<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkçesi Varken &#187; azerbaycan</title>
	<atom:link href="http://turkcesivarken.com/damga/azerbaycan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://turkcesivarken.com</link>
	<description>Başka sese benzemez ananın sesi, ararsan vardır her sözün Türkçesi.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Jan 2012 22:14:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Azerbaycan&#8217;da Özleşmeye Bakış Açısı</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/azerbaycanda-ozlesmeye-bakis-acisi/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/azerbaycanda-ozlesmeye-bakis-acisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Mar 2011 20:05:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[azerice]]></category>
		<category><![CDATA[özleşme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=1446</guid>
		<description><![CDATA[Daha önceki bir yazımda[1] Azerbaycan&#8217;da özleşme akımıñdan daha doğrusu gizli bir dil devrimi olduğundan söz étmiştim. Toplum arasında özleşme varken yétkili kişilerde, yüksek orunlarda olanlarda ise Rusça&#8217;dan İngilizce&#8217;ye doğru bir akım olduğu gözle görülmektedir. Özleşmeyi yalnızca kendimiz için istemek, kuşkusuz çok sığ bir bakış olur. Ben, özellikle tüm Türk soylu uluslarıñ özleşme akımına katılmasını istiyorum. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Daha önceki bir yazımda[1] Azerbaycan&#8217;da özleşme akımıñdan daha doğrusu gizli bir dil devrimi olduğundan söz étmiştim. Toplum arasında özleşme varken yétkili kişilerde, yüksek orunlarda olanlarda ise Rusça&#8217;dan İngilizce&#8217;ye doğru bir akım olduğu gözle görülmektedir.</p>
<p>Özleşmeyi yalnızca kendimiz için istemek, kuşkusuz çok sığ bir bakış olur. Ben, özellikle tüm Türk soylu uluslarıñ özleşme akımına katılmasını istiyorum. Ortak Türk Dili diye kendimizi yiyip bitirdiğimiz bir konu da eñ usa yatkın yoluñ bu olduğu su götürmez bir gérçek. Kimiñ ağzı ortak olacak? Kim kime uyarlanacak? Yoksa Türk dilleriniñ bir karması yapıplıp yapay bir dil mi yaratılacak? Soruları çoğaltabiliriz; yanıtlamamak koşulu ile. Daha doğrusu göreceli yanıtlarla. Oysa özleşme olduğunda istifade etmek diyen Azeriler dillerine uyarlanmış olarak qullanmaq sözcüğünü alacaklar. Yazıda olmasa da konuşmada ortaklık sağlanacaktır eñ azından. Bir süre soñra bu yazıya da yansıyacak, dönemiñ eñ güçlü ağzına göre toplumlarıñ kendileri yönelecektir.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p>Onbirinci ayın yédisinde Türküstan çavlığında gördüğüm bir çav ilgimi çekmişti; orada bir çavlık sorumlusunuñ, yazarlara kullandıkları Türkçe sözcüklerden dolayı sözcük başına 1 manat (~2 lira) kıyın vérdiğini yazıyordu. Bu ülkedeki Türkçü kesimiñ tepki vérmesine, şaşkınlığına yol açsa da benim için sıradan, hatta güzel bir çavdı.</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/03/P1103150001.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1447" title="P1103150001" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2011/03/P1103150001-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Güzel gelmişti çünkü o sorumlunuñ böyle davranıyor olması, orada özleşme olduğunuñ, hatta onlara göre tehlikeli duruma çıktığınıñ eñ büyük somut kanıtıdır. Çekinceleri olduğu için bu yaptıkları da bir bakıma doğaldır, işimiziñ yolunda gittiğini bilerek bunuñla sévinip övünebiliriz.</p>
<p>Bu akımı Azerbaycan&#8217;da gözlerimle görmek, duymak beni hep heyecanlandırıyor. Çünkü bizdeki dil devriminiñ 60&#8242;lı yıllarındaki durumu olduğu gibi yansıtan bir yapıları var. Sürecin içinde olmak, gidişine étki édenlerden olmaktan duyduğum mutluluğu da belirtmek istiyorum.</p>
<p>Orta yaşlı yazarlar, özellikle de genç yazarlar yad sözcükler yérine anadilden sözcükleri séçmeye özen gösteriyor, bétiklerinde bunu yapmaktan övünç duyuyorlar. Hatta, Yad Dilde adlı bétiğinde yazar Perviz, tüm öykü kahramanlarınıñ adını Dede Korkut öyküsünde géçen adlardan séçmişti de bunuñla övünç duymuştu.</p>
<p>Bunlarla birlikte diyebilirim ki, burada olan özleşme akımınıñ kesintiye uğramadan gitmesi durumunda bir öngörü olarak 2040 yılına dek İstanbul Türkçesi durumuna çıkabilir.</p>
<p>dipçe:<br />
[1] <a href="http://kokturukce.blogspot.com/2010/02/azerbaycanda-sessiz-dil-devrimi.html">http://kokturukce.blogspot.com/2010/02/azerbaycanda-sessiz-dil-devrimi.html</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/azerbaycanda-ozlesmeye-bakis-acisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Azerbaycan&#8217;da Sessiz Dil Devrimi</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/azerbaycanda-sessiz-dil-devrimi/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/azerbaycanda-sessiz-dil-devrimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 16:27:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[altın çağ]]></category>
		<category><![CDATA[Ana Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[arı dil]]></category>
		<category><![CDATA[arındırma]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[azerice]]></category>
		<category><![CDATA[dil bildirisi]]></category>
		<category><![CDATA[dil devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[dil devrimi ve sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[dil yaratmak]]></category>
		<category><![CDATA[dile duyarlılık]]></category>
		<category><![CDATA[dili bozanlar]]></category>
		<category><![CDATA[dilimizi bozan emolar]]></category>
		<category><![CDATA[eski Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Gökbey Uluç]]></category>
		<category><![CDATA[özleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[yeni sözcük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=999</guid>
		<description><![CDATA[Bakacak yayınlarınıñ Azerbaycan’da özgür olduğu dönemler, kimbilir kimseniñ ayrımında olmadan sessiz bir devrimi başlattı. Şuan için diyebilirim, tüm Azerbaycan toplumu İstanbul Türkçesini añlıyor. Genç kuşağın kimi öy kendi aralarında İstanbul ağzında konuştukları da oluyor, ne var ki yaşlılar añlamasına karşın, konuşamıyorlar, konuştuklarında da gülmeli oluyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;deki dil devriminiñ ne güçlüklerle yaşandığını yaşlılarımız çok iyi biliyor. Biz ise onların bize añlattıklarını, yazıp-çizdiklerini okuyarak neler yaşandığını öğreniyoruz. Bugün çok sıradan bir biçimde kullandığımız sözcüklerle bile o dönemlerde nasıl alay edildiğini öğrenmek, çok şaşırtmıştı beni. Toplum ağızlarından yazı diline aktarılan <em>ödül, düş</em> gibi masum sözcüklere kara çalanların olduğunu bilmek üzücü olsa da, bugün için bize güç vermekte, ders olmaktadır.</p>
<p>Cumhuriyetin yeñi kurulduğu dönemlerdeki yazılarda geçen Türkçe sözcük oranı %35 iken, günümüzde %95&#8242;lere değin çıkmaktadır. Bu devrim, bitmiş değil; bugün için de tüm hızıyla sürmektedir. Sevindirici olan, yalnızca Türkiye sınırları içerisinde tıkanıp kalmamış, Azerbaycan&#8217;dan Tabgaçeli&#8217;ne değin uzanmasıdır. Özellikle Tabgaçeli&#8217;nde yaşayan Salar Türkleri bu konuya çok önem veriyorlar. Öz dilden olan sözcükleri, uyarlayarak yeñi oluşturdukları Lâtin tabanlı yazı dillerine aktarmaktadırlar. Öyle ki, üzerinde birçok tartışma yaptığımız -sAl ekine değin alıp, kullanıma sokmuşlar.</p>
<p>Bakacak yayınlarınıñ Azerbaycan&#8217;da özgür olduğu dönemler, kimbilir kimseniñ ayrımında olmadan sessiz bir devrimi başlattı. Şuan için diyebilirim, tüm Azerbaycan toplumu İstanbul Türkçesini añlıyor. Genç kuşağın kimi öy kendi aralarında İstanbul ağzında konuştukları da oluyor, ne var ki yaşlılar añlamasına karşın, konuşamıyorlar, konuştuklarında da gülmeli oluyor.</p>
<p>Bu durumun soñradan ayrımına varılmış olmalı&#8230; Türk dizileriniñ çevirisiz yayınlanmasına yasak getirildi. Ruslar kızmasın diye, yansız bir karar aldık diye Rusça yayınlara da aynı yasak uygulandı. Gerekçe olarak Türkiye Türkçesi yad dil olarak gösterildi ulayı Azerbaycan diline zarar verdiği söylendi. Bu durumu kimi yurttaşları da onayladı. Onlara göre bir ülkede başka bir ülkeniñ dili ile yayın yapılması uygun değildi. Evet, Türkiye Türkçesini yad dil olarak görenler de bulunmaktadır.</p>
<p>İnanılmaz ama Türk dizileriniñ büyük etkisi olduğunu Behram Caferoğlu şöyle söylüyor; &#8220;Öyle olmuştu ki, küçük çocuklar birbirlerine -nasılsın efendim- diye selam verip, İstanbul ağzında konuşuyorlardı.&#8221; Belgeselin birinde Türkçe kursuna gelen Kırgız öğrenciye &#8220;Neden Türkçe öğrenmek istiyorsunuz?&#8221; diye sorulduğunda şu yanıt alınmış idi; &#8220;Türk dizilerini daha iyi añlamak için&#8230;&#8221; Bir başkası ise; &#8220;Türkiye ürünleriniñ kullanım kılavuzlarını okuyabilmek için&#8230;&#8221;</p>
<p>Yasağa karşın diyebilirim, Azerbaycanda eñ yoksul uruğun bile evinde uydu alıcısı var artık. Böylelikle TÜRKSAT üzerinden Türkiye arklarına ulaşabilmektedirler. Toplumun gösterdiği bu ilgi, kendime adıma diyeyim beni çok onurlandırmaktadır.</p>
<p><a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/02/pedeqoji-universitesi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1053" title="pedeqoji-universitesi" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/02/pedeqoji-universitesi-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a>Azerbaycanda iki türlü dil devrimi yaşanmaktadır. Biri devletce yürütülen öbürü de toplumca. Önce toplumca yürütülen devrimden söz edeyim; öz kökten olan, dil devriminde kullanıma sokulan azı ağızlardan alınıp yaygınlaştırılan sözcüklere yoğun ilgi var. Sözgelimi,<em> öğ-</em> kökünden olan <em>öğrenmek, öğrenci, öğretmen,</em> öğretim gibi sözcükler pek yeğlenir durumda. Kendi ağızlara göre uyarlayıp kullanıyorlar.<em> İmtihan</em> yerine <em>sınak</em> (sınav), <em>dost</em> yerine <em>arkadaş</em> diyenlerin sayısı azımsanmayacak denli yüksek. <em>Düşünce</em> sözcüğü <em>fikir</em>&#8216;in yerine geçip oturmuş bile; <em>fikirleşmek</em>ten çok <em>düşünmek</em> sözcüğü kullanımda. <em>Devamlı </em>yerine <em>sürekli</em> sözcüğünü kullanan çavlıklara demeli gazetelere denk gelinebilmektedir. Özetle toplumun büyük bir kısmında ana kökten gelen sözcükler kullanılmaya çalışılmaktadır.</p>
<p>Ne var, şöyle bir yanlışa düşüyorlar; <em>arkadaş</em> sözcüğünü,<em> okul</em> sözcüğünü olduğu gibi alıyorlar. Oysa okul yerine <em>oxul</em>, arkadaş yerine <em>arxadaş</em> demeleri gerekir. Kalın ünlülü sözcüklere /k/ sesi kesinlikle Azeri ağzında olmaz.</p>
<p>Dilde yalınlaşmayı isteyen yazarlar da bulunmaktadır. Özellikle Türkçü kesimin çıkarttığı dergi, çavlık gibi basın-yayın ürünlerinde ortak sözcüklere nasıl geçildiği gözle görülebilir. Bunuñ yanında bir örñek daha vereyim; <em>fren</em> yerine Azerbaycan ağızlarında yaşayan <em>dur</em> añlamındakı <em>eyle-</em> sözcüğünden yararlanarak <em>eyleç </em>sözü türetilmiş ulayı bugün tüm yurtta kullanılmaktadır.</p>
<p>Bunlar güzel gelişmeler ançıp devletce yürütülen <em>sessiz dil devrimi</em> sakıncalı boyutlarda ilerlemektedir. Ülke Rusça egemenliğinden soñra devletce İngilizce egemenliğine sürüklenmektedir. Tüm kamu kuruluşlarınıñ giriş kapılarınıñ yanlarına biri Azerbaycan Türkçesi öbürü İngilizce olmak üzere iki tabela asılmaktadır. Özel şirketler yapsa añlarım da kamu kurumlarındakı bu uygulamaya hiçbir biçimde añlam verememekteyim.</p>
<p><strong>Gökbey ULUÇ &#8211; Bakü</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/azerbaycanda-sessiz-dil-devrimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Dillerindeki Ayrım Neden Oluştu?</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/turk-dillerindeki-ayrim-neden-olustu/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/turk-dillerindeki-ayrim-neden-olustu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 19:58:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[ağızlar lehçeler]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[azerice]]></category>
		<category><![CDATA[çakmak]]></category>
		<category><![CDATA[dillerin oluşumu]]></category>
		<category><![CDATA[öyküleme]]></category>
		<category><![CDATA[su kızdıran]]></category>
		<category><![CDATA[türk dilleri]]></category>
		<category><![CDATA[yandıran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=741</guid>
		<description><![CDATA[<em>Dönemin geniş bozkırlarına yayılan Türklerden iki öbek varmış. Bunlardan biri kızıl çadır öbürü de </em><em>ak çadır kullanırmış. Gün gelmiş çakmak taşını bulmuşlar. Kullanımının yararlı olduğunu gördükten sonra toplum arasında yaygınlaştırmışlar. Ançıp bu aygıta bir ad vermek gerekiyormuş. Ak sakallar kurulu toplanmış. Kızıl çadırlı Türkler söz almış; </em><em>

- Biz bu taşları birbirine çaktık, kıvılcım çıktı. Öyle ise bunun adı <strong>çakmak</strong> olsun.  Hem </em><em>I. Yemek Adları Kurultayı'nda ana-bacılarımız </em><em>dolma, sarma, kıyma gibi eylem köklerini kullanarak adlandırma yapmışlardı. Bu adlandırma geleneğini sürdürelim.

Karşı çıkan ak çadırlıların başı ayağa kalkmış;

- Olmaz! Bunlar elimizdeki nesneleri yakmaya yarıyor. Bu nedenle bizim önerimiz; <strong>yandıran</strong>'dır.</em>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Iğdır&#8217;da Türkçe konuşan biri Astana&#8217;da, Taşkent&#8217;de konuşan birini anlamakta zorluk çeker. Oysa her ikisi de aynı dili konuşmaktadır. Peki, ne oldu da araya ayrımlar girdi, anlaşılmazlık doğdu?</p>
<p>İşin özünü incelediğimizde, nedenin çok masum olduğunu görmekteyiz; <strong>yorum ayrımı, bakış açısı</strong>.</p>
<p>Çakmağın kibritten daha önce bulunduğunu biliyoruz. Çünkü çakmağın bulunuşundan birkaç saniye sonra od demeli ateş bulunmuştur. İki nesneyi birbirine sürtüp, sürtünme ısısı ile od çıkarmanın daha önce olduğu söylenebilir. Ancak bu çok uzun sürdüğünden ilk önce çakmak taşlarının kullanılması daha usa yatkın duruyor. Gelelim o dönemki soydaşlarımızın bu işe nasıl ad verdikleri konusuna&#8230; Bunu bir <strong>öyküleme yaparak</strong> anlatmak istiyorum.</p>
<p><em>Dönemin geniş bozkırlarına yayılan Türklerden iki öbek varmış. Bunlardan biri kızıl çadır öbürü de </em><em>ak çadır kullanırmış. Gün gelmiş çakmak taşını bulmuşlar. Kullanımının yararlı olduğunu gördükten sonra toplum arasında yaygınlaştırmışlar. Ançıp bu aygıta bir ad vermek gerekiyormuş. Ak sakallar kurulu toplanmış. Kızıl çadırlı Türkler söz almış;</em></p>
<p><em>- Biz bu taşları birbirine çaktık, kıvılcım çıktı. Öyle ise bunun adı <strong>çakmak</strong> olsun.  Hem </em><em>I. Yemek Adları Kurultayı&#8217;nda¹ ana-bacılarımız </em><em>dolma, sarma, kıyma gibi eylem köklerini kullanarak adlandırma yapmışlardı. Bu adlandırma geleneğini sürdürelim.</em></p>
<p><em>Karşı çıkan ak çadırlıların başı ayağa kalkmış;</em></p>
<p><em>- Olmaz! Bunlar elimizdeki nesneleri yakmaya yarıyor. Bu nedenle bizim önerimiz; <strong>yandıran</strong>&#8216;dır.</em></p>
<p><em>Bu iki öbek anlaşamamış ançıp önerdikleri sözcükler günümüze değin kullanılıp gelmiş. Kızıl çadırlılar Anadolu&#8217;ya göç edip gelmiş, ak çadırlılar da Kafkaslara&#8230; Türkiye&#8217;de <strong>çakmak</strong> olarak kullanılan sözcük, Azerbaycan&#8217;da <strong>yandıran</strong> olarak bilinmiş. Böylece aynı nesnenin aynı ulusca iki ayrı adı olmuş.</em></p>
<p>Yukarıdakı kısa öykülemede, sıradan bir örnek verildi. Aynı us yürütümü tüm sözcükler için geçerlidir. Biri &#8220;<strong>bilgisayar&#8221;</strong> demiş öbürü &#8220;olmaz, özgün adı <strong>kompüter</strong>dir biz de öyle demeliyiz&#8221; demiş. Biri <strong>&#8220;şofben&#8221;</strong> demiş öbürü &#8220;olmaz bu suyu kızdırıp ısıtıyor adı da <strong>su kızdıran²</strong> olsun&#8221; demiş. Böyle sürüp gitmiş ulayı gitmektedir de&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><strong>Gökbey ULUÇ</strong></p>
<p>________________<br />
[1]<em> Böyle bir kurultay hiçbir oğur olmadı.<br />
</em>[2]<em> Azerbaycan&#8217;da şofben için kullanılan sözcük.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/turk-dillerindeki-ayrim-neden-olustu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sözcükler Terleyebilir mi?</title>
		<link>http://turkcesivarken.com/sozcukler-terleyebilir-mi/</link>
		<comments>http://turkcesivarken.com/sozcukler-terleyebilir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 23:08:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökbey ULUÇ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[arı böcek]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[azerice]]></category>
		<category><![CDATA[göktürkçe]]></category>
		<category><![CDATA[sözcük kökeni]]></category>
		<category><![CDATA[terk]]></category>
		<category><![CDATA[turkey]]></category>
		<category><![CDATA[türük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkcesivarken.com/?p=727</guid>
		<description><![CDATA[Türkçede iki ünsüzün yanyana gelmediğini biliyoruz. Öyle ise <strong>terk</strong> sözcüğü nasıl Türk kökenli oluyor?

Bu tür sözcükler dilimizde epeyce bulunmaktadır. En kolayından<strong> Türk</strong> sözcüğünün kendisi var. Ançıp köken araştırması yapıldığında işin özünü bilmek kişiyi sevindiriyor.

Göktürkçe'de Türk sözcüğü <img class="alignnone" title="türük" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2009/06/turuk.png" alt="" width="39" height="16" /> (türük) gibi kullanılmakta idi. [...]

Mısır ülkesinin adı örneğin. Bitki adı olarak da kullanılır. İşin özü şudur; Mısır'dan gelen bu yeni bitkiye <strong>mısır buğdayı</strong> denmiştir. Bir süre sonra buğday sözcüğü kullanımdan düşmüş ulayı mısır kalmıştır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkçede iki ünsüzün yanyana gelmediğini biliyoruz. Öyle ise <strong>terk</strong> sözcüğü nasıl Türk kökenli oluyor?</p>
<p>Bu tür sözcükler dilimizde epeyce bulunmaktadır. En kolayından<strong> Türk</strong> sözcüğünün kendisi var. Ançıp köken araştırması yapıldığında işin özünü bilmek kişiyi sevindiriyor.</p>
<p>Göktürkçe&#8217;de Türk sözcüğü <img class="alignnone" title="türük" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2009/06/turuk.png" alt="" width="39" height="16" /> (türük) gibi kullanılmakta idi. Bu yüzden bir sorun yokdu. Oğur içinde son seslemdeki /ü/ ünlüsü düşmüş ulayı <strong>Türk</strong> olmuştur. Türük sözcüğündeki /ük/ eki, kır<strong>ık</strong>-sök<strong>ük</strong> gibi sözcüklerde geçen eylemden ad yapan ekin kendisidir. Kırık kırılmış, sökük sökülmüş gibi türük de türemiş anlamına gelmektedir. Bu kökenlemenin ayrıntısı uzun süreceğinden, konu dağılmasın diye kısa kesiyorum.</p>
<p><strong>Terk</strong> sözcüğünün de eski dilde <strong>terik</strong> (<a href="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/01/terik.png"><img class="alignnone size-full wp-image-735" title="terik" src="http://turkcesivarken.com/wp-content/uploads/2010/01/terik.png" alt="" width="30" height="17" /></a>) olduğunu düşünüyorum. İlk seslemde /e/ olduğu için sonrasındakı dudak benzerliğinden /i/ olmalıdır. Bu da az önce dediğim kırık-sökük sözcükleri ile eştir. Kırık kırılmış, sökük sökülmüş, terik terlemiş&#8230; Evet, terlemiş anlamına geliyor. Biraz düşündüğümüzde <strong>ter</strong> sözcüğü ile de aynı anlama geldiğini görmekteyiz. Ter; eğnimizi terk eden sıvıya denir. Demeli eğnimizdeki sıvı yerini terk ediyor ulayı terlemiş oluyor. Bana göre eskiden bu sözcük <strong>terik sıvı</strong> idi. Sıvı sözcüğü bir süre sonra kullanımdan düştü ulayı terik önadı (sıfatı) tek başına bu kavramı karşılamaya başladı.</p>
<p>Bu sizi şaşırtmasın. <em>&#8220;Aydan arı, sudan duru&#8221;</em> deyimimize göre. Burada geçen <strong>arı</strong> sözcüğünün bildiğimiz bal üreten böcek ile hiç bir ilgisi yoktur. Kaşgârlı Mahmut, Divanı Lügatit Türk betiğinde arı sözcüğünü <strong>temiz, saf</strong> olarak vermiştir. Bu yüzden bu sözcük bir önaddır. <strong>Arı böcek</strong> sözcüğündeki böcek sözü düşmüş yalnızca arı kalmıştır. Atalarımız bunlara arı demeli saf, temiz demişlerdir çünkü bunlar son derece arınıklardır. Her bir arı öz kovanına girmeden önce ayaklarını bile temizler. Dışarıda gezerken çiçeklere konarlar, mındar dediğimiz nenlere yaklaşmazlar.</p>
<p>Bu tür örneklerden bayağı vardır dilimizde. Mısır ülkesinin adı örneğin. Bitki adı olarak da kullanılır. İşin özü şudur; Mısır&#8217;dan gelen bu yeni bitkiye <strong>mısır buğdayı</strong> denmiştir. Bir süre sonra buğday sözcüğü kullanımdan düşmüş ulayı mısır kalmıştır.</p>
<p>Bu konuda çok önemli bir örnek daha var. Azerbaycan Türklerinin <strong>hindtoyuğu, hindxoruzu</strong> dediği diriye bir oğurlar biz de öyle diyorduk. Tavuk (toyuq) sözcüğü bizde düşmüş hind (hindi) tek başına kullanılır olmuş. Az önce dediğimiz mısır buğdayı örneğindeki gibi oldu. İlginç olan, bu diri bizden de İngilizlere gitmiş. Onlar da <strong>türkiye kuşu</strong> diye adlandırmışlar. Öngöreceğiniz gibi kuş sözcüğü düşmüş, yalnızca türkiye kalmış. O da bugün <strong>turkey</strong> olarak hem diriyi hem de ülkemizin adını simgelemektedir. Bu nedenle kimilerinin dediği gibi &#8220;<em>İngilizler bizimle dalga geçiyor</em>&#8221; sözünü taplamıyorum.</p>
<p>Artık diyebiliriz; <strong>sözcükler de terleyebilir</strong>. Çünkü terlemek sözcüğünün ıraklaşmak, uzaklaşmak, terk etmek anlamları olduğunu biliyoruz. Az önce verdiğim örnekleri usunuza getirin. Onlar iki sözcükten oluşuyorlardı. Biri terk etti yoldaşını, tıpkı eğnimizi terleyip, terk eden sıvı gibi&#8230;</p>
<p>________________<br />
<strong>Gökbey ULUÇ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkcesivarken.com/sozcukler-terleyebilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

