Azerbaycan’da Özleşmeye Bakış Açısı Daha béğeni yapılmamış.

Daha önceki bir yazımda[1] Azerbaycan’da özleşme akımıñdan daha doğrusu gizli bir dil devrimi olduğundan söz étmiştim. Toplum arasında özleşme varken yétkili kişilerde, yüksek orunlarda olanlarda ise Rusça’dan İngilizce’ye doğru bir akım olduğu gözle görülmektedir.

Özleşmeyi yalnızca kendimiz için istemek, kuşkusuz çok sığ bir bakış olur. Ben, özellikle tüm Türk soylu uluslarıñ özleşme akımına katılmasını istiyorum. Ortak Türk Dili diye kendimizi yiyip bitirdiğimiz bir konu da eñ usa yatkın yoluñ bu olduğu su götürmez bir gérçek. Kimiñ ağzı ortak olacak? Kim kime uyarlanacak? Yoksa Türk dilleriniñ bir karması yapıplıp yapay bir dil mi yaratılacak? Soruları çoğaltabiliriz; yanıtlamamak koşulu ile. Daha doğrusu göreceli yanıtlarla. Oysa özleşme olduğunda istifade etmek diyen Azeriler dillerine uyarlanmış olarak qullanmaq sözcüğünü alacaklar. Yazıda olmasa da konuşmada ortaklık sağlanacaktır eñ azından. Bir süre soñra bu yazıya da yansıyacak, dönemiñ eñ güçlü ağzına göre toplumlarıñ kendileri yönelecektir.

***

Onbirinci ayın yédisinde Türküstan çavlığında gördüğüm bir çav ilgimi çekmişti; orada bir çavlık sorumlusunuñ, yazarlara kullandıkları Türkçe sözcüklerden dolayı sözcük başına 1 manat (~2 lira) kıyın vérdiğini yazıyordu. Bu ülkedeki Türkçü kesimiñ tepki vérmesine, şaşkınlığına yol açsa da benim için sıradan, hatta güzel bir çavdı.

Güzel gelmişti çünkü o sorumlunuñ böyle davranıyor olması, orada özleşme olduğunuñ, hatta onlara göre tehlikeli duruma çıktığınıñ eñ büyük somut kanıtıdır. Çekinceleri olduğu için bu yaptıkları da bir bakıma doğaldır, işimiziñ yolunda gittiğini bilerek bunuñla sévinip övünebiliriz.

Bu akımı Azerbaycan’da gözlerimle görmek, duymak beni hep heyecanlandırıyor. Çünkü bizdeki dil devriminiñ 60’lı yıllarındaki durumu olduğu gibi yansıtan bir yapıları var. Sürecin içinde olmak, gidişine étki édenlerden olmaktan duyduğum mutluluğu da belirtmek istiyorum.

Orta yaşlı yazarlar, özellikle de genç yazarlar yad sözcükler yérine anadilden sözcükleri séçmeye özen gösteriyor, bétiklerinde bunu yapmaktan övünç duyuyorlar. Hatta, Yad Dilde adlı bétiğinde yazar Perviz, tüm öykü kahramanlarınıñ adını Dede Korkut öyküsünde géçen adlardan séçmişti de bunuñla övünç duymuştu.

Bunlarla birlikte diyebilirim ki, burada olan özleşme akımınıñ kesintiye uğramadan gitmesi durumunda bir öngörü olarak 2040 yılına dek İstanbul Türkçesi durumuna çıkabilir.

dipçe:
[1] http://kokturukce.blogspot.com/2010/02/azerbaycanda-sessiz-dil-devrimi.html

<b>Değerleme:</b>

Comments are closed.