İstanbul, Türkiye
bilgi@turkcesivarken.com

Dokuzuncu Ünlü Kapalı E

1 Kasım 1928’de Harf Dévrimi yapıldığında, eskisine göre daha sağlam olan Lâtin damgalarıyla néredeyse tüm seslerimiz karşılanıyordu. Tümden sağlanıyor diyemiyorum; néredeyse sağlanıyor. Dilimizde yér alan, ancak kullanamadığımız için beñzerinden ayırt édemediğimiz kapalı /e/ sesi ile kimi yörelerde tümden unutulmasına karşın, kimi yörelerde olduğu gibi söylenmesini sürdüren geñizcil /n/ sesleriniñ yéñi yazı düzeneğimizde olmayışından söz édiyorum.

Bu yazıda kapalı /e/ sesine değineceğim, öte yandan geñizcil /n/ koñusunda bu bétikte bulunan Oktay’ıñ yazdığı 30. Harf Geñizcil n Sesi başlıklı yazıyı inceleyebilirsiñiz.

Kapalı /e/ sesini, açık /e/ sesinden ayırt étmek için, eñ bélirgin örñek olarak; el (bedenimiziñ bir parçası) sözcüğü ile él (şehir, ülke, devlet) sözcüklerini karşılaştırabilirsiñiz. Türkiye Türkçesinde bu sözcük /i/ sesi ile karşılanıp il, ilçe olarak yazı dilinde işlek olarak yér almaktadır. Élçi sözcüğü de yine bu kökten gelir. Beñzeri olarak et (doku parçası) ile ét- éylemlerini sesli olarak dile getiriñiz. Aradaki ayrımı sézeceksiñiz.

Kapalı /e/ ile açık /e/ sesleri, tıpkı /ı/ ile /i/ sesleri gibi birbirinden kesinkes ayrılan iki sestir. Biz Türkiye Türkleri aradaki bu ayrımı düşürsek de, Azerbaycan Türkleri söz koñusu bu ayrımı daha da keskinleştirmiştir. Öyle ki, bizim açık /e/ diye nitelendirdiğimiz ses, onlarda apaçık /e/ diye adlandırılabilir. Bunda Arapçanıñ étkisi büyüktür.

Azerbaycan, Lâtin damgalarına géçtiğinde açık /e/ için üzerine iki beñekli /a/ damgasını séçmişti: (ä). Yaklaşık 2 yıl kullandıklarında gördüler ki, yazımda sıkıntı yaratıyor. Sürekli beñek ekleme işi, yazım kolaylığını elden almaktadır; beñek içeren öbür damgaları da işiñ içine kattığımızda bu tutumlarında haklılık payı olduğunu görmekteyiz. Böylelikle beñekli /a/ damgası (ä) yérine, kapalı /e/ için kullanılan /e/ damgasını tepetaklak çévirip /ə/ biçiminde kullanmaya başladılar. Doğrusu bunda, önceden kullandıkları kiril damgalarından olan /э/’niñ de büyük étkisi vardır, diyebiliriz. Özbekler ise kapalı e için /e/ damgasını, açık e için de /a/ damgasını séçmişlerdir.

Azerbaycan’da kaldığım yıllarda yaşlı bir Azerbaycanlı; Sizde de /ə/ sesi var, ancak damgalarınızda niye yok? diye sormuştu. Kendi kullandıkları kapalı /e/ (é) damgasınıñ, bizde de o sesi vérdiğini, açık /e/’yi simgeleyen damganıñ olmadığını düşünüyorlar.

Azerbaycan Türkleri, Kiril yazısını bırakıp Latin yazısına geçtiklerinde Türk dünyasındaki yazı dilinde ortaklık düşünselerdi, kapalı /e/ için bu damgayı [é], açık /e/ için de bu damgayı [e] yéğlenmeleri gérekirdi. Bu bağlamda, bu sesleriñ ortak yazımı için sözcüklerde sıkıntı olması söz koñusu bile olamazdı. Yine de bélirtmekte yarar var; Latin yazısına geçenler arasındaki eñ yakınlık durumu Türkiye ile Azerbaycan arasında bulunmaktadır.

Türk Dili Dérneği olarak, açık ile kapalı /e/ sesleriniñ şu ân kullandığımız Latin yazı düzeneğinde de yér almasını savunuyor, aşağıda bélirtilen damgalarıñ yéğlenmesini, 31. damga olarak yér almasını savunuyor, yayınlarımızda kullanıyoruz.

Kapalı e Açık e
é e

Üstü çentikli olan damganıñ kapalı /e/ sesi için yéğlenmesi, onuñ azrak kullanılmasından ötürüdür. Böylece sık kullanımı olan açık /e/ sesiniñ yazımı daha kolay olacaktır. Beñek, çentik né deñli az olursa, yazınıñ güzelliği (estetiği) de doğru orantılı olarak artacaktır.

34 damgalı Ortak Türk Damgalığında da üzeri iki beñekli   /ä/ damgasına yér vérilmiştir. Kapalı /e/ sesine Göktürk damgalarında da yér vérilmiştir. Orkun yazıtlarında /i/ ile /e/ arası bir ses olduğundan, kimileyin /i, ı/ seslerini véren 𐰃 damgasıyla kimileyin de /e/ sesini göstermek amacıyla yazılmaksızın géçiştirilen, kısaca Orkun yazıtlarda kendine yér bulamayan kapalı /e/ sesi, Yénisey yazıtlarında yalñızca bu sese özgü 𐰅 damgasıyla gösterilmiştir.

Ortak Türk Alfabesinde Kapalı /e/

1991 yılında başlatılan ortak alfabe çalışmalarınıñ ardından Türk Şurası (Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk-Kardeşlik ve İş Birliği Kurultayı) tarafından 21-23 Mart 1993’te Antalya’da yapılan toplantıda Türki Cumhuriyetleriñ alfabelerine Q, X, W, Ň, Ä harfleriniñ eklenmesi, ortak karar olarak kabul edilmiştir. Türk Keneşi kurulu tarafından da benimsenen bu karar uygulandığı takdirde (İnceltme ve Vurgu İşaretli harfler hariç) 34 harfli bir alfabe Türk dünyasınıñ önemli bir bölümünde eñ azından protokolde yürürlüğe girmiş olacaktır.

Yazıtlarda Kapalı /e/

Orkun Yazıtlarında yér vérilmeyen kapalı /e/ sesiniñ geçtiği sözcüklerde /i/ damgasından yararlanıldığı görülmektedir; béş > bis (béş), yéti > yiti (yédi), … Bu, géñel olarak hep böyle uygulanmıştır. Eski yazıt ve yazmalarımızdan yalñızca Yenisey Yazıtlarında gördüğümüz kapalı /e/ damgası, kendini baskın biçimde dönemiñ 5. ünlüsü olarak kabul éttirmiştir. Uyuk Tarlak  Yazıtı E-1‘den bir örnek:

Sağ üst kesimde 𐰅𐰠𐰢𐰚𐰀 élimke (ilime/yurduma), altında 𐰅𐰠𐱄𐰆𐰍 éltuğ (il tuğ: yurt tuğu, bayrak, ortada 𐰅𐰠𐰢 élim (ilim, yurdum), soldakinde ise 𐰅𐰠𐰲𐰃𐰾𐰃 élçisi (élçisi) sözcüklerinde 𐰅 damgasınıñ kullanıldığını görmekteyiz. Burada géñel olarak él (il) kökü ele alınmıştır. Bugün bu sözcüğü é > i daralması olarak değerlendirip il (şehir) añlamında kullanıyor, bir de buna küçültme eki +ÇA‘yı ekleyerek ilçe diye daha küçük yérleşim birimine ad olarak kullanıyoruz.

Günümüzde Kapalı E İçeren Sözcükler

Géñel olarak ilk seslemde yér alan kapalı /e/ sesi, azrak da olsa öbür hecelerde kendini göstermektedir. Türkiye Türkçesindeki yaşayan örnekleri şöyledir:

bél (insan béli)bél (otluk béli, ahlatlı bél)bél béllemek, bél küreği, bési, bésicilik, béslenmek, bésni, béş, béşgéñ, béşik, béşli, béter, béy, béyin, béyincik, béz, bézek, bézemek, bézgin, bézmek

cécim, cér, céylan

çéç (erimemiş ham mum)çéç (posa)çéçil, çéşit

déh, déhlemek, démek, déñeme, déñemek, déñey, déri (pazar, panayır)dérlemek, dérnek, dév 

él (yabancı)élti, én (géñişlik)énli, énsiz, épey, épeyce, ér (érken)érkek, érken, érmek, érmiş, érte, éş, éşek, éşik, éşli, éşlik, éşsiz, étmek, étirmek, étki, étkin, étken, évmek (ivmek), éy, éylémek, éyin (sırt)

géce, géç (érken karşıtı)géñ (uzunluk, kenar), géñiş, géri, géyik

hél (yaldız)

kéçi, kéşik (kuşak, bélbağı)kéşiş, kéyif, küheylan

léyla, léylak, léylek

méhil, méşe, métre, méy, méydan, méyhane, méyve, méyyit

né, nére, nérede, néreden, néden, néy, néyzen

péçe, péri, périhan, périşan, péş, péşin, péşinen, péşkir, péştamal, pétek, péy, péyda, péygamber, péyke, péymane, péynir, pézevenk

réyhan

séçme, séçil, séçim, séçiş, séfil, sélim, séyahat, séyir, séyirci, séyis, séyretmet, séyyah, sézen, sézér, sézgin, sézin, sézmek

şén, şénlik, şéy, şéyda, şéyh

tél, télek, télli, tén (rutubet, vücut)térmaş, téşi, téz, tézmek

véri, vérim, vérimli, vérimsiz, vérmek

yédek, yédi, yédmek, yéğén, yéğin, yék, yékinmek, yéknesak, yékparé, yékûn, yél, yélda, yélek, yélleme, yélloz, yélpâze, yém, yémekyémin, yémiş, yén, yéñge, yéñi, yéñile, yér, yérinmek, yérli, yérmek, yérsiz, yéşim, yéter, yéti, yétik, yétim, yétki, yétkin, yétmek, yétmiş , yézit