<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkçesi Varken &#187; göktürkçe</title>
	<atom:link href="http://turkcesivarken.com/damga/gokturkce/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://turkcesivarken.com</link>
	<description>Başka sese benzemez ananın sesi, ararsan vardır her sözün Türkçesi.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Jan 2012 22:14:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Türk Damgalarınıñ Kökeni</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/turk-damgalarinin-kokeni/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/turk-damgalarinin-kokeni/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Apr 2011 17:23:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[damgalar]]></category>
		<category><![CDATA[göktürk damgaları]]></category>
		<category><![CDATA[göktürkçe]]></category>
		<category><![CDATA[orhon]]></category>
		<category><![CDATA[orhun alfabesi]]></category>
		<category><![CDATA[orkun alfabesi]]></category>
		<category><![CDATA[orkun yazıtları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=1461</guid>
		<description><![CDATA[Konuşulan dili sesden, sözden alıp taşa dövmek, kâğıda yazmak düşüncesi oluşunca, bunuñ yolunu arayan kişiler bir takım yollar da geliştirdiler. Bedizden başladılar. Bu bedizler, seslemleri karşılar duruma geldikten soñra, ses değeri de kazandı. El alışıp göz tanıyınca, bedizlerde kısaltmalara da gidildi. İnek başı ile yola çıkılan bedizde, önce gözleri sildiler soñra burunu, kulakları; ardınca buna [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Konuşulan dili sesden, sözden alıp taşa dövmek, kâğıda yazmak düşüncesi oluşunca, bunuñ yolunu arayan kişiler bir takım yollar da geliştirdiler. Bedizden başladılar. Bu bedizler, seslemleri karşılar duruma geldikten soñra, ses değeri de kazandı. El alışıp göz tanıyınca, bedizlerde kısaltmalara da gidildi. İnek başı ile yola çıkılan bedizde, önce gözleri sildiler soñra burunu, kulakları; ardınca buna da iyice alışıp belleyince, bir yuvarlağa iki boynuz eklemek yéterli olmuştu. Atalarımız da böyle yaptı; /ot/ adını vérdikleri damgayı betimlemek için bir eğri çizip (tepe) üstüne bitişik iki çentik eklediler ki, ot&#8217;u simgelesin.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1463" title="inekbasi" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/inekbasi.png" alt="" width="640" height="400" /></p>
<p>Türetilmesi düşünülüp de bu yola girildikten soñra elde édilen ürünlere (damgalara) bakıldığında bir uyum göze çarpar; birbirlerine olan benzerlikleri. Bunu Sümerleriñ çivi yazısında da görebilirsiniz, Korelileriñ hañıl adını vérdikleri damgalarında da. Nedeni, birilerince oturulup birden türetime gidilmesinden kaynaklanır.</p>
<p>Pişmiş kil üzerine yazma uygulamasını geliştirip çubuklarla oyma yolu ile yazılarını yazan Sümerler, kullandıkları yazacıñ (çubuğuñ) yéñi, üstelik daha uygulayımsal olanını geliştirince, yazım biçimlerinde de değişiklik oldu. Daha keskin uçlu olan bu yazaçlar ile yazdıklarına biz günümüzde çivi yazısı diyoruz. Göz ucuyla bakıldığında tümü çiviyi andırmaktadır, yoksa çivi ile yazıldığından déğil.</p>
<p>XV. yüzyıla dek Tabgaç yazı düzenini kullanan Korelileriñ kağanı Secoñ, 1443&#8242;de yéñi, özgün bir düzen oluşturmaları için bilim erlerine buyruk vérir de, onlar da bir yıl içinde bitirirler. İletişimiñ günümüzdeki gibi olmadığını göz önüne alırsak, Korelileriñ Tabgaç düzeniñden başka yazı düzeni olmadığını düşündüklerinden dolayı yaratıcılıklarında kısıtlı kaldıkları soñucuna varırız.</p>
<p>Basın toplantısında(!) topluma tanıtılan, adına da Hunmin Congım (Topluma Doğruları Öğreten Ses) dédikleri bétik ile kullanıma sokarlar. Odur budur günümüze dek gelip çıkmıştır. Bu yéñi damgalarıñ özgünlüğü olsa da Tabgaç düzeniniñ özentisini taşımaktadır. Örñeğin, seslemleri dördülleme eñ belirgin esinlenme olarak öne çıkar.</p>
<p>Sözü getirmek istediğim yér şurası; özgün olan değme yazı düzeniñde damgalar arası bir uyum, bir esinlenme vardır. Bunu Arap, İbrani, Ermeni, Gürcü gibi türlü damgalarda da görebilirsiniz. Ne var ki, Kiril gibi kırma (Yunan, Lâtin karışımı) düzenlerde pek uyumdan söz édemeyiz.</p>
<p>Türk damgalarında ise söz konusu olan uyum, birbirlerine olan benzerlik ilgi çekici, üstelik eñ belirginler arasında ön sıralarda bir yérlerdedir diyebiliriz. Ben, bu benzerlikleri ulamlayarak bir  düzen içerisine sokmaya çalıştım. Vardığım soñuç; damgalarıñ birilerince oturulup belli bir süre içinde türettiği, yarattığıdır. Soñradan yapılan eklemeler, ilk oluşum evresindeki kurallardan uzak olsa da, günümüz çağdaş yalnıklarınıñ düşünce yapısıyla birdir. Bu sıradan yöntem; çentik, beñek eklemeden başka bir neñ déğil. Yéñi bir ses karşılanmak istediğinde ona benzeyen daha doğrusu kök olan sesi véren damgaya küçük bir ekleme ile sorun giderilmiştir. Bizim /ü/ sesi için /u/ damgası üzerine iki beñek koymamızı düşünün.</p>
<p>Bu yaptığım ile köken açıklamalarına bir yéñisini de eklemiş oluyorum. Bunuñla şunuñ da önüne géçtiğimi düşünüyorum; Damgalar yad kökenli olup, Türklerce içine özgün birkaç damga (ok, ot, ök ib.) eklenip benimsenmiş, kullanılmıştır. Köken açıklamam ile, bu gibi savları da yañlışlamış oluyorum.</p>
<p>Türetimde izlenilen yolu bilirsek, kökenini de açıklayabiliriz. Bunuñ için ben, sıradan düşünmeyi öneriyorum. Örñeğin bir arslanı, bir buzdolabına néce yérleştirirseniz? dérsem, bana uzun uzadıya bétlerce dolu açıklama, öneri yazabilirsiniz ancak benim sizden beklentim; dolabı açar, arslanı da tuttuğum gibi içine atarım&#8217;dır. Sıradan düşünme dédiğim kavram budur. Olayı abartmadan, yüce añlamlar yüklemeden işiñ içinden çıkmaktır.</p>
<p>Sıradan düşünelim; binlerce yıl öncesinde tüm olanaksızlıklarla karşı karşıyayız. O dönemde yaşadığımızı varsayarsak olanaksızlık démek yañlış olur. Başka ne gibi olanaklarıñ olduğunu bilmediğimizden bunu düşünmeyiz bile. Günümüzde olanaksız olduğumuzu düşünüyor muyuz? Gelecek kuşaklar da bizim için böyle diyeceklerdir; Yazmak için kâğıt kullanıyorlardı. Koca koca bétikleri evleriniñ bir köşesine, kimi öy de tüm odalarına sığdırmak durumundaydılar.</p>
<p>Olanaklarımız arasında taş gibi güzel bir ürün var. Sözü saklama gibi bir gereksinim duymaya başlayınca bunuñ yollarını aradık. Bulduğumuzda sévindik: taşı yaracak, sözlerimizi kazıyacaktık. Yarmak gibi güzel bir éylemimiz vardı; yarmaktan yarı gibi bir sözcük türetecek, bu işe yarı diyecektik. Bizden soñra gelen kuşaklarıñ dilinde /z/ sesi türeyecek, yarı sözcüğünü yazı yapacaklardı.</p>
<p>Taşı yarmak öyle kolay iş déğildi. Bu yüzden yaratacağımız damgalar öyle olmalıydı ki, taşı  yararken (yazarken) çok az güç yoyup, hızlıca bitmeli, üstelik az da yér tutmalıydı. Biraz düşündükten soñra düz bir çizgi ile yola çıkmanıñ ne denli usa yatkın olduğu yargısına vardık. Soñra bu düz çizginiñ sağına, soluna, ortasına çentikler ekleyip yéñi damgalar türettik. İlginç olan, türettiğimiz bu damgalardan kimileri, günlük yaşamda sıkça kullandığımız nesneleri de andırıyordu.</p>
<p><strong>Çubuklu damgalar</strong><br />
Tümünde çubuğu añdıran dikey bir çizginiñ oluşundan dolayı bu adı vérdim. Oturaklı, çatallı diye adlandırdıklarımda da dikey çizgiler, sözüm ona çubuklar olsa da türetilmelerindeki ayrım yüzünden böyle bölüştürdüm.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1465" title="koken_aciklama_1" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_1.png" alt="" width="640" height="400" /></p>
<p>Çubuklu damgalarda kökeni kesin açıklanabilen yalnızca  /ok/ damgası var. Savaşçı bir toplumda ok gibi bir nesneniñ damgalanmış olması çok sıradan bir olay. Öyle ki, oku damgalar arasında görmesek sıradışı olurdu.</p>
<p>Kökeni açıklanabilenlerden biri de /es/ damgasıdır; süngüden geldiği söylenmektedir. Bunuñla birlikte /ñ/ (eñ) damgasına da, bir elini yukarıya kaldırmış eñ yüksek démeye çalışan bir kişi betimlemesi yapılmaktadır.</p>
<p>Bu ulamda ilgimizi çekenlerden biri de, /ü/ sesini karşılamak için /i/ &#8216;den yararlanıldığıdır. Doğrusu, /i/ ile /ü/ bir sesiñ dar-géñiş iki ürünüdür. Bunuñ izlerini günümüzde de görmekteyiz; gelüp &gt; gelip, öldi &gt; öldü ib. gibi örñekleri çoğaltmak olasıdır. Vardırmak istediğim yér; atalarımızıñ daralıp géñişlemeyi damgalara da yansıttıklarıdır. Damgalarda açıkça görüldüğü gibi /ü/ sesi, /i/ sesinden daha géñiş yapıdadır.</p>
<p><strong>Oturaklı damgalar</strong><br />
Oturağı andırdıklarından böyle dédim.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1466" title="koken_aciklama_2" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_2.png" alt="" width="640" height="221" /></p>
<p>Düz çizgilere bitişik çentiklerle elde édilebilecek damgalarıñ tümü oluşturulunca bir takım ses karşılık buldu ancak geride kalanlar için de bir neñler yapılması gerekiyordu. Bu yüzden yéñi eklentilere gidildi. Artık damgalarıñ biçimindeki karmaşıklık artıyor, çizgileri, hacimleri çoğalıyordur. Bunu /ak/, /et/, /ar/ ile /en/ damgalarında açıkça görüyoruz. Ne var ki, /ök/ ile /z/ damgalarında başka durum söz konusudur.</p>
<p>Nedendir bilinmez, belki de bir akımdan dolayı olmuştur; sözcük sonuñdaki /r/ seslerini arı gibi vızıldatmak. Böylece, Ana Türkçe&#8217;de *höör olan sözcük Eski Türkçe dédiğimiz Orkun yazıtlarınıñ yazıldığı dönemlerde ööz biçimini alır. Günümüzdeki öz sözcüğüdür.</p>
<p>Turfan yazmalarında kullanılan /z/ damgası, ara géçişiñ eñ açık kanıtıdır. Açıkça /ar/ damgasınıñ sağ kısmından yukarıya doğru bir çizgi çizilmiş soñra sola doğru kıvrılmıştır. Soñraki yazmalarda ise, /ar/ damgasının yine sağına ancak bu kez aşağıya doğru çizgi çekilmiş olsa da, kıvrılma yapılmamıştır. Böylece eñ soñ biçimini almıştır.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-1467 aligncenter" title="turfan_yazmalari_damgalar" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/turfan_yazmalari_damgalar.png" alt="" width="317" height="136" /></p>
<p style="text-align: center;"><em>Turfan yazmalarında kullanılan, ara géçiş örñeği olarak vérilebilecek damgalar.</em></p>
<p>İlk bakışta /et/ damgasınıñ üst kesimine yapılan ekleme ile oluşturulduğu düşünülse de, /ök/ damgasınıñ apayrı olarak incelenmesi gerekiyor. Öyle ki, ben bu damganıñ soñradan gerenilerek türetildiğini, dildeki sorunu gidermesi için özel olarak oluşturulduğu düşünüyorum. Örñeğin şişkin, şişmiş añlamındaki iki kökteş sözcüğü ele alalım: köpük ile köpek. Ünlüler değme durumda yazılamadığından ikisiniñ de yazımı bir olacaktır; köpk. Soñdaki /k/ sesiniñ /ek/ mi yoksa /ük/ mü olduğunu bilemeyiz. İşte bu durumda yardımımıza soñradan türetilen /ök/ damgası koşuyor. Bunuñ gibi birçok sözcük karışılıktan kurtuluyor. Ayrıca diyebilirim ki, /ok/ damgası da soñradan türetilmiştir. Çubuklular içinde tek başına kesin bir köken açıklamasınıñ oluşu ile öne çıkmasınıñ nedeni de budur belki, öğeler arasına soñradan, gereksinim doğrultusunda katılması. Böylece bu iki yéñi damgayla (/ök/ ile /ok/) sözcükler arası yazım sorununu giderilerek, tutarlılık konusunda özen gösterildiğini añlayabiliyoruz.</p>
<p><img class="size-full wp-image-1469 aligncenter" title="ok-damgasinin-kokeni" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/ok-damgasinin-kokeni.png" alt="" width="621" height="237" /></p>
<p>Soñradan oluşturulan bu iki damgada yéñi bir uygulamaya da géçilmiştir: nesneleri damgalaştırma. Savaş aracı olarak kullanılan oktan /ok/ sesi, géyik/kéçi betimlemesinden de /ök/ sesi karşılanmıştır.</p>
<p><strong>Çatallı damgalar</strong><br />
Kök damga olarak aldığım /el/ damgasını, çubuklulara ulamlayabilirdim ancak doğrudan bir nesneyi anımsattığından, üstelik adınıñ da kendisiyle ilişikli olmasından dolayı ayrı bir ulam olarak incelenmesi gerektiğini düşündüm.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1470" title="koken_aciklama_3" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_3.png" alt="" width="635" height="212" /></p>
<p>Yüksek olasılık /el/ sesi, el&#8217;e benzetilerek türetilmiştir. Kolunuzu dik olarak havaya doğrultup, baş parmağınızı bir yöne, kalan dört parmağınızı da karşı yöne doğrulttuğunuzda bunu kolaylıkla görebilirsiniz. Dilimize soñradan girip girmediği konusunda kesin yargım yok ancak, bu sesle başlayan sözcükleriñ hiç biri bizim déğildir. Söz başında yoksa soñradan girmiştir démek de ne denli doğru sayılabilir ki? Ayrıca ilk türetilen çubuklu damgalar arasında /al/ sesini karşılayan bir damga da yér édinmişti. Kendinden soñra sesler türettiğini göz önüne alırsak, eñ eski seslerden biri olduğunu añlayabiliriz.</p>
<p>Bunuñ üzerine şunları da söyleyebilirim; /l/ sesiyle sözcük başlamaz kuralı günümüzde bile öylesine benimsenmiştir ki, yad sözler bu kurala uydurulmaya çalışılmıştır. Çalıştırılmıştır dérken, birileri kendi başına göre yapmamıştır. Bunu yapan, Türkçeniñ doğal dil yapısıdır. Anadolu kişisiniñ ayrımında olmadığı dil bilincidir. Bu yüzden limon yérine ilimon démek yañlış konuşma déğil, olması gerekendir.</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/er-ile-el-damgaasi.png"><img class="size-full wp-image-1476 aligncenter" title="er-ile-el-damgaasi" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/er-ile-el-damgaasi.png" alt="" width="640" height="292" /></a></p>
<p>Kök damga dédiğim /el/ damgasınıñ kollarından aşağı çekilen küçük çentiklerle /er/ damgası türetilmiştir. Bugün için bile r~l değiştokuşlarından söz édebilmekteyiz. Örñeğin otururlar yérine oturullar déyişi gibi. Doğu illerimizde ulayı Azericede böyle çok sayıda örñekleri vardır. Bunuñ yanısıra, /r/ sesi ile olan yad sözcükler de, tıpkı /l/ sesinde olduğu gibi başına /i/-/ı/ ekle, kullan kuralına göre söylenmektedir: ıramazan, iradyo&#8230; İlgi çekense şudur; /er/ damgasınıñ ere (adama, kişiye) benziyor olmasıdır. Eñ üste bir beñek eklediğimizde baş olur, dikey çizginiñ alt kesimlerine de ayak eklendiğinde büsbütün kişi olur. Ne var ki, çok uzun bir géçiş süreci gerektiren bu durumu kanıtlar somut bir véri yoktur.</p>
<p>Irk Bitig yazmasını incelediğimizde ise /er/ damgasını, /el/ damgasınıñ ortasına çizilen yatay çizgi ile karşıladıklarını görüyoruz. Bu /ş/ diye nitelendirdiğimiz damganıñ birebir benzeridir. Söz konusu yazmada /ş/ sesi /s/ ile karşılanıyordu.</p>
<p>Soñradan türeyen ancak kendisiyle söz başlatan seslerden biri de /ş/ &#8216;dir. Eski yazmalarımızda türlü türlü gördüğümüz /ş/ damgası, Orkun yazıtlarında açıkça /ç/ damgasınıñ 180 derece dönderilip ortasına çekilen doğrusal bir çizgi ile oluşturulmuştur. Bu sözü /el/ damgasından türemiştir diye de yineliyebiliriz. Ancak daha olası köken /lç/ sesiniñ evrilmesi ile oluştuğudur. Balç &gt; baş örñeğinde olduğu gibi, géçişi bitiren sözleriñ yanısıra, alç + ak : alçak, alçaguluk (alç&gt;aş) &gt; aşağuluk &gt; aşağılık gibi eski biçimini de koruyan sözlere ek olarak, géçişe uğramayan ölç, yalçın gibi sözcükler de bulunmaktadır. Géçiş olsaydı ölç sözcüğü öş, yalçın sözcüğü de yaşın olacaktı.</p>
<p>Kök damganıñ 180 derece döndürülmesiyle /aç/ damgasınıñ oluşturulduğu düşünülebilirse de, ilgimizi çeken, adı ile ilişikli olmasıdır. Doğrusal dikey çizginiñ aşağıya doğru inerken ikiye bölünmesi, kollardan biriniñ sağa, öbürünüñ de sola yönelmesi ile aç- éyleminiñ betimlenmesini görebiliyoruz. Bunuñ gibi /iç/ damgası da bir sayılabilir. Kök damganıñ içine doğru inen çizgi ile iç- éylemi betimlenmiştir diyebiliriz. Buradan şu da çıkar; yalnızca nesneler déğil, éylemler de betimlenmiştir.</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/ac-ic-damgasi.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-1477" title="ac-ic-damgasi" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/ac-ic-damgasi.png" alt="" width="640" height="264" /></a></p>
<p><strong>Çapraşık damgalar</strong><br />
İşiñ özünde bu ulamlamaya aldıklarımıñ birbiriyle pek ilişikleri yoktur. Yalnızca benzerliklerinden dolayı böyle bir adlandırma yaptım.</p>
<p>Madde añlamına gelen ed sözcüğünü karşılayan /ed/ damgası, iki çizginiñ çarpık biçimde üst üste çizilmesiyle oluşturulmuştur. Ed (madde) ile ne gibi ilişkisi olabilir? Buna benzer biçimde Sümerler de koyun damgası olarak ⊕ simgesini kullanmışlardır. İşiñ ilginç yanı Orkun&#8217;dan daha önce yazılmış olan Yéñiséy yazıtlarında /ed/ damgası ⊕ biçiminde kullanılmıştır. Añlaşılan, daha soñraları kısaltmaya gidilerek çévresindeki yuvarlak kaldırılmış. Buradan Sümerler ile ilişki konusuna da değinilebilir. Kim bilir, belki de bir étkileşim olmuştur!</p>
<p>Sıradan düşündüğümüzde, iki çizgiyi üst üste bindirmek eñ kolay elde édilebilecek imlerden biri olarak karşımızda durur. Birçok yazı düzeniñde üst üste bindirilmiş damga örñeklerini görmemiz olanaklıdır. Kişioğlu, doğası gereği bir olduğundan çoğu kez aradığı çözüme de bağımsız olarak birebir yanıt bulabilmektedir. Lâtin, Kiril, Yunan, Gürcü, Tay Dam, Tifinağ, Futhark, Karyan, Etrüsk, Hun, Götik, Lisyan, Lidyan, Oğam, Sümer ib. yazı düzenlerinde bunu görmek olanaklıdır.</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_4.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-1478" title="koken_aciklama_4" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_4.png" alt="" width="640" height="194" /></a></p>
<p>İlk bakışta /ed/ damgasınıñ üste eklenen çatı ile oluşturulduğu düşünülebilirse de /eb/ damgası özel olarak türetilmiştir. Bunuñla birlikte /m/ damgasıyla da ilişiklidir.</p>
<p>Eskiler çadır kurar, içinde yaşarlarmış. Onlarıñ evleri öyleymiş. Damga oluştururken de, /ev/ damgasını çadıra benzetmişler. Başında bir çatı, alt kesiminde de ayakları, destekleri. Damgada da olduğu gibi böyle. Bilmemiz gereken; günümüzdeki /v/ sesiniñ /b/ sesinden dönüştüğüdür: eb &gt; ef &gt; ev. Buna ek olarak géçiş sürecini sürdüren öfke sözcüğü de vérilebilir; öbke &gt; öfke &gt; *övke (gelecekte böyle kullanılacak).</p>
<p>Ancak ilgimizi çeken, /m/ damgası için çok uğraşılmaması, /eb/ damgasınıñ yan yatırılıp olduğu gibi kullanıma sokulmasıdır. Dudaksı sesleriñ (b, m, p) çıkış yérleri bir olduğundan, bunlarıñ kendisi arasında géçişleri olur. Örñeğin biz ben dérken, Azeriler men der. Bin dériz ancak kimi eski yazmalarda min biçiminde de görürüz. Bu tür birkaç gedik dışı /m/ ile başlayan sözler bizim déğildir; maliye, manzara, mağaza&#8230;</p>
<p><strong>/ag/ damgasınıñ oluşumu</strong><br />
İlgi çekici olan, çubuklu diye nitelendirdiğim /ag/ damgasınıñ Talas yazıtlarında /ed/ damgasından yola çıkılarak türetilmiş olmasıdır. Orada ucuna kulaklar eklenmiş X biçiminde yazılan damga, daha soñraki dönemlerde kulakları daha da uzatılmış, kimilerinde ise kıvrılmıştır. Uzun bir géçiş sürecinden soñra da günümüzdeki biçimini almıştır.</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_14.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-1479" title="koken_aciklama_14" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_14.png" alt="" width="635" height="256" /></a></p>
<p>Dördüncü gelişim evresinden soñra bağımsız olarak gelişimini sürdürdüğü görünen bir gérçek. O dönemi göz önüne alırsak, yazım kurallarını ölçünleştiren bir kurum, yér olmadığı soñucuna varabiliriz. Dolayısıyla, birbirinden kopuk olarak yaşayan, buna karşın yazmayı sürdüren topluluklar arasında damgaları geliştirme süreci bağımsız olarak işlemiştir. Bundan ötrü, yazıyı kullananlardan bir kesimi, iki kulakçığı ortadaki çizgiye bağlayan çizgiyi silmişler, daha sonra da eğimli kulakçıkları düz çizmişlerdir. Bundan çavı olmayan öbür kesimse, düz çizgiyi silmiş, daha sonra da kulakçıklar arasındaki çarpık çizgiyi düzleştirerek yalınlaşmayı sürdürmüşlerdir.</p>
<p>Arayış: /ag/ damgasınıñ çubuklularla birlikte türetilme olasılığı da varken, /ed/ damgasından yola çıkılarak türetilmesi çok daha olası duruyor. Oluşum ulayı géçiş evrelerini incelediğimizde bu yönde kuşku bırakmıyor olsa da, bunu kesin söyleyebilmemiz için birkaç yéri aydınlatmamız gerekiyor; /ag/ damgası için neden /ed/ damgasından yola çıkıldı? /d/ ile /g/ sesleri arasındaki ilişki nedir?</p>
<p><strong>Dalgalı damgalar</strong><br />
Dalgalı olarak nitelendirdiklerimden /ny/, /nç/ ile /an/ arasında ilişkilendirme yapabilmekteyiz ancak /u/ ile /ad/ sesleri için bu söz konusu olmamaktadır. Dolayısıyla ulamlamaya biçimlerinden ötrü alınmışlardır.</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_5.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-1480" title="koken_aciklama_5" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_5.png" alt="" width="591" height="347" /></a></p>
<p>Çağdaş Türkçede /y/ sesi ile başlayan kimi sözcükler eskiden /d/ ile anılırdı. Dolayısıyla d&gt;y evrilmesinden söz étmekteyiz. Adak &gt; ayak, adgır &gt; aygır, adıg &gt; ayıg &gt; ayığ &gt; ayı gibi örñekler vérilebilir. Bugün ayırmak diye bildiğimiz éylem, eskiden adırmak biçimindeydi. Buradan yola çıkarak /ad/ damgasına bir kökenleme daha ekleyebiliriz; birbirinden ayrılan iki parça betimlenmiştir. Damgaya baktığımızda çatlayarak birbirinden uzaklaşan iki parçayı görebiliriz.</p>
<p>Dilimizde taşıyamayıp, düşürüp yitirmiş olduğumuz /ny/ sesi, günümüze /y/ olarak gelip çıkmıştır; nyar &gt; yar &gt; yaz, nyür &gt; yür &gt; yüz. Moğolca da ise /n/ sesine düşüşmüştür; nyür &gt; nüür. Yalnız, nedeni bilinmeyen bir biçimde nye ile türevlerinde /y/ olarak déğil de, /n/ olarak kalmıştır. Dolayısıyla çağdaş Türkçede /n/ sesiyle başlayanlarıñ, ne ile türevleri neden, neyse, nasıl (ne asıl), nerede dışındaki sözcükleriñ tümü yaddır diyebiliriz.</p>
<p>Kökte /n/ olmak koşulu ile /nç/ ile /ny/ sesleriniñ türetimi için /an/ damgasından yararlanılması pek doğal görünüyor. Değme iki damganıñ türetimi de birbiriniñ benzeri yolla yapılmış, üst üste bindirilerek yéñi damga oluşturulmuştur. Ne var ki, /nç/ damgasında uç kesimler sivrileştirilmiş. Burada ilgimizi çeken, bu türetme yolunuñ birebir benzeriniñ lâtin damgalarında da oluşudur. Onlar da sıradan düşünerek iki /v/ damgasını üst üste bindirip /w/ damgasını oluşturmuşlardır.</p>
<p><strong>/eg/ damgasınıñ oluşumu</strong><br />
Oluşum evresiniñ tüm örñeklerini gözlemleyebildiğimiz damgalarıñ başında /eg/ gelmektedir. Sancılı bir géçiş dönemi géçirmiş olmasına karşın eñ soñ biçiminde özgünlük taşımaktadır. Üstelik biçimiyle de, bir éylemi betimlediği söylenebilir; eğmek. Günümüzde eğ- olarak kullandığımız éylem, eskiden eg- biçimindeydi. Damganıñ soñ biçimi ise eğilmiş bir parçayı göstermektedir.</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_6.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-1481" title="koken_aciklama_6" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_6.png" alt="" width="635" height="260" /></a></p>
<p>Türetime gidilirken neden dolayı /aç/ damgası séçilmiştir? Buna vérebilecek bir yanıtımız olmalı. Karadeniz yöresinde konuşulan ağızlarda çoğu kez /g/ yérine /c/ kullanılmaktadır; güzel &gt; cüzel. Belki de aradığımız yanıt budur. Bilmediğimiz bir dönemde ç &gt; g dönüşümleri olmuştur diye düşünüyorum; günümüzde de somut kanıtınıñ oluşu böyle düşünmeme neden oluyor.</p>
<p>Bugün için Kosova Türkleriniñ ağzında da söz konusu ç &gt; g izlerini görmekteyiz. Birkaç örñek vérmek gerekirse; git &gt; cit, gel &gt; cel, géç- &gt; céç, gez- &gt; cez, gir- &gt; cir, géç &gt; céç gibi. Bunuñla birlikte, İngilizleriñ /g/ yazıp /c/ okumaları da ilgi çekicidir. Onlar da böyle bir géçiş yaşamış olabilir, kestirip atmadan düşünmekte yarar var.</p>
<p>Ne var ki, hem /eg/ hem de /ag/ damgalarınıñ soñradan kök damgalar üzerinden yola çıkılarak türetilmiş olmaları, /g/ sesiniñ dilimize soñradan katıldığını gösterir.</p>
<p><strong>/as/ damgasınıñ oluşumu</strong><br />
Géçiş süreci /eg/ damgasından kısa sürmüştür ancak aldığı soñ biçimiyle özgünlük göstermektedir. Çatallı damgalar ulamındakileriñ, ses olarak birbirleriyle ilişkili olmaları bakımından, kök damganıñ /el/ séçilmesi kolaylıkla añlaşılabilirken, /as/ damgası için neden /el/ &#8216;den yola çıktıklarını özel olarak açıklamak gerekiyor.</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_7.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-1482" title="koken_aciklama_7" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_7.png" alt="" width="620" height="207" /></a></p>
<p>Başka bir köken açıklamasına göre, saban biçiminden gelmektedir. Öyle ise diyebiliriz ki, sabana benzesin diye /el/ damgası séçilmiş, türetim bunuñ üzerine yapılandırılmıştır. Öbür damgalarda da gördüğümüz gibi, yéñi türetilen damgalarıñ bir betimleme olmasına özen gösteriliyordur.</p>
<p><strong>/at/ damgasınıñ oluşumu</strong><br />
İki tür köken açıklaması yapılır ancak ikisine de katılmam. Birinde, binek dirisi olan atdan geldiği söylenir; öbüründe de dağdan geldiği. Günümüzdeki kimi sözbaşı /d/ olan sözcükler, eskiden /t/ ile söylenirdi; /eg/ damgasında da déğindiğim gibi, /ğ/ sesi /g/ ile karşılanırdı. Dolayısıyla, bugün dağ olarak bildiğimiz sözcük, eskiden tag biçimindeydi. Bundan ötrü de /at/ damgasınıñ tagdan geldiğini dérler.</p>
<p>Oysa ne ata, ne de dağa benzemektedir. Apaçık görüldüğü üzere at- éylemi betimlenmiştir. Üstelik daha önce türetilen /ok/ ile /yay/ damgaları kullanılarak ok atma éylemi töz alınmıştır.</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_8.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-1483" title="koken_aciklama_8" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_8.png" alt="" width="640" height="346" /></a></p>
<p>Bu konuda aldığım eleştiri şu; at- éylemi önceden uzun ünlülüydü; aat. Dolayısıyla öneri yañlıştır. Yanıtım şöyle, uzun ünlülü olanlarıñ soñuñdaki sessizde yumuşama olur; aat &gt; ad, yaat &gt; yad, süüt &gt; süd. Bundan ötrü uzun ünlülü olan aat (ad, isim) sözcüğü ile at- éylemi birbirinden ayrıdır.</p>
<p><strong>/ot/ damgasınıñ oluşumu</strong><br />
Betimleme konusunda vérilebilecek güzel örñeklerden biri de /ot/ damgasıdır. Bir tepeyi simgelemesi için eğri çizilmiş, üstüne de iki küçük çizgi eklenmiş ki, onlar da tepede biten otları simgeliyorlar.</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_9.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-1484" title="koken_aciklama_9" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_9.png" alt="" width="627" height="200" /></a></p>
<p><strong>/ay/ damgasınıñ oluşumu</strong><br />
İki köken açıklaması yapılır; birincisi ay biçiminden geldiği, ikincisi de yay biçiminden. İkisi de yüksek olasılıklıdır.</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_10.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1485" title="koken_aciklama_10" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_10.jpg" alt="" width="637" height="257" /></a></p>
<p>Kimi yazmalarda yuvarlak O biçiminde, ayıñ bütününü simgeleyerek yazılıyor olsa da, yarım ay biçimli damganıñ el yazısı sürümüdür diyebilirim. Yéñiséy yazıtlarında hilal biçimli yazılmış örñeği de bulunmaktadır. Bunuñla birlikte, savaşçı toplum oluşu gereği, yay biçiminiñ yéğlenebilirliği de vardır.</p>
<p><strong>/ey/ damgasınıñ oluşumu</strong><br />
Elde édilen /ay/ damgasına kuyruk eklenerek /ey/ damgası da oluşturulmuştur. İlk yazım örñeklerinde bu açıkça görülür ancak ilerledikçe çizgilerinde yumuşama yaşar.</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_12.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-1486" title="koken_aciklama_12" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_12.png" alt="" width="640" height="239" /></a></p>
<p><strong>/ant/ damgasınıñ oluşumu</strong><br />
Eski bir Türk içkisi olarak kımız, bugün için Türkiye, Azerbaycan gibi ülkelerde değerini yitirmiş olsa da, Kazakistan, Kırgızistan gibi bize daha uzak(!) olan Türk yurtlarında gözde içkilerdendir. At sütünden elde édilen bu içki, eskiden daha değerliydi. Ülkeye gelen élçilere sunulur, büyük toplantılara bunuñla soñ vérilirdi.</p>
<p>Ant içme diye kullanageldiğimiz déyim kökü de kımız ile ilişkilidir. Eskiler, söz bağlarken ant içme töreni yaparlardı. Bu törende, karşılıklı söz veren kişiler, içine kımız koyulmuş kaba, kanlarından damlatır soñra da sırayla içerlerdi. İçtikten soñra da Gök girsin, kızıl çıksın! dénirdi ki, sözü bozanıñ éğnine gök öñlü kılıç girsin, kaz kızılına boyanıp çıksın.</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_11.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-1487" title="koken_aciklama_11" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_11.png" alt="" width="640" height="209" /></a></p>
<p>Kan damlatılmış kımız karışımına ant dénirdi, dolayısıyla töreniñ adı olan ant içme buradan gelir. Bununla birlikte, antlaşma dédiğimiz kavram da, yine bu kökene dayanmaktadır.</p>
<p>Bugün için yalnızca sözde kalan bu gelenek, damga betimlemesine de yansımıştır; bir yuvarlak içinde üç beñek azı tek beñek ile gösterilmiştir. Yuvarlak ile kap simgelenirken, beñeklerle de kan damlaları betimlenmiştir.</p>
<p><strong>/ek/ damgasınıñ oluşumu</strong><br />
Çubuklularla birlikte mi türetildi, yoksa éylemleri betimlemeye géçtikleri dönemde mi ele alındı, kesin söz diyemiyorum ancak, ek- éylemini betimlediklerini söyleyebilirim.</p>
<p>Eñ sık ekilen, tarlaları altın sarısına boyayan buğday ile yola çıkmak pek doğal görünüyor. Ara géçiş kurgulaması olarak bedizde gösterdiğim damganıñ bir örñeği bulunmamaktadır. Olsaydı, köken açıklamasında bir gıdım kuşku bıraktırmazdı.</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_13.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-1488" title="koken_aciklama_13" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/koken_aciklama_13.png" alt="" width="594" height="190" /></a></p>
<p>Düşüncelerinizi biraz daha karıştırmak için sözlerimi sürdüreyim; günümüzde k &gt; g dönüşümleri vardır: kel &gt; gel, két &gt; gét &gt; git gibi. Dolayısıyla /k/ ile /g/ sesleri ilişkilidir. Damgalara baktığımızda da birbirleriniñ yansıması gibi durduklarını görebiliriz. Öylesine denk mi geldi, yoksa özenilerek çalışılıp türerildi mi? Bilmiyorum.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p>Bunlarla birlikte ilgi çekici bir yér de, damgalarıñ el kol devinmeleriyle betimlenebiliyor olmasıdır. Küçük kardeşim Ayla ile birlikte 2008 yılında bunuñ üzerinde çalışmıştık; birkaç damga dışında tümünü yapmak olanaklıdır.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/tamga_kokenleri_2.png"><img class="size-full wp-image-1489 aligncenter" title="tamga_kokenleri_2" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/04/tamga_kokenleri_2.png" alt="" width="498" height="452" /></a></p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p>Düşünceme göre, tüm bu düzen bir çizgi ile başladı. O çizgiden elde édilebilecek damgalar oluşturmayı sürdürdüklerinde gördüler ki betimleme de yapabiliyorlar. İlk betimledikleri de /ok/ damgasıydı. Nesne betimlemeye ise /el/ damgasını bulduklarında yöneldiler. Daha soñra éylemleri de betimlemeye géçip damga düzeneğini kurdular. Uzun yıllar içinde bu düzeni geliştirmekten de geri kalmadılar. Gereksinimler doğrultusunda yéñi türeyen sesleri karşılayan damgalar da türettiler.</p>
<p>Bilinen türetme yolu, eski kök damgaya çizgi, çentik ekleyip yéñisini oluşturmaktı ancak bu konuda Turfan yazmalarında bir gedik görüyoruz. Şimdiye dek hep damgalarıñ beñeksiz olduğunu düşünülürdü, ne var ki Turfan yazmalarını okurken gördüm ki, tembelliğe kaçıp kök damganıñ üzerine beñek koyarak sorunu géçiştirmişler. Bugün için bizim /ö/ sesi için /o/ damgasınıñ üzerine iki beñek koyma işimizi atalarımız da /ş/ sesi için /s/ damgasınıñ üzerine beñek koyarak yapmışlardır.</p>
<p>Soñuç olarak bu bir gereksinim idi, atalarımız da bunuñ eñ kısa, eñ kolay, eñ uygulanabilir yolunu bulmuş, koşulları gereği taşa işlemeyi, yarmayı çözmüşlerdir. Böylece binlerce yıl önceki sözlerini saklamayı başarmış, bize dek vardırabilmişlerdir.</p>
<p><em>Yazıyı PDF Belgesi olarak indirin:</em><br />
<a href="http://www.turkcesivarken.com/belgeler/TURK-DAMGALARININ-KOKENI.pdf" target="_blank">www.turkcesivarken.com/belgeler/TURK-DAMGALARININ-KOKENI.pdf</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/turk-damgalarinin-kokeni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göktürkçe Betikler Gönderiye Verildi</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/gokturkce-betikler-gonderiye-verildi/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/gokturkce-betikler-gonderiye-verildi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Feb 2011 14:59:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[göktürkçe]]></category>
		<category><![CDATA[mektup arkadaşlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=1424</guid>
		<description><![CDATA[2010 Kasım ayının 30&#8242;u önerdiğim Türk damgalarıyla yazışma akımına[1] katılan arkadaşlara ilk betiklerini bugün gönderdim. Gönderide yalnızca yazışma kağıtları değil, Azerbaycan&#8217;da yayın yapan türkçü çavlık Türküstan&#8216;dan bir kesi ayrıca 2007 yılında basıp dağıttığımız dil bildirilerinden[2] elimde kalanları da ekledim. Bununla birlikte birkaç arkadaşa yine Azerbaycan&#8217;da yayın yapan türkçü dergi olan Kimlik&#8216;den birer kesi koydum. İki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2010 Kasım ayının 30&#8242;u önerdiğim <strong>Türk damgalarıyla yazışma akımına</strong>[1] katılan arkadaşlara ilk betiklerini bugün gönderdim.</p>
<p>Gönderide yalnızca yazışma kağıtları değil, Azerbaycan&#8217;da yayın yapan  türkçü çavlık <strong>Türküstan</strong>&#8216;dan bir kesi ayrıca 2007 yılında basıp  dağıttığımız <strong>dil bildirilerinden</strong>[2] elimde kalanları da ekledim.  Bununla birlikte birkaç arkadaşa yine Azerbaycan&#8217;da yayın yapan türkçü  dergi olan <strong>Kimlik</strong>&#8216;den birer kesi koydum. İki arkadaşa da özel istekleri  doğrultusunda Azerice roman gönderdim.</p>
<p>Toplamda 8 kişi ile etkinliğimize başladık. Başlangıç için iyi bir sayı olarak  görüyorum. İleride sayının artacağı umuduyla ivedi biçimde geri  dönüşleri bekliyor olacağım. <img src='http://turkcesivarken.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Konu ile ilgili yorumlarınız için bu[3] bağlantıya uğrayınız.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/02/gokturkce-mektup.jpg"><img class="size-medium wp-image-1425 aligncenter" title="gokturkce-mektup" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/02/gokturkce-mektup-300x227.jpg" alt="" width="300" height="227" /></a><strong><br />
Ekleme (15.02.2011)</strong><br />
Bétikler yérine ulaştığı için içeriklerini tarayıp yayınlamanıñ iyi olabileceğini düşündüm. <strong>BÜYÜTMEK İÇİN BEDİZLERİN ÜZERİNE TIKLAYIÑIZ.</strong></p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/02/betik-1.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1436" title="betik-1" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/02/betik-1-205x300.jpg" alt="" width="205" height="300" /></a><br />
İlk bétte, yazışma akımından, ereğimizden söz ettim. İlerisi için iyi  dileklerde bulunup, soñraki bétlerde örñek bir bétin yazdığımı  bildirdim.</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/02/betik-2.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1437" title="betik-2" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/02/betik-2-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" /></a><br />
Göñül kapalı bir evdir.  Ne güzel ki, onuñ bir kapısı var. Açın o  kapıyı!  Açmazsanız sévgi içeri  nasıl girer? Sévgi, soylu bir hanım  gibidir.  Kapıyı kırmasını  bekleyemezsiñiz. Ya kulağıñızı dört açıp  kapınıñ  vurulmasını bekleyiñ  ya da açık bırakın öylece. Ancak, uyanık  oluñ.  Kapıyı açık görüp  hırsızlık yapmak isteyen olabilir. Evdeki  kutsalı,  göñlüñüzü çalabilir;  ışığıñızı, gücüñüzü alabilir. Yılmayıñ!  Alıñ o  hırsızdan kutsalınızı  ancak, kapıñıza kilit vurmayıñ. Böyle  yapar  kimileri, göñül evine bir  kez hırsız girdi mi, kapar kapısını,  gömer  kendini&#8230;</p>
<p>Kimileriyse  evde yoktur. Kapıyı kapatıp gezmeye tozmaya gitmiştir.   Géceleri de  uğramaz. Çapkındır onlar. Gittikleri yérde ancak   konukturlar. Konuklar  başka bir evde ne denli esen olabilir?</p>
<p>Görgüsüzler vardır  bir de; kapıyı açmayanlar. Geleniñ giysilerini   beğenmezler, dilenci  dérler onlara. Bir bardak suyu çok görürler.   Korkmayıñ! Vérin. Çünkü  yañlış biliyorsuñuz; bu evdeki kutsal kaynak,   kutsal su pınarıdır.  Vérmekle tükenmez; artar, taşar. Taşarken evi   bozmaz; yéñiler, büyütür.  Köşkte oturmak varken, derme çatma barınakta   kalmak deliliktir. ﻿</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/02/betik-3.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1438" title="betik-3" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/02/betik-3-203x300.jpg" alt="" width="203" height="300" /></a><br />
Işıkları kapatmış, sağ  elimde kahve fincanı, sol elimde sigara,   karanlığı dinliyordum.  Düşünüyordum kara kara. Güñlerim böyle géçerdi;   añlamsız bulduğum  yaşantımıñ nedenlerini sorgulayarak.</p>
<p>O gün  kapım çalındı.  Umursamadım. Çoluk çocuktur dédim. Ancak ertesi  güñ yine  çalındı;  kapıyı açmaya karar vérdim. Bir dilenci gördüm. Ne  istersin  dédim. Bir  bardak su dédi. Yanaşmadım; neden ona suyumdan  vérmeliyim ki  dédim.  İçeri döndüm. Gördüğüm beni şaşırttı; odamıñ  ortasındaki çağlayan   taşmaya başlamış, yérleri ıslatmıştı. Ayağım  ıslanıñca, tez geri   döndüm. Giden dilenciniñ ardınca seslenip  çağırdım. Yardım istedim.   Çağlayanıñ etrafını çévirmezsek evimi su  basacak dédim. Benimle geldi.   Ancak çok daha kötüsü oldu;</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/02/betik-4.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1439" title="betik-4" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/02/betik-4-205x300.jpg" alt="" width="205" height="300" /></a><br />
çağlayan daha şiddetli çağlamaya, taşmaya   başladı. Suyuñ önü alınmaz  oldu. Yüreğim korkuya düşerek, hızla atmaya   başladı. Eşyalar su içinde  kaldı, küçük olanlar yüzüyordu bile.   Dilenciye baktım; herşey onuñ  yüzünden olmuştu. İvedi biçimde mutfağa   girip, temiz bir bardak aldım.  Çağlayanıñ kaynağıñdan doldurup ona   uzattım. İçtiğinde çağlayan  duruldu. Tañrım! Bu o mu?</p>
<p style="text-align: left;"><span style="text-decoration: underline;">dipçe: </span><br />
[1] <a href="http://kokturukce.blogspot.com/2010/12/gokturkce-betik-mektup-arkadaslg.html">http://kokturukce.blogspot.com/2010/12/gokturkce-betik-mektup-arkadaslg.html</a><br />
[2] <a href="../yazismalik/index.php?topic=321.0">http://turkcesivarken.com/yazismalik/index.php?topic=321.0</a><br />
[3] <a href="../yazismalik/index.php?topic=5414.0">http://turkcesivarken.com/yazismalik/index.php?topic=5414.0</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/gokturkce-betikler-gonderiye-verildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göktürk Damgaları Evrensel Yiv Ölçünlerinde</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/gokturk-damgalari-evrensel-yiv-olcunlerinde/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/gokturk-damgalari-evrensel-yiv-olcunlerinde/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Apr 2010 13:45:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çavlar (Haberler)]]></category>
		<category><![CDATA[damga]]></category>
		<category><![CDATA[evrensel yiv]]></category>
		<category><![CDATA[göktürkçe]]></category>
		<category><![CDATA[orkun]]></category>
		<category><![CDATA[unicode]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=1133</guid>
		<description><![CDATA[Bir süre önce şu[1] başlıkta bildirdiğimiz gibi <strong>Göktürk damgaları evrensel yiv démeli unicode ölçünlerine yükseltildi.</strong> Bu ne añlama geliyor? Şuna; artık Lâtin damgalarını yazdığıñız gibi Türk damgalarını da özgürce yazabileceksiñiz. Aşağıda gördüğüñüz gibi <strong>GOOGLE'da arama bile yapabileceksiñiz.</strong> [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir süre önce şu[1] başlıkta bildirdiğimiz gibi <strong>Göktürk damgaları evrensel yiv démeli unicode ölçünlerine yükseltildi.</strong> Bu ne añlama geliyor? Şuna; artık Lâtin damgalarını yazdığıñız gibi Türk damgalarını da özgürce yazabileceksiñiz. Aşağıda gördüğüñüz gibi <strong>GOOGLE&#8217;da arama bile yapabileceksiñiz.</strong></p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/04/google-gokturkce.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1134" title="google-gokturkce" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/04/google-gokturkce.jpg" alt="" width="547" height="284" /></a><br />
Ancak bir sorunumuz var; bu evrensel yivin (unicode 5.2.0) soñ sürümü, yalnızca soñ sürüm yayınlayan yazılımlarda çalışıyor. Örñeğin Firefox, GIMP gibi&#8230; Bu yüzden bir öngörüş olarak 5 yıl içinde tüm yéryüzüne yayılır diye düşünüyorum.</p>
<p>Bilgisayarlarda görüntüleyebilmek için şu[2] başlantıya tıklayıp, yazıtürünü kuruñ. Kullanıp yazmak içinse, bu[3] bağlantıya tıklayıp <strong>Emir Yâsin Sarı</strong>&#8216;nıñ anıkladığı belgeyi okuyuñ. Belgede 3 ayrı işletim dizgesi (Linux-Windows-Macintosh) için yordamlar añlatılmaktadır.</p>
<p>Ayrıca bu özelliği kullanarak açılmış iki de yérliğimiz bulunmaktadır. Örñek olması açısından inceleyebilirsiñiz. Biri benim kişisel günlüğüm; <a href="http://gokbeyuluc.wordpress.com/" target="_blank">http://gokbeyuluc.wordpress.com</a> öbürü de E. Y. Sarı&#8217;nıñ günlüğü; <a href="http://fankibiber.wordpress.com/" target="_blank">http://fankibiber.wordpress.com</a></p>
<p><strong>dipçe:</strong><br />
[1] <a href="../yazismalik/index.php?topic=1069.msg8129#new" target="_blank">http://turkcesivarken.com/yazismalik/index.php?topic=1069.msg8129#new</a><br />
[2] <a href="../belgeler/orkun2.ttf" target="_blank">http://turkcesivarken.com/belgeler/orkun2.ttf</a> (sağ tıkla farklı kaydet &#8216;i seç)<br />
[3] <a href="../belgeler/orkunsayisal.rar" target="_blank">http://turkcesivarken.com/belgeler/orkunsayisal.rar</a><br />
[4] <a href="http://turkcesivarken.com/yazismalik/index.php?topic=2859.0">http://turkcesivarken.com/yazismalik/index.php?topic=2859.0</a> Sorularıñız için&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/gokturk-damgalari-evrensel-yiv-olcunlerinde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sözcükler Terleyebilir mi?</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/sozcukler-terleyebilir-mi/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/sozcukler-terleyebilir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 23:08:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[arı böcek]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[azerice]]></category>
		<category><![CDATA[göktürkçe]]></category>
		<category><![CDATA[sözcük kökeni]]></category>
		<category><![CDATA[terk]]></category>
		<category><![CDATA[turkey]]></category>
		<category><![CDATA[türük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=727</guid>
		<description><![CDATA[Türkçede iki ünsüzün yanyana gelmediğini biliyoruz. Öyle ise <strong>terk</strong> sözcüğü nasıl Türk kökenli oluyor?

Bu tür sözcükler dilimizde epeyce bulunmaktadır. En kolayından<strong> Türk</strong> sözcüğünün kendisi var. Ançıp köken araştırması yapıldığında işin özünü bilmek kişiyi sevindiriyor.

Göktürkçe'de Türk sözcüğü <img class="alignnone" title="türük" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2009/06/turuk.png" alt="" width="39" height="16" /> (türük) gibi kullanılmakta idi. [...]

Mısır ülkesinin adı örneğin. Bitki adı olarak da kullanılır. İşin özü şudur; Mısır'dan gelen bu yeni bitkiye <strong>mısır buğdayı</strong> denmiştir. Bir süre sonra buğday sözcüğü kullanımdan düşmüş ulayı mısır kalmıştır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkçede iki ünsüzün yanyana gelmediğini biliyoruz. Öyle ise <strong>terk</strong> sözcüğü nasıl Türk kökenli oluyor?</p>
<p>Bu tür sözcükler dilimizde epeyce bulunmaktadır. En kolayından<strong> Türk</strong> sözcüğünün kendisi var. Ançıp köken araştırması yapıldığında işin özünü bilmek kişiyi sevindiriyor.</p>
<p>Göktürkçe&#8217;de Türk sözcüğü <img class="alignnone" title="türük" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2009/06/turuk.png" alt="" width="39" height="16" /> (türük) gibi kullanılmakta idi. Bu yüzden bir sorun yokdu. Oğur içinde son seslemdeki /ü/ ünlüsü düşmüş ulayı <strong>Türk</strong> olmuştur. Türük sözcüğündeki /ük/ eki, kır<strong>ık</strong>-sök<strong>ük</strong> gibi sözcüklerde geçen eylemden ad yapan ekin kendisidir. Kırık kırılmış, sökük sökülmüş gibi türük de türemiş anlamına gelmektedir. Bu kökenlemenin ayrıntısı uzun süreceğinden, konu dağılmasın diye kısa kesiyorum.</p>
<p><strong>Terk</strong> sözcüğünün de eski dilde <strong>terik</strong> (<a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/01/terik.png"><img class="alignnone size-full wp-image-735" title="terik" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/01/terik.png" alt="" width="30" height="17" /></a>) olduğunu düşünüyorum. İlk seslemde /e/ olduğu için sonrasındakı dudak benzerliğinden /i/ olmalıdır. Bu da az önce dediğim kırık-sökük sözcükleri ile eştir. Kırık kırılmış, sökük sökülmüş, terik terlemiş&#8230; Evet, terlemiş anlamına geliyor. Biraz düşündüğümüzde <strong>ter</strong> sözcüğü ile de aynı anlama geldiğini görmekteyiz. Ter; eğnimizi terk eden sıvıya denir. Demeli eğnimizdeki sıvı yerini terk ediyor ulayı terlemiş oluyor. Bana göre eskiden bu sözcük <strong>terik sıvı</strong> idi. Sıvı sözcüğü bir süre sonra kullanımdan düştü ulayı terik önadı (sıfatı) tek başına bu kavramı karşılamaya başladı.</p>
<p>Bu sizi şaşırtmasın. <em>&#8220;Aydan arı, sudan duru&#8221;</em> deyimimize göre. Burada geçen <strong>arı</strong> sözcüğünün bildiğimiz bal üreten böcek ile hiç bir ilgisi yoktur. Kaşgârlı Mahmut, Divanı Lügatit Türk betiğinde arı sözcüğünü <strong>temiz, saf</strong> olarak vermiştir. Bu yüzden bu sözcük bir önaddır. <strong>Arı böcek</strong> sözcüğündeki böcek sözü düşmüş yalnızca arı kalmıştır. Atalarımız bunlara arı demeli saf, temiz demişlerdir çünkü bunlar son derece arınıklardır. Her bir arı öz kovanına girmeden önce ayaklarını bile temizler. Dışarıda gezerken çiçeklere konarlar, mındar dediğimiz nenlere yaklaşmazlar.</p>
<p>Bu tür örneklerden bayağı vardır dilimizde. Mısır ülkesinin adı örneğin. Bitki adı olarak da kullanılır. İşin özü şudur; Mısır&#8217;dan gelen bu yeni bitkiye <strong>mısır buğdayı</strong> denmiştir. Bir süre sonra buğday sözcüğü kullanımdan düşmüş ulayı mısır kalmıştır.</p>
<p>Bu konuda çok önemli bir örnek daha var. Azerbaycan Türklerinin <strong>hindtoyuğu, hindxoruzu</strong> dediği diriye bir oğurlar biz de öyle diyorduk. Tavuk (toyuq) sözcüğü bizde düşmüş hind (hindi) tek başına kullanılır olmuş. Az önce dediğimiz mısır buğdayı örneğindeki gibi oldu. İlginç olan, bu diri bizden de İngilizlere gitmiş. Onlar da <strong>türkiye kuşu</strong> diye adlandırmışlar. Öngöreceğiniz gibi kuş sözcüğü düşmüş, yalnızca türkiye kalmış. O da bugün <strong>turkey</strong> olarak hem diriyi hem de ülkemizin adını simgelemektedir. Bu nedenle kimilerinin dediği gibi &#8220;<em>İngilizler bizimle dalga geçiyor</em>&#8221; sözünü taplamıyorum.</p>
<p>Artık diyebiliriz; <strong>sözcükler de terleyebilir</strong>. Çünkü terlemek sözcüğünün ıraklaşmak, uzaklaşmak, terk etmek anlamları olduğunu biliyoruz. Az önce verdiğim örnekleri usunuza getirin. Onlar iki sözcükten oluşuyorlardı. Biri terk etti yoldaşını, tıpkı eğnimizi terleyip, terk eden sıvı gibi&#8230;</p>
<p>________________<br />
<strong>Gökbey ULUÇ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/sozcukler-terleyebilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bahadır Çiğsi Yazması</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/bahadir-cigsi-yazmasi/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/bahadir-cigsi-yazmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 10:04:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[baghatur chigshi]]></category>
		<category><![CDATA[bahadır çiğşi]]></category>
		<category><![CDATA[bahadır çiğşi yazması]]></category>
		<category><![CDATA[çigşi]]></category>
		<category><![CDATA[eski Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[eski yazıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[göktürkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=613</guid>
		<description><![CDATA[Türkistan’ın Turfan ilinde, 20. yüzyılın başlarında yapılan kazılarda, yüzlerce bet el yazması bulundu. İçeriği Çince, Moğolca, Soğdça, Uygurca gibi birçok Asya dilinde yazılmış geñeli dinsel içerikli yazmalardır. Uygurca yazmalar arasında, onumsal (tıbbî) bilgiler içeren bilgiler yer alması ayrı bir güzellik. Bu yazmalar arasında Türk âbecesi ile yazılmış birkaç yaprak da çıktı. Bu yazıda,  Tun &#8211; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkistan’ın Turfan ilinde, 20. yüzyılın başlarında yapılan kazılarda, yüzlerce bet el yazması bulundu. İçeriği Çince, Moğolca, Soğdça, Uygurca gibi birçok Asya dilinde yazılmış geñeli dinsel içerikli yazmalardır. Uygurca yazmalar arasında, onumsal (tıbbî) bilgiler içeren bilgiler yer alması ayrı bir güzellik. Bu yazmalar arasında Türk âbecesi ile yazılmış birkaç yaprak da çıktı. Bu yazıda,  Tun &#8211; Huang&#8217;da bulunan ve bu yazmalardan biri olan Bahadır Çiğşi yazması ele alınmaktadır.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-615 aligncenter" title="bahadircigsiyazmasi" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2009/08/bahadircigsiyazmasi.png" alt="bahadircigsiyazmasi" width="416" height="395" /><br />
Bediz : Bahadır Çiğşi&#8217;niñ yazdığı özgün belge.</p>
<p><strong>Özgün Yazı</strong><br />
<img class="aligncenter size-full wp-image-674" title="bahadir-cigsi" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2009/08/bahadir-cigsi.gif" alt="bahadir-cigsi" width="563" height="515" /><br />
<strong>Orkun damgalarıyla</strong><br />
<img class="alignnone size-full wp-image-614" title="bagatur-cigsi" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2009/08/bagatur-cigsi.png" alt="bagatur-cigsi" width="603" height="80" /></p>
<p><strong>Çevriyazı</strong><br />
1 &#8211; y<sup>e</sup>me[1] : bisinç[2] : <sup>a</sup>y[3] s<sup>e</sup>kiz[4] yig-<br />
2 &#8211; <sup>i</sup>rmige[5] bilig[6] köñül[7]<br />
3 &#8211; s<sup>a</sup>ñun[8] : b<sup>a</sup>şlap[9] : k<sup>e</sup>lti[10] y<sup>a</sup>baş[11]<br />
4 &#8211; tutu<sup>u</sup>k[12] bozaç[13] tutu<sup>u</sup>k[14] öt-<br />
5 &#8211; ebüz<sup>ü</sup>t[15] tutu<sup>ü</sup>k[16] : a[17] : <sup>a</sup>ltun[18] t<sup>a</sup>-<br />
6 &#8211; <sup>a</sup>y[19] s<sup>a</sup>ñun[20] : y<sup>a</sup>rt<sup>ı</sup>mlı<sup>ı</sup>k[21] <sup>e</sup>rür[22] atı[23]<br />
7 &#8211; öz[24] apa[25] tutu<sup>u</sup>k[26] : ol[27] atı[28] kam-<br />
8 &#8211; <sup>u</sup>g[29] atlıg[30] yüz[31] <sup>e</sup>lüg[32] otuz[33] <sup>e</sup>r[34]<br />
9 &#8211; k<sup>e</sup>lt<sup>i</sup>miz[36] bir[37] : kün[38] bir[39] kony[40]<br />
10 &#8211; iki[41] köp[42] : b<sup>e</sup>g<sup>i</sup>ni[43] : bit<sup>i</sup>geçi[44]<br />
11 &#8211; isiz[45] y<sup>a</sup>bız[46] kul[47] b<sup>e</sup>tidim[48]<br />
12 &#8211; atım[49] b<sup>a</sup>gatur[50] çigşi[51] :<br />
13 &#8211; <sup>a</sup>lt[52]</p>
<p><strong>Günümüz Türkçesi</strong><br />
Beşinci ay, on sekize bilgi:</p>
<p>Gönül Paşa (harekâta) başlayıp geldi. Yabaş etkisizleşti, Bozaç etkisizleşti, Örebüzet etkisizleşti. Ah!</p>
<p>Saygıdeğer yüce Paşa (ordudan) ayrıdır. Yeğen (ve) kendi babası etkisiz. O yeğen (ve) bütün atlı (ve) yüzseksen er geldik. Bir gün, bir koyun, iki tüm &#8220;begini&#8221;.</p>
<p>Yazıcı yazık! Yavuz kul<br />
Yazdım, adım Bahadır Çiğşi.<br />
Son</p>
<p><strong>Sonuç</strong><br />
Bu belge; bir askerî rapor, tutanak niteliğindedir. Bahadır Çiğşi&#8217;niñ üstlerini bilgilendirmek için, Gönül Paşa&#8217;nıñ geldiğini, hangi komutanların etkisiz duruma sokulduğunu anlatmış görünüyor.</p>
<p>Yazı, damgalı yazmasını iyi bilen biri tarafından yazılmış. Nitekim yazı doğrultusu konusunda, ilk yatayları düz olmasına karşın, sonrakileri dengeleyememi. Ayrıca sözcük ayırma imine pek sık başvurmamış, hattâ bir kurala göre de kullandığı söylenemez. Bu kimi sözcüklerin ayırt edilememesi sorununa neden olmakla birlikte bu durum çoğu yazıtta görülmektedir. Yazar ayrıca, damgalara kendince biçimsellikler, görsellikler katmak için uğraşmıştır. Damgaların biçimsel kıvrımları bu yönde düşünmemi sağlıyor.</p>
<p><strong>Damgalar</strong><br />
/a, e/ damgası diğer yazıtlarda olduğundan ayrı yazılmış. Belki de bu biçim öz biçim olup, diğeri Soğdca /a/ damgası olabilir. Burada /er/ damgasınıñ da Uygurlarıñ kullandığı biçimde olduğu göze çarpıyor. Ayrıca yazıda uzun ünlüleriñ gösterildiği görülüyor.</p>
<p><strong>Açıklamalar &#8211; Sözlük</strong><br />
[1] y<sup>e</sup>me : ve, hattâ (OY) yeme bağlacı, Türkiye Türkçesinde söz başlarında yitmiştir. Örñeğin Iğdır ağzında; daa ışıx da yanmır derken, İstanbul ağzında; ışık da yanmıyor denir. Buradaki daa, daha&#8217;nın ta kendisidir. Bu da eñ eski bağlaçlardan biri, takıdır. Yeme bağlacı da bu örñekteki gibidir. Bu yüzden eski yazılarda, söz başında olan yeme sözcüğü İstanbul ağzında kullanılmaz; gerek yoktur.<br />
[2] bisinç : beşinci (DLT, IB, OY)<br />
[3] <sup>a</sup>y : ay (DLT, IB, OY)<br />
[4] s<sup>e</sup>kiz : sekiz sayısı, 8 (IB, OY, DLT)<br />
[5] yig<sup>i</sup>rmi&#8217;ge : yirmi sayısı 20 | sekiz yigirmi; 18 sayısına denk gelir (TD) | -ge eki yönelme durum ekidir. [d]<br />
[6] bilig : bilgi (OY)<br />
[7] köñül : gönül (OY)<br />
[8] s<sup>a</sup>ñun : paşa, general, yüksek askerî rütbe (IB), señün : general (OY)<br />
[9] b<sup>a</sup>şla&#8217;p : başlayıp [d: 150].<br />
[10] k<sup>e</sup>l&#8217;ti : geldi.<br />
[11] y<sup>a</sup>baş : kişi adı olsa gerek. &#8220;yavaş&#8221; olması aŋlam bütünlüğü sağlamamaktadır.<br />
[12] tutu<sup>u</sup>k : askerî vali (OY), komutan. tutug : rehin (IB) ile karıştırılmaması gerek.<br />
[13] bozaç : kişi adı olsa gerek.<br />
[14] tutu<sup>u</sup>k : bkz. [12]<br />
[15] örebüz<sup>ü</sup>t : kişi adı olsa gerek.<br />
[16] tutu<sup>u</sup>k : bkz. [12]<br />
[17] a : Vahlama belirten ünlem olarak çoğu YY&#8217;de geçer.<br />
[18] <sup>a</sup>ltun : altın (OY, IB, DLT)<br />
[19] t<sup>a</sup>y : büyük, ulu, yüce (OY)<br />
[20] s<sup>a</sup>ñun : bkz. [8]<br />
[21] y<sup>a</sup>rt<sup>ı</sup>mlı<sup>ı</sup>k : DLT&#8217;de yartım: ayrılmış. Yola çıkımlık olmak, bölük, ordudan ayrılmış olan bir öbek aŋlamı taşıdığı açıktır.<br />
[22] <sup>e</sup>rür : -dir (OY) yardımcı eylem | er- eylemi bugünkü Türkçede ek-eylem olmuştur: imek. [d]<br />
[23] atı : yeğen (OY)<br />
[24] öz : öz, has (OY)<br />
[25] apa : baba (OY)<br />
[26] tutu<sup>u</sup>k : bkz. [12]<br />
[27] ol : o (OY, IB) 3. tekil kişi adılı.<br />
[28] atı : bkz. [23]<br />
[29] kam<sup>u</sup>g : hepsi, bütün, toplam (IB, OY)<br />
[30] atlıg : atlı, süvâri (IB, OY)<br />
[31] yüz : yüz sayısı, 100 (IB, OY)<br />
[32] <sup>e</sup>lüg : elli sayısı, 50 (OY)<br />
[33] otuz : otuz sayısı, 30 (OY)<br />
[34] <sup>e</sup>r : er, adam, asker (OY, IB)<br />
[36] k<sup>e</sup>lt<sup>i</sup>miz : geldik | Eski Türkçe kel- (gelmek) eylemi için di&#8217;li geçmiş zaman 1. çoğul çekimi. [d]<br />
[37] bir : bir sayısı, 1 (DLT, IB, OY)<br />
[38] kün : gün (IB, OY)<br />
[39] bir : bkz. [37]<br />
[40] kony : koyun (IB, OY)<br />
[41] iki : iki, 2<br />
[42] köp : çok, hep, bütün (OY)<br />
[43] b<sup>e</sup>g<sup>i</sup>ni : ?<br />
[44] bit<sup>i</sup>geçi : yazı aleti | biti- : yazmak (IB, OY)<br />
[45] isiz : yazık, esirgeme (DLT, TY)<br />
[46] y<sup>a</sup>bız : yavuz (IB, OY)<br />
[47] kul : kul (IB, OY)<br />
[48] b<sup>e</sup>tidim : yazdım (IB, OY)<br />
[49] atım : (benim) adım (OY, DLT)<br />
[50] b<sup>a</sup>gatur : unvan, &#8220;Bahadır&#8221;.<br />
[51] Çigsi : kişi adı<br />
[52] <sup>a</sup>lt : alt (bitiş).</p>
<p><strong>Kısaltmalar</strong><br />
bkz.: şu maddeye bakınız<br />
DLT: Divânü Lugâti&#8217;t-Türk, [a].<br />
IB: Irk Bitig, [b].<br />
OY: Orkun Yazıtları, [c][ç].<br />
TY: Talas Yazıtları, [e].</p>
<p><strong>Kaynakça</strong><br />
[a] Kaşgârlı Mahmûd, Divânü Lugâti&#8217;t-Türk, Kabalcı yayınları, Mayız 2005.<br />
[b] Talât Tekin, Irk Bitig Eski Uygurca Fal Kitabı, Öncü Yayınevi, 2004.<br />
[c] Talât Tekin, Orhon Yazıtları, TDK yayınları, 2008.<br />
[ç] Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, Boğaziçi Yayınları, 2007.<br />
[d] Fuat Bozkurt, Türklerin Dili, Kapı Yayınları, 2005.<br />
[e] Rysbek Alimov ile Kubat Tabaldiev, &#8220;A Newly Found Old Turkic Runic Inscription On A Boulder From Talas&#8221;, Türklük Bilgisi Araştırmaları, cilt 30/I (2005), bet: 121-125.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/bahadir-cigsi-yazmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göktürkçe Sözcük Bulmaca</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/gokturkce-sozcuk-bulmaca/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/gokturkce-sozcuk-bulmaca/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2009 19:52:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çavlar (Haberler)]]></category>
		<category><![CDATA[bulmaca]]></category>
		<category><![CDATA[Gökbey Uluç]]></category>
		<category><![CDATA[göktürkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=28</guid>
		<description><![CDATA[Türk abecesi ile anıklanmış (hazırlanmış) sözcük bulmaca oyunu...

Her düzeyden kişinin oynayabileceği kolaylıkta olup, sözcük ilen abeceniñ daha iyi kavranması, alıştırma yapılması için uygundur.

<a href="http://turkcesivarken.com/belgeler/sozcuk_bulmaca_gokturkce.pdf" target="_blank">Bulmacayı indir &#62;&#62;&#62;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><img class="aligncenter" title="gokturkce_bulmaca.png" src="http://belgeler.turkcesivarken.com/gokturkce_bulmaca.png" alt="" width="313" height="186" /><br />
Türk abecesi ile anıklanmış (hazırlanmış) sözcük bulmaca oyunu&#8230;</p>
<p>Her düzeyden kişinin oynayabileceği kolaylıkta olup, sözcük ilen abeceniñ daha iyi kavranması, alıştırma yapılması için uygundur.</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/belgeler/sozcuk_bulmaca_gokturkce.pdf" target="_blank">Bulmacayı indir &gt;&gt;&gt;</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/gokturkce-sozcuk-bulmaca/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

