İstanbul, Türkiye
bilgi@turkcesivarken.com

Bir sözcük dile nasıl yerleşir?

Bugün (Eylül 26, 2008) dolmuşta yaşadığım kısa bir ânı sizlerle paylaşacağım.

İkitelli’ye* doğru yol alırken, dolmuşun arka taraflarından bir ses geldi;

-Kaptan bizi hospitalda indir.

Dolmuş sürücüsü dikiz aynasından geriye doğru bakıp;

-Hangi hospital? diye sordu. Kısa bir duraklamadan sonra:

-Burada üç hospital var. İstanbul, Batı Bahat, Zeynep Hatun…
diye sıraladı.

Konuşma biraz daha sürdü, kavşıtıñı (adresini) tam bilmeyen bayan, sürücüyü epey uğraştırdı.

Konuşmada geçen “hospital” sözcüğü, yediden yetmişe saybireyin (herkesin) bildiği “hastahane“nin karşılığı…

Gerçi hastahane sözcüğü de bizim için yad bir söz ancak böylesine kök salmış bir sözcüğün bu denli kolay yer değişimi düşündürücü olmalı.

Kök salmış yad sözlere karşılık önerdiğimizde, eleştiri alıyoruz. Dudak büzüp, burunlarıñı havaya kaldırarak;

– Ama o Türkçeleşmiş !

diyenlerin bu gibi durumlara söyleyecek sözleri var mıdır ?

Yoktur, olamaz da. Amaç; konuşmak olsun.

Bu yüzden, türetilen sözcüklere mırın kırın edenleri abaya (dikkate) almayıñız. Siz, olabildiğince Türkçe konuşmaya çalışın, yad sözleri özüne döndürmeye çalışın. Yukarıda verdiğim kısa bir örnek bile, kök salmış sözcüklerin, alt tabakaya dek ulaşıp değiştiğe dair bir kanıttı; burada neden “hospital” yerine “sayrıtay” olmasın? Bunun üzerine biraz düşünmenizi isterim.

Metamorfoz sözü bize ne kadar yadsa, merhaba sözü de o kadar yaddır. “Bu yeni girdi, bu kök saldı…” gibi sözlerle kendimizi kandırmayalım. Arı bir dil için el ele çalışalım.

Konu başlığından sorduğum sorunun yanıtına gelirsek;
Kullanırsan girer.

Gökbey ULUÇ

___________

dipçe : *İkitelli : İstanbul’un Küçükçekmece ilçesine bağlı uramı (mahallesi)

 

Bir cevap

  1. avatar adsız dedi ki:

    Çok içten ve samimi buldum yazınızı. tebrik ederim, güzel tespit…

Yorumlar kapatıldı.