<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkçesi Varken &#187; azerice</title>
	<atom:link href="http://turkcesivarken.com/damga/azerice/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://turkcesivarken.com</link>
	<description>Başka sese benzemez ananın sesi, ararsan vardır her sözün Türkçesi.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Sep 2010 12:17:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Türkçe Yazıldığı Gibi Okunan Bir Dil midir?</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/turkce-yazildigi-gibi-okunan-bir-dil-midir/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/turkce-yazildigi-gibi-okunan-bir-dil-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 08:09:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[azerice]]></category>
		<category><![CDATA[dil bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[yazıldığı gibi okunan bir dil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=1071</guid>
		<description><![CDATA[Ne var; <strong>Azerbaycan Türkçesi okunduğu gibi yazılmaz.</strong> Üstelik derslerinde de bunuñ böyle olmadığı söylenir. Örñeğin <strong>isteyir</strong> yazarlar ançıp okurken <strong>isdiyir</strong> derler. <strong>İsteyir diye okursan yañlış olur.</strong> Eylemlerin soñu <strong>-maq</strong> ile biter ancak okurken, konuşurken bu <strong>-max</strong> olur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dil iki türlüdür; <strong>yazı dili</strong> ulayı <strong>konuşma dili</strong>. Bu ikisi arasında göze çarpan ayrımlar vardır ançıp bu ayrımlar soñ derece doğaldır, olağandır.</p>
<p>Konuşma diliniñ kişiye verdiği tat ile yazı diliniñ verdiği arasında uçurumlar vardır. Okuduğunuz bir yazı sizi hüzünlendirmiş olabilir ancak bir başkasına añlattığınızda durum aynı sonuçla bitmeyebilir. Konuşma sırasındakı yüz devinmeleriniz, ağız-kaş biçimleriniz karşı tarafda diñleme duygusu uyandırabilir. Bu nedenlerle ikisini bir kalıba koymak yañlış olur. Şöyle konuşuyor olabilirsiniz<strong>; Soora ona dooru dönüp didim ki; booayı yahalıyı veir, sooanları ezmesin.</strong> Ançıp bu sözleri yazmak istediğiniz ortaya şu çıkacaktır;<strong> Sonra ona doğru dönüp dedim ki; boğayı yakala, soğanları ezmesin.</strong></p>
<p>Burada ilginizi çekti mi bilmiyorum; yazdığımız gibi okuduk. <strong>Sonra</strong> yazdık ançıp okurken <strong>soora</strong> demedik. Bu kısımda yapılan yorum yanlışları var. Yazdığımız gibi okumuyormuşuz! <strong>Sonra</strong> yazıp <strong>soora</strong> diye okusaydık dediğiniz doğru olurdu. <strong>Soora</strong> diye okunması için <strong>soora yazarsıñ.</strong> Soñuç yine değişmez.</p>
<p><strong>Boğa</strong> yazısını <strong>booa</strong> diye okumanıñ nedeni; Türkçede /ğ/ sesiniñ yañlış öğretilmesinden ileri gelir. <strong>Bu ses Türkiyede erimiş, yok olmuşdur.</strong> Tek işi kendinden önce gelen ünlüyü uzatmaktır. Yazı birliği sağlanması ereği ile dilde kullanımı sürdürülmektedir. Lâtin âbecesine yeñi geçen Gagavuz Türkleri /ğ/ sesine yazılarında yer vermezler, yazılması gereken yerde ünlüyü uzatırlar.</p>
<p><strong>Değil</strong> sözcüğü <strong>diil gibi</strong> söylenir. Dedik az önce /ğ/ sesi yoktur, öyle ise <strong>deeil</strong> olur. Burada bilinmesi gereken sözcükte geçen /e/ sesleriniñ âbecemizde kullanmadığımız <strong>kapalı e</strong> olduğudur. Azericede bu ses gösterilir ançıp bizim âbecede yer verilmemiştir. Kapalı e sesi /i/ ile /e/ arası bir ses verir. Bundan ötürü <strong>deeil</strong> dediğinizde <strong>diil</strong> gibi bir sözcük duymanız soñ derece olağandır.</p>
<p>Ne var; <strong>Azerbaycan Türkçesi okunduğu gibi yazılmaz.</strong> Üstelik derslerinde de bunuñ böyle olmadığı söylenir. Örñeğin <strong>isteyir</strong> yazarlar ançıp okurken <strong>isdiyir</strong> derler. <strong>İsteyir diye okursan yañlış olur.</strong> Eylemlerin soñu <strong>-maq</strong> ile biter ancak okurken, konuşurken bu <strong>-max</strong> olur.</p>
<p>Azerice ile karşılaştırma yapıldığında asıl ayrım ortaya çıkar. Bizdeki amaç, <strong>yazıldığı gibi konuşmaya çalışmaktır</strong>. Dil Devrimi süreci incelendiğinde de epey yol alındığı görülür.</p>
<div><strong>Sonuç olarak Türkçe; yazıldığı gibi okunan ançıp yazıldığı gibi konuşulmayan bir dildir.</strong><strong> </strong></div>
<div></div>
<div style="text-align: right;"><strong>Gökbey ULUÇ</strong></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/turkce-yazildigi-gibi-okunan-bir-dil-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geliyom, Gidiyom Demek Dili Bozar mı?</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/geliyom-gidiyom-demek-dili-bozar-mi/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/geliyom-gidiyom-demek-dili-bozar-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 19:48:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[azerice]]></category>
		<category><![CDATA[bozulan türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[dil devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[gelişen dil]]></category>
		<category><![CDATA[geliyom]]></category>
		<category><![CDATA[gidiyom]]></category>
		<category><![CDATA[Gökbey Uluç]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul türkçesi]]></category>
		<category><![CDATA[lehçeler]]></category>
		<category><![CDATA[ortak ağız]]></category>
		<category><![CDATA[ortak türk dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=907</guid>
		<description><![CDATA[Türkçe&#8217;yi savunanlar arasında şöyle bir yanılgınıñ olduğuna denk gelmek olanaklıdır; İstanbul ağzı dışındakı tüm ağızlar yanılgılıdır, bozuntudur. O ağızlarda konuşmak dile zarar vermeniñ yanında çok da gülünçtür. Bilinmelidir; dil devriminde ortak ağız olarak İstanbul&#8217;unku seçildi. Nedeni çok sıradan; bilgin kimseler İstanbul&#8217;daydılar. Ankara yeñi baş-il olmuştu, bildiğiniz köy idi. Özünde ana ağız olarak Ankara&#8217;nıñ alınması gerekirdi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkçe&#8217;yi savunanlar arasında şöyle bir yanılgınıñ olduğuna denk gelmek olanaklıdır; <em>İstanbul ağzı dışındakı tüm ağızlar yanılgılıdır, bozuntudur. O ağızlarda konuşmak dile zarar vermeniñ yanında çok da gülünçtür.</em></p>
<p>Bilinmelidir; dil devriminde ortak ağız olarak İstanbul&#8217;unku seçildi. Nedeni çok sıradan; bilgin kimseler İstanbul&#8217;daydılar. Ankara yeñi baş-il olmuştu, bildiğiniz köy idi. Özünde ana ağız olarak Ankara&#8217;nıñ alınması gerekirdi, sonuçta baş il idi. Bugün Yörüklerin ağzı ile konuşuyor, yalnızca onlarıñ dilinde kalmış geñizcil n sesini de âbecemizde yaşatıyor olacaktık.</p>
<p>Dile duyarlı biriniñ yanıñda <strong>geliyom, gidiyon</strong> dediğinde demeli Yörük ağzında konuşmaya çalıştığında hemen sert çıkar; <strong>Ne biçim konuşma, dilin içine ediyorsun!</strong><em> </em>diye uyarı verir. Iğdır ağzında yaptığım konuşmalardan söz etmek bile istemiyorum, karşı tarafın alaycı devinmeleri ile sözleri gerçekten üzücü boyutta. Öyle bir durum olmuş ki artık Iğdır dışında sürekli kendimi kasarak İstanbul ağzıyla konuşmaya, sözümona <em>kırıtmaya</em>[1] çalışıyorum.</p>
<p>Şimdiki öy eki <strong>-yor</strong>&#8216;un kökenini bilsek, bunlar olmayacak azı daha seyrek olacak. Söz başındakı <strong>t &gt; d</strong> dönüşümleri Türkçeniñ bir kuralıdır. Bu yüzden Irk Bitig&#8217;iñ 24. ırkında geçen <strong>tileyür</strong> sözcüğü bugün kullandığımız <strong>diliyor</strong> sözcüğü ile birdir. Tıpkı <em>temür &gt; demir, tıl &gt; til &gt; dil</em> sözcüklerinde olduğu gibi&#8230;</p>
<p>Eski dilde vâr olan bu <strong>-yür</strong> ekiniñ kökeni <strong>yörü-</strong> den gelir. Orkun yazıtlarından da bildiğimiz gibi /ü/ ile /ö/ sesleri ayırt edilemiyordu. Batı illerimizde ulayı Özbeklerde buna benzeyen bir kullanım bulunmaktadır; <em>gelip turıng</em>. <strong>Dur</strong> sözcüğünüñ eskin biçimi olan <strong>tur-</strong> söz konusudur burada&#8230; Oğuz dillerinde <strong>yörür</strong> önceleri ayrı denirmiş, soñraları kökleşmiş, her bir ağızda türlü biçimleri bitmiş. Örñeğin <em>Kafkas Türkçesinde</em>[2] şöyle bir değişim süreci izlemiş;</p>
<p><em>gele yörür &gt; geleyör &gt; geleyür &gt; geliyir &gt; gelir</em></p>
<p>Bir süre soñra <strong>yörür</strong> sözcüğü ekleşiyor ulayı kısalmaya uğruyor. Önceleri <strong>-ür</strong> kısmını yitiriyor, ardından <strong>-yör</strong> de kalan ünlü /ö/ sesi Oğuz dillerinde bir bir değişiyor. Anadoluda kalınlaşıp<strong> -yor</strong> olurken, Türkmenlerde <strong>-yAr</strong> oluyor. Gagavuzlarda /y/ sesi de düşerek <strong>-Ar</strong> biçimini alıyor. Eñ düzgünü Kafkaslarda yaşanıyor, her ünlü için bir biçimi oluşuyor; <strong>-Xr, -yXr</strong> gibi olağan derecede güzel yeñi bir ek olmuş oluyor. Yeri gelmiş iken demeden geçmeyeyim; ortak bir Türk dili oluşturulacaksa şimdiki öy eki olarak Kafkaflarınkınıñ alınmasını isterim, bu yönde çıkış ederim.</p>
<p>Soñ yıllarda <strong>geliyo, gidiyo</strong> gibi kullanımların arttığını, gençler arasındakı yazışmaların dışına çıktığını biliyoruz. Yazın diline geçeceğine kuşku yok, şimdilik reklamlarda, ürün uramlarında demeli sloganlarında görüyoruz. Buna sorun gözüyle değil de gelişim gözüyle bakıyorum. Söz soñuñdakı /r/ düşümü dilde sürekli yaşanmaktadır. Azericede <strong>-dXr</strong> ekiniñ geldiği tüm sözcükler <strong>-dX</strong> biçiminde bitirilir. Ne var, yazı dilinde böyle yazmak yañlış sayılmaktadır. Gagavuz Türkçesiniñ iki kolundan biri olan güney kolunda <strong>geliyi, gideyi</strong> gibi konuşulmaktadır. İlginizi çekti mi? <strong>Geliyir, gideyir</strong> sözcükleriniñ /r/ &#8216;siz biçimi bunlar. Demeli söz sonundakı /r/ düşüyor tıpkı <strong>geliyo, gidiyo</strong> gibi.</p>
<p><em><strong>Yörü-</strong> sözcüğü nasıl olur da ek olur?</em> Gibi bir düşünce oluşabilir usuñuzda; bunuñ beñzer örñekleri günümüzde yaşanmaktadır. Bu bir gelişim olduğundan, yaşanmaması ne kötü olurdu. <strong>Bilim</strong> sözcüğünü ele aladım. Bu yeñi bir kavram, daha bir yüzyıl bile olmadı oluşalı ançıp bugün için ekleşme sürecinde de görmekteyiz kendisini&#8230; Kimse <strong>gök bilimi</strong> demez <strong>gökbilim</strong> der, <strong>añlam bilimi </strong>demez <strong>añlambilim</strong>, <strong>dil bilimi </strong>değil <strong>dilbilim</strong> der; hatta <strong>dilbilimsel </strong>gibi bir sözcüğü betiklerinde kullananları da görmekteyiz. Bu, gün gibi aydın görünen bir olaydır; <strong>-bilim</strong> artık ekleşmiş bir sözcüktür. Kim bilebilir, ileride <strong>-im</strong> kısmı düşüp yalnızca <strong>-bil</strong> olarak kalmasın! Dilbil, añlambil, gökbil&#8230;</p>
<p>Göñül isterdi; <strong>yörü-</strong> sözcüğü Kafkaslarda olduğu gibi olsaydı tüm lehçelerde, ne uyumlu olurdu. Ançıp Anadoluda kalınlaşmış <strong>-yor</strong> biçimini almış. Bu dil ölü olmadığı için sürekli kendine geliştirmek istediğinden durmamış, kısalmayı sürdürmüş. <strong>Gidiyorum</strong> diyenlere <strong>nere gidiyon</strong> demiş. <strong>Nereye varıyorsun</strong> olmuş <strong>havaryon</strong>: <em>hara (nere) varıyorsun (varyon)</em></p>
<p>Bunlar dilin gelişimidir, bu nedenle her bir ağızda konuşulan bildik, arı Türkçedir. Yörükleriñ ağzı ortak ağız seçilseydi, kimbilir İstanbul ağzını eleştirenlere yazıyor olacaktım. Kuşkum yok; İstanbul ağzına da diyeceklerdi <strong>çox uzadıyon sözü&#8230;</strong></p>
<p><strong>Gökbey ULUÇ</strong></p>
<p><strong></strong>____________<br />
[1] Iğdır&#8217;da İstanbul ağzı ile konuşmaya çalışanlara söylenen söz, damga.<br />
[2] Azerbaycan, İran ulayı Ardahan, Iğdır, Kars gibi yerleşim bölgelerinde konuşulan Türk diline verdiğim geñel ad.<strong><br />
</strong></p>
<div id="_mcePaste" style="overflow: hidden; position: absolute; left: -10000px; top: 627px; width: 1px; height: 1px;">cimbomlu_redkid@hotmail.com</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/geliyom-gidiyom-demek-dili-bozar-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Azerbaycan&#8217;da Sessiz Dil Devrimi</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/azerbaycanda-sessiz-dil-devrimi/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/azerbaycanda-sessiz-dil-devrimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 16:27:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[altın çağ]]></category>
		<category><![CDATA[Ana Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[arı dil]]></category>
		<category><![CDATA[arındırma]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[azerice]]></category>
		<category><![CDATA[dil bildirisi]]></category>
		<category><![CDATA[dil devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[dil devrimi ve sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[dil yaratmak]]></category>
		<category><![CDATA[dile duyarlılık]]></category>
		<category><![CDATA[dili bozanlar]]></category>
		<category><![CDATA[dilimizi bozan emolar]]></category>
		<category><![CDATA[eski Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Gökbey Uluç]]></category>
		<category><![CDATA[özleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[yeni sözcük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=999</guid>
		<description><![CDATA[Bakacak yayınlarınıñ Azerbaycan’da özgür olduğu dönemler, kimbilir kimseniñ ayrımında olmadan sessiz bir devrimi başlattı. Şuan için diyebilirim, tüm Azerbaycan toplumu İstanbul Türkçesini añlıyor. Genç kuşağın kimi öy kendi aralarında İstanbul ağzında konuştukları da oluyor, ne var ki yaşlılar añlamasına karşın, konuşamıyorlar, konuştuklarında da gülmeli oluyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;deki dil devriminiñ ne güçlüklerle yaşandığını yaşlılarımız çok iyi biliyor. Biz ise onların bize añlattıklarını, yazıp-çizdiklerini okuyarak neler yaşandığını öğreniyoruz. Bugün çok sıradan bir biçimde kullandığımız sözcüklerle bile o dönemlerde nasıl alay edildiğini öğrenmek, çok şaşırtmıştı beni. Toplum ağızlarından yazı diline aktarılan <em>ödül, düş</em> gibi masum sözcüklere kara çalanların olduğunu bilmek üzücü olsa da, bugün için bize güç vermekte, ders olmaktadır.</p>
<p>Cumhuriyetin yeñi kurulduğu dönemlerdeki yazılarda geçen Türkçe sözcük oranı %35 iken, günümüzde %95&#8242;lere değin çıkmaktadır. Bu devrim, bitmiş değil; bugün için de tüm hızıyla sürmektedir. Sevindirici olan, yalnızca Türkiye sınırları içerisinde tıkanıp kalmamış, Azerbaycan&#8217;dan Tabgaçeli&#8217;ne değin uzanmasıdır. Özellikle Tabgaçeli&#8217;nde yaşayan Salar Türkleri bu konuya çok önem veriyorlar. Öz dilden olan sözcükleri, uyarlayarak yeñi oluşturdukları Lâtin tabanlı yazı dillerine aktarmaktadırlar. Öyle ki, üzerinde birçok tartışma yaptığımız -sAl ekine değin alıp, kullanıma sokmuşlar.</p>
<p>Bakacak yayınlarınıñ Azerbaycan&#8217;da özgür olduğu dönemler, kimbilir kimseniñ ayrımında olmadan sessiz bir devrimi başlattı. Şuan için diyebilirim, tüm Azerbaycan toplumu İstanbul Türkçesini añlıyor. Genç kuşağın kimi öy kendi aralarında İstanbul ağzında konuştukları da oluyor, ne var ki yaşlılar añlamasına karşın, konuşamıyorlar, konuştuklarında da gülmeli oluyor.</p>
<p>Bu durumun soñradan ayrımına varılmış olmalı&#8230; Türk dizileriniñ çevirisiz yayınlanmasına yasak getirildi. Ruslar kızmasın diye, yansız bir karar aldık diye Rusça yayınlara da aynı yasak uygulandı. Gerekçe olarak Türkiye Türkçesi yad dil olarak gösterildi ulayı Azerbaycan diline zarar verdiği söylendi. Bu durumu kimi yurttaşları da onayladı. Onlara göre bir ülkede başka bir ülkeniñ dili ile yayın yapılması uygun değildi. Evet, Türkiye Türkçesini yad dil olarak görenler de bulunmaktadır.</p>
<p>İnanılmaz ama Türk dizileriniñ büyük etkisi olduğunu Behram Caferoğlu şöyle söylüyor; &#8220;Öyle olmuştu ki, küçük çocuklar birbirlerine -nasılsın efendim- diye selam verip, İstanbul ağzında konuşuyorlardı.&#8221; Belgeselin birinde Türkçe kursuna gelen Kırgız öğrenciye &#8220;Neden Türkçe öğrenmek istiyorsunuz?&#8221; diye sorulduğunda şu yanıt alınmış idi; &#8220;Türk dizilerini daha iyi añlamak için&#8230;&#8221; Bir başkası ise; &#8220;Türkiye ürünleriniñ kullanım kılavuzlarını okuyabilmek için&#8230;&#8221;</p>
<p>Yasağa karşın diyebilirim, Azerbaycanda eñ yoksul uruğun bile evinde uydu alıcısı var artık. Böylelikle TÜRKSAT üzerinden Türkiye arklarına ulaşabilmektedirler. Toplumun gösterdiği bu ilgi, kendime adıma diyeyim beni çok onurlandırmaktadır.</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/02/pedeqoji-universitesi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1053" title="pedeqoji-universitesi" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/02/pedeqoji-universitesi-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a>Azerbaycanda iki türlü dil devrimi yaşanmaktadır. Biri devletce yürütülen öbürü de toplumca. Önce toplumca yürütülen devrimden söz edeyim; öz kökten olan, dil devriminde kullanıma sokulan azı ağızlardan alınıp yaygınlaştırılan sözcüklere yoğun ilgi var. Sözgelimi,<em> öğ-</em> kökünden olan <em>öğrenmek, öğrenci, öğretmen,</em> öğretim gibi sözcükler pek yeğlenir durumda. Kendi ağızlara göre uyarlayıp kullanıyorlar.<em> İmtihan</em> yerine <em>sınak</em> (sınav), <em>dost</em> yerine <em>arkadaş</em> diyenlerin sayısı azımsanmayacak denli yüksek. <em>Düşünce</em> sözcüğü <em>fikir</em>&#8216;in yerine geçip oturmuş bile; <em>fikirleşmek</em>ten çok <em>düşünmek</em> sözcüğü kullanımda. <em>Devamlı </em>yerine <em>sürekli</em> sözcüğünü kullanan çavlıklara demeli gazetelere denk gelinebilmektedir. Özetle toplumun büyük bir kısmında ana kökten gelen sözcükler kullanılmaya çalışılmaktadır.</p>
<p>Ne var, şöyle bir yanlışa düşüyorlar; <em>arkadaş</em> sözcüğünü,<em> okul</em> sözcüğünü olduğu gibi alıyorlar. Oysa okul yerine <em>oxul</em>, arkadaş yerine <em>arxadaş</em> demeleri gerekir. Kalın ünlülü sözcüklere /k/ sesi kesinlikle Azeri ağzında olmaz.</p>
<p>Dilde yalınlaşmayı isteyen yazarlar da bulunmaktadır. Özellikle Türkçü kesimin çıkarttığı dergi, çavlık gibi basın-yayın ürünlerinde ortak sözcüklere nasıl geçildiği gözle görülebilir. Bunuñ yanında bir örñek daha vereyim; <em>fren</em> yerine Azerbaycan ağızlarında yaşayan <em>dur</em> añlamındakı <em>eyle-</em> sözcüğünden yararlanarak <em>eyleç </em>sözü türetilmiş ulayı bugün tüm yurtta kullanılmaktadır.</p>
<p>Bunlar güzel gelişmeler ançıp devletce yürütülen <em>sessiz dil devrimi</em> sakıncalı boyutlarda ilerlemektedir. Ülke Rusça egemenliğinden soñra devletce İngilizce egemenliğine sürüklenmektedir. Tüm kamu kuruluşlarınıñ giriş kapılarınıñ yanlarına biri Azerbaycan Türkçesi öbürü İngilizce olmak üzere iki tabela asılmaktadır. Özel şirketler yapsa añlarım da kamu kurumlarındakı bu uygulamaya hiçbir biçimde añlam verememekteyim.</p>
<p><strong>Gökbey ULUÇ &#8211; Bakü</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/azerbaycanda-sessiz-dil-devrimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Dillerindeki Ayrım Neden Oluştu?</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/turk-dillerindeki-ayrim-neden-olustu/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/turk-dillerindeki-ayrim-neden-olustu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 19:58:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[ağızlar lehçeler]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[azerice]]></category>
		<category><![CDATA[çakmak]]></category>
		<category><![CDATA[dillerin oluşumu]]></category>
		<category><![CDATA[öyküleme]]></category>
		<category><![CDATA[su kızdıran]]></category>
		<category><![CDATA[türk dilleri]]></category>
		<category><![CDATA[yandıran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=741</guid>
		<description><![CDATA[<em>Dönemin geniş bozkırlarına yayılan Türklerden iki öbek varmış. Bunlardan biri kızıl çadır öbürü de </em><em>ak çadır kullanırmış. Gün gelmiş çakmak taşını bulmuşlar. Kullanımının yararlı olduğunu gördükten sonra toplum arasında yaygınlaştırmışlar. Ançıp bu aygıta bir ad vermek gerekiyormuş. Ak sakallar kurulu toplanmış. Kızıl çadırlı Türkler söz almış; </em><em>

- Biz bu taşları birbirine çaktık, kıvılcım çıktı. Öyle ise bunun adı <strong>çakmak</strong> olsun.  Hem </em><em>I. Yemek Adları Kurultayı'nda ana-bacılarımız </em><em>dolma, sarma, kıyma gibi eylem köklerini kullanarak adlandırma yapmışlardı. Bu adlandırma geleneğini sürdürelim.

Karşı çıkan ak çadırlıların başı ayağa kalkmış;

- Olmaz! Bunlar elimizdeki nesneleri yakmaya yarıyor. Bu nedenle bizim önerimiz; <strong>yandıran</strong>'dır.</em>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Iğdır&#8217;da Türkçe konuşan biri Astana&#8217;da, Taşkent&#8217;de konuşan birini anlamakta zorluk çeker. Oysa her ikisi de aynı dili konuşmaktadır. Peki, ne oldu da araya ayrımlar girdi, anlaşılmazlık doğdu?</p>
<p>İşin özünü incelediğimizde, nedenin çok masum olduğunu görmekteyiz; <strong>yorum ayrımı, bakış açısı</strong>.</p>
<p>Çakmağın kibritten daha önce bulunduğunu biliyoruz. Çünkü çakmağın bulunuşundan birkaç saniye sonra od demeli ateş bulunmuştur. İki nesneyi birbirine sürtüp, sürtünme ısısı ile od çıkarmanın daha önce olduğu söylenebilir. Ancak bu çok uzun sürdüğünden ilk önce çakmak taşlarının kullanılması daha usa yatkın duruyor. Gelelim o dönemki soydaşlarımızın bu işe nasıl ad verdikleri konusuna&#8230; Bunu bir <strong>öyküleme yaparak</strong> anlatmak istiyorum.</p>
<p><em>Dönemin geniş bozkırlarına yayılan Türklerden iki öbek varmış. Bunlardan biri kızıl çadır öbürü de </em><em>ak çadır kullanırmış. Gün gelmiş çakmak taşını bulmuşlar. Kullanımının yararlı olduğunu gördükten sonra toplum arasında yaygınlaştırmışlar. Ançıp bu aygıta bir ad vermek gerekiyormuş. Ak sakallar kurulu toplanmış. Kızıl çadırlı Türkler söz almış;</em></p>
<p><em>- Biz bu taşları birbirine çaktık, kıvılcım çıktı. Öyle ise bunun adı <strong>çakmak</strong> olsun.  Hem </em><em>I. Yemek Adları Kurultayı&#8217;nda¹ ana-bacılarımız </em><em>dolma, sarma, kıyma gibi eylem köklerini kullanarak adlandırma yapmışlardı. Bu adlandırma geleneğini sürdürelim.</em></p>
<p><em>Karşı çıkan ak çadırlıların başı ayağa kalkmış;</em></p>
<p><em>- Olmaz! Bunlar elimizdeki nesneleri yakmaya yarıyor. Bu nedenle bizim önerimiz; <strong>yandıran</strong>&#8216;dır.</em></p>
<p><em>Bu iki öbek anlaşamamış ançıp önerdikleri sözcükler günümüze değin kullanılıp gelmiş. Kızıl çadırlılar Anadolu&#8217;ya göç edip gelmiş, ak çadırlılar da Kafkaslara&#8230; Türkiye&#8217;de <strong>çakmak</strong> olarak kullanılan sözcük, Azerbaycan&#8217;da <strong>yandıran</strong> olarak bilinmiş. Böylece aynı nesnenin aynı ulusca iki ayrı adı olmuş.</em></p>
<p>Yukarıdakı kısa öykülemede, sıradan bir örnek verildi. Aynı us yürütümü tüm sözcükler için geçerlidir. Biri &#8220;<strong>bilgisayar&#8221;</strong> demiş öbürü &#8220;olmaz, özgün adı <strong>kompüter</strong>dir biz de öyle demeliyiz&#8221; demiş. Biri <strong>&#8220;şofben&#8221;</strong> demiş öbürü &#8220;olmaz bu suyu kızdırıp ısıtıyor adı da <strong>su kızdıran²</strong> olsun&#8221; demiş. Böyle sürüp gitmiş ulayı gitmektedir de&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><strong>Gökbey ULUÇ</strong></p>
<p>________________<br />
[1]<em> Böyle bir kurultay hiçbir oğur olmadı.<br />
</em>[2]<em> Azerbaycan&#8217;da şofben için kullanılan sözcük.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/turk-dillerindeki-ayrim-neden-olustu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir millətin iki dili?!</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/bir-milletin-iki-dili/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/bir-milletin-iki-dili/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2010 15:39:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rəşad Cavad TÜRKAY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[azerice]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[sovyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=745</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada xeyli sayda ərəb dövləti var. Bu ölkələrdə yaşayanlar özlərinə ərəb, dillərinə də ərəb dili deyirlər. Baxmayaraq ki, (məsələn) Misir Ərəb Respublikası və Səudiyyə Ərəbistanında yaşayan ərəblər ünsiyyət zamanı bir-birilərini çox çətinliklə anlayırlar, bununla belə adlarına və dillərinə “ərəb” deyirlər. Amma biz Türkiyədə, Türkmənistanda, Quzey Kıbrıs Türk Cümhuriyyətində, Balkanlarda, Qaqauz Yerində, Krımda yaşayan türklərlə heç bir zorluq çəkmədən ünsiyyət zamanı bir-birimizi anladığımız halda adımıza və dilimizə “azərbaycanlı” və ya “azəri” deyirik. AZƏRBAYCAN sözü burada yaşayan hər bir kəs (özüm də daxil) üçün müqəddəs və əzizdir, lakin əziz qardaş və bacılarım, bu söz sadəcə olaraq bizim məmləkətin adıdır. Özümüzün və ya dilimizin yox. Biz türk millətiyik, dilimiz də türk dilidir.
Sizcə, bir millətin iki (və ya daha çox) adda dili ola bilərmi?!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tarixi ən azından üzdən oxumuş hər bir kəs bilir ki, milləti yaşadan ünsürlərdən biri də onun dilidir. Hər bir millətin dili əsrlər boyu formalaşır, daha da inkişaf edir və müasir görkəm alır. Türk dili də əsrlər, minilliklər ərzində formalaşmış, zənginləşmiş və inkişaf edərək dünyanın ən zəngin, asan mənimsənilən, şirin dilləri içərisində birincilər sırasına yüksəlmiş, deyərdim ki, birinci olmuşdur.</p>
<p>Sovet imperiyası yaranmamışdan əvvəl Azərbaycanda millətin adı <strong>türk</strong>, dili də <strong>türk dili</strong> adlanırdı, təbii ki, rəsmi olaraq. Çox təbii haldır, çünki millət türkdür. Azərbaycan Xalq Cümhuriyyəti dönəmində də bu ənənəyə sadiq qalındı. Dilimizin türk dili olması ilə bağlı qanun qəbul olundu. 1920-ci ildə AXC Sovet bolşevikləri tərəfindən işğal olunduqdan sonra belə 1939-cu ilə qədər rəsmi dairələrdə millətə “türk”, onun dilinə isə “türk dili” deyilirdi. Lakin İ.Stalin sovetlərə başçılığa başladıqdan sonra 1939-cu ildə Azərbaycan Türklərinin adının <strong>azərbaycanlı</strong>, dilimizin isə <strong>Azərbaycan dili</strong> olması ilə bağlı qərar qəbul etdi. Bununla da özümüz azərbaycanlı, dilimiz isə rəsmi olaraq Azərbaycan dili adlanmağa başladı. Məqsəd isə bir idi, bizlərin canımız, qanımız olan Anadolu türkləri ilə bir adlandırılmasına son qoymaq, bir sözlə bizləri onlardan hər cəhətdən ayrı salmaq idi. O vaxtdan etibarən yetişən nəsillərə bu, aşılanmağa başlandı. Məlumdur ki, Osmanlı dönəmində Anadolu Türkləri “osmanlı milləti” deyə anılırdı. Əlbəttə bu, kökündən yanlış bir deyim idi. O dönəmdə isə bizlər Türk adlanırdıq. Belə olduğu halda bizim türk adlanmağımızın Sovetlər (ruslar) üçün heç bir sakıncası yox idi. Çünki Anadolu Türklərinin “osmanlı” adlanması onların bizimlə eyniyyət təşkil etdiyimizi kölgəyə salırdı. Belə ki, hətta Osmanlı`da insanlardan birinə “sən türksən” deyildiyində buna etiraz edir, “Xeyr biz türk deyiliz, osmanlıyız. Türklər Qaqfqaslarda yaşayırlar” deyirdilər. Amma 1923-cü ildə Osmanlı devrilib yerində Türkiyə Cumhuriyyəti qurulandan sonra, M.K.Atatürk`ün öndərliyi ilə başlanan milliözünü dərk yüksək səviyyəyə qalxdı və millət əslində kim olduqlarını anlamağa başladı. Dolayısı ilə, bir neçə müddət öncə özünə “osmanlı” deyənlər indi özlərinə “Türk” deməyə başladılar. Belə olduqda isə həm Anadolu insanının və həm də Azərbaycan insanının “türk” adlanması Sovetlər üçün təhlükə idi. Belə ki,onlar bu iki türk toplumunun birləşə bilmə ehtimalından ehtiyatlanaraq bizə yeni ad verməyə çalışdılar. Məlumdur ki, tarix ərzində Azrbaycan türklərinə ruslar tərəfindən fərqli adlar qoyulmuşdur. Ya “tatar”, ya sadəcə “müsəlman” deməklə bizim türklüyümüzü unutdurmağa çalışmışlar.</p>
<p>1991-ci ildə Azərbaycanın Quzeyi müstəqillik əldə etdikdən sonra 1992-ci ildə mərhum prezident Əbülfəz (Əliyev) Elçibəy millətin adını özünə qaytardı. 1995-ci ilə kimi rəsmi olaraq adımız “türk”, dilimiz “türk dili” adlandı. Amma çox təəssüf ki, 1995-ci ildə referendumla qəbul olunmuş Azərbaycan Respublikası Konstitusiyasının 21-ci maddəsində adımız yenidən təhrif olunaraq “azərbaycanlı”, dilimiz də “Azərbaycan dili” kimi qeyd olundu.</p>
<p>Bu, YAP (Yeni Azərbaycan Partiyası)-ın iqtidara gəlməsindən sonra baş verdi. YAP-ın qurucusu, mərhum prezident Heydər Əliyev Türkiyə ilə əlaqələrin genişləndirilməsinə çox böyük önəm verirdi. Hətta o dərəcədə ki, o, haqlı olaraq Türkiyə və Azərbaycanı bir millətin iki dövləti adlandırdı. Bu, hamı tərəfindən, istər Türkiyə, istərsə də Azərbaycan ictimaiyyəti tərəfindən çox müsbət qarşılandı. “Biz bir millət, iki dövlətik” deyimi həqiqətən türklük düşməni olan erməni-rus-fars birliyini çox hiddətləndirdi. Buna alternativ olaraq bizə və dilimizə vaxtilə İ.Stalinin etdiyi kimi yeni ad axtarmağa başladılar. Bu adı iki əsrə yaxındır öz istiqlaliyyəti uğrunda savaşan türklərə (Azərbaycan türklərinə) qan udduran farslar “kəşf etdilər”- AZƏRİ. Toplumumuz da xaricdən gələn səslərə tez reaksiya verdiyi üçün bu deyimi “azərbaycanlı” deyiminin qısaldılmış forması kimi qəbul etdi. Özünə və dilinə “azəri” deməyə başladı. Bundan əlbəttə ki, ən çox fars-molla rejimi faydalanmağa başladı, çünki işğal etdiyi Azərbaycan torpaqlarında 35-40 milyon türk yaşayır. Amma həqiqətən çox təəccüblüdür ki, bu söz (azəri) Azərbaycanın güneyində deyil, quzeyində daha çox qəbul olundu. Güney Azərbaycanda yaşayanlar (türklər) bu sözü heç cür qəbul etmirlər. Hətta bu sözə qarşı aksiyalar, mitinqlər düzənləyərək “Haray, haray, biz türkük” deyirlər, dilimiz türk dilidir deyirlər. Özü də müəyyən qrup halında yox, hamılıqla.</p>
<p>Dünyada xeyli sayda ərəb dövləti var. Bu ölkələrdə yaşayanlar özlərinə ərəb, dillərinə də ərəb dili deyirlər. Baxmayaraq ki, (məsələn) Misir Ərəb Respublikası və Səudiyyə Ərəbistanında yaşayan ərəblər ünsiyyət zamanı bir-birilərini çox çətinliklə anlayırlar, bununla belə adlarına və dillərinə “ərəb” deyirlər. Amma biz Türkiyədə, Türkmənistanda, Quzey Kıbrıs Türk Cümhuriyyətində, Balkanlarda, Qaqauz Yerində, Krımda yaşayan türklərlə heç bir zorluq çəkmədən ünsiyyət zamanı bir-birimizi anladığımız halda adımıza və dilimizə “azərbaycanlı” və ya “azəri” deyirik. AZƏRBAYCAN sözü burada yaşayan hər bir kəs (özüm də daxil) üçün müqəddəs və əzizdir, lakin əziz qardaş və bacılarım, bu söz sadəcə olaraq bizim məmləkətin adıdır. Özümüzün və ya dilimizin yox. Biz türk millətiyik, dilimiz də türk dilidir.<br />
Sizcə, bir millətin iki (və ya daha çox) adda dili ola bilərmi?!</p>
<p>__________________<br />
<strong>Rəşad Cavad TÜRKAY</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/bir-milletin-iki-dili/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sözcükler Terleyebilir mi?</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/sozcukler-terleyebilir-mi/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/sozcukler-terleyebilir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 23:08:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[arı böcek]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[azerice]]></category>
		<category><![CDATA[göktürkçe]]></category>
		<category><![CDATA[sözcük kökeni]]></category>
		<category><![CDATA[terk]]></category>
		<category><![CDATA[turkey]]></category>
		<category><![CDATA[türük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=727</guid>
		<description><![CDATA[Türkçede iki ünsüzün yanyana gelmediğini biliyoruz. Öyle ise <strong>terk</strong> sözcüğü nasıl Türk kökenli oluyor?

Bu tür sözcükler dilimizde epeyce bulunmaktadır. En kolayından<strong> Türk</strong> sözcüğünün kendisi var. Ançıp köken araştırması yapıldığında işin özünü bilmek kişiyi sevindiriyor.

Göktürkçe'de Türk sözcüğü <img class="alignnone" title="türük" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2009/06/turuk.png" alt="" width="39" height="16" /> (türük) gibi kullanılmakta idi. [...]

Mısır ülkesinin adı örneğin. Bitki adı olarak da kullanılır. İşin özü şudur; Mısır'dan gelen bu yeni bitkiye <strong>mısır buğdayı</strong> denmiştir. Bir süre sonra buğday sözcüğü kullanımdan düşmüş ulayı mısır kalmıştır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkçede iki ünsüzün yanyana gelmediğini biliyoruz. Öyle ise <strong>terk</strong> sözcüğü nasıl Türk kökenli oluyor?</p>
<p>Bu tür sözcükler dilimizde epeyce bulunmaktadır. En kolayından<strong> Türk</strong> sözcüğünün kendisi var. Ançıp köken araştırması yapıldığında işin özünü bilmek kişiyi sevindiriyor.</p>
<p>Göktürkçe&#8217;de Türk sözcüğü <img class="alignnone" title="türük" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2009/06/turuk.png" alt="" width="39" height="16" /> (türük) gibi kullanılmakta idi. Bu yüzden bir sorun yokdu. Oğur içinde son seslemdeki /ü/ ünlüsü düşmüş ulayı <strong>Türk</strong> olmuştur. Türük sözcüğündeki /ük/ eki, kır<strong>ık</strong>-sök<strong>ük</strong> gibi sözcüklerde geçen eylemden ad yapan ekin kendisidir. Kırık kırılmış, sökük sökülmüş gibi türük de türemiş anlamına gelmektedir. Bu kökenlemenin ayrıntısı uzun süreceğinden, konu dağılmasın diye kısa kesiyorum.</p>
<p><strong>Terk</strong> sözcüğünün de eski dilde <strong>terik</strong> (<a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/01/terik.png"><img class="alignnone size-full wp-image-735" title="terik" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/01/terik.png" alt="" width="30" height="17" /></a>) olduğunu düşünüyorum. İlk seslemde /e/ olduğu için sonrasındakı dudak benzerliğinden /i/ olmalıdır. Bu da az önce dediğim kırık-sökük sözcükleri ile eştir. Kırık kırılmış, sökük sökülmüş, terik terlemiş&#8230; Evet, terlemiş anlamına geliyor. Biraz düşündüğümüzde <strong>ter</strong> sözcüğü ile de aynı anlama geldiğini görmekteyiz. Ter; eğnimizi terk eden sıvıya denir. Demeli eğnimizdeki sıvı yerini terk ediyor ulayı terlemiş oluyor. Bana göre eskiden bu sözcük <strong>terik sıvı</strong> idi. Sıvı sözcüğü bir süre sonra kullanımdan düştü ulayı terik önadı (sıfatı) tek başına bu kavramı karşılamaya başladı.</p>
<p>Bu sizi şaşırtmasın. <em>&#8220;Aydan arı, sudan duru&#8221;</em> deyimimize göre. Burada geçen <strong>arı</strong> sözcüğünün bildiğimiz bal üreten böcek ile hiç bir ilgisi yoktur. Kaşgârlı Mahmut, Divanı Lügatit Türk betiğinde arı sözcüğünü <strong>temiz, saf</strong> olarak vermiştir. Bu yüzden bu sözcük bir önaddır. <strong>Arı böcek</strong> sözcüğündeki böcek sözü düşmüş yalnızca arı kalmıştır. Atalarımız bunlara arı demeli saf, temiz demişlerdir çünkü bunlar son derece arınıklardır. Her bir arı öz kovanına girmeden önce ayaklarını bile temizler. Dışarıda gezerken çiçeklere konarlar, mındar dediğimiz nenlere yaklaşmazlar.</p>
<p>Bu tür örneklerden bayağı vardır dilimizde. Mısır ülkesinin adı örneğin. Bitki adı olarak da kullanılır. İşin özü şudur; Mısır&#8217;dan gelen bu yeni bitkiye <strong>mısır buğdayı</strong> denmiştir. Bir süre sonra buğday sözcüğü kullanımdan düşmüş ulayı mısır kalmıştır.</p>
<p>Bu konuda çok önemli bir örnek daha var. Azerbaycan Türklerinin <strong>hindtoyuğu, hindxoruzu</strong> dediği diriye bir oğurlar biz de öyle diyorduk. Tavuk (toyuq) sözcüğü bizde düşmüş hind (hindi) tek başına kullanılır olmuş. Az önce dediğimiz mısır buğdayı örneğindeki gibi oldu. İlginç olan, bu diri bizden de İngilizlere gitmiş. Onlar da <strong>türkiye kuşu</strong> diye adlandırmışlar. Öngöreceğiniz gibi kuş sözcüğü düşmüş, yalnızca türkiye kalmış. O da bugün <strong>turkey</strong> olarak hem diriyi hem de ülkemizin adını simgelemektedir. Bu nedenle kimilerinin dediği gibi &#8220;<em>İngilizler bizimle dalga geçiyor</em>&#8221; sözünü taplamıyorum.</p>
<p>Artık diyebiliriz; <strong>sözcükler de terleyebilir</strong>. Çünkü terlemek sözcüğünün ıraklaşmak, uzaklaşmak, terk etmek anlamları olduğunu biliyoruz. Az önce verdiğim örnekleri usunuza getirin. Onlar iki sözcükten oluşuyorlardı. Biri terk etti yoldaşını, tıpkı eğnimizi terleyip, terk eden sıvı gibi&#8230;</p>
<p>________________<br />
<strong>Gökbey ULUÇ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/sozcukler-terleyebilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
