<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkçesi Varken &#187; osmanlıca</title>
	<atom:link href="http://turkcesivarken.com/damga/osmanlica/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://turkcesivarken.com</link>
	<description>Başka sese benzemez ananın sesi, ararsan vardır her sözün Türkçesi.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Apr 2012 08:45:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Osmanlıca Nedir?</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/osmanlica-nedir/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/osmanlica-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Apr 2012 08:44:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökhan Çağlayan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=2048</guid>
		<description><![CDATA[Aşağı yukarı bütün alanlara olduğu gibi dil alanına “kavram kargaşası” egemen. Yazık ki öyle! Örneğin Osmanlıca söz konusu olduğunda söylenenler, bu kargaşanın göstergesidir. Öyleyse, gene açıklaştırmaya gereksinim, var: Osmanlıca nedir; ne değildir? Öğrenmek isteyene, işte, gösterişsiz bir deneme: Sözlükler ile bilgilikler arasında – bencileyin – bir gezintiye çıkarsanız; Osmanlıcanın tanımında kimi eksiklerin, yanlışların bulunduğunu göreceksiniz: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY"><span style="font-size: medium;">Aşağı yukarı bütün alanlara olduğu gibi dil alanına “kavram kargaşası” egemen. Yazık ki öyle! Örneğin Osmanlıca söz konusu olduğunda söylenenler, bu kargaşanın göstergesidir. Öyleyse, gene açıklaştırmaya gereksinim, var: Osmanlıca nedir; ne değildir? Öğrenmek isteyene, işte, </span><span style="font-size: medium;"><em>gösterişsiz</em></span><span style="font-size: medium;"> bir deneme:</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-size: medium;">Sözlükler ile bilgilikler arasında – bencileyin – bir gezintiye çıkarsanız; Osmanlıcanın tanımında kimi eksiklerin, yanlışların bulunduğunu göreceksiniz: İlkin Osmanlıca yerine Osmanlı Türkçesi, denebiliyor.</span><sup><span style="font-size: medium;"><a name="sdfootnote1anc" href="#sdfootnote1sym"></a><sup>1</sup></span></sup><span style="font-size: medium;"> İkincileyin </span><span style="font-size: medium;"><em>tüm</em></span><span style="font-size: medium;"> tanımlarda Osmanlıcanın Arapça, Farsça ile Türkçe karışımı olduğu, belirtilmiş. Üçüncü olaraksa Osmanlıca, genellikle Türkçenin bir “biçim”i ile/ya da “dönem”i olarak ele alınmakta.</span><sup><span style="font-size: medium;"><a name="sdfootnote2anc" href="#sdfootnote2sym"></a><sup>2</sup></span></sup><span style="font-size: medium;"> Şimdi bu uygunsuzluklara birer birer değineyim:</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-size: medium;">Osmanlıca, Türkçe değildir. Bundan ötürü, Osmanlı Türkçesi sözü, </span><span style="font-size: medium;"><em>oldukça</em></span><span style="font-size: medium;"> yaygın bir “yanlış”. Evet, Osmanlıcada Türkçe sözcükler, vardır. Dahası, Osmanlıcanın sözdizimi, büyük ölçüde Türkçenin sözdizimidir. Ayrıca Osmanlıca, köken bakımından Türk olan Osmanlıların yaratıp sonuna değin kullandıkları bir dildir. Ancak, bütün bunlar, Osmanlıcayı Türkçe saymamıza yetmez. Osmanlı yazınını anımsayalım: Gerek düzyazıda, gerek koşukta – kimi kez − % 80 oranında yad sözcüklerle karşılaşırız. Başkaca Osmanlıca sözdizimi; Arapçadan, Farsçadan epey etkilenmiştir. Örneğin bu dilde tümlemeler, Arapça ya da Farsça tümleme kuralına uygun bir biçimde oluşturulmuş; gene Arapça ile Farsça bağlaçlar yoluyla Türkçenin sözdizimine aykırı yapılar kurulmuştur. Burada söylediklerime çarpıcı bir örnek olmak üzere ünlü Osmanlı yazıncısı Namık Kemal’den şu dizekleri – Doğan Aksan aracılığıyla − aktarmam, yararlı bulunacaktır:</span></p>
<p align="JUSTIFY">“<span style="font-size: medium;">Egerçi siret zarif olunca suret latif olmasa da nakâyıstan madut olmamak lazım gelir. Fakat âsâr-ı edebiyyeyi belagat-i müedda; fesahat-i eda ihtiyacından vareste edemez. Zira bir telif ki hüsn-i ifadeden mahrum olur, havi olduğu hakâyık, çiredesti-i intihal ile maharet-i kalemiyye eshabının yemini sırasına pek kolay intikal edebileceği içün mahfazasız cevher hükmündedir.”</span><sup><span style="font-size: medium;"><a name="sdfootnote3anc" href="#sdfootnote3sym"></a><sup>3</sup></span></sup></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-size: medium;">Görüldüğü üzere yukarıdaki örüde kullanılmış olan elli sözcükten yalnızca on üçü, </span><span style="font-size: medium;"><em>öz</em></span><span style="font-size: medium;"> Türkçedir. Buysa, yaklaşık olarak % 70 oranında yad sözcük anlamına gelir. Farsça bağlaçlar ile tümlemelerse, caba. Durum böyleyken – Osmanlıca; arı duru, doğru düzgün Türkçeymişçesine – Osmanlı Türkçesi, demenin bir artdüşünce ürünü, demek “yanıltmaca” olduğu açıktır. Şu, bir gerçek: Orta düzeyde Arapça ile Farsça bilmeksizin Osmanlıcayı büsbütün anlamak, olanaksızdır.</span><sup><span style="font-size: medium;"><a name="sdfootnote4anc" href="#sdfootnote4sym"></a><sup>4</sup></span></sup><span style="font-size: medium;"> (Doğallıkla koşukta anlamak – özellikle devrik tümcelerden dolayı − daha çok güçleşir.). Bundan ötürü, Osmanlıca ya da Osmanlı dili, demek gerekiyor; yoksa Osmanlı Türkçesi değil.</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-size: medium;">Osmanlıcanın Arapçadan, Farsçadan, Türkçeden </span><span style="font-size: medium;"><em>oluşma</em></span><span style="font-size: medium;"> bulunduğu da, doğru değil. Şundan ötürü: Osmanlıca, kimine – örneğin Orhan Hançerlioğlu’na – göre on altı; kimine – örneğin Yusuf Çotuksöken’e – göre yirmi beş dilden oluşmuştur. Kuşkusuz bu dillerden Arapça, Farsça ile Türkçe, başta gelir. Ne ki, Fransızca, İtalyanca, Yunanca ib. öğelerin sayısı, az değildir. Bu nedenle, Osmanlıca deyince geniş düşünüp Osmanlının kullanmış olduğu; bir bölümü, bugün bile kullanılan bütün “yad” sözcükleri anlamak gerek. (Osmanlı, ilişki kurduğu tüm uluslardan sözcük almıştır. Bunu unutmamalı.)</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-size: medium;">Yukarıdaki açıklamalardan yola çıkarak şunu, erinçle söyleyebilirim: Osmanlıca, Türkçenin bir biçimi de değildir; bir dönemi/evresi de… Tahsin Yücel’in anlattığı üzere Türkçeyle yan yana; daha doğrusu, karşı karşıya yaşamış bir dil, söz konusu. Bu dil, süresini doldurunca, “ölü” durumuna düşmüştür. Şimdi bile kullanılan Osmanlıca sözcükler, Osmanlıcanın yaşayadurduğunu göstermez. Onlar – Püsküllüoğlu’nun deyişiyle – </span><span style="font-size: medium;"><em>ölümcül</em></span><span style="font-size: medium;"> sözcüklerdir; Türkçenin özleşmesini durduramaz. Nitekim Dil Devrimiyle başlamış süreçte sayısız yad sözcük, yerlerini öz Türkçe karşılıklara bırakmıştır. Türkçenin doğal akağı, bu; öyle kalacak, kalmalı.</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-size: medium;">Son olarak Osmanlıcanın </span><span style="font-size: medium;"><em>doğru</em></span><span style="font-size: medium;"> bir tanımını yapmam gerekiyor. Demek söylediklerimi, derleyip toparlayarak özetlemeliyim. Osmanlıca: 13. ile 20. yüzyıllar arasında Anadolu’da, Osmanlı Generkinin</span><sup><span style="font-size: medium;"><a name="sdfootnote5anc" href="#sdfootnote5sym"></a><sup>5</sup></span></sup><span style="font-size: medium;"> yayıldığı bütün ülkelerde kullanılmış olan; başta Arapça, Farsça ile Türkçe bulunmak üzere birçok dilden sözcük almış; Arapça ile Farsça kurallarını dahi içeren; yazın ile yönetim alanlarında geçer olmuş “yapay” dil.</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-size: medium;">Buracıkta şöyle kesinleyeyim: Osmanlıca, geride kaldı. Bundan ötürü, örübilimciler</span><sup><span style="font-size: medium;"><a name="sdfootnote6anc" href="#sdfootnote6sym"></a><sup>6</sup></span></sup><span style="font-size: medium;"> ile yazın geçmişbilimcilerini ilgilendirir. Biz, Türkçeye bakalım; dilimizi geliştirip özleştirerek varsıllaştırmaya çalışalım anlayacağınız. Bu yazıysa, Osmanlıca konusundaki “baş bulanıklığı”nı biraz olsun giderirse, bana ne ongun! Ben, “</span><span style="font-size: medium;"><em>Umut</em></span><span style="font-size: medium;"> kalacağına emek kalsın.” deyip yazdım. Denemem, böyle son bulsun.</span></p>
<p align="CENTER"><span style="font-size: medium;"><strong>KAYNAKÇA</strong></span></p>
<p align="CENTER">
<p align="JUSTIFY"><span style="font-size: medium;"><strong>1. </strong></span><span style="font-size: medium;">Aksan, Doğan; Türkçenin Bağımsızlık Savaşımı, Bilgi Yayınevi, 1. baskı, 2007, Ankara.</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-size: medium;"><strong>2. </strong></span><span style="font-size: medium;">Ana-Britanika, Ana Yayımcılığı, 1994, İstanbul.</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-size: medium;"><strong>3. </strong></span><span style="font-size: medium;">Ateş, K.; Çotuksöken, Y.; Dizman İ.; Kul, E.; Kutlu, A.; Küçükceylan, N.; Özel, S.; Yaşayan, S.; Türkçe Sözlük, Dil Derneği Yayınları, 2. baskı, 2005, Ankara. </span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-size: medium;"><strong>4. </strong></span><span style="font-size: medium;">Çotuksöken, Yusuf; Türkçe Üzerine, 1: Denemeler ve Eleştiriler; Papatya Yayımcılığı, 1. baskı, 2002, İstanbul.</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-size: medium;"><strong>5. </strong></span><span style="font-size: medium;">Doğan, Ahmet; Osmanlıca-Türkçe Sözlük, Akçağ Yayınları, 1995, Ankara.</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-size: medium;"><strong>6. </strong></span><span style="font-size: medium;">Gözaydın, N.; Parlatır, İ.; Zülfikar, H.; Okul Sözlüğü, Türk Dil Kurumu Yayınları, 1994, Ankara. </span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-size: medium;"><strong>7. </strong></span><span style="font-size: medium;">Hançerlioğlu, Orhan; Türk Dili Sözlüğü, Remzi Kitabevi, 3. baskı, 2000, İstanbul.</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-size: medium;"><strong>8. </strong></span><span style="font-size: medium;">Püsküllüoğlu, Ali; Arkadaş Türkçe Sözlük, Arkadaş Yayınevi, 3. baskı, 2000, Ankara.</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-size: medium;"><strong>9. </strong></span><span style="font-size: medium;">Vikipedi, www.tr.wikipedia.org </span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-size: medium;"><strong>10. </strong></span><span style="font-size: medium;">Yücel, Tahsin; Dil Devrimi ve Sonuçları, Can Yayınları, 4. baskı, 2007, İstanbul.</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="text-decoration: underline;"><br />
dipçe:                </span></p>
<div id="sdfootnote1">
<p align="JUSTIFY"><a name="sdfootnote1sym" href="#sdfootnote1anc"></a>1<span style="font-size: medium;"> Doğrusu, Osmanlıcayla ilgili yayınların çoğunda Osmanlı Türkçesi sözü, kullanılmış. Gelgelelim Genelağda Osmanlıca terimi, Osmanlı Türkçesi sözünden kat kat çok sonuç veriyor. </span></p>
</div>
<div id="sdfootnote2">
<p align="JUSTIFY"><a name="sdfootnote2sym" href="#sdfootnote2anc"></a>2<span style="font-size: medium;"> Dil Derneğinin Türkçe Sözlük’ü, bu konuda bir </span><span style="font-size: medium;"><em>ayra</em></span><span style="font-size: medium;"> sayılabilir. Demek anılmış yapıtta Osmanlıcanın Türkçe (!?) olduğu, dile getirilmemiş; “yapay dil” olduğunun sözü edilmiş. </span></p>
</div>
<div id="sdfootnote3">
<p align="JUSTIFY"><a name="sdfootnote3sym" href="#sdfootnote3anc"></a>3<span style="font-size: medium;"> İç, ince olunca, biçim tatlı olmasa da bu, bozar sayılmamalıdır. Ancak, yazınsal yapıtları düzgün anlatmayı yerine getirme, anlatış açıklığı gereksiniminden kurtaramaz. Şundan ötürü: Anlatım güzelliğinden yoksun olan bir yazma; içerdiği gerçekler, aşırma becerikliliği ile yazak becerisi iyelerinin sağı sırasına çok kolay geçebileceği için koruncaksız kuyum geçerliğindedir. </span></p>
</div>
<div id="sdfootnote4">
<p align="JUSTIFY"><a name="sdfootnote4sym" href="#sdfootnote4anc"></a>4<span style="font-size: medium;"> Osmanlı abecesinin uzmanlarca dile getirilen “Türkçeye uymazlığı” söz konusu olanaksızlığı pekiştirir. </span></p>
</div>
<div id="sdfootnote5">
<p><a name="sdfootnote5sym" href="#sdfootnote5anc"></a>5<span style="font-size: medium;"> Generk: Os. </span><span style="font-size: medium;"><em>devlet</em></span><span style="font-size: medium;">. </span></p>
</div>
<div id="sdfootnote6">
<p><a name="sdfootnote6sym" href="#sdfootnote6anc"></a>6<span style="font-size: medium;"> Örübilimci: Os. </span><span style="font-size: medium;"><em>filolog</em></span><span style="font-size: medium;">. </span></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/osmanlica-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeŋi Türkçe Dedikleri</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/yeni-turkce-dedikleri/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/yeni-turkce-dedikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2009 02:05:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oktay DOĞANGÜN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çavlar (Haberler)]]></category>
		<category><![CDATA[derleme sözlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[dil devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[harf inkilabı]]></category>
		<category><![CDATA[harf yeniliği]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıca]]></category>
		<category><![CDATA[öz türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[tarama sözlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[yeni türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=638</guid>
		<description><![CDATA[Çoğunlukla görülebildiği gibi, Türkçeniŋ bugünkü durumu çok iç açıcı değil. Geŋelde sözü edilen ve eŋ çok rahatsızlık veren şey, Türkçeye giren ve girmekte olan yabancı (özellikle Batı kökenli) sözcükler oluyor. Bunuŋ istenmemesiniŋ yanında, koyu bir biçimde tüm yabancı sözcükleriŋ (Arapça ve Farsça kökenliler de dâhil olmak üzere) dilden atılmasını isteyenler var. Bunuŋ soŋucunda aŋlaşılmaz bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Çoğunlukla görülebildiği gibi, Türkçeniŋ bugünkü durumu çok iç açıcı değil. Geŋelde sözü edilen ve eŋ çok rahatsızlık veren şey, Türkçeye giren ve girmekte olan yabancı (özellikle Batı kökenli) sözcükler oluyor. Bunuŋ istenmemesiniŋ yanında, koyu bir biçimde tüm yabancı sözcükleriŋ (Arapça ve Farsça kökenliler de dâhil olmak üzere) dilden atılmasını isteyenler var. Bunuŋ soŋucunda aŋlaşılmaz bir &#8220;öz&#8221; Türkçe oluştu diyoruz. Ancak bunuŋ karşı duruşu olarak, yabancı sözcükleriŋ girmesini isteyen ve bu sözcükleri övünçle kullananlar da var. Bu da aynı biçimde aŋlaşılmaz bir &#8220;Türkçe&#8221; oluşturuyor.</span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR">Aslında bu tür akımlar ve görüşler, Türkçeniŋ her döneminde ortaya çıkmış. Türkçeyi geliştirme amacında olan ve başarılı olanlardan en soŋuncusu da Atatürk&#8217;üŋ &#8220;dil devrimi&#8221; idi. Tırŋak içine aldım, çünkü bilerek </span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR"><strong>dil</strong></span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR"> ve </span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR"><strong>devrim</strong></span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR"> sözcüklerini kullandım. Bu süreciŋ yavaş ve özünde tamamlanmamış olması nedeniyle bu </span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR"><strong>devrim</strong></span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR">den çok, bir </span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR"><strong>evrim</strong></span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR">sayılabilir. Ancak devrimsi yanları da göze çarpıyor. Örŋeğin, bir şeyleri devirmiş, yerine başka bir şey getirmiş. İşte olay da tam burada kopuyor: devrilen ve yerine gelen şeyler ne?!</span></span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Bugün, çoğu insanıŋ bunu umursamaması dışında, bunu ya yaŋlış aŋlayanlarıŋ ya da bilerek başka yöne çekenleriŋ olduğunu gözlemledim. Gördüğüm kadarıyla, ya neyiŋ devrilip neyiŋ yerine geldiğini bilmiyoruz, ya da bu durum, bazılarının işine gelmiyor. İşine gelmeme olayını zâten hiç bir zaman aŋlayamadım! Ancak biraz daha saf düşünüp sâdece durumu aŋlamadığımızı varsayalım.</span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><strong>TIRNAK İÇİNDE DİL</strong></span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Osmanlı&#8217;da bir ulus kaygısı olmadığından, ulusal dil aŋlayışı da yoktur. Bu yüzden, yazı dili olarak kullanılan Osmanlıcayı çoğu Türkolog, Türkçe saymaz. Ben bu tartışmaya girmeyeceğim, sadece Osmanlıcanıŋ “Osmanlı ulusçuluğu” kadar yapay bir dil olarak görmekle yetineceğim. Yalnızca sarayın yazışma dili olarak kullanılmış, zamanın aydıŋları tarafından hiçbir şekilde günlük yaşama tümleştirilemeyen bir dildir. Oysa halk hep kendi dilini konuşmuş.</span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR">Türkiye&#8217;nin resmî dili olan Türkiye Türkçesi, bir Oğuz Türkçesidir. Bunuŋ dışında Oğuz öbeğinde; Azerî Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve Gagavuz Türkçesi bulunuyor. Yâni, bunlar 11. yüzyılda tek bir dildi, sonradan ayrılıklar gösterdi. Türkiye Türkçesi de özünde, Oğuzcanıŋ </span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR"><strong>Anadolu Lehçesi</strong></span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR">ne dayanır. Buna bazıları </span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR"><strong>Eski Osmanlıca</strong></span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR">der</span></span></span><span style="color: #000000;"><sup><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR">[1]</span></span></sup></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR">. Bu lehçe, halk tarafından konuşulurdu. Bu, bizim sandığımız Arapça, Farsça, Türkçe karışımı üçlü dil (lisân&#8217;ül salâse) değildir, tersine şu anki konuştuğumuz Türkçeniŋ ta kendisidir! Osmanlı devletiniŋ soŋ zamanlarına doğru bilimde Arapça ve yazınıŋ büyük bir kısmında Farsça kullanılırken halk hâlâ bu Türkçeyi konuşuyordu. Ne var ki, dil devriminde &#8220;giden/devrilen&#8221; Türkçe bu değildi! Yazınıŋ ilerleyen bölümlerinde savunacağım üzere bu, geri gelen Türkçedir!</span></span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR"><br />
</span></span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><strong>TIRNAK İÇİNDE DEVRİM</strong></span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Mustafa Kemâl Atatürk&#8217;üŋ hızlandırdığı dil akımınıŋ devrim tanımına pek uymaması ancak bir devrim edâsı taşıması nedeniyle, buna &#8220;devrim&#8221; demek gelenek olmuştur. Burada <strong>devrim</strong> sözcüğü, yapılan şeyiŋ etkisiniŋ büyüklüğünü ifâde eden mecâzî bir kullanımdır. Hattâ, Atatürk&#8217;üŋ “dil devrimini” çoğumuz, özellikle eski nesil (örneğin babam), &#8220;harf devrimi&#8221; ya da &#8220;harf inkılâbı&#8221; olarak bilir. Çünkü Arap âbecesiniŋ Türk-Latin âbecesine geçişinden ibâret olarak bilinir. Oysa bu iki kavram aslında farklıdır. Harf inkılâbı ya da yeŋiliği, 1928&#8242;de olmuştur ve gerçekten sâdece âbeceyi ilgilendirir. Ancak &#8220;dil devrimi&#8221; diye söz edilen şey, 1932&#8242;de başlayıp 1935&#8242;te yoğunlaşan süreçtir ve âbece değişimi bunuŋ tetikleyicisidir. Kavramları gerçek anlamlarıyla ifâde etmek istersek, bu olaya &#8220;dilde arılaşma, gelişme ve halk diliniŋ resmî yazı dili hâline gelmesi&#8221; denilebilir.</span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Bu akım ile, Anadolu ağızlarından derlemeler yapılmış (Derleme Sözlüğü), eski yapıtlar taranıp Türkçe kökler bulunmuş (Tarama Sözlüğü), Anadolu dışında konuşulan Türk dillerinden yararlanılmış ve Türkçenin sözcük yapımına işlerlik kazandırılmış. Bütün bu girişimlerle ve yazı diliniŋ de toparlanmasıyla, halkıŋ eskiden beri konuştuğu bu Türkçe gelişmeye başlamış. Bu dönemden geri Orta Türkçe dönemi kapanmış ve Oğuz Türkçesiniŋ lehçeleri ayrı birer dil olma durumuna gelmeye başlamış[4]. Bu yüzden bu Türkçeye çoğunlukla &#8220;Türkiye Türkçesi&#8221; denir. Orta Türkçe dönemindeki Eski Anadolu lehçesiniŋ bugünkü hâlidir.</span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><strong>TIRNAK İÇİNDE ÖZ</strong></span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Dil devriminden hemen soŋra bu etkiden hareketle bazı çevreler bu işte aşırılığa kaçmıştır. Tarama Sözlüğünden bulunan onca sözcük bazen Türkçe sanılarak bazen yaŋlış aŋlamlarla Türkçeye katılmak istenmiştir. Olduğu gibi aktarılan bu sözcükler yiŋe dile zarar vermiş oldu. Örŋeğin bugün Türkçede hem <strong>otağ</strong> hem de <strong>oda</strong> sözcükleri bulunur. Oysa bunlar bir ve aynı sözcüklerdir. Sâdece, <strong>oda</strong> sözcüğü 13.yy ortalarında henüz ses dönüşümlerini geçirmediği sıralarda <strong>otag</strong> biçimindeydi. Çağataycanıŋ etkisiyle onu bir süre daha “çadır, oda” olarak kullanmayı sürdürmüşüz. Bu eŋ hafif örŋekti, yoksa dil devriminiŋ ilk ardıllarınıŋ yaptıkları çalışmalar ayrı bir yazı konusudur.</span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Bugünlerde ise, TDK&#8217;ye atfedilen yalancı türetimlerle insanların gözü çok başarılı olarak korkutulmuş görünüyor. &#8220;Çok oturgaçlı götürgeç&#8221;, &#8220;uçan avrat&#8221; gibi sözcükler güyâ türetildi. Ne ki bunlar, türetim gücüne zarar vermiş durumda. Örneğin -gaç/-geç yapım eki bu biçimde yitirilmiş. Daha birçok işlekliğini yitirmiş ek sayılabilir. Bunlar bazı görüşlerce Türkçeye yapılan komplolar olarak görülüyor. Biz hâlâ saf düşünmeye devâm edelim.</span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR">Eminim çoğu kişi, sözcükleriŋ içinin boşaltığını düşünüyordur. Bir sözcük kullanıldığında, tam olarak o sözcüğüŋ karşıladığı kavram söylemek istenmiş midir gerçekten? O zaman, bu sözcüğüŋ Türkçe ya da yabancı kökenli olması fark eder miydi? İşte bu tür bir durumuŋ olmasınıŋ gerçek nedeni, sözcüğüŋ biçimsel olarak iyi çağrışım yapamamasıdır. Bu durumda bir sözcük, rastgele bir harf diziminden öte değildir. Yabancı sözcükler ister istemez öyledir, Türkçe bir sözcüğüŋ ise çağrışım yapması için Türkçeniŋ yapısı gereği kökünüŋ de konuşulan Türkçeye ait olması bir gerekliliktir. Örŋeğin </span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR"><strong>ardıç kuş</strong></span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR"> dediğimizde </span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR"><strong>ardıç</strong></span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR"> sözcüğünüŋ aŋlamı hiç sorgulanmaz. Sorgulansa bile, bir araştırma yapılmadıkça çağrışım yapacak hiçbir şey bulunmayabilir. Bunuŋ nedeni, Eski Türkçe</span></span></span><span style="color: #000000;"><sup><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR">[2]</span></span></sup></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR"> </span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR"><strong>ār-</strong></span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR">(dolaşmak, gezinmek) eyleminiŋ Türkiye Türkçesinde bulunmayıp bir iki türeviniŋ</span></span></span><span style="color: #000000;"><sup><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR">[3]</span></span></sup></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR"> kalmasıdır. Eğer bu köküŋ aŋlamını ilk kez duyduysaŋız, artık </span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR"><strong>ardıç</strong></span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR"> sözcüğünüŋ &#8220;dolaşan, gezinen&#8221; aŋlamını taşıdığı daha çok belirginleşmiş olsa gerek.</span></span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR"><br />
</span></span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><strong>TIRNAK İÇİNDE TÜRKÇE</strong></span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Osmanlı&#8217;nıŋ yazı dilindeki yozlaşması bugün halk diline inmiş görünüyor. Ancak bu kez, etki batıdan geliyor. Osmanlı&#8217;da da aydınlar doğuya özenip Arapça ve Farsça sözcük ve dil bilgisel yapıları Türkçeye zorla sokmaya çalışmışlardı (neyse ki bu, giden dille birlikte gömüldü). Ne var ki, bugün de aynı tür bir özentilikle Batı dilleri girişiyor. Ancak hâlâ saf davranıp bunun bilinçsizce yapıldığını varsayabiliriz. Ne de olsa benim için bunuŋ bilinçli ya da bilinçsiz olması değil, sonuçta olup olmaması önemli. Bugün, özellikle &#8217;80 sonrası kuşak olarak, çok az sözcükle konuşuyor ve yazıyoruz. Zâten okuduğumuzu ya da yazdığımızı kimse savunamaz. Demek ki düşünce üretmiyoruz ki yazma gereksinimimiz olmuyor!</span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR">Türkleriŋ tarihine bakıldığında, özünde çok yazdığımız görülüyor. Durmadan yazmışız. Her gittiğimiz yerde her gördüğümüz şeyi yazmışız. Eŋ yakın örŋekle, şu ânda sadece Osmanlı Devlet arşivleri bile Avrupa&#8217;nıŋ o zamana kadar ulaşamadığı sayıda belge içeriyor</span></span></span><span style="color: #000000;"><sup><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR">[4]</span></span></sup></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR">. Ancak 20. yüzyılın ortalarına gelindiğinde ne okur ne de yazar olduğumuzu görüyoruz. Şu ânda herhangi bir konudaki Türkçe kaynaklarıŋ azlığı herkesiŋ dikkatini çekmiştir. Çoğu dal için, bazı konularda Türkçe hiçbir kaynağa deŋ gelinmiyor. Bilgi üretmekten yoksun olsak bile, çeviri kültürümüzüŋ de gelişmediği çok açık. Diğer uluslar ise ellerine geçen her şeyi çevirir, bildikleri her şeyi yazar olmuşlar. Rolleri değiştirmişiz.</span></span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Eğer düşünce ya da bilgi üretseydik, tartışsaydık, konuşsaydık, yazsaydık, okusaydık; daha fazla sözcük bilme gereksinimi duyardık diye düşünüyorum. Böylece 500 sözcükle yetinmezdik (sayıyı salladım). Türkçeniŋ yetmediğini düşünmez ve bu yüzden, yabancı sözcükleriŋ girmesine izin vermezdik (onlar da girmeye can atmıyorlar ya!). İşte bu durum, &#8220;dil devrimi&#8221;yle &#8220;geri&#8221; gelen Türkçe sayılamaz; bu 500 sözcüklük dil, Türkiye Türkçesi sayılamaz. Asıl bu şey, tırnak içinde &#8220;Türkçe&#8221;dir.</span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em><strong>Dipçe.</strong></em></span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR">[1]</span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="tr-TR">Fuat Bozkurt, “Türklerin Dili”, Kapı 2005, sayfa 330.</span></span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;" lang="tr-TR"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">[2] 5. yüzyıl ile 11. yüzyıl arası konuşulan Türkçe, Osmanlıca değil&#8230;</span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;" lang="tr-TR"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">[3] “art”, ”yorgun argın olmak”, ”aramak”, &#8230;</span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;" lang="tr-TR"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">[4] Jean Paul Roux, “Türklerin Tarihi”, Kabalcı 2005.</span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/yeni-turkce-dedikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

