İstanbul, Türkiye
bilgi@turkcesivarken.com

Blog

Dil Derneği’nin Çapulcu Konusundaki Ciddiyetsizliği

Türkiye sıradışı günlerden geçiyor. Bir yanda demokratik tepkilerini bugüne dek görülmemiş barışçıl ve mizahlı tavırla ortaya koyan bir topluluk, öbür yanda büyüteçle şiddet olayları arayan, bütün güzellikleri görmezden gelmeye gayret eden, hükûmete karşı olanlarla devlete karşı olanları kasten ayırmayan iktidar ve yanlıları. Demokrasimizin derekesi kılavuz istemediği gibi medyamızın hâli de aynen meydana çıktı. Üç maymunu…
Devamı

Türklerde “güç” ile ilgili sözcükler (II)

  Önceki yazıda Türkleriñ ulusal oynu olan güreşten yola çıkıp güç, gür, güt- sözcükleriniñ Eski Türkçe *kǖ- (korumak) sözcüğünden geliyor olabileceğini öne sürmüştük (bunu yapabilmek için Çuvaşçadaki ipuçlarına dayanarak gür sözcüğünüñ uzun /ü/’lü biçimden geldiğini varsaymıştık). Elimizdeki ésin kaynağı Türklerdeki güç kavramıyla korumak kavramınıñ ilişkisiydi. Bu yazımızda ise ayakta durmak ve diz kavramlarınıñ güç ile…
Devamı

Tañrı adı üzerine

06 Şubat 2008’de yazmış olduğum bir yazıyı güncelleyerek aktarmak isterim. Kimileri, Tañrı adınıñ kullanılmasına karşı olduklarını söylerler. Tañrı demenin günah olduğunu savunurlar. Tañrı adının kullanılmaması gerektiğini düşünenlerin kendilerince öñe sürdükleri gerekçeleri birkaç maddede toparlanabilir; 1) Tañrı adı Türkleriñ eski dini olan Teñricilik inancından gelen bir addır, bu nedenle kullanılması uygun olmaz. 2) Tañrı adı, 99 Güzel Ad (Esmâ’ûl Hûsnâ) içinde olmadığından kullanılması…
Devamı

İngilizce Salgını ile Türkçenin Geleceği

İlkin bilinen kimi gerçekleri anımsatmada yarar görüyorum: İngilizce, 19. yüzyılda güdülen İngiliz sömürgeciliğiyle uluslararası bir dil durumuna gelmiştir; İkinci Yeryüzü Savaşından sonraysa Amerikan yayılmacılığıyla en önemli dil sayılır olmuştur. Ülkemiz 1950’den başlayarak Amerikancılığın etkisi altına girdiğinden/sokulduğundan, İngilizce önce birinci yad1 dil konumuna erişti. Bunun ardınca İngilizce öğretim yapan özel okullar çoğaldı. 1980’den beriyse ipin ucu…
Devamı

“Türkçeniñ Dil Ailesi” yazısına éleştiri

Alp Temirbek adlı yazarımızıñ “Türkçeniñ Dil Ailesi” başlıklı yazısında Türkçeniñ hangi dil ailesine üye olduğu tartışılmış. Köşe yazarımız ve çok eskiden béri üyemiz olan Alp Temirbek’e göre, Türkçeniñ önceden Ural-Altay Dil Ailesine üye olduğu sanılmaktayken soñradan Ural Dil Ailesiniñ ayrık bir dil öbeği olduğu añlaşılmış. Ardından Temirbek, içinde Türkçeniñ de olduğu gériye kalan dilleriñ bulunduğu…
Devamı

Okumak Ya Da Okumamak

Kişi bilgi edinmek; başkalarının duygularını, düşüncelerini öğrenmek için okur. Doğallıkla okursa… Okumak kendimizi geliştirmeyi, öğrenme ongunluğunu duymayı, yazınsal tat almayı sağlar. Demek yerinizde saymamak, eşdeyişle “bilişsel” bakımdan ilerlemek istiyorsanız okursunuz. Yazın yapıtlarıysa okura verdiği tat yanında acıma, anlayış ile eşduygu1 kazandırır. Hiç okumaksızın aydın olun(a)maz. Okuma araçları ile yöntemleri ayrımlılaşsa da okuma eylemi geçilmezliğini –…
Devamı

Özleştirme, Türk Dillerini Bölüyor mu?

Yad kökenli sözcükleriñ yérine anadilimizden karşılıklar buluyor, diriltiyor, türetiyoruz diye, kimileyin işitilmedik söz bırakmayanlar oluyor. “Efendim; biz özleşiyoruz ancak, öbür Türk yurtları ile aramızda uçurum oluşuyor, birbirimizden ayrılıyoruz. Dolayısıyla bu yaptığınız, dili geliştirmek déğil, baltalamak oluyor.”  Bunuñla yétinmeyip, satkın (hain) yapanlar da bulunmaktadır. Daha ileri gidip, dışgüçlerce beslendiğimizi, onlara çalıştığımızı, onlardan akça aldığımızı diyenler de…
Devamı

Türkçeniñ Dil Ailesi

Türkçeniñ hañgi dil ailesine mensup olduğu kimi çevrelerce hâlâ tartışılmaktadır. Türkçe, kimilerine göre Ural-Altay Dil Ailesine mensuptur. Ancak bu görüş yañlıştır, çünkü Ural-Altay Dilleri Ailesi diye bir dil ailesi olmadığı, Ural Dilleri Ailesiniñ müstakil bir dil ailesi olduğu saptanmıştır. Bu görüşüñ yañlışlığı añlaşıldıktan soñra, Türkçeniñ Altay Dilleri Ailesine mensup olduğu söylenmeye başlandı. Ancak, yaklaşık 50…
Devamı

III. Göktürkçe Kursu da Bitti

2011 yılından bu yana Türk damgalarınıñ öğrenilmesi adına çalışmalarda bulunuyor; kurs açıyor, toplu öğrenimlerin olmasını sağlıyorum. İlk kursumu (bundan böyle öğrenek diyeceğim) 2011 yılında Iğdır’da çocuklara géçmiştim.[1] Buradaki deneyimlerimi bir günlüğe yazmış, hangi damganıñ daha öncelikli öğretilmesi gerektiğini, hangisiniñ öğrenme güçlüğünüñ ne düzeyde olduğunu birbir belirlemiş, öğretim süreci için bir yordam çıkarmıştım. 2012 yılınıñ soñlarına…
Devamı