<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkçesi Varken &#187; Sevan Nişanyan</title>
	<atom:link href="http://turkcesivarken.com/damga/sevan-nisanyan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://turkcesivarken.com</link>
	<description>Başka sese benzemez ananın sesi, ararsan vardır her sözün Türkçesi.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Apr 2012 08:45:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Câhil Türkler</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/cahil-turkler/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/cahil-turkler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 14:25:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Alp</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[alıntı kelime]]></category>
		<category><![CDATA[alıntı kelimeler]]></category>
		<category><![CDATA[alıntı sözcük]]></category>
		<category><![CDATA[alıntı sözcükler]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[dirgen]]></category>
		<category><![CDATA[dirim]]></category>
		<category><![CDATA[ekim]]></category>
		<category><![CDATA[ekin]]></category>
		<category><![CDATA[evlek]]></category>
		<category><![CDATA[fidan]]></category>
		<category><![CDATA[fide]]></category>
		<category><![CDATA[gübre]]></category>
		<category><![CDATA[nadas]]></category>
		<category><![CDATA[Nişanyan]]></category>
		<category><![CDATA[orak]]></category>
		<category><![CDATA[Sevan Nişanyan]]></category>
		<category><![CDATA[tezek]]></category>
		<category><![CDATA[tırpan]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı kelime]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı kelimeler]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı sözcük]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı Sözcükler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=864</guid>
		<description><![CDATA[Sevan Nişanyan&#8217;ıñ, Taraf güncülünde (gazetesinde) yayımlanan Evlek başlıklı yazısını aktarıyorum; Karasabanı toprağa saplayıp öküzleri dehledin mi tarlanın bir ucundan öbür ucuna bir yarık açılır. Bu yarığa Anadolu’da evlek derler. Domates fidesi dikmek için çapayla açtığın yarık da evlektir. İstanbul’da otururken ben de bilmezdim, sonradan öğrendim. 1490 küsur tarihli Cami-ül Fürs’te aynen bu anlamda geçiyor. Kim bilir daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevan Nişanyan&#8217;ıñ, <strong>Taraf</strong> güncülünde (<em>gazetesinde</em>) yayımlanan <strong>Evlek</strong> başlıklı yazısını aktarıyorum;</p>
<blockquote>
<p style="text-align: left">Karasabanı toprağa saplayıp öküzleri dehledin mi tarlanın bir ucundan öbür ucuna bir yarık açılır. Bu yarığa Anadolu’da <strong>evlek</strong> derler. Domates fidesi dikmek için çapayla açtığın yarık da evlektir. İstanbul’da otururken ben de bilmezdim, sonradan öğrendim.</p>
<p>1490 küsur tarihli Cami-ül Fürs’te aynen bu anlamda geçiyor. Kim bilir daha eskidir ama çok çok da eski değil, Ortaasya’dan gelen pakette yok, Türklerin bu coğrafyada öğrendiği yeni kavramlardan biri. Rumcası <em>auláki</em> diye yazılır, <strong>avláki</strong> okunur. Rumcadan Türkçeye geçişlerde kalın seslinin çoğu zaman ince sesliye döndüğünü, vurgusuz ekin de düştüğünü daha önce belirtmiştim. Dolayısıyla avláki &gt; evlek.</p>
<p>Daha da eskiye gidersek antik Yunanca <strong>aúlaks</strong>, tam aynı anlamda. Sondaki –s eril nominatif ekidir, modern Yunancada daima düşer, sesli ile yapılan ad eklerinden biri gelir, kelime vurgusu da bir sağa yürür. Misal, Eski Yu <em>phálanks</em> sopa, Yeni Yu <em>phalánga</em> aynı anlamda. Bizdeki <strong>falaka</strong> bundan mı gelir diye yüz senedir tartışmışlar, o batağa girmeye hiç niyetim yok. (Deminki kurala göre Türkçesinin *felenk olması lazım. Ama ya direkt Rumcadan değil de Arapça üzerinden gelmişse? Ya Yunancada lehçe meseleleri varsa? Tahmin edemeyeceğiniz kadar muamma bir kelime falaka.)</p>
<p>Tarımla ilgili çok kelime var halk ağzına Rumcadan aktarılan. Misal: ergátis işçi, <strong>ırgat</strong> tarım işçisi. Dikráni iki dişli çatal, <strong>dirgen</strong> aynı. Drapáni Azrailin elindeki alet, <strong>tırpan</strong> da öyle. Gírisma her çeşit çevirme, <strong>kirizma</strong> toprağı kürekle altüst etme. Neátos yenilenme, özellikle toprağın yenilenmesi için tarlayı bir yıl boş bırakma, <strong>nadas</strong> aynı şey. Phyton, okunuşu /fitón/, topraktan biten bitki, çoğulu phytiá (/fitya/); <strong>fidan</strong> ve <strong>fide</strong> aynı şey. Kopriá dışkı, <strong>gübre</strong> bunun tarımsal amaçlı kullanılan çeşidi. Mándra ağıl, <strong>mandıra</strong> keza. Daha var bir yirmi yirmibeş tane.</p>
<p>Türkler tarlada çalışmayı kimlerden öğrenmiş dersiniz?<strong> </strong></p></blockquote>
<p style="text-align: left">Sayın Nişanyan, yazısınıñ sonunda alaycı bir vurguyla sormuş; &#8220;<em>Türkler tarlada çalışmayı kimlerden öğrenmiş dersiñiz?&#8221; <strong> </strong></em>Bu yöntemi genellikle, üstü kapalı biçimde, lâfı Türkçe&#8217;niñ ve dolayısıyla Türkleriñ aşağı, gelişmemiş olduğuna getirmek isteyenler kullanır. Türkçe&#8217;deki yabancı dillerden alınma olan sözcükler örnek gösterilerek, Türkçe&#8217;niñ ne deñli yetersiz ve kıt bir dil olduğu îmâ edilir.</p>
<p style="text-align: left">Oysa, dilimizdeki çoğu yabancı kökenli sözcüğüñ, eski Türkçeleri mevcuttur. Bu konuyu başka bir başlık altında irdeleyeceğiz.</p>
<p style="text-align: left">Bu yazıda, yalñızca Nişanyan&#8217;ıñ verdiği örneklere değinelim, meselâ; ırgat &lt; Yunanca <strong>ergátês</strong> (<em>εργάτης</em>) &lt; <strong>ergázomai</strong> (<em>εργάζομαι</em>) &#8220;<em>çalışmak</em>&#8220; kökünden; Türkçesi <strong>işçi</strong>, <strong>çalışan</strong>, dirgen &lt; Yunanca <strong>dikráni</strong> (<em>δικράνι</em>) <strong>di</strong> &#8220;<em>iki</em>&#8221; + <strong>kranon</strong> &#8220;<em>boynuz</em>&#8220;, halk ağzılarında <strong>çatal</strong> da denir, ayrıca burada bir sorun var, Yunanca <strong>dikráni</strong> &gt; Türkçe&#8217;ye geçerken neden /<strong>r</strong>/ ile /<strong>k</strong>/ yer değiştirmiş?<strong> Dikráni</strong>&#8216;nin &gt; *<strong>dikren</strong> olması daha mantıklı olmaz mıydı? Üstelik bir de /<strong>k</strong>/ &gt; /<strong>g</strong>/ olmuş !? Göçüşme olmuş *<strong>dikren</strong> &gt; *<strong>dirken</strong> o da &gt; <strong>dirgen</strong> olmuş denebilir.</p>
<p style="text-align: left"> Benim şöyle bir düşüncem var;  Türkçe *<strong>ti</strong>- &#8220;<em>dik olmak</em>&#8221; kökünden &gt; <strong>dik</strong>- &#8220;<em>dikmek, dik konuma getirmek</em>&#8221; &gt; <strong>dir</strong>- &#8220;<em>yaşamak 2) ayakta olmak 3) canlı olmak</em>&#8221; &gt; <strong>diril</strong>- &#8220;<em>dirilmek, canlanmak</em>&#8221; (edilgen) &gt; <strong>dirilt</strong>- <em>&#8220;canlandırmak 2) ayağa kaldırmak&#8221;</em>, Eski Türkçe <strong>tire</strong>- &#8220;diremek&#8221; &gt; <strong>tirek</strong> &#8220;sütun, direk&#8221;, dönüşlü hâli <strong>diren</strong>-, ettirgen hâli <strong>diret</strong>-, ağızlarda yaşamakta olan <strong>dirim</strong> &#8220;<em>hayat 2) sağlık</em>&#8220;, &#8220;ölümlük dirimlik&#8221;, <strong>diri</strong> <em>&#8220;canlı&#8221;,</em> <strong>dik</strong> <em>&#8220;vertikal, âmûdî&#8221;</em> vb.<em> </em></p>
<p style="text-align: left">Kısaca, aynı kökten; *<strong>tirgen</strong> &gt; <strong>dirgen</strong> olmuş diyebiliriz (?)  Anadoluda &#8220;<em>dayama direği</em>&#8221; añlamına da gelir <strong>dirgen</strong>&#8230;</p>
<p style="text-align: left">Türklerin tarlada çalışmayı bildiklerini, bunu kimseden öğrenmediklerini düşünüyorum, <strong>orak</strong>, <strong>tarla</strong>, <strong>orum / orut</strong> &#8221;<em>biçilmiş, orulmuş ot</em>&#8221; (&lt;<strong>or</strong>- <em>biçmek</em>) <strong>ekin</strong>, <strong>saban</strong>, <strong>ekim</strong>, <strong>darı </strong>&#8220;<em>her tür hubûbat</em>&#8220;, <strong>arpa</strong>, <strong>buğday</strong>, <strong>burçak</strong>  gibi kelimelerin tamamı Türkçe kökenlidir.</p>
<p style="text-align: left"><strong>Mandıra</strong>&#8216;nıñ Türkçesi <strong>ağıl</strong>&#8216;dır,<strong> </strong>diğer Yunanca kelimeleriñ añlamca karşılıkları da her dilde vardır, <strong>nadas</strong> &#8220;<em>yenileme</em>&#8221; demektir, görüldüğü üzere çok da matah bir añlamı yok, <strong>gübre</strong>&#8216;niñ Türkçesi <strong>tezek</strong>, <strong>kirizma</strong>&#8216;nıñ Türkçesi &#8221;<em>döndürme, çevirme</em>&#8220;, <strong>fidan</strong> ve çoğulu <strong>fide</strong>&#8216;niñ Türkçesi ise <strong>bitki</strong>, daha eski Türkçesi <strong>ösüm</strong>&#8216;dür (&lt;<strong>ös</strong>- &#8220;<em>bitmek, büyümek, yetişmek&#8221;</em>) Anadolu ağzılarında <strong>ösmek</strong> &#8220;<em>büyümek, boy atmak</em>&#8221; fiili yaşamaktadır. <strong>Tırpan</strong> ise Yunanca <strong>drepô </strong>(δρεπω) &#8220;<em>biçmek, ormak</em>&#8221; fiilinden &gt; <strong>drépanon</strong> (δρέπανον) biçiminde türetilmiştir yâni Türkçe <strong>or</strong>- &gt; <strong>orak</strong> ile añlamdaştır.</p>
<p style="text-align: left">Yazınıñ başında da değindiğim gibi, dilimizdeki çoğu yabancı kelimeniñ bu şekilde, gerek eski, gerekse hâli hazırda var olan karşılıklarını bulabiliyoruz. Ancak, Türkçede gerçekten de, ne Eski Türkçede, ne de ağızlarda karşılığı olmayan yabancı kökenli kelimeler de var. Kelimeleriñ, Türkçeleşmiş biçimleriñi yazmayacağım, aldığımız dildeki biçimleri ile aktaracağım;</p>
<p style="text-align: left"><strong>pozavak</strong> &lt; Ermenice պոզավակ ; <strong>poz</strong> &#8220;<em>hayat kadını</em>&#8221; + <strong>avak</strong> &#8220;<em>bey, baş, sâhip</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: left"><strong>ruspî</strong> &lt; Farsça رسپى ; &#8220;<em>hayat kadını</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: left"><strong>fâhişe</strong> &lt; Arapça فاحشة ; &#8220;<em>utanmaz, ahlâksız</em>&#8221; &lt; <strong>fâhiş</strong> فاحش  / <strong>fuhuş</strong> فحش</p>
<p style="text-align: left"><strong>kârhâne</strong> &lt; Farsça كارخانه ; &#8220;<em>fuhşiyat yeri</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: left"><strong>kahba</strong> &lt; Arapça قحبة ; &#8220;<em>hayat kadını</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: left"><strong>zînâ</strong> &lt; Arapça زناء ; &#8220;<em>gayrimeşrû ilişki</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: left"><strong>kulampara</strong> &lt; Farsça ; غلام پرست ; <strong>gulâm</strong> &#8220;<em>oğlan</em>&#8221; + <strong>perest</strong> &#8220;<em>seven, tapan, düşkün</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: left"><strong>zampara</strong> &lt; Farsça زن پرست ; <strong>zen</strong> &#8220;<em>kadın</em>&#8221; + <strong>perest</strong></p>
<p style="text-align: left"><strong>kotoş &lt;</strong> Ermenice կոտոշ ; &#8220;<em>boynuz 2) boynuzlu</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: left">Daha bunlar gibi pekçok sözcük var. Biz Türkler de hiçbir şey bilmiyormuşuz doğrusu, iyi ki Anadolu&#8217;ya gelmişiz de kültürümüz artmış. Ben de Sayın Nişanyan gibi soruyla bitireyim; Türkler pozavaklığı, ruspîliği, fuhuşu kimlerden öğrenmiş dersiniz?</p>
<p style="text-align: right"><strong>M. Alp Beylikli</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/cahil-turkler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kekliği Düz Ovada Avlarlar</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/kekligi-duz-ovada-avlarlar/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/kekligi-duz-ovada-avlarlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Jul 2009 18:30:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oktay DOĞANGÜN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çavlar (Haberler)]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[keklik]]></category>
		<category><![CDATA[keko]]></category>
		<category><![CDATA[Oktay Doğangün]]></category>
		<category><![CDATA[Sevan Nişanyan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=457</guid>
		<description><![CDATA[Atalarımız çok özgün deyimler ve sözler söyleyip durmuşlar. Bu söz ve deyişleriŋ öyküsünü hep merâk etmişimdir. Ama sadece sözüŋ kendisinden başka bilgi olmadığından öyküyü sözden çıkarsamaktan ötesini yapamıyorum doğal olarak. Geçen gün, bu sıradan çıkarsamalardan birini de bir arkadaşıma &#8220;çala ağız&#8221; söylediydim: &#8220;kekliği düz ovada avlarlar&#8221;. Türkçede keklik diye bir hayvan var. Sözden, kekliğiŋ kolay [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom: 1.5 cm;">Atalarımız çok özgün deyimler ve sözler söyleyip durmuşlar. Bu söz ve deyişleriŋ öyküsünü hep merâk etmişimdir. Ama sadece sözüŋ kendisinden başka bilgi olmadığından öyküyü sözden çıkarsamaktan ötesini yapamıyorum doğal olarak. Geçen gün, bu sıradan çıkarsamalardan birini de bir arkadaşıma &#8220;çala ağız&#8221; söylediydim: <strong>&#8220;kekliği düz ovada avlarlar&#8221;</strong>.
</p>
<p style="margin-bottom: 1.5 cm;">
Türkçede <strong>keklik</strong> diye bir hayvan var. Sözden, kekliğiŋ kolay bir av olduğu aŋlaşılıyor zaten (ben hiç keklik avlamadım). Nitekim &#8220;kekliği düz ovada avlarlar&#8221; sözü; kolayca kandırılmış/tuzağa düşürülmüş, demeli, <strong>keklenmiş</strong> kişilere söylenilir; onları <strong>keklik</strong>le beŋzeştirerek. Ne de olsa durum<strong> çantada keklik</strong>tir.
</p>
<p style="margin-bottom: 1.5 cm;">
Söz konusu deyimlerdeki &#8220;keklik&#8221; sözcüğündeki <strong>+lik</strong> eki, açıkça &#8220;keklenmeye uygun&#8221; aŋlamı katmış oluyor. Demek ki <strong>kek</strong> diye bir kavram var! Evet var: &#8220;aptal, bön&#8221; aŋlamına geliyor. Kökenini bilmiyorum, bileni de bilmiyorum. Ama bildiğini sananı biliyorum.
</p>
<p style="margin-bottom: 1.5 cm;">
Sevan Nişanyan, sözlüğünde bu <strong>kek</strong> sözcüğü ile Kürtçeden alınan <strong>keko</strong> (amca, ağabey) sözcüklerini bir ve aynı düşünmüş!</p>
<blockquote><p><strong>keko/kek </strong><br />
xx/a  <em>aptal, bön</em> ~ <strong>Kürd</strong> <em>keko</em> ağabey, dayı</p></blockquote>
<p>Eh, ilk üç harfi tutuyor da aŋlamları tutmuyor. Sanıyorum Nişanyan, <strong>keko</strong> sözcüğünüŋ Türkçedeki aŋlamından etkilenmiş. Argoda <strong>keko</strong> bir hakâret hitabı gibidir, ancak bu açık bir aŋlam kaymasıdır çünkü Kürtçe hitap sözcükleriniŋ hakâret gibi bir aŋlamla argolaşması yaygın bir durum. Örŋeğin Mersin ve Adana yörelerinde <strong>keko</strong> (ağabey), <strong>kıro</strong> (arkadaş), <strong>bırçı</strong> (gelmek), <strong>kürt</strong> ve beŋzeri sözcükler kötü niyetli hitap ifâde eder. Bu, biraz da Kürtleri aşağı görme eğiliminden gelir (ne yazık ki). Buna karşılık, <strong>keklik</strong> sözcüğü 11. yüzyılda yazılmış Kaşgârlı Mahmûd&#8217;uŋ Divânü Lugâti&#8217;t-Türk sözlüğünde <strong>kekelik/keklik</strong> olarak geçiyor. Arada 9 yüzyıllık bir fark var. Kürtçeden <strong>keko</strong> sözcüğünü alalı 50 yıl olmamıştır.
</p>
<p style="text-align: right;">Oktay DOĞANGÜN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/kekligi-duz-ovada-avlarlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

