada da görüldüğü üzere yazılı kaynaklarda geçmekte.
Sayın Nişanyan, iki ayrı fiili birbiriyle karıştırmış gözüküyor. Türkçe’de birbiri ile alâkası olmayan iki kay- fiili var, biri Nişanyan’ıñ yazısıñda değindiği “dönmek 2) geri dönmek” añlamındakı, diğeri ise “sertleşmek, katılaşmak” añlamına gelen kay- fiili.
Dilbilimde, yazılı kaynaklarda geçmeyen, ancak var olduğu kanaatine varılan fiil kökleri ya da sözcüklerin başına yıldız (asteriks) konur, “setleşmek, katı hâle gelmek” anlamındaki *kay- fiili de bu gruptan. “geri dönmek” añlamındaki kay- ise yukarıdaki alıntılardada da görüldüğü üzere yazılı kaynaklarda geçmekte.
Eski Türkçe’den günümüz Türkçesine geçişte gerçekleşen ses değişimlerinden biri /-d/ sesinin > /-y/ olmasıdır. Örneğin, kıdıg > kıyı olmuştur, tabii burada bir başke ses hâdisesi olan sonses /-g/’niñ düşmesi de var. Kudruk > kuyruk, kudug > kuyu vb.
Varsayımcıl (hipotetik) bir *ka- “sert hâle gelmek” fiili düşünülebilir. Bu kökten *kad- “sertleşmek, katılaşmak” varsayımı mantıklıdır. Aynı kökten gelen, kaya muhtemelen < *kadag‘dan evrilme. Buradan hareketle, kayı‘nıñ da öncül biçiminin *kadıg “sert, katı, sağlam” olduğunu düşünebiliriz.
Yâni, TDK’nıñ verdiği añlam doğru gözüküyor. Anadolu Yörük ağızlarında bu kökten gelen, unutulmamış pekçok sözcük var; kayrak “küçük yassı taş 2) döşeme taşı 3) disk“, kayır “çakıl taşı 2) sert, katı, çetin 3) ufalanmış kaya parçası”, kayran “taşlı, ekime elverişli olmayan set yüzeyli alan“, kaygan “düz kaya parçası 2) mermer” (ikinci anlam “kaymak, sürçmek” anlamından gelen ayrı bir kelime olabilir.) kaygın “yassı, kat kat olmuş taşlar“, kayanak “düz taş“.
Ayrıca Moğolca kayrmag “taş parçası, çakıl” bu sözcükteki *kayr- fiil olmalıdır = Türkçe *kayır- “sertleşmek” gibi, bir başka fiile daha ulaşıyoruz. Türkçe’de fiillerden, “parçacık, partikül adları” yapan /+mUk/ eki de Moğolca’da kullanılır /+mAg/ olarak. Bu bağlamda *kayır- fiilinden > *kayırmık = Moğolcası ile kayrmag “küçük taş parçası, çakıl“ oldukça mantıklı duruyor. Türkçe’den, yörük ağızlarında yaşamakta olan birkaç örnek verirsek; yasmık “mercimek” (küçük yassı şey anlamında), kıymık “küçük kıyıntı parçası“, çiğnemik “ağızda çiğnenmiş yiyecek parçası, lokma” vb.
Dilimizdeki, aynı kökten gelen bir diğer sözcük de katı sözcüğü. Bu sözcüğüñ eski biçimi katıg, muhtemelen bir de *kat- “kas katı olmak, fazlasıyla sertleşmek” şeklinde pekiştirici /+k/ ekli bir başka fiilimiz var.
Nişanyan, ilgili yazısıñı şöyle bitirmiş;
Kayı “boyunun” adın nereden geliyor, vallahi bilmem; kimse de bilmiyor. Ama TDK’nin, başka kanıt görmedikçe işkembe-i kübradan atmışlar diyeceğim tanımına oranla, “dönme” bana sanki daha makulmüş görünüyor. Hatta Kaşgarlı Mahmud’a inanırsak “sapık” diye de çevirebiliriz belki.
Öncelikle “dönme” gibi bir añlam pek mümkün gözükmemekte. Ayrıca, kim nerden nereye dönmüş olabilir? Dönme tâbiri, sâdece Sabetaycılar için kullanılan ve oldukça yeñi bir tanım. O devirlerde bir Oğuz boyu için kayığ “dönmüş, geri dönmüş” denmesi pek mantıklı değil. Ayrıca kay- fiili, “dönmek“ten ziyâde “geri dönmek” anlamı taşır. Bu bağlamda Nişanyan’ıñ dediğine katılsak bile kayığ “geri dönen, geri gelen” añlamına sâhip olur. Belki de “atayurduna geri dönenler” añlamındadır, zirâ Türkleriñ anayurdu iddia edildiği gibi orta asya değil, Hazar bölgesi, Kafkasya’dır.
Bir diğer düzeltilmesi gereken hâtâ da şu; Kaşgarlı Mahmud’uñ, Divanü Lugati’t-Türk adlı eserinde, kayı için “sapık” gibi bir tanımlama bulunmamakta.
DLT’deki madde şöyle ;
Kayığ قيغ
“Oğuzlardan bir oymak”.
Ayrı bir sözcük olan bir diğer kayığ tanımı;
kayığ قيغ
“kayığ yer = yoldan sapa olan yer”.
Görüldüğü gibi ayrı bir sözcük olan diğer kayığ‘ıñ añlamı “sapık” değil, “sapa“. Sayın Nişanyan kay-’ları birbiri ile karıştırdığı gibi, sapık ile sapa‘yı da karıştırmış gözüküyor.
Mehmet Alp Beylikli











