<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkçesi Varken &#187; özleştirme</title>
	<atom:link href="http://turkcesivarken.com/damga/ozlestirme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://turkcesivarken.com</link>
	<description>Başka sese benzemez ananın sesi, ararsan vardır her sözün Türkçesi.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Sep 2010 12:17:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Azerbaycan&#8217;da Sessiz Dil Devrimi</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/azerbaycanda-sessiz-dil-devrimi/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/azerbaycanda-sessiz-dil-devrimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 16:27:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[altın çağ]]></category>
		<category><![CDATA[Ana Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[arı dil]]></category>
		<category><![CDATA[arındırma]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[azerice]]></category>
		<category><![CDATA[dil bildirisi]]></category>
		<category><![CDATA[dil devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[dil devrimi ve sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[dil yaratmak]]></category>
		<category><![CDATA[dile duyarlılık]]></category>
		<category><![CDATA[dili bozanlar]]></category>
		<category><![CDATA[dilimizi bozan emolar]]></category>
		<category><![CDATA[eski Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Gökbey Uluç]]></category>
		<category><![CDATA[özleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[yeni sözcük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=999</guid>
		<description><![CDATA[Bakacak yayınlarınıñ Azerbaycan’da özgür olduğu dönemler, kimbilir kimseniñ ayrımında olmadan sessiz bir devrimi başlattı. Şuan için diyebilirim, tüm Azerbaycan toplumu İstanbul Türkçesini añlıyor. Genç kuşağın kimi öy kendi aralarında İstanbul ağzında konuştukları da oluyor, ne var ki yaşlılar añlamasına karşın, konuşamıyorlar, konuştuklarında da gülmeli oluyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;deki dil devriminiñ ne güçlüklerle yaşandığını yaşlılarımız çok iyi biliyor. Biz ise onların bize añlattıklarını, yazıp-çizdiklerini okuyarak neler yaşandığını öğreniyoruz. Bugün çok sıradan bir biçimde kullandığımız sözcüklerle bile o dönemlerde nasıl alay edildiğini öğrenmek, çok şaşırtmıştı beni. Toplum ağızlarından yazı diline aktarılan <em>ödül, düş</em> gibi masum sözcüklere kara çalanların olduğunu bilmek üzücü olsa da, bugün için bize güç vermekte, ders olmaktadır.</p>
<p>Cumhuriyetin yeñi kurulduğu dönemlerdeki yazılarda geçen Türkçe sözcük oranı %35 iken, günümüzde %95&#8242;lere değin çıkmaktadır. Bu devrim, bitmiş değil; bugün için de tüm hızıyla sürmektedir. Sevindirici olan, yalnızca Türkiye sınırları içerisinde tıkanıp kalmamış, Azerbaycan&#8217;dan Tabgaçeli&#8217;ne değin uzanmasıdır. Özellikle Tabgaçeli&#8217;nde yaşayan Salar Türkleri bu konuya çok önem veriyorlar. Öz dilden olan sözcükleri, uyarlayarak yeñi oluşturdukları Lâtin tabanlı yazı dillerine aktarmaktadırlar. Öyle ki, üzerinde birçok tartışma yaptığımız -sAl ekine değin alıp, kullanıma sokmuşlar.</p>
<p>Bakacak yayınlarınıñ Azerbaycan&#8217;da özgür olduğu dönemler, kimbilir kimseniñ ayrımında olmadan sessiz bir devrimi başlattı. Şuan için diyebilirim, tüm Azerbaycan toplumu İstanbul Türkçesini añlıyor. Genç kuşağın kimi öy kendi aralarında İstanbul ağzında konuştukları da oluyor, ne var ki yaşlılar añlamasına karşın, konuşamıyorlar, konuştuklarında da gülmeli oluyor.</p>
<p>Bu durumun soñradan ayrımına varılmış olmalı&#8230; Türk dizileriniñ çevirisiz yayınlanmasına yasak getirildi. Ruslar kızmasın diye, yansız bir karar aldık diye Rusça yayınlara da aynı yasak uygulandı. Gerekçe olarak Türkiye Türkçesi yad dil olarak gösterildi ulayı Azerbaycan diline zarar verdiği söylendi. Bu durumu kimi yurttaşları da onayladı. Onlara göre bir ülkede başka bir ülkeniñ dili ile yayın yapılması uygun değildi. Evet, Türkiye Türkçesini yad dil olarak görenler de bulunmaktadır.</p>
<p>İnanılmaz ama Türk dizileriniñ büyük etkisi olduğunu Behram Caferoğlu şöyle söylüyor; &#8220;Öyle olmuştu ki, küçük çocuklar birbirlerine -nasılsın efendim- diye selam verip, İstanbul ağzında konuşuyorlardı.&#8221; Belgeselin birinde Türkçe kursuna gelen Kırgız öğrenciye &#8220;Neden Türkçe öğrenmek istiyorsunuz?&#8221; diye sorulduğunda şu yanıt alınmış idi; &#8220;Türk dizilerini daha iyi añlamak için&#8230;&#8221; Bir başkası ise; &#8220;Türkiye ürünleriniñ kullanım kılavuzlarını okuyabilmek için&#8230;&#8221;</p>
<p>Yasağa karşın diyebilirim, Azerbaycanda eñ yoksul uruğun bile evinde uydu alıcısı var artık. Böylelikle TÜRKSAT üzerinden Türkiye arklarına ulaşabilmektedirler. Toplumun gösterdiği bu ilgi, kendime adıma diyeyim beni çok onurlandırmaktadır.</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/02/pedeqoji-universitesi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1053" title="pedeqoji-universitesi" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/02/pedeqoji-universitesi-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a>Azerbaycanda iki türlü dil devrimi yaşanmaktadır. Biri devletce yürütülen öbürü de toplumca. Önce toplumca yürütülen devrimden söz edeyim; öz kökten olan, dil devriminde kullanıma sokulan azı ağızlardan alınıp yaygınlaştırılan sözcüklere yoğun ilgi var. Sözgelimi,<em> öğ-</em> kökünden olan <em>öğrenmek, öğrenci, öğretmen,</em> öğretim gibi sözcükler pek yeğlenir durumda. Kendi ağızlara göre uyarlayıp kullanıyorlar.<em> İmtihan</em> yerine <em>sınak</em> (sınav), <em>dost</em> yerine <em>arkadaş</em> diyenlerin sayısı azımsanmayacak denli yüksek. <em>Düşünce</em> sözcüğü <em>fikir</em>&#8216;in yerine geçip oturmuş bile; <em>fikirleşmek</em>ten çok <em>düşünmek</em> sözcüğü kullanımda. <em>Devamlı </em>yerine <em>sürekli</em> sözcüğünü kullanan çavlıklara demeli gazetelere denk gelinebilmektedir. Özetle toplumun büyük bir kısmında ana kökten gelen sözcükler kullanılmaya çalışılmaktadır.</p>
<p>Ne var, şöyle bir yanlışa düşüyorlar; <em>arkadaş</em> sözcüğünü,<em> okul</em> sözcüğünü olduğu gibi alıyorlar. Oysa okul yerine <em>oxul</em>, arkadaş yerine <em>arxadaş</em> demeleri gerekir. Kalın ünlülü sözcüklere /k/ sesi kesinlikle Azeri ağzında olmaz.</p>
<p>Dilde yalınlaşmayı isteyen yazarlar da bulunmaktadır. Özellikle Türkçü kesimin çıkarttığı dergi, çavlık gibi basın-yayın ürünlerinde ortak sözcüklere nasıl geçildiği gözle görülebilir. Bunuñ yanında bir örñek daha vereyim; <em>fren</em> yerine Azerbaycan ağızlarında yaşayan <em>dur</em> añlamındakı <em>eyle-</em> sözcüğünden yararlanarak <em>eyleç </em>sözü türetilmiş ulayı bugün tüm yurtta kullanılmaktadır.</p>
<p>Bunlar güzel gelişmeler ançıp devletce yürütülen <em>sessiz dil devrimi</em> sakıncalı boyutlarda ilerlemektedir. Ülke Rusça egemenliğinden soñra devletce İngilizce egemenliğine sürüklenmektedir. Tüm kamu kuruluşlarınıñ giriş kapılarınıñ yanlarına biri Azerbaycan Türkçesi öbürü İngilizce olmak üzere iki tabela asılmaktadır. Özel şirketler yapsa añlarım da kamu kurumlarındakı bu uygulamaya hiçbir biçimde añlam verememekteyim.</p>
<p><strong>Gökbey ULUÇ &#8211; Bakü</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/azerbaycanda-sessiz-dil-devrimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uydurma söz yapmayız, yapma yola sapmayız</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/uydurma-soz-yapmayiz-yapma-yola-sapmayiz/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/uydurma-soz-yapmayiz-yapma-yola-sapmayiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2009 19:28:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[dil devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[dil devrimi ve sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[Gökbey Uluç]]></category>
		<category><![CDATA[özleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[öztürkçeciler]]></category>
		<category><![CDATA[Tahsin Yücel]]></category>
		<category><![CDATA[uydurma söz yapmayız yapma yola sapmayız]]></category>
		<category><![CDATA[uydurma sözcükler]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya Gökalp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=466</guid>
		<description><![CDATA[Türkçe&#8217;yi savunanları ikiye ayırabiliriz. Birisi &#8220;öz türkçeciler&#8221;, öbürü &#8220;yaşayan türkçeciler&#8221;. Öz türkçecilere  göre, tüm sözcükleriñ özü olmalıdır. Dil tümden arınmalı, yüzde yüz arı olmalıdır. Yaşayan türkçecilere göre ise, kökleşmiş, dile girmiş, karşılığı dilde olmayan sözcükler yad (yabancı) olabilir. Oysa biz topluluk olarak bunlarıñ ortasında bir yerdeyiz. Yüzde yüz arı bir diliñ olmayacağıñı bilir, böylesiñe boş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkçe&#8217;yi savunanları ikiye ayırabiliriz. Birisi &#8220;öz türkçeciler&#8221;, öbürü &#8220;yaşayan türkçeciler&#8221;.</p>
<p>Öz türkçecilere  göre, tüm sözcükleriñ özü olmalıdır. Dil tümden arınmalı, yüzde yüz arı olmalıdır. Yaşayan türkçecilere göre ise, kökleşmiş, dile girmiş, karşılığı dilde olmayan sözcükler yad (yabancı) olabilir.</p>
<p>Oysa biz topluluk olarak bunlarıñ ortasında bir yerdeyiz. Yüzde yüz arı bir diliñ olmayacağıñı bilir, böylesiñe boş düşler görmeyiz. Buna karşın, dilimizi kısırmış gibi bir kıyıya atmaz, türetme gücünden yararlanır, yad kavramlara karşılık buluruz.</p>
<p>Kullandığımız sözcükler yüzünden katı eleştiriler alıyoruz. Oysa kullandıklarımızıñ neredeyse tümü Türkçe&#8217;niñ öz söz vârlığıdır. Bunları ya Asya&#8217;daki soydaşlarımızıñ dilinden ya Anadolu ağzıñdan ya da eski Türkçe&#8217;den diriltmekteyiz.</p>
<p>Özellikle diriltme konusunda Ziya Gökalp&#8217;iñ dizeleriñi sıklıkla önümüze atmaktadırlar.</p>
<p><em>Uydurma söz yapmayız,<br />
Yapma yola sapmayız,<br />
Türkçeleşmiş, Türkçedir;<br />
Eski köke tapmayız.</em></p>
<p>Oysa bu dizeleri kendi yazmamışcasına, &#8220;mefkūre, şe&#8217;niyet, selikıyyat&#8221; gibi bir yığın yad kökenli sözcük &#8220;uydurmakta&#8221; herhangi bir sakınca görmez. Bu arada, kendi ilginç yaratılarınıñ dilimize yerleşmesiñi beklerken, &#8220;tanık, sayrı&#8230;&#8221; gibi  öz Türkçe sözcükleriñ hiçbir oğur (zaman) yeñiden diriltiliyemecekleriñi &#8220;güñaydıñ&#8221; gibi bir Türkçe sözcüğüñ tutunmasınıñ olanaksız olduğuñu kesinler. Ziya Gökalp&#8217;iñ katkıları vardır kuşkusuz ançıp (ama) böyle ilginç davranışlarıyla da önümüzü kesmektedir.</p>
<p>Dil Devrimi, bitmiş değil. Dildeki yad söz oranı %98-99 oranlarıña çıkıncaya dek sürecektir. Dil durağan değil, işleyendir. Devrimde ise işleme hızına, hız katmış, Osmanlı dönemindeki aksakları baş döndürü bir biçimde aşmıştır. O dönemlerde sözcüklerle dalga geçenleri biliyoruz, onlarıñ torunları aynı işleri bugün dedeleriñi aratmaksızıñ sürdürmektedir. Biz bunlarıñ uzağında çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Nurullah Ataç&#8217;ıñ 1945&#8242;de dediği gibi;</p>
<p><em>Dili değiştirmeye kalkan biz değiliz ki! Bu dil eñ aşağı yüz yıldan beri boyuna değişiyor. Niçin değişiyor? Bir kişi öyle dilemiş, buyurmuş da onun için mi değişiyor? Olur mu öyle neñ? Yüz yıldan beri boyuna değişiyorsa demek ki bir sıkıntısı vâr, kendi kendine yetmiyor, kendini beğenmiyor; sınırları dar geliyor da onları genişletmek istiyor.</em></p>
<p>Yaptıklarımız konusunda eñ sık altığımız eleştirilerden biri de, sözcükleriñ bu yerlik (web sitesi) dışına çıkamayacak olması, yazdıklarımız ile sınırlı kalacağıdır. Oysa yañılmaktadırlar. Biliyoruz ki, sözcüğüñ dile yerleşmesi yazı dilinde başlar.</p>
<p>Falih Rıfkı Atay&#8217;ıñ bir eleştirisi şöyle; &#8220;Özleştirmeciler sayoğur, say yerde uygurlarlar mı bunu? Nerede! <em>Kadar</em> derler <em>değin</em> yazarlar. <em>Bir defa</em> derler <em>bir kez</em> yazarlar.<em> Tabiî</em> der <em>doğal</em> yazarlar. Konuşurken,<em> üniverisiteler muhar olmalıdır</em> derler de iş yazmaya gelince muhtarı da muhtariyeti de kapı dışarı edip <em>özerk</em> derler. Öyle ise bu kişilerde içtenlik diye birneñ aramak koca bir yalandır.&#8221;</p>
<p>Eleştirilerde adı geçen sözcükleri, şimdilerde sıradan, alışıla gelmiş bir biçimde kullanıyor, hiç de yadırgamıyoruz. İşte bu yüzden özleştirme yazıda başlar. Bu yerlikte yazılan yazılar gibi, günlük yaşantımızda konuşmuyoruz. Bunu beklemek de yañlış olur. Biz de sıradan kişileriz, yeñi sözcükleri önce yazımızda diriltiyor, soñra yaşantımıza sokuyoruz. Gün gelecek, bizimle dalga geçilen sözcükler sıradanlaşacak. Toplum dili ile dalga geçen aydın kesimi sürekli olacaktır, ançıp biliniz ki, bunlarıñ çabası boşunadır, dil devrimi durdurulumaz.</p>
<p><em>&#8220;Türkçemiziñ güzel âhengini, ceviz çuvalı boşaltırken çıkan takur tukur seslere boğmakta, örñeğin o cânım rüyâ&#8217;yı çüşten farkı olmayan düş, hâtırayı anı kılığına sokmakta midesi bulanmış insan ağzıñdan çıkar gibi bir sesle söylenen ödül sözcüğü de dâhil bir dil çorbası oluşturmaktadırlar. Oysa bizim alışkın olduğumuz sözcükler velevki yabancı bir dilden aktarılmış bile olsalar bu garçlı gırçlı lâflara hem zevk hem âhenk bakımından yüz defa müreccahtır.&#8221;</em> diyen aydıñlarımız da olmuştur. A. Fenik gibi, F. Baysal gibi, E. Bayrakdaroğlu gibi.</p>
<p>Toplum dili böyle aşağılanmaları yaşasa da özleştirme tüm hızıyla sürmüştür, sürmektedirde&#8230; Dr. Kâmile İmer&#8217;iñ yaptığı araştırmalara göre, 1931 yılıñda bir güncedeki çav (haber) diliñdeki Türkçe oranı %35&#8242;lerde imiş. 1965&#8242;li yıllarda bu oran %60&#8242;lara dek çıkmış. 10 yıl soñra %70&#8242;leri bulan bu oran 1981&#8242;de %80&#8242;leri görmüş. Dil devrimiñi benimseyen yazarlarda ise bu oran %92&#8242;lerdeymiş.</p>
<p>Doyumsuz bir dil için %98-99 oranıñda öz dilden sözcük olmalıdır. Bu böyle oluncaya dek de özleştirme sürecektir. Çünkü biz biliyoruz ki, dildeki yad sözcükler, çorbaya atılan tuza benzer. Tuz fazla olursa yemeğiñ tadı kaçar, az olursa da yemek tatsız olur.</p>
<p><strong>Gökbey ULUÇ</strong><br />
<img title="y-ulati_uluc.png" src="../belgeler/y-ulati_uluc.png" alt="" width="146" height="15" /></p>
<p>________________________________________<br />
<strong>Kaynakça</strong><br />
Tahsin Yücel, Dil Devrimi ve Sonuçları, betler 36,48,64,70,149<br />
Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları, betler 119-146<br />
Nurullah Ataç, Ataç, bet 113<br />
Dr. Kâmile İmer, Atatürk&#8217;ün Yolunda Türk Dil Devrimi, bet 68</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/uydurma-soz-yapmayiz-yapma-yola-sapmayiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arı bir dil yaratmak istemiyoruz!</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/ari-bir-dil-yaratmak-istemiyoruz/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/ari-bir-dil-yaratmak-istemiyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2009 00:26:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[arı dil]]></category>
		<category><![CDATA[arındırma]]></category>
		<category><![CDATA[dil yaratmak]]></category>
		<category><![CDATA[Gökbey Uluç]]></category>
		<category><![CDATA[özleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[sözcük atmak]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe özleştirmesi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçeleştirme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=165</guid>
		<description><![CDATA[Yeryüzüñde % 100 arı (saf) bir dil yoktur. Bunu istemek ise uçukluktur. Bizler de uçuk, kaçık olmadığımızdan böyle bir neñi hiç istemedik. Olanaklı olsa bile karşı çıkarız. Dildeki yad sözcükler, çorbaya atılan tuza benzer. Tuzu fazla kaçırırsañız, yemeğin de tadı kaçar. Tuzsuz olursa da, tadı olmaz. Büyük balta girmemiş ormanlar içinde yaşayan ilkel topluluklarıñ dilleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeryüzüñde % 100 arı (saf) bir dil yoktur. Bunu istemek ise uçukluktur. Bizler de uçuk, kaçık olmadığımızdan böyle bir neñi hiç istemedik. Olanaklı olsa bile karşı çıkarız.</p>
<p><strong><span style="color: #333399;">Dildeki yad sözcükler, çorbaya atılan tuza benzer. Tuzu fazla kaçırırsañız, yemeğin de tadı kaçar. Tuzsuz olursa da, tadı olmaz.</span></strong></p>
<p>Büyük balta girmemiş ormanlar içinde yaşayan ilkel topluluklarıñ dilleri dışındaki tüm dillerde yad (yabancı) sözcük vardır. Demeli bu topluluklar dışındaki hiç bir dil arınık değildir. Eñ azından öyle olduğuñu sanıyoruz. Ançıp (ama), 100-200 kişilik topluluklarla koca ulusları kıyaslayamayız.</p>
<p>Sürekli komşu uluslar ile içiçeyseniz, yertinciñ (dünyanıñ) koşulllarına ayak uydurmaya çalışıyorsañız, hele bir de bunu geriden izliyorsañız arı bir tümden düşdür sizin için.</p>
<p>&#8220;Arı bir dile iye (sahip) olmak bir düş ise, bu çalışmaları neden yapıyorsunuz?&#8221; diye soranlarıñız vardır. Özünde biz dildeki yad sözcükleri varsıllık olarak görüyoruz. Bu demek değildir ki, bütün sözcükler yad olsun. Yukarıda verdiğim &#8220;tuz&#8221; örneğindeki gibi belli bir oranda yad söz olursa hiçbir sorunumuz yok.</p>
<p>Dil Devrimi&#8217;nden önce basında Türkçe kullanma oranı %12&#8242;lerde idi. Devrimden soñra bu oran %70&#8242;lere dek çıkıyor.</p>
<p>Bizim ereğimiz (amacımız), bu oranı %99&#8242;a dek çekip, tadına doyum olmaz bir dil oluşturmak.</p>
<p>%1&#8242;lik kısımda ekinçsel (kültürel) ayrılıklardan dolayı gelen sözcükler olacaktır. Örneğiñ &#8220;hamburger&#8221; sözcüğü. Bu sözcüğe Türkçe karşılık aramak yañlıştır. Bizim geleneğimizde böyle bir yiyecek yoktur, bu batılınıñ yemeğidir. Demeli, ekinçsel bir üründür. Nasıl ki, ekinçimiziñ ayrılmaz bir parçası olan dönere, kimseniñ karşılık koymasıñı istemiyorsak, bizim de öyle yapmamız gerekiyor.</p>
<p>Bir başka örnek olarak &#8220;pezevenk&#8221; sözcüğü. Ermenice kökenli bir sözcük olup, dilimizde buna karşılık gelen bir sözcük bulunmaz. Bulunmasıñı da türetilmesiñi de istemem zaten. Çünkü bizim töremizde, geleneğimizde bu tür işler olmadığından buna karşılık bulmak yañlıştır. Üç, beş kansız için de töremizi kirletecek değiliz.</p>
<p>Bizim arındırmamız gereken sözcük öbekleriñi şöyle edlendirebiliriz (maddelendirebiliriz) ;</p>
<ul>
<li>Bilimsel kavramlar</li>
<li>Tapınçsal (dinî) kavramlar</li>
<li>Töz (temel) kavramlar</li>
</ul>
<p><span style="color: #333399;"><strong>Bilimsel kavramlar</strong></span><br />
Bilim, belli bir ulusuñ ürünü değil, tüm kişioğlunuñ ortak ürünüdür. Dolayısıyla her ulus, bilimsel kavramlara öz dilinden karşılık bulma hakkına iyedir (sahiptir). Bilimde yükselişin ilk adımı, toplum dili ile bilim dili arasındaki uçurumun kalkmış olmasıdır.</p>
<p>&#8220;<strong>Ruminantlarda oluşan mastitis ve abortus semptomlarının etiyolojisi&#8230;</strong>&#8221;</p>
<p>Şimdi bu tümceyi (cümleyi) arındırıp şöyle yazsak; bilimiñ ne denli kolay olduğunu görürsünüz.</p>
<p>&#8220;<strong>Gevişgetirenlerde oluşan meme yangısı ilen yavru atımı belirtilerinin etkeni&#8230;</strong>&#8221;</p>
<p>Böyle olunca yukarıda yazdığımı, ilkokula giden çocukda anlar, elinde bastonla gezen ninemde&#8230; Sonuçta, Meksika&#8217;daki inekde oluşan meme yangısı ile Iğdır&#8217;da oluşan meme yangısınıñ etkeni aynıdır. İşte bilimiñ evrenselliği budur.</p>
<p><span style="color: #333399;"><strong>Tapınçsal kavramlar</strong></span><br />
Arındırılması gereken bir başka kavram öbeği (grubu), tapınçsal (dinî) sözcüklerdir. Bu kavramlarıñ arındırılmasıñı zarar olarak, yozlaşma olarak görenler var. Oysa, öz dilinizde tapındığınızda, Tañrı ile daha samimi olduğunuzu, dininize daha sıkı bağlandığıñızı göreceksiñizdir. Bunu istemeyenler, tapınçı kullarak sizi yönetenler doğal olarak karşı çıkar. Batınıñ yükselişiniñ tözünde (temelinde) İncil&#8217;iñ ulusal dillere çevrilmesi yatar. Benzer örneği biz ancak Kurtuluş Savaşı&#8217;ñdan soñra görebildik.</p>
<p><span style="color: #333399;"><strong>Töz (temel) kavramlar</strong></span><br />
Tüm diller için töz taplanañ (kabūl edilen) sözcükler vardır. Sayılar, gökyüzünde çıplak gözle görülen gök nesneleri, dağ, taş, bayır, soñrasında eğnimiziñ (vücudumuzuñ) kimi kısımları&#8230; Bunlar bir diliñ yapı taşlarıdır, atomudur, hücresidir. Öyle ki, töz sözcükleri aynı olan, benzeşen diller arasında inceleme yapıldığında, kökteş çıktıkları, aynı dil öbeğinden oldukları dahası birbirleriniñ lehçesi çıktıkları, bunları konuşanların da aynı ulusun çocukları oldukları ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Özetle; Türkçe her kavrama sözcük çıkarabilecek düzeydedir ançıp (ama) bunu bilinçli yapmak gerekir. Olur olmaz her kavrama karşılık bulunması doğru değildir.</p>
<p><strong>Gökbey ULUÇ</strong><br />
<img title="y-ulati_uluc.png" src="../belgeler/y-ulati_uluc.png" alt="" width="146" height="15" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/ari-bir-dil-yaratmak-istemiyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TDK&#8217;ye atılan iftiralar</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/tdkya-atilan-iftiralar/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/tdkya-atilan-iftiralar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2009 23:03:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[dil devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Gökbey Uluç]]></category>
		<category><![CDATA[iftira]]></category>
		<category><![CDATA[özleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[TDK]]></category>
		<category><![CDATA[TDK'ye atılan iftiralar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe özleştirmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=161</guid>
		<description><![CDATA[1970 yıllarda basın tarafından TDK&#8217;yi karalamak için gülünç türetimler yapılmıştır. Bu türetimlerin kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor ancak, kamu içinde hızla yayılmış ulayı (ve) bunların gerçekten TDK tarafından türetildiği sanılmıştır, hatta sanılmaktadır. TDK&#8217;nıñ türettiği sanılan sözcükler; * Otobüs : Çok Getirgeçli götürgeç * Tren : Alttan ittirmeli üstten tüttürmeli çok oturgaçlı getirgeçli götürgeç * Yumurta : [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1970 yıllarda basın tarafından TDK&#8217;yi karalamak için gülünç türetimler yapılmıştır. Bu türetimlerin kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor ancak, kamu içinde hızla yayılmış ulayı (ve) bunların gerçekten TDK tarafından türetildiği sanılmıştır, hatta sanılmaktadır.</p>
<p><strong>TDK&#8217;nıñ türettiği sanılan sözcükler;</strong></p>
<p>* Otobüs : Çok Getirgeçli götürgeç<br />
* Tren : Alttan ittirmeli üstten tüttürmeli çok oturgaçlı getirgeçli götürgeç<br />
* Yumurta : Tavuksal fırtlangıç<br />
* İstiklâl Marşı : Ulusal düttürü<br />
* Hostes : Gök konutsal avrat<br />
* Uçak : Gökkonut<br />
* Restaurant : Sosyal Otlangaç<br />
* Fren : Durdurgaç<br />
* Fotoğraf makinesi : Şekil çeken<br />
* Minibüs: Kaptıkaçtı<br />
* Zil : Zırlangaç<br />
* Problem : Zorlangaç<br />
* Flüt : Öttürgeç<br />
* Ütü : Alttan püskürtmeli düzelteç<br />
* CD : Dönen Bilgi Tekeri<br />
* Gitar : Çok telli çalgaç</p>
<p><strong>Toplum üzerindeki etkileri</strong><br />
Bu sözcükler, kamu tarafından gülünç bulunup TDK&#8217;nıñ alay konusu olmasına neden olmasının dışında, dilimizdeki en güzel eklerden biri olan -geç,-gaç ekini de öldürmüştür. Bu iftiranın doğruluğuna inanlar, yapılan yeni türetimlere direnç gösterme eğiliminde olup bu sözcükleri neden olarak göstermektedirler.</p>
<p><strong>Gökbey ULUÇ</strong><br />
<img title="y-ulati_uluc.png" src="../belgeler/y-ulati_uluc.png" alt="" width="146" height="15" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/tdkya-atilan-iftiralar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
