İstanbul, Türkiye
bilgi@turkcesivarken.com

Etiket: azerbaycan

III. Göktürkçe Kursu da Bitti

2011 yılından bu yana Türk damgalarınıñ öğrenilmesi adına çalışmalarda bulunuyor; kurs açıyor, toplu öğrenimlerin olmasını sağlıyorum. İlk kursumu (bundan böyle öğrenek diyeceğim) 2011 yılında Iğdır’da çocuklara géçmiştim.[1] Buradaki deneyimlerimi bir günlüğe yazmış, hangi damganıñ daha öncelikli öğretilmesi gerektiğini, hangisiniñ öğrenme güçlüğünüñ ne düzeyde olduğunu birbir belirlemiş, öğretim süreci için bir yordam çıkarmıştım. 2012 yılınıñ soñlarına…
Devamı

Bakü’de Göktürkçe Kursu

Azerbaycan’ıñ başkenti Bakü’de 8 Ocak 2013’te Göktürkçe öğreneğine (kursuna) başladık. 29 Ocak’taki yazılı sınavla da bitirdik. 2011 yazında Iğdır’da obamızdaki çocuklara vérdiğim öğrenek deneyimine güvenerek, böyle bir girişimde bulunma yönünde düşünce belirdi önce. Bunu, Türkem Dersanesi’niñ yönetimine bildirdiğimde olumlu karşıladılar. Elnur Manafov bey, sağolsun dersaneniñ tüm olanaklarını sundu. Böylece biz de, Aralık 2012’de bol bol…
Devamı

Azerbaycan’da Özleşmeye Bakış Açısı

Daha önceki bir yazımda[1] Azerbaycan’da özleşme akımıñdan daha doğrusu gizli bir dil devrimi olduğundan söz étmiştim. Toplum arasında özleşme varken yétkili kişilerde, yüksek orunlarda olanlarda ise Rusça’dan İngilizce’ye doğru bir akım olduğu gözle görülmektedir. Özleşmeyi yalnızca kendimiz için istemek, kuşkusuz çok sığ bir bakış olur. Ben, özellikle tüm Türk soylu uluslarıñ özleşme akımına katılmasını istiyorum.…
Devamı

Azerbaycan’da Sessiz Dil Devrimi

Bakacak yayınlarınıñ Azerbaycan’da özgür olduğu dönemler, kimbilir kimseniñ ayrımında olmadan sessiz bir devrimi başlattı. Şuan için diyebilirim, tüm Azerbaycan toplumu İstanbul Türkçesini añlıyor. Genç kuşağın kimi öy kendi aralarında İstanbul ağzında konuştukları da oluyor, ne var ki yaşlılar añlamasına karşın, konuşamıyorlar, konuştuklarında da gülmeli oluyor. […]

Türk Dillerindeki Ayrım Neden Oluştu?

Dönemin geniş bozkırlarına yayılan Türklerden iki öbek varmış. Bunlardan biri kızıl çadır öbürü de ak çadır kullanırmış. Gün gelmiş çakmak taşını bulmuşlar. Kullanımının yararlı olduğunu gördükten sonra toplum arasında yaygınlaştırmışlar. Ançıp bu aygıta bir ad vermek gerekiyormuş. Ak sakallar kurulu toplanmış. Kızıl çadırlı Türkler söz almış;

– Biz bu taşları birbirine çaktık, kıvılcım çıktı. Öyle ise bunun adı çakmak olsun. Hem I. Yemek Adları Kurultayı’nda ana-bacılarımız dolma, sarma, kıyma gibi eylem köklerini kullanarak adlandırma yapmışlardı. Bu adlandırma geleneğini sürdürelim.

Karşı çıkan ak çadırlıların başı ayağa kalkmış;

– Olmaz! Bunlar elimizdeki nesneleri yakmaya yarıyor. Bu nedenle bizim önerimiz; yandıran‘dır.

Sözcükler Terleyebilir mi?

Türkçede iki ünsüzün yanyana gelmediğini biliyoruz. Öyle ise terk sözcüğü nasıl Türk kökenli oluyor?

Bu tür sözcükler dilimizde epeyce bulunmaktadır. En kolayından Türk sözcüğünün kendisi var. Ançıp köken araştırması yapıldığında işin özünü bilmek kişiyi sevindiriyor.

Göktürkçe’de Türk sözcüğü (türük) gibi kullanılmakta idi. […]

Mısır ülkesinin adı örneğin. Bitki adı olarak da kullanılır. İşin özü şudur; Mısır’dan gelen bu yeni bitkiye mısır buğdayı denmiştir. Bir süre sonra buğday sözcüğü kullanımdan düşmüş ulayı mısır kalmıştır. […]